Haberler
Regülasyon Haberleri
Regülasyon Haberleri
Regülasyon ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Regülasyon hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
Rusya’dan Stratejik Hamle: Kripto ile Dış Ticaret Başlıyor
Rusya’da kripto paralar dış ticarette kullanılmak üzere yasal çerçeveye alınıyor. Rusya Maliye Bakanlığı ile Merkez Bannkası 21 Ekim 2025 tarihinde yaptıkları ortak açıklamada, kripto paraların uluslararası ticaret ödemelerinde kullanılmasına ilişkin düzenleme üzerinde anlaştıklarını duyurdu.Rusya’dan kripto para adımıMaliye Bakanı Anton Siluanov, düzenleme ile birlikte kripto para alanının yasallaşacağını, faaliyetlerin yasal zemine taşınacağını ve kontrol mekanizmalarının güçlendirileceğini belirtti. “Bu alanın yasallaştırılması, faaliyetler için yasal düzenleme getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Böylece Rosfinmonitoring (Rusya Mali Denetim Servisi (Federal Financial Monitoring Service), ülkenin kara para aklama ve terör finansmanı ile mücadele birimi) ve kontrol servisleriyle birlikte bu alanda düzeni sağlayabileceğiz.” dedi.Yeni düzenleme, Rusya’nın finans ve dış ticaret stratejisindeki önemli bir kırılmayı işaret ediyor. Artık kripto paralar geleneksel ödeme kanallarının dışında bir alternatif olarak kabul edilecek; düzenleyici yapı ise bu piyasayı kontrol altında tutmayı hedefliyor. Siluanov’a göre ilgili altyapı devlet gözetiminde olacak, yatırımcılar için belirli kriterler devreye girecek.Bununla birlikte Rusya’da bu hamle, yalnızca bir finansal düzenleme değil, aynı zamanda uluslararası yaptırım baskıları altında şekillenen bir stratejinin parçası olarak görülüyor. Uzun zamandır çeşitli yaptırımların hedefi olan Moskova için kripto paraların bir “alternatif ödeme aracı” olarak kullanılması dikkat çekici. Araştırmalara göre, Rusya dış ticaretinde dolar ve avro gibi geleneksel para birimlerine duyduğu bağımlılığı azaltmak için kripto ve diğer sistematik ödeme modellerine yöneliyor.Piyasaya ve kriptoya etkileriBu adımın özellikle Bitcoin ve Ethereum gibi büyük kripto varlıkların işlem hacmine dolaylı yoldan etkide bulunma potansiyeli var. Uluslararası ödemelerde kripto para kullanımının artması, likidite kanallarını değiştirebilir. Öte yandan düzenleyici gözetimin ciddi olması, hem yatırımcı güvenini artırabilir hem de yeni riskleri doğurabilir.Rusya’nın yıllardır kripto paralara temkinli yaklaştığı biliniyor. Ancak geçtiğimiz dönemde dış ticaret kanallarında kripto kullanımına dair pilot uygulamalar olduğu ifade ediliyordu. Şimdi ise bu uygulama yasal düzenleme ile desteklenmiş olacak. Yürürlüğe giren tasarıya göre kripto paraların dış ticarette kullanılabilmesi için:Operasyonların devlet denetimli bir sistem üzerinden yürütülmesi;Katılımcı şirketlerin ve yatırımcıların belirlenmiş kriterleri karşılaması;Anti-kara para aklama (AML) ve müşteri tanıma (KYC) mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor.Ayrıca Rusya, kripto para faaliyetlerinin tamamen serbest olduğu bir ortam değil; düzenleme kapsamında kapsama alınan şirket ve işlemler sıkı gözetim altında olacak. Bu da risk ve fırsatların birlikte değerlendirilmesi gereken bir tablo sunuyor.Rusya’nın bu yönelimi, küresel finans sisteminin geleneksel kanallarından uzaklaşma ve alternatif ödeme yöntemlerine yönelme eğilimini yansıtıyor. Bilindiği üzere yaptırımlar, ülkenin karşı olduğu finansal sistemlere erişimini kısıtlamış durumda. Bu şartlar altında kripto paralar, ticaret ve ödemelerde esneklik sağlayabilecek bir seçenek haline geliyor.

Hong Kong’dan Tarihi Adım: İlk Solana ETF’i Onaylandı
Hong Kong Menkul Kıymetler ve Vadeli İşlemler Komisyonu (SFC), Solana (SOL) için Asya’nın ilk spot ETF’ine onay verdi. Bu adım, Bitcoin ve Ethereum ETF’lerinden sonra bölgeye üçüncü kripto spot ETF’sini kazandırdı.Solana için Hong Kong’dan müjdeChina Asset Management (Hong Kong) tarafından yönetilen fon, 27 Ekim’de işlem görmeye başlayacak. Hong Kong Economic Times’ın haberine göre ETF, OSL Exchange üzerinde listelenecek; saklama ve takas işlemleri OSL Digital Securities tarafından yürütülecek. Her işlem birimi 100 hisse içerecek ve minimum yatırım tutarı yaklaşık 100 dolar (yaklaşık 780 Hong Kong doları) olacak.Yeni ürün, Bitcoin ve Ethereum spot ETF’lerinin ardından onaylanan ilk Solana fonu olma özelliğini taşıyor. ChinaAMC, böylece Asya’da ve ABD’de aynı anda SOL tabanlı bir fonu piyasaya sunan ilk yönetici konumuna geldi. Fonun yönetim ücreti yüzde 0,99 olarak belirlenirken, saklama ve idari giderler toplam net varlık değerinin yüzde 1’i ile sınırlandırıldı. Toplam yıllık gider oranı yüzde 1,99 seviyesinde olacak. ETF’in yatırımcılara temettü dağıtması beklenmiyor.Solana, kripto piyasasında yaklaşık 100,8 milyar dolarlık piyasa değeriyle altıncı sırada yer alıyor. Bitcoin, Ethereum, Tether, Binance Coin ve Ripple’ın ardından gelen SOL, USDC’nin önünde bulunuyor. Çin AMC’nin açıklamasına göre SOL, merkeziyetsiz ve açık kaynaklı bir ağın yerel token’ı olarak kullanılıyor; değeri herhangi bir kurum tarafından desteklenmiyor, tamamen arz-talep dengesiyle belirleniyor.Hong Kong, bu adımıyla, şehir yönetiminin kripto varlık piyasasında bireysel yatırımcılara daha fazla erişim sağlıyor. Yatırımcılar, düşük tutarlı girişlerle de Solana ETF’ine yatırım yapabilecek. Yani bu durum, Hong Kong’un “düzenlenmiş ama erişilebilir” kripto piyasası vizyonuna paralel.Solana ETF’lerinin küresel ölçekte de hız kazandığı görülüyor. ABD’de 21Shares tarafından sunulan Solana Spot ETF, bu ayın başlarında Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) tarafından onaylandı. Ürün, Solana’nın spot fiyatına doğrudan erişim sunarken staking özelliklerini de destekleyebilir; bu da kurumsal talebi artırma potansiyeline sahip.VanEck, Bitwise, Grayscale, Franklin Templeton, Fidelity ve CoinShares gibi büyük fon yöneticileri de benzer Solana ETF başvurularına onay aldı. Bu durum, Solana’nın kurumsal yatırım ekosistemindeki konumunu güçlendiriyor.Solana, yıl başından bu yana Bitcoin ve Ethereum’a kıyasla daha zayıf bir performans sergilese de, artan ETF ilgisi ve düzenleyici onayların ardı ardına gelmesiyle yeniden yatırımcı radarına girmiş durumda. 2025’in son çeyreğinde Solana’nın ETF onaylarının etkisiyle fiyat hareketliliğinin yeniden ivme kazanması söz konusu. Yazım sırasında SOL fiyatı yüzde 0.7’lik hafif bir düşüş ile 184 dolar civarında.

