Regülasyon
Bu sayfa Regülasyon haberleri ve piyasa analizlerini listeler. JrKripto'da bu kategorideki makaleleri, uzman görüşlerini ve güncellemeleri inceleyin. Kripto para piyasası trendleri ve gelişmeleri hakkında detaylı içeriklerle güncel kalın.
Bu sayfa Regülasyon haberleri ve piyasa analizlerini listeler. JrKripto'da bu kategorideki makaleleri, uzman görüşlerini ve güncellemeleri inceleyin. Kripto para piyasası trendleri ve gelişmeleri hakkında detaylı içeriklerle güncel kalın.
Haberler
Regülasyon Haberleri
Regülasyon ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Regülasyon hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu, perakende yatırımcıları hedef alan geniş kapsamlı bir kripto dolandırıcılığı iddiasıyla yedi farklı oluşum hakkında dava açtı. ABD SEC, söz konusu yapıların sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden yürütülen organize bir yatırım dolandırıcılığıyla yatırımcılardan 14 milyon doların üzerinde para topladığını ileri sürdü.Üç kripto platformu ile dört yatırım “kulübü” gündemdeColorado Bölge Mahkemesi’ne pazartesi günü sunulan dava dilekçesinde, üç sözde kripto varlık alım-satım platformu ile dört yatırım kulübünün birlikte hareket ederek “yatırım güveni dolandırıcılığı” olarak tanımlanan bir şemayı hayata geçirdiği iddia edildi. SEC’e göre bu yapı, özellikle sosyal medya reklamları ve kapalı mesajlaşma grupları üzerinden yatırımcıların güvenini kazanmayı amaçladı. Dava kapsamında adı geçen sözde işlem platformları Morocoin Tech Corp., Berge Blockchain Technology Co., Ltd. ve Cirkor Inc. olurken; yatırım kulüpleri tarafında AI Wealth Inc., Lane Wealth Inc., AI Investment Education Foundation Ltd. ve Zenith Asset Tech Foundation yer aldı. Düzenleyici kurum, bu yapıların gerçekte herhangi bir meşru faaliyeti bulunmadığını savundu.SEC’in iddialarına göre dolandırıcılık faaliyeti Ocak 2024 ile Ocak 2025 arasında yürütüldü. Sürecin ilk aşamasında, popüler sosyal medya platformlarında verilen reklamlarla kullanıcılar “yatırım kulübü” adı altında gruplara davet edildi. Bu gruplar ağırlıklı olarak WhatsApp üzerinden yönetildi. Grup yöneticileri, kendilerini finansal uzman ya da profesyonel yatırım danışmanı olarak tanıtarak katılımcılarla birebir ve grup sohbetleri yoluyla güven ilişkisi kurdu.Yatırımcılar bu sohbet odalarında, SEC’in ifadesine göre yapay zekâ destekli olduğu izlenimi verilen yatırım tavsiyeleriyle karşılaştı. Bu içeriklerin amacı, düzenli ve istikrarlı kazanç algısı oluşturarak kulüplerin güvenilirliğini artırmaktı. Ardından yatırımcılardan Morocoin, Berge ve Cirkor adlı platformlarda hesap açmaları ve bu hesaplara fon aktarmaları istendi.Ancak düzenleyici kuruma göre bu platformlar tamamen sahtiydi ve herhangi bir gerçek alım-satım işlemi gerçekleşmedi. Platformların, devlet lisanslı ve yasal kripto işlem hizmetleri sunduğu yönündeki iddialarının da gerçeği yansıtmadığı öne sürüldü. Dolandırıcılık sürecinin ilerleyen aşamalarında ise yatırımcılara sahte “menkul kıymet token” arzları sunuldu. SEC, hem bu token’ların hem de onları ihraç ettiği iddia edilen şirketlerin kurgusal olduğunu belirtti.Yatırımcılar paralarını çekmek istediklerinde ise yeni bir engelle karşılaştı. İddialara göre şüpheliler, para çekme işlemleri için ek ve peşin ücretler talep ederek zararı daha da büyüttü. SEC, toplamda en az 14 milyon doların bu yöntemlerle kötüye kullanıldığını, söz konusu fonların ise yurt dışındaki banka hesapları ve kripto cüzdanlar üzerinden yönlendirildiğini açıkladı.SEC Siber ve Gelişen Teknolojiler Birimi Başkanı Laura D’Allaird, yaptığı açıklamada bu davanın perakende yatırımcıları hedef alan yaygın bir dolandırıcılık modeline dikkat çektiğini vurguladı. Aynı gün içinde kurum ayrıca bir yatırımcı uyarısı yayımlayarak, sosyal medya ve grup sohbetleri üzerinden sunulan yatırım tekliflerine karşı temkinli olunması gerektiğini hatırlattı. SEC, yatırımcıların kendilerine ulaşan teklifleri ve kişileri Investor.gov üzerinden doğrulamalarını tavsiye etti.

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) Trading and Markets Bölümü, kripto varlık menkul kıymetlerinin saklanmasına ilişkin belirsizlikleri azaltmayı amaçlayan yeni bir rehber yayımladı. Açıklama, broker-dealer’ların müşteri varlıkları için geçerli olan “fiziksel zilyetlik veya kontrol” yükümlülüğünün, blockchain üzerinde yaşayan tokenleştirilmiş varlıklara nasıl uygulanacağını netleştiriyor. Özellikle Rule 15c3-3 kapsamında yer alan fiziksel zilyetlik şartlarına odaklanan rehber, kripto varlıklarla çalışan aracı kurumların hangi koşullar altında uyumlu sayılabileceğini ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor. SEC’in açıklamasında “kripto varlık menkul kıymetleri”, dağıtık defter teknolojisi üzerinde kaydedilen, hisse veya borçlanma araçlarının tokenleştirilmiş temsilleri olarak tanımlanıyor. Bu tanım, son dönemde geleneksel finans ürünlerinin blockchaine taşınmasıyla hızla büyüyen bir alanı kapsıyor. Trading and Markets Bölümü, yayımlanan rehberin mevcut federal menkul kıymetler yasalarının kripto varlıklara uygulanmasına yönelik daha fazla netlik sağlama amacı taşıdığını vurguluyor. Rehber, piyasa katılımcılarından gelen talepler doğrultusunda, geçici bir adım olarak hazırlandığını da açıkça ifade ediyor.Yeni açıklama, 1934 tarihli Securities Exchange Act kapsamında yer alan Rule 15c3-3’ün (b)(1) paragrafını hedef alıyor. Bu madde, broker-dealer’ların müşteri hesaplarında tutulan tam ödenmiş ve fazla teminatlı menkul kıymetler için derhal fiziksel zilyetlik veya kontrol sağlamasını zorunlu kılıyor. SEC, yayımlanan rehberin kontrol kavramını genel anlamda yeniden tanımlamadığını, yalnızca fiziksel zilyetlik boyutuna ilişkin görüş sunduğunu belirtiyor. Ayrıca açıklamanın bağlayıcı bir düzenleme olmadığı, yeni yükümlülükler getirmediği ve hukuki yaptırım niteliği taşımadığı özellikle vurgulanıyor.Beş özel durum sıralandıSEC’in rehberinde dikkat çeken en önemli unsur, kripto varlıkların fiziksel zilyetlik kapsamında değerlendirilebileceği beş özel durumun sıralanması oldu. Buna göre, bir broker-dealer’ın doğrudan saklama hizmeti sunabilmesi için öncelikle ilgili kripto varlığa anında erişim sağlayabilmesi ve teknik olarak blockchain üzerinde transfer yapabilecek yetkinliğe sahip olması gerekiyor. Bu koşul, özel anahtarlar üzerinde münhasır kontrol anlamına geliyor.İkinci koşul, aracı kurumların saklama hizmetine başlamadan önce ve sonrasında makul aralıklarla blockchain ağına ilişkin kapsamlı değerlendirmeler yapmasını şart koşuyor. Bu değerlendirmelerde ağın güvenilirliği, işlem hızı ve kapasitesi, ölçeklenebilirliği, olası arızalara karşı dayanıklılığı ve güvenlik özellikleri gibi unsurlar öne çıkıyor. Ayrıca konsensüs mekanizması, kodun şeffaflığı, bakım karmaşıklığı ve dokümantasyon kalitesi de dikkate alınması gereken başlıklar arasında yer alıyor. Protokol güncellemeleri, hard fork’lar, airdrop’lar ve token değişimleri gibi yönetişim süreçlerinin de yakından izlenmesi bekleniyor.Üçüncü koşul, broker-dealer’ın saklama yaptığı blockchainde ciddi güvenlik açıkları veya operasyonel zafiyetler olduğunun farkında olması durumunda fiziksel zilyetlik iddiasında bulunamamasını öngörüyor. Dördüncü koşul ise özel anahtarların hırsızlık, kayıp veya yetkisiz kullanım risklerine karşı korunmasına yönelik, sektörün en iyi uygulamalarıyla uyumlu güçlü politika ve kontrollerin uygulanmasını gerektiriyor. Beşinci ve son koşulda, blockchain arızaları, ağ saldırıları veya benzeri kesintiler karşısında devreye alınacak önceden planlanmış prosedürlerin bulunması isteniyor. Bu planlar, mahkeme kararları doğrultusunda varlıkların dondurulması, el konulması ya da token yakımı gibi hukuki taleplere uyumu da kapsıyor.SEC yetkilisi Hester M. Peirce, ayrı bir açıklamayla yayımlanan rehberi olumlu karşıladı. Peirce, metnin özellikle kripto varlık saklama hizmeti sunmak isteyen broker-dealer’lar için önemli bir netlik sağladığını belirtti. Özel anahtarların korunmasına yönelik vurgunun, sektörün yerleşik en iyi uygulamalarıyla uyumlu olduğuna dikkat çeken Peirce, Trading and Markets Bölümü’nü Rule 15c3-3’ün kripto varlık saklamayı tam anlamıyla kapsayacak şekilde güncellenmesi için Komisyon’a hızlıca öneriler sunmaya davet etti.

