Haberler
Regülasyon Haberleri
Regülasyon ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Regülasyon hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
Binance, Abu Dabi Global Market’in (ADGM) Finansal Hizmetler Düzenleme Otoritesi’nden (FSRA) tam yetki alarak küresel çapta bu kapsamda onaylanan ilk kripto borsası oldu. Bu adım, şirketin uzun süredir hedeflediği regülasyon uyumunda önemli bir dönemeç niteliği taşıyor. Binance’in spot ve türev işlemlerden saklama faaliyetlerine kadar tüm operasyonu tek bir uçtan uca denetim çerçevesine giriyor; böylece risk yönetimi ve kullanıcı koruması daha sıkı şekilde güvence altına alınmış oluyor.Binance, ADGM’den onay aldıADGM, geleneksel finans standartlarını yakından izleyen, net kuralları ve güçlü gözetim mekanizmasıyla bilinen bir hukuk yapısına sahip. Binance’in bu çerçeveye tam uyumla dahil olması, küresel regülatörlerin kripto borsalarından talep ettiği yapısal ayrıştırma, hesap verebilirlik ve operasyonel şeffaflık yönünde kritik bir eşik anlamına geliyor.Binance CEO’su, alınan izni şirket ve sektör adına “stratejik bir kilometre taşı” olarak nitelendirdi. Açıklamada, global operasyonların ADGM’nin yakından denetlediği bir yapıya taşınmasının, şirketin temellerinin sağlamlığını ve sorumlu inovasyona bağlılığını gösterdiği vurgulandı.Yeni yapı: Nest markası altında üç ayrı lisanslı şirketADGM kurallarına göre Binance, faaliyetlerini üç ayrı yerel ve lisanslı yapı üzerinden yürütecek. Bu yaklaşım, borsanın tüm işlem döngüsünü birbirinden ayrıştırarak hem riskleri azaltmayı hem de düzenleyici denetimi güçlendirmeyi amaçlıyor.Nest Exchange Limited (eski adıyla Nest Services): Tanınmış Yatırım Borsası statüsüyle spot ve türev işlemlerden sorumlu olacak.Nest Clearing and Custody Limited: Tanınmış Takas Kurumu olarak yetkilendirildi; takas, mutabakat ve dijital varlık saklama süreçlerini yönetecek.Nest Trading Limited (eski adıyla BCI Limited): Broker-dealer lisansıyla OTC işlemleri, varlık dönüşümleri ve borsa dışı ticaret faaliyetlerini yürütecek.Bu yapı, geleneksel piyasalarda borsa–takas–aracı kurum ayrımının kriptoya taşınmış hali olarak dikkat çekiyor. Aynı zamanda düzenleyici otoritenin her bir fonksiyonu bağımsız şekilde gözetmesine imkân sağlıyor.Kullanıcı korumasında güçlü çerçeveFSRA lisansı, Binance kullanıcılarını dünyanın en katı tüketici koruma rejimlerinden birinin kapsamına alıyor. İşlem yürütme, saklama, risk yönetimi ve varlık güvenliği gibi tüm süreçler düzenli olarak denetlenecek. Bu da hem kurumsal hem bireysel yatırımcı tarafında güveni artıran bir unsur olarak öne çıkıyor.ADGM Başkanı Ahmed Jasim Al Zaabi, Binance’in bölgeye girişinin Abu Dabi'nin küresel finans ve inovasyon merkezi olarak yükselişini pekiştirdiğini söyledi. Binance’in eş CEO’su Richard Teng ise yeni yapının “uyum, şeffaflık ve kullanıcı koruması” taahhüdünü güçlendirdiğini belirtti.Borsanın küresel operasyonlarını gelecekte Abu Dabi'ye taşıyıp taşımayacağına dair net bir açıklama yapılmış değil; ancak şirket bir süredir uluslararası ölçekte kalıcı bir merkez arayışını sürdürüyor.Binance.com’un 5 Ocak 2026 itibarıyla ADGM çerçevesi altında tam olarak faaliyet göstermesi bekleniyor. Bu geçişle birlikte kullanıcılar daha net operasyonel süreçler, denetimi güçlendirilmiş saklama hizmetleri ve regülasyon uyumlu ticaret altyapısı görecek. Binance kısa süre önce 300 milyon kayıtlı kullanıcıyı aştığını duyurmuştu ve hacim açısından hâlâ dünyanın en büyük kripto platformu konumunda.

Birleşik Krallık, kripto varlık düzenlemelerinde yıllardır süren tartışmaları geride bırakan tarihi bir adım attı. Ülkede Salı günü yürürlüğe giren Property (Digital Assets etc.) Act 2025, dijital varlıkları resmen “mülkiyetin üçüncü bir kategorisi” olarak tanımladı. Böylece Bitcoin, stablecoin’ler ve diğer dijital varlıklar artık İngiliz hukukunda fiziksel varlıklar ve sözleşme haklarından ayrı, kendine özgü bir mülkiyet sınıfına kavuştu.İngiltere’de kritik kripto yasasıYasa, her iki meclisten de değişiklik yapılmadan geçerek Kral III. Charles’ın onayıyla yasalaştı. Bu durum, sürecin politik anlamda ne kadar geniş bir mutabakatla desteklendiğini ortaya koyuyor. İngiltere’nin önde gelen sektör kuruluşlarından CryptoUK, söz konusu adımın kripto endüstrisi için uzun zamandır beklenen “net bir hukuki zemin” sağladığını belirtti. Dernek, mahkemelerin yıllardır kriptoyu mülkiyet kapsamında değerlendirdiğini ancak bunun yasaya açıkça yazılmasının, suç soruşturmaları, varlık kurtarma davaları ve miras hukuku gibi alanlarda belirsizliği ortadan kaldıracağını vurguladı. Bitcoin Policy UK CEO’su Susie Ward, kararı “artık sahip olduğunuz satoshilerin hukuken koruma altında olduğu” şeklinde yorumladı. Kuruluşun politika direktörü Freddie New ise bu gelişmeyi “Orta Çağ’dan bu yana İngiliz mülkiyet hukukunda yapılan en büyük değişiklik” olarak nitelendirdi. Açıklamalar, reformun yalnızca kripto ekosistemi için değil, aynı zamanda İngiliz hukuk sistemi açısından da bir dönüm noktası olduğunu gösteriyor.Bu düzenleme, ilk kez 2023’te bağımsız hukuk organı Law Commission tarafından önerilmişti. Öneri daha sonra Eylül 2024’te Lordlar Kamarası’na taşındı ve kısa bir yasa taslağı olarak şekillenerek 2025 içinde tamamlandı. Tasarının temel amacı, dijital varlıkların ne olduğuna, nasıl sahiplenildiğine ve nasıl korunacağına dair hukuki tanımı güçlendirmekti.CryptoUK, yeni çerçevenin özellikle üç alanda etkili olacağını belirtiyor: mülkiyet ispatı, çalınan varlıkların kurtarılması ve iflas ile miras süreçlerinde kripto varlıkların işlenmesi. İngiltere’deki kripto ile ilgili davaların önemli bir kısmı, bugüne kadar yargıçların yorumlarıyla ilerliyordu; şimdi ise yazılı yasa, bu alan için standart bir yaklaşım getiriyor.Birleşik Krallık kripto varlıkları tanımlamakla yetinmiyor; paralel olarak finansal regülasyon tarafını da hızlandırmaya çalışıyor. İngiltere Merkez Bankası (BoE), kısa süre önce sterlin destekli stablecoin’ler için yeni bir düzenleyici çerçeve taslağı yayımladı. Banka, stablecoin kullanımının önümüzdeki yıllarda ödeme sistemlerinde yaygınlaşacağını ve buna şimdiden hazırlık yapılması gerektiğini vurguluyor. BoE Başkan Yardımcısı Sarah Breeden, ülkenin ABD’nin gerisinde kalmak istemediğini belirterek, yeni kuralların “ABD ile aynı hızda” yürürlüğe gireceğini söyledi.Son adımla birlikte Birleşik Krallık, kripto varlıkları hem mülkiyet hem de finansal regülasyon ekseninde tanımlamaya yaklaşan az sayıdaki ülkeden biri haline geldi.