Fed Yarın Toplanıyor: Gündem Bitcoin ve Stablecoin’ler
ABD Merkez Bankası (Fed), ödemeler alanında yeni teknolojilerin geleceğini tartışmak üzere 21 Ekim’de “Payments Innovation Conference” adlı bir konferans düzenleyecek. Etkinlikte Bitcoin, stablecoin’ler ve blockchain tabanlı ödeme sistemleri masaya yatırılacak. Bu gelişme, ABD’de dijital varlıkların finansal sistem içindeki rolüne dair yaklaşımda önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.Fed, kripto paraları masaya yatırıyorFed’in 3 Eylül’de yaptığı açıklamaya göre konferans, 21 Ekim’de regülatörleri, finans kurumlarını ve teknoloji uzmanlarını bir araya getirecek. Etkinliğin ana teması, geleneksel finans ile merkeziyetsiz finansın kesişim noktaları, stablecoin kullanım alanları, yapay zekânın ödemeler üzerindeki etkisi ve finansal ürünlerin tokenizasyonu olacak. Konferansın açılışında konuşacak olan Fed yetkilisi Christopher J. Waller, “Tüketicilerin ve işletmelerin değişen ihtiyaçlarını karşılamak için ödemelerde inovasyon her zaman var oldu. Şimdi bu teknolojilerin fırsatlarını ve zorluklarını birlikte incelemenin zamanı” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD Merkez Bankası’nın uzun süredir mesafeli durduğu dijital varlıklara yönelik tonunun değiştiğini gösteriyor. Bugüne dek Bitcoin ve stablecoin’ler çoğunlukla spekülatif yatırım araçları veya regülasyon riski taşıyan unsurlar olarak görülüyordu. Ancak Fed’in resmi bir etkinlikte bu varlıkları finansal sistemin geleceğiyle birlikte ele alması, paradigmatik bir dönüşüm olarak yorumlanıyor. Özellikle stablecoin’lerin ödemelerde kullanılmasına dair düzenleyici çerçevenin netleşmesi, hem finansal kurumlar hem de teknoloji şirketleri için yeni fırsatların önünü açabilir.Kripto topluluğu, Fed’in bu adımını uzun vadede ABD finans sisteminde dijital varlıkların daha kurumsal bir zemine oturmasının umudu olarak görüyor. Etkinliğin gündemi yalnızca kripto paralarla sınırlı değil. Tokenizasyon, yapay zekâ destekli ödeme sistemleri ve merkezsiz finans altyapıları da tartışılacak başlıklar arasında. Uzmanlar, bu konuların Fed’in gelecekte dijital para ve ödemeler alanında atacağı adımlar için zemin hazırlayabileceğini düşünüyor. Özellikle stablecoin’lerin denetimi ve bankalar arası ödemelerdeki rolü konusunda çıkacak sonuçlar, sektör için oldukça önemli.Bu toplantının hemen ardından, 28-29 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı da piyasalar tarafından yakından izlenecek. Ekonomistler, Fed’in bu toplantıda faiz indirimi yönünde adım atabileceğini değerlendiriyor. Başkan Jerome Powell, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, bankanın “daha nötr bir politika duruşuna” geçtiğini belirtmişti. Ancak “nötr” ifadesinin hangi faiz aralığını kapsadığı konusunda üyeler arasında hâlâ fikir birliği bulunmuyor.Fed’in kripto paralara dair bakış açısındaki bu yumuşama, hem düzenleyici netlik hem de kurumsal katılım açısından dönüm noktası olabilir. Bitcoin ve stablecoin’lerin ödeme sistemleri içinde resmen tartışılması, ABD’nin dijital varlıklara yönelik politikalarında yeni bir sayfa açılabileceğinin sinyali olarak görülüyor.

Çarşamba Günü Washington’da Kripto Zirvesi: 10 Üst Düzey İsim Senato’ya Gidiyor
Washington bu hafta kripto dünyasının kalbi olacak. Coinbase, Ripple, Uniswap ve daha birçok devin yöneticileri, Senato’daki Demokrat isimlerle aynı masaya oturacak. Gündem net: DeFi düzenlemesiyle kızışan siyasi tansiyonu düşürmek ve kripto piyasasının geleceğini belirleyecek yasaları şekillendirmek.ABD’de önemli bir kripto para toplantısı yapılacak: Gözler 22 Ekim’deABD’de kripto endüstrisiyle siyaset arasındaki gerilim yeni bir aşamaya giriyor. Önde gelen kripto şirketlerinin yöneticileri, bu hafta Senato’daki Demokrat isimlerle bir araya gelerek piyasa yapısı mevzuatını tartışacak. Görüşmenin, DeFi (merkeziyetsiz finans) alanına yönelik tartışmalı bir düzenleme taslağının sızmasının ardından yapılması da dikkat çekici. Fox Business muhabiri Eleanor Terrett’in aktardığına göre, toplantı 22 Ekim Çarşamba günü Senatör Kirsten Gillibrand başkanlığında gerçekleştirilecek. Toplantının ABD saatiyle yapılması nedeniyle, Türkiye saatiyle akşam saatlerine ya da 23 Ekim’e sarkması muhtemel görünüyor. Gillibrand, uzun süredir kripto düzenlemeleri konusunda açık ve dengeli bir çerçeve oluşturulmasını savunan isimler arasında yer alıyor. 2023’te Cumhuriyetçi Senatör Cynthia Lummis ile birlikte “Responsible Financial Innovation Act” adlı yasa tasarısını hazırlamış ve stablecoin piyasasına yönelik GENIUS Act adlı düzenlemeye de öncülük etmişti.Toplantıya kimler katılıyor?Toplantıya katılması beklenen isimler arasında Coinbase CEO’su Brian Armstrong, Chainlink CEO’su Sergey Nazarov, Galaxy Digital CEO’su Mike Novogratz, Kraken CEO’su David Ripley, Uniswap kurucusu Hayden Adams, Circle Strateji Sorumlusu Dante Disparte, Ripple Hukuk Direktörü Stuart Alderoty, Jito CLO’su Rebecca Rettig, Solana Politika Enstitüsü Başkanı Kristin Smith ve Andreessen Horowitz (a16z) Hukuk Danışmanı Miles Jennings yer alıyor. Söz konusu toplantı, ABD Senatosu’nda Demokratlar tarafından hazırlanan ve geçtiğimiz günlerde sızdırılan “Merkeziyetsiz Finans Platformları Üzerinden Yasadışı Finansman ve Düzenleyici Arbitrajın Önlenmesi” başlıklı teklifin ardından gündeme geldi. Teklif, DeFi protokollerinde faaliyet gösteren veya bu protokollerden gelir elde eden herkesi “aracı” olarak tanımlıyor. Ayrıca tüm DeFi arayüzlerinin ve non-custodial (emanet tutmayan) cüzdanların kullanıcı kimlik doğrulaması (KYC) yapmasını zorunlu kılıyor.Teklifin eleştirilen bir diğer yönü, Hazine Bakanlığı’na herhangi bir protokolü “etkisi olan kişi veya kurum” gerekçesiyle yasaklama yetkisi tanıması. Bu madde, sektör temsilcileri tarafından “hükümetin sektöre doğrudan el koymasına” benzetildi.Blockchain Derneği’nin hukuk direktörü Jake Chervinsky, bu yaklaşımı “benzeri görülmemiş ve anayasaya aykırı” olarak nitelendirdi. Cardano’nun kurucusu Charles Hoskinson da benzer şekilde Demokrat Parti’yi aşırı devletçi bir tavırla sektörü boğmakla eleştirdi.Kripto endüstrisi açısından bu toplantı, yasama organı ile sektör arasındaki iletişimi yeniden kurmak için önemli bir fırsat olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, görüşmeden somut bir uzlaşma çıkmasının kısa vadede zor olduğunu düşünüyor. Zira Washington’daki siyasi atmosfer hâlâ oldukça kutuplaşmış durumda ve kripto mevzuatı, iki parti arasında ideolojik bir cephe haline gelmiş bulunuyor.Bununla birlikte, Gillibrand liderliğinde gerçekleşecek bu toplantının, özellikle DeFi sektörünün geleceği ve düzenleyici sınırların nasıl çizileceği konusunda yeni bir diyalog zemini yaratabileceği umuluyor. Sektörün gözü, Çarşamba günkü bu kritik buluşmada olacak.

