Regülasyon
Bu sayfa Regülasyon haberleri ve piyasa analizlerini listeler. JrKripto'da bu kategorideki makaleleri, uzman görüşlerini ve güncellemeleri inceleyin. Kripto para piyasası trendleri ve gelişmeleri hakkında detaylı içeriklerle güncel kalın.
Haberler
Regülasyon Haberleri
Regülasyon Haberleri
Regülasyon ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Regülasyon hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
Japonya’dan Kripto Yatırımcısına Vergi Müjdesi
Japonya'nın alt meclisi, kripto varlıkları finansal araç olarak sınıflandıracak bir yasayı ilerletmeye karar verdi. 10 Haziran'da Temsilciler Meclisi Maliye ve Finansal İşler Komitesi'nin onayıyla bir adım daha ilerleyen yasa, üst meclis olan Danışmanlar Meclisi'nin de onayını alırsa 2027'de yürürlüğe girecek.Nisan ayında hükümet tarafından sunulan tasarıya göre kripto varlıklar, hisse senetleriyle benzer bir düzenleyici çerçeve altında değerlendirilecek. Bu, sektör için daha sıkı işlem kuralları anlamına geliyor. Öte yandan kripto kazançları üzerindeki vergi oranının yüzde 55'lik maksimum seviyeden hisse senedi ve tahvillerle aynı olan sabit yüzde 20'ye indirilmesi de gündemde.Şu an itibarıyla Japonya'nın üst finansal denetim otoritesi olan Finansal Hizmetler Ajansı (FSA), kripto varlıkları ağırlıklı olarak Ödeme Hizmetleri Yasası çerçevesinde düzenliyor ve onları bir ödeme aracı olarak ele alıyor. Yeni düzenleme bu yaklaşımı köklü biçimde değiştirecek; kripto ile ilgili işletmeler çok daha geniş kapsamlı bir denetime tabi olacak.Japonya'da kripto ivme kazanıyorDüzenleyici taraftaki bu gelişme, Japonya'da kripto sektörünün özellikle stabilcoin alanında hız kazandığı bir döneme denk geliyor.Ülke, 2023 yılında Ödeme Hizmetleri Yasası'nda yaptığı değişikliklerle stabilcoin mevzuatını netleştirmişti. Söz konusu değişiklikler "elektronik ödeme araçları" kavramını mevzuata sokarak kayıtlı hizmet sağlayıcılarının ve bankaların stabilcoin ihraç edip yönetmesine olanak tanıdı.Bu düzenleyici zemin oluşturulduktan sonra sektörden çeşitli adımlar geldi. Fintek şirketi JPYC Inc., Ekim 2025'te yasal olarak tanınan ilk yen bazlı stabilcoin JPYC'yi piyasaya sürdüğünü duyurdu. Şubat 2026'da ise SBI Holdings ve Startale Group, kurumsal ve sınır ötesi kullanım senaryoları için tasarlanmış, güven bankası destekli bir yen stabilcoini olan JPYSC'yi tanıttı.Japonya'nın üç büyük bankası olan MUFG Bank, Mizuho Bank ve SMBC de ortaklaşa ihraç edecekleri bir stabilcoinle Mart 2027'de sona erecek mali yıl içinde canlı ticari işlemlere başlamayı planlıyor. SBI Shinsei Bank ise Nikkei'ye göre mevduat müşterilerine yönelik bir kripto ödülleri programını bu güz döneminde hayata geçirmeyi düşünüyor.Vergi reformu: Sektörün en uzun süredir beklediği adımKripto yatırımcıları açısından bakıldığında, bu düzenleyici geçişin en somut etkisi vergi tarafında hissedilecek. Japonya'da kripto gelirleri şu anda "çeşitli gelir" kategorisinde değerlendiriliyor ve yüzde 55'e kadar çıkan marjinal vergi oranlarına tabi. Bu durum, ülkenin kripto yatırımcıları için caydırıcı bir etken olarak uzun süredir gündemde.Yeni çerçeve kabul edilirse kripto kazançları, hisse senetleri ve tahvillerle aynı yüzde 20'lik sabit vergi oranına tabi tutulacak. Bu değişiklik hem bireysel yatırımcılar hem de kripto varlıklarını portföylerine dahil etmek isteyen kurumsal oyuncular için önemli bir teşvik niteliği taşıyor.Japonya, bu adımla ABD'nin kripto varlıkları menkul kıymet olarak ele alıp almayacağı tartışmalarının sürdüğü bir dönemde kendi çerçevesini netleştiriyor. Avrupa'nın MiCA düzenlemesi yürürlüğe girmiş, Hong Kong lisanslama süreçlerini hızlandırmış durumda. Bu bağlamda Japonya'nın attığı adım, küresel ölçekte düzenleyici netliğin kripto sektörü için giderek daha belirleyici bir rekabet faktörü haline geldiğinin bir yansıması olarak okunabilir.Yasa, üst meclisin onayına sunulacak. Kabul edilirse 2027 itibarıyla Japonya'nın kripto düzenleme mimarisi önemli ölçüde yeniden şekillenmiş olacak.

Rusya'dan Batı Bağlantılı Kripto Paralara Ekstra Vergi
Rusya Maliye Bakan Yardımcısı İvan Çebeskov, Batı bağlantılı kripto para birimlerine işlem ücreti ve kısıtlama getirmeyi planladıklarını açıkladı. 9 Haziran'da St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu'nda (SPIEF 2026) gazetecilerle konuşan Çebeskov, söz konusu düzenlemelerin Rus yatırımcıları "düşmanca" kabul edilen varlıklardan uzaklaştırmayı hedeflediğini ifade etti.Tasarıya göre ekonomik teşvikler, teknik kısıtlamalar ve tavsiye mekanizmalarından oluşan bir çerçeve oluşturulacak. Çebeskov, "Vatandaşları başka varlıklar tutmaya teşvik eden ekonomik teşvikler, komisyonlar ya da tavsiyeler gibi hem teknik koruma önlemleri hem de çeşitli uygulamalar söz konusu olabilir" dedi.Hangi kripto paralar hedefte?Tasarı, Batılı yaptırım listesindeki ülkelerin yargı yetkisi altındaki kuruluşlarca ihraç edilen token'ları "düşmanca" olarak tanımlıyor. Bu sınıflandırmaya giren varlıkların başında USDT, USDC ve BNB geliyor.Ortak payda açık: bu üç varlığın ihraççıları olan Tether, Circle ve Binance, yabancı makamların talebi üzerine daha önce cüzdanları dondurmuş ya da Rus kullanıcılara erişimi kısıtlamış kuruluşlar. Rusya bu durumu doğrudan bir egemenlik sorunu olarak çerçeveliyor.Freedom Global analisti Vladimir Çernov, olası ücretlerin "düşmanca" token işlemleri için yüzde 0,5 ile 2 arasında, dolar bağlantılı stablecoin'ler için ise yüzde 3'e kadar çıkabileceğini tahmin ediyor. Çernov, aşırı yüksek ücretlerin kullanıcıları kayıt dışı kanallara yöneltme riskini de taşıdığını vurguladı.Perakende yatırımcılar ne alabilecek?Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Vladimir Çistukhin'in açıklamalarına göre, 1 Temmuz 2026 itibarıyla nitelikli yatırımcı statüsü bulunmayan Rus vatandaşları yalnızca üç token ile işlem yapabilecek: Bitcoin, Ethereum ve USDT.USDC ve BNB, ihraççılarının yabancı makamların talebiyle varlıkları dondurabilmesi gerekçesiyle perakende yatırımcı listesinin dışında tutuldu. Tether de aynı riski taşımakta; nitekim Rus yetkililer başlangıçta USDT'yi de tamamen yasaklamayı değerlendirdi. Sektörün itirazları üzerine bu karar geri adım attı, ancak yeni koruma mekanizmaları eklenerek erişim kısıtlı biçimde açık bırakıldı.Ruble bağlantılı stablecoin'lerin ise listeye alınmada öncelik kazanması bekleniyor.Yasa tasarısı nerede?Çebeskov'un açıkladığı önlemler henüz yasalaşmadı. "Dijital Para Birimi ve Dijital Haklar Hakkında Kanun" başlıklı tasarı, 21 Nisan 2026'da Devlet Duması'nın birinci okuma oylamasında 327'ye karşı 13 oyla kabul edildi.Birinci okumada iskelet oluşturuldu: kripto operatörleri için beş lisans kategorisi, Rusya Merkez Bankası'na kapsamlı denetim yetkisi, yurt içi kripto ödemelerinde süregelen yasak ve yaptırımları aşmak için kullanılan sınır ötesi kripto takaslarına açık kapı.Asıl tartışmalı zemin ikinci okumada şekillenecek. Duma Mali Piyasalar Komitesi Başkanı Anatoly Aksakov, ana çerçevenin Temmuz 2026'ya yetiştirilmesini, uygulama kurallarının ise Temmuz 2027'ye kadar devreye alınmasını hedefliyor. Düşmanca varlıklara uygulanacak ücret yapısı, müzakerelerin tam ortasında duruyor.Rakamların boyutuChainalysis verilerine göre Rusya, Temmuz 2024'ten Haziran 2025'e uzanan dönemde yaklaşık 376 milyar dolar değerinde kripto para işlemi gerçekleştirdi. Bu rakam, Avrupa genelinde kayıtlara geçen en yüksek hacim.Hukuk uzmanı Yuriy Brisov'a göre Rus yatırımcılar, yurt dışı kripto borsalarına her yıl yaklaşık 15 milyar dolar komisyon ödüyor. Yasa, bu gelirin lisanslı yerli platformlara yönlendirilmesini hedefliyor.Bağlamı tamamlayan bir diğer veri: Rusya Merkez Bankası'nın 1 Haziran tarihli Finansal İstikrar Raporu'na göre perakende kripto yatırımları yalnızca 3,8 milyar ruble yani yaklaşık 44 milyon dolar seviyesinde. 376 milyar dolarlık işlem hacmiyle 44 milyon dolarlık yatırım büyüklüğü arasındaki derin uçurum, Rusya'nın kripto ağırlığının yerli portföylerde değil, sınır ötesi hacimlerde yattığını ortaya koyuyor.Yabancı borsalar için iki seçenekDüzenleme çerçevesi yalnızca bireyleri değil, uluslararası borsaları da doğrudan etkiliyor. Temmuz 2026'dan itibaren Rusya'da faaliyet izni olmayan ve fiziki ofisi bulunmayan yabancı platformlar tamamen engellenebilecek. Roskomnadzor'un, YouTube'a uygulananlarla benzer DNS düzeyinde filtreleme araçları hazırladığı belirtiliyor.Rus kullanıcılarını hizmet kapsamı dışında bırakan Binance ve geçtiğimiz ay İngiltere'nin yaptırım listesine giren HTX en doğrudan baskıyla yüz yüze gelenler arasında. Seçenekler net: Rusya'nın belirlediği lisanslama kurallarına uymak ya da milyonlarca kullanıcıya erişimi yitirmek.

Coinbase'den Kraken'a Onlarca Şirket Aynı Mektupta: CLARITY Act Çağrısı
Coinbase, Kraken, Uniswap ve Andreessen Horowitz dahil onlarca önde gelen kripto şirketi, ABD Kongresi'ne ortak bir mektup göndererek CLARITY Act kapsamında yazılım geliştiricilere yönelik yasal güvenceler eklenmesi çağrısında bulundu. Mektup, açık kaynaklı blockchain altyapısı üzerine çalışan geliştiricilerin üçüncü tarafların yasadışı eylemlerinden ötürü hukuki sorumluluk altına girmemesi gerektiğini savunuyor.İmzacılar arasında Aave, 1inch, Block, BitGo, Aptos Labs, Zcash, Solana Labs, Galaxy Digital, Ledger ve Hyperliquid de yer alıyor. Tıkanma noktası: Geliştirici sorumluluğuŞu an Senato'da görüşülen CLARITY Act, dijital varlıkların hukuki statüsünü ve düzenleyici yetki alanını netleştirmeyi amaçlıyor. Ancak yasa, kritik birkaç noktada hâlâ çözüme kavuşturulamadı. Geliştirici korumasının kapsamı ve stablecoinlerin faiz ödemesine izin verilip verilmeyeceği, müzakerelerin son aşamasındaki başlıca anlaşmazlık konuları arasında sayılıyor.Kripto şirketleri, mektuplarında somut bir kaygıyı dile getiriyor: Açık kaynaklı yazılım geliştirenlerin ya da blokzincir altyapısı inşa edenlerin, kendi kontrollerinin dışındaki kullanıcı davranışları veya üçüncü taraf suistimalleri nedeniyle aşırı hukuki yük altına girmesi. Bu risk, sektörün görüşüne göre, ABD'de DeFi geliştirme ortamını ciddi ölçüde zayıflatıyor.Beyaz Saray devredeKonuya ilişkin görüşmeler yalnızca Capitol Hill'le sınırlı değil. Fox Business muhabiri Eleanor Terrett'in aktardığına göre yönetim yetkilileri Çarşamba günü Beyaz Saray'da kolluk kuvveti temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantının gündeminde CLARITY Act'ın yasadışı finansmanla mücadele çabalarını sekteye urup vurmayacağına dair endişeler yer alıyor.Bu endişe, yasanın Senato genel kuruluna taşınmasının önündeki en büyük engellerden biri olmayı sürdürüyor. Bazı Demokrat senatörler, kolluk kaygılarının yeterince karşılanmadığını düşündükleri sürece yasayı desteklemeyeceklerini açıkça belirtti.Söz konusu toplantılar, geniş çaplı bir sektör baskı kampanyasının hemen ardından gerçekleşti. Bu kampanya; eski kolluk kuvveti yetkililerinin katıldığı halka açık bir toplantıyı ve kripto endüstrisi destekçilerinin katıldığı özel bir etkinliği kapsıyor.Sektörün beklentisiŞirketlerin mektubunda dile getirilen talep özünde şu: Yasal belirsizlik giderilmeden blockchain geliştirme faaliyetleri ABD'de büyüyemez. Geliştirici koruması hükümleri yasaya girerse, açık kaynaklı DeFi altyapısı üzerine çalışanlar için hukuki risk önemli ölçüde azalacak.Yasa ne zaman oylamaya geleceği henüz netlik kazanmamış olsa da Kongre'deki müzakereler, hem Beyaz Saray düzeyindeki görüşmeler hem de sektörün yoğun lobi faaliyetiyle birlikte sürdürülüyor.

CFTC ABD'de Kripto Vadeli İşlemlerin Önünü Açtı
Amerika Birleşik Devletleri'nde kripto türev ürünlerine erişim bugüne kadar ciddi biçimde kısıtlıydı. Yıllardır küresel piyasaların büyük bölümü yurt dışına taşınmış, ABD'li yatırımcılar bu işlemler için offshore platformlara yönelmek zorunda kalmıştı. Bu tablo değişiyor.Emtia Vadeli İşlem Ticaret Komisyonu (CFTC), süresiz/kalıcı vadeli işlem sözleşmelerinin (yaygın adıyla "perps”) yurt içinde sunulmasının önünü açtı. Komisyon'un bu kararı doğrultusunda Kalshi ve Coinbase, söz konusu ürünleri ABD'deki kullanıcılara sunabilecek.Süresiz vadeli işlem sözleşmeleri nedir, neden önemlidir?Süresiz vadeli işlem sözleşmeleri, yatırımcılara bir varlığı doğrudan satın almadan fiyat hareketine göre pozisyon alma imkânı tanıyan türev araçlardır. Standart vadeli işlemlerden farkı son derece basit: vade tarihi yoktur. Pozisyon, yatırımcı kapatmaya karar verene kadar açık kalır.Bu özellik, perps'i kripto türev piyasasının en likit ve en çok kullanılan ürünlerinden biri hâline getirdi. Ancak bu işlemlerin büyük çoğunluğu yıllardır yurt dışı borsalarda gerçekleşiyordu. ABD'li kullanıcılar bu piyasaya erişemiyordu.Coinbase CEO'su Brian Armstrong konuya ilişkin açıklamasında rakamı net biçimde ortaya koydu: ABD kullanıcıları bugüne kadar küresel kripto piyasasının yaklaşık yüzde seksenine erişemiyordu. Süresiz vadeli işlemler ve opsiyonlar bu yüzde seksenin önemli bir bölümünü oluşturuyordu. Armstrong, "Bu durum artık geride kalıyor" dedi.CFTC ne yaptı?Komisyon'un Takas ve Risk Bölümü, Piyasa Denetim Bölümü ve Piyasa Katılımcıları Bölümü Cuma günü ortak bir personel tavsiyesi yayımladı. Bu tavsiye, resmi bir düzenleme değil; yani kalıcı yasal statü taşımıyor. Ancak CFTC bünyesinde kayıtlı borsaların süresiz vadeli işlem sözleşmesi listeleyebileceğini açıkça ortaya koyuyor.Tavsiye belgesinde komisyon personeli, blok zinciri teknolojisi ve merkeziyetsiz altyapının etkisiyle 7/24 işlem talebinin arttığını vurguladı. Bu ortamda personelin amacı, sürekli ticarete ilişkin riskleri ve mevcut düzenlemelerin bu riskleri nasıl ele aldığını anlatmak. Bir anlamda piyasaya "yol haritası" sunmak.CFTC Başkanı Brian Quintenz, X üzerinden yaptığı açıklamada kararı şu sözlerle nitelendirdi: "Bugün CFTC, bitcoin süresiz sözleşmesinin CFTC'ye kayıtlı bir borsa tarafından listelenmesine olanak tanıyan tarihi bir adım attı. Bu karar, en likit kripto varlık piyasalarından birinin ABD düzenleyici çerçevesi içinde faaliyet göstermesinin yolunu açıyor."Kalshi ve Coinbase'e yeşil ışıkCFTC, KalshiEX LLC'ye Bitcoin fiyatına bağlı bir süresiz sözleşme olan BTCPERP'i listeleme yetkisi verdi. Coinbase Financial Markets Inc. için ise dijital emtia türev ürünleri sunma planına ilişkin "itiraz yok" tutumu benimsedi.Coinbase'in bu gelişmeye verdiği tepki, açıkça coşkuluydu. Armstrong, "ABD merkezli işlemciler ve Coinbase için büyük bir gün" ifadesini kullandı. Piyasa için ne anlam taşıyor?Perps piyasası uzun süredir kripto türevlerinin ağırlık merkeziydi. Günlük işlem hacimleri açısından spot piyasayı geride bırakması bile sık rastlanan bir durumdu. Bu hacmin büyük bölümü Binance, Bybit ve OKX gibi offshore borsalarda dönüyordu. ABD'li kullanıcılar ise ya VPN yoluyla bu platformlara bağlanıyor ya da bu piyasayı tamamen atlıyordu.CFTC'nin bu adımı, düzenleyici çerçeve içinde çalışan yerli borsaların bu likiditeyi kendi platformlarına çekme fırsatı doğuruyor. Öte yandan kararın tavsiye niteliğinde olduğu, resmi bir mevzuat değişikliği içermediği hatırlatılmalı. Yeni yönetim ya da Kongre düzeyinde bir adım tablonun yeniden değişmesine yol açabilir. Ama şimdilik CFTC'nin mesajı açık: ABD, kripto türev piyasasında daha fazla yer almak istiyor.

FCA Onayı Geldi: Aave Artık İngiltere'de
Merkeziyetsiz finans alanının en büyük isimlerinden Aave Labs, İngiltere'de önemli bir düzenleyici eşiği geçti. Şirketin İngiltere bağlı kuruluşları Push Labs Ltd. ve Push Virtual Assets Ltd., Finansal Yürütme Kurumu'ndan (FCA) kripto varlık borsası sağlayıcısı olarak tescil onayı aldı.İkisi birden "Push" markası altında faaliyet gösteren bu iki şirket, artık İngiltere'nin kara para aklamayla mücadele kuralları çerçevesinde kayıtlı. Buna ek olarak şirket, 2011 tarihli Elektronik Para Yönetmelikleri kapsamında aldığı Elektronik Para Kurumu (EMI) yetkisini de elinde bulunduruyor. Bu iki onayın bir arada olması, Aave Labs'a İngiltere'de uçtan uca fiat-kripto altyapısı kurma imkânı tanıyor.Pratik hedef şimdilik şu: kullanıcıların banka hesaplarından doğrudan Aave'ye sıfır komisyonla para aktarabilmesi. Uygulama dışına çıkmadan.Aave Labs'ın kurucusu ve CEO'su Stani Kulechov, FCA EMI yetkilendirmesi ve kripto varlık tescillerinin, İngiltere'de sıfır ücretli zincir üstü tüketici finansal ürünleri sunmak için gereken düzenleyici temeli oluşturduğunu söyledi.Avrupa'da büyüyen lisans haritasıBu onaylar, Aave Labs'ın son aylarda Avrupa'da yürüttüğü düzenleyici genişlemenin devamı. Kasım 2025'te şirketin İrlanda bağlı kuruluşu, Merkez Bankası'ndan MiCA kapsamında Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcısı lisansı almıştı; bu lisans Avrupa Ekonomik Alanı'nın tamamında pasaportlama hakkı getiriyor.Brexit sonrasında AB çerçevesinin dışında kalan İngiltere için ayrı bir lisans gerekiyordu ve Aave Labs bunu da tamamladı. Şirket artık hem kıta Avrupa'sında hem de İngiltere'de düzenleyici kapsamda faaliyet gösterebilecek konumda.Aave, toplam kilitli değer açısından zincir üstü kredi piyasasının en büyüğü olmayı sürdürüyor.Fon, ürün, düzenlemeBu onaylar geliş zamanlaması açısından da dikkat çekici. Aave DAO, Nisan ayında şirkete 25 milyon dolarlık hibe onayladı. Aynı dönemde Aave V4 ve GHO stablecoin geliştirme çalışmaları da ivme kazandı. Tablo bir bütün olarak ele alındığında, Aave Labs'ın DeFi protokolü kimliğinin ötesine geçip lisanslı tüketici finansmanı alanına girme yönünde sistematik bir yol izlediği görülüyor.FCA cephesinde de hareketlilik sürüyor. Düzenleyici, Nisan ayında stablecoin ihraç kuralları, işlem platformları ve saklama hizmetlerine ilişkin danışma sürecini başlattı. Resmi lisanslama başvurusunun Eylül 2026'da açılması, genel çerçevenin ise Ekim 2027'de yürürlüğe girmesi bekleniyor.Aave Labs bu takvim henüz kesinleşmeden onaylarını güvence altına almış oldu. Sektörün büyük bölümü kuyruğu beklerken şirket İngiltere'deki yerini çoktan aldı.Yazım sırasında AAVE fiyatı 82.81 dolar civarında.

SEC, Stablecoin Şirketini Tescil Etti: İlk ve Tek
Paxos'un iştiraki Paxos Securities Settlement Company (PSSC), ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'ndan (SEC) takas kurumu olarak resmi tescilini aldı. Şirket, yedi yıl süren düzenleyici bir sürecin sonunda bu onayı alan ilk ve tek blockchain altyapı firması oldu.Tescil, 1934 tarihli Menkul Kıymetler Borsası Kanunu'nun 17A Maddesi kapsamında verildi. PSSC, bu statüyle ABD'de merkezi menkul kıymet saklama kuruluşu olarak faaliyet gösterme yetkisi kazandı. Onay, devam eden düzenleyici gerekliliklerin karşılanması koşuluyla geçici tescil niteliği taşıyor.Paxos CEO'su ve kurucu ortağı Charles Cascarilla, konuya ilişkin açıklamasında şirketin bu noktaya nasıl geldiğini özetledi: "Yedi yıllık bir sürecin ürünü bu tescil. 2019'daki No-Action mektubumuzla başladık, ardından dünyanın en büyük ve en sofistike finansal kurumlarıyla yürüttüğümüz pilot programı hayata geçirdik. En önemlisi, ortaklarımıza piyasayla ve blockchain teknolojisiyle birlikte gelişmeye devam edebilecekleri en kapsamlı altyapıyı sunma imkânı sağlıyor."2020'den bu yana sürdürülen pilot programPSSC, 2020 yılının Şubat ayından itibaren SEC'in no-action muafiyeti kapsamında ABD hisse senetlerinde takas ve mutabakat hizmetleri sunuyor. Pilot program, "küresel ölçekteki önde gelen finansal kurumların" katılımıyla yürütüldü. 2022'de ise State Street ile ortaklaşa başlatılan blockchain tabanlı bir deneme, hisse senedi işlemlerinde aynı gün mutabakatı, yani "T+0" modelini hayata geçirdi.Şirket, bu süreçte elde edilen bulgulara dayanarak blockchain altyapısının geleneksel post-trade süreçlere kıyasla hem maliyet hem de hız açısından somut avantajlar sunduğunu savunuyor.Geleneksel finans ile blockchain'in kesişim noktasıBu adım, geleneksel sermaye piyasaları ile blockchain teknolojisinin giderek iç içe geçtiği bir döneme denk geldi. Depository Trust & Clearing Corporation (DTCC) da yakın zamanda büyük Wall Street firmalarının desteğiyle kendi tokenizasyon hizmetini duyurmuştu. Paxos'un SEC tescili, bu yakınlaşmayı somut bir düzenleyici çerçeveye oturtması bakımından dikkat çekiyor.Paxos, PayPal, Interactive Brokers, Mastercard ve Mercado Libre gibi büyük isimlerle iş ortaklıkları kurmuş durumda. Şirket aynı zamanda PayPal'ın PYUSD stabilcoinini ve Pax Gold (PAXG) tokenini ihraç ediyor. Geçen yıl Ekim ayında yaşanan teknik bir hata nedeniyle şirket yanlışlıkla 300 trilyon PYUSD bastı ve ardından bu miktarı imha etti. Bu olayın ardından Paxos, OCC ulusal güven bankasına dönüşmek için koşullu onay aldı; bu statü, şirketin eyalet eyalet düzenleme patchwork'ü yerine tek bir federal çerçeve altında faaliyet göstermesini mümkün kılacak.Paxos'un bu tescili, blockchain altyapısının kurumsal finans dünyasında artık görmezden gelinemeyeceğinin bir göstergesi. Yedi yıl boyunca SEC ile yürütülen müzakereler ve pilot programlar, yalnızca Paxos için değil, bu alanda ilerlemeye çalışan diğer şirketler için de bir referans noktası oluşturabilir. Takas ve mutabakat gibi altyapı katmanlarının blockchain üzerine taşınması, şu ana kadar çoğunlukla teoride kalan bir tartışmaydı. PSSC'nin resmi tescili, bu tartışmayı gerçek bir düzenleyici zemine taşıdı.

Mastercard, New York'tan Kripto Lisansı Aldı
New York Eyaleti Mali Hizmetler Departmanı (NYDFS), Mastercard'a dijital varlık faaliyetleri yürütme yetkisi veren BitLicense lisansını onayladı. Lisans, Amerika'nın en katı kripto düzenleyici rejimlerinden biri kapsamında geçerli.Şirket Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Mastercard Transaction Services (U.S.) LLC'nin söz konusu lisansı aldığını duyurdu. Bu adım, şirketin blockchain tabanlı ödeme ve takas altyapısına yönelik kapsamlı stratejisi ile paralel.Şirketler, 2015’ten beri BitLicense’a tabiNew York'un 2015'te hayata geçirdiği BitLicense çerçevesi, kripto şirketlerine sermaye yeterliliği, siber güvenlik, uyum ve tüketici koruma alanlarında sıkı standartlar getiriyor. Lisans sahibi firmalar aynı zamanda NYDFS'in süregelen denetimi altında faaliyet göstermek zorunda. Yüksek uyum maliyetleri ve uzun onay süreçleri nedeniyle sektörden eleştiri almış olsa da destekçiler, çerçevenin kurumsal oyunculara dijital varlık işletmeciliği için net bir zemin sunduğunu savunuyor.Mastercard bu kararla, son dönemde lisans almış görece kısa bir listeye dahil oldu. Kripto finansal hizmetleri şirketi Galaxy bu ayın başında BitLicense aldı. Bitcoin ödeme uygulaması Strike ise Mart'ta onay almıştı. Rejiminın başlatılmasından bu yana toplam iki düzine civarında firma sanal para birimi lisansı için yeşil ışık gördü.Şirketin Baş Ürün Sorumlusu Jorn Lambert, konuya ilişkin şunları söyledi: "Net düzenleyici çerçeveler, dijital değerin yeni biçimleri deneysellikten pratik uygulamaya geçerken güven inşa etmekte kritik bir işlev görüyor."Mastercard'ın stable coin altyapısına yönelimi son aylarda somut adımlar attı. Şirket Mart'ta stable coin ödeme firması BVNK'yi 1,8 milyar dolara satın almayı kabul etti. Analistler bu anlaşmayı, stable coinlerin artık niş bir kripto ürünü olmaktan çıkıp ana akım finansal altyapının bir parçasına dönüştüğünün işareti olarak yorumladı. Dolar gibi itibari para birimlerine sabitlenmiş bu dijital tokenlar, sınır ötesi ödemeler, hazine yönetimi ve kurumlar arası mutabakatlarda giderek daha yaygın kullanılıyor. Blockchain transferleri günün her saatinde gerçekleşebiliyor ve çoğu durumda geleneksel bankacılık sistemine kıyasla çok daha hızlı sonuçlanıyor.Mastercard, BitLicense onayının dijital para birimlerine (stable coinler ve tokenize mevduatlar dahil) yönelik stratejisini desteklediğini belirtti. Şirket, bu süreçte küresel ödeme ağında benimsenen uyum ve operasyonel standartların korunacağını vurguladı.Büyük ödeme ağlarının blockchain altyapısına yatırım yapması, sektörün daha geniş bir dönüşümünün parçası. Geleneksel bankacılık ve blockchain tabanlı ödeme sistemleri, birbiriyle rekabet eden yapılar olarak değil; birlikte işleyen bir ekosistem olarak şekillenmeye başlıyor. Mastercard bu hamleyle, söz konusu dönüşümde erken konumlanan kurumlar arasına girmiş oldu.

İtalya'nın İlk Kripto Bankası: Banca Sella MiCA Onayını Aldı
İtalya merkezli Banca Sella, ülkenin merkez bankası Banca d'Italia'ya yönelik zorunlu bildirim sürecini tamamladığını duyurdu. Bu adımla birlikte banka, İtalya'da kripto para hizmetleri sunmaya yasal zemine kavuşan ilk banka unvanını aldı. Grup, 2026 yılı sonuna kadar dijital varlıkların saklanması ve transferine yönelik hizmetleri belirli müşteri segmentlerine açmayı planlıyor.Yıl sonuna kadar aktifBanca Sella'nın açıklamasına göre banka, dijital varlık saklama ve transfer hizmetlerini bu yıl içinde devreye almayı hedefliyor. Söz konusu hizmetler yalnızca belirli müşteri kategorilerine sunulacak olmakla birlikte banka, kripto alanındaki tekliflerini bu iki ürünle sınırlı tutmayacağının da sinyalini verdi.Grubun Dijital Bankacılık Direktörü Andrea Tessera konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: Anlık, birlikte çalışabilir ve programlanabilir ödeme modellerine geçiş, para ve varlıkların tokenizasyonuyla birlikte Avrupa'da ve küresel ölçekte finansal altyapıları kökten dönüştürüyor. Banca Sella'nın yeni hizmetleri tam da bu dönüşümün içine yerleşiyor.Banka, bu adımı sıfırdan atmıyor. Grup, dağıtık defter teknolojisi, blok zinciri ve dijital varlıklar alanında hem teknolojik altyapıya hem de insan kaynağına uzun süredir yatırım yapıyor. 2022'den bu yana Banca d'Italia'nın Fintech Milano Hub bünyesinde yürütülen pilot çalışmalara katılan banka, bugün 37 Avrupa bankasını bünyesinde toplayan ve euro'ya bağlı bir stabilcoin çıkarmayı hedefleyen Qivalis konsorsiyumunun kurucu üyeleri arasında yer alıyor.MiCA uyumunun mihenk taşıBanca d'Italia'ya yapılan bildirimin tamamlanması, Banca Sella'yı Avrupa'nın kripto düzenleyici çerçevesi MiCA kapsamında hizmet sunmaya başlayabilecek İtalya'nın ilk bankası konumuna getiriyor. MiCA, kripto varlıklar ve sektör oyuncularına yönelik kapsamlı bir AB tüzüğü olarak öne çıkıyor.Grubun odağı yalnızca mevcut hizmetlerle sınırlı değil. Banca Sella, Avrupa Merkez Bankası koordinasyonunda Eurosistema çatısı altında yürütülen Pontes ve Appia projeleri başta olmak üzere tokenizasyon alanındaki diğer gelişmeleri de yakından takip ettiğini belirtiyor.Avrupa, ABD'nin önündeBu tablo, Avrupa ile ABD arasındaki düzenleyici uçurumu bir kez daha gözler önüne seriyor. Yatırım bankacılığı segmentinde bazı istisnalar dışında ABD bankacılık sektörünün büyük bölümü, kripto alanında sınırları ve imkânları netleştirecek kapsamlı bir mevzuatı hâlâ bekliyor. Clarity Act, Kongre'de ilerleme kaydedemeden askıda kalmış durumda; yıl içinde yasalaşıp yasalaşmayacağı konusunda ciddi soru işaretleri var.Buna karşın Avrupa, MiCA gibi kapsamlı ve işler bir düzenleyici çerçeveyi hayata geçirerek bankaların kripto hizmetlerine adım atmasının önünü açtı. Banca Sella'nın attığı bu adım, söz konusu çerçevenin geleneksel finans dünyasında nasıl karşılık bulduğunun somut bir örneği.

Avrupa Merkez Bankası'ndan Euro Stablecoin Önerisine Ret
Avrupa Merkez Bankası, Güney Kıbrıs'ta düzenlenen gayri resmi AB toplantısında euro stablecoin ihraçcılarına ECB likidite erişimi açılması önerisine karşı çıktı. Reuters'ın üç kaynaktan derlediği bilgilere göre, ECB Başkanı Christine Lagarde ve diğer merkez bankacıları bu fikri doğrudan reddetti.Öneri, Brüksel merkezli Bruegel düşünce kuruluşundan geldi. Lucrezia Reichlin, Bo Sangers ve Jeromin Zettelmeyer imzalı politika notu, Güney Kıbrıs'taki iki günlük AB Maliye Bakanları ve merkez bankası başkanları toplantısında masaya yatırıldı. Yazarlar, euro stablecoin piyasasının dolar tokenlarının gölgesinden çıkabilmesi için daha esnek kurallar ve ECB güvencesinin gerekli olduğunu öne sürdü.Lagarde ve beraberindeki isimler bu yaklaşımı benimsemedi. Stablecoin ihraçcılarının büyük ölçekte Avrupa bankalarından mevduat çekmesi halinde bu bankaların fonlama maliyetlerinin yükseleceğini ve kredi hacminin gerileyeceğini vurguladılar. Birçok yetkili, ECB'nin stablecoin firmalarına güvence sağlayan bir yapıya dönüştürülmesi fikrine de karşı çıktı; bu tür bir rol geleneksel olarak yalnızca denetim altındaki bankalara tanınmış bir konumdur. Maliye bakanları arasında ise fikir birliği sağlanamadığı belirtildi.Lagarde'ın tutumu çok da sürpriz değildi. ECB Başkanı, Banco de España forumunda birkaç gün önce yaptığı konuşmada "euro cinsinden stablecoinleri teşvik etme gerekçesi göründüğünden çok daha zayıf" demişti. Lagarde, tokenize ticari banka mevduatlarını ve ECB'nin Pontes ile Appia toptan ödeme projelerini tercih ettiğini açıkça ortaya koymuş durumda. Özel stabilcoin ihraçcılarını ise merkez bankasının koruma alanı dışında bırakmak istiyor."Dijital dolarizasyon" tartışmasıBruegel, konuya rekabet açısından yaklaştı. AB kuralları, Temmuz 2025'te ABD'de yürürlüğe giren GENIUS Yasası'na kıyasla daha ağır kalmaya devam ederse hem ihraç hem de ticaret faaliyetlerinin kıyıya kayacağını öngördü. Olası sonucu "dijital dolarizasyon" olarak nitelendirdi.Toplantıdaki merkez bankacıları bu uyarıyı ciddiye almadı. Bunun yerine kaynağından bağımsız olarak tüm stablecoinlere itfa kısıtlaması getirilmesi gerektiğini savundular. Argümanları açıktı: böyle bir güvence olmaksızın, yabancı yatırımcıların rezervleri toplu halde nakde çevirmek istediği bir durumda Avrupa kolları ciddi bir likidite baskısıyla karşılaşabilir.Bu tartışma sürerken Avrupa Komisyonu, 2024'ten bu yana yürürlükte olan Kripto Varlıklar Piyasası Yönetmeliği'ni (MiCA) gözden geçiriyor. MiCA, stablecoin ihraçcılarının rezervlerinin büyük bölümünü banka mevduatları ve likit varlıklarda tutmasını zorunlu kılıyor. ABD çerçevesi daha hafif şartlar içeriyor; bu yaklaşım, düzenlenmiş tokenlar üzerinden dolar hakimiyetini koruma stratejisi olarak savunuluyor.Bankalar beklemeden ilerliyorRegülasyon tartışması bir türlü netleşmezken özel ihraçcılar uzakta kalmıyor. Amsterdam merkezli Qivalis konsorsiyumu, 15 ülkeden 37 bankayı bir araya getirmiş durumda ve 2025'in ikinci yarısında MiCA uyumlu bir euro stablecoin piyasaya sürmek istiyor. BNP Paribas, ING, UniCredit, CaixaBank ve Danske Bank arasındaki kurucu ortaklara son olarak ABN Amro, Rabobank, Nordea ve Intesa Sanpaolo da dahil oldu. Reuters, Societe Generale'in daha önce attığı daha küçük ölçekli adımları da bu çerçevede değerlendirdi.Artemis verilerine dayanan Bruegel araştırması, küresel stablecoin arzının 2025'te yaklaşık üçte bir artışla 300 milyar dolara ulaştığını ortaya koyuyor. Euro bazlı tokenlar bu toplamın yüzde 0,3'üne karşılık geliyor; en büyük oyuncu Circle'ın EURC'u. Buna karşın Avrupa merkezli stablecoin işlemleri 2025'in son çeyreğinde küresel hacmin yüzde 38'ini oluşturdu; piyasa payıyla kıyaslandığında oldukça dikkat çekici bir rakam.Dijital euro gündemde kalmaya devam ediyorECB, 2029 hedefiyle dijital euro çalışmalarını sürdürüyor. Nicosia toplantısında AB maliye bakanları bu projenin devam edeceğini teyit etti. Avrupa bankaları daha önce perakende CBDC'nin sistemi mevduattan yoksun bırakabileceği gerekçesiyle dijital euroya mesafe koymuştu; şimdi özel stablecoinlere yönelik dile getirilen kaygılar da aynı noktaya geliyor.

Stablecoin'lere Kural Geliyor: İngiltere, Haziran'da Taslağı Açıklayacak
İngiltere Merkez Bankası (BoE), ülkenin finansal altyapısını dönüştürmek için tokenizasyonu merkeze alan kapsamlı bir strateji açıkladı. Bankanın Finansal İstikrardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Sarah Breeden, Londra'daki City Week 2026 konferansında yaptığı konuşmada, perakende ödeme sisteminin yeniden şekilleneceğini ve bu sistemde birden fazla para biçiminin yer alacağını söyledi. Breeden'a göre hedef, tokenize mevduatlar, düzenlenmiş stablecoin'ler ve olası bir perakende merkez bankası dijital parasından (CBDC) oluşan çok katmanlı bir ödeme ortamı kurmak. "İnsanlar tokenize banka mevduatları, düzenlenmiş stablecoin'ler ve potansiyel olarak bir perakende CBDC ile ödeme yapabilmeli," dedi Breeden.Stablecoin kuralları bu yıl sonuçlanacakMerkez Bankası, sistemik stablecoin'lere yönelik taslak düzenlemeleri önümüzdeki ay yayımlamayı planlıyor; nihai kuralların ise yılsonuna kadar hazır olması bekleniyor. Hızlı stablecoin benimsenimi beraberinde riskler getirebileceğinden, erken dönemde dolaşımdaki stablecoin miktarına geçici üst sınırlar uygulanması da gündeme gelebilir.Paylaşılan defter teknolojisinin ödemeleri hem daha ucuz hem de daha hızlı kılma potansiyeli taşıdığını vurgulayan Breeden, akıllı sözleşmelerin ödeme süreçlerini otomasyonla daha verimli hale getireceğini de ekledi.Bankalar tokenize mevduata yönlendirilecekBoE, bankaları da bu dönüşüme dahil etmek istiyor. Breeden, bankaların tokenize mevduat konusunda yenilik yapması gerektiğini açıkça ifade etti ve bankalararası ödemelere olanak tanıyacak yeni nesil bir perakende altyapısı üzerinde çalışıldığını belirtti. Şu anda bu tür ödemeler çoğunlukla yalnızca aynı bankanın müşterileri arasında gerçekleşebiliyor.18 Mayıs'ta Merkez Bankası ile Finansal Davranış Otoritesi (FCA), Bank-FCA Dijital Menkul Kıymetler Sandbox'ını temel alan ortak bir tokenizasyon programı için danışma süreci başlattı. 2024'te hayata geçen ve Ocak 2029'a kadar devam edecek olan sandbox, firmaların tokenize menkul kıymetler için gerçek işlem platformları ve takas sistemleri kurmasına imkan tanıyor. Euroclear, HSBC ve Londra Menkul Kıymetler Borsası Grubu (LSEG) başta olmak üzere 16 firmanın 2026'nın sonlarında platforma geçiş yapması bekleniyor.Dijital Pound ve CBDC çalışmaları sürüyorMerkez Bankası, İngiltere hükümeti'nin tokenize devlet tahvili pilotu olan Digital Gilt girişimini de desteklemeye devam edecek. BoE'nin CBDC tasarım aşamasına ilişkin sonuçları ise bu yıl kamuoyuyla paylaşılacak.Konuşmada yapay zekanın finansal sistem üzerindeki etkilerine de değinen Breeden, bankanın ajanssal ödemeler ve ticaret dahil olmak üzere yapay zekanın sorumlu biçimde benimsenmesini desteklemek için ciddi adımlar attığını söyledi.İngiltere'nin bu adımları izole bir girişim değil. Aynı gün Japonya'nın iktidar partisi Liberal Demokrat Parti (LDP), ülkenin gelecekteki finansal sistemini yapay zeka ve blockchain teknolojileri üzerine kurmayı resmi olarak benimsedi; tokenizasyon, stablecoin'ler ve yapay zeka ajanlarıyla ticaret (agentic commerce) bu stratejinin üç temel bileşeni arasında yer alıyor.İngiltere'de yetkililer, sektör ve hükümetin birlikte atılacağı adımlara vurgu yapan Breeden, "Tokenize finans ekosistemini derinleştirdiğimizi ve bunun somut sonuçlar verdiğini göstermemiz gerekiyor," diyerek konuşmasını noktaladı.

Trump İmzaladı, Saat İşlemeye Başladı: Fed'e Kripto İçin 120 Gün
ABD Başkanı Donald Trump, kripto ve fintech firmalarının Federal Rezerv (Fed) ödeme altyapısına doğrudan erişiminin önünü açabilecek bir yürütme emri imzaladı. Emir, Fed'i mevcut düzenleyici çerçevesini gözden geçirmeye ve banka dışı kuruluşlar için yeni erişim seçenekleri değerlendirmeye yönlendiriyor.Fed'e 120 günlük süreABD Başkanı Donald Trump, Salı günü imzaladığı bir yürütme emriyle Federal Rezerv'i fintech ve kripto şirketlerine ödeme altyapısı erişimi konusunda kapsamlı bir değerlendirme yapmaya yönlendirdi."Finansal Teknoloji İnovasyonunun Düzenleyici Çerçevelere Entegrasyonu" başlığını taşıyan emir, federal hükümetin fintech yeniliğini "aşırı yük oluşturduğu" değerlendirilen düzenlemelerden arındırmasını talep ediyor. Dijital varlıklar ve blockchain tabanlı hizmetler yürüten şirketler de bu kapsamda değerlendiriliyor. Fed'in mevcut düzenleyici çerçevesi, rezerv bankalarına ödeme sistemi erişim başvurularını onaylama ya da reddetme yetkisi tanıyor. Federal Rezerv Kanunu kapsamında bu erişim genel olarak lisanslı mevduat kurumlarıyla sınırlı; bu nedenle bazı kripto firmaları federal charter lisansı için başvurmak zorunda kaldı.Trump'ın emri, Fed'den iki somut adım atmasını istiyor: Rezerv bankası ödeme hesapları ve hizmetlerine erişimi düzenleyen mevcut çerçevenin gözden geçirilmesi ve bu erişimin fintech ile kripto firmalarına genişletilmesi için seçeneklerin değerlendirilmesi. Ayrıca emir, 12 Federal Rezerv bankasının ödeme hesabı erişimini bağımsız olarak verip veremeyeceğini hukuki açıdan netleştirmesini de talep ediyor. Fed'in bu doğrultuda 120 gün içinde rapor sunması bekleniyor.Bu hesaplar "master hesap" olarak biliniyor. Kripto firmalarına bu erişim tanınırsa, şirketler aracı bankalara gerek kalmaksızın doğrudan ABD'nin temel ödeme altyapısına bağlanabilecek.Kraken kıvılcımıKonu, Mart ayında Kansas City Fed'in kripto borsası Kraken'ın ana şirketi Payward'a "sınırlı amaçlı hesap" açmasından bu yana yoğun tartışma gündeminde. Hesap, kurumsal müşteriler için yüksek değerli dolar takasına erişim sağlıyor; ancak rezervlere faiz tahakkuk ettirilmemesi gibi kısıtlamalar içeriyor. Kraken Eş CEO'su Arjun Sethi kararı "kripto altyapısı ile egemen finansal rayların buluşması" olarak nitelendirdi.Onay, büyük bankalar adına hareket eden Bank Policy Institute'tan sert tepki gördü. Enstitü, Fed'in "dar" master hesaplar için politika çerçevesini tamamlamadan bu kararı açıklamasını eleştirdi. Fed söz konusu çerçeveyi Aralık ayında kamuoyuna duyurmuştu. Dar master hesaplar; rezervlere faiz kazanma veya iskonto penceresinden borçlanma gibi standart özelliklerden yoksun, ödeme sistemlerine kısıtlı erişim sağlayan merkez bankası hesabı olarak tanımlanıyor.Kongre'de de paralel bir hareket var. Geçen ay Demokrat Sam Liccardo ve Cumhuriyetçi Young Kim, banka dışı kuruluşların Fed ödeme hizmetlerine belirli koşullarda erişimine kapı aralayacak Payments Access and Consumer Efficiency Act'i (PACE) ortak girişimle meclise taşıdı. Tasarı henüz ilk aşamada olmakla birlikte kripto sektörünün desteğini almış durumda.

Japonya, AI ve Blockchain'e Odaklandı: Öneri Onaylandı
Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti, finans sektörünün geleceğine yönelik dikkat çeken bir politika önerisini resmen onayladı. Öneri, yapay zeka ve blockchain teknolojilerini merkeze alan yeni nesil bir finansal sistem kurulmasını hedefliyor. Bu adım, Japonya’nın dijital varlıklar, tokenizasyon ve stablecoin alanındaki düzenleyici yaklaşımını daha ileri bir aşamaya taşıyabilir.“Next-generation AI & Onchain Finance Concept” başlığını taşıyan öneri, LDP içinde Seiji Kihara liderliğindeki bir proje ekibi tarafından hazırlandı. Bu ayın başında partiye sunulan metin, salı günü LDP Politika Araştırma Konseyi’nden resmi onay aldı. Böylece öneri, yalnızca parti içi bir çalışma olmaktan çıkıp hükümet politikalarına dönüştürülebilecek bir çerçeve haline geldi.AI ve blockchain, finansın yeni altyapısına dönüşüyorPlanın merkezinde, blockchain ağları üzerinden çalışan ve günün her saatinde işlem yapabilen otomatik finansal altyapı fikri yer alıyor. LDP’ye göre yapay zeka destekli sistemlerin yaygınlaşması, finansal hizmetlerin işleyişini de değiştirecek. Özellikle “agentic commerce” olarak adlandırılan yeni ticaret modelinde, AI araçlarının insanlar adına ürün ve hizmet seçmesi, ödeme süreçlerini yönetmesi ve finansal işlemleri başlatması bekleniyor.Bu noktada blockchain teknolojisi, öneride önemli bir tamamlayıcı unsur olarak görülüyor. Metinde blockchain’in değiştirilemez kayıt yapısı, doğrulanabilirlik ve programlanabilirlik gibi özelliklerinin yapay zeka tabanlı ticaret sistemleriyle uyumlu olduğu vurgulanıyor. Başka bir ifadeyle Japonya, AI’ın karar alma ve işlem başlatma gücünü, blockchain’in güvenli ve şeffaf altyapısıyla birleştirmek istiyor.Önerinin dikkat çeken başlıklarından biri tokenlaştırılmış mevduatlar oldu. LDP, özellikle Japonya Merkez Bankası’nın cari hesap mevduatlarının tokenlaştırılmasının önemli olduğunu belirtiyor. Bu yaklaşım, geleneksel bankacılık altyapısının blockchain tabanlı sistemlerle daha uyumlu çalışmasını sağlayabilir. Tokenlaştırılmış mevduatlar, banka parası ile dijital varlık teknolojileri arasında daha kontrollü bir köprü kurulmasına yardımcı olabilir.Yen cinsinden stablecoinler de öneride ayrı bir yer tuttu. LDP, stablecoin alanında hukuki netliğin sağlanmasını ve sistemik risklerin azaltılmasını öncelikli konular arasında gösterdi. Bu vurgu, Japonya’nın stablecoinleri desteklerken finansal istikrarı korumaya çalıştığını ortaya koyuyor. Öneride ayrıca Japonya’nın üç büyük bankasının ortak stablecoin ihraç projesine destek verildiği ifade edildi.Bu gelişme, Japonya’nın dijital finans alanında daha kurumsal ve kamu destekli bir model kurmak istediğini gösteriyor. Ülkede stablecoinler ve dijital varlık hizmetleri için düzenleyici çerçeve son yıllarda daha net hale gelmişti. Yeni öneri ise bu çerçeveyi yalnızca kripto para piyasasıyla sınırlı tutmuyor; bankacılık, ödeme sistemleri, yapay zeka ve uluslararası iş birliğini de kapsayan daha geniş bir dönüşüm planı sunuyor.LDP’nin önerisi, Asya ülkeleriyle AI ve blockchain alanlarında daha güçlü bir iş birliği kurulmasını da istiyor. Bu kapsamda Japonya Finansal Hizmetler Ajansı’ndan kamu ve özel sektör yatırımlarını teşvik edecek beş yıllık bir yol haritası hazırlaması talep edildi. Böyle bir yol haritası, hem yerli finans kuruluşları hem de teknoloji şirketleri için daha öngörülebilir bir yatırım ortamı oluşturabilir.Resmi onayın ardından LDP, ilgili kurumlar ve paydaşlarla birlikte öneriyi hükümet politikasına dönüştürmek için çalışacak. Seiji Kihara, X üzerinden yaptığı açıklamada bunun gerçek anlamda bir “konsept” olduğunu ve bundan sonraki sürecin adım adım inşa edileceğini söyledi. Kihara’ya göre asıl önemli bölüm, bu aşamadan sonra yapılacak takip çalışmaları olacak.

96 Milyon Dolarlık Kriz Sonrası Polonya’dan Kripto Yasası
Polonya’da milletvekilleri, Avrupa Birliği’nin kripto varlık düzenlemesi MiCA’yı ülke hukukuna taşıyan yasa tasarısını kabul etti. Reuters’ın aktardığı bilgilere göre hükümet destekli tasarı, cuma günü parlamentodan geçerken, ülkedeki dijital varlık piyasası için beklenen yasal çerçeve de son aşamaya yaklaştı.Düzenleme, Polonya’nın temmuz ayına kadar yerine getirmesi gereken uyum sürecinin önemli bir parçası olarak görülüyor. Ülkenin finansal denetim otoritesine göre Polonya bu adımı zamanında atmazsa, yerel kripto şirketleri ülkede kripto varlık hizmeti sunma yetkilerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir.Yasanın kabulü, Polonya’da kripto piyasasına yönelik baskının arttığı bir döneme denk geldi. Ülkede savcılar, Polonya’nın en büyük dijital varlık borsası olarak bilinen Zondacrypto hakkında dolandırıcılık soruşturması yürütüyor. Soruşturma kapsamında binlerce kullanıcının fonlarına erişemediği, toplam kaybın ise 350 milyon zlotiyi, yani yaklaşık 95,93 milyon doları aştığı belirtiliyor.Zondacrypto soruşturması siyasi tartışmayı büyüttüZondacrypto dosyası, ülkede yalnızca finansal denetim meselesi olarak ele alınmıyor. Soruşturma aynı zamanda Varşova’daki siyasi gerilimi de artırmış durumda. Polonya Başbakanı Donald Tusk, nisan ayında yaptığı açıklamada borsayla bağlantılı süreçlerde Rus mafyası parası ve Rus gizli servislerinin rol oynadığını öne sürmüştü.Tusk, bu ay başında hükümet toplantısında güvenlik servislerinden aldığı bilgilere atıf yaparak benzer bir değerlendirmeyi yineledi. Başbakan, Zondacrypto borsasının organize edilmesinde “Rus mafyası ve onun parasının” yer aldığını söyledi. Bu açıklamalar, kripto düzenlemesinin yalnızca yatırımcı koruması değil, ulusal güvenlik ve kara para aklama riskleri açısından da tartışıldığını gösterdi.Ancak bu iddialar soruşturma sürecinin parçası olarak değerlendiriliyor. Borsa hakkındaki hukuki süreç devam ederken, kullanıcı kayıpları ve para çekme sorunları Polonya’da kripto şirketlerine yönelik daha sıkı denetim çağrılarını güçlendirdi.MiCA uyumu için takvim daralıyorAvrupa Birliği’nin MiCA düzenlemesi, kripto varlık ihraç eden şirketler ve kripto hizmet sağlayıcıları için ortak kurallar getiriyor. Bu çerçeve, lisanslama, denetim, tüketici koruması, şeffaflık ve piyasa bütünlüğü gibi alanlarda AB genelinde daha standart bir yapı kurmayı amaçlıyor.Polonya’nın kabul ettiği yasa da bu düzenlemeyi yerel mevzuata uyarlamayı hedefliyor. Böylece ülkedeki kripto şirketlerinin hangi kurallar altında faaliyet göstereceği, denetim kurumlarının hangi yetkilere sahip olacağı ve ihlallerde hangi yaptırımların uygulanacağı daha net hale gelecek.Tasarıda denetimlerin engellenmesi durumunda yüksek para cezaları da yer alıyor. Hükümetin hazırladığı metne göre bu tür ihlaller için azami ceza 25 milyon zloty, yani yaklaşık 6,9 milyon dolar olarak belirlendi. Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin sunduğu alternatif metinde ise bu ceza 20 milyon zloty, yaklaşık 5,5 milyon dolar seviyesinde tutuluyordu.Siyasi belirsizlik tamamen bitmiş değilBuna rağmen yasanın önündeki siyasi riskler tamamen ortadan kalkmış değil. Cumhurbaşkanı Nawrocki, daha önce Tusk hükümetinin desteklediği iki kripto düzenleme tasarısını veto etmişti. Nawrocki, bu tekliflerin kripto şirketleri üzerinde aşırı yük oluşturduğunu ve firmaları Polonya dışına itebileceğini savunmuştu.Cuma günü kabul edilen hükümet tasarısı, Sejm’de 12 Mayıs Salı günü görüşülmeye başlanan dört farklı kripto varlık teklifinden biriydi. Diğer tekliflerin Nawrocki, Polonya 2050 Partisi ve Konfederasyon Partisi tarafından sunulduğu belirtildi.Ayrıca Hukuk ve Adalet Partisi’nden dört milletvekilinin sunduğu ayrı bir öneri, Polonya’da kripto varlık faaliyetlerinin tamamen yasaklanmasını hedefliyor. Ancak Sejm Başkanı Włodzimierz Czarzasty, bu yasak teklifinin ancak dört ana düzenleme tasarısı üzerindeki çalışmalar tamamlandıktan sonra ele alınacağını söyledi.Polonya’da kripto piyasası için yeni dönemPolonya’nın MiCA uyum süreci, Avrupa’da kripto sektörünün daha düzenli bir zemine çekildiği geniş dönüşümün parçası olarak öne çıkıyor. Zondacrypto soruşturması ise bu sürecin ülke içinde neden daha acil görüldüğünü ortaya koydu.Yasa, kripto şirketleri için daha net kurallar getirebilir, ancak sektör üzerindeki uyum maliyetlerini de artırabilir. Bu nedenle Polonya’daki tartışma iki ana eksende ilerliyor: Kullanıcıların korunması ve yasa dışı finansman risklerinin azaltılması bir tarafta, yenilikçi şirketlerin ülkeden ayrılma ihtimali diğer tarafta yer alıyor.

CLARITY Act İçin Geri Sayım: Bitcoin Piyasası 14 Mayıs Oylamasına Kilitlendi
ABD’de kripto piyasasının uzun süredir beklediği CLARITY Act için kritik hafta başladı. Senato Bankacılık Komitesi, kripto varlık piyasasına federal düzeyde daha net kurallar getirmeyi hedefleyen tasarıyı 14 Mayıs’ta görüşmeye hazırlanıyor. Reuters’ın aktardığına göre komite oturumu Washington D.C.’deki Dirksen Senate Office Building’de yapılacak ve tasarının Senato sürecinde ilerleyip ilerlemeyeceği açısından belirleyici olacak.CLARITY Act, kripto varlıkların hangi koşullarda menkul kıymet, hangi koşullarda emtia olarak değerlendirileceğini netleştirmeyi amaçlıyor. Bu yönüyle tasarı, yıllardır SEC ile CFTC arasında süren yetki tartışmasına yasal bir çerçeve kazandırabilir. Kripto şirketleri açısından bu süreç, ABD’de faaliyet gösterirken karşılaşılan dava, yaptırım ve belirsizlik risklerinin azalması anlamına geliyor. Bitcoin, XRP ve daha geniş altcoin piyasası için de konu sadece regülasyon başlığıyla sınırlı değil; kurumsal sermayenin piyasaya daha rahat girmesi açısından da yakından izleniyor.Piyasalar üç senaryoya hazırlanıyor14 Mayıs’taki oturumda üç temel senaryo öne çıkıyor. Tasarının büyük bir değişiklik yapılmadan komiteden geçmesi, kripto piyasasında tarihi bir düzenleyici eşik olarak yorumlanabilir. Bu durumda Bitcoin tarafında kısa vadeli risk iştahının güçlenmesi, ETF büyümesi ve kurumsal talep beklentilerinin yeniden canlanması olası görülüyor.İkinci senaryoda tasarı bazı değişikliklerle ilerleyebilir. Bu da sürecin tamamen tıkanmadığını gösterse de Temsilciler Meclisi ve Senato metinleri arasında daha fazla uzlaşma gerektirebilir. Galaxy Digital’in değerlendirmesine göre CLARITY Act’in Beyaz Saray’a ulaşması için önce Bankacılık Komitesi’nden çıkması, ardından Senato’da 60 oya ulaşması, Senato içindeki farklı metinlerle ve daha sonra Temsilciler Meclisi’nin daha önce kabul ettiği versiyonla uyumlaştırılması gerekiyor.Üçüncü senaryo ise oylamanın ertelenmesi ya da tasarının komitede takılması. Analistler, böyle bir gelişmenin kısa vadede Bitcoin ve genel kripto piyasası üzerinde baskı oluşturabileceğini düşünüyor. Çünkü yatırımcılar bu tasarıyı ABD’de kriptoya yönelik “dava yoluyla düzenleme” döneminden çıkış için önemli bir fırsat olarak görüyor.Demokrat oyları sürecin merkezindeGalaxy Digital’e göre Senato Bankacılık Komitesi’ndeki bazı Demokrat üyeler tasarının ilerlemesinde kilit rol oynayabilir. Şirketin değerlendirmesinde Ruben Gallego ve Angela Alsobrooks kripto çerçevesine daha yapıcı yaklaşan isimler arasında gösterilirken, Mark Warner, Catherine Cortez Masto, Andy Kim ve Raphael Warnock gibi isimler daha koşullu destek verebilecek “anlaşma yapıcı” kanatta değerlendiriliyor. Lisa Blunt Rochester ise olası salıncak oy olarak izleniyor.Bu tablo, tasarının sadece Cumhuriyetçi destekle ilerlemesinin yeterli olmayacağını gösteriyor. Coinbase’in ABD politikalarından sorumlu yöneticisi Kara Calvert de Consensus 2026’da yaptığı açıklamada CLARITY Act’in Senato’dan geçebilmesi için 60 oya ve iki partili desteğe ihtiyaç duyduğunu söyledi.Stablecoin maddesi hâlâ tartışmalıTasarıdaki en hassas başlıklardan biri stablecoin getirileri. Senatör Thom Tillis ve Senatör Angela Alsobrooks tarafından hazırlanan uzlaşma, boşta tutulan stablecoin bakiyeleri üzerinden pasif getiri verilmesini yasaklarken, ödeme, transfer ya da platform kullanımı gibi faaliyetlere bağlı ödüllere izin veriyor. Reuters’a göre bankacılık grupları bu alanın hâlâ fazla geniş bırakıldığını savunuyor; kripto şirketleri ise üçüncü tarafların stablecoin getirisi sunmasının tamamen engellenmesini rekabete aykırı buluyor.Tasarıda DeFi denetimi, açık kaynak yazılım geliştiricilerinin korunması, kara para aklamayla mücadele kuralları ve kamu görevlilerinin kripto varlıklardan kazanç sağlamasına yönelik etik hükümler de tartışmalı başlıklar arasında yer alıyor. Galaxy Digital, bu konuların tek başına süreci bitirmeyebileceğini, ancak birlikte ele alındığında takvimi zorlayabilecek ciddi riskler yarattığını belirtiyor.Bitcoin için neden önemli?Bitcoin yatırımcıları için CLARITY Act, ABD’de kripto piyasasının kurumsal finans sistemine nasıl entegre olacağına dair önemli bir sinyal taşıyor. Daha net kurallar; borsalar, saklama hizmetleri, ETF ihraççıları ve bankalar için hukuki riski azaltabilir. Bu da orta vadede daha fazla kurumsal ürün, daha güçlü likidite ve daha geniş yatırımcı katılımı anlamına gelebilir.Güncel piyasa verilerine göre Bitcoin 81.000 doların biraz üzerinde işlem görüyor. Gün içi bantta 80.397 dolar ile 82.394 dolar aralığı izlendi. 14 Mayıs’taki komite süreci, fiyatın kısa vadeli yönü açısından tek başına belirleyici olmayabilir. Yine de Washington’dan gelecek her sinyal, Bitcoin piyasasında regülasyon kaynaklı beklentileri hızla değiştirebilir.

Güney Kore'den Yüzde 22 Kripto Vergisi: Tarih Netleşti
Güney Kore’de uzun süredir ertelenen kripto para vergisi için beklenen açıklama geldi. Ülkenin Maliye Bakanlığı, sanal varlık kazançlarına yönelik verginin planlandığı gibi Ocak 2027’de yürürlüğe gireceğini doğruladı. Böylece daha önce birkaç kez ertelenen düzenleme için hükümet cephesinden ilk net kamu açıklamalarından biri yapılmış oldu.Açıklama, Seul’deki Ulusal Meclis Üyeleri Ofis Binası’nda düzenlenen acil sanal varlık vergilendirme forumunda geldi. Güney Kore basınından Edaily’nin aktardığına göre, forum Halkın Gücü Partisi milletvekili Park Soo-young ve Kore Vergi Politikası Derneği tarafından düzenlendi. Maliye Bakanlığı Gelir Vergisi Dairesi Direktörü Moon Kyung-ho, burada yaptığı konuşmada “Sanal varlık vergilendirmesini gelecek yıl ocak ayında planlandığı gibi uygulayacağız” ifadelerini kullandı.Mevcut Gelir Vergisi Yasası kapsamında, 1 Ocak 2027’den itibaren kripto varlıkların devri veya ödünç verilmesi yoluyla elde edilen kazançlar “diğer gelir” kategorisinde değerlendirilecek. Yıllık kripto kazancı 2,5 milyon wonu, yani yaklaşık 1.800 doları aşan yatırımcılar vergiye tabi olacak. Vergi oranı toplamda yüzde 22 olarak uygulanacak. Bunun yüzde 20’si gelir vergisinden, yüzde 2’si ise yerel vergiden oluşacak.Düzenlemenin yaklaşık 13,26 milyon yatırımcıyı ilgilendirdiği belirtiliyor. Bu sayı, Güney Kore’de kripto piyasasının ne kadar geniş bir bireysel yatırımcı tabanına ulaştığını da gösteriyor. Ülkede özellikle Upbit ve Bithumb gibi büyük platformlar üzerinden yapılan işlemler, son yıllarda hem regülatörlerin hem de siyasetçilerin daha fazla gündemine girdi.Vergi rehberi 2026 içinde yayınlanacakMoon Kyung-ho, Ulusal Vergi Servisi’nin yeni sisteme ilişkin rehber hazırlıklarını sürdürdüğünü söyledi. Kurumun, ülkenin beş büyük kripto para borsasıyla çalışma düzeyinde birden fazla toplantı yaptığı aktarıldı. Bu borsalar arasında Dunamu tarafından işletilen Upbit, Bithumb, Coinone, Korbit ve Gopax yer alıyor.Hazırlanan taslak bildirimin 2026 yılı içinde yasama incelemesine sunulması bekleniyor. Moon, forum sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada “yakında” ifadesini geri çekerek bildirimin hemen değil, yıl içinde yayımlanacağını netleştirdi. Bu ayrıntı, uygulamanın teknik çerçevesinin hâlâ tamamlanma aşamasında olduğunu gösteriyor.Güney Kore’de kripto vergisi daha önce iki kez ertelenmişti. Başlangıçta daha erken yürürlüğe girmesi beklenen düzenleme, siyasi görüş ayrılıkları, sektör itirazları ve borsaların teknik hazırlık seviyesine ilişkin endişeler nedeniyle 2025’ten 2027’ye ötelenmişti. Son dönemde iktidardaki Halkın Gücü Partisi’nin, verginin tamamen kaldırılmasına yönelik bir yasa teklifi sunması da tartışmaları yeniden alevlendirmişti.Sektör AML düzenlemelerine de tepkiliVergi tartışmaları sürerken, Güney Kore kripto sektörü kara para aklamayı önleme kurallarında önerilen değişikliklere de tepki gösteriyor. Ülkedeki 27 kayıtlı sanal varlık hizmet sağlayıcısını temsil eden DAXA, yeni kuralların uygulanabilir olmadığını savunuyor.Öneriye göre, borsaların 10 milyon won veya üzerindeki yurt dışı bağlantılı tüm transferleri şüpheli işlem olarak işaretlemesi gerekecek. DAXA’ya göre bu zorunluluk, bildirilen vaka sayısını geçen yılki yaklaşık 63.000 seviyesinden 5,4 milyonun üzerine çıkarabilir. Sektör temsilcileri, bu ölçekte bir artışın uyum süreçlerini pratikte yönetilemez hale getireceğini belirtiyor.Finansal Hizmetler Komisyonu ve Finansal İstihbarat Birimi, söz konusu değişiklikleri 30 Mart’ta önermişti. Kamuoyu görüş süreci 11 Mayıs’a kadar devam edecek. Nihai kuralların ise temmuz ayında açıklanması bekleniyor.