Chainlink’in yerel token’ı LINK, salı günü piyasaya güçlü bir hareketle giriş yaptı. Grayscale’in ABD’de ilk kez bir Chainlink odaklı borsa yatırım fonu (ETF) listelemesi, varlığın fiyatını kısa sürede yukarı çekti. LINK gün içinde %13–15 bandında yükselerek 13,9 dolara ulaştı; bu, son haftalardaki zayıf piyasa görünümünün ardından en dikkat çekici toparlanmalardan biri olarak öne çıktı. Chainlink için kritik adımYeni ürün, GLNK koduyla NYSE Arca’da işlem görüyor. Grayscale’in 2021’de özel plasman olarak başlattığı ve 2022’de OTC Markets’e taşıdığı Chainlink Trust, böylece tam anlamıyla halka açık bir ETF yapısına dönüştürülmüş oldu. Bu adım, hem perakende hem de kurumsal yatırımcılar açısından LINK’e erişimi daha kolay ve daha düzenli hale getiriyor.Grayscale’e göre GLNK, yatırımcılara geleneksel aracı kurumlar üzerinden düzenlenmiş bir yapı içinde Chainlink’e maruz kalma fırsatı sunuyor. Bununla birlikte fon, 1940 Yatırım Şirketi Yasası kapsamına girmediği için klasik ETF’lerde yer alan bazı tüketici korumalarını içermiyor. Fonun çalışma mantığı, yatırımcılar adına LINK tutması ve bu varlıkların performansına dolaylı yoldan erişim sağlaması üzerine kurulu.Chainlink ekosisteminin kendisi, bu ilginin tesadüf olmadığını gösteriyor. LINK, halihazırda blokzinciri dünyasının en kritik bileşenlerinden biri olan merkeziyetsiz oracle ağını güçlendiriyor. Bu ağ, akıllı sözleşmelere zincir dışı verileri (fiyat akışları, hava durumu, seçim sonuçları veya API tabanlı diğer veri setleri) güvenli biçimde aktarıyor. Aynı zamanda birbirleriyle iletişimi olmayan farklı blokzincirlerin veri ve varlık aktarımını mümkün kılan çapraz zincir altyapısını da destekliyor. DeFi’den NFT’lere, oyun uygulamalarından kurumsal çözümlere kadar geniş bir yelpazede kullanılan bu yapı, onlarca milyar dolarlık değerin güvenli kalmasına katkı sağlıyor.ETF’in açılışıyla birlikte Chainlink’in sosyal medya hesapları da “gerçek dünya ile blokzincir arasındaki temel köprüye yatırım yapma fırsatı” vurgusu yaptı. GLNK’nin ilk işlem gününde 860 bini aşan hisse hacmine ulaşması, yatırımcı ilgisinin hızlı şekilde oluştuğunu gösteriyor. Yahoo Finance verilerine göre fon, yaklaşık 27,8 milyon dolarlık net varlık büyüklüğüne ve %2,50 gider oranına sahip.LINK’in fiyat hareketi son aylarda oldukça dalgalıydı. Token, yıl başından bu yana yaklaşık %39 değer kaybetmiş, son bir yılda ise %47’ye varan düşüşler yaşamıştı. Bu nedenle analistler, yeni ETF’in orta vadede fiyat istikrarı yaratabileceğini düşünüyor. Özellikle ABD’de Solana, Litecoin ve XRP gibi varlıklar için de benzer temalı ETF’lerin son haftalarda piyasaya girmesi, geleneksel sermaye tarafında çeşitlenmiş bir ilgi olduğunu gösteriyor.Grayscale’in ürün gamını hızla ETF formatına dönüştürmesi de dikkat çekiyor. Şirket, daha önce Dogecoin ve Solana gibi varlıklar için de trust yapılarından ETF modeline geçiş yapmıştı. Böylece ABD’de kriptoyla bağlantılı menkul kıymet ürünlerinin sayısı artmaya devam ederken, Chainlink’in kendi fonuna kavuşması sektörde önemli bir kilometre taşı.

Japonya hükümeti, kripto varlıkların vergilendirilmesine ilişkin en kapsamlı düzenleme paketlerinden birini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Mevcut sistemde %55’e varan kademeli bir gelir vergisine tabi olan kripto kazançları, 2026 vergi reformuyla birlikte yatırım fonları ve hisse senetleriyle aynı kapsamda değerlendirilecek ve %20 sabit oran üzerinden vergilendirilecek. Değişikliğin, bireysel yatırımcıların işlem hacmini artırması ve Japonya’nın küresel rekabet gücünü güçlendirmesi bekleniyor.Japonya’dan kripto teklifiReform teklifine göre kripto kazançları, iş gelirlerinden ve ücretli kazançlardan ayrılarak bağımsız bir gelir kategorisine taşınacak. Böylece yatırımcıların kripto işlem kârları artık progresif vergi dilimlerine girmeyecek; %15 gelir vergisi ve %5 ikamet vergisinden oluşan tek bir sabit oran uygulanacak. Bu düzenlemenin Aralık 2026’da açıklanacak nihai vergi paketine dahil edilmesi öngörülüyor.Vergi reformunun arka planında, Japonya’nın hem bireysel yatırımcıyı teşvik etme arzusu hem de uluslararası uygulamalarla uyum sağlama çabası bulunuyor. Finansal Hizmetler Ajansı’nın (FSA) yaptığı karşılaştırmalı çalışmada, ABD’de kripto varlıkların mülk olarak sınıflandırıldığı ve %0–%37 arasında değişen oranlarla vergilendirildiği; Birleşik Krallık’ta sermaye kazançları kapsamında %20–%28 arası oranların uygulandığı; Fransa’nın ise %30 sabit vergi modeli benimsediği aktarıldı. Japonya’nın %20 düz oranı, bu ülkelerle daha uyumlu bir çerçeve yaratırken, iç piyasada rekabeti artırma potansiyeli taşıyor.FSA, vergi indiriminin ötesinde yapısal sınıflandırma değişiklikleri de hazırlıyor. Bitcoin, Ethereum ve yaklaşık 100 tokenı kapsayan yeni çerçeve, kripto varlıkları Finansal Araçlar ve Borsa Yasası altında “finansal ürün” olarak yeniden tanımlayacak. Bu adım sayesinde bankalar, sigorta şirketleri ve kurumsal aracı kurumlar, belirli koşullar altında kripto ürünleri sunabilecek veya saklama hizmeti sağlayabilecek. Böylece kurumsal katılımın artması ve yerli borsalarda daha yüksek hacim oluşması bekleniyor.Ajans ayrıca yaklaşık 150 varlıktan oluşacak bir token beyaz listesi hazırlıyor. Bu listeye giren kripto varlıklar, daha esnek vergisel muamele, bankacılık saklama hizmetleri ve piyasa erişimi açısından avantajlı konuma gelecek. Liste dışında kalan tokenlar ise mevcut sıkı düzenlemelere tabi olmaya devam edecek. FSA, bu yaklaşımla hem kurumsal uyumu artırmayı hem de piyasa riskini daha net kategorilere ayırarak denetim gücünü artırmayı hedefliyor.Vergi indirimi Japonya için yalnızca teknik bir düzenleme anlamına gelmiyor. Ülke, yıllardır bireysel yatırımcıların yüksek vergi yükü nedeniyle yurt dışındaki platformları tercih etmesi ve işlem hacimlerinin yerel borsalar yerine dış piyasada toplanması sorunuyla karşı karşıyaydı. %20 sabit oran, bu eğilimi tersine çevirme ve kripto ekosistemini yeniden ülke içine çekme potansiyeline sahip.Ayrıca Japonya, sermaye piyasalarını canlandırmak için hazırladığı geniş kapsamlı yatırım reform paketinde genç bireyleri ve küçük yatırımcıları da hedefliyor. Yerel medyaya göre hükümet, vergi avantajlarının bir kısmını reşit olmayan kişilerin yatırım yapabileceği ürünlere genişletme planını da değerlendiriyor.Bütün bu adımların 2026 boyunca yasalaşması ve yeni vergi rejiminin 2027 mali yılı itibarıyla yürürlüğe girmesi bekleniyor. Eğer süreç öngörüldüğü gibi ilerlerse Japonya, kripto vergilendirmesinde hem Asya-Pasifik bölgesinde hem de G7 ülkeleri arasında en rekabetçi yasal çerçevelerden birine sahip olacak.

