Haberler
Blockchain Haberleri
Blockchain ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Blockchain hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
Dünyanın en büyük denetim ve danışmanlık ağlarından biri olan PricewaterhouseCoopers (PwC), ABD’de kripto varlıklara yönelik regülasyon ortamının netleşmesiyle birlikte kripto alanındaki faaliyetlerini genişletme kararı aldı. Şirketin ABD CEO’su Paul Griggs, Financial Times’a verdiği demeçte, özellikle stablecoin düzenlemelerinde atılan adımlar ve düzenleyici kurumlarda yaşanan liderlik değişimlerinin bu kararın arkasındaki temel etkenler olduğunu söyledi.PwC, kripto alanına yöneliyorGriggs’e göre PwC’nin kriptoya daha güçlü şekilde yönelmesinde, Kongre’den geçen ve ödeme amaçlı stablecoin’ler için federal bir çerçeve sunan GENIUS Act belirleyici oldu. Temmuz 2025’te Başkan Donald Trump tarafından imzalanarak yürürlüğe giren yasa, bankaların kendi token’larını ihraç etmesinin önünü açarken, kurumsal aktörler için de hukuki belirsizlikleri önemli ölçüde azalttı. Griggs, bu sürecin stablecoin’leri yalnızca kripto trader’ların kullandığı bir araç olmaktan çıkarıp, ödeme altyapısının parçası haline getirdiğini vurguladı.PwC CEO’su, stablecoin düzenlemelerinin yanı sıra tokenizasyon alanındaki gelişmelere de dikkat çekti. Gerçek dünya varlıklarının blockchain üzerinde temsil edilmesi fikrinin hız kesmeden ilerlediğini belirten Griggs, PwC’nin bu ekosistemin dışında kalmasının mümkün olmadığını ifade etti. Şirketin yaklaşımı, yalnızca teorik danışmanlıkla sınırlı değil; PwC halihazırda muhasebe, denetim, siber güvenlik, cüzdan yönetimi ve regülasyon danışmanlığı gibi birçok alanda kripto odaklı hizmetler sunuyor.ABD’de düzenleyici tutumun yumuşaması, PwC’nin müşteri tabanını da genişletmiş durumda. Şirket; kripto borsalarından, bu alana girmek isteyen geleneksel finans kurumlarına, hatta hükümetler, merkez bankaları ve düzenleyici otoritelere kadar uzanan geniş bir müşteri profiline hizmet veriyor. Griggs, son 10-12 aylık dönemde dijital varlıklar alanında artan taleple birlikte insan kaynağını da güçlendirdiklerini ve bu alanda deneyimli isimleri yeniden kadroya kattıklarını söyledi.PwC’nin kriptoya daha derinlemesine girişi, denetim tarafında da somut adımlarla destekleniyor. Halka açık Bitcoin madencisi MARA Holdings’in 2025 mali yılı için PwC’yi denetçi olarak ataması, regülasyonla uyumlu kripto şirketlerinin büyük denetim firmalarına yöneldiğini gösteren önemli bir örnek olarak öne çıkıyor. Kurumsal müşteriler, özellikle rezerv doğrulaması, yönetişim yapıları ve şeffaflık gibi konularda güçlü denetim altyapılarına ihtiyaç duyuyor.PwC bu adımı tek başına atmıyor. “Big Four” olarak bilinen dört büyük denetim şirketinin tamamı artık kripto alanında aktif. Deloitte, blockchain stratejisi ve danışmanlığı sunarken; Ernst & Young kripto vergi ve strateji hizmetlerini genişletiyor. KPMG ise kripto denetimleri, uyum ve risk yönetimi alanlarında agresif bir büyüme hedefliyor. Deloitte’un 2020’den bu yana Coinbase’i denetlediğini de belirtmek lazım.Genel tabloya bakarsak; ABD’deki düzenleyici netlik, Wall Street ile kripto dünyası arasındaki mesafeyi hızla kapatıyor diyebiliriz. Stablecoin’lerin regüle edilmesi ve tokenizasyon projelerinin yaygınlaşması, geleneksel finansın kripto altyapılarını daha işe yarar bir araç olarak görmesini sağlıyor.

Gümüş piyasasında son haftalarda yaşanan sert fiyat hareketleri, yalnızca vadeli işlemler ve borsa yatırım fonlarıyla sınırlı kalmadı. Artan volatilite, yatırımcı ilgisini tokenlaştırılmış/tokenize varlıklara da taşıdı. Zincir üstü (on-chain) veriler, gümüşün dijital temsillerine olan talebin dikkat çekici biçimde hızlandığını gösteriyor. Bu tablo, emtia piyasaları ile blockchain tabanlı finansal ürünleri yakından ilgilendiriyor.Tokenize gümüş varlıklarında yüzde 1.200’lük artışRWA.xyz verilerine göre, tokenlaştırılmış iShares Silver Trust (SLV) ürününün aylık transfer hacmi son 30 günde yüzde 1.200’ün üzerinde artış kaydetti. Aynı dönemde yatırımcı sayısı yaklaşık yüzde 300 yükselirken, net varlık değeri de yüzde 40’a yakın büyüdü. Aşağıda, yılın başından bu yana SLV'nin fiyatındaki değişimi, yüzde 170'e yakın yükselişi görebilirsiniz: Tokenlaştırma modeli, gümüş gibi fiziksel varlıkların blockchain üzerinde dijital tokenlar aracılığıyla temsil edilmesini sağlıyor. Böylece varlıklar daha küçük parçalara bölünebiliyor, günün her saati transfer edilebiliyor ve likiditeye erişim kolaylaşıyor. Tokenlaştırılmış SLV örneğinde olduğu gibi, ABD dışındaki yatırımcılar da bu yapılar sayesinde klasik piyasalara doğrudan erişim sağlamadan gümüş fiyat hareketlerine maruz kalabiliyor.Gümüşteki yükselişin arkasında ise yalnızca finansal talep bulunmuyor. Fiziksel piyasalarda arz sıkışıklığı giderek daha görünür hale gelmiş durumda. Asya piyasalarında gümüş primlerinin, vadeli işlemlerin işlem gördüğü COMEX fiyatlarının çift haneli oranlarda üzerine çıkması, fiziki güçlü olduğunu gösteriyor. Spot fiyatların ileri vadeli fiyatların üzerine çıkması da kısa vadeli arz baskısına işaret eden önemli bir sinyal olarak öne çıkıyor.Analistler, bu sıkışmanın birkaç temel nedeni olduğunu vurguluyor. Çin’in 1 Ocak itibarıyla rafine gümüş ihracatına lisans zorunluluğu getirmesi, küresel arz tarafında belirsizlik yaratıyor. Buna ek olarak, vadeli işlemlerde artan teminat gereksinimleri ve yıl sonu pozisyon ayarlamaları, geleneksel piyasalarda işlem yapmayı zorlaştırıyor. Talep tarafında ise güneş enerjisi sektörü belirleyici rol oynuyor. Fotovoltaik panel üretiminde kullanılan gümüş miktarı, fiyatlar 2024 seviyelerine göre birkaç kat artmış olsa bile kayda değer bir düşüş göstermiyor.Bu tablo, kripto piyasalarındaki görünümle birlikte değerlendirildiğinde daha da ilginç hale geliyor. Bitcoin’in son zirvesinden geri çekilmesi, bazı yatırımcılar için endişe kaynağı olurken, altın ve gümüşün yeni rekorlara yönelmesi piyasalarda bir ayrışma algısı yarattı. Ancak tarihsel döngüler, bu ayrışmanın zayıflıktan çok zamanlama meselesi olabileceğine işaret ediyor. Geçmişte, özellikle 2020 sonrası dönemde, değer saklama araçları olan altın ve gümüşün önce hareketlendiği, riskli varlıkların ise bu yükseliş duraksadıktan sonra ivme kazandığı görülmüştü.Bugün de benzer bir yapı dikkat çekiyor. Değerli metaller güçlü seyrini korurken, Bitcoin daha geniş bir bantta yatay hareket ediyor. Likidite odaklı döngülerde sermayenin her varlığa aynı anda akmadığı, genellikle aşamalı biçimde yer değiştirdiği biliniyor.