Japonya Kriptoya Yeşil Işık Yakıyor: Bankaların Bitcoin ve Altcoin Yatırımı Masada
Japonya’da kripto para piyasasının dönüşümü hızlanıyor. Ülkenin Finansal Hizmetler Ajansı (FSA), ülkedeki bankaların Bitcoin ve benzeri diğer kripto paralara yatırım amaçlı olarak sahip olmasına izin verecek yeni bir düzenlemeyi değerlendiriyor.Japonya’da çığır açan düzenleme: Bankalar kripto paralara yatırım yapabilecekJapon gazetesi Yomiuri'nin haberine göre, Japonya Finansal Hizmetler Ajansı (FSA), bankaların yatırım amacıyla Bitcoin ve altcoinleri alıp satmasına ve elinde tutmasına olanak tanıyacak bir düzenleme üzerinde çalışıyor. FSA’nın planı, 2020’de yürürlüğe giren ve bankaların kripto varlıkları edinmesini yasaklayan muhafazakâr yönergelerin gevşetilmesini sağlayacak. Düzenleyici kuruluş, yeni sistemle birlikte bankaların kripto paraları tıpkı hisse senetleri veya devlet tahvilleri gibi alıp satabilmesini amaçlıyor. Ancak bu serbestliğin finansal istikrarı tehlikeye atmaması adına sıkı bir sermaye yeterliliği kuralı gibi çeşitli önlemler ve risk sınırları da gündemde.Finansal Sistem Konseyi bünyesinde yapılacak görüşmeler, düzenlemenin yönünü belirleyecek. Bu görüşmelerle birlikte bankaların bilançolarında bulundurabilecekleri kripto paraların miktarına ilişkin üst limitlerin belirlenmesi bekleniyor. Bu şekilde düzenleyiciler, yeniliğin yanı sıra risk yönetimini dengelemeyi hedefliyor.Japonya’da kripto paralar oldukça popülerJaponya’nın bu tarz adımlar atmasının arkasında, ülkede kripto paraların popülaritesi yer alıyor. Zira ülkedeki bireysel kripto hesap sayısı 12 milyonu aşmış durumda. Üstelik bu rakam, son beş yılda üç kattan fazla artışa işaret ediyor. FSA’nın yeni yaklaşımı ile birlikte kripto, finansal sistemin “meşru” bir yatırım aracı olarak tanımlanacak.FSA, bankaların ayrıca kripto varlık hizmet sağlayıcısı olarak kayıt olabilmesine de kapı aralamayı düşünüyor. Böylece geleneksel bankalar, borsalarla aynı lisansa sahip olarak yatırımcılara daha güvenli bir işlem ortamı sunabilecek.Stablecoin adımıÖte yandan, geçtiğimiz haftanın son gününde bildirildiği üzere, Japonya’nın üç dev bankasının stablecoin girişimi dikkat çekmişti. Üç dev banka (Mitsubishi UFJ Financial Group (MUFG), Sumitomo Mitsui Financial Group (SMFG) ve Mizuho Financial Group), kurumsal ödemeler ve sınır ötesi işlemler için blockchain tabanlı yeni bir altyapı kurmayı hedefliyor. İlk aşamada yene sabitlenmiş bir stablecoin devreye alınacak, ilerleyen dönemde dolar sabitli versiyonun da gelmesi bekleniyor. Proje, fintech şirketi Progmat Inc. tarafından geliştirilen sistem üzerinde işleyecek ve ortak bir teknik standart sayesinde bankalar arası uyumluluk sağlayacak.Bu stablecoin’lerin öncelikli kullanım alanı, büyük şirketler arası ödemeler olacak. Mitsubishi Corporation, pilot uygulamanın ilk kullanıcısı olarak planlanıyor. Gerçek dünya denemelerinin ise mevcut mali yıl bitmeden başlaması hedefleniyor.Bu arada FSA, dijital varlık ticaretini adil bir piyasa hâline getirmek için de adımlar atıyor. Kurumun, kamuya açık olmayan bilgilere dayanarak yapılan işlemleri açıkça yasaklayacak yasal değişiklikler sunmaya hazırlandığı bildiriliyor. Bu düzenlemelere göre, söz konusu yasağı ihlal edenler, elde ettikleri yasa dışı kazançla orantılı para cezalarıyla karşı karşıya kalacak.

Binance, Fransa’nın Yeni Denetimlerinin Merkezinde
Fransa’nın finans denetim otoritesi ACPR (Autorité de Contrôle Prudentiel et de Résolution), ülkede faaliyet gösteren kripto para hizmet sağlayıcılarına yönelik kara para aklama karşıtı (AML) denetimlerini sıkılaştırdı. Denetimlerin odağında dünyanın en büyük borsalarından Binance bulunuyor. Bu süreç, Binance’in Avrupa genelinde MiCA lisansı alma sürecini doğrudan etkileyebilir.ACPR’nin hedefinde 100’ü aşkın şirket varBloomberg’in aktardığına göre, ACPR şu anda Fransa’da kayıtlı 100’den fazla kripto hizmet sağlayıcısını ayrıntılı bir denetimden geçiriyor. Bu kapsam, yalnızca büyük borsaları değil; küçük ölçekli dijital varlık platformlarını, saklama hizmeti veren firmaları ve kripto ödeme altyapılarını da kapsıyor. Denetimler, geçen yılın son çeyreğinde başlatıldı ve hâlen devam ediyor. Otorite, özellikle kara para aklama ve terör finansmanı kontrollerinin yeterliliğine, iç denetim süreçlerinin şeffaflığına ve bilgi teknolojisi sistemlerinin güvenilirliğine odaklanıyor.ACPR yetkilileri, Fransa’da faaliyet gösteren tüm şirketlerin Haziran 2026 sonuna kadar tam MiCA uyumluluğu sağlaması gerektiğini belirtiyor. Bu süreye kadar düzenlemelere uymayan şirketler, Avrupa genelinde geçerli olacak lisanslarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacak.Binance için kritik bir dönemDenetimlerin en dikkat çekici noktası, Binance’in tekrar gündeme gelmesi. Fransız otoriteler, 2024’te yapılan ilk incelemede Binance’in uyum süreçlerinde yetersizlikler tespit etmişti. Şirkete, AML prosedürlerini güçlendirmesi, iç kontrol kadrosunu genişletmesi ve teknik altyapısını güncellemesi yönünde talimat verilmişti.Yeni başlatılan denetimlerin, bu yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğini test ettiği belirtiliyor. Eğer Binance gerekli iyileştirmeleri zamanında tamamlayamazsa, Fransa’daki lisansının askıya alınması veya MiCA başvurusunun gecikmesi ihtimali bulunuyor.Şirket cephesinden şu ana kadar resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak Binance’in Avrupa genelinde MiCA çerçevesine uygun bir yeniden yapılanma süreci yürüttüğü biliniyor. Bu kapsamda, AB’deki bazı faaliyetlerinin yeniden yapılandırıldığı ve yeni ofis yapılanmalarının kurulduğu bildiriliyor.Avrupa Birliği’nin kripto varlık piyasalarına yönelik kapsamlı düzenlemesi MiCA (Markets in Crypto-Assets), 2024 sonunda yürürlüğe girdi. MiCA ile birlikte, kripto şirketleri artık tek bir AB ülkesinden aldıkları lisansla tüm üye ülkelerde faaliyet gösterebiliyor. Ancak bunun için ciddi denetimlerden geçmeleri gerekiyor.MiCA’nın temel şartları arasında sermaye yeterliliği, risk yönetimi, müşteri fonlarının korunması ve şeffaf raporlama öne çıkıyor. Fransa’nın ACPR ve AMF gibi kurumları, bu yeni düzenleme çerçevesinde ulusal düzeyde denetim rolünü üstlenmiş durumda.Diğer yandan Fransa, dijital varlık regülasyonunda sadece denetimlerle değil, yeniliklerle de öne çıkıyor. Ülke, geçtiğimiz haftalarda Lightning Stock Exchange (Lise) adlı platformu, DLT Pilot Regime kapsamında tam lisanslı ilk “tokenize menkul kıymet borsası” olarak onayladı.Lise, alım satım ve takas işlemlerini tek bir blockchain üzerinde birleştiriyor. Platformun ilk halka arzlarını 2026 başında gerçekleştirmesi bekleniyor.

