Regülasyon
Bu sayfa Regülasyon haberleri ve piyasa analizlerini listeler. JrKripto'da bu kategorideki makaleleri, uzman görüşlerini ve güncellemeleri inceleyin. Kripto para piyasası trendleri ve gelişmeleri hakkında detaylı içeriklerle güncel kalın.
Haberler
Regülasyon Haberleri
Regülasyon Haberleri
Regülasyon ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Regülasyon hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
Hong Kong Kripto Adımlarını Hızlandırıyor: Stablecoin Lisansları Geliyor
Hong Kong, dijital varlık alanında küresel bir merkez olma hedefi doğrultusunda önemli bir eşiğe hazırlanıyor. Bölgenin Mali Sekreteri Paul Chan Mo-po, gelecek ay ilk stablecoin lisanslarının verilmeye başlanacağını açıkladı. Lisansların başlangıçta sınırlı sayıda şirketle paylaşılacağı belirtilirken, yetkililer sürecin kontrollü ve seçici ilerleyeceğinin altını çiziyor.Chan, CoinDesk’in Consensus Hong Kong konferansında yaptığı konuşmada, lisans verilecek kurumların yenilikçi kullanım alanlarına, sürdürülebilir ve güvenilir iş modellerine sahip olması gerektiğini vurguladı. Aynı zamanda güçlü düzenleyici uyum kapasitesi de temel kriterler arasında yer alacak. Bu yaklaşım, bölgenin hızlı büyüme yerine sağlam altyapı ve güven inşa etmeyi öncelediğini gösteriyor.Saklama hizmetleri ve yasal çerçeve genişliyorStablecoin lisanslarının yanı sıra, kripto varlık saklama hizmeti sunan şirketlere yönelik lisans rejimi de netleştiriliyor. Chan, yaz aylarında bu alana ilişkin yeni bir yasal düzenlemenin Meclis’e sunulmasının planlandığını belirtti. Hâlihazırda yürürlükte olan çerçeveyle birlikte düşünüldüğünde, Hong Kong’un dijital varlık ekosistemini uçtan uca kapsayan bütüncül bir düzenleme yapısı oluşturmayı hedeflediği anlaşılıyor.Yetkililere göre bu adımlar, hem yatırımcı korumasını güçlendirecek hem de kurumsal aktörlerin bölgeye olan ilgisini artıracak. Küresel ölçekte düzenleyici netliğin önem kazandığı bir dönemde, Hong Kong’un proaktif yaklaşımı dikkat çekiyor.Tokenizasyon ve DeFi-TradFi yakınlaşmasıPaul Chan konuşmasında üç temel eğilimin olgunlaşma sürecine girdiğini söyledi: Gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu, merkeziyetsiz finans (DeFi) ile geleneksel finans arasındaki etkileşimin artması ve yapay zeka ile dijital varlıkların kesişimi.Tokenizasyon tarafında artık “deneme” aşamasından gerçek uygulamaya geçildiğini ifade eden Chan, devlet tahvilleri ve para piyasası fonları gibi geleneksel finansal araçların zincir üzerinde ihraç edilmeye başlandığını hatırlattı. Dijital defter teknolojisi sayesinde takas süreçleri hızlanıyor, varlıklar bölünebilir hale geliyor ve geçmişte likit olmayan birçok ürün yeni yatırımcı gruplarına açılıyor.Yapay Zeka ve “makine ekonomisi” vurgusuChan’ın dikkat çektiği bir diğer başlık ise yapay zekanın yükselişi oldu. Otonom karar alabilen yapay zeka ajanlarının gelişmesiyle birlikte, “makine ekonomisi” olarak adlandırılan yeni bir dönemin ilk sinyallerinin görülebileceğini söyledi. Bu senaryoda yapay zeka ajanları dijital varlık tutabilecek, hizmetler için ödeme yapabilecek ve zincir üzerinde birbirleriyle işlem gerçekleştirebilecek.SFC kararıÖte yandan Hong Kong Menkul Kıymetler ve Vadeli İşlemler Komisyonu (SFC), kripto piyasasına yönelik yeni politika güncellemelerini duyurdu. Düzenleyici kurum, lisanslı platformların profesyonel yatırımcılara kripto perpetual sözleşmeler sunabilmesi için üst düzey bir çerçeve yayımladı.Yeni düzenleme kapsamında perpetual ürünler yalnızca profesyonel yatırımcılara açık olacak. Platformların kaldıraç sınırları, teminat gereklilikleri, likidasyon mekanizmaları ve şeffaflık yükümlülükleri gibi sıkı risk yönetimi kurallarını uygulaması zorunlu tutuldu. Ayrıca bu ürünler sürekli gözetim altında olacak ve platformların güçlü iç kontrol sistemlerine sahip olduğunu kanıtlaması gerekecek.SFC ayrıca lisanslı aracı kurumların daha geniş bir teminat yelpazesi kullanarak kripto işlemleri için finansman sağlamasına izin verdi. Düzenlemede özellikle Bitcoin ve Ether’in teminat olarak kabul edilebileceği belirtildi. Ancak bu süreçte müşteri uygunluk değerlendirmeleri ve iç risk kontrolleri kritik rol oynayacak.SFC Yöneticisi Eric Yip, bu yılın odağının hızlı genişleme değil piyasa kalitesi olduğunu söyledi. Öncelik; likiditenin artırılması, fiyat keşfinin güçlendirilmesi ve yatırımcı güveninin inşa edilmesi. Bu çerçevede bağlı kuruluşların piyasa yapıcı olarak faaliyet göstermesine de belirli şartlar altında izin verilecek, ancak çıkar çatışmalarını önlemek için yönetişim ve denetim kuralları sıkı tutulacak.

İngiltere’den Ünlü Borsaya Yasa Dışı Kripto Reklamı Davası
Birleşik Krallık’ta kripto varlıklara yönelik denetimler yeni bir aşamaya taşındı. Ülkenin finansal düzenleyicisi Financial Conduct Authority (FCA), küresel kripto para borsası HTX hakkında mahkeme süreci başlattığını duyurdu. FCA, HTX’in Britanyalı kullanıcılara yönelik kripto varlık hizmetlerini, yürürlükteki finansal reklam kurallarını ihlal ederek tanıttığını ve bu nedenle yasa dışı pazarlama faaliyetlerinde bulunduğunu öne sürüyor.FCA’dan HTX açıklamasıFCA’nın açıklamasına göre dava süreci Ekim 2025’te, İngiltere Yüksek Mahkemesi’nin Chancery Division biriminde başlatıldı. Düzenleyici kurum, son olarak davanın Birleşik Krallık dışına taşınarak alternatif yollarla tebliğ edilmesi için mahkemeden izin aldığını bildirdi. Bunun temel nedeni, HTX’in Panama’da kurulu olması ve şirket yapısının İngiltere sınırları dışında faaliyet göstermesi. HTX, daha önce Huobi Global adıyla biliniyordu ve küresel ölçekte geniş bir kullanıcı kitlesine sahipti. Bu hukuki adım, Ekim 2023’te yürürlüğe giren ve kripto şirketlerinin İngiliz tüketicilere nasıl reklam yapabileceğini sıkı kurallara bağlayan Finansal Tanıtımlar (FinProm) rejimi kapsamında atıldı. Söz konusu düzenleme, kripto varlık reklamlarının “adil, açık ve yanıltıcı olmaması” şartını zorunlu kılıyor. FCA, bu kurallara uyulmadan sosyal medya veya internet siteleri üzerinden kripto varlık tanıtımı yapılmasının açıkça cezai suç teşkil ettiğini vurguluyor.Düzenleyici kurum, HTX’i bu konuda ilk kez uyarmadığını da hatırlattı. FCA’nın açıklamasına göre, borsa daha önce de Birleşik Krallık’taki kullanıcılara yönelik yasa dışı tanıtımlar nedeniyle uyarılmıştı. Buna rağmen HTX’in, TikTok, X, Facebook, Instagram ve YouTube gibi popüler platformlar üzerinden tanıtım faaliyetlerine devam ettiği belirtildi. FCA, bu durumun bilinçli bir kural ihlali anlamına geldiğini savunuyor.FCA cephesinden yapılan değerlendirmede, HTX’in kurumsal yapısına ilişkin şeffaflık eksikliği de öne çıkan başlıklardan biri oldu. Düzenleyiciye göre şirket, sahiplik yapısı ve internet sitesini kimin yönettiği gibi temel bilgileri net biçimde paylaşmıyor. Ayrıca FCA’nın iletişim girişimlerine uzun süre yanıt verilmediği ifade ediliyor. HTX, dava sürecinin ardından yeni Birleşik Krallık kullanıcılarının kayıt olmasını engellemiş olsa da mevcut kullanıcıların platforma erişmeye ve düzenleyicinin “yasa dışı” olarak nitelediği tanıtımlarla karşılaşmaya devam ettiği belirtiliyor.FCA İcra ve Piyasa Gözetimi Eş Direktörü Steve Smart, konuyla ilgili açıklamasında, kuralların amacının Birleşik Krallık’ta sürdürülebilir ve rekabetçi bir kripto piyasası oluşturmak olduğunu söyledi. Smart, “Tüketicilerin yüksek riskli varlıklar hakkında bilinçli kararlar alabilmesi için doğru bilgiye erişmesi gerekiyor. HTX’in tutumu, kurallara uyum sağlamaya çalışan firmaların büyük çoğunluğuyla açık bir tezat oluşturuyor,” dedi. Bu davanın, FCA’nın İngiliz tüketicilere yasa dışı şekilde kripto pazarlayan bir şirkete karşı başlattığı ilk yaptırım süreci olması da dikkat çekiyor.Buna ek olarak FCA, sosyal medya şirketlerinden HTX’e ait hesapların Birleşik Krallık’tan görünürlüğünün engellenmesini talep etti. Aynı zamanda HTX uygulamalarının Google Play ve Apple App Store üzerinden İngiltere’de kaldırılması istendi. Kurum, bu adımların yerel yatırımcıları korumaya yönelik olduğunu belirtiyor.HTX ayrıca FCA’nın resmi Uyarı Listesi’ne de alındı. Bu listede yer alan firmalarla işlem yapan kullanıcılar, Birleşik Krallık’taki tüketici koruma mekanizmalarından yararlanamıyor. FCA, bu tür yetkisiz platformlarla işlem yapan yatırımcıların, şirketin faaliyetlerini durdurması halinde paralarını geri alma ihtimalinin son derece düşük olduğuna dikkat çekiyor.