ABD Merkez Bankası (Fed), kripto varlıklarla etkileşimi sınırlayan 2023 tarihli rehberini geri çekerek bankacılık sisteminde inovasyona yönelik yaklaşımında önemli bir değişikliğe gitti. Karar, Fed denetimi altındaki bankaların, özellikle de sigortasız eyalet bankalarının, kripto para ve benzeri dijital finansal ürünlerle daha esnek biçimde çalışabilmesinin önünü açıyor. ABD’li düzenleyicilerin son dönemde dijital varlıklara karşı daha olumlu bir tutum benimsemesiyle birlikte bu adım, sektör açısından dikkatle izlenen bir gelişme olarak öne çıkıyor.2023’teki rehber neyi kapsıyordu?2023’te yayımlanan söz konusu rehber, sigortasız bankaların da federal mevduat sigortasına sahip bankalarla aynı kurallara tabi tutulmasını öngörüyordu. “Benzer faaliyetler benzer riskler doğurur” ilkesine dayanan bu yaklaşım, kripto hizmetleri gibi ulusal bankalar için izin verilmeyen faaliyetlerin sigortasız bankalar tarafından da yürütülmesini fiilen engelliyordu. Bu durum, özellikle kripto odaklı bankaların Fed üyeliği ve merkez bankası sistemlerine erişimi açısından ciddi kısıtlar yaratmıştı. Fed, rehberin geri çekilmesine gerekçe olarak finansal sistemin son iki yılda önemli ölçüde değişmesini ve kurumun yenilikçi ürünlere ilişkin anlayışının gelişmesini gösterdi. Yapılan açıklamada, “2023 politika beyanı artık uygun değil ve bu nedenle geri çekilmiştir” ifadesine yer verildi. Fed’e göre mevcut çerçeve, hızla evrilen finansal teknolojiler karşısında güncelliğini yitirmiş durumda.Karara sektörden gelen ilk tepkilerden biri, kripto dostu Custodia Bank’ın CEO’su Caitlin Long’dan geldi. Long, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, 2023 rehberinin kendi bankalarının Fed’de bir “master account” açma başvurusunun reddedilmesinde temel gerekçe olarak kullanıldığını hatırlattı. Master account, bir finansal kuruluşun Fed nezdinde doğrudan hesap tutabilmesini ve merkez bankasının ödeme sistemlerine aracıya ihtiyaç duymadan erişmesini sağlıyor. Long, Fed’in söz konusu rehberi resmi olarak yürürlüğe girmeden önce bile Custodia kararında dayanak olarak kullandığını savunarak, bu durumun hukuka aykırı olduğunu ileri sürdü.Fed’in yeni adımı yalnızca eski rehberin iptaliyle sınırlı kalmadı. Kurum aynı zamanda, hem sigortalı hem de sigortasız Fed denetimindeki eyalet bankaları için “yenilikçi faaliyetlere” yönelik yeni bir politika çerçevesi yayımladı. Bu çerçeve, bankaların kripto paralar gibi yeni teknolojilere dayalı ürün ve hizmetleri, belirlenen risk yönetimi ve uyum standartlarını karşılamaları şartıyla hayata geçirebilmelerine olanak tanıyor.Fed Denetimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Michelle Bowman, yeni yaklaşımın amacının bankacılık sektörünü hem güvenli hem de modern tutmak olduğunu vurguladı. Bowman’a göre, sorumlu şekilde uygulandığında yeni teknolojiler bankalara verimlilik kazandırıyor ve müşterilere daha iyi ürünler sunulmasını sağlıyor. Fed’in hedefi, inovasyonu teşvik ederken finansal istikrar ve sağlamlık ilkelerinden ödün vermemek.Ancak karar Fed içinde oybirliğiyle alınmadı. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michael Barr, karara karşı çıkarak muhalefet şerhi koydu. Barr, bankalar arasında eşit muamele ilkesinin korunmasının düzenleyici arbitrajı önlemek açısından kritik olduğunu savundu. Yeni politikanın, bankaları daha gevşek düzenlemelere yönelmeye teşvik edebileceğini ve bunun finansal istikrarla uyumsuz teşvikler yaratabileceğini ifade etti.Barr, geçmişte kripto şirketlerinin bankacılık sisteminden dışlanmasına yönelik “Operation Chokepoint 2.0” tartışmalarıyla ilişkilendirilmiş olsa da, aynı zamanda Ripple’da danışmanlık yapmış ve sorumlu stablecoin düzenlemelerini destekleyen bir isim olarak biliniyor.