Japonya, kripto varlık piyasasını daha güvenli hale getirmek için yeni ve kapsamlı bir düzenleme paketine hazırlanıyor. Financial Services Agency (FSA), ülkedeki kripto para borsalarının kullanıcıları korumak amacıyla zorunlu sorumluluk rezervleri oluşturmasını talep eden bir yasa taslağı üzerinde çalışıyor. Bu düzenleme, özellikle hack saldırıları ve operasyonel hatalar sonucunda yaşanan kayıpların telafisi için ek bir güvence sunmayı hedefliyor.FSA’nın tavsiyesi, çarşamba günü toplanacak olan Financial System Council raporunda yer alacak. Raporun ardından düzenleme sürecinin hızlanması; ilgili yasanın 2026’daki olağan Diet oturumunda parlamentoya sunulması bekleniyor.Japonya halihazırda borsalara, kullanıcı varlıklarını soğuk cüzdanlarda tutma zorunluluğu getiriyor. Ancak soğuk cüzdan güvenliği her şeyi çözmüyor. 2024 yılında yerel borsa DMM Bitcoin, Tokyo merkezli yazılım firması Ginco üzerinden gerçekleşen bir sızma nedeniyle yaklaşık 312 milyon dolar kaybetti. Bu olay, yalnızca varlık saklama tedbirlerinin yeterli olmadığını bir kez daha gösterdi. FSA’nın yeni hamlesi, tam da bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor.Yeni düzenleme ile birlikte kripto borsaları, yaşanabilecek saldırılar veya teknik aksaklıklar sonucunda kullanıcıların uğrayacağı zararları karşılamak üzere acil durum rezervi oluşturmak zorunda kalacak. Bu rezervlerin kapsamı, denetimi ve büyüklüğü ise FSA tarafından belirlenecek. Yetkililere göre amaç, sektörde daha sağlam bir güven altyapısı kurarak hem bireysel yatırımcıların hem de kurumsal oyuncuların piyasaya olan güvenini artırmak.Japonya, kripto düzenlemeleri konusunda hareketlendiJaponya son aylarda yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda sektörün yapısını da yeniden düzenleyen birçok adım attı. FSA, kripto varlıkların mevcut Payment Services Act kapsamından çıkarılarak Financial Instruments and Exchange Act içine alınmasını değerlendirdiğini açıkladı. Bu değişiklik hayata geçerse kripto paralar, tıpkı hisse senetleri ve tahviller gibi tam anlamıyla finansal ürün statüsüne kavuşacak.Vergi tarafında da bir reform gündemde. Dijital varlık kazançlarının vergilendirilmesinde yüzde 20’lik düz bir oran planlanıyor. Bu yaklaşım, kripto gelirlerini hisse senedi kazançları ile aynı noktaya taşıyarak yatırımcılar için daha öngörülebilir bir vergi çerçevesi yaratabilir.Öte yandan Japonya, stablecoin pazarına da stratejik bir önem veriyor. Ülkenin ilk yen destekli stabil coini JPYC kısa süre önce piyasaya çıktı. Yerel büyük bankaların da içinde bulunduğu yeni stablecoin projeleri ise test aşamasında. Düzenleyiciler, fiat teminatlı stablecoinlerin gelecekte ödeme sistemlerinin önemli bir parçası olacağını düşünüyor.Piyasadaki bu dönüşüm, varlık yönetim şirketlerini de harekete geçirdi. Nikkei’nin haberine göre Mitsubishi UFJ Asset Management ve Daiwa Asset Management dahil olmak üzere altı büyük Japon portföy yöneticisi, ülkenin ilk kripto yatırım fonlarını kurmak için hazırlık yapıyor.

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), kripto sektöründe giderek büyüyen gizlilik ve finansal gözetim tartışmalarını değerlendirmek için 15 Aralık’ta kamuya açık bir yuvarlak masa toplantısı düzenlemeye hazırlanıyor. Toplantı, SEC’in Kripto Görev Gücü tarafından organize edildi ve son dönemde yatırımcıların artan gizlilik endişeleri üzerine şekillendi. Kripto topluluğunda tepkilerin yükselmesi, düzenleyicilerin bu konuda daha kapsamlı bir değerlendirme yapmasını zorunlu hâle getirdi. SEC’e yakın kaynaklar, görüşmelerde hem sektör temsilcilerinin hem de komisyon üyelerinin yer alacağını, ancak toplantı sonucunda herhangi bir politika önerisi sunulmayacağını belirtiyor. Amaç, mevcut sorunları açık biçimde ortaya koymak ve riskleri değerlendirmek.Gizlilik tartışmalarını alevlendiren davalar ve piyasa etkileriAnalistler, son iki yılda yaşanan bazı kritik olayların gizlilik konusunu yeniden sektörün ana gündem maddelerinden biri hâline getirdiğini hatırlatıyor. Haziran ayında Tornado Cash geliştiricisi Roman Storm’un kısmi suçlu bulunması, kasım ayında Samourai Wallet geliştiricisinin hapis cezası alması ve aynı dönemde gizlilik odaklı token’ların fiyatlarında görülen sert yükselişler, hem yatırımcıların hem de geliştiricilerin dikkatini bu alana yönlendirdi.