Kripto Düzenlemelerinde Kritik Uyarı: “Tutarsızlıklar Var”
Finansal İstikrar Kurulu’nun (Financial Stability Board, FSB), yaklaşık 40 ülkeyi kapsayan incelemesi, kripto varlık düzenlemelerinde “önemli boşluklar ve tutarsızlıklar” bulunduğunu ortaya koydu. Bu eksikliklerin, dijital varlık ekosisteminin dirençli şekilde gelişmesine ve finansal sistemin genel istikrarına tehdit oluşturabileceği belirtiliyor.FSA’dan kripto düzenlemelerine yönelik raporRapor, özellikle regülasyonların coğrafi olarak dağınık ve uyumsuz olmasının, kripto şirketlerinin en esnek düzenleyici çerçevesi sunan ülkelere yönelmesine olanak tanıdığını söylüyor. Böylece bu firmalar, daha zayıf denetim ortamlarında faaliyet kurup sonrasında küresel ölçekte büyüyebilir. FSB, sınır ötesi denetim iş birliği için hâlâ “parçalı, tutarsız ve yetersiz” altyapı bulunduğuna dikkat çekti. Ayrı bir değerlendirme, Avrupa Bankacılık Otoritesi’nin (EBA) raporunda yer aldı. O raporda, kripto şirketlerinin “forum shopping” yaparak (yani daha hafif düzenlemeye sahip AB üyesi ülkelere yönelerek) faaliyet gösterdiği iddia edildi. Bazı şirketlerin, daha düşük piyasa giriş engelleri ve zayıf kara para aklama denetimlerine sahip bölgeleri tercih ederek AB’ye girmeye çalıştığı vurgulandı. FSB’nin tespitlerine göre, düzenleyici boşluklar kripto firmalarına avantaj sağlıyor. Şirketler, özellikle stablecoin şirketleri, en gevşek düzenleyici yapıların bulunduğu ülkelere yönelerek burayı üs olarak kullanabiliyor. Bu strateji, daha sonra diğer pazarlara açılmak için bir sıçrama tahtası haline geliyor.Rapor ayrıca, düzenleyici araçların var olsa bile bunların pek sık “denetim amaçları” ya da “finansal istikrar izlemesi” doğrultusunda kullanılmadığını belirtiyor. Bu da denetleyicilerin kripto piyasalarının potansiyel risklerini zamanında tespit etmesini zorlaştırıyor.EBA’nın raporu da bu durumu destekliyor. AB içinde, yeni düzenlemelere (örneğin MiCA ve AML/CFT mevzuatı) rağmen bazı şirketlerin bu yükümlülüklerden kaçmaya çalıştığı ifade ediliyor. EBA metninde şirket isimleri açıkça zikredilmese de, “bir kısmı düzenleyici gereksinimleri çevrelemeye çalışıyor” uyarısı yer alıyor.Geleneksel finansla bağlantılar derinleşiyorFSB raporu, büyük bankaların artık stablecoinleri ödeme ve mutabakat sistemlerine entegre ettiğini; böylece geleneksel finans kurumlarının kripto ekosistemine doğrudan maruz kaldığını not ediyor. Bu bağlantının büyümesiyle birlikte, regülasyon boşlukları daha büyük sistemik riskler haline gelebilir.Özellikle kaldıraçlı işlemler ve borçlanma temelli ticaret gibi faaliyetlerin pek çok kripto piyasasında yeterince düzenlenmediği ifade ediliyor. Rapor, bu yetersiz denetimin “piyasa stresi anlarında ardışık çökmelere yol açma potansiyeli” taşıdığını işaret ediyor.Bir kalkınma danışmanı olarak görev yapan Nikolaos Kostopoulos da AB’nin MiCA düzenlemesinin uyum yönünde önemli bir adım olduğuna dikkat çekiyor. Ancak uygulamada tutarsızlıkların hâlâ kripto şirketlerine avantaj sağladığını, gerçekte gerekli olan yakın iş birliği ve cezai yaptırımların eksikliğini vurguluyor.FSB, tespit edilen eksiklikleri gidermek için sekiz öneri sunuyor. Bu öneriler arasında düzenleyici boşlukların kapatılması, mali istikrar risklerini izlemek için veri kapasitelerinin güçlendirilmesi ve sınır ötesi düzenleyici iş birliğinin geliştirilmesi yer alıyor.Yine de, rapor düzenleme çabalarının çoğunun henüz tamamlanmadığına işaret ediyor. Özellikle küresel stablecoinler (Global Stable Coins-GSC) için düzenleyici çerçeveler tamamlanmamış durumda. Tamamlanmış çerçevelerde bile uygulamada tutarsızlıklar bulunuyor; bu durum, şirketlerin boşlukları istismar etmesine yol açıyor.