Coinbase, kripto borsası kimliğinin ötesine geçerek finansal hizmetler alanında kapsamlı bir dönüşüm başlattı. Şirket, ABD’deki uygun kullanıcılar için uygulama içinden hisse senedi alım satımını resmen devreye aldığını açıkladı. Yeni özellik sayesinde kullanıcılar, ABD hisselerini ve seçili ETF’leri doğrudan Coinbase uygulaması üzerinden USDC ile satın alabiliyor. Bu adım, Coinbase’in uzun süredir dillendirdiği “her şeyin alınıp satıldığı tek platform” vizyonunun en somut hamlelerinden biri olarak öne çıkıyor.Coinbase’de USDC ile hisse satın alınabiliyorCoinbase tarafından paylaşılan bilgilere göre, hisse senedi işlemleri USDC cinsinden gerçekleşiyor. Şirket bu yapıyla, geleneksel borsaların hâlâ tam olarak sunamadığı 7/24 işlem yapılabilen bir piyasa altyapısının temelini atmayı hedefliyor. Dijital dolar üzerinden uzlaşma, ileride tokenlaştırılmış hisse senetleri ve zincir üstü finansal ürünler için de kritik bir zemin oluşturuyor. CEO Brian Armstrong, bu süreci geleneksel varlıkların blok zinciriyle buluşmasının ilk adımı olarak tanımlıyor. Hisse senetlerinin yanı sıra Coinbase, ürün yelpazesini ciddi biçimde genişletiyor. Platforma vadeli işlemler, perpetual kontratlar ve sonuç odaklı işlem yapılabilen tahmin piyasaları ekleniyor. Tahmin piyasaları, ABD’de regüle edilmiş bir yapı sunan Kalshi iş birliğiyle hayata geçiriliyor. Kullanıcılar bu sayede ekonomik verilerden siyasi gelişmelere, spordan makro olaylara kadar binlerce farklı senaryoya dair kontratlara erişebiliyor.Brian Armstrong’a göre tahmin piyasaları yalnızca alım satım yapılan bir alan değil. Armstrong, bu piyasaların kamuoyunun beklentilerini ve algısını ölçmek için güçlü bir araç haline geldiğini savunuyor. CNBC’ye yaptığı açıklamalarda, birçok kullanıcının bu piyasaları bir yatırım aracı olarak değil, “önümüzdeki ay ne olacağına dair genel beklentiyi görmek” için takip ettiğini söyledi. Armstrong, tahmin piyasalarının zamanla geleneksel medyaya alternatif bir bilgi ve duygu barometresi işlevi görebileceğini de vurguladı.Coinbase’in bu alana girişi, giderek kalabalıklaşan bir rekabet ortamında gerçekleşiyor. DraftKings kendi tahmin borsasını satın alırken, FanDuel CME ile iş birliği yapıyor. Polymarket ise ABD pazarına regüle edilmiş yeni bir yapı üzerinden giriyor. Robinhood da LedgerX’i türev ürün stratejisinin merkezine yerleştirmiş durumda. Armstrong, bu rekabeti “regüle edilmiş altyapılar ile kripto-yerel likidite arasındaki yarış” olarak tanımlıyor.Şirketin uzun vadeli planlarının merkezinde ise tokenizasyon yer alıyor. Coinbase, bu kapsamda Coinbase Tokenize adlı yeni bir kurumsal ürün setini duyurdu. Bu platform, şirketlerin ve kurumların gerçek dünya varlıklarını, hatta kendi hisselerini zincir üzerine taşımasına olanak tanıyor. Armstrong, hisse senedi işlemlerinin bu yolculukta yalnızca bir başlangıç olduğunu, asıl hedefin tokenlaştırılmış hisseler olduğunu açıkça ifade ediyor. Ona göre bu yapı, küresel erişimi artırarak sermaye piyasalarını daha kapsayıcı hale getirebilir.Coinbase ayrıca kurumsal müşteriler ve geliştiriciler için API altyapısını genişletiyor. Saklama, ödeme, alım satım ve stablecoin hizmetlerini kapsayan yeni API seti, şirketin perakende kullanıcıların ötesine geçme hedefini yansıtıyor. ABD ve Singapur’da Coinbase Business hizmeti de uygun müşterilere açılıyor. Bunun yanında işletmeler için özel markalı stablecoin’ler ve otomatik ödemeleri mümkün kılan x402 adlı yeni bir ödeme standardı tanıtılıyor.

Birleşik Krallık, kripto varlık sektörünü daha kapsamlı bir çerçeveye oturtmak için önemli bir adım atmaya hazırlanıyor. Hazine tarafından yapılan açıklamaya göre, ülkede faaliyet gösteren kripto şirketleri 2027 yılından itibaren Finansal Davranış Otoritesi’nin (FCA) doğrudan denetimi altına girecek. Yeni düzenleme, dijital varlıkları geleneksel finansal ürünlere benzer şekilde ele almayı hedeflerken, tüketici korumasını güçlendirmeyi ve Londra’nın küresel bir kripto merkezi olma iddiasını sürdürmeyi amaçlıyor.Birleşik Krallık’ta kripto hareketliliğiKripto varlık sahipliğinin Birleşik Krallık’ta hızla artması, bu adımın temel gerekçeleri arasında yer alıyor. Resmî verilere göre ülkede yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 12’si hâlihazırda kripto para sahibi. Bu oran, düzenleyiciler açısından kriptoyu artık niş bir alan olmaktan çıkarıp geniş kitleleri etkileyen bir finansal faaliyet hâline getiriyor. Hükümet, bu tablo karşısında düzenleme ihtiyacının bir tercih değil, zorunluluk hâline geldiği görüşünde.Yeni çerçeve kapsamında kripto borsaları, aracı platformlar ve dijital cüzdan hizmeti sunan şirketler FCA gözetimine tabi olacak. Bu şirketlerin, şeffaflık, operasyonel dayanıklılık ve tüketici haklarının korunması gibi alanlarda geleneksel finans kuruluşlarıyla benzer standartları karşılaması beklenecek. Yetkililer, bu yaklaşımın sektörde faaliyet gösteren ciddi ve uzun vadeli oyuncular için net bir yol haritası sunduğunu, aynı zamanda dolandırıcılık ve kötü niyetli girişimlerin sistem dışına itilmesine yardımcı olacağını düşünüyor.Tüketici güvenliği, düzenleme planının merkezinde yer alıyor. Son dönemde Birleşik Krallık’ta kripto yatırımlarına bağlı dolandırıcılık vakalarında ve maddi kayıplarda dikkat çekici bir artış yaşandı. Hükümet, kripto sektörünü resmî denetim alanına alarak bu riskleri azaltmayı ve yatırımcı güvenini yeniden tesis etmeyi hedefliyor. Maliye Bakanı Rachel Reeves, getirilecek kuralların hem tüketicileri koruyacağını hem de sorumlu inovasyonu destekleyeceğini vurguladı.Düzenleyici süreç 2027’deki bu gelişme ile sınırlı değil. Zira FCA ve İngiltere Merkez Bankası, kripto alım satımı, saklama hizmetleri, token ihraçları ve piyasa manipülasyonu gibi konularda detaylı kurallar üzerinde şimdiden çalışıyor. Özellikle stablecoinler için ayrı bir çerçevenin gündemde olduğu ve bu alandaki düzenlemelerin finansal istikrar açısından kritik görüldüğü belirtiliyor. Yetkililer, söz konusu kuralların büyük bölümünü 2026 sonuna kadar netleştirmeyi planlıyor.Bununla birlikte Birleşik Krallık, kripto varlıkların hukuki statüsünü de güçlendiren adımlar attı. Yeni yasal düzenlemelerle Bitcoin ve benzeri dijital varlıklar mülkiyet kapsamında tanınarak miras bırakılabilir ve hukuki yollarla geri alınabilir hâle geldi. Bu gelişme, kripto varlık sahiplerine daha sağlam bir hukuki zemin sunuyor.Uluslararası boyutta ise Londra, ABD ile iş birliğini artırmayı hedefliyor. Kurulması planlanan “Transatlantik Görev Gücü” aracılığıyla iki ülke arasında düzenleyici uyumun sağlanması ve yenilikçi projelerin desteklenmesi amaçlanıyor. Öte yandan, şeffaflık ve sahiplik konusundaki endişeler nedeniyle kripto kaynaklı siyasi bağışların yasaklanması da gündemdeki başlıklar arasında yer alıyor.