Çin, dijital yuan projesinde şimdiye kadar atılmış en kritik adımlardan birine hazırlanıyor. Ülkenin merkez bankası, ticari bankaların dijital yuan bakiyelerine faiz ödemesine izin verecek yeni bir çerçevenin 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe gireceğini açıkladı. Bu değişiklikle birlikte e-CNY, yalnızca “dijital nakit” olmaktan çıkarak fiilen “dijital mevduat parası” niteliği kazanmaya başlayacak.Açıklama, People’s Bank of China (Çin Halk Bankası) Başkan Yardımcısı Lu Lei’nin devlet gazetesi Financial News’te yayımlanan makalesiyle kamuoyuna duyuruldu. Lu’ya göre bu düzenleme, yaklaşık on yıldır devam eden pilot çalışmaların ve son beş yılda hızlanan test sürecinin doğal bir sonucu. Çin, CBDC alanında teknik kapasite ve uygulama ölçeği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biri olarak görülse de, benimsenme oranları beklenen seviyeye ulaşmış değil.Yeni çerçeve kapsamında, doğrulanmış dijital yuan cüzdanlarında tutulan bakiyelere, mevcut mevduat fiyatlama anlaşmalarıyla uyumlu şekilde faiz ödenebilecek. Ayrıca dijital yuan bakiyeleri, Çin’in mevduat sigorta sistemi kapsamında geleneksel banka mevduatlarıyla aynı korumaya sahip olacak. Bu da e-CNY’nin bankacılık sistemi içindeki statüsünü önemli ölçüde güçlendiren bir unsur olarak öne çıkıyor.Düzenleme, bankalara bilanço ve likidite yönetimi açısından da daha geniş bir hareket alanı sağlıyor. Dijital yuan bakiyeleri, bankaların varlık-yükümlülük yönetiminde aktif biçimde değerlendirilebilecek. Banka dışı ödeme kuruluşları için ise dijital yuan rezervleri, mevcut müşteri rezervleriyle aynı muameleye tabi tutulacak ve yüzde 100 zorunlu karşılık oranı uygulanacak.Dijital yuan kullanımı oldukça genişResmi verilere göre Çin’de dijital yuan kullanımı hacim olarak ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Kasım 2025 sonu itibarıyla toplam 3,48 milyar işlem gerçekleştirilirken, işlem hacmi kümülatif olarak 16,7 trilyon yuan seviyesine çıktı. Bu rakamlar, e-CNY’nin altyapısının yaygın biçimde çalıştığını gösterse de, günlük hayatta tercih edilme oranının hâlâ sınırlı kaldığına işaret ediyor.Bunun temel nedenlerinden biri, Çin’de uzun süredir hakim konumda olan mobil ödeme platformları. WeChat Pay ve Alipay, kullanıcı alışkanlıklarını büyük ölçüde belirlemiş durumda. Dijital yuan, bu yerleşik ekosistemle rekabet etmekte zorlanıyor. Ayrıca merkezi izleme endişeleri ve sosyal kredi sistemiyle ilişkilendirilen kaygılar, bazı kesimlerin e-CNY’ye mesafeli yaklaşmasına yol açıyor. Bu nedenle kağıt para kullanımının tamamen ortadan kalkmadığı görülüyor.Öte yandan Pekin yönetimi, dijital yuanın uluslararası kullanımını genişletme konusunda da adımlar atıyor. Merkez bankası, sınır ötesi ödemelerde e-CNY’nin kullanımını artırmak amacıyla Singapur ile pilot çalışmalar planlıyor. Bunun yanı sıra Tayland, Hong Kong, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi pazarlarla CBDC tabanlı ödeme sistemleri gündemde. Şanghay’da kurulan e-CNY Uluslararası Operasyon Merkezi de bu küresel açılımın önemli bir parçası olarak görülüyor.Tüm bu gelişmelere rağmen Çin, kripto paralar konusunda katı tutumunu sürdürüyor. Ülkede kripto para alım satımı ve madencilik faaliyetleri 2021’den bu yana yasaklı durumda. Çin yönetimi blockchain teknolojisini stratejik bir altyapı olarak benimserken, kontrolü tamamen merkez bankasında olan dijital yuan modelini önceliklendiriyor.

Çin finans otoriteleri, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde dijital dönüşümü hızlandırmayı hedefleyen kapsamlı bir yol haritasını yürürlüğe aldı. Çin Devlet Finansal Denetim ve İdare Komisyonu tarafından yayımlanan “Bankacılık ve Sigortacılık Sektörlerinde Dijital Finansın Yüksek Kaliteli Gelişimi İçin Uygulama Planı”, özellikle blockchain tabanlı finansal altyapıların yaygınlaştırılmasına ve kripto-uyumlu dijital çözümlerin kurumsal finans içinde daha etkin kullanılmasına odaklanıyor.Blockchain teknolojisinde “standart” amacıPlanın öne çıkan başlıklarından biri, tedarik zinciri finansmanında blockchain kullanımının standartlaştırılması. Çinli düzenleyiciler, büyük veri ve blockchain teknolojilerinin birlikte kullanılmasıyla, üretim zincirinin üst ve alt halkalarında yer alan şirketlerin finansmana erişiminin daha şeffaf ve izlenebilir hale gelmesini hedefliyor. Özellikle ileri üretim sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması için kredi destek mekanizmalarının blockchain tabanlı sistemlerle güçlendirilmesi planlanıyor. Bu yaklaşım, sahte fatura, mükerrer teminat ve veri uyumsuzluğu gibi sorunların azaltılmasını amaçlıyor.Dijital finans planı, blockchain’i yalnızca bir kayıt teknolojisi olarak değil, finansal güven altyapısının temel bileşeni olarak konumlandırıyor. Belgede, bankaların ve sigorta şirketlerinin blockchain üzerinden çalışan platformlar aracılığıyla tedarik zinciri verilerini, sözleşmeleri ve ödeme akışlarını gerçek zamanlı izlemesi teşvik ediliyor. Bu yapı, özellikle KOBİ’lerin finansmana erişiminde uzun süredir sorun yaratan bilgi asimetrisini azaltmayı hedefliyor.Kripto varlık piyasaları açısından dikkat çekici nokta, Çin’in doğrudan kripto para ticaretine yönelik kısıtlayıcı tutumunu sürdürmesine rağmen, blockchain ve dağıtık defter teknolojilerini finans sisteminin merkezine yerleştirmesi. Plan, kripto paraların kendisinden ziyade, bu varlıkların temelini oluşturan teknolojinin kurumsal finans ve kamu denetimi alanlarında yoğun biçimde kullanılacağını açıkça ortaya koyuyor. Bu durum, küresel ölçekte “izinli blockchain” modellerinin yaygınlaşabileceğine işaret ediyor. Ayrıca düzenleme, veri güvenliği ve risk yönetimi konularında blockchain’in rolünü ön plana çıkarıyor. Finansal kurumların, akıllı sözleşmeler ve dağıtık kayıt sistemleri aracılığıyla kredi tahsis, teminat yönetimi ve sigorta süreçlerinde otomasyonu artırması bekleniyor. Bu sayede operasyonel risklerin azaltılması, denetim süreçlerinin ise daha şeffaf hale gelmesi hedefleniyor. Plan, blockchain tabanlı sistemlerin siber güvenlik ve veri bütünlüğü açısından sıkı denetim altında kullanılacağını da vurguluyor.Belgede yer alan bir diğer kritik unsur, yeni nesil teknolojilerin birlikte kullanımı. Blockchain; yapay zekâ, büyük veri ve hatta uydu tabanlı veri sistemleriyle entegre şekilde ele alınıyor. Bu entegrasyon sayesinde finansal risk analizlerinin daha hızlı ve doğru yapılması, şüpheli işlemlerin erken aşamada tespit edilmesi amaçlanıyor. Özellikle zincir üstü ve zincir dışı verilerin birlikte değerlendirilmesi, finansal gözetim kapasitesini ciddi biçimde artırabilecek bir unsur olarak görülüyor.

