Haberler
Regülasyon Haberleri
Regülasyon ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Regülasyon hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
Orta Asya’nın en kapalı ekonomilerinden biri olarak bilinen Türkmenistan, kripto varlıklara yönelik yaklaşımında dikkat çekici bir değişime gitti. Ülkede kripto para madenciliği ve alım satımı, 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni “Sanal Varlıklar Yasası” kapsamında resmen yasal hale geldi. Bu adım, uzun süredir doğal gaz gelirlerine dayalı bir ekonomik model izleyen Türkmenistan’ın dijitalleşme ve çeşitlenme arayışının somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.Yasa, Kasım ayında imzalanmıştıKasım ayı sonunda Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhamedov tarafından imzalanan yasa, kripto borsaları ile madencilik şirketlerini lisanslı bir çerçeveye dahil ediyor. Düzenleme, Merkez Bankası ve yetkilendirilmiş kamu kurumları tarafından denetlenen bir sistem öngörürken, kripto varlıkların hukuki ve ekonomik statüsünü de açık biçimde tanımlıyor. Buna göre kripto paralar, medeni hukuk kapsamında “dijital mülk” olarak kabul ediliyor; ancak ulusal para birimi manatın yerine geçebilecek bir ödeme aracı olarak tanınmıyor.Bu yaklaşım, Türkmenistan’ın kriptoya kapı aralarken temkinli davranmayı tercih ettiğini gösteriyor. Yeni yasa, serbest bir kripto piyasasından ziyade, devlet gözetiminde ve sınırlı bir açılım sunuyor. Madencilik yapmak ya da kripto borsası işletmek isteyen yerli ve yabancı şirketler ile girişimcilerin, ilgili kurumlardan lisans alması zorunlu. Lisanslı faaliyetler ise sürekli denetime tabi tutuluyor; kayıt dışı veya izinsiz madencilik açık şekilde yasaklanmış durumda.Düzenlemenin en dikkat çekici yönlerinden biri, sıkı uyum ve şeffaflık kuralları. Lisans alan tüm kuruluşlar için KYC (müşterini tanı) ve AML (kara para aklamayla mücadele) yükümlülükleri zorunlu tutuluyor. Anonim cüzdanların ve gizlilik odaklı işlem yöntemlerinin kullanımı yasaklanarak, tüm işlemlerin izlenebilir olması hedefleniyor. Bu çerçeve, Türkmenistan’ı daha liberal kripto merkezlerinden ayırırken, muhafazakâr finansal düzenlemelere sahip ülkelerle aynı çizgiye yaklaştırıyor.Kripto madenciliğine izin verilmesi, ülkenin enerji stratejisiyle de yakından ilişkili. Türkmenistan, dünyanın en büyük dördüncü doğal gaz rezervine sahip ülkeler arasında yer alıyor. Devlet, düşük maliyetli enerji avantajını kullanarak enerji yoğun madencilik faaliyetlerini kontrollü biçimde ekonomiye kazandırmayı amaçlıyor. Madencilik tesislerinin teknik ve güvenlik standartlarını karşılaması, ekipmanların kayıt altına alınması ve ulusal elektrik şebekesine zarar vermeyecek şekilde faaliyet göstermesi şart koşuluyor. Bu sayede hem fazla enerji kapasitesinin değerlendirilmesi hem de altyapı risklerinin sınırlandırılması hedefleniyor.Yasa, yatırımcıyı korumaya yönelik reklam ve tanıtım sınırlamaları da içeriyor. Kriptoyla ilgili reklamlarda açık risk uyarıları zorunlu hale gelirken, garanti kazanç vaat edilmesi yasaklanıyor. Ayrıca devlet isimleri, semboller veya resmi çağrışımlar içeren marka ve tanıtımların kullanımı engellenerek, kripto projelerinin devlet güvencesi altında olduğu algısının önüne geçilmeye çalışılıyor.Uzmanlara göre Türkmenistan’ın attığı bu adım, merkeziyetsiz finansı teşvik etmeyi değil, devlet kontrolünde yeni bir ekonomik alan yaratmayı hedefliyor. Kripto paraların ödeme aracı olarak kabul edilmemesi ve internet erişiminin hâlâ sıkı biçimde denetlenmesi, bu açılımın sınırlarını net biçimde ortaya koyuyor. Yine de lisanslı ve öngörülebilir bir çerçevenin sunulması, özellikle madencilik ve kurumsal yatırım tarafında yabancı sermayenin ilgisini çekebilir.

Çin, dijital yuan projesinde şimdiye kadar atılmış en kritik adımlardan birine hazırlanıyor. Ülkenin merkez bankası, ticari bankaların dijital yuan bakiyelerine faiz ödemesine izin verecek yeni bir çerçevenin 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe gireceğini açıkladı. Bu değişiklikle birlikte e-CNY, yalnızca “dijital nakit” olmaktan çıkarak fiilen “dijital mevduat parası” niteliği kazanmaya başlayacak.Açıklama, People’s Bank of China (Çin Halk Bankası) Başkan Yardımcısı Lu Lei’nin devlet gazetesi Financial News’te yayımlanan makalesiyle kamuoyuna duyuruldu. Lu’ya göre bu düzenleme, yaklaşık on yıldır devam eden pilot çalışmaların ve son beş yılda hızlanan test sürecinin doğal bir sonucu. Çin, CBDC alanında teknik kapasite ve uygulama ölçeği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biri olarak görülse de, benimsenme oranları beklenen seviyeye ulaşmış değil.Yeni çerçeve kapsamında, doğrulanmış dijital yuan cüzdanlarında tutulan bakiyelere, mevcut mevduat fiyatlama anlaşmalarıyla uyumlu şekilde faiz ödenebilecek. Ayrıca dijital yuan bakiyeleri, Çin’in mevduat sigorta sistemi kapsamında geleneksel banka mevduatlarıyla aynı korumaya sahip olacak. Bu da e-CNY’nin bankacılık sistemi içindeki statüsünü önemli ölçüde güçlendiren bir unsur olarak öne çıkıyor.Düzenleme, bankalara bilanço ve likidite yönetimi açısından da daha geniş bir hareket alanı sağlıyor. Dijital yuan bakiyeleri, bankaların varlık-yükümlülük yönetiminde aktif biçimde değerlendirilebilecek. Banka dışı ödeme kuruluşları için ise dijital yuan rezervleri, mevcut müşteri rezervleriyle aynı muameleye tabi tutulacak ve yüzde 100 zorunlu karşılık oranı uygulanacak.Dijital yuan kullanımı oldukça genişResmi verilere göre Çin’de dijital yuan kullanımı hacim olarak ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Kasım 2025 sonu itibarıyla toplam 3,48 milyar işlem gerçekleştirilirken, işlem hacmi kümülatif olarak 16,7 trilyon yuan seviyesine çıktı. Bu rakamlar, e-CNY’nin altyapısının yaygın biçimde çalıştığını gösterse de, günlük hayatta tercih edilme oranının hâlâ sınırlı kaldığına işaret ediyor.Bunun temel nedenlerinden biri, Çin’de uzun süredir hakim konumda olan mobil ödeme platformları. WeChat Pay ve Alipay, kullanıcı alışkanlıklarını büyük ölçüde belirlemiş durumda. Dijital yuan, bu yerleşik ekosistemle rekabet etmekte zorlanıyor. Ayrıca merkezi izleme endişeleri ve sosyal kredi sistemiyle ilişkilendirilen kaygılar, bazı kesimlerin e-CNY’ye mesafeli yaklaşmasına yol açıyor. Bu nedenle kağıt para kullanımının tamamen ortadan kalkmadığı görülüyor.Öte yandan Pekin yönetimi, dijital yuanın uluslararası kullanımını genişletme konusunda da adımlar atıyor. Merkez bankası, sınır ötesi ödemelerde e-CNY’nin kullanımını artırmak amacıyla Singapur ile pilot çalışmalar planlıyor. Bunun yanı sıra Tayland, Hong Kong, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi pazarlarla CBDC tabanlı ödeme sistemleri gündemde. Şanghay’da kurulan e-CNY Uluslararası Operasyon Merkezi de bu küresel açılımın önemli bir parçası olarak görülüyor.Tüm bu gelişmelere rağmen Çin, kripto paralar konusunda katı tutumunu sürdürüyor. Ülkede kripto para alım satımı ve madencilik faaliyetleri 2021’den bu yana yasaklı durumda. Çin yönetimi blockchain teknolojisini stratejik bir altyapı olarak benimserken, kontrolü tamamen merkez bankasında olan dijital yuan modelini önceliklendiriyor.