ABD menkul kıymet piyasalarının bel kemiği olarak görülen Depository Trust & Clearing Corporation (DTCC), tokenizasyon alanında kritik bir eşiği geride bıraktı. Kurum, yaptığı açıklamada, bağlı ortaklıklarından Depository Trust Company’nin (DTC), ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’ndan (SEC) bir “no-action letter” aldığını duyurdu. Bu mektup, belirli gerçek dünya varlıklarının (RWA) blockchainler üzerinde tokenize edilerek sunulmasına yönelik üç yıllık bir yetkilendirme anlamına geliyor.SEC’den önemli onaySöz konusu onay, SEC’in doğrudan bir lisans vermesinden ziyade, önerilen faaliyet için yaptırım uygulanmayacağını beyan eden resmi bir görüş niteliği taşıyor. Ancak piyasa açısından etkisi oldukça büyük. Zira bu adım, ABD’de ilk kez belirli hisse senetleri, borsa yatırım fonları (ETF’ler) ve Hazine tahvillerinin kontrollü biçimde tokenize edilmesinin önünü açıyor.DTCC tarafından paylaşılan bilgilere göre, yetkilendirme kapsamında Russell 1000 endeksine dahil şirket hisseleri, büyük ABD endekslerini takip eden ETF’ler ve ABD Hazine bonoları, tahvilleri ve uzun vadeli borçlanma araçları tokenize edilebilecek. DTC, bu hizmeti kendi ComposerX platformu üzerinden, önceden onaylanmış Layer-1 ve Layer-2 blockchain ağları üzerinde sunmayı planlıyor. Hizmetin ilk aşamada 2026’nın ikinci yarısında kademeli olarak devreye alınması bekleniyor.Tokenizasyon, geleneksel finansal varlıkların dijital temsillerinin blockchain üzerinde oluşturulmasını ifade ediyor. Amaç; takas süreçlerini hızlandırmak, operasyonel maliyetleri düşürmek ve likiditeyi artırmak. DTCC, tokenize edilen bu varlıkların, geleneksel muadilleriyle aynı yatırımcı haklarını, mülkiyet yapısını ve yasal korumaları taşıyacağını özellikle vurguluyor. Yani ortaya çıkacak token’lar, yalnızca teknik bir temsil değil, hukuki karşılığı olan finansal enstrümanlar olarak konumlanıyor.DTCC Başkanı ve CEO’su Frank La Salla, bu gelişmenin dijital piyasalara geçiş sürecinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. La Salla’ya göre tokenizasyonun ölçek kazanabilmesi, ancak mevcut piyasa altyapılarında sağlanan hukuki kesinlik ve güvenlik standartlarının korunmasıyla mümkün. Clearing & Securities Services Başkanı Brian Steele ise bu girişimin, yıllar içinde inşa edilen operasyonel dayanıklılığı ve güvenliği dijital varlık dünyasına taşımayı hedeflediğini ifade ediyor.DTCC’nin sisteme dahil olması, tokenizasyonun artık yalnızca deneysel projeler ya da sınırlı pilot çalışmalarla sınırlı kalmayacağını gösteriyor. Kurum, ABD ve küresel piyasalarda trilyonlarca dolarlık işlemin takas ve saklamasından sorumlu. Yalnızca DTC, 2025 verilerine göre 100 trilyon doların üzerinde menkul kıymetin saklama ve varlık hizmetlerini yürütüyor. Bu nedenle atılan adım, piyasa mimarisi, teminat yönetimi ve likidite akışları açısından yapısal bir değişime işaret ediyor.Bu gelişme aynı zamanda Washington’daki düzenleyici iklimde yaşanan daha geniş çaplı bir değişimin parçası olarak değerlendiriliyor. Son dönemde hem SEC hem de Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’nun (CFTC), dijital varlıklara yaklaşımında daha esnek ve teknolojiye açık bir tutum benimsediği görülüyor. JPMorgan, BlackRock, Coinbase ve Kraken gibi kurumların tokenizasyon hamleleri de bu dönüşümü destekler nitelikte.DTCC, ilerleyen aşamalarda stablecoin dağıtımları veya tokenize mevduat benzeri yapıların da sisteme entegre edilebileceğini, ancak bunun ek düzenleyici onaylara bağlı olduğunu belirtiyor.

Gemini, ABD Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’ndan (CFTC) aldığı Designated Contract Market (DCM) lisansıyla birlikte ABD’de düzenlenmiş tahmin piyasaları sunma hakkına kavuştu. 10 Aralık 2025’te duyurulan karar, şirketin Mart 2020’de başlayan beş yıla yayılan lisans sürecinin resmen tamamlanması anlamına geliyor. Bu adım, Gemini’ın iş modelini genişletmesi ve beklentileri karşılayacak daha sağlam bir gelir yapısı kurması açısından kritik.Tahmin sözleşmeleri kullanıcılarla buluşuyorYeni lisans, Gemini Titan isimli bağlı şirketin “binary event contract” olarak bilinen ikili tahmin sözleşmelerini kullanıcılarla buluşturmasına izin veriyor. Bu sözleşmeler, “Bitcoin yılı 200 bin doların üzerinde mi kapatır?” gibi net, evet-hayır temelli sorularla çalışıyor. Yetkilendirmenin kapsamı yalnızca tahmin piyasalarıyla sınırlı değil; şirket isterse kripto vadeli işlemler, opsiyonlar ve perpetual sözleşmeler gibi daha geniş bir türev ürün yelpazesine de yönelebilecek.Bu hamle, Gemini’ın ABD’de Kalshi ve Polymarket gibi yükselen tahmin platformlarıyla doğrudan rekabet edebileceği, tam uyumlu bir yapı kurduğu anlamına geliyor. Özellikle ABD seçim döngüsünde tahmin piyasalarına yönelik ilgide görülen sert artış, düzenli ve denetlenmiş bir platforma olan talebi güçlendiriyor. Son iki yılda Kalshi ve Polymarket rekor hacimlere ulaşmış, CFTC’nin geçmişte daha temkinli olan yaklaşımı ise Acting Chair Caroline Pham döneminde belirgin şekilde yumuşamıştı. Pham, tahmin piyasalarının ekonomik anlamda “ana akım finans kadar büyük” bir sektör olabileceğini savunurken, sektör oyuncularının inovasyon yapmasına kapı aralayan adımlar atıyor.Gemini açısından lisansın zamanlaması da dikkat çekici. Şirket hisseleri, Eylül 2025’teki halka arzdan bu yana ciddi bir değer kaybı yaşadı; 37 dolar seviyesinden açılan hisse, 10 Aralık kapanışında 11,36 dolardan işlem gördü. Bu nedenle düzenlenmiş türev ürünlere ve tahmin piyasalarına açılmak, gelir çeşitliliğini artırmayı ve uzun vadeli büyümeyi desteklemeyi amaçlayan stratejik bir dönüşüm olarak öne çıkıyor. Tyler Winklevoss’un kısa süre önce CFTC’nin CEO Innovation Council ekibine dahil edilmesi de Gemini ile düzenleyici kurumlar arasındaki diyaloğun güçlendiğine işaret ediyor. Yenilenen ilgiye rağmen Gemini bu alana giren ilk ABD borsası değil. Crypto.com, farklı markalarla ortak tahmin platformları geliştirirken, Coinbase’in cüzdanına entegre edilen bir tahmin modülü için test kodları dikkat çekiyor. Ayrıca Robinhood’un zaman zaman Kalshi hacimlerinin yarısından fazlasını oluşturacak kadar büyük bir dağıtım ortağı haline gelmesi, sektörde rekabetin hızla arttığını gösteriyor.Gemini’ın DCM lisansı, şirketi ABD’de düzenlemeye tabi tahmin ve türev piyasaları sunabilen sınırlı sayıdaki platform arasına yerleştiriyor.