Öte yandan, Ludlow Institute kurucusu Naomi Brockwell, sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede, gizliliğin otoriter eğilimleri frenleyen önemli bir unsur olduğunu belirtti. Brockwell’e göre gizlilik karşıtı adımlar atıldığında, bu durum yalnızca kriptoyu değil tüm dijital hakları tehdit ediyor.Bu tartışmalar, kriptonun köklerine kadar uzanan bir meseleyi yeniden hatırlattı. Sektörde kullanılan modern şifreleme teknolojilerinin temel motivasyonu, ilk dönem cypherpunk hareketinin savunduğu güvenli ve özgür bireysel iletişimdi. O dönemden bu yana kripto topluluğu, mahremiyetin temel bir insan hakkı olduğunu savunuyor.Açık kaynak yazılımcılar üzerindeki baskı tepki çekiyorGeliştiricilere yönelik yasal süreçler, sektör içerisinde güçlü bir huzursuzluk yaratmış durumda. Bazı hukuk uzmanları, Storm davası ve benzeri dosyalarda açık kaynak geliştiricilerin yalnızca yazdıkları kod nedeniyle suçlanmasının tehlikeli bir emsal oluşturduğunu savunuyor. Eleştirmenlere göre bu yaklaşım, açık kaynak ekosisteminin temelini zedeleyebilir.Bitcoin destekçisi gazeteci Lola Leetz de konuya dikkat çeken isimlerden biri. Leetz, açık kaynak geliştiricilerinin suçlanmasını, “bir aracın suçta kullanılması nedeniyle o aracın üreticisini komployla suçlamak” gibi mantıksız bir yaklaşım olarak nitelendirdi. Ona göre insanlar, başkalarının kendi araçlarını nasıl kullandığından sorumlu tutulmamalı.Tartışmalar büyürken Adalet Bakanlığı’ndan da dikkat çekici bir açıklama geldi. Bakanlığın Ceza Dairesi’nde görev yapan Matthew Galeotti, ağustos ayında yaptığı açıklamada, sadece kod yazdığı için geliştiricileri hedef alan kovuşturmaların durdurulduğunu belirtti. Galeotti’ye göre kötü niyet taşımayan yazılım üretimi suç kapsamına alınamaz; bakanlığın amacı düzenleme yapmak değil, geliştiricileri hangi eylemlerin suç teşkil edebileceği konusunda bilgilendirmek.Sektör 15 Aralık’taki toplantıya odaklandıYaklaşan SEC toplantısı, tartışmaların nasıl bir yöne evrileceği konusunda kritik bir dönemeç olarak görülüyor. Oturumda, son dönemde gündeme gelen tüm davalar, gizlilik araçları, finansal gözetim yöntemleri ve piyasa etkileri masaya yatırılacak. Komisyon üyesi Hester Peirce (kripto topluluğunda “Crypto Mom” olarak bilinen isim) görüşmelerin kapsamının geniş tutulacağını ve sektörün endişelerini doğrudan dinlemeyi hedeflediklerini belirtti.Gizlilik odaklı araçların geleceğine ilişkin tartışmalar sürerken, 15 Aralık’taki toplantı hem geliştiriciler hem yatırımcılar hem de düzenleyiciler için kritik bir buluşma noktası olacak gibi görünüyor.

New Hampshire, kripto varlıkların geleneksel finansla birleşmesinde yeni bir sayfa açarak ABD’nin ilk Bitcoin teminatlı belediye bonosunu onayladı. Eyaletin işletmeleri destekleyen kurumu olan New Hampshire Business Finance Authority (BFA), 17 Kasım’da 100 milyon dolarlık Bitcoin teminatlı bir “conduit bond” için yeşil ışık verdi. Bu hamle, 140 trilyon dolarlık küresel borç piyasasına dijital varlıkların girişini mümkün kılabilecek bir dönüm noktası olarak görülüyor.Onaylanan yapı, şirketlerin özel saklama hizmetinde tutulan ve aşırı teminatlandırılan Bitcoin’leri borçlanma aracı olarak kullanmasına imkân tanıyor. Bitcoin varlıkları BitGo tarafından tutulacak ve yatırımcıların koruması tamamen bu teminat üzerinden sağlanacak. BFA ise yalnızca süreci yöneten ve onaylayan bir aracı kurum olarak konumlanıyor; devlet veya vergi mükellefleri herhangi bir risk üstlenmiyor.Bu finansal yeniliğin arkasında Wave Digital Assets ile belediye tahvilleri konusunda uzman Rosemawr Management bulunuyor. Ürün, belediye ve kurumsal tahvilleri yöneten geleneksel çerçeveye uygun şekilde tasarlandı. Wave’in kurucu ortağı Les Borsai, amaçlarının “geleneksel sabit getirili piyasalar ile dijital varlıkları tamamen kurumsal ve ölçeklenebilir bir modelde birleştirmek” olduğunu belirtiyor.Eyalet yönetimi bu adımı stratejik bir açılım olarak değerlendiriyor. New Hampshire Valisi Kelly Ayotte, Bitcoin destekli bu tahvili “tarihi bir yenilik” olarak nitelendirirken, eyaletin teknolojiyi benimseme konusundaki öncü rolüne dikkat çekti. Ayotte’a göre bu model, devlet bütçesini riske atmadan yeni yatırım kanallarının açılmasını sağlayacak.Bitcoin teminatı nasıl çalışıyor?Bitcoin teminatının çalışma mekanizması da dikkat çekici. Yapıya göre borçlanmak isteyen taraf, tahvil değerinin yaklaşık %160’ı kadar Bitcoin’i teminat olarak yatırmak zorunda. Bitcoin’in değeri %130 seviyesinin altına düşerse otomatik likidasyon mekanizması devreye giriyor ve tahvil yatırımcılarının tam olarak geri ödenmesi garanti altına alınıyor. Bu model, borçlanmak isteyen kurumların Bitcoin satmadan veya vergi yükümlülüğü oluşturmadan sermayeye erişmesine olanak sağlıyor.BFA Direktörü James Key-Wallace, bu işlemlerden elde edilecek ücretlerin ve olası teminat kazançlarının “Bitcoin Economic Development Fund” adlı yeni bir fon üzerinden eyalette girişimcilik ve iş büyümesini destekleyeceğini açıkladı. Böylece hem kamu tarafı hem özel sektör açısından değer yaratacak döngüsel bir finansal ekosistem hedefleniyor.Bu girişim, ABD’de devlet hazinesinin Bitcoin’e yatırım yapmasına izin veren ilk yasal düzenlemenin ardından geldi. New Hampshire, bu yılın başlarında kamu fonlarının %5’ine kadarının dijital varlıklara yatırılmasını yasallaştırmış, böylece ülkenin ilk “stratejik Bitcoin rezervi”ni oluşturan eyalet olmuştu.Uzmanlara göre bu model başarıya ulaşırsa diğer eyaletlerin de benzer Bitcoin teminatlı borçlanma araçlarına yönelmesi mümkün. Özellikle 58,2 trilyon dolarlık ABD tahvil piyasası düşünüldüğünde, bu adım kripto varlıkların ana akım finansal altyapıya entegrasyonu açısından emsal teşkil edebilir.