Avrupa Birliği, kripto varlık piyasasına yönelik denetimini önemli ölçüde sıkılaştıran yeni bir adımı hayata geçirmeye hazırlanıyor. Birlik tarafından kabul edilen ve uzun süredir tartışılan Avrupa Birliği Dijital Vergi Şeffaflığı düzenlemesi (DAC8), 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek. Bu düzenleme ile birlikte kripto borsaları, aracı kurumlar ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları, kullanıcılarına ve işlemlerine dair kapsamlı verileri ulusal vergi otoritelerine bildirmekle yükümlü olacak.24 Aralık’ta yapılan resmi açıklamada, yeni şeffaflık kurallarının yalnızca dijital varlıkları kapsadığı ve mevcut kripto inceleme yöntemlerinde köklü bir değişim yarattığı vurgulandı. DAC8, hali hazırda üye ülkeler arasında vergi konularında bilgi paylaşımını düzenleyen Direktifin kapsamını genişleterek kripto varlıkları da sisteme dahil ediyor. Böylece kripto işlemleri, banka hesapları ve menkul kıymetler gibi geleneksel finansal araçlarla benzer bir raporlama çerçevesine oturtulmuş olacak.AB'deki yeni kurallar neleri kapsıyor?Yeni kurallara göre kripto borsaları ve brokerlar; kullanıcı kimlik bilgileri, işlem geçmişleri, transferler ve cüzdan hareketleri gibi detayları toplamak ve kendi ülkelerindeki vergi makamlarına iletmek zorunda kalacak. Bu veriler daha sonra AB üyesi diğer ülkelerle paylaşılacak. Amaç, sınır ötesi kripto faaliyetlerinin daha şeffaf şekilde izlenmesi ve vergi kaçakçılığı riskinin azaltılması.DAC8, kripto ekosisteminde önemli tartışmaları da beraberinde getirdi. Sektör temsilcilerinin bir bölümü düzenlemeyi ağır bulurken, AB kaynakları bu adımın uzun süredir var olan bir boşluğu doldurduğunu savunuyor. Daha önce bazı kripto faaliyetlerinin standart vergi raporlama sistemleri dışında kaldığına dikkat çekilirken, yeni düzenleme ile dijital varlık işlemlerinin de net şekilde izlenebilir hale gelmesi hedefleniyor.Öte yandan DAC8, AB’nin kriptoya yönelik bir diğer temel düzenlemesi olan MiCA ile birlikte çalışıyor ancak farklı alanlara odaklanıyor. Nisan 2023’te onaylanan MiCA, kripto şirketlerinin lisanslanması, müşteri varlıklarının korunması ve piyasa davranışları gibi konuları düzenlerken; DAC8 esas olarak vergi uyumu ve raporlama yükümlülüklerini kapsıyor. Kısacası MiCA piyasa düzenini, DAC8 ise mali şeffaflığı hedefliyor.Yeni rejime geçiş süreci de netleşmiş durumda. Kripto şirketlerinin, raporlama altyapılarından iç kontrol mekanizmalarına ve müşteri doğrulama süreçlerine kadar tüm sistemlerini 1 Temmuz 2026’ya kadar güncellemesi gerekiyor. Bu tarihten sonra yükümlülüklerini yerine getirmeyen firmalara, ilgili ülkenin ulusal mevzuatına göre cezalar uygulanacak.Bireysel yatırımcılar açısından da tablo oldukça net. Vergi otoriteleri, olası vergi kaçırma veya eksik beyan durumlarında diğer AB ülkelerindeki muhataplarıyla iş birliği yapabilecek. DAC8, ödenmemiş vergilerle bağlantılı kripto varlıkların dondurulmasına ya da el konulmasına izin veriyor. Üstelik bu yetki, varlıkların yatırımcının ikamet ettiği ülke dışında tutulması halinde bile geçerli olacak.DAC8’in hukuki temeli, 16 Mayıs 2023’te AB’ye üye 27 ülkenin maliye bakanlarından oluşan Konsey tarafından onaylanan İdari İş Birliği Direktifi’ne dayanıyor. Bu çerçeve, kripto varlık hizmet sağlayıcılarını mevcut vergi raporlama sistemine entegre etmeyi amaçlıyor. Düzenleme aynı zamanda, OECD tarafından geliştirilen Kripto Varlık Raporlama Çerçevesi (CARF) ve Ortak Raporlama Standardı (CRS) ile uyumlu şekilde tasarlandı.Yetkililere göre kontrolsüz büyüyen kripto piyasası, küresel vergi şeffaflığı önünde ciddi bir engel oluşturuyordu. DAC8 ve CARF ile birlikte bu alanın daha sıkı denetim altına alınması planlanıyor. Vergi yılları 2026’dan itibaren raporlama kapsamına girerken, bireysel yatırımcıların ilk beyanlarını 31 Ocak 2027’ye kadar sunmaları gerekecek. Bu tarihler, AB’de kripto vergilendirmesi açısından yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor.

Rusya, kripto para piyasasına yönelik uzun süredir devam eden temkinli ve kısıtlayıcı yaklaşımında dikkat çekici bir değişime hazırlanıyor. Ülkenin en büyük iki borsası olan Moscow Exchange (MOEX) ve St. Petersburg Exchange (SPB), kripto varlık işlemlerini başlatmak için teknik olarak hazır olduklarını açıkladı. Her iki borsa da, yasal çerçevenin netleşmesiyle birlikte dijital varlık hizmetlerini devreye alabileceklerini belirtiyor. Rusya’da önemli kripto adımıHazırlanan düzenleyici çerçevenin merkezinde, Rusya Merkez Bankası tarafından tasarlanan iki kademeli bir piyasa modeli yer alıyor. Bank of Russia öncülüğünde oluşturulan bu yapı, bir yandan kripto varlıkların yasal olarak tanınmasını hedeflerken, diğer yandan yatırımcı erişimini sıkı kurallarla kontrol altında tutmayı amaçlıyor. Model, nitelikli olmayan bireysel yatırımcılar ile profesyonel ve yüksek net değere sahip yatırımcılar arasında net bir ayrım yapıyor.Bireysel yatırımcılar için öngörülen kurallar oldukça katı. Buna göre, nitelikli olmayan yatırımcılar yıllık en fazla 300 bin rublelik (yaklaşık 3.300–3.800 dolar) kripto yatırımı yapabilecek. Ayrıca, bu yatırımcıların kripto piyasalarına girmeden önce bilgi ve risk farkındalığını ölçen zorunlu bir sınavdan geçmesi gerekecek. İşlemler yalnızca tek bir lisanslı aracı kurum üzerinden yapılabilecek ve erişim, Bitcoin ve Ethereum gibi en likit kripto paralarla sınırlı tutulacak.Nitelikli yatırımcılar cephesinde ise daha geniş bir serbesti söz konusu. Profesyonel yatırımcılar ve yüksek varlığa sahip bireyler için herhangi bir işlem limiti öngörülmezken, daha geniş bir kripto varlık yelpazesine erişim sağlanacak. Buna karşın, gizlilik odaklı kripto paralar bu grubun dahi erişimine kapalı olacak. Ayrıca, statüleri ne olursa olsun tüm yatırımcıların risk farkındalığı testlerinden geçmesi zorunlu tutulacak.Düzenlemeye ilişkin zaman çizelgesi de netleşmeye başladı. Planlanan takvime göre, 1 Temmuz 2026’ya kadar gerekli tüm yasal düzenlemelerin tamamlanması hedefleniyor. 2026 yılı boyunca MOEX ve SPB’nin kripto alım satım işlemlerini başlatması beklenirken, Temmuz 2027 itibarıyla sistemin tam anlamıyla yürürlüğe girmesi ve lisanssız faaliyetlere yönelik yaptırımların uygulanması öngörülüyor. Pilot uygulamaların ise Mart 2025 gibi daha erken bir tarihte başlaması gündemde.Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov’un açıklamaları da bu dönüşümün siyasi düzeyde destek gördüğünü ortaya koyuyor. Siluanov, Merkez Bankası ile birlikte “süper nitelikli yatırımcılar” için bir kripto borsası kurulacağını ve kripto varlık işlemlerinin yasal çerçeveye alınarak kayıt dışılığın azaltılacağını ifade ediyor. Ancak bu işlemlerin, ülke içinde günlük ödemelerde kullanılmasına izin verilmeyeceği de özellikle vurgulanıyor.Yeni düzenleme kapsamında kripto paralar “ticarete konu parasal varlıklar” olarak tanınacak. Buna rağmen, Rusya içinde mal ve hizmet ödemelerinde kullanılmaları yasak olmaya devam edecek.