ABD bankacılık sisteminde uzun süredir beklenen kırılma gerçekleşti. Office of the Comptroller of the Currency (OCC), yayınladığı 9 Aralık tarihli mektupla birlikte bankalara kripto varlık işlemlerinde aracılık etme yetkisi verdi. Böylece, geleneksel finans kurumlarının kripto piyasasına girişindeki en büyük belirsizliklerden biri resmen ortadan kalktı.OCC’nin duyurusu, bankalara “riskless principal” modeli üzerinden işlem yapma imkânı tanıyor. Bu modelde bankalar, müşterileri adına alım ve satım emirlerini eşleştiriyor; ancak varlığı kendi bilançolarına geçirmiyor. Böylece fiyat oynaklığına maruz kalan taraf olmuyorlar. Yani bankalar, bir tür kripto aracı kurum gibi çalışacak; hem regüle hem hızlı hem de müşteriye daha güvenli bir alternatif sunacak.Son birkaç yılda, özellikle 2021–2024 döneminde hem Fed hem OCC, kripto varlıklar konusunda oldukça temkinli bir çerçeve çizmişti. Likidite riskleri ve volatilite uyarıları öne çıkarken, bankaların kriptoyla ilgili girişimleri sıkı denetim ve geçici pilot programlarla sınırlandırılıyordu. Şimdi bu yaklaşım köklü bir dönüşüm geçiriyor. Mektup, bankaların artık tam ölçekli entegrasyona gidebileceğini ve kripto işlemlerinin OCC gözetiminde yürütüleceğini açıkça belirtiyor.OCC, bu izinle birlikte müşterilerin regüle bir banka üzerinden kriptoya erişebilmesinin hem güvenlik hem şeffaflık açısından kritik olduğunu vurguladı. Özellikle regüle olmayan veya düşük denetime tabi borsalara karşı alternatif oluşturması bekleniyor. Bankaların müşteri ile karşı taraf arasında köprü görevi görmesi sayesinde, yatırımcıların bilinmeyen borsalara ya da anonim işlem yapan piyasalara maruz kalma riski azalacak.Bu dönüşüm yalnızca müşteriler için değil, bankalar için de yeni bir iş modeli yaratıyor. Geleneksel finans kurumları, kendi bünyelerinde kripto aracı hizmetleri sunabilecek; alım-satım altyapıları bankacılık sistemine entegre edilebilecek. Böylece uzun zamandır konuşulan “banka üzerinden kripto alım-satım” modeli ABD’de gerçekten hayata geçiyor. Bu adımın, milyonlarca ABD’li için kripto varlıklara erişimi kolaylaştırması bekleniyor.14 bankadan başvuruOCC Başkanı Jonathan Gould, bir blockchain konferansında yaptığı açıklamada bankaların teknolojik dönüşümünün kaçınılmaz olduğunu söyledi. “Custody ve elektronik saklama hizmetleri onlarca yıldır dijital olarak yürütülüyor. Dijital varlıkları farklı görmemiz için bir sebep yok” diyen Gould, bankacılık sisteminin telgraftan blockchain dönemine uzanacak bir kapasiteye sahip olduğunu vurguladı.Gould ayrıca bu yıl 14 yeni banka başvurusu aldıklarını, bunların bir kısmının dijital varlık odaklı olduğunu belirtti. Bu rakamın son dört yılın toplamına neredeyse eşit olması dikkat çekti. OCC’ye göre bu durum, kriptoyla entegre bankacılık modellerinin hızla yaygınlaşabileceğine işaret ediyor.Sektör temsilcilerinin bazı itirazlarına rağmen OCC tarafı net: Kriptoyla uyumlu bir bankacılık yapısı, hem müşterilere daha iyi hizmet sunacak hem de yerel ekonomileri destekleyecek. Üstelik OCC, Anchorage Digital gibi kripto odaklı ulusal güven kurumlarını yıllardır denetlemiş durumda. Bu nedenle yeni süreçlerin yönetilmesinde risk görülmüyor.

ABD Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC), kripto varlıkları düzenlenmiş finansın merkezine taşıyacak en somut adımlarından birini attı. Kurum, Bitcoin, Ether ve USDC’nin türev piyasalarında teminat olarak kullanılmasına kapı açan “dijital varlık pilot programı”nı resmen başlattı. Program, hem düzenleyici kurumun kriptoya bakışındaki dönüşümü gösteriyor hem de tokenize varlıkların geleneksel finans yapısına entegrasyonuna odaklı. Açıklama, CFTC’nin fiilen başkanlık görevini üstlenen Caroline Pham’den geldi. Pham uzun süredir kurum içinde kripto varlıklara ilişkin çerçeveyi güncelleyen isim olarak öne çıkıyor; daha önce “Crypto Sprint” girişimini başlatmış, geçen hafta ise Bitnomial’in düzenleyici onaylı spot kripto ürünlerini listeleyen ilk borsa olduğunu duyurmuştu.Pham, yeni programın amacını “sorumlu inovasyonu benimseyerek ABD piyasalarının küresel liderliğini koruması” şeklinde özetledi. Ona göre tokenize varlıkların teminat olarak kullanılabilmesi, piyasa katılımcılarının sermayeyi daha verimli yönetmesine yardımcı olacak; aynı zamanda düzenleyici kurumların gerçek zamanlı izleme kapasitesini artıracak.Pilot program ilk aşamada Bitcoin, Ether ve USDC ile sınırlıCFTC’nin açıkladığı çerçeveye göre gelecek üç ay boyunca vadeli işlem komisyoncuları (FCM’ler) yalnızca BTC, ETH ve USDC kabul edebilecek. Katılımcı kurumlar, müşteri hesaplarında tuttukları toplam dijital varlık miktarını her hafta CFTC’ye raporlayacak. Ayrıca teminat olarak kullanılan dijital varlıkları etkileyebilecek herhangi bir operasyonel sorun, aksaklık veya sistem hatası olduğunda düzenleyiciye derhal bildirim yapılması zorunlu olacak.Bu kapsam, CFTC’nin piyasa davranışını kademeli ve kontrollü biçimde izlemesini sağlarken, tokenize teminat kullanımının pratikte nasıl çalıştığına dair değerli veri üretilmesini amaçlıyor.CFTC aynı gün üç bölümünün ortaklaşa hazırladığı yeni kılavuzları da yayımladı. Bu rehberler, tokenize ABD tahvilleri ve para piyasası fonları gibi gerçek dünya varlıklarının mevcut düzenleyici çerçeve altında nasıl değerlendirileceğini netleştiriyor. Saklama, ayrıştırma, değerleme kırpıntıları ve operasyonel risk gibi başlıklar yeniden tanımlandı.Ayrıca kurum, 2020’de yayımlanan ve FCM’lerin sanal para birimlerini teminat olarak kabul etmesini sınırlayan personel danışmanlığını geri çekti. CFTC, bu kılavuzun GENIUS Act’in yürürlüğe girmesiyle güncelliğini yitirdiğini belirtti. Yaz aylarında kabul edilen GENIUS Act, özellikle stablecoin kullanımına ilişkin çerçeveyi keskinleştirmişti.Sektörden güçlü destek: “ABD için dönüm noktası”Kripto sektörünün önde gelen isimleri adımı memnuniyetle karşıladı. Coinbase Baş Hukuk Sorumlusu Paul Grewal, kararın “dijital varlıkların ödemelerde hız, maliyet ve risk yönetimi açısından gerçek fayda sağladığını bir kez daha kanıtladığını” söyledi. Circle Başkanı Heath Tarbert, düzenlenmiş stablecoin kullanımının yerleşim süreçlerini iyileştireceğini ve 7/24 işlem imkanını destekleyeceğini vurguladı.Crypto.com CEO’su Kris Marszalek ise kararı “ABD’yi kripto inovasyonunda küresel bir merkez haline getirmeye yönelik önemli bir hamle” olarak tanımladı. Ripple yöneticisi Jack McDonald da tokenize varlıkların teminat olarak tanınmasının sermaye verimliliğini artıracağını ve ABD finans piyasalarının rekabet gücünü güçlendireceğini ifade etti.