Coinbase, kripto borsası kimliğinin ötesine geçerek finansal hizmetler alanında kapsamlı bir dönüşüm başlattı. Şirket, ABD’deki uygun kullanıcılar için uygulama içinden hisse senedi alım satımını resmen devreye aldığını açıkladı. Yeni özellik sayesinde kullanıcılar, ABD hisselerini ve seçili ETF’leri doğrudan Coinbase uygulaması üzerinden USDC ile satın alabiliyor. Bu adım, Coinbase’in uzun süredir dillendirdiği “her şeyin alınıp satıldığı tek platform” vizyonunun en somut hamlelerinden biri olarak öne çıkıyor.Coinbase’de USDC ile hisse satın alınabiliyorCoinbase tarafından paylaşılan bilgilere göre, hisse senedi işlemleri USDC cinsinden gerçekleşiyor. Şirket bu yapıyla, geleneksel borsaların hâlâ tam olarak sunamadığı 7/24 işlem yapılabilen bir piyasa altyapısının temelini atmayı hedefliyor. Dijital dolar üzerinden uzlaşma, ileride tokenlaştırılmış hisse senetleri ve zincir üstü finansal ürünler için de kritik bir zemin oluşturuyor. CEO Brian Armstrong, bu süreci geleneksel varlıkların blok zinciriyle buluşmasının ilk adımı olarak tanımlıyor. Hisse senetlerinin yanı sıra Coinbase, ürün yelpazesini ciddi biçimde genişletiyor. Platforma vadeli işlemler, perpetual kontratlar ve sonuç odaklı işlem yapılabilen tahmin piyasaları ekleniyor. Tahmin piyasaları, ABD’de regüle edilmiş bir yapı sunan Kalshi iş birliğiyle hayata geçiriliyor. Kullanıcılar bu sayede ekonomik verilerden siyasi gelişmelere, spordan makro olaylara kadar binlerce farklı senaryoya dair kontratlara erişebiliyor.Brian Armstrong’a göre tahmin piyasaları yalnızca alım satım yapılan bir alan değil. Armstrong, bu piyasaların kamuoyunun beklentilerini ve algısını ölçmek için güçlü bir araç haline geldiğini savunuyor. CNBC’ye yaptığı açıklamalarda, birçok kullanıcının bu piyasaları bir yatırım aracı olarak değil, “önümüzdeki ay ne olacağına dair genel beklentiyi görmek” için takip ettiğini söyledi. Armstrong, tahmin piyasalarının zamanla geleneksel medyaya alternatif bir bilgi ve duygu barometresi işlevi görebileceğini de vurguladı.Coinbase’in bu alana girişi, giderek kalabalıklaşan bir rekabet ortamında gerçekleşiyor. DraftKings kendi tahmin borsasını satın alırken, FanDuel CME ile iş birliği yapıyor. Polymarket ise ABD pazarına regüle edilmiş yeni bir yapı üzerinden giriyor. Robinhood da LedgerX’i türev ürün stratejisinin merkezine yerleştirmiş durumda. Armstrong, bu rekabeti “regüle edilmiş altyapılar ile kripto-yerel likidite arasındaki yarış” olarak tanımlıyor.Şirketin uzun vadeli planlarının merkezinde ise tokenizasyon yer alıyor. Coinbase, bu kapsamda Coinbase Tokenize adlı yeni bir kurumsal ürün setini duyurdu. Bu platform, şirketlerin ve kurumların gerçek dünya varlıklarını, hatta kendi hisselerini zincir üzerine taşımasına olanak tanıyor. Armstrong, hisse senedi işlemlerinin bu yolculukta yalnızca bir başlangıç olduğunu, asıl hedefin tokenlaştırılmış hisseler olduğunu açıkça ifade ediyor. Ona göre bu yapı, küresel erişimi artırarak sermaye piyasalarını daha kapsayıcı hale getirebilir.Coinbase ayrıca kurumsal müşteriler ve geliştiriciler için API altyapısını genişletiyor. Saklama, ödeme, alım satım ve stablecoin hizmetlerini kapsayan yeni API seti, şirketin perakende kullanıcıların ötesine geçme hedefini yansıtıyor. ABD ve Singapur’da Coinbase Business hizmeti de uygun müşterilere açılıyor. Bunun yanında işletmeler için özel markalı stablecoin’ler ve otomatik ödemeleri mümkün kılan x402 adlı yeni bir ödeme standardı tanıtılıyor.

BNB Chain, kendi yerel stabil kripto parasını piyasaya sürmeye hazırlanarak ağ içi finansal altyapısını genişletme yönünde önemli bir adım attı. 17 Aralık 2025’te yapılan resmî açıklamada, düşük volatiliteye sahip ve BNB Chain ekosistemi genelinde geniş ölçekli kullanım hedefleyen yeni bir stabil varlık üzerinde çalışıldığı doğrulandı. Stablecoin’in ismi ve net lansman takvimi henüz paylaşılmasa da, bu hamle BNB Chain’in likiditeyi güçlendirme, güvenliği artırma ve harici stablecoin köprülerine olan bağımlılığı azaltma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. BNB Chain, kendi stablecoini çıkarıyorBNB Chain yönetimi, planlanan stablecoin’in ekosistem genelinde farklı kullanım senaryolarını tek bir likidite katmanı altında birleştirmeyi amaçladığını belirtiyor. Ağın kendi yerel stabil varlığını çıkarması, özellikle çapraz zincir stablecoin’lerde sıkça gündeme gelen köprü risklerini ortadan kaldırmayı hedefliyor. Böylece likidite tamamen zincir üzerinde kalırken, işlem verimliliği artıyor ve dış altyapılardan kaynaklanabilecek güvenlik açıklarının önüne geçilmesi amaçlanıyor.Yeni stablecoin’in merkeziyetsiz finans uygulamalarında kritik bir rol üstlenmesi bekleniyor. PancakeSwap gibi merkeziyetsiz borsalarda alım satım işlemleri, borç verme ve borç alma protokolleri, getiri çiftçiliği ve zincir üzerindeki ödeme çözümleri bu kullanım alanları arasında öne çıkıyor. BNB Chain, bu varlığı yalnızca belirli bir niş için değil, günlük zincir içi aktivitelerin temel yapı taşlarından biri haline getirmeyi planlıyor. Bu yaklaşım, stablecoin’i ekosistemin merkezine yerleştiren daha bütüncül bir finansal model anlamına geliyor.Duyurunun ardından kripto topluluğunda dikkat çekici bir spekülasyon dalgası oluştu. Eski Binance CEO’su Changpeng Zhao’nun (CZ), X platformunda “U” adlı bir stablecoin projesiyle bağlantılı bir hesabı takip etmesi, yeni stablecoin’in bu projeyle ilişkili olabileceği yönünde yorumlara yol açtı. Ancak ne BNB Chain’den ne de CZ’den bu yönde resmi bir doğrulama geldi. Zhao’nun daha önce sosyal medya etkileşimlerinin bir destek ya da ortaklık anlamına gelmediği konusunda uyarılarda bulunduğu da hatırlatılıyor. Şu aşamada stablecoin’in ismi, markası ve olası iş birlikleri belirsizliğini koruyor.Öte yandan, bazı kaynaklar “U” isimli stablecoin’in 18 Aralık’ta piyasaya sürüleceğini ve “Unified, Inclusive, Fluid” ilkeleri etrafında şekillendiğini öne sürüyor. Proje, kapsamlı bir rezerv yönetimi çerçevesiyle güvenlik ve likiditeyi önceliklendirdiğini iddia ediyor. Buna rağmen, BNB Chain’in resmi kanallarında bu proje ile doğrudan bir bağ kurulmuş değil. Dolayısıyla yatırımcılar ve geliştiriciler için net tabloyu görmek adına resmi açıklamaları beklemek gerekiyor.BNB Chain, yeni stablecoin’in tasarımına ilişkin kritik detayları henüz paylaşmadı. Varlığın fiat destekli mi, kripto teminatlı mı yoksa algoritmik bir yapıya mı sahip olacağı belirsizliğini koruyor. Lansman tarihi de netleşmiş değil. Ağ yönetimi, kullanıcıların yalnızca resmi BNB Chain duyurularını ve teknik dokümantasyonu takip etmeleri gerektiğini vurguluyor.