Japonya, yıllardır temkinli yaklaştığı kripto para düzenlemelerinde köklü bir dönüşüme hazırlanıyor. Ülkenin Finansal Hizmetler Ajansı (FSA), 105 kripto varlığı “finansal ürün” olarak sınıflandırmayı planlayan kapsamlı bir reform paketini tamamladı. Bu adım, hem yatırımcı korumasını güçlendirmeyi hem de ülkeyi yeniden bir Web3 merkezi haline getirmeyi hedefleyen stratejik bir dönüşümün parçası.Japonya’da kripto para düzenlemeleri konusunda hareketlilikYerel kaynaklara göre FSA, bu 105 kripto varlığın Finansal Ürünler ve Borsa Yasası kapsamına alınmasını öngörüyor. Bitcoin, Ethereum ve son dönemde Japonya’nın “Green List”ine eklenen Shiba Inu gibi varlıklar bu gruba dahil. Yeni sınıflandırma, borsalara zorunlu şeffaflık yükümlülükleri getiriyor. Her bir token için ihraççı olup olmadığı, hangi blockchain teknolojisi üzerinde çalıştığı, volatilite seviyesi ve temel teknik özellikler borsalarca açık bir şekilde duyurulmak zorunda olacak.FSA, düzenlemelerin sadece şeffaflık ve bilgi paylaşımıyla sınırlı kalmasını istemiyor. Taslak paket, kripto varlıklarda içeriden öğrenenlerin ticareti (insider trading) için yeni yaptırımlar öngörüyor. Buna göre, bir token listeleme takvimi, delist kararı veya kripto şirketlerinin mali durumu gibi kamuya açıklanmamış bilgilere erişimi olan kişiler bu varlıklarda işlem yapamayacak. Bu adım, geleneksel piyasalarda yıllardır uygulanan kuralların kriptoya uyarlanması anlamına geliyor.Reformun ikinci ayağı ise yatırımcıları doğrudan ilgilendiriyor. Japonya’da kripto kazançları şu anda “çeşitli gelir” kategorisinde vergilendiriliyor ve yüksek gelir dilimlerinde oran yüzde 55’e kadar çıkabiliyor. FSA, bu durumu kökten değiştirmeye hazırlanıyor. Teklif kabul edilirse, 105 onaylı kripto varlık için vergi oranı hisse senedi kazançlarında olduğu gibi yüzde 20’ye indirilecek. Bu, hem bireysel yatırımcıya nefes aldıracak hem de ülkeyi bölgesel rekabette daha cazip bir merkeze dönüştürecek.Vergi reformunun gelecek mali yıl içinde değerlendirilmesi bekleniyor. Yasal değişikliklerin ise 2026’daki olağan parlamento oturumunda ele alınması planlanıyor.Tüm bu adımlar Japonya’nın kripto paralara yaklaşımında yıllar sonra yaşanan en büyük politika dönüşümlerinden biri olarak görülüyor. Mt. Gox çöküşünün ardından ülke uzun süre sıkı regülasyonlarla anılmıştı; ancak son iki yılda hükümet ve FSA, Web3 ekosistemini güçlendirmek için aktif biçimde çalışıyor. Geçtiğimiz ay, bankaların Bitcoin gibi kripto varlıkları yatırım amaçlı tutmasına izin verebilecek düzenlemelerin incelendiği de ortaya çıkmıştı. Ayrıca ülkenin ilk yen teminatlı stablecoin’i JPYC ekim sonunda resmen kullanıma girdi.Kriptoyu finansal ürün statüsüne taşıyan yeni yaklaşım, hem yerel borsalarda hem kurumsal yatırımcı tarafında daha net kurallar ve daha güçlü gözetim sunuyor. Yatırımcıyı koruyan çerçeve ile daha düşük vergi oranlarının birleşmesi, Japonya’nın kripto piyasasında yeniden güçlü bir aktör olmasına zemin hazırlayabilir.

İngiltere Merkez Bankası, sterlin bazlı stablecoin’ler için uzun süredir beklenen düzenleme taslağını açıkladı. Yeni çerçeve, bireyler için 20 bin sterlin, işletmeler içinse 10 milyon sterlinlik tutma limitleri getiriyor. Amaç, dijital paraların yaygınlaşması sürecinde bankalardan stablecoin’lere ani fon kaymalarını önlemek. Düzenleme, aynı zamanda stablecoin rezervlerinin devlet tahvilleri ve merkez bankası hesaplarıyla desteklenmesini şart koşuyor.İngiltere’de kritik stablecoin gelişmesiİngiltere Merkez Bankası (BoE), sterlin cinsinden “sistemik” stablecoin’ler için yeni bir düzenleyici çerçeve taslağını kamuoyuna sundu. Bu çerçeve, hem teminat kurallarını hem de geçici varlık tutma limitlerini kapsıyor. BoE’ye göre yeni düzenleme yalnızca HM Treasury tarafından “sistemik” olarak sınıflandırılan ve geniş ölçekte ödeme sistemlerinde kullanılan stablecoin’leri kapsayacak. Bu varlıklar için finansal istikrar risklerini gözeten denetim Merkez Bankası tarafından, tüketici koruması ve piyasa davranışlarıyla ilgili kısım ise Finansal Davranış Otoritesi (FCA) tarafından yürütülecek. USDT ve USDC gibi çoğunlukla kripto ticaretinde kullanılan “sistemik olmayan” stablecoin’ler bu rejime dahil edilmeyecek. Bu tür token’lar FCA’nın mevcut denetimi altında kalmaya devam edecek.Yeni çerçevenin merkezinde, stablecoin rezervlerinin nasıl yönetileceğine dair net kurallar bulunuyor. BoE, sistemik stablecoin ihraççılarının rezervlerinin %60’ını kısa vadeli İngiltere devlet tahvillerinde, kalan %40’ını ise Bank of England’da faizsiz hesaplarda tutmalarını öngörüyor. Bu düzenleme, hem hızlı geri ödemelerin güvence altına alınmasını hem de kamu güveninin sürdürülmesini hedefliyor.Yeni piyasaya çıkan ya da FCA rejiminden geçiş sürecinde olan ihraççılar için başlangıçta daha esnek bir yapı öngörülüyor; bu aktörler rezervlerinin %95’ine kadarını devlet tahvillerinde tutabilecek. BoE ayrıca piyasa stres dönemlerinde kullanılmak üzere merkez bankası likidite desteğini de değerlendirmeye almış durumda.Finansal sistemden dijital paralara hızlı fon çıkışlarını önlemek için bireysel ve kurumsal tutma limitleri de getiriliyor. Önerilen plana göre bireyler sistemik stablecoin’lerde en fazla 20.000 sterlin (yaklaşık 26.000 dolar), işletmeler ise 10 milyon sterlin (yaklaşık 13 milyon dolar) tutabilecek. En büyük kurumlar için istisnalar tanınsa da bu sınırlar, geçiş süreci riskleri ortadan kalkana dek yürürlükte kalacak.Bankanın Finansal İstikrardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Sarah Breeden, “Bugünkü öneriler, İngiltere’nin stablecoin rejimini gelecek yıl uygulamaya koyma yolunda önemli bir dönüm noktası. Amacımız yeniliği desteklerken paraya olan güveni korumak,” dedi. Breeden, piyasa geri bildirimlerinin dikkate alındığını ve stablecoin ihraççılarının merkez bankasıyla etkileşim biçimlerinde buna göre düzenlemeler yapıldığını ekledi.Ancak önerilen limitler, kripto topluluğunda tepkiyle karşılandı. Sektör temsilcileri, bu sınırlamaların “aşırı temkinli” olduğunu savunuyor. Coinbase Uluslararası Politika Başkan Yardımcısı Tom Duff Gordon, Financial Times’a yaptığı açıklamada “Stablecoin’lere üst sınır getirmek, İngiliz tasarruf sahipleri için de City of London için de olumsuz bir adım,” ifadelerini kullandı.Breeden ise eleştirilere yanıt verirken, İngiltere’nin kredi sisteminin ABD’den farklı olduğunu hatırlattı: “İngiltere’de ipotek kredilerinin büyük kısmı ticari bankalar tarafından sağlanıyor. Bu nedenle, hızlı mevduat çıkışlarının önüne geçmek için geçici limitler gerekli.”BoE, danışma sürecinin 10 Şubat 2026’ya kadar süreceğini, ardından FCA ile birlikte ayrıntılı bir uygulama kılavuzu yayımlayacağını açıkladı.

ABD, kripto piyasalarında yeni bir dönemin eşiğinde. Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’nun (CFTC) geçici başkanı Caroline Pham, kaldıraçlı spot kripto ticaretine onay verecek düzenlemenin yolda olduğunu duyurdu. Eğer plan hayata geçerse, yatırımcılar ilk kez ABD sınırları içinde, düzenlenmiş platformlar üzerinden kaldıraçla spot kripto işlemleri yapabilecek. Bu adım, uzun süredir offshore borsalara yönelen likiditenin yeniden ABD’ye dönmesini sağlayabilir ve ülkenin kripto piyasalarında daha etkin bir konum kazanmasına zemin hazırlayabilir.ABD’de kritik kripto hamlesiABD Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’nun (CFTC) geçici başkanı Caroline Pham, ülke genelinde kaldıraçlı spot kripto ticaretine onay vermeye hazırlandıklarını doğruladı. Pham, düzenlemeye tabi ABD merkezli borsalarla görüştüklerini ve ilk kaldıraçlı spot ürünlerin önümüzdeki ay devreye girebileceğini açıkladı.Pham, X üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD’de kaldıraçlı spot kripto ticaretine izin verme yönünde çalışıyoruz” diyerek süreci resmen doğruladı. Ayrıca hükümetin kısmen kapalı olmasına rağmen sektör temsilcileriyle görüşmelerin devam ettiğini belirtti. CFTC’nin, bu ürünler için rehber niteliğinde düzenlemeler yayımlamayı da değerlendirdiği bildirildi. Bu gelişme, CFTC’nin ağustos ayında başlattığı “spot kripto varlık sözleşmeleri” girişiminin devamı niteliğinde. Söz konusu girişim, teminat veya finansmanla yapılan perakende emtia işlemlerine ilişkin kurallara dair kamuoyunun görüşünü toplamayı amaçlıyordu. Federal Register verilerine göre, “kaldıraçlı veya teminatlı olarak yapılan perakende emtia işlemleri” 28 gün içinde teslim gerçekleşmediği sürece CFTC’nin yetki alanına giriyor. Bu da, ABD’de kaldıraçlı spot işlemlerin yalnızca belirli süre ve koşullarla yasal olabileceği anlamına geliyor.CoinDesk’in aktardığı bilgilere göre, Pham şu anda CFTC’ye kayıtlı büyük finansal kurumlarla ve kripto odaklı platformlarla doğrudan görüşüyor. Bu kurumlar arasında CME, Cboe Futures Exchange, ICE Futures gibi devlerin yanı sıra Coinbase Derivatives, Kalshi ve Polymarket US gibi isimler de bulunuyor. Görüşmelerin odağında, kaldıraç, marjin ve finansman içeren yeni spot kripto ticaret altyapılarının oluşturulması var. Böylece yatırımcılar, bugüne kadar yalnızca denizaşırı borsalarda erişebildikleri araçlara artık düzenlenmiş ABD piyasaları üzerinden ulaşabilecek.Pham, sürecin Başkanlık Dijital Varlıklar Çalışma Grubu’nun tavsiyeleriyle uyumlu olduğunu vurguladı. Bu tavsiyelere göre, kongre yeni yasaları hazırlarken kurumlar mevcut yasal yetkilerini kullanarak dijital varlık piyasalarını düzenlemeli. Pham, “Kongre ile mevzuat netliği için çalışmaya devam ederken, mevcut yetkilerimizi hızlı biçimde kullanıyoruz” dedi.Eğer plan hayata geçerse, ABD kendi sınırları içinde kaldıraçlı spot kripto ticaretine izin veren ilk büyük ekonomi olacak. Bu adım, hem şeffaflığı hem de yatırımcı korumasını artırabilir; aynı zamanda büyük miktarda likiditenin denizaşırı piyasalardan ABD’ye geri çekilmesine yol açabilir. Düzenlenmiş bir ortamda kaldıraçlı spot işlemler, kurumsal yatırımcıların katılımını artırarak dijital varlıkların ABD finansal sistemine entegrasyonunu hızlandırabilir.

Kanada, 2025 yılı federal bütçesinde stablecoin’leri düzenleyecek yeni bir yasa tasarısına yer verdi. Hükümet, dolar gibi itibari para birimlerine endeksli dijital varlıkların güvenli, şeffaf ve tüketici dostu şekilde piyasada yer alması için kapsamlı bir çerçeve oluşturmayı hedefliyor.Stablecoinler için Kanada harekete geçtiBütçe dokümanına göre, yeni yasa stablecoin ihraç eden şirketleri belirli rezerv standartlarını karşılamaya, geri ödeme politikaları oluşturmaya ve risk yönetimi çerçeveleri kurmaya mecbur tutacak. Ayrıca, kullanıcıların kişisel bilgilerinin korunması ve ulusal güvenlik açısından sistemin bütünlüğünün sağlanması için ek önlemler getirilecek. Belgede, “Bu düzenleme, itibari paraya dayalı stablecoin’lerin hem tüketiciler hem işletmeler için güvenli biçimde kullanılmasını sağlayacak” ifadesine yer verildi.Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Kanada Merkez Bankası’na (Bank of Canada), bu süreci yönetmek üzere 2026-2028 yılları arasında toplam 10 milyon dolarlık bir bütçe ayrılacak. Daha sonraki yıllarda ise düzenleyici maliyetler, stablecoin ihraç eden kuruluşlardan alınacak ücretlerle karşılanacak.Bununla birlikte hükümet, stablecoin kullanan ödeme hizmeti sağlayıcılarını da kapsayacak şekilde Perakende Ödeme Faaliyetleri Yasası’nda (Retail Payment Activities Act) değişiklikler hazırlıyor. Bu adım, dijital ödemeler ve blockchain tabanlı finansal hizmetlerin aynı çatı altında denetlenmesini amaçlıyor.Kanada Maliye Bakanlığı ve diğer kurumların son haftalarda sektör temsilcileriyle yoğun görüşmeler yürüttüğü, özellikle stablecoin’lerin nasıl sınıflandırılacağı ve ABD doları destekli tokenlara olası sermaye kaçışının nasıl önleneceği konularının tartışıldığı bildiriliyor. Ancak hükümetin bu konudaki nihai tutumuna dair detaylar henüz paylaşılmadı.Yeni düzenleme, dijital varlık ekosisteminde güvenli inovasyonu teşvik etmeyi ve stablecoin piyasasının Kanada ekonomisine uygun şekilde gelişmesini sağlamayı amaçlıyor. Bu sayede hem bireysel kullanıcıların hem de işletmelerin dijital ödeme araçlarına güvenle erişebilmesi bekleniyor.Kanada’nın bu hamlesi, küresel ölçekte stablecoin düzenlemeleri konusundaki hareketliliğin bir parçası olarak görülüyor. ABD, Temmuz ayında dolar destekli kripto paralar için kapsamlı kurallar getiren GENIUS Act’i kabul etmişti. Avrupa Birliği’nin MiCA düzenlemesi ise zaten yürürlükte. Japonya ve Güney Kore de benzer yasal çerçeveler üzerinde çalışıyor.Piyasa verilerine göre, 4 Kasım itibarıyla küresel stablecoin arzı yaklaşık 291 milyar dolar seviyesinde ve büyük kısmı ABD doları destekli tokenlardan oluşuyor. Standard Chartered’ın tahminine göre, gelişmekte olan ülkelerdeki mevduatların 2028’e kadar 1 trilyon dolara kadar kısmı ABD destekli stablecoin’lere kayabilir.

ABD Merkez Bankası’nda (Fed) büyük bir değişim kapıda. Donald Trump yönetimi, mevcut Başkan Jerome Powell’ın yerine geçecek yeni Fed Başkanı için beş aday belirledi. Hazine Bakanı Scott Bessent, kısa listenin Şükran Günü’nden hemen sonra Trump’a sunulacağını ve nihai kararın yıl bitmeden açıklanacağını duyurdu. Bu gelişme, 2026’da merkez bankasının yönünün ciddi biçimde değişebileceğine işaret ediyor.Fed Başkan adayları arasında kimler var?Listede Christopher Waller, Michelle Bowman, Kevin Warsh, Kevin Hassett ve Rick Rieder yer alıyor. Bu isimler arasında hem mevcut Fed üyeleri hem de özel sektörden deneyimli ekonomistler bulunuyor. Trump’ın Powell’a yönelttiği “faiz indirimlerinde yavaş kalmakla” ilgili eleştiriler düşünüldüğünde, yeni başkanın büyüme yanlısı ve daha agresif bir para politikasına yönelmesi bekleniyor.Christopher Waller, listenin en dikkat çekici isimlerinden biri. 2020’de Trump tarafından Fed Yönetim Kurulu’na atanan Waller, faiz indirimi konusunda daima daha hızlı hareket edilmesi gerektiğini savundu. Bitcoin’i “elektronik altın” olarak tanımlayan Waller, stablecoinlerin finansal sistemde rekabeti artırabileceğini düşünüyor. Son dönemde, kripto şirketlerinin Fed’in ödeme altyapısına doğrudan erişim sağlaması gerektiğini de dile getirdi. Ona göre, dijital varlıklar artık finans sisteminin ayrılmaz bir parçası.Fed’in denetimden sorumlu başkan yardımcısı Michelle Bowman ise, kripto karşısında temkinli ama açık fikirli bir yaklaşımıyla tanınıyor. Bowman, düzenleyicilerin “aşırı ihtiyatlı” davranmaması gerektiğini ve Fed çalışanlarının dijital varlıkları küçük miktarlarda deneyimlemesinin faydalı olacağını savundu. “Hiç kayak yapmamış birinden ders almak istemem” benzetmesiyle, doğrudan deneyimin önemine vurgu yaptı. Kripto topluluğu, bu yaklaşımı oldukça olumlu karşıladı.Eski Fed yöneticisi ve Bush dönemi danışmanı Kevin Warsh ise listenin daha temkinli isimlerinden. Warsh, yıllar önce Bitwise gibi bazı kripto girişimlerine yatırım yapmış olsa da, Bitcoin’in doların yerini alabileceği fikrine katılmıyor. 2018’de Wall Street Journal’da yayımlanan yazısında, “Bitcoin’in oynaklığı onu güvenilir bir ödeme aracı olmaktan uzaklaştırıyor” demişti. Buna rağmen, merkez bankası dijital paralarına (CBDC) olan ilgisi, Trump yönetimi içinde farklı görüşlerin çatışmasına yol açabilir.Trump’ın eski ekonomi danışmanı Kevin Hassett, hem sadakati hem de kripto yatırımlarıyla dikkat çekiyor. Coinbase hissedarı olan Hassett’in, kripto dostu bir politika izleyeceği öngörülüyor. Son dönemde hükümetin kapanması tartışmaları sırasında yaptığı yorumlarla da gündemdeydi.Beşlinin son ismi Rick Rieder ise Wall Street’in ağır toplarından. BlackRock’ta küresel sabit getirili menkul kıymetler yöneticisi olarak görev yapan Rieder, Bitcoin ETF’lerinin yükselişinde dolaylı bir rol oynadı. Bitcoin’i portföy çeşitlendirmesi ve enflasyona karşı korunma aracı olarak gördüğünü daha önce dile getirmişti. Ancak, dijital varlıkların “dünyanın para sorunlarını çözebileceği” fikrine mesafeli duruyor.Trump’ın Powell yerine seçeceği yeni isim, kripto piyasalarının da yönünü belirleyebilir. Uzmanlara göre, Waller veya Hassett gibi güvercin (düşük faiz yanlısı) bir aday, likidite artışıyla Bitcoin ve altcoin fiyatlarını yukarı taşıyabilir. Buna karşılık, Rieder gibi piyasa dengelerini korumaya odaklı bir tercih, daha temkinli bir atmosfer yaratabilir.

T. Rowe Price, yaklaşık 1.77 trilyon dolar değerindeki varlık yönetimi hacmiyle öne çıkan geleneksel bir yatırım firması, ilk kripto para odaklı borsa yatırım fonu (ETF) başvurusu için SEC'ye resmi evrak sundu. 1.7 trilyon doları yöneten T. Rowe kripto için harekete geçtiBaşvuruya göre firma, “TROW Active Crypto ETF” adıyla bir S-1 kayıt bildirimini ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) nezdinde sundu. Bu fon aktif yönetilen yapısıyla dikkat çekiyor; yani sadece belirli bir endeksi pasif biçimde izlemek yerine yönetici kadrosu piyasa koşullarına göre seçimler yapabilecek. Başvuruda yer alanlar şunlar: Fon, uygun bulunan kripto varlıklara yatırım yapacak; bu varlıkların sayısı normal şartlarda 5 ile 15 arasında olacak ancak gerektiğinde bu sayı artabilir ya da azalabilir. Potansiyel varlıklar arasında Bitcoin, Ethereum, Solana, XRP, Cardano, Avalanche, Dogecoin, Shiba Inu, Litecoin ve Polkadot gibi kripto paralar sır alıyor. Ayrıca yönetim, bu fonun FTSE Crypto US Listed Index endeksini yıllık bazda aşmayı hedeflediğini de ifade etmiş durumda.Firma açısından anlamı büyük. 1937 yılında kurulan ve uzun yıllar karşılıklı fonlar (mutual funds) alanında uzmanlaşmış bir kurumun, kriptoya adım atması kendi açısından bir milat olarak değerlendiriliyor. Analist Nate Geraci bu adımı “alan dışından gelen sürpriz” olarak nitelendirdi, çünkü geleneksel varlık yöneticilerinin kripto tarafında hâlâ temkinli durduğu düşünülüyordu.Bu gelişme, varlık yönetimi dünyasında dengelerin değiştiğini gösteriyor. Artık geleneksel yatırım devleri, kripto piyasasına uzak durmak yerine onun bir parçası olmanın yollarını arıyor. Analist Nate Geraci’nin ifadesiyle, “Kriptonun yok olmasını beklemek bir strateji değil.”Ancak başvurunun onay süreci bir engelle karşı karşıya. ABD’deki hükümet kapanması nedeniyle Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun kaynakları kısıtlı durumda; bu da yeni kripto ETF başvurularının işleme alınmasını geciktiriyor. Bu durumda T. Rowe Price’ın başvurusunun hızlıca devreye girmesi için sürecin yeniden açılması bekleniyor.Bir değerlendirme yapmak gerekirse: Bu başvuru hem kurum için hem yatırımcılar için önemli bir fırsat. Kurum açısından, varlık yönetimi portföyünü çeşitlendirmek açısından kritik bir adım. Yatırımcılar açısından ise çoğu kripto ETF’inde olduğu gibi kriptoya düzenlenmiş bir kurum kanalıyla erişim sağlama potansiyeli doğuyor. Ancak dikkat edilmesi gereken hususlar da var: Kripto varlıkların volatilitesi geleneksel varlıklardan çok daha yüksek olabilir; aktif yönetim stratejisi her zaman başarılı olmayabilir. Başvuru onaylandıktan sonra ücret düzeyi, portföy yapısı, risk yönetimi gibi detaylar da yatırımcı dikkatine sunulmalı.

İngiltere’nin finansal düzenleyicisi Financial Conduct Authority (FCA), kripto borsası HTX’e (eski adıyla Huobi) karşı Londra Yüksek Mahkemesi’nde dava açtı. Kurum, borsanın Birleşik Krallık’taki yatırımcılara yönelik yasa dışı kripto tanıtımları yaptığını ve finansal tanıtım kurallarını ihlal ettiğini öne sürüyor.FCA'dan HTX darbesiFCA’dan yapılan açıklamada, davanın “tüketicileri koruma ve İngiltere finans piyasalarının bütünlüğünü sürdürme çabasının bir parçası” olduğu vurgulandı. Kurum daha önce HTX hakkında İngiliz tüketicilere yönelik uyarılar yayınlamış ve platformun yasal izin olmadan hizmet sunduğunu belirtmişti.HTX’in Tron kurucusu Justin Sun ile bağlantılı olduğu biliniyor. Sun, borsanın danışmanları arasında yer alıyor ve aynı zamanda ABD Başkanı Donald Trump’a bağlı resmi meme coin olan TRUMP’un en büyük sahiplerinden biri olarak tanınıyor. Ancak FCA, dava dosyasında Sun’ın adının sanık olarak geçip geçmediğine dair bilgi paylaşmadı. HTX cephesi ise dava hakkındaki sorulara yanıt vermedi.FCA’nın açtığı dava, İngiltere’nin kripto piyasasındaki sıkı denetimi gösteriyor. Zira ülke, son yıllarda “finansal tanıtım rejimi” kapsamını genişleterek, kripto platformlarının reklam ve tanıtımlarını denetim altına almayı hedefliyor. FCA, özellikle yurt dışı merkezli borsaların Birleşik Krallık vatandaşlarına izinsiz erişim sağlamasına karşı sert bir tutum sergiliyor.Geçtiğimiz yıl Binance de benzer şekilde FCA’nın radarına girmiş ve platformun tanıtım faaliyetleri durdurulmuştu. Uzmanlara göre, FCA’nın HTX’e karşı açtığı bu yeni dava, İngiltere’nin “lisanssız kripto hizmetleriyle mücadele” politikasının sürdüğünü gösteriyor.Finansal düzenleyiciler, kripto yatırımlarının yüksek risk taşıdığına dikkat çekiyor. FCA, geçtiğimiz yıl yayımladığı genel uyarıda, “kripto ürünlerinin büyük çoğunluğunun düzenlenmediğini” ve yatırımcıların kayıplarının devlet güvencesi altında olmadığını vurgulamıştı.Öte yandan İngiltere hükümeti, uzun vadede kriptoyu tamamen yasaklamak yerine denetimli bir çerçeveye oturtmayı hedefliyor. Bu kapsamda, Bitcoin ve Ethereum gibi kripto varlıkların işlem görebileceği resmi borsa yatırım ürünleri (ETP) onaylandı. Ayrıca hükümet, kripto piyasasını destekleyecek “dijital piyasalar elçisi” atamayı planlıyor.HTX davası, bu geçiş döneminde regülasyonların nasıl uygulanacağına dair önemli bir sınav olarak görülüyor. Eğer FCA davayı kazanırsa, İngiltere piyasasında lisanssız kripto tanıtımları yapan diğer platformlar için emsal teşkil edebilir. Piyasa tarafında ise şimdilik belirgin bir etki gözlemlenmedi. Bitcoin fiyatı 108.000 dolar civarında seyrederken, yatırımcılar FCA’nın kararının HTX’in İngiltere faaliyetlerini nasıl etkileyeceğini bekliyor.

Rusya’da kripto paralar dış ticarette kullanılmak üzere yasal çerçeveye alınıyor. Rusya Maliye Bakanlığı ile Merkez Bannkası 21 Ekim 2025 tarihinde yaptıkları ortak açıklamada, kripto paraların uluslararası ticaret ödemelerinde kullanılmasına ilişkin düzenleme üzerinde anlaştıklarını duyurdu.Rusya’dan kripto para adımıMaliye Bakanı Anton Siluanov, düzenleme ile birlikte kripto para alanının yasallaşacağını, faaliyetlerin yasal zemine taşınacağını ve kontrol mekanizmalarının güçlendirileceğini belirtti. “Bu alanın yasallaştırılması, faaliyetler için yasal düzenleme getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Böylece Rosfinmonitoring (Rusya Mali Denetim Servisi (Federal Financial Monitoring Service), ülkenin kara para aklama ve terör finansmanı ile mücadele birimi) ve kontrol servisleriyle birlikte bu alanda düzeni sağlayabileceğiz.” dedi.Yeni düzenleme, Rusya’nın finans ve dış ticaret stratejisindeki önemli bir kırılmayı işaret ediyor. Artık kripto paralar geleneksel ödeme kanallarının dışında bir alternatif olarak kabul edilecek; düzenleyici yapı ise bu piyasayı kontrol altında tutmayı hedefliyor. Siluanov’a göre ilgili altyapı devlet gözetiminde olacak, yatırımcılar için belirli kriterler devreye girecek.Bununla birlikte Rusya’da bu hamle, yalnızca bir finansal düzenleme değil, aynı zamanda uluslararası yaptırım baskıları altında şekillenen bir stratejinin parçası olarak görülüyor. Uzun zamandır çeşitli yaptırımların hedefi olan Moskova için kripto paraların bir “alternatif ödeme aracı” olarak kullanılması dikkat çekici. Araştırmalara göre, Rusya dış ticaretinde dolar ve avro gibi geleneksel para birimlerine duyduğu bağımlılığı azaltmak için kripto ve diğer sistematik ödeme modellerine yöneliyor.Piyasaya ve kriptoya etkileriBu adımın özellikle Bitcoin ve Ethereum gibi büyük kripto varlıkların işlem hacmine dolaylı yoldan etkide bulunma potansiyeli var. Uluslararası ödemelerde kripto para kullanımının artması, likidite kanallarını değiştirebilir. Öte yandan düzenleyici gözetimin ciddi olması, hem yatırımcı güvenini artırabilir hem de yeni riskleri doğurabilir.Rusya’nın yıllardır kripto paralara temkinli yaklaştığı biliniyor. Ancak geçtiğimiz dönemde dış ticaret kanallarında kripto kullanımına dair pilot uygulamalar olduğu ifade ediliyordu. Şimdi ise bu uygulama yasal düzenleme ile desteklenmiş olacak. Yürürlüğe giren tasarıya göre kripto paraların dış ticarette kullanılabilmesi için:Operasyonların devlet denetimli bir sistem üzerinden yürütülmesi;Katılımcı şirketlerin ve yatırımcıların belirlenmiş kriterleri karşılaması;Anti-kara para aklama (AML) ve müşteri tanıma (KYC) mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor.Ayrıca Rusya, kripto para faaliyetlerinin tamamen serbest olduğu bir ortam değil; düzenleme kapsamında kapsama alınan şirket ve işlemler sıkı gözetim altında olacak. Bu da risk ve fırsatların birlikte değerlendirilmesi gereken bir tablo sunuyor.Rusya’nın bu yönelimi, küresel finans sisteminin geleneksel kanallarından uzaklaşma ve alternatif ödeme yöntemlerine yönelme eğilimini yansıtıyor. Bilindiği üzere yaptırımlar, ülkenin karşı olduğu finansal sistemlere erişimini kısıtlamış durumda. Bu şartlar altında kripto paralar, ticaret ve ödemelerde esneklik sağlayabilecek bir seçenek haline geliyor.