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), Ondo Finance hakkında iki yıldır süren soruşturmayı hiçbir suçlama önermeden kapattı. Bu gelişme, ONDO’nun yanı sıra, ABD’de tokenizasyon alanının geleceği için de önemli bir kırılma yarattı. Ekim 2023’te başlayan inceleme, Ondo’nun ABD Hazine tahvillerini tokenleştirme süreçlerinin mevcut menkul kıymet yasalarıyla uyumlu olup olmadığını ve ONDO tokenlarının bir menkul kıymet olarak sınıflandırılması gerekip gerekmediğini değerlendiriyordu.Şirket sözcüsünün açıklamasına göre Ondo, Kasım sonunda soruşturmanın tamamen kapandığına dair resmi bildirimi aldı. Bu gelişme, SEC’in yeni başkanı Paul Atkins’in göreve gelmesinden bu yana ajansın kriptoyla ilgili dosyalara yönelik tutumunda büyük bir değişim yaşandığını doğruladı. Biden döneminde açılan birçok yüksek profilli davanın geri çekilmesi ya da kapatılması; Coinbase, Ripple ve Kraken gibi şirketlere yönelik baskının azaltılması, ABD’de düzenleyici çerçevenin giderek daha kripto yanlısı bir çizgiye kaydığını gösteriyor.Soruşturmanın kapanması, Ondo’nun ABD içinde daha güçlü bir genişleme stratejisi izlemesinin de önünü açtı. Şirket, kısa süre önce yatırım danışmanı olarak kaydolmuş ve SEC kayıtlı broker-dealer, ATS işletmecisi ve transfer ajanı olan Oasis Pro Markets’i satın almıştı. Bu yapı, Ondo’ya hem gerçek dünya varlıklarının tokenleştirilmesinde regülasyon uyumlu bir operasyon alanı sağlıyor hem de kurumsal yatırımcılara hitap eden daha kapsamlı bir altyapı sunuyor.Öte yandan SEC, tokenizasyonu yalnızca izleyen bir kurum olmaktan çıkıp aktif bir politika alanına dönüştürmüş durumda. Geçtiğimiz hafta düzenlenen Yatırımcı Danışma Komitesi toplantısında kurum, tokenizasyonun halka açık hisse senetlerinin ihracı, işlem görmesi ve takası üzerindeki potansiyel etkilerini masaya yatırdı. Başkan Atkins, konuşmasında dağıtık defter teknolojisinin sermaye piyasalarında “dönüştürücü bir güç” olabileceğini vurguladı.ONDO fiyatı yükseldiBu gelişmeler yaşanırken ONDO fiyatı da piyasada dikkate değer bir hareketlilik sergiliyor. Coin ekran görüntüsüne göre token, gün içinde 0,4966 dolar seviyesinde işlem görüyor ve yatırımcı ilgisinin son 24 saatte belirgin şekilde arttığı görülüyor. Fiyat değişimlerine bakıldığında:• Son 1 saatte %5.32 yükseliş,• 24 saatte %7.30 artış,• 7 günde %8.12 yükseliş kaydedildi. Buna karşılık, 30 günlük fiyat performansı %–25.99 ile hâlâ zayıf seyrediyor. Bu tablo, kısa vadeli toparlanmaya rağmen yatırımcıların son bir ayda yaşanan düzeltmeyi tamamen geride bırakmadığını gösteriyor.Ondo’nun momentumunun bundan sonra nasıl şekilleneceği, büyük ölçüde şirketin ABD operasyonlarını genişletme planlarına ve Şubat ayında New York’ta yapılacak Ondo Summit’te açıklanacak yeni tokenizasyon çözümlerine bağlı olacak.

Binance, Abu Dabi Global Market’in (ADGM) Finansal Hizmetler Düzenleme Otoritesi’nden (FSRA) tam yetki alarak küresel çapta bu kapsamda onaylanan ilk kripto borsası oldu. Bu adım, şirketin uzun süredir hedeflediği regülasyon uyumunda önemli bir dönemeç niteliği taşıyor. Binance’in spot ve türev işlemlerden saklama faaliyetlerine kadar tüm operasyonu tek bir uçtan uca denetim çerçevesine giriyor; böylece risk yönetimi ve kullanıcı koruması daha sıkı şekilde güvence altına alınmış oluyor.Binance, ADGM’den onay aldıADGM, geleneksel finans standartlarını yakından izleyen, net kuralları ve güçlü gözetim mekanizmasıyla bilinen bir hukuk yapısına sahip. Binance’in bu çerçeveye tam uyumla dahil olması, küresel regülatörlerin kripto borsalarından talep ettiği yapısal ayrıştırma, hesap verebilirlik ve operasyonel şeffaflık yönünde kritik bir eşik anlamına geliyor.Binance CEO’su, alınan izni şirket ve sektör adına “stratejik bir kilometre taşı” olarak nitelendirdi. Açıklamada, global operasyonların ADGM’nin yakından denetlediği bir yapıya taşınmasının, şirketin temellerinin sağlamlığını ve sorumlu inovasyona bağlılığını gösterdiği vurgulandı.Yeni yapı: Nest markası altında üç ayrı lisanslı şirketADGM kurallarına göre Binance, faaliyetlerini üç ayrı yerel ve lisanslı yapı üzerinden yürütecek. Bu yaklaşım, borsanın tüm işlem döngüsünü birbirinden ayrıştırarak hem riskleri azaltmayı hem de düzenleyici denetimi güçlendirmeyi amaçlıyor.Nest Exchange Limited (eski adıyla Nest Services): Tanınmış Yatırım Borsası statüsüyle spot ve türev işlemlerden sorumlu olacak.Nest Clearing and Custody Limited: Tanınmış Takas Kurumu olarak yetkilendirildi; takas, mutabakat ve dijital varlık saklama süreçlerini yönetecek.Nest Trading Limited (eski adıyla BCI Limited): Broker-dealer lisansıyla OTC işlemleri, varlık dönüşümleri ve borsa dışı ticaret faaliyetlerini yürütecek.Bu yapı, geleneksel piyasalarda borsa–takas–aracı kurum ayrımının kriptoya taşınmış hali olarak dikkat çekiyor. Aynı zamanda düzenleyici otoritenin her bir fonksiyonu bağımsız şekilde gözetmesine imkân sağlıyor.Kullanıcı korumasında güçlü çerçeveFSRA lisansı, Binance kullanıcılarını dünyanın en katı tüketici koruma rejimlerinden birinin kapsamına alıyor. İşlem yürütme, saklama, risk yönetimi ve varlık güvenliği gibi tüm süreçler düzenli olarak denetlenecek. Bu da hem kurumsal hem bireysel yatırımcı tarafında güveni artıran bir unsur olarak öne çıkıyor.ADGM Başkanı Ahmed Jasim Al Zaabi, Binance’in bölgeye girişinin Abu Dabi'nin küresel finans ve inovasyon merkezi olarak yükselişini pekiştirdiğini söyledi. Binance’in eş CEO’su Richard Teng ise yeni yapının “uyum, şeffaflık ve kullanıcı koruması” taahhüdünü güçlendirdiğini belirtti.Borsanın küresel operasyonlarını gelecekte Abu Dabi'ye taşıyıp taşımayacağına dair net bir açıklama yapılmış değil; ancak şirket bir süredir uluslararası ölçekte kalıcı bir merkez arayışını sürdürüyor.Binance.com’un 5 Ocak 2026 itibarıyla ADGM çerçevesi altında tam olarak faaliyet göstermesi bekleniyor. Bu geçişle birlikte kullanıcılar daha net operasyonel süreçler, denetimi güçlendirilmiş saklama hizmetleri ve regülasyon uyumlu ticaret altyapısı görecek. Binance kısa süre önce 300 milyon kayıtlı kullanıcıyı aştığını duyurmuştu ve hacim açısından hâlâ dünyanın en büyük kripto platformu konumunda.

Birleşik Krallık, kripto varlık düzenlemelerinde yıllardır süren tartışmaları geride bırakan tarihi bir adım attı. Ülkede Salı günü yürürlüğe giren Property (Digital Assets etc.) Act 2025, dijital varlıkları resmen “mülkiyetin üçüncü bir kategorisi” olarak tanımladı. Böylece Bitcoin, stablecoin’ler ve diğer dijital varlıklar artık İngiliz hukukunda fiziksel varlıklar ve sözleşme haklarından ayrı, kendine özgü bir mülkiyet sınıfına kavuştu.İngiltere’de kritik kripto yasasıYasa, her iki meclisten de değişiklik yapılmadan geçerek Kral III. Charles’ın onayıyla yasalaştı. Bu durum, sürecin politik anlamda ne kadar geniş bir mutabakatla desteklendiğini ortaya koyuyor. İngiltere’nin önde gelen sektör kuruluşlarından CryptoUK, söz konusu adımın kripto endüstrisi için uzun zamandır beklenen “net bir hukuki zemin” sağladığını belirtti. Dernek, mahkemelerin yıllardır kriptoyu mülkiyet kapsamında değerlendirdiğini ancak bunun yasaya açıkça yazılmasının, suç soruşturmaları, varlık kurtarma davaları ve miras hukuku gibi alanlarda belirsizliği ortadan kaldıracağını vurguladı. Bitcoin Policy UK CEO’su Susie Ward, kararı “artık sahip olduğunuz satoshilerin hukuken koruma altında olduğu” şeklinde yorumladı. Kuruluşun politika direktörü Freddie New ise bu gelişmeyi “Orta Çağ’dan bu yana İngiliz mülkiyet hukukunda yapılan en büyük değişiklik” olarak nitelendirdi. Açıklamalar, reformun yalnızca kripto ekosistemi için değil, aynı zamanda İngiliz hukuk sistemi açısından da bir dönüm noktası olduğunu gösteriyor.Bu düzenleme, ilk kez 2023’te bağımsız hukuk organı Law Commission tarafından önerilmişti. Öneri daha sonra Eylül 2024’te Lordlar Kamarası’na taşındı ve kısa bir yasa taslağı olarak şekillenerek 2025 içinde tamamlandı. Tasarının temel amacı, dijital varlıkların ne olduğuna, nasıl sahiplenildiğine ve nasıl korunacağına dair hukuki tanımı güçlendirmekti.CryptoUK, yeni çerçevenin özellikle üç alanda etkili olacağını belirtiyor: mülkiyet ispatı, çalınan varlıkların kurtarılması ve iflas ile miras süreçlerinde kripto varlıkların işlenmesi. İngiltere’deki kripto ile ilgili davaların önemli bir kısmı, bugüne kadar yargıçların yorumlarıyla ilerliyordu; şimdi ise yazılı yasa, bu alan için standart bir yaklaşım getiriyor.Birleşik Krallık kripto varlıkları tanımlamakla yetinmiyor; paralel olarak finansal regülasyon tarafını da hızlandırmaya çalışıyor. İngiltere Merkez Bankası (BoE), kısa süre önce sterlin destekli stablecoin’ler için yeni bir düzenleyici çerçeve taslağı yayımladı. Banka, stablecoin kullanımının önümüzdeki yıllarda ödeme sistemlerinde yaygınlaşacağını ve buna şimdiden hazırlık yapılması gerektiğini vurguluyor. BoE Başkan Yardımcısı Sarah Breeden, ülkenin ABD’nin gerisinde kalmak istemediğini belirterek, yeni kuralların “ABD ile aynı hızda” yürürlüğe gireceğini söyledi.Son adımla birlikte Birleşik Krallık, kripto varlıkları hem mülkiyet hem de finansal regülasyon ekseninde tanımlamaya yaklaşan az sayıdaki ülkeden biri haline geldi.

Chainlink’in yerel token’ı LINK, salı günü piyasaya güçlü bir hareketle giriş yaptı. Grayscale’in ABD’de ilk kez bir Chainlink odaklı borsa yatırım fonu (ETF) listelemesi, varlığın fiyatını kısa sürede yukarı çekti. LINK gün içinde %13–15 bandında yükselerek 13,9 dolara ulaştı; bu, son haftalardaki zayıf piyasa görünümünün ardından en dikkat çekici toparlanmalardan biri olarak öne çıktı. Chainlink için kritik adımYeni ürün, GLNK koduyla NYSE Arca’da işlem görüyor. Grayscale’in 2021’de özel plasman olarak başlattığı ve 2022’de OTC Markets’e taşıdığı Chainlink Trust, böylece tam anlamıyla halka açık bir ETF yapısına dönüştürülmüş oldu. Bu adım, hem perakende hem de kurumsal yatırımcılar açısından LINK’e erişimi daha kolay ve daha düzenli hale getiriyor.Grayscale’e göre GLNK, yatırımcılara geleneksel aracı kurumlar üzerinden düzenlenmiş bir yapı içinde Chainlink’e maruz kalma fırsatı sunuyor. Bununla birlikte fon, 1940 Yatırım Şirketi Yasası kapsamına girmediği için klasik ETF’lerde yer alan bazı tüketici korumalarını içermiyor. Fonun çalışma mantığı, yatırımcılar adına LINK tutması ve bu varlıkların performansına dolaylı yoldan erişim sağlaması üzerine kurulu.Chainlink ekosisteminin kendisi, bu ilginin tesadüf olmadığını gösteriyor. LINK, halihazırda blokzinciri dünyasının en kritik bileşenlerinden biri olan merkeziyetsiz oracle ağını güçlendiriyor. Bu ağ, akıllı sözleşmelere zincir dışı verileri (fiyat akışları, hava durumu, seçim sonuçları veya API tabanlı diğer veri setleri) güvenli biçimde aktarıyor. Aynı zamanda birbirleriyle iletişimi olmayan farklı blokzincirlerin veri ve varlık aktarımını mümkün kılan çapraz zincir altyapısını da destekliyor. DeFi’den NFT’lere, oyun uygulamalarından kurumsal çözümlere kadar geniş bir yelpazede kullanılan bu yapı, onlarca milyar dolarlık değerin güvenli kalmasına katkı sağlıyor.ETF’in açılışıyla birlikte Chainlink’in sosyal medya hesapları da “gerçek dünya ile blokzincir arasındaki temel köprüye yatırım yapma fırsatı” vurgusu yaptı. GLNK’nin ilk işlem gününde 860 bini aşan hisse hacmine ulaşması, yatırımcı ilgisinin hızlı şekilde oluştuğunu gösteriyor. Yahoo Finance verilerine göre fon, yaklaşık 27,8 milyon dolarlık net varlık büyüklüğüne ve %2,50 gider oranına sahip.LINK’in fiyat hareketi son aylarda oldukça dalgalıydı. Token, yıl başından bu yana yaklaşık %39 değer kaybetmiş, son bir yılda ise %47’ye varan düşüşler yaşamıştı. Bu nedenle analistler, yeni ETF’in orta vadede fiyat istikrarı yaratabileceğini düşünüyor. Özellikle ABD’de Solana, Litecoin ve XRP gibi varlıklar için de benzer temalı ETF’lerin son haftalarda piyasaya girmesi, geleneksel sermaye tarafında çeşitlenmiş bir ilgi olduğunu gösteriyor.Grayscale’in ürün gamını hızla ETF formatına dönüştürmesi de dikkat çekiyor. Şirket, daha önce Dogecoin ve Solana gibi varlıklar için de trust yapılarından ETF modeline geçiş yapmıştı. Böylece ABD’de kriptoyla bağlantılı menkul kıymet ürünlerinin sayısı artmaya devam ederken, Chainlink’in kendi fonuna kavuşması sektörde önemli bir kilometre taşı.

Japonya hükümeti, kripto varlıkların vergilendirilmesine ilişkin en kapsamlı düzenleme paketlerinden birini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Mevcut sistemde %55’e varan kademeli bir gelir vergisine tabi olan kripto kazançları, 2026 vergi reformuyla birlikte yatırım fonları ve hisse senetleriyle aynı kapsamda değerlendirilecek ve %20 sabit oran üzerinden vergilendirilecek. Değişikliğin, bireysel yatırımcıların işlem hacmini artırması ve Japonya’nın küresel rekabet gücünü güçlendirmesi bekleniyor.Japonya’dan kripto teklifiReform teklifine göre kripto kazançları, iş gelirlerinden ve ücretli kazançlardan ayrılarak bağımsız bir gelir kategorisine taşınacak. Böylece yatırımcıların kripto işlem kârları artık progresif vergi dilimlerine girmeyecek; %15 gelir vergisi ve %5 ikamet vergisinden oluşan tek bir sabit oran uygulanacak. Bu düzenlemenin Aralık 2026’da açıklanacak nihai vergi paketine dahil edilmesi öngörülüyor.Vergi reformunun arka planında, Japonya’nın hem bireysel yatırımcıyı teşvik etme arzusu hem de uluslararası uygulamalarla uyum sağlama çabası bulunuyor. Finansal Hizmetler Ajansı’nın (FSA) yaptığı karşılaştırmalı çalışmada, ABD’de kripto varlıkların mülk olarak sınıflandırıldığı ve %0–%37 arasında değişen oranlarla vergilendirildiği; Birleşik Krallık’ta sermaye kazançları kapsamında %20–%28 arası oranların uygulandığı; Fransa’nın ise %30 sabit vergi modeli benimsediği aktarıldı. Japonya’nın %20 düz oranı, bu ülkelerle daha uyumlu bir çerçeve yaratırken, iç piyasada rekabeti artırma potansiyeli taşıyor.FSA, vergi indiriminin ötesinde yapısal sınıflandırma değişiklikleri de hazırlıyor. Bitcoin, Ethereum ve yaklaşık 100 tokenı kapsayan yeni çerçeve, kripto varlıkları Finansal Araçlar ve Borsa Yasası altında “finansal ürün” olarak yeniden tanımlayacak. Bu adım sayesinde bankalar, sigorta şirketleri ve kurumsal aracı kurumlar, belirli koşullar altında kripto ürünleri sunabilecek veya saklama hizmeti sağlayabilecek. Böylece kurumsal katılımın artması ve yerli borsalarda daha yüksek hacim oluşması bekleniyor.Ajans ayrıca yaklaşık 150 varlıktan oluşacak bir token beyaz listesi hazırlıyor. Bu listeye giren kripto varlıklar, daha esnek vergisel muamele, bankacılık saklama hizmetleri ve piyasa erişimi açısından avantajlı konuma gelecek. Liste dışında kalan tokenlar ise mevcut sıkı düzenlemelere tabi olmaya devam edecek. FSA, bu yaklaşımla hem kurumsal uyumu artırmayı hem de piyasa riskini daha net kategorilere ayırarak denetim gücünü artırmayı hedefliyor.Vergi indirimi Japonya için yalnızca teknik bir düzenleme anlamına gelmiyor. Ülke, yıllardır bireysel yatırımcıların yüksek vergi yükü nedeniyle yurt dışındaki platformları tercih etmesi ve işlem hacimlerinin yerel borsalar yerine dış piyasada toplanması sorunuyla karşı karşıyaydı. %20 sabit oran, bu eğilimi tersine çevirme ve kripto ekosistemini yeniden ülke içine çekme potansiyeline sahip.Ayrıca Japonya, sermaye piyasalarını canlandırmak için hazırladığı geniş kapsamlı yatırım reform paketinde genç bireyleri ve küçük yatırımcıları da hedefliyor. Yerel medyaya göre hükümet, vergi avantajlarının bir kısmını reşit olmayan kişilerin yatırım yapabileceği ürünlere genişletme planını da değerlendiriyor.Bütün bu adımların 2026 boyunca yasalaşması ve yeni vergi rejiminin 2027 mali yılı itibarıyla yürürlüğe girmesi bekleniyor. Eğer süreç öngörüldüğü gibi ilerlerse Japonya, kripto vergilendirmesinde hem Asya-Pasifik bölgesinde hem de G7 ülkeleri arasında en rekabetçi yasal çerçevelerden birine sahip olacak.

Japonya, kripto varlık piyasasını daha güvenli hale getirmek için yeni ve kapsamlı bir düzenleme paketine hazırlanıyor. Financial Services Agency (FSA), ülkedeki kripto para borsalarının kullanıcıları korumak amacıyla zorunlu sorumluluk rezervleri oluşturmasını talep eden bir yasa taslağı üzerinde çalışıyor. Bu düzenleme, özellikle hack saldırıları ve operasyonel hatalar sonucunda yaşanan kayıpların telafisi için ek bir güvence sunmayı hedefliyor.FSA’nın tavsiyesi, çarşamba günü toplanacak olan Financial System Council raporunda yer alacak. Raporun ardından düzenleme sürecinin hızlanması; ilgili yasanın 2026’daki olağan Diet oturumunda parlamentoya sunulması bekleniyor.Japonya halihazırda borsalara, kullanıcı varlıklarını soğuk cüzdanlarda tutma zorunluluğu getiriyor. Ancak soğuk cüzdan güvenliği her şeyi çözmüyor. 2024 yılında yerel borsa DMM Bitcoin, Tokyo merkezli yazılım firması Ginco üzerinden gerçekleşen bir sızma nedeniyle yaklaşık 312 milyon dolar kaybetti. Bu olay, yalnızca varlık saklama tedbirlerinin yeterli olmadığını bir kez daha gösterdi. FSA’nın yeni hamlesi, tam da bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor.Yeni düzenleme ile birlikte kripto borsaları, yaşanabilecek saldırılar veya teknik aksaklıklar sonucunda kullanıcıların uğrayacağı zararları karşılamak üzere acil durum rezervi oluşturmak zorunda kalacak. Bu rezervlerin kapsamı, denetimi ve büyüklüğü ise FSA tarafından belirlenecek. Yetkililere göre amaç, sektörde daha sağlam bir güven altyapısı kurarak hem bireysel yatırımcıların hem de kurumsal oyuncuların piyasaya olan güvenini artırmak.Japonya, kripto düzenlemeleri konusunda hareketlendiJaponya son aylarda yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda sektörün yapısını da yeniden düzenleyen birçok adım attı. FSA, kripto varlıkların mevcut Payment Services Act kapsamından çıkarılarak Financial Instruments and Exchange Act içine alınmasını değerlendirdiğini açıkladı. Bu değişiklik hayata geçerse kripto paralar, tıpkı hisse senetleri ve tahviller gibi tam anlamıyla finansal ürün statüsüne kavuşacak.Vergi tarafında da bir reform gündemde. Dijital varlık kazançlarının vergilendirilmesinde yüzde 20’lik düz bir oran planlanıyor. Bu yaklaşım, kripto gelirlerini hisse senedi kazançları ile aynı noktaya taşıyarak yatırımcılar için daha öngörülebilir bir vergi çerçevesi yaratabilir.Öte yandan Japonya, stablecoin pazarına da stratejik bir önem veriyor. Ülkenin ilk yen destekli stabil coini JPYC kısa süre önce piyasaya çıktı. Yerel büyük bankaların da içinde bulunduğu yeni stablecoin projeleri ise test aşamasında. Düzenleyiciler, fiat teminatlı stablecoinlerin gelecekte ödeme sistemlerinin önemli bir parçası olacağını düşünüyor.Piyasadaki bu dönüşüm, varlık yönetim şirketlerini de harekete geçirdi. Nikkei’nin haberine göre Mitsubishi UFJ Asset Management ve Daiwa Asset Management dahil olmak üzere altı büyük Japon portföy yöneticisi, ülkenin ilk kripto yatırım fonlarını kurmak için hazırlık yapıyor.