Japonya’nın önde gelen finans gruplarından SBI Holdings, Web3 odaklı blockchain şirketi Startale Group ile yeni bir stablecoin projesi için güçlerini birleştirdi. İki şirket, Japon yeni (JPY) bazlı bir stablecoin’i 2026 yılının ikinci çeyreğinde piyasaya sürmeyi planlıyor. Proje, hem yerel hem de küresel ölçekte kullanılabilecek, tamamen regüle edilmiş ve kurumsal benimsemeye odaklanan bir dijital varlık olarak konumlandırılıyor.Tokyo Borsası’na işlemde olan SBI Holdings, Japonya’daki güçlü finansal altyapısını ve regülasyon deneyimini projeye taşırken; Startale Group ise Web3 alanındaki teknik uzmanlığıyla öne çıkıyor. Startale, Sony destekli Soneium ağının geliştirilmesinde yer almasıyla biliniyor. Bu iş birliği, geleneksel finans ile blockchain teknolojisinin daha derin biçimde entegre edilmesine yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.SBI Holdings Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Yoshitaka Kitao, konuya ilişkin açıklamasında “token ekonomisine geçişin artık geri döndürülemez bir toplumsal eğilim” olduğunu vurguladı. Kitao’ya göre, yeni stablecoin’in hem Japonya içinde hem de küresel ölçekte dolaşıma sokulması, geleneksel finansla tam uyumlu dijital finansal hizmetlerin yaygınlaşmasını ciddi biçimde hızlandıracak.Henüz ismi açıklanmayan yen bazlı stablecoin’in ihraç ve itfa süreçleri, SBI Shinsei Bank çatısı altında faaliyet gösteren Shinsei Trust & Banking tarafından yürütülecek. Token’in dolaşımı ise Japonya’da lisanslı bir kripto varlık hizmet sağlayıcısı olan SBI VC Trade aracılığıyla sağlanacak. Bu yapı, projenin regülasyonlara uyum konusunda güçlü bir zemine oturduğunu gösteriyor.Startale cephesinde ise proje, şirketin kısa süre önce piyasaya sürdüğü dolar bazlı stablecoin Startale USD (USDSC) ile birlikte düşünülüyor. USDSC, Soneium ağı üzerinde ödemeler, ödül sistemleri ve likidite çözümleri için kullanılmak üzere tasarlanmıştı. Yeni yen stablecoin ile USDSC’nin, Startale ve SBI tarafından planlanan 7/24 açık tokenlaştırılmış hisse senedi borsasında “tamamlayıcı bir para altyapısı” oluşturması hedefleniyor.Startale CEO’su Sota Watanabe, yen bazlı stablecoin’in yalnızca günlük ödemelerle sınırlı kalmayacağını belirtiyor. Watanabe’ye göre bu token, tamamen zincir üzerinde çalışan bir finans dünyasında merkezi bir rol üstlenecek. Özellikle yapay zekâ ajanları arasında ödemelerin mümkün hâle gelmesi ve tokenlaştırılmış varlıkların dağıtım süreçlerinin otomatikleşmesi gibi alanlarda ciddi bir potansiyel bulunuyor.SBI, Ripple ile yakın ilişki içerisindeSBI Holdings’in stablecoin alanındaki ilk girişimi bu değil. Şirket, daha önce Ripple ile iş birliği yaparak Ripple USD (RLUSD) stablecoin’inin 2026’da Japonya pazarına sunulacağını açıklamıştı. Yeni proje, bu stratejinin bir devamı niteliğinde görülüyor.Öte yandan girişim, Japonya’daki daha geniş çaplı yen bazlı stablecoin çalışmalarının da bir parçası. Japonya Finansal Hizmetler Ajansı (FSA), kısa süre önce JPYC projesini ülkenin ilk yen stablecoin’i olarak onayladı. Ayrıca Mizuho Bank, MUFG ve SMBC gibi büyük bankaların ortak stablecoin projelerine de destek veriliyor. Sektör kaynaklarına göre, Japonya’daki birçok büyük finans kuruluşu benzer dijital para projeleri üzerinde çalışıyor.SBI ve Startale, imzaladıkları mutabakat zaptı kapsamında gerekli tüm uyum ve lisans süreçlerini tamamladıktan sonra lansmana gitmeyi planlıyor. Şirketler, dolaşımdaki arzı 300 milyar doları aşan ve büyük ölçüde ABD doları ağırlıklı olan küresel stablecoin pazarında, yen bazlı güçlü bir alternatif sunmayı hedefliyor.

JPMorgan Chase, blockchain tabanlı finans alanındaki adımlarını genişleterek ilk tokenize para piyasası fonunu Ethereum ağı üzerinde hayata geçirmeye hazırlanıyor. Wall Street Journal’ın aktardığına göre bankanın yaklaşık 4 trilyon dolarlık varlığı yöneten varlık yönetimi kolu tarafından geliştirilen bu yeni ürün, My OnChain Net Yield Fund ya da kısaca MONY adıyla sunulacak. JPMorgan, fonu dış yatırımcılara açmadan önce 100 milyon dolarlık kendi sermayesiyle başlatmayı planlıyor.JPMorgan’dan ilk tokenize para piyasası fonuMONY, JPMorgan’ın Kinexys Digital Assets adlı kurum içi tokenizasyon altyapısı üzerinde çalışıyor. Bu altyapı, geleneksel finansal ürünlerin blockchain üzerinde dijital tokenlar aracılığıyla temsil edilmesini sağlıyor. Fon, yalnızca “nitelikli yatırımcı” statüsündeki kişi ve kurumlara açık olacak. Buna göre bireysel yatırımcılar için en az 5 milyon dolarlık yatırım varlığı şartı aranırken, kurumsal yatırımcılar için bu eşik 25 milyon dolar olarak belirlenmiş durumda. Fona giriş için asgari yatırım tutarı ise 1 milyon dolar.Geleneksel para piyasası fonlarında olduğu gibi MONY de kısa vadeli ve yüksek kaliteli borçlanma araçlarından oluşan bir portföy tutuyor. Fonun temel hedefi, banka mevduatlarına kıyasla genellikle daha yüksek getiri sunmak. Faiz gelirleri ve temettüler günlük olarak tahakkuk ediyor. Yatırımcılar, JPMorgan’ın Morgan Money adlı dijital yatırım platformu üzerinden fona katılım sağlayabiliyor ve karşılığında sahip oldukları payları temsil eden dijital tokenları kendi kripto cüzdanlarında tutuyor.Fonun dikkat çeken bir diğer yönü ise nakit yanında stablecoin kullanımıyla da işlem yapılabilmesi. Yatırımcılar, fona giriş ve çıkış işlemlerini Circle tarafından ihraç edilen dolar sabitli USDC stablecoini üzerinden gerçekleştirebiliyor. Bu yaklaşım, düzenlenmiş finansal ürünlerin giderek daha fazla kripto-yerel ödeme altyapılarını