SEC Başkanı’ndan Kripto Para Açıklaması: ‘Bir Numaralı Önceliğimiz’
SEC Başkanı Paul Atkins, Washington’da düzenlenen DC Fintech Week etkinliğinde yaptığı konuşmada kripto para ve tokenleştirme alanlarını kurumun “bir numaralı önceliği” olarak tanımladı. Atkins, kripto endüstrisinde inovasyonu destekleyen, uzun vadeli ve net bir düzenleyici çerçevenin oluşturulması gerektiğini vurguladı. “İnovasyonun büyüyebilmesi için güçlü bir çerçeve kurmak istiyoruz; Amerika’dan kaçan girişimcileri yeniden buraya çekmeliyiz,” dedi. Mizahi bir dille, “Artık bizi Securities and Innovation Commission olarak da düşünebilirsiniz,” ifadelerini kullandı.SEC Başkanı, kripto paralar için açıklama yaptıAtkins’in bu açıklamaları, SEC’in kriptoya yaklaşımında ciddi bir değişimin işareti olarak yorumlandı. Nisan ayında göreve gelen Atkins, selefi Gary Gensler’in “dava açarak düzenleme” anlayışından uzaklaşıyor. Gensler döneminde SEC, çoğu kripto varlığın menkul kıymet olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunmuş, Binance, Coinbase ve Ripple gibi büyük şirketlere karşı sert davalar açmıştı. Bu yaklaşım, sektör tarafından sıkça “yeniliği bastıran” bir politika olarak eleştiriliyordu.Atkins ise tam tersine, kripto ve blockchain alanında gelişimi teşvik eden, açık ve öngörülebilir kurallar getirmeyi hedefliyor. Haziran ayında yaptığı açıklamada, “inovasyon muafiyeti” adını verdiği yeni bir düzenleme modelinden söz etmişti. Bu muafiyetin, blockchain tabanlı ürün ve hizmetlerin piyasaya daha hızlı sürülmesini sağlayacağını belirten Atkins, yıl sonuna kadar uygulamaya alınabileceğini söyledi.DC Fintech Week’te bu fikrini biraz daha açarak, “super-app” adını verdiği bir sistemden bahsetti. Bu sistemin, kriptoyla ilgilenen farklı düzenleyici kurumları tek bir dijital çatı altında toplayabileceğini ifade etti. “Aynı hedefe odaklanan ajanslara ayrı ayrı kayıt yaptırmak zorunda olmamalısınız,” diyerek bürokratik yükü azaltma niyetini dile getirdi. Bu vizyon, regülasyon süreçlerini sadeleştirmenin yanı sıra, blockchain üzerinde daha şeffaf ve erişilebilir bir finansal yapı kurmayı da amaçlıyor.Atkins ayrıca, dağıtık defter teknolojisinin (DLT) kripto endüstrisinin en heyecan verici tarafı olduğunu belirtti. Ona göre bu teknoloji, finansal sistemin temel yapısını dönüştürecek bir potansiyele sahip.Öte yandan, SEC şu anda hükümetin bütçe anlaşmazlığı nedeniyle kısıtlı bir çalışma düzeninde. Kongre’nin finansman anlaşmasına varamaması, birçok federal kurumu olduğu gibi SEC’i de sınırlı personelle çalışmaya zorladı. Kurum, yalnızca acil durumlara müdahale edebilecek küçük bir kadroyla faaliyet gösteriyor.Atkins’in başkanlık dönemi, aynı zamanda kurum içinde şeffaflık tartışmalarının da yaşandığı bir döneme denk geliyor. Geçmiş döneme ait bazı mesajların yanlışlıkla silindiği iddiaları, bilgi güvenliği ve kayıt tutma konularında soru işaretleri doğurdu.Tüm bu gelişmelerin ortasında Atkins, düzenleyici yaklaşımında daha yumuşak bir tutum sergileyeceğini vurguladı. Artık teknik ihlallerde doğrudan cezai yaptırım yerine, firmalara uyarı gönderileceğini söyledi. Bu politika değişikliği, geçmişteki “önce dava, sonra açıklama” tarzından uzaklaşıldığını gösteriyor.SEC ayrıca “Project Crypto” adını verdiği yeni bir girişim başlattı. Bu proje, kripto şirketleri için net kurallar belirlemeyi, token sınıflandırmalarını güncellemeyi ve uyumluluk süreçlerini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Bu çerçeve, hem yatırımcı korumasını hem de yeniliği dengelemeyi hedefliyor.Atkins’in yaklaşımı, ABD’de kriptoya yeniden bir güven ortamı oluşturabilir. Net kurallar ve adil bir düzenleyici yapı, uzun süredir belirsizlikten şikâyet eden girişimciler için olumlu bir sinyal niteliğinde. Ancak bu dönüşümün kalıcı olabilmesi için hem Kongre desteği hem de SEC içindeki yapısal reformlar gerekiyor.

Rusya, Bankalara Kripto İşlemleri İçin Sınırlı Yetki Veriyor
Rusya Merkez Bankası, ülkedeki bankalara kripto para işlemleri yapma izni vermeye hazırlanıyor. Ancak bu adım, direkt bir serbestleşme anlamına gelmiyor. Merkez Bankası, kripto varlıklarla çalışacak kurumlara sıkı sermaye kısıtlamaları ve yüksek teminat zorunlulukları getirmeyi planlıyor.Rusya’dan kripto para gelişmesiFinopolis fintech forumunda konuşan Rusya Merkez Bankası Birinci Başkan Yardımcısı Vladimir Chistyukhin, kurumun Bitcoin gibi merkeziyetsiz varlıklara karşı temkinli duruşunu koruduğunu, ancak bankaların bu piyasadan tamamen uzak kalmasının da gerçekçi olmadığını söyledi. Chistyukhin, “Biz muhafazakârız, kriptonun banka bilançolarında yer almasının ne kadar doğru olduğunu tartışıyoruz. Fakat sektörle yaptığımız görüşmelerin ardından, bankaları bu alandan tamamen dışlamanın mantıklı olmayacağı sonucuna vardık,” dedi.Bununla birlikte Merkez Bankası, bankaların kripto varlıklara aşırı bağımlı hale gelmemesi için katı sınırlamalar uygulayacak. Bankaların toplam sermayelerinin en fazla yüzde 1’ini kripto paralara ayırabileceği, ayrıca yüksek rezerv gerekliliklerine tabi tutulacağı belirtiliyor. Bu adım, dijital varlıkların bankacılık sektöründe birincil faaliyet alanına dönüşmesini engellemeyi hedefliyor.Moskova’daki finans otoriteleri arasında, kripto paraların serbest dolaşımına en mesafeli tutumu uzun süredir Merkez Bankası sergiliyordu. Ancak Batı yaptırımlarının baskısı, rubledeki istikrarsızlık ve uluslararası ödeme sistemlerindeki sınırlamalar, Rusya’yı alternatif finansal kanallar geliştirmeye zorluyor.Bu doğrultuda 2025 başlarında yürürlüğe giren “deneysel hukuk rejimi”, şirketlerin uluslararası ticarette kripto varlıklarla ödeme yapmasına imkân tanımıştı. Söz konusu sistem yalnızca “yüksek nitelikli yatırımcılar” olarak tanımlanan sınırlı bir kesimi kapsıyor. Bu gruba dahil olabilmek için bireylerin bankalarda ve menkul kıymetlerde en az 100 milyon ruble (yaklaşık 1,2 milyon dolar) varlığa ve yıllık en az 50 milyon ruble (600 bin dolar) gelire sahip olması gerekiyor.Rusya Merkez Bankası, Maliye Bakanlığı ile birlikte bu kriterleri nihai hale getirmeye çalışıyor. Ayrıca bankalar için yeni bir taslak düzenleme de hazırlanıyor. Bu düzenleme, kripto işlemlerine yönelik sermaye sınırlarının yanı sıra, risk yönetimi ve rezerv tutma standartlarını da belirleyecek.Chistyukhin, 2026 yılına kadar kripto yatırımlarını kapsayan kapsamlı bir yasanın yürürlüğe girmesini istediklerini açıkladı. Bu yasa ile birlikte, kripto hizmeti sunacak şirketler için lisanslama sistemi kurulacak. Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından ilk lisanslı kripto aracı kurumların aynı yılın sonunda faaliyetlerine başlaması bekleniyor.Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina da meslektaşının çağrısını destekleyerek, ilgili yasa tasarısının yakında Devlet Duması’na sunulacağını belirtti. Nabiullina, “Kripto yatırımlarının tüm yönlerini düzenleyecek bir yasanın 2026’da kabul edilmesini umuyoruz,” dedi.

