Regülasyon
Bu sayfa Regülasyon haberleri ve piyasa analizlerini listeler. JrKripto'da bu kategorideki makaleleri, uzman görüşlerini ve güncellemeleri inceleyin. Kripto para piyasası trendleri ve gelişmeleri hakkında detaylı içeriklerle güncel kalın.
Haberler
Regülasyon Haberleri
Regülasyon Haberleri
Regülasyon ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Regülasyon hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
JPMorgan'dan Kripto Yasası Analizi: 8 Başlıkta Piyasaları Dönüştürecek
ABD'de kripto para piyasalarını köklü biçimde dönüştürmesi beklenen CLARITY Act, sektörün gündemine bir kez daha oturdu. JPMorgan'ın son raporu, Ripple ve Coinbase'in CEO'larının açıklamaları ve önde gelen analistlerin tahminleriyle birlikte değerlendirildiğinde, yıl ortasına kadar yasalaşması beklenen bu düzenlemenin kripto piyasaları için gerçek bir dönüm noktası olabileceği görülüyor.Peki CLARITY Act tam olarak ne getiriyor?CLARITY Act, dijital varlıklar için kapsamlı ve tutarlı bir hukuki çerçeve oluşturmayı hedefliyor. Yasanın en temel amacı, SEC (Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu) ile CFTC (Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu) arasındaki yetki sınırlarını net biçimde çizmek. Bugüne kadar kripto şirketleri, hangi kurumun hangi varlığı denetleyeceğini bilemeden belirsizlik içinde faaliyet göstermek zorunda kaldı. Bu yasa, söz konusu gri alanı ortadan kaldırmayı vadediyor.JPMorgan analistleri, yasa geçerse piyasa yapısının köklü biçimde yeniden şekilleneceğini vurguluyor. Uzun yıllar boyunca eleştiri konusu olan "uygulama yoluyla düzenleme" döneminin sona ermesi, tokenizasyonun teşvik edilmesi ve kurumsal yatırımcıların sektöre daha aktif katılımının önünün açılması bu dönüşümün başlıca ayakları olacak.Sektör liderleri yasanın geçeceğinden eminRipple CEO'su Brad Garlinghouse, Kongre'nin yasayı Nisan ayına kadar onaylama olasılığını yüzde seksen ile doksan arasında gösteriyor. Coinbase CEO'su Brian Armstrong da benzer bir iyimserlik içinde. ABD'li Senatör Bernie Moreno ise yasanın en geç Nisan'a kadar geçmesini umduğunu dile getirdi. Milyarder yatırımcı Kevin O'Leary de yasanın onaylanacağına inandığını açıklayarak net düzenlemelerin Bitcoin'i zamanla 200.000 dolara taşıyabileceğini öngörüyor.JPMorgan'ın sekiz olumlu katalizörüJPMorgan analistleri, yasa geçtiği takdirde devreye girecek sekiz kritik olumlu gelişmeye dikkat çekiyor.Birincisi, token sınıflandırması meselesi netleşecek. Tokenlar dijital emtia ya da dijital menkul kıymet olarak ayrıştırılacak; XRP, Solana, Litecoin, Hedera, Dogecoin ve Chainlink gibi ETF bağlantılı varlıklar ise daha hafif bir denetim rejimine tabi olacak.İkincisi, yeni projelere kolaylık sağlanacak. Yılda 75 milyon dolara kadar fon toplayan girişimler, tam SEC kaydı olmaksızın belirli bir muafiyet süresinden yararlanabilecek. Bu düzenleme, yenilikleri kıyıya kaçmak yerine ABD topraklarında tutabilir.Üçüncüsü, tokenların menkul kıymet statüsünden emtia statüsüne geçiş yolu açılacak. "Yeterince merkeziyetsizleşmiş" sayılan projeler, daha geniş bir ikincil piyasada işlem görebilecek.Dördüncüsü, BNY Mellon ve State Street gibi kurumların kripto varlıklarını doğrudan saklayabilmesinin önü açılacak.Beşincisi, gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu hız kazanacak.Altıncısı, madenciler ve yazılım geliştiriciler aracı raporlama yükümlülüklerinden muaf tutulacak.Yedincisi, günlük kripto ödemeleri için vergi istisnaları tanınacak ve staking gelirleri netleştirilecek.Sekizincisi, stablecoin'lere yönelik düzenlemeler kurumsal ilgiyi tokenize mevduatlara yönlendirebilir.Bitcoin 150.000-200.000 dolar hedefinde mi?Standard Chartered, yükselen ETF talebiyle birlikte Bitcoin'in 2026'da 150.000 dolara ulaşabileceğini öngörüyor. Uzun vadeli tahminlerde ise JPMorgan altınla volatilite bazlı karşılaştırmasına dayanarak Bitcoin için 266.000 dolarlık hedef fiyat belirlemiş durumda. Bitcoin şu an yaklaşık 65.000-66.500 dolar bandında işlem görüyor.

Hong Kong Stablecoin İçin Düğmeye Bastı
Hong Kong, kripto varlık piyasasında küresel rekabette öne geçme hedefi doğrultusunda 2026–27 bütçesinde dikkat çeken adımlar açıkladı. Mali Sekreter Paul Chan, Çarşamba günü yaptığı bütçe konuşmasında, mart ayında itibari paraya endeksli stablecoin ihraççılarına yönelik ilk lisansların verileceğini duyurdu. Aynı zamanda dijital varlık alım-satım hizmeti sunan şirketler ile saklama kuruluşlarını kapsayan yeni bir yasa tasarısının da bu yıl içinde Meclis’e sunulacağını açıkladı. Hong Kong yönetimi halihazırda stablecoin ihraççıları için bir lisans rejimini devreye almış durumda. Chan, düzenleyicilerin lisanslı kuruluşların farklı kullanım senaryolarını “uyumlu ve risk kontrollü” bir çerçevede geliştirmesini desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mart ayında verilmesi beklenen ilk lisansların sınırlı sayıda olması öngörülüyor.HKMA'dan açıklamalar gelmiştiHong Kong Para Otoritesi’nin (HKMA) İcra Kurulu Başkanı Eddie Yue de ay başında yaptığı açıklamada, başvuruların kullanım alanı, risk yönetimi, kara para aklamayla mücadele (AML) kontrolleri ve varlık teminatı gibi başlıklarda detaylı şekilde incelendiğini belirtmişti. Bu yaklaşım, hızlı genişleme yerine sağlam altyapı ve güven inşasına odaklanan bir stratejiye işaret ediyor.Bütçede öne çıkan bir diğer başlık ise dijital varlık piyasasında likiditenin artırılması oldu. Securities and Futures Commission (SFC), kripto varlık piyasasında derinliği artırmak ve fiyat keşfini güçlendirmek için yeni adımlar atacak. SFC’nin profesyonel yatırımcılara yönelik kripto marjin finansmanı ve türev ürünlere izin verme planı da bu stratejinin parçası. Kurum, piyasa kalitesini artırmayı, yatırımcı güvenini güçlendirmeyi ve ürün inovasyonunu kontrollü şekilde genişletmeyi öncelik olarak belirlemiş durumda.Hong Kong’un dijital varlık vizyonunun merkezinde tokenizasyon yer alıyor. Chan, geleneksel finans araçlarının blockchain üzerinde kaydedilmesine yönelik hukuki netliğin artırılacağını söyledi. Özellikle tahvil sahipleri kayıtlarının blockchain üzerinde tutulabilmesine ilişkin rehberlik yayımlanacak. Ayrıca tokenleştirilmiş tahvil ihracında elektronik imza kullanımının da değerlendirildiği belirtildi.HKMA bünyesindeki CMU OmniClear Holdings tarafından bu yıl yeni bir dijital varlık platformu kurulacak. Söz konusu platform, tokenleştirilmiş tahvillerin ihracı ve takası için altyapı sağlayacak ve zamanla diğer dijital varlıklara da genişletilecek. Platformun bölgedeki diğer tokenizasyon sistemleriyle entegre edilmesi planlanıyor; bu da Hong Kong’un bölgesel bir dijital finans merkezi olma hedefini destekliyor.Hong Kong hükümeti 2025’in son çeyreğinde üçüncü parti tokenleştirilmiş devlet tahvil ihracını gerçekleştirdi ve toplam 10 milyar Hong Kong doları (yaklaşık 1,28 milyar dolar) tutarında satış yaptı. Yönetim, bu tür ihraçların düzenli hale getirileceğini açıkladı. Bu adım, pilot uygulamalardan kalıcı piyasa altyapısına geçiş anlamına geliyor.Öte yandan vergi tarafında da küresel standartlarla uyum sağlanacak. Hong Kong, önümüzdeki iki yıl içinde Gelir Vergisi Mevzuatı’nda değişiklik yaparak OECD’nin Kripto Varlık Raporlama Çerçevesi’ni (CARF) ve güncellenmiş Ortak Raporlama Standardı’nı uygulamaya alacak. Böylece şehir, kripto varlıklarda artan uluslararası vergi şeffaflığı kurallarına uyum sağlayacak.

Kriptoya Banka Kapısı Aralanıyor: FED’den Müdahale
ABD Merkez Bankası olarak bilinen Federal Reserve (Fed), kripto para sektörü ile geleneksel finans arasındaki gerilimi azaltabilecek kritik bir adım attı. Kurum, banka denetim çerçevesinden “itibar riski” kavramını kalıcı olarak çıkarmaya yönelik resmi bir teklif için kamuoyu görüş sürecini başlattı.Fed’in önerisi, bankaların yasal faaliyet gösteren müşterilere yalnızca “itibar” gerekçesiyle mesafeli yaklaşmasının önüne geçmeyi hedefliyor. Bu değişiklik özellikle son yıllarda bankacılık hizmetlerine erişimde zorluk yaşadığını savunan kripto şirketleri açısından önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.60 günlük görüş süreci başladı23 Şubat 2026 tarihinde duyurulan teklif kapsamında, düzenlemenin kesinleşmesi öncesinde 60 günlük bir kamuoyu yorum süreci işletilecek. Görüşler Federal Register’da yayımlanmasının ardından toplanacak ve nihai karar bu değerlendirmeler ışığında verilecek.Fed aslında bu yöndeki politika değişiminin sinyalini 2025 Haziran ayında vermişti. O dönemde yapılan açıklamada, “itibar riski”nin denetim programlarında artık dikkate alınmayacağı belirtilmişti. Şimdi atılan adım ise bu yaklaşımın geçici bir yönlendirme olmaktan çıkarılıp bağlayıcı bir düzenleme haline getirilmesini amaçlıyor.Yeni çerçeveye göre banka denetimleri; sermaye yeterliliği, likidite, finansal sağlamlık, risk yönetimi ve mevcut yasalara uyum gibi ölçülebilir finansal kriterlere dayanacak. Kamuoyu algısı, siyasi hassasiyetler veya toplumsal tartışmalar denetim sürecinin parçası olmayacak.Bowman: Ayrımcılığın denetimde yeri yokFed Denetimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Michelle W. Bowman, konuya ilişkin açıklamasında dikkat çekici ifadeler kullandı. Bowman, bazı denetçilerin “itibar riski” endişelerini gerekçe göstererek bankalara, müşterilerinin siyasi görüşleri, dini inançları ya da yasal ancak tartışmalı sektörlerde faaliyet göstermeleri nedeniyle baskı uyguladığına dair rahatsız edici örnekler duyduklarını söyledi.Bowman’a göre, yasal faaliyet gösteren kişi ve kurumlara karşı bu tür bir ayrımcılığın Fed’in denetim çerçevesinde yeri yok. Denetimin temel amacı finansal istikrarı sağlamak; belirli sektörleri dolaylı yoldan sistem dışına itmek değil.“Operation Choke Point 2.0” tartışmasıKripto sektörü temsilcileri ve bazı Cumhuriyetçi siyasetçiler, son yıllardaki uygulamaları “Operation Choke Point 2.0” olarak adlandırıyordu. Bu ifade, bankaların dijital varlık şirketleriyle çalışmaktan caydırıldığı iddialarına gönderme yapıyor.Senatör Cynthia Lummis, Fed’in teklifini memnuniyetle karşıladı. Lummis, Fed’in dijital varlık şirketleri için hem hakim hem jüri rolü üstlenmemesi gerektiğini belirterek, “itibar riski”nin kalıcı olarak kaldırılmasının ABD’yi dijital varlık alanında küresel merkez yapma hedefi açısından önemli olduğunu ifade etti.ABD Başkanı Donald Trump da daha önce “Operation Choke Point 2.0” olarak anılan uygulamaları sona erdirme sözü vermişti. Tartışmaların siyasi boyutu, bankacılık sistemine erişim meselesini yalnızca finansal değil, aynı zamanda politik bir gündem maddesi haline getirdi.Bankalar ve kripto şirketleri için ne anlama geliyor?Teklif yasalaşırsa, bankalar kripto şirketleriyle çalışırken düzenleyici baskı görme endişesini daha az hissedebilir. Bu da kripto firmalarının hesap açma, ödeme sistemlerine erişim, bordro ve vergi işlemleri gibi temel bankacılık hizmetlerine daha rahat ulaşmasını sağlayabilir.Daha net kurallar, büyük finans kuruluşlarının dijital varlık saklama, takas ve ETF hizmetleri gibi alanlarda daha aktif rol almasının da önünü açabilir. Böylece geleneksel finans ile kripto ekosistemi arasındaki entegrasyon hız kazanabilir.Sonuç olarak Fed’in “itibar riski”ni denetim çerçevesinden çıkarmaya yönelik bu adımı, yalnızca teknik bir düzenleme değişikliği değil; kripto sektörünün finansal sistem içindeki konumunu yeniden tanımlayabilecek stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. 60 günlük görüş sürecinin ardından verilecek nihai karar, hem bankacılık sektörü hem de dijital varlık piyasası için belirleyici olacak.

Kripto Borsasına ABD’den Banka İzni: Resmi Süreç Başladı
Kripto para borsası Crypto.com, ABD’de federal düzeyde denetlenen bir ulusal trust bankası kurmak için önemli bir eşiği geride bıraktı. Şirket, ABD Para Birimi Denetleme Ofisi Office of the Comptroller of the Currency (OCC) tarafından ulusal trust bankası lisansı için koşullu onay aldığını duyurdu.Söz konusu onay, “Foris Dax National Trust Bank” adıyla faaliyet gösterecek ve kamuoyunda “Crypto.com National Trust Bank” olarak bilinecek yapının kurulmasının önünü açıyor. Ancak bu aşama nihai lisans anlamına gelmiyor. Şirketin tam onay alabilmesi için OCC’nin belirlediği operasyonel ve düzenleyici gereklilikleri eksiksiz yerine getirmesi gerekiyor.Yeni banka, federal gözetim altında sınırlı amaçlı bir ulusal trust bankası olarak faaliyet gösterecek. Mevduat kabul etmeyecek ve kredi vermeyecek. Bunun yerine dijital varlık saklama, staking ve işlem takas (trade settlement) hizmetleri sunacak. Bu hizmetler, şirketin kendi blockchaini olan Cronos dahil olmak üzere birden fazla blockchain ve protokolü kapsayacak. Bu sırada, Cronos zincirinin CRO tokenı gelişmelerden pek etkilenmiş gibi durmuyor: Kurumsal müşterilere federal çatıBu adım, Crypto.com’un özellikle kurumsal yatırımcılara yönelik stratejisinde kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor. Şirket halihazırda New Hampshire Bankacılık Departmanı tarafından düzenlenen Crypto.com Custody Trust Company üzerinden “nitelikli saklama hizmeti” sunuyor. Ancak bu yapı eyalet düzeyinde denetleniyor.OCC lisansı ise faaliyetleri tek bir federal çatı altında toplama imkânı sağlayacak. Bu durum, özellikle ETF ihraççıları, varlık yönetim şirketleri ve büyük finansal kurumlar açısından önemli. Kurumsal oyuncular, genellikle ulusal düzeyde denetime tabi saklama kuruluşlarını tercih ediyor. Federal gözetim, uyum ve güvenlik standartları açısından “altın standart” olarak kabul ediliyor.Crypto.com CEO’su Kris Marszalek, yaptığı açıklamada koşullu onayın şirketin uyum konusundaki kararlılığını yansıttığını belirtti. Marszalek, bu gelişmenin kurumsal müşterilere federal denetim altında “tek noktadan” saklama hizmeti sunma hedeflerine önemli ölçüde yaklaştırdığını ifade etti.Başvurudan onaya uzanan süreçCrypto.com, ulusal trust bankası lisansı için başvurusunu Ekim 2025’te yapmıştı. Şubat 2026’da gelen koşullu onay, şirketin ABD pazarındaki varlığını güçlendirme planlarının merkezinde yer alıyor. Şirket, bu onayın mevcut New Hampshire merkezli saklama faaliyetlerini etkilemeyeceğini, ilgili yapının çalışmalarına aynı şekilde devam edeceğini de vurguladı.Crypto.com, son dönemde benzer adımlar atan kripto şirketlerinin arasına katıldı. Aralık 2025’te Ripple, Circle, Paxos ve Fidelity Investments gibi firmalar da ulusal trust bankası lisansları için koşullu onay almıştı. BitGo ise bir adım daha ileri giderek eyalet düzeyindeki trust şirketini ulusal trust bankasına dönüştürmek için tam onay almayı başarmıştı.Buna ek olarak, eski ABD Başkanı Donald Trump tarafından desteklenen kripto girişimi World Liberty Financial de OCC’ye benzer bir başvuruda bulundu. Ancak bu girişim, siyasi bağlantıları nedeniyle Kongre’de bazı Demokrat üyelerin ulusal güvenlik kaygılarını gündeme getirmesine yol açtı.Düzenleyici iklimde değişimKripto şirketlerinin federal bankacılık lisanslarına yönelmesinde iki önemli gelişme etkili oldu. Bunlardan ilki, OCC’nin Mayıs ayında bankaların kripto varlıkları saklayabileceğini net biçimde teyit eden kararı. İkincisi ise Temmuz ayında imzalanan ve dijital varlık piyasasına yönelik çerçeveyi netleştirmeyi amaçlayan GENIUS Act oldu.Bununla birlikte, geleneksel bankacılık çevrelerinden temkinli mesajlar geliyor. Amerikan Bankacılar Birliği (ABA) ve Bağımsız Topluluk Bankacıları Birliği (ICBA), OCC’nin kripto şirketlerine yönelik onay süreçlerinde daha dikkatli olması gerektiğini savunuyor. Bu kurumlara göre, bankacılık sisteminin güvenlik standartlarının korunması öncelik olmaya devam etmeli.

SEC’den Çifte Mesaj: Fiyat Paniği Yok, Tokenizasyon İçin Netlik Geliyor
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) Başkanı Paul Atkins ile Komisyon Üyesi Hester Peirce, kripto para piyasalarındaki son düşüşe rağmen düzenleyici gündemin fiyat hareketlerine göre şekillenmeyeceğini net bir dille ortaya koydu. ETHDenver konferansında konuşan iki isim, özellikle tokenleştirilmiş menkul kıymetlerin mevcut federal yasalar içindeki konumunun netleştirilmesi gerektiğini vurguladı.Son 30 günde Bitcoin’in yüzde 28’den fazla, Ethereum’un ise yüzde 40’a yakın değer kaybetmesi piyasada baskı yaratmıştı. Bitcoin 66 bin dolar seviyelerine gerilerken, Ethereum 2.000 doların altını test etti. XRP tarafında da yaklaşık yüzde 5’lik düşüş görüldü. Buna rağmen Atkins, düzenleyicilerin günlük fiyat dalgalanmalarına tepki vermesinin doğru olmadığını söyledi. “Atılması gereken en doğru adım, düzenlediğimiz varlık sınıflarına ilişkin kuralların yatırımcılara ihtiyaç duydukları bilgiyi sağlamasıdır,” diyen Atkins, yatırımcıların alım, satım ya da elde tutma kararlarını sağlıklı veriyle verebilmesi gerektiğini belirtti. Ona göre düzenleyicinin görevi fiyatların yönüyle ilgilenmek değil; şeffaf ve öngörülebilir bir çerçeve sunmak.Tokenleştirilmiş menkul kıymetler için netlik mesajıAtkins ve Peirce, tokenleştirilmiş menkul kıymetlerin mevcut menkul kıymetler yasalarına nasıl entegre edileceği konusunda daha açık kurallara ihtiyaç olduğunu savundu. Bu netliğin hem geliştiricilere hem de yatırımcılara daha fazla hukuki güven sağlayacağını ifade ettiler.SEC’in Kongre’de görüşülen piyasa yapısı tasarısına doğrudan değinmemesi dikkat çekti. Ancak Peirce, kurumun teknik destek sunduğunu açıkladı. Temsilciler Meclisi’nden Temmuz ayında geçen ve Senato’da “CLARITY Act” adıyla ilerleyen tasarı, dijital varlıklar üzerindeki yetkinin önemli bir kısmını Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’na (CFTC) kaydırabilir.Bu noktada CFTC’nin kurumsal yapısı da tartışma konusu. Aralık ayında başkan ve komiser olarak onaylanan Michael Selig, beş üyeli olması gereken komisyonda şu an tek isim konumunda. Senato’daki bazı yasa yapıcılar, piyasa yapısı yasasının yürürlüğe girmesi için en az dört komiserin onaylanmasını şart koşan maddeler üzerinde duruyor.“Fiyat düşüyor diye panik yapılmaz”18 Şubat’ta ETHDenver’da konuşan Atkins, düzenleyicilerin piyasa düşüşlerine karşı acil müdahale çağrılarına kapılmaması gerektiğini söyledi. “Sadece fiyatın sürekli yükselmesine odaklananlar hayal kırıklığı yaşayabilir,” ifadesini kullanan Atkins, günlük oynaklığın kurumun temel misyonunun dışında kaldığını belirtti.SEC Başkanı, kurumun son dönemde daha yapısal bir yaklaşım benimsediğini de aktardı. “Project Crypto” adı verilen ve CFTC ile birlikte yürütülen çalışma kapsamında; kripto varlıkların sınıflandırılmasına yönelik çerçeveler, otomatik piyasa yapıcılar üzerinde işlem gören tokenleştirilmiş menkul kıymetler için kurallar ve menkul kıymet niteliği taşımayan varlıkların saklanmasına ilişkin rehberler üzerinde çalışılıyor.Atkins, SEC’in geçmiş dönemde yoğun eleştiri alan “yaptırım yoluyla düzenleme” yaklaşımından uzaklaştığını; çok sayıda kripto davasının düşürüldüğünü ve madencilik, staking ile meme coin’lere ilişkin personel rehberlerinin yayımlandığını hatırlattı.İnnovasyon istisnası gündemdeKonuşmada öne çıkan başlıklardan biri de “inovasyon istisnası” oldu. Atkins, merkeziyetsiz platformlarda tokenleştirilmiş menkul kıymetlerin sınırlı hacimle işlem görmesine imkân tanıyacak geçici bir muafiyet planladıklarını duyurdu. Bu istisna, kalıcı kurallar oluşturulurken piyasa katılımcılarına kontrollü bir deneme alanı sunmayı amaçlıyor.Hester Peirce ise mevcut düşüş ortamını geliştiriciler için bir fırsat olarak değerlendirdi. Kripto piyasasındaki gerilemeye yönelik bazı çevrelerde “Schadenfreude” olarak tanımlanan memnuniyet havasına değinen Peirce, düzenleyici netliğin tek başına değer üretmeyeceğini söyledi. Asıl belirleyici unsurun, kullanıcıların gerçekten ihtiyaç duyduğu ürünlerin geliştirilmesi olduğunu vurguladı.

Beyaz Saray’da Üçüncü Stablecoin Toplantısı: 1 Mart Kritik Eşik
ABD’de kripto piyasalarına net bir çerçeve kazandırmayı amaçlayan Senato kaynaklı Dijital Varlık Piyasa Netliği Yasası (Digital Asset Market Clarity Act) kapsamında yürütülen temaslarda kritik bir takvim devreye girdi. Beyaz Saray’ın, stablecoin ödül programlarına ilişkin anlaşmazlığın 1 Mart’a kadar çözülmesini istediği ve bu tarihe kadar uzlaşma sağlanmaması halinde sürecin tıkanabileceği mesajını verdiği belirtiliyor. Beyaz Saray’dan net mesaj: Tam yasak yokPerşembe günü gerçekleştirilen ve tarafların üçüncü kez bir araya geldiği kapalı oturumda, Beyaz Saray temsilcileri pozisyonunu netleştirdi. Buna göre, belirli işlem ve faaliyetlere bağlı sınırlı stablecoin ödüllerine izin verilecek; ancak yalnızca stablecoin tutmaya dayalı, mevduat hesabını andıran faiz benzeri getiriler engellenecek.Toplantıya katılan kaynaklara göre bu yaklaşım, bankalar üzerinde uzlaşma baskısını artırdı. Daha önce stablecoin ödüllerinin tamamen yasaklanmasını savunan bankacılık temsilcileri, bu kez sınırlı ödüllere imkan tanıyacak yeni bir düzenleme dili üzerinde çalışmaya başladı.Bankaların endişesi: Mevduat tabanı zayıflar mı?Bankacılık sektörü açısından mesele oldukça kritik. Stablecoin ihraççılarının sunduğu ödül programları, geleneksel bankalardaki faizli mevduat hesaplarına alternatif oluşturabilir. Bu durum, bankaların kredi verme kapasitesini ve temel gelir modelini doğrudan etkileyebilir.Bankalar, müşterilerin fonlarını stablecoin platformlarına kaydırmasının mevduat tabanını aşındırabileceğini düşünüyor. Bu nedenle ilk aşamada tam yasak talep etmişlerdi. Ancak son toplantıda, sınırlı ve işlem bazlı ödüllerle mevduat benzeri getirilerin ayrıştırılabileceği bir formül üzerinde durulduğu ifade ediliyor.Tartışmanın merkezinde 404. maddeTasarıdaki stablecoin bölümü, özellikle 404. madde, düzenlemenin en kritik kırılma noktası haline geldi. İlginç olan ise bu kısmın doğrudan piyasa yapısına ilişkin olmaması. Buna rağmen yasa tasarısının kaderi büyük ölçüde bu başlığa bağlı görünüyor.Ayrıca üzerinde çalışılan değişiklikler, geçen yıl yürürlüğe giren ve stablecoin çerçevesini belirleyen GENIUS Yasası’nı fiilen yeniden şekillendirebilir. Mevcut yasa, kripto platformlarına ödül programları konusunda daha geniş bir alan tanırken; yeni öneri bu alanı daraltıyor fakat tamamen ortadan kaldırmıyor.Beyaz Saray süreci hızlandırmak istiyorToplantıya Beyaz Saray adına Başkan Donald Trump’ın kripto danışmanı Patrick Witt liderlik etti. Witt ve ekibi, tarafları hızlı hareket etmeye çağırdı. Amaç, stablecoin başlığındaki kilidi açarak daha geniş kapsamlı piyasa yapısı düzenlemesinin Senato’da ilerlemesini sağlamak.Beyaz Saray’ın güncellenmiş taslak metni hazırlayıp bankalara iletmesi bekleniyor. Bankaların bu metni inceleyip geri bildirim vermesinin ardından nihai dil netleşecek.Demokratların talepleri süreci zorlaştırabilirStablecoin ödülleri konusunda ilerleme sağlansa da tasarıdaki diğer başlıklar hâlâ tartışmalı. Demokrat senatörler, özellikle merkeziyetsiz finans (DeFi) alanında daha güçlü yatırımcı korumaları talep ediyor. Ayrıca üst düzey kamu görevlilerinin kripto sektöründe doğrudan rol almasının yasaklanması ve düzenleyici kurumlara eksiksiz atama yapılması gibi siyasi boyutu yüksek maddeler de gündemde.Bu konular henüz çözüme kavuşmuş değil. Dolayısıyla stablecoin ödüllerine ilişkin uzlaşma, süreci hızlandırsa da tasarının nihai onay alabilmesi için iki partinin desteği şart görünüyor.

Arizona’dan Kripto Hamlesi: XRP, BTC'yi İçeren Yasa Tasarısı İlk Engeli Aştı
Arizona’da dijital varlıkların kamu hazinesine entegrasyonu yönünde dikkat çekici bir adım atıldı. Arizona Senatosu Finans Komitesi, “Digital Asset Reserve Fund Bill” olarak bilinen SB1649 tasarısını 4’e karşı 2 oyla kabul ederek bir üst aşamaya taşıdı. Tasarı şimdi Senato Kurallar Komitesi’nin gündemine girecek ve yasama sürecinde ilerlemeye devam edecek.SB1649, eyalet tarafından yönetilecek bir “Dijital Varlık Stratejik Rezerv Fonu” kurulmasını öngörüyor. Bu fon, Arizona makamlarının eline geçen belirli kripto varlıkların yapılandırılmış bir rezerv sistemi altında tutulmasını amaçlıyor. Özellikle el konulan, müsadere edilen ya da gönüllü olarak devlete devredilen dijital varlıkların bu yeni fon çatısı altında toplanması planlanıyor.Tasarı, dijital varlıkların devlet kontrolünde nasıl saklanacağı ve yönetileceği konusunda net bir çerçeve sunuyor. Bu yönüyle Arizona, kripto varlıkların yalnızca özel sektör ya da bireysel yatırımcılar nezdinde değil, kamu maliyesi perspektifinden de ele alınabileceğini gösteren bir model üzerinde çalışıyor. XRP rezerv varlık olarak açıkça tanımlandıSB1649’un en dikkat çekici unsurlarından biri, XRP’nin rezerv için uygun varlıklar arasında açıkça sayılması. Tasarı metni, XRP’nin ve diğer uygun dijital enstrümanların, devletin el koyduğu ya da gönüllü olarak devraldığı durumlarda rezerv kapsamında tutulabileceğini net biçimde ifade ediyor.Bu açık atıf, kripto piyasasında özellikle XRP özelinde sembolik bir anlam taşıyor. Zira bir eyalet düzeyinde hazırlanan yasal metinde belirli bir token’ın ismen anılması, dijital varlıkların kurumsal ve kamusal kabulüne dair önemli bir işaret olarak değerlendiriliyor.Ancak tasarı, yeni bir yatırım programı başlatmaktan ziyade, zaten devlet kontrolüne geçmiş varlıkların nasıl yönetileceğine odaklanıyor. Yani Arizona’nın doğrudan piyasadan kripto satın almasını değil, mevcut ve ileride ele geçebilecek dijital varlıkların kurumsal bir çerçeve içinde tutulmasını hedefliyor.Saklama ve yönetim çerçevesi belirlendiTasarıya göre, rezerv fonunun yönetimi Arizona Eyalet Haznedarı’na verilecek. Haznedar, dijital varlıkların güvenli biçimde saklanmasından ve portföyün idaresinden sorumlu olacak. Bununla birlikte, bu yetki sınırsız değil; belirlenmiş bir saklama planına ve düzenlenmiş gözetim çözümlerine uyma zorunluluğu bulunuyor.Metin, düzenlenmiş saklama hizmetleri ve borsa yatırım ürünleri gibi araçların kullanılabileceğini belirtiyor. Böylece dijital varlıkların güvenliğinin, regülasyona tabi çözümler üzerinden sağlanması amaçlanıyor. Kontrolün tamamen özel platformlara bırakılmaması, kamu gözetiminin korunması açısından öne çıkan bir unsur.Tasarı, Arizona’nın mevcut “Revised Uniform Fiduciary Access to Digital Assets Act” düzenlemesini doğrudan değiştirmiyor. Bunun yerine, kamu kurumlarının elindeki dijital varlıkların nasıl saklanacağına dair tamamlayıcı bir yapı kuruyor.Süreç Senato ve Temsilciler Meclisi’nde devam edecekFinans Komitesi’nden 4–2 oyla geçen SB1649, şimdi Senato genel kurulunda görüşülecek. Buradan da çoğunluk desteği alması halinde Arizona Temsilciler Meclisi’ne gönderilecek. Meclis aşamasında tasarı üzerinde değişiklik önerileri gündeme gelebilir.Tasarı mevcut haliyle yasalaşırsa, Arizona el konulan ya da devralınan kripto varlıklar için özel bir rezerv yapısı oluşturan ilk ABD eyaletlerinden biri olabilir. XRP’nin açıkça rezerv varlık olarak tanımlanması ise bu modeli ulusal ölçekte tartışmaya açabilecek bir gelişme olarak görülüyor.

Hong Kong Kripto Adımlarını Hızlandırıyor: Stablecoin Lisansları Geliyor
Hong Kong, dijital varlık alanında küresel bir merkez olma hedefi doğrultusunda önemli bir eşiğe hazırlanıyor. Bölgenin Mali Sekreteri Paul Chan Mo-po, gelecek ay ilk stablecoin lisanslarının verilmeye başlanacağını açıkladı. Lisansların başlangıçta sınırlı sayıda şirketle paylaşılacağı belirtilirken, yetkililer sürecin kontrollü ve seçici ilerleyeceğinin altını çiziyor.Chan, CoinDesk’in Consensus Hong Kong konferansında yaptığı konuşmada, lisans verilecek kurumların yenilikçi kullanım alanlarına, sürdürülebilir ve güvenilir iş modellerine sahip olması gerektiğini vurguladı. Aynı zamanda güçlü düzenleyici uyum kapasitesi de temel kriterler arasında yer alacak. Bu yaklaşım, bölgenin hızlı büyüme yerine sağlam altyapı ve güven inşa etmeyi öncelediğini gösteriyor.Saklama hizmetleri ve yasal çerçeve genişliyorStablecoin lisanslarının yanı sıra, kripto varlık saklama hizmeti sunan şirketlere yönelik lisans rejimi de netleştiriliyor. Chan, yaz aylarında bu alana ilişkin yeni bir yasal düzenlemenin Meclis’e sunulmasının planlandığını belirtti. Hâlihazırda yürürlükte olan çerçeveyle birlikte düşünüldüğünde, Hong Kong’un dijital varlık ekosistemini uçtan uca kapsayan bütüncül bir düzenleme yapısı oluşturmayı hedeflediği anlaşılıyor.Yetkililere göre bu adımlar, hem yatırımcı korumasını güçlendirecek hem de kurumsal aktörlerin bölgeye olan ilgisini artıracak. Küresel ölçekte düzenleyici netliğin önem kazandığı bir dönemde, Hong Kong’un proaktif yaklaşımı dikkat çekiyor.Tokenizasyon ve DeFi-TradFi yakınlaşmasıPaul Chan konuşmasında üç temel eğilimin olgunlaşma sürecine girdiğini söyledi: Gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu, merkeziyetsiz finans (DeFi) ile geleneksel finans arasındaki etkileşimin artması ve yapay zeka ile dijital varlıkların kesişimi.Tokenizasyon tarafında artık “deneme” aşamasından gerçek uygulamaya geçildiğini ifade eden Chan, devlet tahvilleri ve para piyasası fonları gibi geleneksel finansal araçların zincir üzerinde ihraç edilmeye başlandığını hatırlattı. Dijital defter teknolojisi sayesinde takas süreçleri hızlanıyor, varlıklar bölünebilir hale geliyor ve geçmişte likit olmayan birçok ürün yeni yatırımcı gruplarına açılıyor.Yapay Zeka ve “makine ekonomisi” vurgusuChan’ın dikkat çektiği bir diğer başlık ise yapay zekanın yükselişi oldu. Otonom karar alabilen yapay zeka ajanlarının gelişmesiyle birlikte, “makine ekonomisi” olarak adlandırılan yeni bir dönemin ilk sinyallerinin görülebileceğini söyledi. Bu senaryoda yapay zeka ajanları dijital varlık tutabilecek, hizmetler için ödeme yapabilecek ve zincir üzerinde birbirleriyle işlem gerçekleştirebilecek.SFC kararıÖte yandan Hong Kong Menkul Kıymetler ve Vadeli İşlemler Komisyonu (SFC), kripto piyasasına yönelik yeni politika güncellemelerini duyurdu. Düzenleyici kurum, lisanslı platformların profesyonel yatırımcılara kripto perpetual sözleşmeler sunabilmesi için üst düzey bir çerçeve yayımladı.Yeni düzenleme kapsamında perpetual ürünler yalnızca profesyonel yatırımcılara açık olacak. Platformların kaldıraç sınırları, teminat gereklilikleri, likidasyon mekanizmaları ve şeffaflık yükümlülükleri gibi sıkı risk yönetimi kurallarını uygulaması zorunlu tutuldu. Ayrıca bu ürünler sürekli gözetim altında olacak ve platformların güçlü iç kontrol sistemlerine sahip olduğunu kanıtlaması gerekecek.SFC ayrıca lisanslı aracı kurumların daha geniş bir teminat yelpazesi kullanarak kripto işlemleri için finansman sağlamasına izin verdi. Düzenlemede özellikle Bitcoin ve Ether’in teminat olarak kabul edilebileceği belirtildi. Ancak bu süreçte müşteri uygunluk değerlendirmeleri ve iç risk kontrolleri kritik rol oynayacak.SFC Yöneticisi Eric Yip, bu yılın odağının hızlı genişleme değil piyasa kalitesi olduğunu söyledi. Öncelik; likiditenin artırılması, fiyat keşfinin güçlendirilmesi ve yatırımcı güveninin inşa edilmesi. Bu çerçevede bağlı kuruluşların piyasa yapıcı olarak faaliyet göstermesine de belirli şartlar altında izin verilecek, ancak çıkar çatışmalarını önlemek için yönetişim ve denetim kuralları sıkı tutulacak.

İngiltere’den Ünlü Borsaya Yasa Dışı Kripto Reklamı Davası
Birleşik Krallık’ta kripto varlıklara yönelik denetimler yeni bir aşamaya taşındı. Ülkenin finansal düzenleyicisi Financial Conduct Authority (FCA), küresel kripto para borsası HTX hakkında mahkeme süreci başlattığını duyurdu. FCA, HTX’in Britanyalı kullanıcılara yönelik kripto varlık hizmetlerini, yürürlükteki finansal reklam kurallarını ihlal ederek tanıttığını ve bu nedenle yasa dışı pazarlama faaliyetlerinde bulunduğunu öne sürüyor.FCA’dan HTX açıklamasıFCA’nın açıklamasına göre dava süreci Ekim 2025’te, İngiltere Yüksek Mahkemesi’nin Chancery Division biriminde başlatıldı. Düzenleyici kurum, son olarak davanın Birleşik Krallık dışına taşınarak alternatif yollarla tebliğ edilmesi için mahkemeden izin aldığını bildirdi. Bunun temel nedeni, HTX’in Panama’da kurulu olması ve şirket yapısının İngiltere sınırları dışında faaliyet göstermesi. HTX, daha önce Huobi Global adıyla biliniyordu ve küresel ölçekte geniş bir kullanıcı kitlesine sahipti. Bu hukuki adım, Ekim 2023’te yürürlüğe giren ve kripto şirketlerinin İngiliz tüketicilere nasıl reklam yapabileceğini sıkı kurallara bağlayan Finansal Tanıtımlar (FinProm) rejimi kapsamında atıldı. Söz konusu düzenleme, kripto varlık reklamlarının “adil, açık ve yanıltıcı olmaması” şartını zorunlu kılıyor. FCA, bu kurallara uyulmadan sosyal medya veya internet siteleri üzerinden kripto varlık tanıtımı yapılmasının açıkça cezai suç teşkil ettiğini vurguluyor.Düzenleyici kurum, HTX’i bu konuda ilk kez uyarmadığını da hatırlattı. FCA’nın açıklamasına göre, borsa daha önce de Birleşik Krallık’taki kullanıcılara yönelik yasa dışı tanıtımlar nedeniyle uyarılmıştı. Buna rağmen HTX’in, TikTok, X, Facebook, Instagram ve YouTube gibi popüler platformlar üzerinden tanıtım faaliyetlerine devam ettiği belirtildi. FCA, bu durumun bilinçli bir kural ihlali anlamına geldiğini savunuyor.FCA cephesinden yapılan değerlendirmede, HTX’in kurumsal yapısına ilişkin şeffaflık eksikliği de öne çıkan başlıklardan biri oldu. Düzenleyiciye göre şirket, sahiplik yapısı ve internet sitesini kimin yönettiği gibi temel bilgileri net biçimde paylaşmıyor. Ayrıca FCA’nın iletişim girişimlerine uzun süre yanıt verilmediği ifade ediliyor. HTX, dava sürecinin ardından yeni Birleşik Krallık kullanıcılarının kayıt olmasını engellemiş olsa da mevcut kullanıcıların platforma erişmeye ve düzenleyicinin “yasa dışı” olarak nitelediği tanıtımlarla karşılaşmaya devam ettiği belirtiliyor.FCA İcra ve Piyasa Gözetimi Eş Direktörü Steve Smart, konuyla ilgili açıklamasında, kuralların amacının Birleşik Krallık’ta sürdürülebilir ve rekabetçi bir kripto piyasası oluşturmak olduğunu söyledi. Smart, “Tüketicilerin yüksek riskli varlıklar hakkında bilinçli kararlar alabilmesi için doğru bilgiye erişmesi gerekiyor. HTX’in tutumu, kurallara uyum sağlamaya çalışan firmaların büyük çoğunluğuyla açık bir tezat oluşturuyor,” dedi. Bu davanın, FCA’nın İngiliz tüketicilere yasa dışı şekilde kripto pazarlayan bir şirkete karşı başlattığı ilk yaptırım süreci olması da dikkat çekiyor.Buna ek olarak FCA, sosyal medya şirketlerinden HTX’e ait hesapların Birleşik Krallık’tan görünürlüğünün engellenmesini talep etti. Aynı zamanda HTX uygulamalarının Google Play ve Apple App Store üzerinden İngiltere’de kaldırılması istendi. Kurum, bu adımların yerel yatırımcıları korumaya yönelik olduğunu belirtiyor.HTX ayrıca FCA’nın resmi Uyarı Listesi’ne de alındı. Bu listede yer alan firmalarla işlem yapan kullanıcılar, Birleşik Krallık’taki tüketici koruma mekanizmalarından yararlanamıyor. FCA, bu tür yetkisiz platformlarla işlem yapan yatırımcıların, şirketin faaliyetlerini durdurması halinde paralarını geri alma ihtimalinin son derece düşük olduğuna dikkat çekiyor.

Bugün Beyaz Saray’da Kripto Toplantısı Var: Stablecoin’ler Masada
ABD’de kripto para düzenlemelerine yönelik belirsizlik, Washington kulislerinde tansiyonu yeniden yükseltmiş durumda. Beyaz Saray’da hükümet yetkilileri, Wall Street temsilcileri ve kripto sektörünün önde gelen isimleri 10 Şubat’ta bir araya gelmeye hazırlanırken, uzun süredir çözülemeyen CLARITY Act çıkmazının artık kritik bir dönemece girdiği değerlendiriliyor. Görüşmelerin merkezinde ise, tartışmaların en keskin başlığı hâline gelen faiz getiren stablecoin’ler yer alıyor.Stablecoin faizi neden bu kadar tartışmalı?Kripto şirketleri, stablecoin’lerin faiz sunabilmesinin modern ve verimli bir finansal sistemin doğal bir uzantısı olduğunu savunuyor. Bu yaklaşımın hem bireysel kullanıcılar için ek gelir imkânı yarattığı hem de finansal inovasyonu desteklediği görüşü öne çıkıyor. Sektörün en büyük oyuncularından Coinbase, yalnızca 2025’in üçüncü çeyreğinde stablecoin faaliyetlerinden 355 milyon dolar gelir elde etmişti. Şirketler, bu tür getirilerin iş modellerinin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini ve yasaklanmasının ABD’nin küresel rekabette geri düşmesine yol açacağını dile getiriyor.Geleneksel bankalar cephesinde ise tablo oldukça farklı. Bankalar, faiz ödeyen stablecoin’lerin yaygınlaşması hâlinde mevduat hesaplarından yaklaşık 6,6 trilyon dolarlık bir çıkış yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Bu senaryo, bankacılık sistemi için ciddi bir risk olarak görülüyor. Banka lobileri, söz konusu ürünlerin mevduatları aşındırarak kredi mekanizmasını zayıflatabileceğini ve finansal istikrarı tehdit edebileceğini savunuyor.Tartışmaları daha da karmaşık hâle getiren bir diğer başlık ise Federal Reserve tarafından önerilen “dar kapsamlı” (skinny) ana hesap sistemi. Bu sistem, bazı kripto şirketlerine merkez bankası hizmetlerine sınırlı erişim tanımayı öngörüyor. Kripto firmaları, bu erişimin gerçek büyüme ve istikrar için yetersiz olduğunu düşünürken; bankalar, sınırlı dahi olsa böyle bir adımın kapıyı fazla hızlı aralayabileceğini savunuyor. Sonuç olarak teklif, iki tarafı da tatmin edemiyor ve uzlaşmayı zorlaştırıyor.Geçmiş deneyimler, düzenleme süreçlerindeki gecikmelerin piyasa üzerinde sert etkiler yarattığını gösteriyor. 2 Şubat’taki toplantının ardından toplam kripto para piyasası değeri kısa sürede 2,64 trilyon dolardan 2,54 trilyon dolara gerilemişti. Daha büyük bir şok ise 15 Ocak’ta yaşanmış, Senato Bankacılık Komitesi’nin CLARITY Act oylamasını ani şekilde iptal etmesiyle kripto fiyatları dakikalar içinde yaklaşık yüzde 7,5 düşmüş ve milyarlarca dolarlık değer silinmişti.Öte yandan, anlaşmaya varılan dönemlerde piyasanın hızla toparlandığı da biliniyor. 18 Temmuz 2025’te imzalanan GENIUS Act, yalnızca bir hafta içinde birçok altcoin’de yaklaşık yüzde 12’lik yükselişi tetiklemişti. Bu örnek, düzenleyici netliğin piyasalar için ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.Bugün gelinen noktada piyasa yeniden bekle-gör modunda. Toplantı sonuçlanmadan önce dahi stres işaretleri belirginleşmiş durumda. Stablecoin faizlerinin yasaklanabileceğine yönelik endişeler yatırımcı güvenini zayıflatırken, toplam kripto piyasa değeri bir günde yüzde 1,65 düşerek 2,36 trilyon dolara geriledi. Bitcoin 69.000 dolar seviyelerinde tutunmaya çalışırken, Ethereum 2.040 dolar civarına çekildi.

Çin’den Kriptoya Yeni Darbe: Kararlar Açıklandı
Çin, kripto para ekosistemine yönelik sert tutumunu yeniden netleştirdi. 6 Şubat 2026’da duyurulan yeni düzenlemeler, internet şirketlerinin kriptoyla bağlantılı herhangi bir hizmet sunmasını tamamen yasaklarken, onaylanmamış stablecoin ihraçlarını ve gerçek dünya varlıklarının (RWA) tokenizasyonunu da kapsamlı biçimde hedef aldı. Pekin’in attığı bu adım, son yıllarda aşama aşama sıkılaştırılan kripto karşıtı politikanın en geniş kapsamlı halkalarından biri olarak öne çıkıyor.İnternet şirketlerine de yasakYeni çerçeve, yalnızca finansal kuruluşları değil, dijital ekonominin omurgasını oluşturan teknoloji ve internet şirketlerini de doğrudan kapsıyor. Çin Merkez Bankası ve ilgili düzenleyici kurumlar tarafından yayımlanan metinlerde, internet şirketlerinin kripto cüzdanı sunması, kripto ödemelerine aracılık etmesi ya da herhangi bir şekilde kripto ticaretini kolaylaştırması açıkça yasaklandı. Bu kapsamda, Alibaba, Ant Group ve Tencent gibi dev platformların da dâhil olduğu geniş bir teknoloji ekosistemi doğrudan hedef alınıyor.Yetkililer, söz konusu yasakları finansal istikrarın korunması ve yasa dışı sermaye hareketlerinin engellenmesi gerekçesiyle savunuyor. Ancak piyasada hâkim olan görüş, asıl motivasyonun devletin para politikası üzerindeki mutlak kontrolünü sürdürme isteği olduğu yönünde. Özellikle dijital yuan (e-CNY) projesi ilerlerken, özel sektör kaynaklı herhangi bir dijital para veya token yapısına alan bırakılmadığı görülüyor.Düzenlemenin bir diğer kritik ayağını stablecoin’ler oluşturuyor. Çin yönetimi, yuan referanslı ancak resmi onay taşımayan stablecoin ihraçlarını doğrudan yasakladı. Küresel ölçekte stablecoin’ler sınır ötesi ödemeler ve dijital finans altyapıları açısından giderek daha yaygın kabul görürken, Pekin bu araçları finansal egemenlik için potansiyel bir tehdit olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşım, Çin’in alternatif bir dijital ödeme ekosistemi oluşmasına karşı ne kadar düşük tolerans gösterdiğini de ortaya koyuyor.RWA’ya kapsamlı engelBelki de en dikkat çekici karar, gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonuna yönelik getirilen kapsamlı yasak oldu. Gayrimenkul, emtia ya da finansal menkul kıymetlerin blockchain üzerinde token’lara dönüştürülmesini ifade eden RWA modelleri, Çin sınırları içinde tamamen yasaklandı. Yurt dışında faaliyet gösteren RWA platformları için ise ancak resmi onayla ve sıkı denetim altında çalışabilme şartı getirildi. Çin’deki yedi büyük finansal birlik tarafından yapılan ortak açıklamada, RWA tokenizasyonunun sahte varlık riski, şeffaflık sorunları ve aşırı spekülasyon gibi tehlikeler barındırdığı vurgulandı.Bu adımlar aynı zamanda, kripto ticaretinin ülkede hâlen yasa dışı olduğu gerçeğini yeniden hatırlatıyor. Zira 2021’de başlatılan genel yasaklar, 2025 boyunca daha agresif bir uygulama zeminine taşınmıştı; 2026’daki bu son hamle ise, internet şirketleri üzerinden dolaylı erişim kanallarının da tamamen kapatıldığını gösteriyor. Resmi söylemde, kripto paraların yasal para olmadığı ve ödeme aracı olarak kabul edilmeyeceği vurgusu tekrarlandı.

SEC’ten Tokenize Menkul Kıymetler İçin Net Çerçeve
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), tokenize menkul kıymetler başlığı altında şekillenen yeni finansal araçlara ilişkin kapsamlı bir rehber yayımladı. Çarşamba gecesi kamuoyuyla paylaşılan bu çalışma, SEC’in Kurumsal Finansman, Yatırım Yönetimi ile Alım Satım ve Piyasalar birimlerinin ortak değerlendirmelerini içeriyor ve özellikle blockchain üzerinde temsil edilen menkul kıymetlerin hukuki statüsüne açıklık getirmeyi amaçlıyor.SEC’den tokenize varlıklara yönelik rehberSEC’in rehberdeki yaklaşımı oldukça net. Bir menkul kıymetin token formatında ihraç edilmesi ya da kripto ağları üzerinde temsil edilmesi, onun mevcut menkul kıymet mevzuatı kapsamı dışına çıkmasına neden olmuyor. Kuruma göre tokenize menkul kıymetler, geleneksel menkul kıymetlerle aynı yasal çerçeveye tabi olmaya devam ediyor. Bu da kayıt yükümlülükleri, kamuyu aydınlatma kuralları ve yatırımcıya yönelik açıklama sorumluluklarının aynen geçerli olduğu anlamına geliyor.Rehberde tokenize menkul kıymetler, federal menkul kıymetler yasalarında tanımlanan finansal araçların kripto varlık formatında temsil edilmesi şeklinde tanımlanıyor. SEC, mülkiyet kayıtlarının kısmen ya da tamamen kripto ağları üzerinde tutulmasının, varlığın hukuki niteliğini değiştirmediğinin altını çiziyor. Başka bir ifadeyle, teknoloji değişse de menkul kıymetin kendisi aynı kalıyor.Bu adım, SEC’in kripto varlık piyasalarına yönelik daha net ve öngörülebilir bir düzenleyici çerçeve oluşturma çabasının devamı olarak görülüyor. Kasım ayında SEC Başkanı Atkins, dijital varlıklar arasında ayrım yapılabilmesi için bir “token taksonomisi” oluşturulacağını açıklamıştı. Son yayımlanan rehber, bu yaklaşımın pratikte nasıl uygulanacağını göstermesi açısından önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.SEC, tokenize menkul kıymetleri iki ana kategori altında ele alıyor. İlk grup, “ihraççı destekli tokenize menkul kıymetler” olarak tanımlanıyor. Bu modelde coin ihracı yapan şirket, blockchaini doğrudan kendi mülkiyet kayıt sistemine entegre ediyor. Zincir üzerindeki transferler, gerçek menkul kıymet transferlerini temsil ediyor ve yatırımcı kayıtları geleneksel veritabanları yerine kripto ağları üzerinde tutuluyor. SEC’e göre bu yapı, teknik altyapı dışında klasik menkul kıymet ihracından farklı değil.İkinci kategori ise üçüncü taraflar tarafından sunulan tokenize menkul kıymetleri kapsıyor. Bu modelde bir üçüncü taraf, dayanak menkul kıymeti saklama altında tutuyor ve yatırımcıya bu varlığa ilişkin tokenize bir hak sunuyor. SEC, bu yapıyı mevcut saklama ve hak sahipliği düzenlemeleriyle benzer görüyor ve token formatının yasal uygulamayı etkilemediğini vurguluyor.Buna ek olarak, rehberde “bağlantılı menkul kıymetler” olarak adlandırılan sentetik yapılar da ele alınıyor. Bu tür ürünler, yatırımcıya oy hakkı gibi bazı hakları sunmadan yalnızca ekonomik getiriye maruz kalma imkânı tanıyor. SEC, bu yapıların da mevcut menkul kıymet ve türev düzenlemeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.Rehberin yayımlandığı dönem, ABD’de kripto piyasasına yönelik kapsamlı bir piyasa yapısı yasası üzerinde çalışmaların sürdüğü bir sürece denk geliyor. Aynı zamanda küresel borsalar ve finansal platformlar, tokenize hisse senetleri ve benzeri ürünleri devreye almaya hazırlanıyor. New York Menkul Kıymetler Borsası’nın, düzenleyici onay alınması halinde tokenize ABD hisseleri ve ETF’ler için bir platform başlatmayı planladığını açıklaması da bu dönüşümün en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.Genel çerçevede SEC’in bu rehberi, piyasa için yeni kurallar getirmekten ziyade mevcut düzenlemelerin tokenize menkul kıymetlere nasıl uygulanacağını netleştiriyor.

ABD’de Kripto Düğümü: Beyaz Saray Bankalarla Masaya Oturuyor
Beyaz Saray, kripto para mevzuatında Senato’da yaşanan tıkanıklığı aşmak amacıyla önümüzdeki hafta bankacılık ve kripto sektörünün üst düzey temsilcilerini bir araya getirmeye hazırlanıyor. Reuters’ın konuya yakın üç kaynağa dayandırdığı haberine göre toplantı, özellikle stabil kripto paralarla (stablecoin) bağlantılı ödül mekanizmaları etrafında yoğunlaşacak. Bu başlık, son aylarda Senato Bankacılık Komitesi’nde ilerlemeyi zorlaştıran temel anlaşmazlık noktalarından biri hâline gelmiş durumda.Zirvenin, Beyaz Saray bünyesinde faaliyet gösteren kripto konseyi tarafından düzenleneceği belirtiliyor. Görüşmelerin odağında, yaz aylarında Kongre’den geçen ve stablecoin’lere yönelik çerçeve oluşturan GENIUS Yasası’nın uygulanmasına dair belirsizlikler bulunuyor. Söz konusu düzenleme, stablecoin ihraççılarına doğrudan faiz ödemesini yasaklarken, üçüncü taraf platformların (kripto borsaları dâhil) kullanıcılara çeşitli ödüller sunmasına kapıyı tamamen kapatmıyor. Bankacılık sektörü ise bu esnek alanın mevduat kaybına yol açabileceğini savunuyor.Toplantıya katılacağını doğrulayan kurumlardan biri de Blockchain Association oldu. Birliğin CEO’su Summer Mersinger yaptığı açıklamada, Kongre’nin bu aşamada net ve iki partinin de destekleyebileceği kurallar ortaya koyma fırsatına sahip olduğunu söyledi. Mersinger’a göre tüketiciyi koruyan, sorumlu inovasyonu teşvik eden ve ABD’nin finansal teknolojilerdeki küresel liderliğini koruyan bir çerçeve artık ertelenmemeli.Bankalar ve kripto şirketleri arasında neler oluyor?Son dönemde bankalar ile kripto şirketleri arasındaki gerilim giderek artmış durumda. Bankacılık birlikleri, GENIUS Yasası’ndaki ödül mekanizmalarının yeterince sınırlandırılmamasının özellikle yerel ve bölgesel bankaları zor durumda bırakacağını öne sürüyor. Kripto tarafı ise bankaların rekabeti baskılamaya çalıştığını, bu konuların yasa kabul edilmeden önce müzakere edildiğini ve sektörün son anda hedef hâline getirildiğini savunuyor. Tartışmaların merkezinde, ödüllerin bir tür “faiz” olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği sorusu yer alıyor.Bu anlaşmazlık, Senato’daki yasama takvimini de doğrudan etkiledi. Senato Bankacılık Komitesi’nin ocak ortasında yapmayı planladığı oturum, kripto borsası Coinbase’in desteğini geri çekmesinin ardından son anda iptal edildi. Coinbase, özellikle tokenlaştırılmış hisseler ve stablecoin ödüllerine ilişkin yaklaşımın netleşmemesinden duyduğu rahatsızlığı gerekçe gösterdi. Senato Tarım Komitesi ise bu hafta bir oturum gerçekleştirmeye hazırlanıyor; ancak geçen hafta sunulan taslak metnin Demokratlardan yeterli destek alamadığı ifade ediliyor.Beyaz Saray cephesinde ise sürecin hızlandırılması yönünde açık bir irade var. Başkan’ın Dijital Varlıklar Danışma Konseyi’nde görev yapan Patrick Witt, ABD’nin kripto piyasa yapısına ilişkin kapsamlı bir yasayı gecikmeden geçirmesi gerektiğini vurguladı. Witt, mevcut kripto dostu siyasi iklimin kalıcı olmayabileceğine dikkat çekerek, ivme kaybolmadan adım atılması gerektiğini belirtti. Ona göre böyle bir yasa kaçınılmaz, tartışma yalnızca ne zaman hayata geçirileceğiyle ilgili.Önümüzdeki hafta yapılması planlanan zirve, bu nedenle kritik bir dönemeç olarak görülüyor. Bankalar ile kripto şirketleri arasında derinleşen görüş ayrılıklarının masaya yatırılması ve özellikle stablecoin ödülleri konusunda ortak bir zemin aranması bekleniyor. Toplantıdan çıkacak mesajlar, Senato’daki müzakerelerin yeniden rayına oturup oturmayacağını ve ABD’nin kripto düzenlemelerinde nasıl bir yol izleyeceğini belirleyecek önemli sinyaller verebilir.

Japonya’da Kripto ETF Dönemi 2028’de Başlayabilir
Japonya’da kripto para piyasalarına yönelik düzenleyici yaklaşımda dikkat çekici bir dönüşüm gündemde. Ülkenin finansal düzenleyicisi Japan Financial Services Agency (FSA), kripto paraları spot borsa yatırım fonları (ETF) için uygun varlıklar listesine eklemeyi değerlendiriyor. Nikkei Asia tarafından aktarılan bilgilere göre Japonya, ilk spot kripto ETF’lerine 2028 yılına kadar onay verebilir. Böyle bir adım, FSA’nın bugüne kadar uyguladığı spot kripto ETF yasağının fiilen sona ermesi anlamına geliyor.Bu takvim, Japonya’da kripto ETF’lerin hayata geçmesine yönelik beklentilerin bir kez daha ötelenmesi olarak görülüyor. Nitekim KPMG Japan yöneticilerinden biri, Ağustos 2025’te yaptığı değerlendirmede Bitcoin ETF’lerinin 2027’den önce onaylanmasının zor olduğunu savunmuştu. Son gelişmeler, düzenleyici sürecin temkinli ancak istikrarlı biçimde ilerlediğine işaret ediyor.Öte yandan yatırımcı talebi tarafında tablo oldukça net. Nomura Holdings yöneticilerinden Hajime Ikeda, daha önce paylaştığı bir ankete atıfla Japon yatırımcıların yüzde 60’tan fazlasının kripto varlıklara “bir şekilde” yatırım yapmak istediğini belirtmişti. Bu veri, düzenleyicinin ETF hamlesinin yalnızca küresel eğilimlere uyum sağlama amacı taşımadığını, aynı zamanda iç piyasadaki talebe de yanıt verdiğini gösteriyor.Nomura ve SBI, Japonya’nın ilk kripto ETF’leri için hazır bekliyorNikkei’nin haberine göre Nomura Holdings ile finans devi SBI Holdings, Japonya’nın ilk kripto ETF ürünlerini geliştirmiş durumda ve onay sürecinin tamamlanmasını bekliyor. Söz konusu ETF’lerin Tokyo Stock Exchange’te listelenmesi planlanıyor. Onay çıkması halinde yatırımcılar, kripto varlıklara hisse senedi ya da altın ETF’lerine benzer bir yapı üzerinden erişebilecek.SBI Holdings, geçen yıl yaptığı açıklamada düzenleyici onay alınması halinde XRP tabanlı ETF’ler başlatmayı planladığını doğrulamıştı. Ağustos ayında yayımlanan bir sunumda şirket, iki ayrı ürün üzerinde çalıştığını duyurdu. Bunlardan ilki, varlıklarının yüzde 49’unu Bitcoin’e ayıran “Altın ve Kripto Varlıklar ETF’i” olurken, ikincisi Bitcoin ve XRP’ye birlikte maruz kalma imkânı sunan bir ETF olarak tasarlandı. Bu yapı, Japonya’da kripto ürünlerinin yalnızca Bitcoin ile sınırlı kalmayabileceğine işaret ediyor.ABD ve Asya’daki örnekler Japonya’ya yol gösteriyorKüresel ölçekte bakıldığında Japonya’nın attığı adım gecikmiş olsa da yalnız değil. ABD ve Hong Kong, ilk spot kripto ETF’lerini 2024 yılında onayladı. ABD’de spot Bitcoin ETF’leri kısa sürede büyük ilgi görerek yaklaşık 115,8 milyar dolarlık net varlığa ulaştı ve Bitcoin’in toplam piyasa değerinin yüzde 6,5’ine karşılık gelen bir büyüklüğe erişti. Bu ürünler sayesinde emeklilik fonları, aile ofisleri ve üniversite vakıfları gibi kurumsal yatırımcılar kripto piyasalarına daha rahat giriş yaptı. Faaliyetteki en büyük ETF'ler şu şekilde: Hong Kong’daki ETF’ler ise ayni (in-kind) oluşturma ve itfa imkânı sunmasıyla ABD’den ayrışıyor. Bölgedeki fonlar Bitcoin, Ether ve Solana gibi varlıklara doğrudan erişim sağlıyor. South Korea cephesinde de Dijital Varlık Temel Yasası üzerinde çalışmalar sürüyor ve bu çerçevenin spot kripto ETF’lerine zemin hazırlaması bekleniyor.Yakın zamanda, Japonya Maliye Bakanı Satsuki Katayama, 2026’yı “dijital yıl” olarak nitelendirerek kripto işlemlerinin borsalar üzerinden yapılmasına destek verdiğini açıkladı. Katayama, Batı’da ETF yapıları aracılığıyla kripto yatırım ürünlerinin enflasyona karşı bir korunma aracı olarak benimsendiğini ve benzer yaklaşımların Japonya’da da görülebileceğini ifade etti.

SEC ve CFTC Kripto İçin Aynı Masada: Gözler 27 Ocak’ta
ABD’de kripto para düzenlemeleri cephesinde aylardır süren belirsizliğin ardından dikkat çekici bir adım atılıyor. Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ile Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC), kripto varlıklara yönelik gözetim ve yetki alanlarını uyumlu hâle getirmek amacıyla 27 Ocak’ta ortak bir toplantı düzenleyeceklerini açıkladı. Bu hamle, Başkan Donald Trump’ın ABD’yi “dünyanın kripto başkenti” yapma hedefiyle uyumlu bir düzenleyici çerçeve oluşturma arayışının parçası olarak değerlendiriliyor.ABD’de kripto kuralları masaya yatırılıyorWashington DC’de, CFTC merkezinde gerçekleşecek ve kamuoyuna açık olacak etkinlikte, iki kurumun başkanları Paul S. Atkins ve Michael S. Selig, kripto piyasalarına yönelik koordineli denetim yaklaşımını ana hatlarıyla paylaşacak. Toplantı aynı zamanda çevrim içi olarak da yayımlanacak. SEC Başkanı Atkins, kripto piyasalarında faaliyet gösteren şirketlerin yıllardır net olmayan ve birbiriyle çelişen düzenleyici sınırlar arasında sıkıştığını vurguladı. Atkins’e göre bu durum, geçmişten kalan yetki ayrımlarına dayanan ve günümüz dijital varlık ekosistemini yansıtmayan bir yapıdan kaynaklanıyor. CFTC Başkanı Selig ise iki kurum arasındaki uyumun, inovasyonun ABD sınırları içinde kalmasını sağlayacağını ve sektörün önünü açacağını savundu. Bu gelişme, ABD’de kripto düzenlemelerinin aylardır tıkanmış olduğu bir dönemde geldi. Özellikle Kongre gündemindeki CLARITY Act’in ilerleyememesi, sektörde hayal kırıklığı yaratmış durumda. Senato Bankacılık Komitesi tarafından yayımlanan taslak, kripto şirketlerinden sert eleştiriler aldı ve bu nedenle oylama süreci ertelendi. Senato Tarım Komitesi ise daha partizan bir metinle süreci ilerletmeye çalışıyor. Dikkat çekici bir detay olarak, Tarım Komitesi’nin taslak üzerindeki değerlendirme tarihi, SEC ve CFTC’nin ortak toplantısıyla aynı güne denk geliyor.Piyasaların düzenleme sürecine olan güveni de zayıflamış görünüyor. Tahmin piyasası platformu Polymarket verilerine göre yatırımcılar, CLARITY Act’in 2026 yılı içinde yasalaşma ihtimaline giderek daha az şans tanıyor. Söz konusu olasılık oranı, önceki zirve seviyesine kıyasla yaklaşık yüzde 24 gerilemiş durumda. Bu tablo, düzenleyici belirsizliğin fiyatlandığını ve beklentilerin aşağı yönlü revize edildiğini gösteriyor.Kripto topluluğu içinde de görüş ayrılıkları dikkat çekiyor. Cardano’nun kurucusu Charles Hoskinson, Ripple CEO’su Brad Garlinghouse’un “kötü bir yasa hiç olmamasından iyidir” yaklaşımını sert biçimde eleştirdi. Hoskinson, aceleyle çıkarılacak sorunlu bir düzenlemenin uzun vadede sektöre zarar vereceğini savunuyor. Buna karşın Beyaz Saray cephesi, CLARITY Act’in er ya da geç kabul edileceği konusunda daha iyimser bir tablo çiziyor ve sektör temsilcileriyle kamu otoritelerini ortak bir zeminde buluşmaya çağırıyor.SEC ve CFTC’nin 27 Ocak’taki ortak etkinliği, yıllardır süren yetki çekişmelerinin sona erdiğine dair sembolik bir mesaj olarak da okunuyor. Spot kripto piyasaları, DeFi uygulamaları, tokenleştirilmiş varlıklar ve 7/24 işlem gören dijital pazarlar gibi alanlarda daha net kuralların gündeme gelmesi bekleniyor.