benimsediğini gösteriyor. Özellikle faiz getirmeyen stablecoin bakiyelerinin verimli kullanılmasına yönelik bu tür çözümler, kripto ekosistemi içinde uzun süredir talep görüyor.JPMorgan Asset Management Küresel Likidite Başkanı John Donohue, müşterilerden tokenizasyon konusunda ciddi bir ilgi geldiğini belirtiyor. Donohue’ya göre banka, geleneksel para piyasası fonlarında sunulan seçeneklerin benzerlerini blockchainüzerinde de erişilebilir kılmayı hedefliyor. Bu yaklaşım, tokenizasyonun artık yalnızca deneysel bir alan olmaktan çıkıp ana akım finansın bir parçası haline gelmeye başladığına işaret ediyor.Bu hamle, ABD’de dijital varlıklara yönelik düzenleyici çerçevenin daha net hale gelmesiyle aynı döneme denk geliyor. Bu yıl kabul edilen GENIUS Act, dolar bazlı stablecoin’ler için federal bir çerçeve oluşturdu. Buna ek olarak Clarity Act etrafındaki gelişmeler, blockchain tabanlı finansal ürünlerin hangi kurumlar tarafından denetleneceğine dair daha yapıcı bir yaklaşım sinyali verdi. Bu düzenleyici netlik, büyük finans kuruluşlarını fonlar, menkul kıymetler ve diğer gerçek dünya varlıklarını tokenize etme konusunda daha cesur adımlar atmaya teşvik ediyor.Gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonuna yönelik ilgi hızla artıyor. 2025 itibarıyla tokenize edilmiş gerçek dünya varlıklarının toplam piyasa değeri 38 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştı. BlackRock, 1,8 milyar doların üzerinde büyüklüğe sahip tokenize para piyasası fonuyla bu alandaki en büyük oyuncu konumunda bulunuyor. Goldman Sachs ve Bank of New York Mellon da bu yıl başında tokenize para piyasası fonlarına bağlı dijital varlıklar için iş birliği planlarını duyurmuştu.Ethereum tabanlı MONY fonu, JPMorgan’ın son dönemdeki blockchain girişimlerinin devamlılığını gösteriyor. Zira banka, kısa süre önce Galaxy Digital iştirakine ait bir ticari senet ihracını Solana ağı üzerinde gerçekleştirmiş, işlemlerde USDC kullanmıştı.

ABD menkul kıymet piyasalarının bel kemiği olarak görülen Depository Trust & Clearing Corporation (DTCC), tokenizasyon alanında kritik bir eşiği geride bıraktı. Kurum, yaptığı açıklamada, bağlı ortaklıklarından Depository Trust Company’nin (DTC), ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’ndan (SEC) bir “no-action letter” aldığını duyurdu. Bu mektup, belirli gerçek dünya varlıklarının (RWA) blockchainler üzerinde tokenize edilerek sunulmasına yönelik üç yıllık bir yetkilendirme anlamına geliyor.SEC’den önemli onaySöz konusu onay, SEC’in doğrudan bir lisans vermesinden ziyade, önerilen faaliyet için yaptırım uygulanmayacağını beyan eden resmi bir görüş niteliği taşıyor. Ancak piyasa açısından etkisi oldukça büyük. Zira bu adım, ABD’de ilk kez belirli hisse senetleri, borsa yatırım fonları (ETF’ler) ve Hazine tahvillerinin kontrollü biçimde tokenize edilmesinin önünü açıyor.DTCC tarafından paylaşılan bilgilere göre, yetkilendirme kapsamında Russell 1000 endeksine dahil şirket hisseleri, büyük ABD endekslerini takip eden ETF’ler ve ABD Hazine bonoları, tahvilleri ve uzun vadeli borçlanma araçları tokenize edilebilecek. DTC, bu hizmeti kendi ComposerX platformu üzerinden, önceden onaylanmış Layer-1 ve Layer-2 blockchain ağları üzerinde sunmayı planlıyor. Hizmetin ilk aşamada 2026’nın ikinci yarısında kademeli olarak devreye alınması bekleniyor.Tokenizasyon, geleneksel finansal varlıkların dijital temsillerinin blockchain üzerinde oluşturulmasını ifade ediyor. Amaç; takas süreçlerini hızlandırmak, operasyonel maliyetleri düşürmek ve likiditeyi artırmak. DTCC, tokenize edilen bu varlıkların, geleneksel muadilleriyle aynı yatırımcı haklarını, mülkiyet yapısını ve yasal korumaları taşıyacağını özellikle vurguluyor. Yani ortaya çıkacak token’lar, yalnızca teknik bir temsil değil, hukuki karşılığı olan finansal enstrümanlar olarak konumlanıyor.DTCC Başkanı ve CEO’su Frank La Salla, bu gelişmenin dijital piyasalara geçiş sürecinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. La Salla’ya göre tokenizasyonun ölçek kazanabilmesi, ancak mevcut piyasa altyapılarında sağlanan hukuki kesinlik ve güvenlik standartlarının korunmasıyla mümkün. Clearing & Securities Services Başkanı Brian Steele ise bu girişimin, yıllar içinde inşa edilen operasyonel dayanıklılığı ve güvenliği dijital varlık dünyasına taşımayı hedeflediğini ifade ediyor.DTCC’nin sisteme dahil olması, tokenizasyonun artık yalnızca deneysel projeler ya da sınırlı pilot çalışmalarla sınırlı kalmayacağını gösteriyor. Kurum, ABD ve küresel piyasalarda trilyonlarca dolarlık işlemin takas ve saklamasından sorumlu. Yalnızca DTC, 2025 verilerine göre 100 trilyon doların üzerinde menkul kıymetin saklama ve varlık hizmetlerini yürütüyor. Bu nedenle atılan adım, piyasa mimarisi, teminat yönetimi ve likidite akışları açısından yapısal bir değişime işaret ediyor.Bu gelişme aynı zamanda Washington’daki düzenleyici iklimde yaşanan daha geniş çaplı bir değişimin parçası olarak değerlendiriliyor. Son dönemde hem SEC hem de Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’nun (CFTC), dijital varlıklara yaklaşımında daha esnek ve teknolojiye açık bir tutum benimsediği görülüyor. JPMorgan, BlackRock, Coinbase ve Kraken gibi kurumların tokenizasyon hamleleri de bu dönüşümü destekler nitelikte.DTCC, ilerleyen aşamalarda stablecoin dağıtımları veya tokenize mevduat benzeri yapıların da sisteme entegre edilebileceğini, ancak bunun ek düzenleyici onaylara bağlı olduğunu belirtiyor.