ABD Senatosu’nda DeFi Tasarısı Krizi: Belge Sızıntısı Kripto Sektörünü Ayağa Kaldırdı
ABD Senatosu’nda kripto para düzenlemeleri üzerine süregelen tartışmalar, Demokratların merkeziyetsiz finans (DeFi) için sunduğu yeni yasa taslağıyla yeniden alevlendi. Basına sızan belgeler, Demokratların DeFi’yi “daha sıkı denetime tabi tutma” planını ortaya koyarken, sektör temsilcileri tasarının “fiilen DeFi’yi yasaklayacağı” uyarısında bulundu.DeFi platformlarından elde edilen gelir ABD’de gündeme geldiPolitico’nun haberine göre, söz konusu öneri; bir DeFi platformunun ön yüzünden (front-end) gelir elde eden tüm kişi ve kuruluşların Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ya da Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’na (CFTC) broker olarak kaydolmasını zorunlu kılacak. Tasarı, DeFi arayüzleriyle birlikte cüzdan geliştiricilerini, oracle operatörlerini ve hatta düğüm doğrulayıcılarını (node operator) bile düzenleme kapsamına alabilecek kadar geniş tanımlar içeriyor. Bazı büyük DeFi coinleri şu şekilde: Blockchain Association CEO’su Summer Mersinger, bu önerinin ABD’de “merkeziyetsiz finansın, cüzdan geliştirme faaliyetlerinin ve yenilikçi uygulamaların fiilen yasaklanması” anlamına geleceğini söyledi. Mersinger’a göre, “bu dil uygulanabilir olmaktan çok uzak” ve sonuçta “sorumlu geliştiricileri yurtdışına iteceği” için inovasyonun merkezinin ABD dışına kaymasına yol açabilir.Demokratların karşı teklifine göre Hazine Bakanlığı, “çok riskli” olarak değerlendirilen DeFi protokollerini içeren bir “kısıtlı liste” oluşturabilecek. Bu listeye alınan protokoller ABD vatandaşlarının erişimine kapatılacak; bu protokoller üzerinden düzenli gelir elde eden kullanıcılar ise cezai yaptırımlarla karşılaşabilecek. Ayrıca, Know Your Customer (KYC) kuralları, DeFi uygulamalarının ön yüzleri ve hatta non-custodial cüzdanlar için bile zorunlu hale getirilecek.Cumhuriyetçi kanat, bu karşı teklifin “yasama metni bile olmayan, karmaşık ve kötü niyetli bir politika önerisi” olduğunu belirterek müzakereleri askıya aldı. Senato Bankacılık Komitesi’nin Cumhuriyetçi direktörü Catherine Fuchs, yapılan açıklamada “üzerinde mutabakata varılmış bir tarih belirlenene kadar görüşmelerin durdurulduğunu” bildirdi.Kripto sektöründen tepki geldiKripto sektörünün önde gelen isimleri de bu gelişmeye sert tepki gösterdi. Coinbase CEO’su Brian Armstrong, öneriyi “kötü bir plan” olarak nitelendirerek, “ABD’nin kripto finansında lider olmasını engeller, inovasyonu yıllarca geriye götürür” dedi. Uniswap kurucusu Hayden Adams ise bu tür bir yasanın “DeFi’yi ABD’de öldüreceğini” savundu. Variant’ın hukuk direktörü Jake Chervinsky ise taslağı “benzeri görülmemiş, anayasaya aykırı bir hükümet müdahalesi” olarak değerlendirdi. Uzmanlara göre, bu önerinin yürürlüğe girmesi durumunda ABD merkezli DeFi likiditesi ciddi ölçüde azalabilir. Newhedge verilerine göre, ABD borsaları halihazırda küresel kripto işlem hacminin yalnızca %10’unu oluşturuyor. Bu tür düzenlemeler, likiditenin tamamen denetimsiz bölgelere kaymasına ve Amerikan piyasasının rekabet gücünü kaybetmesine neden olabilir.Senato’da yürütülen iki partili müzakereler zaten kırılgan bir dengede ilerliyordu. Eylül ayında yayımlanan “Responsible Financial Innovation Act” taslağı, spot kripto piyasalarının gözetimini CFTC’ye devretmeyi, SEC’in yetkisini sınırlamayı ve DeFi geliştiricilerine hukuki koruma sağlamayı amaçlıyordu. Ancak Demokratların yeni önerisi, bu uzlaşma zeminini tamamen sarsmış görünüyor.Demokrat Senatör Ruben Gallego, partisinin “çalışmaya hazır olduğunu” söylese de, Cumhuriyetçiler bu yaklaşımı “siyasi manevra” olarak değerlendiriyor. Şimdilik kripto düzenlemeleri üzerindeki iki partili iş birliği donma noktasına gelirken, sektördeki genel hava karamsar. Eğer taraflar yıl sonuna kadar ortak bir yasa metni üzerinde anlaşamazsa, ABD kripto mevzuatında uzun süreli bir belirsizlik dönemi daha yaşanacak gibi görünüyor.

ABD Hazine Bakanlığı, Şirketlerin Kripto Vergi Kurallarını Gevşetmeye Hazırlanıyor
Kripto gazetecisi Eleanor Terrett’e göre ABD Hazine Bakanlığı, uzun süredir tartışma yaratan kurumsal kripto vergi düzenlemelerinde önemli bir değişikliğe gitmeye hazırlanıyor. Biden döneminde yürürlüğe giren Kurumsal Alternatif Asgari Vergi (Corporate Alternative Minimum Tax - CAMT) kapsamında, büyük şirketlerin finansal tablo gelirleri üzerinden en az %15 oranında vergi ödemesi şart koşulmuştu. Ancak mevcut muhasebe standartları, özellikle Bitcoin gibi dijital varlıkların değerlemesinde şirketleri zor durumda bırakıyordu.Finansal Muhasebe Standartları Kurulu (FASB), kripto varlıkların “gerçeğe uygun değer” yöntemiyle muhasebeleştirilmesini şart koşuyor. Bu, şirketlerin ellerindeki Bitcoin’in piyasa fiyatındaki dalgalanmaları, satılmamış olsa bile, bilançolarına kâr veya zarar olarak yansıtması gerektiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, örneğin hisse senetlerinde gerçekleşmemiş kazançlar vergiden muaf tutulurken, Bitcoin kazançlarının vergiye tabi olması gündeme gelmişti. Bu durum, yaklaşık 73 milyar dolarlık Bitcoin rezervine sahip Michael Saylor’un şirketi Strategy başta olmak üzere pek çok kurumsal yatırımcı için milyarlarca dolarlık ek vergi yükü yaratabilirdi. En büyük Bitcoin rezervlerini tutan şirketler. Sektörün önde gelen şirketleri Coinbase ve Strategy, bu düzenlemeye karşı ortak bir tutum sergiledi. Mayıs ayında Hazine’ye gönderilen ortak mektupta, dijital varlıkların geleneksel menkul kıymetlerden farklı muamele görmesinin adaletsiz olduğu belirtildi. Mektupta ayrıca, gerçekleşmemiş kârların vergilendirilmesinin şirketleri yalnızca vergi ödemek için Bitcoin satmaya zorlayabileceği, bunun da hem piyasada satış baskısı yaratacağı hem de ABD’li şirketleri uluslararası rekabette dezavantajlı konuma düşüreceği vurgulandı. Hatta bazı uzmanlar, “var olmayan gelirin” vergilendirilmesinin anayasal açıdan sorun teşkil edebileceğine dikkat çekti.Konu son aylarda ABD Kongresi ve Trump yönetiminin dijital varlık vergilendirmesine yönelik attığı adımlarla birlikte daha da gündeme geldi. Senato Finans Komitesi’nin bugün gerçekleştireceği oturumda da kripto vergilendirmesi masaya yatırılacak. Bu gelişmeler, Hazine Bakanlığı’nın tartışmalı düzenlemeyi yumuşatmaya yönelmesinde etkili oldu.Kurumsal yatırımcılar için büyük rahatlıkBeklenen değişiklik, kurumsal kripto yatırımcıları için büyük bir rahatlama anlamına geliyor. Özellikle bilançolarında büyük miktarda Bitcoin tutan halka açık şirketler, bu sayede satış baskısı olmadan varlıklarını uzun vadeli stratejilerine uygun şekilde yönetebilecek. Uzmanlar, ABD’nin bu adımla birlikte kriptoyu finansal sisteme daha adil biçimde entegre etmeye çalıştığını, ancak nihai kararların piyasalar üzerindeki etkisinin önümüzdeki aylarda netleşeceğini belirtiyor.