Filipinler’de kripto para piyasasına yönelik denetimler yeni bir aşamaya geçti. Ülkedeki internet servis sağlayıcıları (ISP), yerel lisans kurallarını uygulamaya koyan düzenleyici kurumların talimatları doğrultusunda bazı büyük küresel kripto borsalarına erişimi engellemeye başladı. Örneğin Coinbase ve Gemini platformlarına Filipinler genelinde erişim sağlanamıyor.Filipinler’den 50 kripto platformuna kısıtlamaManila Bulletin’da yer alan habere göre bu engellemeler, Filipinler Ulusal Telekomünikasyon Komisyonu’nun (NTC) internet servis sağlayıcılarına gönderdiği resmi bir talimatın ardından uygulamaya alındı. NTC, Filipinler Merkez Bankası olarak görev yapan Bangko Sentral ng Pilipinas (BSP) tarafından yetkisiz olarak faaliyet gösterdiği tespit edilen yaklaşık 50 çevrim içi kripto işlem platformuna erişimin kısıtlanmasını istedi.BSP, engellenen platformların tamamını içeren resmi bir liste paylaşmadı. Ancak bu adımla birlikte ülkede uzun süredir fiili toleransla yürütülen uygulamaların yerini, artık doğrudan denetim ve yaptırımlar almaya başlamış durumda. Mevcut tabloda, Filipinler pazarına erişimin ana kriteri yerel lisans şartlarına uyum olarak öne çıkıyor.Coinbase ve Gemini’nin erişime kapatılması, ülkede daha önce atılan benzer adımların devamı niteliğinde görülüyor. Filipinler, lisanssız faaliyet gösteren kripto borsalarına karşı ilk ciddi hamlesini 2023’ün Aralık ayında yaptı. Bu dönemde Binance için 90 günlük bir süre tanındı ve platformdan yerel mevzuata uyum sağlaması istendi. Filipinler Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (Philippines Securities and Exchange Commission/SEC), bu sürenin yatırımcıların fonlarını çekebilmeleri için verildiğini açıklamıştı.Süre dolduktan sonra, 25 Mart 2024’te NTC, yerel internet sağlayıcılarına Binance’e erişimi engelleme talimatı verdi. Yaklaşık bir ay sonra ise SEC, Apple ve Google’dan Binance uygulamasını uygulama mağazalarından kaldırmalarını istedi. Yasakların yürürlüğe girmesinin ardından SEC, kullanıcıların fonlarını geri almasına yönelik herhangi bir yöntemi resmi olarak destekleyemeyeceğini de duyurdu.Son dönemde Filipinler SEC, lisanssız şekilde faaliyet gösterdiğini belirttiği 10 kripto borsasını daha kamuoyuna açıkladı. Bu listede OKX, Bybit ve KuCoin gibi küresel ölçekte bilinen platformlar da yer aldı. Bu gelişmeler, ülkede kriptoya erişimin giderek daha sıkı bir düzenleyici çerçeveye bağlandığını ortaya koyuyor.Öte yandan Filipinler, lisanssız platformlara karşı sertleşirken, düzenlemelere uyumlu şirketler için kapıları tamamen kapatmıyor. Aksine, regülasyonlara uygun çalışan yerel ve uluslararası oyuncular yeni kripto ürünlerini devreye almaya devam ediyor. 19 Kasım’da lisanslı kripto borsası PDAX, bordro hizmetleri sağlayıcısı Toku ile iş birliği yaparak uzaktan çalışanların maaşlarını stablecoin cinsinden alabilmesine olanak tanıdı. Bu sistem, kazançların doğrudan Filipin pesosuna dönüştürülmesini ve havale ücretleri ile gecikmelerin azaltılmasını hedefliyor.Ayrıca 8 Aralık’ta dijital banka GoTyme, ABD merkezli fintech şirketi Alpaca ile yaptığı ortaklık kapsamında ülkede kripto hizmetlerini kullanıma sundu. Bu adım sayesinde kullanıcılar, bankanın mobil uygulaması üzerinden 11 farklı kripto varlığı satın alabiliyor ve saklayabiliyor.

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu, perakende yatırımcıları hedef alan geniş kapsamlı bir kripto dolandırıcılığı iddiasıyla yedi farklı oluşum hakkında dava açtı. ABD SEC, söz konusu yapıların sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden yürütülen organize bir yatırım dolandırıcılığıyla yatırımcılardan 14 milyon doların üzerinde para topladığını ileri sürdü.Üç kripto platformu ile dört yatırım “kulübü” gündemdeColorado Bölge Mahkemesi’ne pazartesi günü sunulan dava dilekçesinde, üç sözde kripto varlık alım-satım platformu ile dört yatırım kulübünün birlikte hareket ederek “yatırım güveni dolandırıcılığı” olarak tanımlanan bir şemayı hayata geçirdiği iddia edildi. SEC’e göre bu yapı, özellikle sosyal medya reklamları ve kapalı mesajlaşma grupları üzerinden yatırımcıların güvenini kazanmayı amaçladı. Dava kapsamında adı geçen sözde işlem platformları Morocoin Tech Corp., Berge Blockchain Technology Co., Ltd. ve Cirkor Inc. olurken; yatırım kulüpleri tarafında AI Wealth Inc., Lane Wealth Inc., AI Investment Education Foundation Ltd. ve Zenith Asset Tech Foundation yer aldı. Düzenleyici kurum, bu yapıların gerçekte herhangi bir meşru faaliyeti bulunmadığını savundu.SEC’in iddialarına göre dolandırıcılık faaliyeti Ocak 2024 ile Ocak 2025 arasında yürütüldü. Sürecin ilk aşamasında, popüler sosyal medya platformlarında verilen reklamlarla kullanıcılar “yatırım kulübü” adı altında gruplara davet edildi. Bu gruplar ağırlıklı olarak WhatsApp üzerinden yönetildi. Grup yöneticileri, kendilerini finansal uzman ya da profesyonel yatırım danışmanı olarak tanıtarak katılımcılarla birebir ve grup sohbetleri yoluyla güven ilişkisi kurdu.Yatırımcılar bu sohbet odalarında, SEC’in ifadesine göre yapay zekâ destekli olduğu izlenimi verilen yatırım tavsiyeleriyle karşılaştı. Bu içeriklerin amacı, düzenli ve istikrarlı kazanç algısı oluşturarak kulüplerin güvenilirliğini artırmaktı. Ardından yatırımcılardan Morocoin, Berge ve Cirkor adlı platformlarda hesap açmaları ve bu hesaplara fon aktarmaları istendi.Ancak düzenleyici kuruma göre bu platformlar tamamen sahtiydi ve herhangi bir gerçek alım-satım işlemi gerçekleşmedi. Platformların, devlet lisanslı ve yasal kripto işlem hizmetleri sunduğu yönündeki iddialarının da gerçeği yansıtmadığı öne sürüldü. Dolandırıcılık sürecinin ilerleyen aşamalarında ise yatırımcılara sahte “menkul kıymet token” arzları sunuldu. SEC, hem bu token’ların hem de onları ihraç ettiği iddia edilen şirketlerin kurgusal olduğunu belirtti.Yatırımcılar paralarını çekmek istediklerinde ise yeni bir engelle karşılaştı. İddialara göre şüpheliler, para çekme işlemleri için ek ve peşin ücretler talep ederek zararı daha da büyüttü. SEC, toplamda en az 14 milyon doların bu yöntemlerle kötüye kullanıldığını, söz konusu fonların ise yurt dışındaki banka hesapları ve kripto cüzdanlar üzerinden yönlendirildiğini açıkladı.SEC Siber ve Gelişen Teknolojiler Birimi Başkanı Laura D’Allaird, yaptığı açıklamada bu davanın perakende yatırımcıları hedef alan yaygın bir dolandırıcılık modeline dikkat çektiğini vurguladı. Aynı gün içinde kurum ayrıca bir yatırımcı uyarısı yayımlayarak, sosyal medya ve grup sohbetleri üzerinden sunulan yatırım tekliflerine karşı temkinli olunması gerektiğini hatırlattı. SEC, yatırımcıların kendilerine ulaşan teklifleri ve kişileri Investor.gov üzerinden doğrulamalarını tavsiye etti.

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) Trading and Markets Bölümü, kripto varlık menkul kıymetlerinin saklanmasına ilişkin belirsizlikleri azaltmayı amaçlayan yeni bir rehber yayımladı. Açıklama, broker-dealer’ların müşteri varlıkları için geçerli olan “fiziksel zilyetlik veya kontrol” yükümlülüğünün, blockchain üzerinde yaşayan tokenleştirilmiş varlıklara nasıl uygulanacağını netleştiriyor. Özellikle Rule 15c3-3 kapsamında yer alan fiziksel zilyetlik şartlarına odaklanan rehber, kripto varlıklarla çalışan aracı kurumların hangi koşullar altında uyumlu sayılabileceğini ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor. SEC’in açıklamasında “kripto varlık menkul kıymetleri”, dağıtık defter teknolojisi üzerinde kaydedilen, hisse veya borçlanma araçlarının tokenleştirilmiş temsilleri olarak tanımlanıyor. Bu tanım, son dönemde geleneksel finans ürünlerinin blockchaine taşınmasıyla hızla büyüyen bir alanı kapsıyor. Trading and Markets Bölümü, yayımlanan rehberin mevcut federal menkul kıymetler yasalarının kripto varlıklara uygulanmasına yönelik daha fazla netlik sağlama amacı taşıdığını vurguluyor. Rehber, piyasa katılımcılarından gelen talepler doğrultusunda, geçici bir adım olarak hazırlandığını da açıkça ifade ediyor.Yeni açıklama, 1934 tarihli Securities Exchange Act kapsamında yer alan Rule 15c3-3’ün (b)(1) paragrafını hedef alıyor. Bu madde, broker-dealer’ların müşteri hesaplarında tutulan tam ödenmiş ve fazla teminatlı menkul kıymetler için derhal fiziksel zilyetlik veya kontrol sağlamasını zorunlu kılıyor. SEC, yayımlanan rehberin kontrol kavramını genel anlamda yeniden tanımlamadığını, yalnızca fiziksel zilyetlik boyutuna ilişkin görüş sunduğunu belirtiyor. Ayrıca açıklamanın bağlayıcı bir düzenleme olmadığı, yeni yükümlülükler getirmediği ve hukuki yaptırım niteliği taşımadığı özellikle vurgulanıyor.Beş özel durum sıralandıSEC’in rehberinde dikkat çeken en önemli unsur, kripto varlıkların fiziksel zilyetlik kapsamında değerlendirilebileceği beş özel durumun sıralanması oldu. Buna göre, bir broker-dealer’ın doğrudan saklama hizmeti sunabilmesi için öncelikle ilgili kripto varlığa anında erişim sağlayabilmesi ve teknik olarak blockchain üzerinde transfer yapabilecek yetkinliğe sahip olması gerekiyor. Bu koşul, özel anahtarlar üzerinde münhasır kontrol anlamına geliyor.İkinci koşul, aracı kurumların saklama hizmetine başlamadan önce ve sonrasında makul aralıklarla blockchain ağına ilişkin kapsamlı değerlendirmeler yapmasını şart koşuyor. Bu değerlendirmelerde ağın güvenilirliği, işlem hızı ve kapasitesi, ölçeklenebilirliği, olası arızalara karşı dayanıklılığı ve güvenlik özellikleri gibi unsurlar öne çıkıyor. Ayrıca konsensüs mekanizması, kodun şeffaflığı, bakım karmaşıklığı ve dokümantasyon kalitesi de dikkate alınması gereken başlıklar arasında yer alıyor. Protokol güncellemeleri, hard fork’lar, airdrop’lar ve token değişimleri gibi yönetişim süreçlerinin de yakından izlenmesi bekleniyor.Üçüncü koşul, broker-dealer’ın saklama yaptığı blockchainde ciddi güvenlik açıkları veya operasyonel zafiyetler olduğunun farkında olması durumunda fiziksel zilyetlik iddiasında bulunamamasını öngörüyor. Dördüncü koşul ise özel anahtarların hırsızlık, kayıp veya yetkisiz kullanım risklerine karşı korunmasına yönelik, sektörün en iyi uygulamalarıyla uyumlu güçlü politika ve kontrollerin uygulanmasını gerektiriyor. Beşinci ve son koşulda, blockchain arızaları, ağ saldırıları veya benzeri kesintiler karşısında devreye alınacak önceden planlanmış prosedürlerin bulunması isteniyor. Bu planlar, mahkeme kararları doğrultusunda varlıkların dondurulması, el konulması ya da token yakımı gibi hukuki taleplere uyumu da kapsıyor.SEC yetkilisi Hester M. Peirce, ayrı bir açıklamayla yayımlanan rehberi olumlu karşıladı. Peirce, metnin özellikle kripto varlık saklama hizmeti sunmak isteyen broker-dealer’lar için önemli bir netlik sağladığını belirtti. Özel anahtarların korunmasına yönelik vurgunun, sektörün yerleşik en iyi uygulamalarıyla uyumlu olduğuna dikkat çeken Peirce, Trading and Markets Bölümü’nü Rule 15c3-3’ün kripto varlık saklamayı tam anlamıyla kapsayacak şekilde güncellenmesi için Komisyon’a hızlıca öneriler sunmaya davet etti.

ABD Merkez Bankası (Fed), kripto varlıklarla etkileşimi sınırlayan 2023 tarihli rehberini geri çekerek bankacılık sisteminde inovasyona yönelik yaklaşımında önemli bir değişikliğe gitti. Karar, Fed denetimi altındaki bankaların, özellikle de sigortasız eyalet bankalarının, kripto para ve benzeri dijital finansal ürünlerle daha esnek biçimde çalışabilmesinin önünü açıyor. ABD’li düzenleyicilerin son dönemde dijital varlıklara karşı daha olumlu bir tutum benimsemesiyle birlikte bu adım, sektör açısından dikkatle izlenen bir gelişme olarak öne çıkıyor.2023’teki rehber neyi kapsıyordu?2023’te yayımlanan söz konusu rehber, sigortasız bankaların da federal mevduat sigortasına sahip bankalarla aynı kurallara tabi tutulmasını öngörüyordu. “Benzer faaliyetler benzer riskler doğurur” ilkesine dayanan bu yaklaşım, kripto hizmetleri gibi ulusal bankalar için izin verilmeyen faaliyetlerin sigortasız bankalar tarafından da yürütülmesini fiilen engelliyordu. Bu durum, özellikle kripto odaklı bankaların Fed üyeliği ve merkez bankası sistemlerine erişimi açısından ciddi kısıtlar yaratmıştı. Fed, rehberin geri çekilmesine gerekçe olarak finansal sistemin son iki yılda önemli ölçüde değişmesini ve kurumun yenilikçi ürünlere ilişkin anlayışının gelişmesini gösterdi. Yapılan açıklamada, “2023 politika beyanı artık uygun değil ve bu nedenle geri çekilmiştir” ifadesine yer verildi. Fed’e göre mevcut çerçeve, hızla evrilen finansal teknolojiler karşısında güncelliğini yitirmiş durumda.Karara sektörden gelen ilk tepkilerden biri, kripto dostu Custodia Bank’ın CEO’su Caitlin Long’dan geldi. Long, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, 2023 rehberinin kendi bankalarının Fed’de bir “master account” açma başvurusunun reddedilmesinde temel gerekçe olarak kullanıldığını hatırlattı. Master account, bir finansal kuruluşun Fed nezdinde doğrudan hesap tutabilmesini ve merkez bankasının ödeme sistemlerine aracıya ihtiyaç duymadan erişmesini sağlıyor. Long, Fed’in söz konusu rehberi resmi olarak yürürlüğe girmeden önce bile Custodia kararında dayanak olarak kullandığını savunarak, bu durumun hukuka aykırı olduğunu ileri sürdü.Fed’in yeni adımı yalnızca eski rehberin iptaliyle sınırlı kalmadı. Kurum aynı zamanda, hem sigortalı hem de sigortasız Fed denetimindeki eyalet bankaları için “yenilikçi faaliyetlere” yönelik yeni bir politika çerçevesi yayımladı. Bu çerçeve, bankaların kripto paralar gibi yeni teknolojilere dayalı ürün ve hizmetleri, belirlenen risk yönetimi ve uyum standartlarını karşılamaları şartıyla hayata geçirebilmelerine olanak tanıyor.Fed Denetimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Michelle Bowman, yeni yaklaşımın amacının bankacılık sektörünü hem güvenli hem de modern tutmak olduğunu vurguladı. Bowman’a göre, sorumlu şekilde uygulandığında yeni teknolojiler bankalara verimlilik kazandırıyor ve müşterilere daha iyi ürünler sunulmasını sağlıyor. Fed’in hedefi, inovasyonu teşvik ederken finansal istikrar ve sağlamlık ilkelerinden ödün vermemek.Ancak karar Fed içinde oybirliğiyle alınmadı. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michael Barr, karara karşı çıkarak muhalefet şerhi koydu. Barr, bankalar arasında eşit muamele ilkesinin korunmasının düzenleyici arbitrajı önlemek açısından kritik olduğunu savundu. Yeni politikanın, bankaları daha gevşek düzenlemelere yönelmeye teşvik edebileceğini ve bunun finansal istikrarla uyumsuz teşvikler yaratabileceğini ifade etti.Barr, geçmişte kripto şirketlerinin bankacılık sisteminden dışlanmasına yönelik “Operation Chokepoint 2.0” tartışmalarıyla ilişkilendirilmiş olsa da, aynı zamanda Ripple’da danışmanlık yapmış ve sorumlu stablecoin düzenlemelerini destekleyen bir isim olarak biliniyor.

Coinbase, kripto borsası kimliğinin ötesine geçerek finansal hizmetler alanında kapsamlı bir dönüşüm başlattı. Şirket, ABD’deki uygun kullanıcılar için uygulama içinden hisse senedi alım satımını resmen devreye aldığını açıkladı. Yeni özellik sayesinde kullanıcılar, ABD hisselerini ve seçili ETF’leri doğrudan Coinbase uygulaması üzerinden USDC ile satın alabiliyor. Bu adım, Coinbase’in uzun süredir dillendirdiği “her şeyin alınıp satıldığı tek platform” vizyonunun en somut hamlelerinden biri olarak öne çıkıyor.Coinbase’de USDC ile hisse satın alınabiliyorCoinbase tarafından paylaşılan bilgilere göre, hisse senedi işlemleri USDC cinsinden gerçekleşiyor. Şirket bu yapıyla, geleneksel borsaların hâlâ tam olarak sunamadığı 7/24 işlem yapılabilen bir piyasa altyapısının temelini atmayı hedefliyor. Dijital dolar üzerinden uzlaşma, ileride tokenlaştırılmış hisse senetleri ve zincir üstü finansal ürünler için de kritik bir zemin oluşturuyor. CEO Brian Armstrong, bu süreci geleneksel varlıkların blok zinciriyle buluşmasının ilk adımı olarak tanımlıyor. Hisse senetlerinin yanı sıra Coinbase, ürün yelpazesini ciddi biçimde genişletiyor. Platforma vadeli işlemler, perpetual kontratlar ve sonuç odaklı işlem yapılabilen tahmin piyasaları ekleniyor. Tahmin piyasaları, ABD’de regüle edilmiş bir yapı sunan Kalshi iş birliğiyle hayata geçiriliyor. Kullanıcılar bu sayede ekonomik verilerden siyasi gelişmelere, spordan makro olaylara kadar binlerce farklı senaryoya dair kontratlara erişebiliyor.Brian Armstrong’a göre tahmin piyasaları yalnızca alım satım yapılan bir alan değil. Armstrong, bu piyasaların kamuoyunun beklentilerini ve algısını ölçmek için güçlü bir araç haline geldiğini savunuyor. CNBC’ye yaptığı açıklamalarda, birçok kullanıcının bu piyasaları bir yatırım aracı olarak değil, “önümüzdeki ay ne olacağına dair genel beklentiyi görmek” için takip ettiğini söyledi. Armstrong, tahmin piyasalarının zamanla geleneksel medyaya alternatif bir bilgi ve duygu barometresi işlevi görebileceğini de vurguladı.Coinbase’in bu alana girişi, giderek kalabalıklaşan bir rekabet ortamında gerçekleşiyor. DraftKings kendi tahmin borsasını satın alırken, FanDuel CME ile iş birliği yapıyor. Polymarket ise ABD pazarına regüle edilmiş yeni bir yapı üzerinden giriyor. Robinhood da LedgerX’i türev ürün stratejisinin merkezine yerleştirmiş durumda. Armstrong, bu rekabeti “regüle edilmiş altyapılar ile kripto-yerel likidite arasındaki yarış” olarak tanımlıyor.Şirketin uzun vadeli planlarının merkezinde ise tokenizasyon yer alıyor. Coinbase, bu kapsamda Coinbase Tokenize adlı yeni bir kurumsal ürün setini duyurdu. Bu platform, şirketlerin ve kurumların gerçek dünya varlıklarını, hatta kendi hisselerini zincir üzerine taşımasına olanak tanıyor. Armstrong, hisse senedi işlemlerinin bu yolculukta yalnızca bir başlangıç olduğunu, asıl hedefin tokenlaştırılmış hisseler olduğunu açıkça ifade ediyor. Ona göre bu yapı, küresel erişimi artırarak sermaye piyasalarını daha kapsayıcı hale getirebilir.Coinbase ayrıca kurumsal müşteriler ve geliştiriciler için API altyapısını genişletiyor. Saklama, ödeme, alım satım ve stablecoin hizmetlerini kapsayan yeni API seti, şirketin perakende kullanıcıların ötesine geçme hedefini yansıtıyor. ABD ve Singapur’da Coinbase Business hizmeti de uygun müşterilere açılıyor. Bunun yanında işletmeler için özel markalı stablecoin’ler ve otomatik ödemeleri mümkün kılan x402 adlı yeni bir ödeme standardı tanıtılıyor.

Birleşik Krallık, kripto varlık sektörünü daha kapsamlı bir çerçeveye oturtmak için önemli bir adım atmaya hazırlanıyor. Hazine tarafından yapılan açıklamaya göre, ülkede faaliyet gösteren kripto şirketleri 2027 yılından itibaren Finansal Davranış Otoritesi’nin (FCA) doğrudan denetimi altına girecek. Yeni düzenleme, dijital varlıkları geleneksel finansal ürünlere benzer şekilde ele almayı hedeflerken, tüketici korumasını güçlendirmeyi ve Londra’nın küresel bir kripto merkezi olma iddiasını sürdürmeyi amaçlıyor.Birleşik Krallık’ta kripto hareketliliğiKripto varlık sahipliğinin Birleşik Krallık’ta hızla artması, bu adımın temel gerekçeleri arasında yer alıyor. Resmî verilere göre ülkede yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 12’si hâlihazırda kripto para sahibi. Bu oran, düzenleyiciler açısından kriptoyu artık niş bir alan olmaktan çıkarıp geniş kitleleri etkileyen bir finansal faaliyet hâline getiriyor. Hükümet, bu tablo karşısında düzenleme ihtiyacının bir tercih değil, zorunluluk hâline geldiği görüşünde.Yeni çerçeve kapsamında kripto borsaları, aracı platformlar ve dijital cüzdan hizmeti sunan şirketler FCA gözetimine tabi olacak. Bu şirketlerin, şeffaflık, operasyonel dayanıklılık ve tüketici haklarının korunması gibi alanlarda geleneksel finans kuruluşlarıyla benzer standartları karşılaması beklenecek. Yetkililer, bu yaklaşımın sektörde faaliyet gösteren ciddi ve uzun vadeli oyuncular için net bir yol haritası sunduğunu, aynı zamanda dolandırıcılık ve kötü niyetli girişimlerin sistem dışına itilmesine yardımcı olacağını düşünüyor.Tüketici güvenliği, düzenleme planının merkezinde yer alıyor. Son dönemde Birleşik Krallık’ta kripto yatırımlarına bağlı dolandırıcılık vakalarında ve maddi kayıplarda dikkat çekici bir artış yaşandı. Hükümet, kripto sektörünü resmî denetim alanına alarak bu riskleri azaltmayı ve yatırımcı güvenini yeniden tesis etmeyi hedefliyor. Maliye Bakanı Rachel Reeves, getirilecek kuralların hem tüketicileri koruyacağını hem de sorumlu inovasyonu destekleyeceğini vurguladı.Düzenleyici süreç 2027’deki bu gelişme ile sınırlı değil. Zira FCA ve İngiltere Merkez Bankası, kripto alım satımı, saklama hizmetleri, token ihraçları ve piyasa manipülasyonu gibi konularda detaylı kurallar üzerinde şimdiden çalışıyor. Özellikle stablecoinler için ayrı bir çerçevenin gündemde olduğu ve bu alandaki düzenlemelerin finansal istikrar açısından kritik görüldüğü belirtiliyor. Yetkililer, söz konusu kuralların büyük bölümünü 2026 sonuna kadar netleştirmeyi planlıyor.Bununla birlikte Birleşik Krallık, kripto varlıkların hukuki statüsünü de güçlendiren adımlar attı. Yeni yasal düzenlemelerle Bitcoin ve benzeri dijital varlıklar mülkiyet kapsamında tanınarak miras bırakılabilir ve hukuki yollarla geri alınabilir hâle geldi. Bu gelişme, kripto varlık sahiplerine daha sağlam bir hukuki zemin sunuyor.Uluslararası boyutta ise Londra, ABD ile iş birliğini artırmayı hedefliyor. Kurulması planlanan “Transatlantik Görev Gücü” aracılığıyla iki ülke arasında düzenleyici uyumun sağlanması ve yenilikçi projelerin desteklenmesi amaçlanıyor. Öte yandan, şeffaflık ve sahiplik konusundaki endişeler nedeniyle kripto kaynaklı siyasi bağışların yasaklanması da gündemdeki başlıklar arasında yer alıyor.

ABD menkul kıymet piyasalarının bel kemiği olarak görülen Depository Trust & Clearing Corporation (DTCC), tokenizasyon alanında kritik bir eşiği geride bıraktı. Kurum, yaptığı açıklamada, bağlı ortaklıklarından Depository Trust Company’nin (DTC), ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’ndan (SEC) bir “no-action letter” aldığını duyurdu. Bu mektup, belirli gerçek dünya varlıklarının (RWA) blockchainler üzerinde tokenize edilerek sunulmasına yönelik üç yıllık bir yetkilendirme anlamına geliyor.SEC’den önemli onaySöz konusu onay, SEC’in doğrudan bir lisans vermesinden ziyade, önerilen faaliyet için yaptırım uygulanmayacağını beyan eden resmi bir görüş niteliği taşıyor. Ancak piyasa açısından etkisi oldukça büyük. Zira bu adım, ABD’de ilk kez belirli hisse senetleri, borsa yatırım fonları (ETF’ler) ve Hazine tahvillerinin kontrollü biçimde tokenize edilmesinin önünü açıyor.DTCC tarafından paylaşılan bilgilere göre, yetkilendirme kapsamında Russell 1000 endeksine dahil şirket hisseleri, büyük ABD endekslerini takip eden ETF’ler ve ABD Hazine bonoları, tahvilleri ve uzun vadeli borçlanma araçları tokenize edilebilecek. DTC, bu hizmeti kendi ComposerX platformu üzerinden, önceden onaylanmış Layer-1 ve Layer-2 blockchain ağları üzerinde sunmayı planlıyor. Hizmetin ilk aşamada 2026’nın ikinci yarısında kademeli olarak devreye alınması bekleniyor.Tokenizasyon, geleneksel finansal varlıkların dijital temsillerinin blockchain üzerinde oluşturulmasını ifade ediyor. Amaç; takas süreçlerini hızlandırmak, operasyonel maliyetleri düşürmek ve likiditeyi artırmak. DTCC, tokenize edilen bu varlıkların, geleneksel muadilleriyle aynı yatırımcı haklarını, mülkiyet yapısını ve yasal korumaları taşıyacağını özellikle vurguluyor. Yani ortaya çıkacak token’lar, yalnızca teknik bir temsil değil, hukuki karşılığı olan finansal enstrümanlar olarak konumlanıyor.DTCC Başkanı ve CEO’su Frank La Salla, bu gelişmenin dijital piyasalara geçiş sürecinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. La Salla’ya göre tokenizasyonun ölçek kazanabilmesi, ancak mevcut piyasa altyapılarında sağlanan hukuki kesinlik ve güvenlik standartlarının korunmasıyla mümkün. Clearing & Securities Services Başkanı Brian Steele ise bu girişimin, yıllar içinde inşa edilen operasyonel dayanıklılığı ve güvenliği dijital varlık dünyasına taşımayı hedeflediğini ifade ediyor.DTCC’nin sisteme dahil olması, tokenizasyonun artık yalnızca deneysel projeler ya da sınırlı pilot çalışmalarla sınırlı kalmayacağını gösteriyor. Kurum, ABD ve küresel piyasalarda trilyonlarca dolarlık işlemin takas ve saklamasından sorumlu. Yalnızca DTC, 2025 verilerine göre 100 trilyon doların üzerinde menkul kıymetin saklama ve varlık hizmetlerini yürütüyor. Bu nedenle atılan adım, piyasa mimarisi, teminat yönetimi ve likidite akışları açısından yapısal bir değişime işaret ediyor.Bu gelişme aynı zamanda Washington’daki düzenleyici iklimde yaşanan daha geniş çaplı bir değişimin parçası olarak değerlendiriliyor. Son dönemde hem SEC hem de Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’nun (CFTC), dijital varlıklara yaklaşımında daha esnek ve teknolojiye açık bir tutum benimsediği görülüyor. JPMorgan, BlackRock, Coinbase ve Kraken gibi kurumların tokenizasyon hamleleri de bu dönüşümü destekler nitelikte.DTCC, ilerleyen aşamalarda stablecoin dağıtımları veya tokenize mevduat benzeri yapıların da sisteme entegre edilebileceğini, ancak bunun ek düzenleyici onaylara bağlı olduğunu belirtiyor.

Gemini, ABD Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’ndan (CFTC) aldığı Designated Contract Market (DCM) lisansıyla birlikte ABD’de düzenlenmiş tahmin piyasaları sunma hakkına kavuştu. 10 Aralık 2025’te duyurulan karar, şirketin Mart 2020’de başlayan beş yıla yayılan lisans sürecinin resmen tamamlanması anlamına geliyor. Bu adım, Gemini’ın iş modelini genişletmesi ve beklentileri karşılayacak daha sağlam bir gelir yapısı kurması açısından kritik.Tahmin sözleşmeleri kullanıcılarla buluşuyorYeni lisans, Gemini Titan isimli bağlı şirketin “binary event contract” olarak bilinen ikili tahmin sözleşmelerini kullanıcılarla buluşturmasına izin veriyor. Bu sözleşmeler, “Bitcoin yılı 200 bin doların üzerinde mi kapatır?” gibi net, evet-hayır temelli sorularla çalışıyor. Yetkilendirmenin kapsamı yalnızca tahmin piyasalarıyla sınırlı değil; şirket isterse kripto vadeli işlemler, opsiyonlar ve perpetual sözleşmeler gibi daha geniş bir türev ürün yelpazesine de yönelebilecek.Bu hamle, Gemini’ın ABD’de Kalshi ve Polymarket gibi yükselen tahmin platformlarıyla doğrudan rekabet edebileceği, tam uyumlu bir yapı kurduğu anlamına geliyor. Özellikle ABD seçim döngüsünde tahmin piyasalarına yönelik ilgide görülen sert artış, düzenli ve denetlenmiş bir platforma olan talebi güçlendiriyor. Son iki yılda Kalshi ve Polymarket rekor hacimlere ulaşmış, CFTC’nin geçmişte daha temkinli olan yaklaşımı ise Acting Chair Caroline Pham döneminde belirgin şekilde yumuşamıştı. Pham, tahmin piyasalarının ekonomik anlamda “ana akım finans kadar büyük” bir sektör olabileceğini savunurken, sektör oyuncularının inovasyon yapmasına kapı aralayan adımlar atıyor.Gemini açısından lisansın zamanlaması da dikkat çekici. Şirket hisseleri, Eylül 2025’teki halka arzdan bu yana ciddi bir değer kaybı yaşadı; 37 dolar seviyesinden açılan hisse, 10 Aralık kapanışında 11,36 dolardan işlem gördü. Bu nedenle düzenlenmiş türev ürünlere ve tahmin piyasalarına açılmak, gelir çeşitliliğini artırmayı ve uzun vadeli büyümeyi desteklemeyi amaçlayan stratejik bir dönüşüm olarak öne çıkıyor. Tyler Winklevoss’un kısa süre önce CFTC’nin CEO Innovation Council ekibine dahil edilmesi de Gemini ile düzenleyici kurumlar arasındaki diyaloğun güçlendiğine işaret ediyor. Yenilenen ilgiye rağmen Gemini bu alana giren ilk ABD borsası değil. Crypto.com, farklı markalarla ortak tahmin platformları geliştirirken, Coinbase’in cüzdanına entegre edilen bir tahmin modülü için test kodları dikkat çekiyor. Ayrıca Robinhood’un zaman zaman Kalshi hacimlerinin yarısından fazlasını oluşturacak kadar büyük bir dağıtım ortağı haline gelmesi, sektörde rekabetin hızla arttığını gösteriyor.Gemini’ın DCM lisansı, şirketi ABD’de düzenlemeye tabi tahmin ve türev piyasaları sunabilen sınırlı sayıdaki platform arasına yerleştiriyor.

ABD bankacılık sisteminde uzun süredir beklenen kırılma gerçekleşti. Office of the Comptroller of the Currency (OCC), yayınladığı 9 Aralık tarihli mektupla birlikte bankalara kripto varlık işlemlerinde aracılık etme yetkisi verdi. Böylece, geleneksel finans kurumlarının kripto piyasasına girişindeki en büyük belirsizliklerden biri resmen ortadan kalktı.OCC’nin duyurusu, bankalara “riskless principal” modeli üzerinden işlem yapma imkânı tanıyor. Bu modelde bankalar, müşterileri adına alım ve satım emirlerini eşleştiriyor; ancak varlığı kendi bilançolarına geçirmiyor. Böylece fiyat oynaklığına maruz kalan taraf olmuyorlar. Yani bankalar, bir tür kripto aracı kurum gibi çalışacak; hem regüle hem hızlı hem de müşteriye daha güvenli bir alternatif sunacak.Son birkaç yılda, özellikle 2021–2024 döneminde hem Fed hem OCC, kripto varlıklar konusunda oldukça temkinli bir çerçeve çizmişti. Likidite riskleri ve volatilite uyarıları öne çıkarken, bankaların kriptoyla ilgili girişimleri sıkı denetim ve geçici pilot programlarla sınırlandırılıyordu. Şimdi bu yaklaşım köklü bir dönüşüm geçiriyor. Mektup, bankaların artık tam ölçekli entegrasyona gidebileceğini ve kripto işlemlerinin OCC gözetiminde yürütüleceğini açıkça belirtiyor.OCC, bu izinle birlikte müşterilerin regüle bir banka üzerinden kriptoya erişebilmesinin hem güvenlik hem şeffaflık açısından kritik olduğunu vurguladı. Özellikle regüle olmayan veya düşük denetime tabi borsalara karşı alternatif oluşturması bekleniyor. Bankaların müşteri ile karşı taraf arasında köprü görevi görmesi sayesinde, yatırımcıların bilinmeyen borsalara ya da anonim işlem yapan piyasalara maruz kalma riski azalacak.Bu dönüşüm yalnızca müşteriler için değil, bankalar için de yeni bir iş modeli yaratıyor. Geleneksel finans kurumları, kendi bünyelerinde kripto aracı hizmetleri sunabilecek; alım-satım altyapıları bankacılık sistemine entegre edilebilecek. Böylece uzun zamandır konuşulan “banka üzerinden kripto alım-satım” modeli ABD’de gerçekten hayata geçiyor. Bu adımın, milyonlarca ABD’li için kripto varlıklara erişimi kolaylaştırması bekleniyor.14 bankadan başvuruOCC Başkanı Jonathan Gould, bir blockchain konferansında yaptığı açıklamada bankaların teknolojik dönüşümünün kaçınılmaz olduğunu söyledi. “Custody ve elektronik saklama hizmetleri onlarca yıldır dijital olarak yürütülüyor. Dijital varlıkları farklı görmemiz için bir sebep yok” diyen Gould, bankacılık sisteminin telgraftan blockchain dönemine uzanacak bir kapasiteye sahip olduğunu vurguladı.Gould ayrıca bu yıl 14 yeni banka başvurusu aldıklarını, bunların bir kısmının dijital varlık odaklı olduğunu belirtti. Bu rakamın son dört yılın toplamına neredeyse eşit olması dikkat çekti. OCC’ye göre bu durum, kriptoyla entegre bankacılık modellerinin hızla yaygınlaşabileceğine işaret ediyor.Sektör temsilcilerinin bazı itirazlarına rağmen OCC tarafı net: Kriptoyla uyumlu bir bankacılık yapısı, hem müşterilere daha iyi hizmet sunacak hem de yerel ekonomileri destekleyecek. Üstelik OCC, Anchorage Digital gibi kripto odaklı ulusal güven kurumlarını yıllardır denetlemiş durumda. Bu nedenle yeni süreçlerin yönetilmesinde risk görülmüyor.

ABD Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC), kripto varlıkları düzenlenmiş finansın merkezine taşıyacak en somut adımlarından birini attı. Kurum, Bitcoin, Ether ve USDC’nin türev piyasalarında teminat olarak kullanılmasına kapı açan “dijital varlık pilot programı”nı resmen başlattı. Program, hem düzenleyici kurumun kriptoya bakışındaki dönüşümü gösteriyor hem de tokenize varlıkların geleneksel finans yapısına entegrasyonuna odaklı. Açıklama, CFTC’nin fiilen başkanlık görevini üstlenen Caroline Pham’den geldi. Pham uzun süredir kurum içinde kripto varlıklara ilişkin çerçeveyi güncelleyen isim olarak öne çıkıyor; daha önce “Crypto Sprint” girişimini başlatmış, geçen hafta ise Bitnomial’in düzenleyici onaylı spot kripto ürünlerini listeleyen ilk borsa olduğunu duyurmuştu.Pham, yeni programın amacını “sorumlu inovasyonu benimseyerek ABD piyasalarının küresel liderliğini koruması” şeklinde özetledi. Ona göre tokenize varlıkların teminat olarak kullanılabilmesi, piyasa katılımcılarının sermayeyi daha verimli yönetmesine yardımcı olacak; aynı zamanda düzenleyici kurumların gerçek zamanlı izleme kapasitesini artıracak.Pilot program ilk aşamada Bitcoin, Ether ve USDC ile sınırlıCFTC’nin açıkladığı çerçeveye göre gelecek üç ay boyunca vadeli işlem komisyoncuları (FCM’ler) yalnızca BTC, ETH ve USDC kabul edebilecek. Katılımcı kurumlar, müşteri hesaplarında tuttukları toplam dijital varlık miktarını her hafta CFTC’ye raporlayacak. Ayrıca teminat olarak kullanılan dijital varlıkları etkileyebilecek herhangi bir operasyonel sorun, aksaklık veya sistem hatası olduğunda düzenleyiciye derhal bildirim yapılması zorunlu olacak.Bu kapsam, CFTC’nin piyasa davranışını kademeli ve kontrollü biçimde izlemesini sağlarken, tokenize teminat kullanımının pratikte nasıl çalıştığına dair değerli veri üretilmesini amaçlıyor.CFTC aynı gün üç bölümünün ortaklaşa hazırladığı yeni kılavuzları da yayımladı. Bu rehberler, tokenize ABD tahvilleri ve para piyasası fonları gibi gerçek dünya varlıklarının mevcut düzenleyici çerçeve altında nasıl değerlendirileceğini netleştiriyor. Saklama, ayrıştırma, değerleme kırpıntıları ve operasyonel risk gibi başlıklar yeniden tanımlandı.Ayrıca kurum, 2020’de yayımlanan ve FCM’lerin sanal para birimlerini teminat olarak kabul etmesini sınırlayan personel danışmanlığını geri çekti. CFTC, bu kılavuzun GENIUS Act’in yürürlüğe girmesiyle güncelliğini yitirdiğini belirtti. Yaz aylarında kabul edilen GENIUS Act, özellikle stablecoin kullanımına ilişkin çerçeveyi keskinleştirmişti.Sektörden güçlü destek: “ABD için dönüm noktası”Kripto sektörünün önde gelen isimleri adımı memnuniyetle karşıladı. Coinbase Baş Hukuk Sorumlusu Paul Grewal, kararın “dijital varlıkların ödemelerde hız, maliyet ve risk yönetimi açısından gerçek fayda sağladığını bir kez daha kanıtladığını” söyledi. Circle Başkanı Heath Tarbert, düzenlenmiş stablecoin kullanımının yerleşim süreçlerini iyileştireceğini ve 7/24 işlem imkanını destekleyeceğini vurguladı.Crypto.com CEO’su Kris Marszalek ise kararı “ABD’yi kripto inovasyonunda küresel bir merkez haline getirmeye yönelik önemli bir hamle” olarak tanımladı. Ripple yöneticisi Jack McDonald da tokenize varlıkların teminat olarak tanınmasının sermaye verimliliğini artıracağını ve ABD finans piyasalarının rekabet gücünü güçlendireceğini ifade etti.

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), Ondo Finance hakkında iki yıldır süren soruşturmayı hiçbir suçlama önermeden kapattı. Bu gelişme, ONDO’nun yanı sıra, ABD’de tokenizasyon alanının geleceği için de önemli bir kırılma yarattı. Ekim 2023’te başlayan inceleme, Ondo’nun ABD Hazine tahvillerini tokenleştirme süreçlerinin mevcut menkul kıymet yasalarıyla uyumlu olup olmadığını ve ONDO tokenlarının bir menkul kıymet olarak sınıflandırılması gerekip gerekmediğini değerlendiriyordu.Şirket sözcüsünün açıklamasına göre Ondo, Kasım sonunda soruşturmanın tamamen kapandığına dair resmi bildirimi aldı. Bu gelişme, SEC’in yeni başkanı Paul Atkins’in göreve gelmesinden bu yana ajansın kriptoyla ilgili dosyalara yönelik tutumunda büyük bir değişim yaşandığını doğruladı. Biden döneminde açılan birçok yüksek profilli davanın geri çekilmesi ya da kapatılması; Coinbase, Ripple ve Kraken gibi şirketlere yönelik baskının azaltılması, ABD’de düzenleyici çerçevenin giderek daha kripto yanlısı bir çizgiye kaydığını gösteriyor.Soruşturmanın kapanması, Ondo’nun ABD içinde daha güçlü bir genişleme stratejisi izlemesinin de önünü açtı. Şirket, kısa süre önce yatırım danışmanı olarak kaydolmuş ve SEC kayıtlı broker-dealer, ATS işletmecisi ve transfer ajanı olan Oasis Pro Markets’i satın almıştı. Bu yapı, Ondo’ya hem gerçek dünya varlıklarının tokenleştirilmesinde regülasyon uyumlu bir operasyon alanı sağlıyor hem de kurumsal yatırımcılara hitap eden daha kapsamlı bir altyapı sunuyor.Öte yandan SEC, tokenizasyonu yalnızca izleyen bir kurum olmaktan çıkıp aktif bir politika alanına dönüştürmüş durumda. Geçtiğimiz hafta düzenlenen Yatırımcı Danışma Komitesi toplantısında kurum, tokenizasyonun halka açık hisse senetlerinin ihracı, işlem görmesi ve takası üzerindeki potansiyel etkilerini masaya yatırdı. Başkan Atkins, konuşmasında dağıtık defter teknolojisinin sermaye piyasalarında “dönüştürücü bir güç” olabileceğini vurguladı.ONDO fiyatı yükseldiBu gelişmeler yaşanırken ONDO fiyatı da piyasada dikkate değer bir hareketlilik sergiliyor. Coin ekran görüntüsüne göre token, gün içinde 0,4966 dolar seviyesinde işlem görüyor ve yatırımcı ilgisinin son 24 saatte belirgin şekilde arttığı görülüyor. Fiyat değişimlerine bakıldığında:• Son 1 saatte %5.32 yükseliş,• 24 saatte %7.30 artış,• 7 günde %8.12 yükseliş kaydedildi. Buna karşılık, 30 günlük fiyat performansı %–25.99 ile hâlâ zayıf seyrediyor. Bu tablo, kısa vadeli toparlanmaya rağmen yatırımcıların son bir ayda yaşanan düzeltmeyi tamamen geride bırakmadığını gösteriyor.Ondo’nun momentumunun bundan sonra nasıl şekilleneceği, büyük ölçüde şirketin ABD operasyonlarını genişletme planlarına ve Şubat ayında New York’ta yapılacak Ondo Summit’te açıklanacak yeni tokenizasyon çözümlerine bağlı olacak.