Bhutan, ulusal blockchain stratejisinin kapsamını genişleterek altın destekli yeni dijital varlığı TER’i resmen duyurdu. Solana ağı üzerinde çalışan TER, ülkenin yenilikçi kalkınma projesi olan Gelephu Mindfulness City tarafından geliştirildi ve Bhutan’ın ilk lisanslı dijital bankası DK Bank tarafından saklanacak. Bu yapı, tokenın tamamen denetlenmiş fiziksel altın rezervleriyle 1:1 desteklendiğini garanti ediyor.Bhutan, altın tokenizasyonunu tercih ettiBhutan yönetimi, TER’i tanıtırken projenin ana hedefinin geleneksel değer saklama araçlarını, özellikle de altını, modern blockchain altyapısıyla birleştirmek olduğunu vurguladı. Bu yaklaşım, ülkenin son yıllarda hız kazanan dijital dönüşüm vizyonunun önemli bir parçası. Bitcoin madenciliğinden dijital kimlik projelerine kadar geniş bir teknoloji stratejisi yürüten Bhutan, TER ile bu vizyonu somutlaştıran yeni bir adım daha atıyor. Tokenın Solana ağında çalışması tesadüf değil. Solana, düşük işlem ücretleri, saniyeler içinde doğrulanan işlemler ve yüksek ölçeklenebilirlik sunuyor. Bhutan yetkilileri, şeffaflık ve hızın özellikle uluslararası yatırımcılar için kritik olduğunu, bu nedenle Solana’nın tercih edildiğini belirtiyor. Bu yapı sayesinde TER, altın alımının geleneksel prosedürlerini dijital ortama taşıyor; yatırımcılar hem gerçek altın varlığına sahip oluyor hem de bunu küresel ölçekte saniyeler içinde transfer edebiliyor.TER’i piyasaya süren Gelephu Mindfulness City, ülkenin “farkındalık temelli kalkınma modeli” kapsamında özel bir bölge olarak kurulmuş durumda. Bölge, küresel sermayeyi çekmeyi, dijital ekonomiyi güçlendirmeyi ve Bhutan’ın uzun vadeli sürdürülebilir büyüme hedeflerine hizmet etmeyi amaçlıyor. Yetkililer, ilk aşamada TER’in yatırımcılarla DK Bank üzerinden buluşacağını, talep arttıkça kullanım alanlarının genişletileceğini belirtiyor.Bhutan’ın bu hamlesi yalnız değil. Geçtiğimiz günlerde Kırgızistan da ABD dolarına sabitlenmiş, altın destekli USDKG adlı dijital tokenını duyurmuştu. USDKG’nin ilk ihraç miktarı 50 milyon dolar oldu ve Orta Asya’da devlet gözetimli ilk tokenizasyon örneklerinden biri olarak kayda geçti. Bhutan’ın TER’i ve Kırgızistan’ın USDKG’si, küçük ülkelerin geleneksel varlık rezervlerini dijital altyapıya taşıyarak finansal sistemlerini çeşitlendirmeye çalıştığını gösteriyor.Uzmanlara göre bu eğilim hızlanıyor. Altının tokenizasyonu, hem portföy çeşitlendirme hem de reel varlıkları zincir üzerinde tutulabilir hale getirme açısından giderek daha cazip bir seçenek olarak görülüyor. Bhutan’ın TER’i, bu yeni modelin devlet destekli bir örneği olarak dikkat çekiyor; üstelik tamamen denetlenmiş altın rezervlerine dayanması, projeye güvenilirlik kazandırıyor.Bhutan’ın yıllardır sessiz fakat istikrarlı biçimde yürüttüğü dijitalleşme adımları (hidroelektrik gücüyle Bitcoin madenciliği, ulusal dijital kimlik projeleri, Binance Pay entegrasyonu ve yerel fintech çalışmalarının desteklenmesi) TER’in altyapısını güçlendiren unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu nedenle ülke, dijital altın fikrini yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda teknolojik bir hamle olarak da konumlandırıyor.TER’in 17 Aralık’ta piyasaya çıkmasıyla Bhutan, ulusal rezervlerine dayalı dijital varlık üretimi konusunda yeni bir sayfa açmış olacak. Küçük ülkeler arasında başlayan bu yeni dijital varlık yarışı, önümüzdeki dönemde daha fazla devletin altın ve benzeri somut rezervleri blockchain’e taşımasıyla ivme kazanabilir.

YZi Labs, 3 Aralık’ta yaptığı duyuruyla EASY Residency Season 2 programına kabul edilen 17 girişimi açıkladı. Web3, yapay zekâ ve biyoteknoloji alanında çalışan bu ekipler, Binance Blockchain Week kapsamında düzenlenecek Demo Day sahnesinde projelerini yatırımcılara sunacak. Listede; finansal altyapıdan robotik otomasyona, gen terapilerinden kripto likiditesine kadar uzanan geniş bir teknoloji yelpazesi yer alıyor. Binance ekosisteminde yatırım seliProgramın bu sezonu, YZi Labs’in gelecek on yılın üç temel gücü olarak tanımladığı alanları net şekilde ortaya koyuyor: blockchainin küresel sermaye akışını dönüştüren yapısı; yapay zekânın hızlandırdığı üretkenlik ve karar alma süreçleri; biyoteknolojinin daha uzun ve sağlıklı yaşamlar yaratma potansiyeli. Seçilen 17 girişim, bu üç kuvvetin ortasında ölçeklenebilir teknolojiler geliştiriyor.Listede yer alan projelerin bazıları Web3 altyapısına güçlü bir vurgu yapıyor. 42.space, gerçek dünya olaylarını tokenleştirerek tahmin piyasaları için yeni bir varlık sınıfı yaratıyor. Sats Terminal, Bitcoin tabanlı likidite ve kredi çözümlerine odaklanırken; Saturn Labs, Bitcoin kredi piyasası destekli, gerçek getiri sunan bir stablecoin geliştiriyor. Predict.fun ise tahmin piyasalarını DeFi likiditesiyle güçlendirerek kullanıcıların hem getiri elde ettiği hem de etkinliklere katıldığı yeni bir model sunuyor. Hertzflow, geleneksel türev piyasalarındaki büyük kullanıcı kitlesini zincir üstüne taşımayı amaçlayan permissionless kaldıraç altyapısıyla dikkat çekiyor. Help.fun ise sivil toplum kuruluşları için adil, bot korumalı token lansmanları tasarlıyor.Yapay zekâ ve robotik alanındaki girişimler de öne çıkıyor. 4D Labs, mekânsal zekâ modellerini besleyecek ölçeklenebilir 3D veri altyapısı geliştiriyor. AgriDynamics, hasat maliyetlerini azaltan otonom meyve toplama robotlarıyla tarım sektöründeki iş gücü krizine çözüm getiriyor. Trellis Robotics, dar ve riskli endüstriyel alanlarda denetim yapabilen yumuşak robotik platformuyla endüstriyel otomasyonda yeni bir sayfa açıyor. Manifolds ise kontrol edilebilir 3D mekân tabanlı video üretimiyle hem e-ticaret hem de yapay zekâ uygulamaları için yeni görsel üretim araçları sunuyor.Biyoteknoloji tarafında Advent, AAV keşfini hızlandıran yapay zekâ odaklı platformuyla gen terapilerinde süreci haftalardan günlere indiriyor. Neomera BioLab, bağımlılık riski taşımayan kronik ağrı tedavileri için biyoloji odaklı, hızlı test döngülerine sahip bir ilaç keşfi altyapısı geliştiriyor.Oyun ve sosyal katman girişimleri de listede yer alıyor. Bento.fun, günlük sohbetleri mikro tahmin oyunlarına dönüştüren sosyal bir katman kurarken; MeleeMon, stablecoin destekli rekabetçi mobil oyun deneyimi sunuyor. Frontrun, profesyonel trader’lar için hızlı keşif ve işlem odaklı bir cüzdan olarak konumlanıyor. FingerDance ise işaret dili çevirisi sağlayan yapay zekâ altyapısıyla işitme engelli topluluklara erişilebilirlik sağlıyor.YZi Labs, bugün 10 milyar doların üzerinde varlık yöneten, 25’ten fazla ülkeden 300’ü aşkın projeye yatırım yapmış küresel bir fon. EASY Residency ise şirketin en güçlü destek programlarından biri olarak, her sezon seçilen ekipleri aynı çatı altında buluşturuyor.