SEC’ten Kriptoya Yeşil Işık: Eyalet Tröstleri Saklama Yetkisi Aldı
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), dijital varlıklar için büyük önem taşıyan bir karar aldı. Kurum, yayımladığı “no-action letter” ile yatırım danışmanlarının eyalet tarafından yetkilendirilmiş tröst şirketlerini “nitelikli saklama kurumu” (qualified custodian) olarak kullanabileceğini açıkladı. Bu karar, Bitcoin ve Ethereum gibi kripto varlıkların kurumsal yatırımcılar tarafından daha güvenli ve yasal çerçevede saklanmasının önünü açıyor. Uzun süreli belirsizliğe çözümYıllardır yatırım danışmanları için en büyük sorunlardan biri, dijital varlıkların hangi kurumlarda saklanabileceği konusundaki belirsizlikti. Geleneksel düzenlemelerde yalnızca federal düzeydeki büyük bankalar ve bazı dev kurumlar saklama yetkisine sahip kabul ediliyordu. SEC’in yeni yaklaşımı ise eyalet düzeyinde lisans almış tröst şirketlerinin, sıkı denetim ve güvenlik şartlarını yerine getirdikleri sürece, aynı şekilde saklama hizmeti sunabilmesine olanak tanıyor.Bu adım, 1940 tarihli Yatırım Danışmanları Yasası kapsamındaki danışmanların, nakit ve menkul kıymetlerde olduğu gibi kripto varlıkları da düzenlenmiş koşullar altında saklayabilmesine imkân tanıyor. Ancak şirketlerin, soğuk cüzdan depolama, bağımsız denetim, siber güvenlik önlemleri ve müşteri varlıklarının şirket fonlarından ayrıştırılması gibi katı şartlara uyması gerekiyor.Sektörden ilk tepkilerBloomberg Intelligence analisti James Seyffart, kararı “dijital varlık alanı için beklenen netliğin textbook örneği” olarak nitelendirdi. Seyffart’a göre, sektör uzun süredir bu tanımanın gerçekleşmesini talep ediyordu. ABD’de geçtiğimiz yıllarda “Operation Choke Point 2.0” olarak adlandırılan süreçte bankalara kripto şirketlerine hizmetlerini sınırlandırmaları yönünde dolaylı baskılar uygulanmıştı. Bu yeni karar ise regülatörlerin yaklaşımında bir yumuşama olduğunu ve kriptoyu finansal sisteme daha yapılandırılmış yollarla dahil etme niyetini gösteriyor.Wyoming gibi bazı eyaletler zaten yıllar önce kripto varlıklar için benzer düzenlemelere öncülük etmişti. Senatör Cynthia Lummis, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda SEC’in bu adımını olumlu karşıladığını belirterek, “Wyoming 2020’de dijital varlık denetimi konusunda öncü oldu. Bugün gelinen noktada SEC’in bu yaklaşımı tanıması sevindirici” dedi.Bitcoin ve Ethereum için yeni fırsatKarar, kurumsal yatırımcıların kripto paralara erişimini kolaylaştırabilir. Özellikle Bitcoin’in “dijital altın” olarak konumlanması, bu gelişmeyle daha da güçleniyor. Altının zaten regüle edilmiş fonlarda standart bir varlık sınıfı olduğu düşünüldüğünde, Bitcoin ve Ethereum’un da benzer şekilde portföylere girmesi daha yakın görünüyor.Kurumlar açısından en büyük engellerden biri olan “saklama belirsizliği” ortadan kalktığında, yatırım fonlarının ve danışmanların Bitcoin ve Ethereum’a daha rahat şekilde yatırım yapması bekleniyor. Bu da uzun vadede ETF onaylarının hızlanmasına, kurumsal stratejilerin çeşitlenmesine ve piyasalarda güvenin artmasına katkı sağlayabilir.SEC, yayımlanan mektubun resmi bir yasa değişikliği olmadığını, yalnızca kurumun mevcut “uygulama pozisyonunu” yansıttığını vurguladı. Dolayısıyla ileride koşullar değişirse kararın gözden geçirilmesi mümkün. Yatırım danışmanlarının, müşterilerine riskleri açıklaması ve saklama şirketinin yetkilendirilmiş durumda olduğunu her yıl teyit etmesi gerekiyor.

MASAK’a Kripto Para Hesaplarını Dondurma Yetkisi Geliyor
Türkiye’de kripto para piyasasını yakından ilgilendiren yeni bir düzenleme hazırlığı gündemde. Bloomberg’in haberine göre hükümet, Mali Suçları Araştırma Kurulu’na (MASAK) banka ve kripto hesaplarını dondurma yetkisi verecek bir yasa taslağı üzerinde çalışıyor. Tasarı, kara para aklama ve mali suçlarla mücadeleyi güçlendirmeyi hedeflerken, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası finansal standartlarla uyumunu sürdürmeyi amaçlıyor.MASAK, kripto para borsalarındaki hesaplara yönelik yetkiye sahip olacakTaslağa göre MASAK, yalnızca bankalarla sınırlı kalmayacak; elektronik para kuruluşları, ödeme sistemleri ve kripto para borsalarında da şüpheli görülen hesapları kapatma, işlem limitleri koyma veya kripto cüzdanlarını kara listeye alma yetkisine sahip olacak. Böylece kurul, şüpheli fon hareketlerini anlık olarak durdurabilecek ve yasa dışı faaliyetlerin finansmanını engelleme konusunda daha etkin bir rol üstlenecek.Düzenlemenin odaklandığı alanlardan biri de son dönemde artış gösteren “kiralık hesap” uygulaması. Bu yöntemde suç örgütleri, bireylere ödeme yaparak onların banka veya kripto hesaplarını yasa dışı bahis ve dolandırıcılık gibi faaliyetlerde kullanıyor. Yeni yasa sayesinde bu tür hesapların hızlıca tespit edilip kapatılması hedefleniyor.Türkiye’nin üyesi olduğu Mali Eylem Görev Gücü (FATF), Haziran 2024’te ülkeyi gri listeden çıkarmıştı. Yeni tasarı, bu çerçevede uluslararası uyumun devamını sağlamaya yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ayrıca, kripto borsalarının kullanıcı işlemleri hakkında daha ayrıntılı bilgi toplamasını zorunlu kılacak ve stablecoin transferlerine kısıtlama getirecek düzenlemeler üzerinde çalıştığı da aktarılıyor.Kripto piyasası açısından bakıldığında, bu gelişmeler daha sıkı denetim ve uyum yükümlülükleri anlamına geliyor. Türkiye’de halihazırda milyonlarca kişi kripto varlıklarla işlem yapıyor. Chainalysis tarafından yayımlanan Küresel Kripto Benimseme Endeksi’ne göre Türkiye, dünya genelinde 14. sırada yer alıyor. Özellikle Türk lirasının 2018’den bu yana süregelen değer kaybı, vatandaşları alternatif yatırım ve tasarruf araçlarına yönlendirdi. Dolar sabitli stablecoin’ler ve Bitcoin, birçok yatırımcı için değer saklama aracı haline geldi.Liranın değer kaybını gözler önüne sermek için rakamlar çarpıcı. 2020 yılında bir Bitcoin yaklaşık 100 bin TL seviyesindeyken, bugün bu rakam 4,6 milyon TL’nin üzerine çıktı. Bu durum hem Bitcoin’in küresel ölçekte yaşadığı değer artışını hem de liranın yıllar içindeki sert düşüşünü açıkça gösteriyor.Sonuç olarak, hazırlanmakta olan yasa Türkiye’de kripto ekosistemine yeni kurallar getirecek gibi görünüyor. MASAK’ın yetkilerinin genişletilmesi, kara para aklama ve yasa dışı finansal faaliyetlere karşı devletin elini güçlendirirken, yatırımcılar açısından daha katı bir denetim ortamı yaratabilir. Kripto benimsenmesi hızla artmaya devam etse de, bundan sonraki süreçte kullanıcıların daha sıkı regülasyonlara uyum sağlaması gerekecek.