Bugün Beyaz Saray’da Kripto Toplantısı Var: Stablecoin’ler Masada
ABD’de kripto para düzenlemelerine yönelik belirsizlik, Washington kulislerinde tansiyonu yeniden yükseltmiş durumda. Beyaz Saray’da hükümet yetkilileri, Wall Street temsilcileri ve kripto sektörünün önde gelen isimleri 10 Şubat’ta bir araya gelmeye hazırlanırken, uzun süredir çözülemeyen CLARITY Act çıkmazının artık kritik bir dönemece girdiği değerlendiriliyor. Görüşmelerin merkezinde ise, tartışmaların en keskin başlığı hâline gelen faiz getiren stablecoin’ler yer alıyor.Stablecoin faizi neden bu kadar tartışmalı?Kripto şirketleri, stablecoin’lerin faiz sunabilmesinin modern ve verimli bir finansal sistemin doğal bir uzantısı olduğunu savunuyor. Bu yaklaşımın hem bireysel kullanıcılar için ek gelir imkânı yarattığı hem de finansal inovasyonu desteklediği görüşü öne çıkıyor. Sektörün en büyük oyuncularından Coinbase, yalnızca 2025’in üçüncü çeyreğinde stablecoin faaliyetlerinden 355 milyon dolar gelir elde etmişti. Şirketler, bu tür getirilerin iş modellerinin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini ve yasaklanmasının ABD’nin küresel rekabette geri düşmesine yol açacağını dile getiriyor.Geleneksel bankalar cephesinde ise tablo oldukça farklı. Bankalar, faiz ödeyen stablecoin’lerin yaygınlaşması hâlinde mevduat hesaplarından yaklaşık 6,6 trilyon dolarlık bir çıkış yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Bu senaryo, bankacılık sistemi için ciddi bir risk olarak görülüyor. Banka lobileri, söz konusu ürünlerin mevduatları aşındırarak kredi mekanizmasını zayıflatabileceğini ve finansal istikrarı tehdit edebileceğini savunuyor.Tartışmaları daha da karmaşık hâle getiren bir diğer başlık ise Federal Reserve tarafından önerilen “dar kapsamlı” (skinny) ana hesap sistemi. Bu sistem, bazı kripto şirketlerine merkez bankası hizmetlerine sınırlı erişim tanımayı öngörüyor. Kripto firmaları, bu erişimin gerçek büyüme ve istikrar için yetersiz olduğunu düşünürken; bankalar, sınırlı dahi olsa böyle bir adımın kapıyı fazla hızlı aralayabileceğini savunuyor. Sonuç olarak teklif, iki tarafı da tatmin edemiyor ve uzlaşmayı zorlaştırıyor.Geçmiş deneyimler, düzenleme süreçlerindeki gecikmelerin piyasa üzerinde sert etkiler yarattığını gösteriyor. 2 Şubat’taki toplantının ardından toplam kripto para piyasası değeri kısa sürede 2,64 trilyon dolardan 2,54 trilyon dolara gerilemişti. Daha büyük bir şok ise 15 Ocak’ta yaşanmış, Senato Bankacılık Komitesi’nin CLARITY Act oylamasını ani şekilde iptal etmesiyle kripto fiyatları dakikalar içinde yaklaşık yüzde 7,5 düşmüş ve milyarlarca dolarlık değer silinmişti.Öte yandan, anlaşmaya varılan dönemlerde piyasanın hızla toparlandığı da biliniyor. 18 Temmuz 2025’te imzalanan GENIUS Act, yalnızca bir hafta içinde birçok altcoin’de yaklaşık yüzde 12’lik yükselişi tetiklemişti. Bu örnek, düzenleyici netliğin piyasalar için ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.Bugün gelinen noktada piyasa yeniden bekle-gör modunda. Toplantı sonuçlanmadan önce dahi stres işaretleri belirginleşmiş durumda. Stablecoin faizlerinin yasaklanabileceğine yönelik endişeler yatırımcı güvenini zayıflatırken, toplam kripto piyasa değeri bir günde yüzde 1,65 düşerek 2,36 trilyon dolara geriledi. Bitcoin 69.000 dolar seviyelerinde tutunmaya çalışırken, Ethereum 2.040 dolar civarına çekildi.

Çin’den Kriptoya Yeni Darbe: Kararlar Açıklandı
Çin, kripto para ekosistemine yönelik sert tutumunu yeniden netleştirdi. 6 Şubat 2026’da duyurulan yeni düzenlemeler, internet şirketlerinin kriptoyla bağlantılı herhangi bir hizmet sunmasını tamamen yasaklarken, onaylanmamış stablecoin ihraçlarını ve gerçek dünya varlıklarının (RWA) tokenizasyonunu da kapsamlı biçimde hedef aldı. Pekin’in attığı bu adım, son yıllarda aşama aşama sıkılaştırılan kripto karşıtı politikanın en geniş kapsamlı halkalarından biri olarak öne çıkıyor.İnternet şirketlerine de yasakYeni çerçeve, yalnızca finansal kuruluşları değil, dijital ekonominin omurgasını oluşturan teknoloji ve internet şirketlerini de doğrudan kapsıyor. Çin Merkez Bankası ve ilgili düzenleyici kurumlar tarafından yayımlanan metinlerde, internet şirketlerinin kripto cüzdanı sunması, kripto ödemelerine aracılık etmesi ya da herhangi bir şekilde kripto ticaretini kolaylaştırması açıkça yasaklandı. Bu kapsamda, Alibaba, Ant Group ve Tencent gibi dev platformların da dâhil olduğu geniş bir teknoloji ekosistemi doğrudan hedef alınıyor.Yetkililer, söz konusu yasakları finansal istikrarın korunması ve yasa dışı sermaye hareketlerinin engellenmesi gerekçesiyle savunuyor. Ancak piyasada hâkim olan görüş, asıl motivasyonun devletin para politikası üzerindeki mutlak kontrolünü sürdürme isteği olduğu yönünde. Özellikle dijital yuan (e-CNY) projesi ilerlerken, özel sektör kaynaklı herhangi bir dijital para veya token yapısına alan bırakılmadığı görülüyor.Düzenlemenin bir diğer kritik ayağını stablecoin’ler oluşturuyor. Çin yönetimi, yuan referanslı ancak resmi onay taşımayan stablecoin ihraçlarını doğrudan yasakladı. Küresel ölçekte stablecoin’ler sınır ötesi ödemeler ve dijital finans altyapıları açısından giderek daha yaygın kabul görürken, Pekin bu araçları finansal egemenlik için potansiyel bir tehdit olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşım, Çin’in alternatif bir dijital ödeme ekosistemi oluşmasına karşı ne kadar düşük tolerans gösterdiğini de ortaya koyuyor.RWA’ya kapsamlı engelBelki de en dikkat çekici karar, gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonuna yönelik getirilen kapsamlı yasak oldu. Gayrimenkul, emtia ya da finansal menkul kıymetlerin blockchain üzerinde token’lara dönüştürülmesini ifade eden RWA modelleri, Çin sınırları içinde tamamen yasaklandı. Yurt dışında faaliyet gösteren RWA platformları için ise ancak resmi onayla ve sıkı denetim altında çalışabilme şartı getirildi. Çin’deki yedi büyük finansal birlik tarafından yapılan ortak açıklamada, RWA tokenizasyonunun sahte varlık riski, şeffaflık sorunları ve aşırı spekülasyon gibi tehlikeler barındırdığı vurgulandı.Bu adımlar aynı zamanda, kripto ticaretinin ülkede hâlen yasa dışı olduğu gerçeğini yeniden hatırlatıyor. Zira 2021’de başlatılan genel yasaklar, 2025 boyunca daha agresif bir uygulama zeminine taşınmıştı; 2026’daki bu son hamle ise, internet şirketleri üzerinden dolaylı erişim kanallarının da tamamen kapatıldığını gösteriyor. Resmi söylemde, kripto paraların yasal para olmadığı ve ödeme aracı olarak kabul edilmeyeceği vurgusu tekrarlandı.

SEC’ten Tokenize Menkul Kıymetler İçin Net Çerçeve
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), tokenize menkul kıymetler başlığı altında şekillenen yeni finansal araçlara ilişkin kapsamlı bir rehber yayımladı. Çarşamba gecesi kamuoyuyla paylaşılan bu çalışma, SEC’in Kurumsal Finansman, Yatırım Yönetimi ile Alım Satım ve Piyasalar birimlerinin ortak değerlendirmelerini içeriyor ve özellikle blockchain üzerinde temsil edilen menkul kıymetlerin hukuki statüsüne açıklık getirmeyi amaçlıyor.SEC’den tokenize varlıklara yönelik rehberSEC’in rehberdeki yaklaşımı oldukça net. Bir menkul kıymetin token formatında ihraç edilmesi ya da kripto ağları üzerinde temsil edilmesi, onun mevcut menkul kıymet mevzuatı kapsamı dışına çıkmasına neden olmuyor. Kuruma göre tokenize menkul kıymetler, geleneksel menkul kıymetlerle aynı yasal çerçeveye tabi olmaya devam ediyor. Bu da kayıt yükümlülükleri, kamuyu aydınlatma kuralları ve yatırımcıya yönelik açıklama sorumluluklarının aynen geçerli olduğu anlamına geliyor.Rehberde tokenize menkul kıymetler, federal menkul kıymetler yasalarında tanımlanan finansal araçların kripto varlık formatında temsil edilmesi şeklinde tanımlanıyor. SEC, mülkiyet kayıtlarının kısmen ya da tamamen kripto ağları üzerinde tutulmasının, varlığın hukuki niteliğini değiştirmediğinin altını çiziyor. Başka bir ifadeyle, teknoloji değişse de menkul kıymetin kendisi aynı kalıyor.Bu adım, SEC’in kripto varlık piyasalarına yönelik daha net ve öngörülebilir bir düzenleyici çerçeve oluşturma çabasının devamı olarak görülüyor. Kasım ayında SEC Başkanı Atkins, dijital varlıklar arasında ayrım yapılabilmesi için bir “token taksonomisi” oluşturulacağını açıklamıştı. Son yayımlanan rehber, bu yaklaşımın pratikte nasıl uygulanacağını göstermesi açısından önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.SEC, tokenize menkul kıymetleri iki ana kategori altında ele alıyor. İlk grup, “ihraççı destekli tokenize menkul kıymetler” olarak tanımlanıyor. Bu modelde coin ihracı yapan şirket, blockchaini doğrudan kendi mülkiyet kayıt sistemine entegre ediyor. Zincir üzerindeki transferler, gerçek menkul kıymet transferlerini temsil ediyor ve yatırımcı kayıtları geleneksel veritabanları yerine kripto ağları üzerinde tutuluyor. SEC’e göre bu yapı, teknik altyapı dışında klasik menkul kıymet ihracından farklı değil.İkinci kategori ise üçüncü taraflar tarafından sunulan tokenize menkul kıymetleri kapsıyor. Bu modelde bir üçüncü taraf, dayanak menkul kıymeti saklama altında tutuyor ve yatırımcıya bu varlığa ilişkin tokenize bir hak sunuyor. SEC, bu yapıyı mevcut saklama ve hak sahipliği düzenlemeleriyle benzer görüyor ve token formatının yasal uygulamayı etkilemediğini vurguluyor.Buna ek olarak, rehberde “bağlantılı menkul kıymetler” olarak adlandırılan sentetik yapılar da ele alınıyor. Bu tür ürünler, yatırımcıya oy hakkı gibi bazı hakları sunmadan yalnızca ekonomik getiriye maruz kalma imkânı tanıyor. SEC, bu yapıların da mevcut menkul kıymet ve türev düzenlemeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.Rehberin yayımlandığı dönem, ABD’de kripto piyasasına yönelik kapsamlı bir piyasa yapısı yasası üzerinde çalışmaların sürdüğü bir sürece denk geliyor. Aynı zamanda küresel borsalar ve finansal platformlar, tokenize hisse senetleri ve benzeri ürünleri devreye almaya hazırlanıyor. New York Menkul Kıymetler Borsası’nın, düzenleyici onay alınması halinde tokenize ABD hisseleri ve ETF’ler için bir platform başlatmayı planladığını açıklaması da bu dönüşümün en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.Genel çerçevede SEC’in bu rehberi, piyasa için yeni kurallar getirmekten ziyade mevcut düzenlemelerin tokenize menkul kıymetlere nasıl uygulanacağını netleştiriyor.

ABD’de Kripto Düğümü: Beyaz Saray Bankalarla Masaya Oturuyor
Beyaz Saray, kripto para mevzuatında Senato’da yaşanan tıkanıklığı aşmak amacıyla önümüzdeki hafta bankacılık ve kripto sektörünün üst düzey temsilcilerini bir araya getirmeye hazırlanıyor. Reuters’ın konuya yakın üç kaynağa dayandırdığı haberine göre toplantı, özellikle stabil kripto paralarla (stablecoin) bağlantılı ödül mekanizmaları etrafında yoğunlaşacak. Bu başlık, son aylarda Senato Bankacılık Komitesi’nde ilerlemeyi zorlaştıran temel anlaşmazlık noktalarından biri hâline gelmiş durumda.Zirvenin, Beyaz Saray bünyesinde faaliyet gösteren kripto konseyi tarafından düzenleneceği belirtiliyor. Görüşmelerin odağında, yaz aylarında Kongre’den geçen ve stablecoin’lere yönelik çerçeve oluşturan GENIUS Yasası’nın uygulanmasına dair belirsizlikler bulunuyor. Söz konusu düzenleme, stablecoin ihraççılarına doğrudan faiz ödemesini yasaklarken, üçüncü taraf platformların (kripto borsaları dâhil) kullanıcılara çeşitli ödüller sunmasına kapıyı tamamen kapatmıyor. Bankacılık sektörü ise bu esnek alanın mevduat kaybına yol açabileceğini savunuyor.Toplantıya katılacağını doğrulayan kurumlardan biri de Blockchain Association oldu. Birliğin CEO’su Summer Mersinger yaptığı açıklamada, Kongre’nin bu aşamada net ve iki partinin de destekleyebileceği kurallar ortaya koyma fırsatına sahip olduğunu söyledi. Mersinger’a göre tüketiciyi koruyan, sorumlu inovasyonu teşvik eden ve ABD’nin finansal teknolojilerdeki küresel liderliğini koruyan bir çerçeve artık ertelenmemeli.Bankalar ve kripto şirketleri arasında neler oluyor?Son dönemde bankalar ile kripto şirketleri arasındaki gerilim giderek artmış durumda. Bankacılık birlikleri, GENIUS Yasası’ndaki ödül mekanizmalarının yeterince sınırlandırılmamasının özellikle yerel ve bölgesel bankaları zor durumda bırakacağını öne sürüyor. Kripto tarafı ise bankaların rekabeti baskılamaya çalıştığını, bu konuların yasa kabul edilmeden önce müzakere edildiğini ve sektörün son anda hedef hâline getirildiğini savunuyor. Tartışmaların merkezinde, ödüllerin bir tür “faiz” olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği sorusu yer alıyor.Bu anlaşmazlık, Senato’daki yasama takvimini de doğrudan etkiledi. Senato Bankacılık Komitesi’nin ocak ortasında yapmayı planladığı oturum, kripto borsası Coinbase’in desteğini geri çekmesinin ardından son anda iptal edildi. Coinbase, özellikle tokenlaştırılmış hisseler ve stablecoin ödüllerine ilişkin yaklaşımın netleşmemesinden duyduğu rahatsızlığı gerekçe gösterdi. Senato Tarım Komitesi ise bu hafta bir oturum gerçekleştirmeye hazırlanıyor; ancak geçen hafta sunulan taslak metnin Demokratlardan yeterli destek alamadığı ifade ediliyor.Beyaz Saray cephesinde ise sürecin hızlandırılması yönünde açık bir irade var. Başkan’ın Dijital Varlıklar Danışma Konseyi’nde görev yapan Patrick Witt, ABD’nin kripto piyasa yapısına ilişkin kapsamlı bir yasayı gecikmeden geçirmesi gerektiğini vurguladı. Witt, mevcut kripto dostu siyasi iklimin kalıcı olmayabileceğine dikkat çekerek, ivme kaybolmadan adım atılması gerektiğini belirtti. Ona göre böyle bir yasa kaçınılmaz, tartışma yalnızca ne zaman hayata geçirileceğiyle ilgili.Önümüzdeki hafta yapılması planlanan zirve, bu nedenle kritik bir dönemeç olarak görülüyor. Bankalar ile kripto şirketleri arasında derinleşen görüş ayrılıklarının masaya yatırılması ve özellikle stablecoin ödülleri konusunda ortak bir zemin aranması bekleniyor. Toplantıdan çıkacak mesajlar, Senato’daki müzakerelerin yeniden rayına oturup oturmayacağını ve ABD’nin kripto düzenlemelerinde nasıl bir yol izleyeceğini belirleyecek önemli sinyaller verebilir.

Japonya’da Kripto ETF Dönemi 2028’de Başlayabilir
Japonya’da kripto para piyasalarına yönelik düzenleyici yaklaşımda dikkat çekici bir dönüşüm gündemde. Ülkenin finansal düzenleyicisi Japan Financial Services Agency (FSA), kripto paraları spot borsa yatırım fonları (ETF) için uygun varlıklar listesine eklemeyi değerlendiriyor. Nikkei Asia tarafından aktarılan bilgilere göre Japonya, ilk spot kripto ETF’lerine 2028 yılına kadar onay verebilir. Böyle bir adım, FSA’nın bugüne kadar uyguladığı spot kripto ETF yasağının fiilen sona ermesi anlamına geliyor.Bu takvim, Japonya’da kripto ETF’lerin hayata geçmesine yönelik beklentilerin bir kez daha ötelenmesi olarak görülüyor. Nitekim KPMG Japan yöneticilerinden biri, Ağustos 2025’te yaptığı değerlendirmede Bitcoin ETF’lerinin 2027’den önce onaylanmasının zor olduğunu savunmuştu. Son gelişmeler, düzenleyici sürecin temkinli ancak istikrarlı biçimde ilerlediğine işaret ediyor.Öte yandan yatırımcı talebi tarafında tablo oldukça net. Nomura Holdings yöneticilerinden Hajime Ikeda, daha önce paylaştığı bir ankete atıfla Japon yatırımcıların yüzde 60’tan fazlasının kripto varlıklara “bir şekilde” yatırım yapmak istediğini belirtmişti. Bu veri, düzenleyicinin ETF hamlesinin yalnızca küresel eğilimlere uyum sağlama amacı taşımadığını, aynı zamanda iç piyasadaki talebe de yanıt verdiğini gösteriyor.Nomura ve SBI, Japonya’nın ilk kripto ETF’leri için hazır bekliyorNikkei’nin haberine göre Nomura Holdings ile finans devi SBI Holdings, Japonya’nın ilk kripto ETF ürünlerini geliştirmiş durumda ve onay sürecinin tamamlanmasını bekliyor. Söz konusu ETF’lerin Tokyo Stock Exchange’te listelenmesi planlanıyor. Onay çıkması halinde yatırımcılar, kripto varlıklara hisse senedi ya da altın ETF’lerine benzer bir yapı üzerinden erişebilecek.SBI Holdings, geçen yıl yaptığı açıklamada düzenleyici onay alınması halinde XRP tabanlı ETF’ler başlatmayı planladığını doğrulamıştı. Ağustos ayında yayımlanan bir sunumda şirket, iki ayrı ürün üzerinde çalıştığını duyurdu. Bunlardan ilki, varlıklarının yüzde 49’unu Bitcoin’e ayıran “Altın ve Kripto Varlıklar ETF’i” olurken, ikincisi Bitcoin ve XRP’ye birlikte maruz kalma imkânı sunan bir ETF olarak tasarlandı. Bu yapı, Japonya’da kripto ürünlerinin yalnızca Bitcoin ile sınırlı kalmayabileceğine işaret ediyor.ABD ve Asya’daki örnekler Japonya’ya yol gösteriyorKüresel ölçekte bakıldığında Japonya’nın attığı adım gecikmiş olsa da yalnız değil. ABD ve Hong Kong, ilk spot kripto ETF’lerini 2024 yılında onayladı. ABD’de spot Bitcoin ETF’leri kısa sürede büyük ilgi görerek yaklaşık 115,8 milyar dolarlık net varlığa ulaştı ve Bitcoin’in toplam piyasa değerinin yüzde 6,5’ine karşılık gelen bir büyüklüğe erişti. Bu ürünler sayesinde emeklilik fonları, aile ofisleri ve üniversite vakıfları gibi kurumsal yatırımcılar kripto piyasalarına daha rahat giriş yaptı. Faaliyetteki en büyük ETF'ler şu şekilde: Hong Kong’daki ETF’ler ise ayni (in-kind) oluşturma ve itfa imkânı sunmasıyla ABD’den ayrışıyor. Bölgedeki fonlar Bitcoin, Ether ve Solana gibi varlıklara doğrudan erişim sağlıyor. South Korea cephesinde de Dijital Varlık Temel Yasası üzerinde çalışmalar sürüyor ve bu çerçevenin spot kripto ETF’lerine zemin hazırlaması bekleniyor.Yakın zamanda, Japonya Maliye Bakanı Satsuki Katayama, 2026’yı “dijital yıl” olarak nitelendirerek kripto işlemlerinin borsalar üzerinden yapılmasına destek verdiğini açıkladı. Katayama, Batı’da ETF yapıları aracılığıyla kripto yatırım ürünlerinin enflasyona karşı bir korunma aracı olarak benimsendiğini ve benzer yaklaşımların Japonya’da da görülebileceğini ifade etti.

SEC ve CFTC Kripto İçin Aynı Masada: Gözler 27 Ocak’ta
ABD’de kripto para düzenlemeleri cephesinde aylardır süren belirsizliğin ardından dikkat çekici bir adım atılıyor. Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ile Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC), kripto varlıklara yönelik gözetim ve yetki alanlarını uyumlu hâle getirmek amacıyla 27 Ocak’ta ortak bir toplantı düzenleyeceklerini açıkladı. Bu hamle, Başkan Donald Trump’ın ABD’yi “dünyanın kripto başkenti” yapma hedefiyle uyumlu bir düzenleyici çerçeve oluşturma arayışının parçası olarak değerlendiriliyor.ABD’de kripto kuralları masaya yatırılıyorWashington DC’de, CFTC merkezinde gerçekleşecek ve kamuoyuna açık olacak etkinlikte, iki kurumun başkanları Paul S. Atkins ve Michael S. Selig, kripto piyasalarına yönelik koordineli denetim yaklaşımını ana hatlarıyla paylaşacak. Toplantı aynı zamanda çevrim içi olarak da yayımlanacak. SEC Başkanı Atkins, kripto piyasalarında faaliyet gösteren şirketlerin yıllardır net olmayan ve birbiriyle çelişen düzenleyici sınırlar arasında sıkıştığını vurguladı. Atkins’e göre bu durum, geçmişten kalan yetki ayrımlarına dayanan ve günümüz dijital varlık ekosistemini yansıtmayan bir yapıdan kaynaklanıyor. CFTC Başkanı Selig ise iki kurum arasındaki uyumun, inovasyonun ABD sınırları içinde kalmasını sağlayacağını ve sektörün önünü açacağını savundu. Bu gelişme, ABD’de kripto düzenlemelerinin aylardır tıkanmış olduğu bir dönemde geldi. Özellikle Kongre gündemindeki CLARITY Act’in ilerleyememesi, sektörde hayal kırıklığı yaratmış durumda. Senato Bankacılık Komitesi tarafından yayımlanan taslak, kripto şirketlerinden sert eleştiriler aldı ve bu nedenle oylama süreci ertelendi. Senato Tarım Komitesi ise daha partizan bir metinle süreci ilerletmeye çalışıyor. Dikkat çekici bir detay olarak, Tarım Komitesi’nin taslak üzerindeki değerlendirme tarihi, SEC ve CFTC’nin ortak toplantısıyla aynı güne denk geliyor.Piyasaların düzenleme sürecine olan güveni de zayıflamış görünüyor. Tahmin piyasası platformu Polymarket verilerine göre yatırımcılar, CLARITY Act’in 2026 yılı içinde yasalaşma ihtimaline giderek daha az şans tanıyor. Söz konusu olasılık oranı, önceki zirve seviyesine kıyasla yaklaşık yüzde 24 gerilemiş durumda. Bu tablo, düzenleyici belirsizliğin fiyatlandığını ve beklentilerin aşağı yönlü revize edildiğini gösteriyor.Kripto topluluğu içinde de görüş ayrılıkları dikkat çekiyor. Cardano’nun kurucusu Charles Hoskinson, Ripple CEO’su Brad Garlinghouse’un “kötü bir yasa hiç olmamasından iyidir” yaklaşımını sert biçimde eleştirdi. Hoskinson, aceleyle çıkarılacak sorunlu bir düzenlemenin uzun vadede sektöre zarar vereceğini savunuyor. Buna karşın Beyaz Saray cephesi, CLARITY Act’in er ya da geç kabul edileceği konusunda daha iyimser bir tablo çiziyor ve sektör temsilcileriyle kamu otoritelerini ortak bir zeminde buluşmaya çağırıyor.SEC ve CFTC’nin 27 Ocak’taki ortak etkinliği, yıllardır süren yetki çekişmelerinin sona erdiğine dair sembolik bir mesaj olarak da okunuyor. Spot kripto piyasaları, DeFi uygulamaları, tokenleştirilmiş varlıklar ve 7/24 işlem gören dijital pazarlar gibi alanlarda daha net kuralların gündeme gelmesi bekleniyor.

Tayland’dan Kripto Hamlesi: ETF ve Vadeli İşlemler Geliyor
Tayland, kripto varlıkları ülkenin resmî finansal sistemi içine daha net bir çerçeveyle dâhil etmeye hazırlanıyor. Ülkenin sermaye piyasası düzenleyicisi olan Thailand Securities and Exchange Commission (SEC), kripto borsa yatırım fonları (ETF) ve kripto vadeli işlemleri kapsayan yeni bir düzenleme paketini bu yıl içinde yürürlüğe almayı planlıyor. Gelişme, yerel basında Bangkok Post tarafından aktarıldı.Habere göre Tayland SEC, kripto ETF’lerin kurulmasına ve kripto vadeli işlem ürünlerinin resmî piyasalarda işlem görmesine imkân tanıyacak ayrıntılı kurallar üzerinde çalışıyor. Yeni düzenlemelerin yılın ilk aylarında açıklanması bekleniyor, ancak net bir takvim henüz paylaşılmış değil. Buna rağmen, düzenleme kurulunun kripto ETF’lere prensipte onay verdiği ve yatırım ile operasyonel detayların son hâline getirildiği ifade ediliyor.SEC Başkan Yardımcısı Jomkwan Kongsakul, kripto ETF’lerin yatırımcılar açısından önemli bir avantaj sunduğunu vurguluyor. Kongsakul’a göre bu ürünler, doğrudan kripto varlık saklama zorunluluğunu ortadan kaldırarak cüzdan güvenliği ve siber saldırı risklerine dair endişeleri azaltıyor. Bu yaklaşım, özellikle kurumsal ve daha temkinli yatırımcıların kripto piyasalarına girişini kolaylaştırmayı hedefliyor.Tayland kriptoyu resmî varlık sınıfı olarak konumlandırmaya hazırlanıyorYeni çerçeve kapsamında Tayland SEC, kripto varlıkları “başka bir varlık sınıfı” olarak ele almayı planlıyor. Bu doğrultuda yatırımcıların, çeşitlendirilmiş portföylerinin en fazla yüzde 5’ini dijital varlıklara ayırmasına izin verilmesi gündemde. Böylece kriptoya erişim tamamen serbest bırakılmadan, kontrollü ve sınırlı bir yatırım alanı oluşturulması amaçlanıyor.ETF adımlarının yanı sıra, kripto vadeli işlemleri de düzenleyici gündemin önemli bir parçası. Planlanan yapıya göre kripto vadeli işlemleri, Tayland Vadeli İşlemler Borsası olan Thailand Futures Exchange (TFEX) bünyesinde ve Vadeli İşlemler Yasası’na uygun şekilde işlem görecek. Kongsakul, bu ürünlerin yatırımcılara riskten korunma ve daha gelişmiş portföy yönetimi imkânları sunacağını belirtiyor. Ayrıca kripto varlıkların Türevler Yasası kapsamında resmî bir dayanak varlık olarak tanınması da değerlendiriliyor.Taylandlı yetkililer yalnızca ETF ve vadeli işlemlerle sınırlı kalmıyor. SEC, tokenizasyon alanında da adımlar atıyor ve bu kapsamda Bank of Thailand ile birlikte bir düzenleyici “sandbox” ortamı üzerinde çalışıyor. Bu yapı sayesinde tokenleştirilmiş tahvil ve benzeri ürünlerin kontrollü bir ortamda test edilmesi hedefleniyor. Amaç, blokzincir tabanlı ihraç modellerini desteklerken denetimsiz perakende dağıtım risklerini sınırlamak.Öte yandan düzenleyici genişleme, denetim tarafında da daha sıkı bir yaklaşımı beraberinde getiriyor. Tayland SEC, özellikle sosyal medya üzerinden yapılan yatırım tavsiyelerine ve “finansal influencer” faaliyetlerine yönelik gözetimi artırmayı planlıyor. Buna göre, menkul kıymetler veya yatırım getirileri hakkında yönlendirme yapan kişilerin yetkili yatırım danışmanı ya da aracı statüsüne sahip olması gerekecek.Bu düzenleyici dönüşüm, piyasa aktörleri açısından da kritik bir döneme denk geliyor. Yakın zamanda KuCoin Thailand, sermaye yeterliliğiyle ilgili sorunlar nedeniyle SEC tarafından geçici olarak askıya alınmıştı. Şirket, sorunun bir hissedar anlaşmazlığından kaynaklandığını ve likidite problemi yaşanmadığını savunuyor. Buna karşın Tayland’daki kripto piyasası canlılığını koruyor. Ülkenin en büyük borsası olan Bitkub’da günlük işlem hacimleri yaklaşık 60 milyon dolar seviyesinde seyrediyor.

ABD Senatosu’nda Kripto Yasası Çıkmaza Girdi: Süresiz Erteleme
ABD’de kripto varlıklar için kapsamlı bir düzenleme getirmesi beklenen piyasa yapısı yasası, Senato’daki siyasi ve sektörel gerilimler nedeniyle yeniden belirsizliğe sürüklendi. Senato Bankacılık Komitesi, kripto para borsası Coinbase’in taslak metinden desteğini çekmesinin ardından yasa üzerindeki çalışmalarını süresiz olarak erteledi. Konuya yakın üç kaynağın aktardığına göre, komitenin kripto piyasasına ilişkin çalışmalara en az birkaç hafta boyunca geri dönmesi beklenmiyor.Komitenin geçen hafta bir “markup” oturumu düzenleyerek yasa maddeleri üzerinde değişiklikleri tartışması ve oylamaya gitmesi planlanıyordu. Ancak Coinbase’in kamuoyuna açık şekilde süreçten çekilmesi bu planı askıya aldı. Süreci yakından takip eden isimlere göre, Cumhuriyetçi senatörler ile Beyaz Saray, kripto sektörünün özellikle stablecoin’lere yönelik getiri kısıtlamaları konusunda bankacılık sektörüyle yaşadığı anlaşmazlıkları netleştirmesini istiyor. Bu başlık çözüme kavuşmadan taslağın yeniden gündeme alınması zor görünüyor.Coinbase’in geri adımı ve konut gündemi, CLARITY Act’i aylarca öteleyebilirBloomberg’in daha önce aktardığı üzere, Senato Bankacılık Komitesi kripto gündeminden geçici olarak uzaklaşıp konut politikalarına odaklanmayı planlıyor. Bu yön değişikliğinin arkasında, ABD Başkanı Donald Trump’ın büyük kurumsal yatırımcıların tek ailelik konut piyasasındaki etkisini sınırlamaya yönelik çağrıları bulunuyor. Trump, bireysel alıcıların konut piyasasında daha fazla şans elde etmesini savunuyor ve artan konut maliyetlerinin siyasi sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.Öte yandan Senato Tarım Komitesi, kendi kripto piyasa yapısı yasa taslağını yayımlamış durumda. Ancak sektör temsilcileri, bu metnin yeterli Demokrat desteğinden yoksun, daha çok partizan bir girişim olabileceği görüşünde. Tarım Komitesi Başkanı John Boozman, yaptığı açıklamada Demokrat senatör Cory Booker ile yürütülen görüşmelere rağmen “temel politika başlıklarında önemli görüş ayrılıkları” olduğunu kabul etti. Boozman, uzlaşma sağlanamamasına rağmen taslağın ilerletilmesi gerektiğini savunuyor.Ancak Senato süreci bununla da sınırlı değil. Tarım Komitesi’nden çıkacak bir metnin, Senato Genel Kurulu’nda oylanabilmesi için Bankacılık Komitesi ile uyumlu hale getirilmesi ve en az 60 oy barajını aşması gerekiyor. Bu da tüm Cumhuriyetçilerin desteğinin yanı sıra bazı Demokrat senatörlerin de ikna edilmesini zorunlu kılıyor.Beyaz Saray Dijital Varlıklar Konseyi İcra Direktörü Patrick Witt ise sektörden gelen eleştirilere sert yanıt verdi. Sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, kripto piyasa yapısı yasasının “ne zaman” çıkacağının tartışıldığını, “çıkıp çıkmayacağının” değil, vurguladı. Witt, mevcut Cumhuriyetçi ağırlıklı taslağın kusurları olsa da ileride hazırlanabilecek bir Demokrat versiyonun sektör açısından daha zorlayıcı olabileceğini savundu.Gecikmeler, kripto sektöründe düzenleyici belirsizliğin uzamasına yol açıyor. Coinbase CEO’su Brian Armstrong, daha önce yaptığı açıklamalarda stablecoin getirilerini sınırlayan maddelerin ABD bankacılık sektörünü kayırdığını ve kripto şirketlerini dezavantajlı konuma düşürdüğünü dile getirmişti. Bu itiraz, sürecin tıkanmasında belirleyici oldu.Yine de bazı kaynaklar, Bankacılık Komitesi’nin taslağı mart sonuna kadar yeniden ele almasının hâlâ mümkün olduğunu belirtiyor. Böyle bir senaryoda, Senato’nun yasayı yaz aylarında oylaması ve Temsilciler Meclisi’nin sonbaharda süreci tamamlaması gündeme gelebilir. Ancak mevcut tablo, ABD kripto piyasasının net ve kapsamlı bir yasal çerçeveye kavuşmasının en azından kısa vadede zor olacağını gösteriyor.

Belarus Kripto Bankalarına Yeşil Işık Yaktı
Belarus, dijital varlıkları finansal sistemine entegre etme yolunda dikkat çekici bir adım attı. Ülke lideri Alexander Lukashenko, kripto bankacılığına yasal bir çerçeve kazandıran yeni bir kararnameyi imzaladı. Belarus devlet haber ajansı BELTA tarafından aktarılan bilgilere göre, 16 Ocak’ta imzalanan ve “Kripto Bankalar ve Dijital Token Alanında Kontrolle İlgili Bazı Hususlar Hakkında” başlığını taşıyan 19 No’lu Kararname, ülkede kripto bankalarının kurulmasına ve faaliyet göstermesine olanak tanıyor.Kripto bankalar için yasal tanım netleştiYeni düzenleme, Belarus’un finansal IT inovasyonu alanındaki konumunu güçlendirmeyi hedeflerken, kripto bankacılığı faaliyetlerinin de denetimli ve kurallı bir yapı içinde yürütülmesini amaçlıyor. Kararnameyle birlikte Belarus hukukunda ilk kez “kripto banka” kavramı açık biçimde tanımlandı. Buna göre kripto bankalar, dijital token işlemlerini geleneksel bankacılık, ödeme ve ilgili finansal hizmetlerle bir arada sunabilen anonim şirketler olarak faaliyet gösterebilecek.Yasal çerçeve, kripto bankaların yalnızca blockchain tabanlı ürünlerle sınırlı kalmayıp klasik finansal araçlarla entegre çalışmasının önünü açıyor. Bu yapı sayesinde bankalar, hem token tabanlı işlemler hem de geleneksel ödeme ve bankacılık hizmetlerini tek çatı altında sunabilecek. Yetkililer, bu modelin dijital varlık ekonomisi ile klasik finans arasında bir köprü işlevi göreceğini vurguluyor.Ancak kripto banka statüsü kazanmak için belirli koşullar bulunuyor. Buna göre söz konusu kuruluşların, Belarus’un teknoloji ve inovasyon odaklı özel ekonomik bölgesi olan High-Tech Park’ta yerleşik statüye sahip olması gerekiyor. Ayrıca bu kurumların, National Bank of Belarus tarafından tutulan özel bir kripto banka siciline dahil edilmesi şart koşuluyor. Bu kriterler, hem sektörün gelişimini teşvik etmeyi hem de kontrol mekanizmalarını güçlendirmeyi amaçlıyor.Yeni sistemde dikkat çeken bir diğer unsur ise çift katmanlı denetim modeli. Kripto bankalar, banka dışı kredi ve finans kuruluşlarına uygulanan mevzuata tabi olmanın yanı sıra, High-Tech Park Denetim Kurulu’nun aldığı kararlara da uymak zorunda olacak. Yetkililer, bu çoklu denetim yapısının yenilikçi finansal hizmetlerin gelişimini engellemeden, geleneksel bankacılık standartlarına yakın bir gözetim sağlamayı hedeflediğini belirtiyor.Belarus yönetimi, bu kararnameyle kripto bankaların müşterilere hibrit bir ürün yelpazesi sunmasını planlıyor. Söz konusu ürünler, klasik bankacılığın görece istikrarlı yapısı ile token tabanlı işlemlerin hız ve verimliliğini bir araya getirecek. Böylece kripto bankalar, dijital varlık işlemlerini kolaylaştırırken aynı zamanda ödeme sistemleri ve bankacılık hizmetlerine erişim sağlayan aracı kurumlar olarak konumlanacak.High-Tech Park’ın kurulmasından bu yana ülke, blockchain ve kripto projelerini çekmek için görece esnek yasal düzenlemeler ve vergi avantajları sunuyor. Öte yandan Belarus yönetimi, kripto madenciliğini de stratejik bir alan olarak görüyor. Kasım ayında yapılan bir hükümet toplantısında Lukashenko, kripto madenciliğini küresel dolar bağımlılığını azaltmanın yollarından biri olarak tanımlamış ve ülkenin nükleer enerjiden doğan fazla kapasitesinin bu alanda değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştu. Minsk’te düzenlenen toplantıda piyasa oynaklığına dair endişeleri geri plana iten Lukashenko, kripto varlıkların uluslararası düzeyde alternatif parasal sistem arayışlarının kaçınılmaz bir parçası olduğunu dile getirmişti.

Rusya’da Kripto İçin Yeni Yasa Hazır: Resmî Açıklama Geldi
Rusya, kripto para piyasasını bireysel yatırımcılara açma yönünde bir adım daha atmaya hazırlanıyor. Devlet haber ajansı TASS tarafından aktarılan bilgilere göre, Rus parlamentosunun alt kanadı olan Devlet Duması bünyesindeki Finansal Piyasalar Komitesi’nin Başkanı Anatoly Aksakov, nitelikli olmayan yatırımcıların kripto varlıklara sınırlı erişimini mümkün kılacak yasa taslağının hazır olduğunu açıkladı. Taslağın, bahar parlamento oturumunda gündeme alınması bekleniyor.Kripto, özel düzenleme kapsamından çıkarılıyorAksakov’un verdiği bilgilere göre yeni düzenleme, kripto paraları “özel finansal düzenleme” kapsamından çıkararak daha sıradan bir finansal araç haline getirmeyi amaçlıyor. Russia-24 televizyon kanalına verdiği röportajda konuşan Aksakov, “Kripto paraları özel düzenleme alanından çıkaran bir yasa taslağı hazırlandı. Bu da dijital varlıkların günlük hayatımızın bir parçası haline gelmesi anlamına geliyor” ifadelerini kullandı. Bu yaklaşım, Rusya’da kripto varlıkların uzun süredir belirsiz olan hukuki statüsünde önemli bir değişime işaret ediyor.Taslak yasaya göre, nitelikli yatırımcı statüsüne sahip olmayan bireyler kripto para piyasasına tamamen serbest şekilde giremeyecek. Bunun yerine, perakende yatırımcılar için üst sınır uygulanacak. Mevcut çerçevede bu sınır, kişi başına 300 bin ruble ile sınırlandırılıyor. Bu tutar, güncel kurla yaklaşık 3.800 dolara karşılık geliyor. Aksakov, profesyonel piyasa katılımcılarının ise bu tür bir sınırlamaya tabi olmayacağını vurguladı.Yeni düzenleme yalnızca yurt içi bireysel işlemlerle sınırlı kalmayacak. Aksakov, yasanın kabul edilmesi halinde kripto paraların uluslararası işlemlerde de daha aktif kullanılabileceğini belirtti. Özellikle sınır ötesi ödemeler ve Rusya merkezli projeler tarafından ihraç edilen token’ların yurt dışında konumlandırılması, düzenlemenin öne çıkan hedefleri arasında yer alıyor. Bu yaklaşım, Rusya’nın geleneksel finansal altyapılara alternatif arayışlarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.Söz konusu açıklamalar, Rus yetkililerin son dönemde kripto paralara yönelik daha kontrollü ancak görece esnek bir tutum benimsediğini gösteriyor. Aralık ayında Rusya Merkez Bankası, nitelikli olmayan yatırımcıların risk farkındalığı testinden geçmeleri koşuluyla kripto alım satımına izin verebilecek bir çerçeve önermişti. Aynı düzenleme kapsamında anonim veya gizlilik odaklı kripto varlıkların ise yasaklı kalması öngörülmüştü.Benzer şekilde Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, maliye bakanlığı ile merkez bankasının, perakende yatırımcıların kripto piyasasına sınırlı katılımını mümkün kılacak ortak bir yaklaşım üzerinde çalıştığını açıklamıştı. Yetkililer, işlem hacmi ve yatırım tutarlarına getirilecek üst sınırların, olası finansal ve sistemik riskleri azaltmak açısından kritik olduğunu sık sık vurguluyor.Kripto paraların ülkede giderek daha fazla gündeme gelmesi, kamu kurumlarına yönelen sorulara da yansıyor. Rusya Sosyal Fonu’nun 2025 yılı boyunca aldığı milyonlarca çağrı arasında kriptoyla ilgili soruların dikkat çekici bir yer tuttuğu belirtiliyor. Vatandaşlar, emekli maaşlarının kripto ile ödenip ödenemeyeceğini ya da madencilik gelirlerinin sosyal yardımları etkileyip etkilemeyeceğini sorgularken, yetkililer tüm kamu ödemelerinin yalnızca ruble ile yapıldığını hatırlatıyor.Öte yandan kripto madenciliği de siyasi ve ekonomik açıdan daha fazla önem kazanmaya başladı. Bazı üst düzey yetkililer, fiziksel bir sınır ötesi hareket olmasa da madenciliğin döviz girişine katkı sağladığını belirterek bu faaliyetin bir ihracat kalemi olarak tanınması gerektiğini savunuyor. Bu kapsamda, Moskova Borsası ve St. Petersburg Borsası, gerekli yasal çerçevenin yürürlüğe girmesiyle birlikte kripto işlemlerini başlatmaya hazır olduklarını duyurmuş durumda. Mevcut takvime göre, yeni düzenlemelerin 1 Temmuz 2026 itibarıyla hayata geçmesi bekleniyor.

CLARITY Yasası Ocak Sonuna Kaldı: Bitcoin ve 6 Altcoin Listede
ABD’de kripto para piyasasına uzun süredir beklenen netliği getirmeyi hedefleyen CLARITY Yasası (Digital Asset Market Clarity Act) için önemli bir adım atıldı. Tasarı, Wyoming Senatörü Cynthia Lummis tarafından kamuoyuna sunuldu ve Ocak ayının ortasında Senato gündemine gelmesi planlanıyor. H.R. 3633’e ek olarak hazırlanan bu kapsamlı metin, dijital varlıkların hangi kurum tarafından ve nasıl denetleneceğini netleştirmeyi amaçlıyor.Toplam 278 sayfadan oluşan taslak, aylardır hem Cumhuriyetçilerin hem de Demokratların üzerinde çalıştığı “piyasa yapısı” düzenlemelerinin en güncel versiyonu olarak öne çıkıyor. Senato Bankacılık Komitesi tarafından hazırlanan metnin, ABD kripto piyasalarında süregelen yetki karmaşasını azaltması ve daha öngörülebilir bir düzenleme ortamı yaratması hedefleniyor. SEC ve CFTC arasındaki yetki karmaşası giderilmeye çalışılıyorCLARITY Yasası’nın merkezinde, dijital varlıkların denetiminde uzun süredir tartışma konusu olan ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ve Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu (CFTC) arasındaki yetki paylaşımı yer alıyor. Tasarı, hangi tür kripto varlığın hangi kurumun denetimine gireceğini daha net tanımlayarak, piyasalarda belirsizlik yaratan çakışmaları azaltmayı amaçlıyor.Destekleyenler, bu yaklaşımın piyasa manipülasyonunu sınırlayabileceğini ve hem bireysel hem de kurumsal yatırımcılar için daha istikrarlı bir zemin oluşturabileceğini savunuyor. Özellikle ani ve öngörülemez yaptırım süreçlerinin azalması, uzun vadeli kurumsal katılım açısından kritik görülüyor.ETF’i olan kripto paralar için yeni statüTaslak metnin dikkat çeken bölümlerinden biri, borsada işlem gören fonları (ETF) bulunan kripto paralarla ilgili düzenlemeler. Eğer bir kripto varlığın ETF’i ABD’de ulusal bir borsada listelenmişse, bu varlık için SEC’ye ek açıklama yapılması gerekmeyecek. Projeyi kimin kontrol ettiği ya da token dağıtım yapısı gibi detaylar ayrıca talep edilmeyecek.Bu kapsamda Bitcoin ve Ethereum ile birlikte XRP, Solana, Litecoin, Hedera, Dogecoin ve Chainlink gibi ETF’i bulunan altcoin’ler de aynı statüde değerlendiriliyor. Bu yaklaşım, altcoin piyasası açısından önemli bir eşik olarak görülüyor.Stablecoin’lere faiz yasağı, ancak istisnalar varStablecoin’ler konusunda da tasarı net bir çerçeve çiziyor. Buna göre kullanıcılar, yalnızca stablecoin tutarak faiz veya getiri elde edemeyecek. Ancak ödeme, transfer, likidite sağlama veya platform içi aktif kullanım gibi faaliyetlere dayalı ödüllere izin veriliyor. Senato Bankacılık Komitesi’nin taslağı, “şartlı getiri” yaklaşımıyla hem tüketiciyi korumayı hem de piyasa faaliyetlerini tamamen kısıtlamamayı hedefliyor.Bu madde, sektörün en tartışmalı başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Stablecoin gelirleri, tasarı üzerindeki en büyük anlaşmazlık noktalarından biri olarak gösteriliyor.DeFi geliştiricilerine korumaTasarı, Blockchain Regulatory Certainty Act’i de içeriyor. Buna göre kullanıcı fonlarını kontrol etmeyen, yalnızca yazılım geliştiren DeFi geliştiricileri finansal aracı olarak değerlendirilmeyecek. Amaç, açık kaynak geliştirmeyi ve yeniliği korurken, kullanıcı varlıklarını yöneten yapılara denetim getirmek.Eleştiriler ve siyasi takvimTasarıya destek verenler, ABD’nin küresel kripto inovasyonunda yeniden merkez olabileceğini savunuyor. Ancak Elizabeth Warren gibi isimler, SEC’nin yetkilerinin zayıflatılabileceği ve emeklilik fonları açısından riskler doğabileceği uyarısında bulunuyor.Öte yandan Senato Tarım Komitesi Başkanı John Boozman, komitenin CLARITY Yasası’na ilişkin görüşmelerini Ocak ayının son haftasına erteledi. Bu karar, iki partiden de yeterli desteğin henüz sağlanamadığı şeklinde yorumlanıyor.CLARITY Yasası, Senato Bankacılık Komitesi’nin nihai metni kısa süre içinde sunmasıyla birlikte, ABD kripto düzenlemelerinde bugüne kadarki en kapsamlı çerçeve olma yolunda ilerliyor. Tasarının son hali ve yapılacak değişiklikler, önümüzdeki haftalarda piyasalar tarafından yakından izlenecek.

Dubai’den Kriptoya Sert Çizgi: Gizlilik Token’ları Yasaklandı
Dubai’nin finansal serbest bölgesi Dubai International Financial Centre (DIFC) için geçerli olan kripto varlık düzenlemeleri önemli ölçüde güncellendi. Dubai Financial Services Authority (DFSA) tarafından yürürlüğe alınan yeni Crypto Token Regulatory Framework, 12 Ocak itibarıyla uygulanmaya başladı. Güncellenen çerçeve, gizlilik odaklı kripto varlıklara net bir sınır çizerken, stablecoin tanımını daraltıyor ve token uygunluğuna ilişkin sorumluluğu doğrudan lisanslı şirketlere devrediyor.Yeni düzenlemelerin en dikkat çekici başlığı gizlilik token’ları oldu. DFSA, işlem geçmişini veya cüzdan sahiplerini gizlemeye yönelik olarak tasarlanan kripto varlıkların DIFC genelinde kullanılmasını yasakladı. Bu yasak yalnızca alım satımı değil; pazarlama faaliyetlerini, fonlara maruz kalmayı ve söz konusu varlıklara dayalı türev ürünleri de kapsıyor. Böylece gizlilik token’larıyla ilişkili her türlü finansal faaliyet, DIFC çatısı altındaki kurumlar için erişim dışına çıkarılmış oldu.Bu kararın, gizlilik odaklı kripto paralara yönelik piyasa ilgisinin arttığı bir dönemde gelmesi dikkat çekiyor. Son dönemde Monero (XMR) yeni zirveler görürken, Zcash (ZEC) tarafında da işlem hacimlerinde belirgin bir artış yaşanmıştı. Buna karşın DFSA, bu tür varlıkların küresel uyum yükümlülükleriyle bağdaşmadığı görüşünde. Kurumun yaklaşımı, kripto işlemlerinde gönderici ve alıcı bilgilerinin tespit edilebilmesini zorunlu kılan Mali Eylem Görev Gücü (FATF) standartlarına dayanıyor. Gizlilik token’larının doğası gereği bu şeffaflığı zorlaştırması, düzenleyici açısından kabul edilemez bir risk olarak değerlendiriliyor.Yasak yalnızca token’larla sınırlı kalmıyor. DIFC’de lisanslı kurumların mixer, tumbler veya işlem detaylarını gizleyen diğer araçları kullanması ya da sunması da artık mümkün değil. Bu adım, Dubai’yi gizlilik artırıcı teknolojilere karşı en katı tutumu benimseyen merkezler arasına yaklaştırıyor. Avrupa Birliği’nde MiCA çerçevesi ve anonim kripto faaliyetlere yönelik yaklaşan AML kısıtları da benzer bir yönde ilerlerken, Hong Kong gibi bazı merkezler gizlilik token’larını teoride serbest bıraksa da pratikte ciddi sınırlamalar uyguluyor.Stablecoinler de gündemdeDüzenlemenin bir diğer kritik boyutu stablecoin tanımında yapılan değişiklikler oldu. DFSA, “Fiat Crypto Token” olarak adlandırdığı stablecoin kategorisini yalnızca itibari paraya bire bir sabitlenmiş ve yüksek kaliteli, likit varlıklarla desteklenen token’larla sınırlandırdı. Rezervlerin, piyasa stresinin yüksek olduğu dönemlerde dahi geri ödeme taleplerini karşılayabilecek nitelikte olması şart koşuluyor. Bu kapsamda algoritmik stablecoin’ler stablecoin tanımının dışında bırakıldı. Hızlı büyümesiyle dikkat çeken Ethena gibi projeler yasaklanmıyor; ancak DIFC içinde artık stablecoin olarak değil, standart kripto token’lar olarak değerlendiriliyor.Çerçevede yapılan yapısal değişikliklerden biri de token uygunluğu değerlendirmesinin doğrudan sektöre bırakılması oldu. DFSA, artık onaylı kripto varlıklar listesi tutmayacak. Bunun yerine DIFC’de faaliyet gösteren lisanslı şirketler, sundukları token’ların uygunluğunu kendileri değerlendirecek, bu değerlendirmeleri belgelemekle yükümlü olacak ve düzenli olarak gözden geçirecek. DFSA politika ve hukuk direktörü Charlotte Robins, bu yaklaşımın daha esnek ve ilkelere dayalı bir modele geçişi temsil ettiğini belirtiyor.Dubai genelinde ise tablo parçalı kalmaya devam ediyor. DIFC dışında yetkili olan Dubai Virtual Assets Regulatory Authority (VARA), 2023’te gizlilik artırılmış kripto paralar için açık bir yasak getirmişti. Abu Dabi tarafında ise Abu Dhabi Global Market (ADGM) daha temkinli, risk bazlı bir yaklaşım izliyor.

Türkiye’de Kripto Şirketleri İçin 31 Mart Kriteri Gündemde
Türkiye’de kripto varlık piyasasına yönelik düzenleyici çerçeve netleşirken, kripto varlık hizmet sağlayıcılarını (KVHS) doğrudan ilgilendiren önemli bir takvim de resmiyet kazandı. Buna göre Türkiye’de faaliyet gösteren kripto varlık hizmet sağlayıcılarının, faaliyetlerini kesintisiz şekilde sürdürebilmeleri için en geç 31 Mart tarihine kadar yetkili bir saklama kuruluşuyla sözleşme imzalaması ve TÜBİTAK Bilgi Sistemleri ve Teknolojik Altyapı Kriterleri’ne uyum sağlaması gerekiyor. İlgili sözleşmelerin de Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) sunulması bekleniyor.Bu adım, kripto varlık piyasasında kullanıcı fonlarının güvenliğini artırmayı ve operasyonel riskleri azaltmayı hedefleyen yeni dönemin en kritik başlıklarından biri olarak görülüyor. Saklama yükümlülüğü, hem borsaların hem de diğer kripto hizmet sağlayıcılarının teknik altyapılarını daha sıkı denetimlere uygun hâle getirmesini zorunlu kılıyor. Böylece Türkiye’de kripto piyasasında faaliyet gösteren şirketlerin uluslararası standartlara daha yakın bir yapıya kavuşması amaçlanıyor.Ziraat Bankası ve TÜBİTAK ortaklığıBu düzenleyici sürecin hemen ardından dikkat çeken bir diğer gelişme ise Ziraat Bankası ile TÜBİTAK arasında imzalanan kapsamlı iş birliği protokolü oldu. İki kurum arasında hayata geçirilen bu protokol, kripto varlık saklama altyapısı başta olmak üzere ileri teknolojiler alanında ortak ürün ve çözümler geliştirilmesini hedefliyor.İş birliği; siber güvenlik, büyük veri, yapay zekâ, blokzincir, dijital varlık teknolojileri ve kuantum bilişim gibi kritik alanları kapsıyor. Ziraat Bankası’nın finansal tecrübesi ile TÜBİTAK’ın araştırma ve teknoloji geliştirme kapasitesinin bir araya getirilmesiyle, Türkiye’nin dijital finans ekosisteminde daha güvenli ve rekabetçi bir konuma ulaşması amaçlanıyor. Özellikle yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesi odağında planlanan çalışmaların, kriptografi ve finansal altyapı tasarımı gibi alanlarda stratejik bir Ar-Ge ekosistemi oluşturması bekleniyor.Protokol kapsamındaki ilk somut adım ise Dijital Varlık Saklama (Custody) Altyapısına yönelik sözleşmenin imzalanması oldu. Fazlar hâlinde yürütülmesi planlanan proje ile Türkiye’de tamamen yerli, milli ve mevcut regülasyonlarla uyumlu bir kripto varlık saklama altyapısının hayata geçirilmesi hedefleniyor. Geliştirilecek mimarinin, Türkiye dijital finans ekosistemi için ulusal ölçekte referans niteliği taşıyan yeni bir standart oluşturması amaçlanıyor.Kripto varlık saklama çözümlerinin yanı sıra, siber güvenlikten yapay zekâya, büyük veriden kuantum teknolojilerine kadar uzanan geniş bir teknoloji yelpazesinde de ortak Ar-Ge çalışmalarının başlatılması planlanıyor. Bu çalışmaların, hem finans sektöründe hem de kamu tarafında ileri teknoloji tabanlı yeni ürünlerin önünü açması bekleniyor.Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, imzalanan protokolün Türkiye’nin finansal teknoloji kapasitesi açısından stratejik bir adım olduğunu vurguladı. Çakar, TÜBİTAK ile yürütülen bu iş birliğinin, blokzincir tabanlı dijital varlık saklama altyapısında ulusal bir standart oluşturma hedefini güçlendirdiğini ifade etti. Siber güvenlik ve yapay zekâ gibi alanlarda geliştirilecek ortak ürünlerin, Ziraat Finans Grubu’nun dijital dönüşüm vizyonuna önemli katkı sağlayacağını dile getirdi.TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın ise bu iş birliğini, kurumlar arası teknolojik paydaşlığın güçlü bir örneği olarak değerlendirdi. Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda, dijital varlıkların güvenli şekilde saklanmasını sağlayacak bir sistemin geliştirilmesinin öncelikli hedef olduğunu belirten Aydın, projenin gelecekte blokzincir, yapay zekâ ve büyük veri gibi alanlarda yeni çalışmaların da önünü açacağını ifade etti.