Avrupa’nın en büyük varlık yöneticisi Amundi, para piyasası fonunun ilk tokenleştirilmiş pay (distribution) sınıfını Ethereum üzerinde piyasaya sürerek geleneksel finans ile blockchain altyapısını bir araya getiren büyük bir adım attı. Yaklaşık 2,3 trilyon dolarlık varlığı yöneten dev, bu hamleyle hem fon dağıtımını dijitalleştirmeyi hem de yatırımcı erişimini genişletmeyi hedefliyor.Şirket, Amundi Funds Cash EUR adlı para piyasası fonunun “J28 EUR DLT” isimli yeni pay sınıfının artık Ethereum üzerinde kaydedildiğini açıkladı. Bu yapı sayesinde fon birimlerinin mülkiyeti, hareketleri ve işlem geçmişi zincir üzerinde izlenebilir hale geliyor; yani yatırımcılar hem daha şeffaf hem de daha hızlı bir işlem deneyimiyle karşılaşıyor.Bu dönüşümün teknik altyapısını ise Avrupa’nın önde gelen saklama ve transfer acentelerinden CACEIS sağlıyor. Kurum, fon için dijital cüzdanlar, 7/24 çalışan bir blockchain tabanlı sipariş platformu ve abonelik–geri alım işlemlerine yönelik otomasyon sistemleri geliştiriyor. CACEIS CEO’su Jean-Pierre Michalowski, hedeflerinin “yatırım fonlarına stablecoin veya ileride çıkacak merkez bankası dijital paralarıyla 7/24 erişimi mümkün kılmak” olduğunu belirtiyor.Amundi tarafında ise bu adım, şirketin uzun vadeli dijital varlık stratejisinin somut bir parçası olarak görülüyor. Kurumsal Müşteriler ve ESG Başkanı Jean-Jacques Barberis, varlık tokenizasyonunun küresel ölçekte hızlanacağını, Amundi’nin de bu alanda hem Fransa’da hem uluslararası pazarlarda yeni girişimlere hazırlanacağını vurguluyor.Yeni model, geleneksel dağıtım ağını tamamen değiştirmiyor; yatırımcılar fonu mevcut bankacılık kanalları üzerinden almaya devam edebiliyor. Ethereum üzerindeki tokenleştirilmiş pay sınıfı ise sisteme ek bir seçenek olarak eklenmiş durumda. Böylece hem kurumsal yatırımcılar hem de dijital varlık ekosistemindeki profesyoneller için daha geniş bir erişim alanı oluşuyor.Tokenizasyon dikkat çekiyorTokenizasyonun neden bu kadar gündemde olduğuna bakıldığında, rakamlar her şeyi özetliyor. 2025 boyunca zincir üzerindeki gerçek dünya varlıklarının toplam piyasa değeri 15 milyar dolardan 37 milyar doların üzerine çıktı. Provenance Blockchain bu alanda liderliği elinde tutsa da, Ethereum 12,4 milyar dolarlık tokenize RWA hacmiyle güçlü bir ikinci sırada. Üstelik BlackRock’ın BUIDL fonu ve Franklin Templeton’ın para piyasası fonu gibi devlerin Ethereum üzerinde büyümesi, ağı kurumsal tokenizasyonun merkezine yerleştiriyor.Amundi’nin hamlesi, bu trendin yalnızca başlangıç olduğunu gösteriyor. Avrupa’nın en büyük varlık yöneticisinin Ethereum’u tercih etmesi, hem kıtanın regülasyon odaklı finans dünyasında tokenizasyonun meşruiyetini güçlendiriyor hem de Ethereum’un RWA segmentindeki liderliğini pekiştiriyor.Sonuç olarak bu girişim, fon dünyasında işlemlerin otomatikleştiği, 7/24 erişilebilir bir altyapının temellerini atıyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), bugün X hesabından yayımladığı yeni bir açıklayıcı videoda küresel finansın yükselen trendi olan tokenizasyonu mercek altına aldı. Kurum, tokenizasyonun finansal piyasalara hız ve maliyet avantajı getirdiğini kabul ederken, bu dönüşümün aynı zamanda yeni kırılganlıklar yarattığına dikkat çekti.Videoda, tokenizasyon “paranın evriminde bir sonraki adım” olarak tanımlanıyor. Geleneksel piyasalarda işlem, takas ve kayıt süreçlerini yürüten aracıların yerini akıllı sözleşmelere bırakan bu yapı; varlık alım-satımının daha hızlı, daha şeffaf ve daha ucuz gerçekleşmesini mümkün kılıyor. IMF’ye göre erken dönem araştırmalar, tokenize edilmiş piyasalarda belirgin maliyet avantajı ve teminat kullanımında verimlilik artışı olduğunu ortaya koyuyor. Yakın anlık mutabakat (T+0) ise en çarpıcı yeniliklerden biri. Ancak kurum, bu verimliliğin riskleri de büyüttüğünü vurguluyor. Otomatikleşmiş piyasalarda ani çöküşler olarak bilinen “flash crash” olaylarının daha önce yaşandığını hatırlatan IMF, tokenize piyasalarda yürütülen kod tabanlı işlemlerin, özellikle stres dönemlerinde, domino etkisi yaratabileceğini belirtiyor. Bir akıllı sözleşmedeki hata ya da beklenmeyen bir zincirleme etkileşim, lokal bir sorunu sistemik bir şoka dönüştürebilir.Videoda öne çıkan bir diğer uyarı ise parçalanma riski. Eğer çok sayıda tokenizasyon platformu ortaya çıkar ve bu platformlar birbiriyle konuşamaz hâle gelirse, likidite dağılabilir; böylece daha hızlı ve daha verimli bir piyasa yaratma vaadi kendi kendini baltalayabilir. IMF, altyapı uyumluluğunun bu nedenle kritik olduğunu ifade ediyor.Kurum ayrıca hükümetlerin tarihte para sistemlerinin dönüşümünde pasif kalmadığını hatırlatarak, tokenizasyonun geleceğinde de devletlerin daha aktif bir rol üstlenmesinin muhtemel olduğunu belirtiyor. Bretton Woods anlaşması, sabit kur rejimlerinin kurulması ve sonrasında altın standardının çöküşü gibi tarihi örnekler, devletlerin para sisteminin nasıl işleyeceğine doğrudan müdahale ettiğini gösteriyor. IMF’ye göre tokenizasyon süreci de muhtemelen bu gelenekten bağımsız ilerlemeyecek.IMF’nin tokenizasyon konusundaki ilgisi yeni değil. Kurum son yıllarda bu alanda kapsamlı araştırmalar yürütüyor. Ancak bu çalışmaların artık kamuya açık video formatına taşınması, tokenizasyonun küresel ekonomi açısından niş bir teknoloji olmaktan çıktığını ve ana akım politika başlıkları arasına yerleştiğini gösteriyor.Tokenizasyon alanında çarpıcı artışBugün tokenize edilmiş piyasa büyüklüğü milyarlarca doları aşmış durumda. BlackRock’ın BUIDL fonunun 2024 ve 2025 boyunca hızla genişleyerek dünyanın en büyük tokenize Hazine fonuna dönüşmesi, sektörün ne kadar hızlı olgunlaştığının bir örneği.IMF videonun sonunda, tokenizasyonun finansal piyasaları daha hızlı, ucuz ve programlanabilir hâle getirme potansiyelini teslim ederken, bu dönüşümün sıkı bir düzenleyici gözetim altında gerçekleşeceğini belirtiyor. Kuruma göre yeni piyasa yapısı, teknolojinin sunduğu fırsatlarla birlikte devlet müdahalelerine de açık bir geleceğe ilerliyor.

Ark Invest, kripto ve teknoloji piyasalarındaki sert dalgalanmaya rağmen alım tarafında agresif bir strateji izlemeye devam ediyor. Cathie Wood’un liderliğindeki fon, 25 Kasım’da hem kripto odaklı şirketlerin hisselerini hem de büyük teknoloji devlerini içeren geniş bir portföy güncellemesi yaptı. Hareketler, Bitcoin’in 87.000 dolar civarında yatay seyrettiği, piyasanın baskı altında kaldığı bir döneme denk geldi.Circle ve Bulilsh öne çıktıArk’ın güncel hamleleri arasında Circle ve Bullish’in ön plana çıktığı görülüyor. Fon, salı günü 7,6 milyon dolarlık Circle (CRCL) ve 1,5 milyon dolarlık Bullish (BLSH) hissesi satın aldı. Her iki hisse de işlem gününü düşüşle kapatmıştı; Bullish yüzde 2,41 değer kaybederek 40,50 dolara, Circle ise yüzde 3,62 gerileyerek 70,11 dolara indi. Buna rağmen Ark, fiyat düşüşünü alım fırsatı olarak değerlendirdi. Fonun toplam Bullish varlığı 151,8 milyon dolara ulaşmış durumda. Coinbase, Ark’ın genel portföyünde hâlen yüzde 4’lük payla en büyük kripto teması olmayı sürdürüyor; Circle ise yüzde 2’lik ağırlıkla ikinci sırada bulunuyor.Cathie Wood aynı işlem gününde teknoloji tarafında daha büyük adımlar attı. Ark Invest, Google’ın ana şirketi Alphabet’ten 174.293 adet hisse satın aldı. Bu alımın toplam değeri yaklaşık 56,4 milyon dolar olarak hesaplandı. Alphabet’in hisse fiyatı son dönemde Meta’nın Nvidia GPU’ları bırakıp Google’ın üretimi olan TPU çiplerine yönelme ihtimaliyle ve Gemini yapay zekâ modeline yönelik ilgiyle yükseliş trendine girmişti. Şirketin 4 trilyon dolarlık değere yaklaşması piyasanın genel AI heyecanını desteklerken, ilgili ETF’lerdeki geri çekilme Ark’ın seçici alımlarını daha da belirginleştirdi.Teknoloji devlerinin yanı sıra Meta da Ark’ın radarındaydı. Fon, 33.837 adet Meta hissesi alarak yaklaşık 21,5 milyon dolarlık pozisyon ekledi. Meta hisseleri aynı gün yüzde 3,78 yükselmişti. Bununla birlikte, şirketin Nvidia yerine Google’ın yapay zekâ donanımlarına kayabileceğine dair haberler, işlem gününde çip sektöründe ciddi dalgalanma yarattı. AMD hisseleri yüzde 4’ün üzerinde değer kaybederken Ark, 106.651 adet AMD hissesi satarak yaklaşık 22 milyon dolarlık pozisyon kapattı.Buna karşılık fon, Nvidia ekosistemine bağımlılığı tartışma konusu olan CoreWeave’den 396.198 adet hisse alarak portföyüne yaklaşık 28,2 milyon dolarlık yeni bir teknoloji yatırımı ekledi. CoreWeave hisseleri o gün yüzde 3’ten fazla gerilese de Ark bunu uzun vadeli büyüme fırsatı olarak değerlendirdi.Kripto tarafında ise Ark yalnızca Circle’a değil, Bitcoin’e de odaklandı. Fon, 96.200 adet ARK 21Shares Bitcoin ETF hissesi aldı; toplam alım yaklaşık 2,8 milyon dolara ulaştı. Bitcoin’in son 30 günde yüzde 23 düşmesi, fonun bu hamlesini “dipten toplama” stratejisinin devamı olarak öne çıkardı.Ayrıca Jack Dorsey’nin Block şirketinden 212.538 adet hisse ekleyen Ark, fintech yatırımlarını da genişletti. Diğer yandan Palantir, GitLab ve Exact Sciences gibi pozisyonlar kademeli olarak azaltıldı. Palantir’deki satışın yaklaşık 58 milyon dolar olması dikkat çekti.Genel tablo, Ark Invest’in piyasa düşüşlerini aktif şekilde alım fırsatına çevirdiğini gösteriyor.

Amerika’nın en büyük kripto borsasının girişim kolu Coinbase Ventures, 2026’da yatırım yapmak istediği dokuz ana fikri paylaştı. RWA tabanlı sentetik ürünlerden yeni nesil DeFi modellerine, tahmin piyasası terminallerinden yapay zekâ destekli geliştirme araçlarına kadar uzanan geniş bir yatırım çerçevesi çizildi. Ekip, bu dokuz fikrin “bir sonraki büyük çıkışlara” ev sahipliği yapabileceğini düşünüyor.RWA PerpetualsCoinbase Ventures’a göre 2026’da RWA perp’leri çok daha görünür olacak. Bu yapı, offchain varlıklara sentetik perpetual sözleşmeleriyle erişim sağlıyor. Petrol, endeks, özel şirket hissesi ya da ekonomik veriler gibi birçok metrik zincire bu şekilde taşınabilir. Blog yazısında bu alan “perpification of everything” olarak tanımlanıyor.Likidite sağlayıcılarını korumaya odaklı yeni borsa tasarımıSolana ekosisteminde yükselen prop-AMM modelleri, profesyonel trader’ların ve botların LP’leri sömürmesini engelleyen yeni bir piyasa mimarisi sunuyor. Coinbase Ventures bu yapının yalnızca Solana’yla sınırlı kalmayacağını, farklı zincirlerde de daha adil borsalara kapı açabileceğini düşünüyor.Tahmin piyasaları toplayıcısıTahmin piyasaları büyüdü ama likidite hâlâ parçalı. Coinbase Ventures, 600 milyon doların üzerinde dağıtık likiditeyi tek arayüzde toplayacak tahmin piyasası terminallerinin 2026’da öne çıkacağını söylüyor. Tek ekranda Kalshi, Polymarket ve benzeri platformlardan gerçek zamanlı oran görebilmek, sektörü ileri taşıyacak.“Perp” ve lending entegrasyonuPerpetual borsaların borç verme protokolleriyle birleşmesi, yatırımcının teminatını iki kez kullanmasını sağlıyor. Hem pozisyon koruyup hem getiri elde etmek mümkün oluyor. Coinbase Ventures, bu modelin 2026’da daha geniş bir kullanıcı tabanına ulaşacağını tahmin ediyor.Teminatsız on-chain krediOnchain kimlik ve offchain verinin birleşimi, teminatsız borçlanmayı mümkün kılıyor. ABD’de 1.3 trilyon dolarlık teminatsız kredi hacmi bulunuyor. Coinbase Ventures bu pazarın daha yüksek verimlilikle kriptoya taşınabileceğini savunuyor. Bu alan, DeFi’nin “bankacılık alternatifine” dönüşmesinde önemli bir adım olarak görülüyor.Onchain gizlilik çözümleriKurumsal trader’lar stratejilerinin zincir üzerinde tamamen görünür olmasından rahatsız. Bu nedenle özel orderbook’lar, gizli borç-alacak mekanizmaları ve ZK tabanlı gizlilik katmanları 2026’nın kritik alanlarından biri olacak. Coinbase Ventures, “gizlilik olmadan geniş benimseme olmayacak” görüşünde.Robotics + DePIN: Robotik veri toplamada teşvikli modellerYapay zekâ sistemleri için fiziksel etkileşim verileri hâlâ sınırlı. Coinbase Ventures, DePIN tarzı teşvik mekanizmalarının robotik veri toplamayı ölçeklendirebileceğini belirtiyor. Kavrama, basınç, çoklu nesne manipülasyonu gibi veriler, daha gelişmiş robot modelleri için kritik.Proof of HumanityDijital içeriklerin insan mı, AI mı olduğu giderek belirsizleşiyor. Coinbase Ventures, biyometri, kriptografik imza ve açık standartları birleştiren kimlik çözümlerinin 2026’da büyük bir yarışa dönüşeceğini düşünüyor. Bu alan, sosyal medya, içerik üretimi ve finansal işlemler için önemli bir güvenlik katmanı sağlayacak.AI Agent’larıyla on-chain geliştirmeSon fikir, yapay zekâ ajanlarının akıllı sözleşme geliştirmeyi demokratikleştirmesi. Kod üretimi, güvenlik taraması ve sürekli izleme gibi görevleri üstlenen AI agent’ları sayesinde teknik olmayan kurucular bile saatler içinde onchain projeler başlatabilecek. Coinbase Ventures, 2026’yı bu alanda “patlama yılı” olarak görüyor.