Bitcoin, Ethereum ve Solana Alacağını Duyuran Şirkete SEC Freni
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), QMMM Holdings hisselerinde yaşanan olağanüstü fiyat hareketlerinin ardından 29 Eylül itibarıyla işlemleri geçici olarak durdurdu. Hong Kong merkezli şirketin 100 milyon dolarlık kripto para hazinesi oluşturacağını açıklaması, hisse fiyatında adeta patlamaya yol açtı; kısa sürede yüzde 1.000’in üzerinde değer kazanan hisseler, düzenleyicilerin radarına takıldı.QMMM, SEC’in radarına takıldı: “Şüpheli piyasa faaliyeti” uyarısıQMMM, Nasdaq’ta Cayman Adaları merkezli bir holding yapısıyla işlem görüyor. Şirketin Bitcoin, Ethereum ve Solana’ya büyük çaplı yatırım yapacağını duyurması, bireysel yatırımcılar arasında yoğun talep yarattı. Analistlere göre bu gelişme, geleneksel şirketlerin kripto paralara yönelmesinin piyasada nasıl sert dalgalanmalara neden olabileceğini bir kez daha gösteriyor.SEC yaptığı resmi açıklamada, QMMM hisselerinin 10 Ekim’e kadar işleme kapatıldığını bildirdi. Kurum, sosyal medya üzerinden “kimliği belirsiz kişilerce” yapılan yönlendirmelerin hisse hacmini ve fiyatını olağan dışı şekilde şişirdiğini, bunun da yapay talep yaratma ihtimalini güçlendirdiğini belirtti. QMMM’nin hisseleri Eylül ayı başında 12 doların altındayken, ayın son haftasında 200 dolara kadar fırladı. Uzmanlar, bu tablonun “pump and dump” adı verilen manipülasyon taktiklerini çağrıştırdığını söylüyor. SEC ve ABD’nin diğer finansal denetim kurumları (özellikle Finra), son dönemde benzer durumların arttığını, kripto varlık açıklamaları öncesinde bazı şirket hisselerinde olağan dışı işlemler gözlendiğini ifade ediyor.Yatırımcılar tedirgin, şirket sessizQMMM’den henüz resmi bir açıklama gelmiş değil. Şirketin bu yılın başlarında dijital reklamcılık alanından çıkarak kripto varlıklara yönelmesi, stratejik bir dönüşümün ilk adımı olarak yorumlanmıştı. Ancak işlem durdurma kararının ardından yatırımcılar arasında belirsizlik hakim.Piyasa analistleri, bu tür gelişmelerin kurumsal kripto hazinesi trendine geçici bir fren olabileceğini dile getiriyor. Orta ölçekli şirketlerin kripto paralara yönelmesi, kısa sürede ciddi bireysel alım dalgaları yaratıyor; ancak bu durum aynı zamanda düzenleyicilerin incelemesini hızlandırıyor.Kurumsal kripto benimsemesi yükselişteTüm bu olumsuz tabloya rağmen, kurumsal kripto adaptasyonu büyümeye devam ediyor. Güncel verilere göre, dünya genelinde halka açık yaklaşık 200 şirketin bilançosunda 112 milyar doları aşkın dijital varlık bulunuyor. Bu şirketlerin Bitcoin rezervleri 1 milyon BTC’yi aşarak toplam arzın yüzde 4,7’sini oluşturuyor. Ethereum ve Solana gibi altcoinlerde de şirketlerin toplam varlığı 10 milyar doları geçti. Analistler, QMMM örneğinin kısa vadede belirsizlik yaratsa da uzun vadede şirket hazinelerinde kripto para kullanımının artacağı görüşünde birleşiyor. Bitcoin ve Ethereum’un yanı sıra Solana gibi alternatiflerin de kurumsal portföylerde daha fazla yer bulması bekleniyor.SEC’in QMMM’ye getirdiği geçici işlem yasağı, piyasalarda dalgalanmaya yol açsa da, kurumsal ilginin ivme kaybetmeyeceği öngörülüyor. Önümüzdeki dönemde düzenleyici denetimin sıkılaşmasıyla birlikte, şirketlerin kripto yatırımlarını daha şeffaf ve kontrollü biçimde yürütmeleri zorunlu hale gelebilir.

CFTC’den Tarihi Adım: Stablecoinler Artık Teminat Olarak Kullanılabilir
ABD’nin türev piyasalarındaki en önemli düzenleyici kurumu olan Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC), stablecoin’lerin tokenleştirilmiş teminat olarak kullanılmasına yönelik yeni bir girişim başlattı.CFTC’den stablecoinler için kritik kararKurulun geçici başkanı Caroline Pham, uzun süredir stablecoin’lerin teminat yönetiminde “katil uygulama” olabileceğini savunuyordu. Pham, yaptığı açıklamada sektörle yakın iş birliği içinde çalışacaklarını ve stablecoin gibi tokenleştirilmiş varlıkların teminat olarak kullanımını mümkün kılacak politikaları geliştirmek istediklerini belirtti.Pham, geçtiğimiz yıl da benzer bir düzenleyici “sandbox” fikrini ortaya atmış ve stablecoin destekli tokenizasyonun pilot programlarla denenmesini savunmuştu. Şimdi ise, Başkan Donald Trump’ın aday gösterdiği Brian Quintenz’in onay sürecinin uzaması ve çeşitli çekişmelerle sekteye uğraması nedeniyle, Pham geçici başkan sıfatıyla inisiyatifi eline aldı.Stablecoin’ler, geçtiğimiz yaz kabul edilen ve ABD’de stablecoin piyasasını düzenleyen ilk kapsamlı yasa olan GENIUS Act kapsamına alınmış durumda. Dolar bazlı bu dijital varlıklar, kripto piyasalarında likiditenin belkemiğini oluştururken, akıllı sözleşmelere dayalı finansal işlemler için de kritik bir rol üstleniyor. CFTC’nin son açıklamasında Circle, Coinbase ve Ripple yöneticilerinden de destek mesajları paylaşıldı.Yeni girişim kapsamında kurum, piyasa oyuncularından yazılı görüş toplamaya başladı. Katılımcıların 20 Ekim’e kadar görüşlerini iletmeleri gerekiyor. CFTC’nin Global Markets Advisory Committee (GMAC) tarafından geçen yıl yayımlanan tavsiye raporunda da, dağıtık defter teknolojisi üzerinden nakit dışı teminat kullanımının genişletilmesi önerilmişti.Tokenleştirilmiş teminatın türev sözleşmelerinde kullanılması, piyasa uzmanlarına göre önemli avantajlar sağlayabilir. Ripple Stablecoin Başkan Yardımcısı Jack McDonald, bu yaklaşımın verimlilik ve şeffaflığı artırabileceğini, teminatın türev sözleşmelerde risk yönetimini daha güvenilir hale getireceğini savundu. Teminat, vadeli işlemler veya swap sözleşmelerinde tarafların yükümlülüklerini güvence altına almak için kritik öneme sahip.CFTC’nin bu adımı, ABD’de sermaye piyasalarının modernize edilmesi yönünde atılmış önemli bir hamle olarak değerlendiriliyor. Özellikle de Başkan’ın Çalışma Grubu’nun (President’s Working Group) geçtiğimiz yıl yayımladığı raporda, tokenleştirilmiş nakit dışı teminatın düzenleyici marj sistemine dahil edilmesi çağrısı yapılmıştı.Caroline Pham, bu girişimlerin ABD ekonomisinde yeni bir büyüme dalgası yaratabileceğini düşünüyor. Pham’a göre, piyasalar tokenleştirilmiş teminat sayesinde sermayeyi daha etkin kullanabilecek ve ekonomik büyümeyi destekleyecek. Ayrıca, “Kamuoyu konuştu: tokenleştirilmiş piyasalar burada ve geleceği temsil ediyor,” ifadeleriyle, sektörün bu dönüşüme hazır olduğunu vurguladı. En büyük stablecoinleri aşağıdaki tabloda görebilirsiniz:
