Haberler
Regülasyon Haberleri
Regülasyon ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Regülasyon hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), kripto borsada işlem gören fonların (ETF) listeleme sürecini kökten hızlandıran yeni kuralları onayladı. Düzenleyici, Nasdaq, NYSE Arca ve Cboe BZX’in “genel” (generic) listeleme standartlarını kabul ederek spot kripto ve diğer emtia bazlı ETF’lerin tek tek 19b-4 dosyalarıyla aylarca bekletilmeden piyasaya girebilmesinin önünü açtı. Reuters’a göre bu adım, onay süreçlerini azami 240 günden en az 75 güne indiriyor.SEC, Çarşamba günü yayımladığı belgede kararın “30 günlük kamuya açık yorum süresi dolmadan” hızlandırılmış (accelerated) onayla alındığını kaydetti. Kurum, borsaların sunduğu değişikliklerin tanımları netleştirdiğini ve teklifin özünü değiştirmeyen teknik düzeltmeler içerdiğini vurguladı. Yeni çerçeve, borsalara Emtia Bazlı Trust Payları’nı yöneten 14.11(e)(4) kuralına göre belirli kriterleri sağlayan ürünleri “genel standartlarla” listeleme yetkisi veriyor. Bu sayede her ürün için ayrı bir 19b-4 başvurusu zorunluluğu ortadan kalkıyor; en az 75 günde piyasaya açılma imkânı doğuyor. The Block’un aktardığına göre hızlandırılmış onay, bekleyen çok sayıdaki kripto ETF dosyasında süreçleri kayda değer biçimde kısaltacak.Gelişme, Bitcoin ve Ethereum dışındaki varlıklara dayalı ETF’lere kapıyı aralıyor. Reuters, ilk dalgada Solana ve XRP gibi büyük altcoin’lere endeksli ürünlerin gelebileceğini, piyasanın ise Ekim gibi erken bir tarihte yeni lansmanlar görebileceğini belirtiyor. Sektör temsilcileri, kararın “önceden çift başvuru ve uzun bekleme” düzenini rafa kaldırarak ABD’de dijital varlık ürünleri için dönüm noktası yarattığı görüşünde.SEC Başkanı Paul Atkins, onayın “yatırımcı tercihlerini maksimize ettiğini, yeniliği teşvik ettiğini ve ABD’nin güvenilir sermaye piyasalarında dijital varlık ürünlerine erişim bariyerlerini azalttığını” söyledi. Kurum içi muhalefet şerhlerinde ise, spot kripto ETP’lerin borsa kuralları üzerinden hızla yetkilendirilmesinin geçmiş uygulamaya göre daha geniş sonuçlar doğurabileceği notu düşüldü.SEC, aynı gün Grayscale Digital Large Cap Fund’ın borsada işlem görmesi için listeleme ve işlemlere onayı da açıkladı. Fonun bileşimi ağırlıkla Bitcoin (~%80) ve Ethereum (~%11) iken; Solana, Cardano ve XRP tek haneli oranlarla portföyde yer alıyor. Ne değişecek?Yeni model, borsaların önceden tanımlı kriterlere uyan ürünleri “genel standart” kapsamında hızla listelemesine imkân tanıyor. Böylece başvuru-yorum-uzatma döngülerine saplanmış dosyalar yerine, teknik uygunluğu sağlayan ürünler kısa sürede işlem görmeye başlayabilecek. Bu durum, ürün çeşitliliğini artırarak kurumsal ve perakende yatırımcının kripto varlıklara regüle edilmiş kanallardan erişimini genişletebilir; başvuru yapan şirketler tarafında ise maliyet ve zaman baskısını azaltabilir.Riskler ne?Hızın artması, gözetim-paylaşım anlaşmaları, piyasa bütünlüğü ve muhafaza (custody) süreçlerinin uygulamada aksaksız işlemesini gerektiriyor. Hukuki ve operasyonel altyapı oturmadıkça, “çabuk onay–çabuk lansman” hattında itirazlar ve ek açıklama talepleri gündeme gelebilir. Yine de piyasa oyuncuları, mevcut yol haritasının “piyasayı geniş ölçüde açabileceği” görüşünde.

ABD merkezli kripto borsası Coinbase, kripto şirketlerini olumsuz etkileyen parçalı eyalet düzenlemelerinin önüne geçilmesi için Adalet Bakanlığı’na (DOJ) resmi bir mektup gönderdi. Şirket, federal otoritelerin eyalet düzeyindeki çelişkili adımlara karşı daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini savunuyor.Coinbase’in Baş Hukuk Sorumlusu Paul Grewal imzalı mektupta, kripto girişimlerinin “yenilikçi ancak hatalı yorumlanan menkul kıymet yasaları” yüzünden zor durumda kaldığı belirtildi. Grewal, özellikle eyalet bazında getirilen bu uygulamaların hem şirketleri hem de kullanıcıları zarara uğrattığını ifade etti. Oregon davası, kriptolar için gündemdeCoinbase’in bu çıkışının arka planında Oregon eyaletinde açılan dava yer alıyor. Oregon Başsavcısı Dan Rayfield, Nisan ayında Coinbase’e karşı menkul kıymet yasalarını ihlal ettiği gerekçesiyle dava açmıştı. Suçlamalar, borsanın kayıtsız kripto varlıkların satışını teşvik ettiği iddiasına dayanıyor.Oysa bundan sadece birkaç ay önce, Şubat 2025’te Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) Coinbase’e karşı açtığı benzer dava düşürülmüştü. SEC, borsayı kayıt dışı aracı kurum, borsa ve takas kurumu olarak faaliyet göstermekle suçlamıştı. Davanın düşürülmesi Coinbase açısından önemli bir kazanım olarak değerlendirilirken, Oregon’un açtığı yeni dava federal ve eyalet seviyesinde ciddi bir çelişki yarattı.Paul Grewal sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda bu noktaya dikkat çekerek, “Eğer Oregon, federal düzeyde yasal olan bir hizmet için bize dava açabiliyorsa, ortada ciddi bir sorun var demektir,” dedi. Grewal’a göre mevcut düzenleme sistemi yalnızca verimsiz değil; aynı zamanda inovasyonu yavaşlatıyor ve tüketicilerin zararına sonuçlar doğuruyor.Eyalet ve federal otoriteler arasında gerilim varOregon Başsavcısı Rayfield ise farklı bir görüşte. Ona göre federal düzenleyiciler, yeni yönetimle birlikte önemli davalardan geri adım atıyor ve bu boşluğu eyaletlerin doldurması gerekiyor. Rayfield, “Federal kurumlar vazgeçiyorsa, eyaletler devreye girmeli,” açıklamasını yapmıştı.Bu açıklama, Washington’daki siyasi atmosferde de yankı buldu. Kripto düzenlemeleri konusunda Kongre’nin uzun süredir adım atmaması, eyaletlerin daha agresif tavır almasına yol açıyor.Coinbase’ten çözüm önerisiCoinbase, mektubunda Adalet Bakanlığı’na net bir çağrı yaptı: Kongre’nin devreye girmesi ve eyalet yasalarının üzerinde bağlayıcı olacak geniş kapsamlı federal düzenlemelerin çıkarılması gerekiyor. Şirket, şu anda gündemde olan CLARITY Act ve 2025 Sorumlu Finansal Yenilik Yasası gibi girişimlerin bu sorunu çözmek için önemli fırsatlar sunduğunu belirtti.Bu süreçte Coinbase yalnızca savunmada kalmadı; şirket, Oregon’da açılan davayı federal mahkemeye taşıdı ve ayrıca eyalet valisi Tina Kotek’e karşı da ayrı bir dava açtı. Amaç, düzenleyici belirsizliklerin netleşmesi ve eyalet-federal çelişkilerin yargı yoluyla çözülmesi.

ABD ve Birleşik Krallık, kripto para düzenlemelerinde tarihi bir iş birliğine hazırlanıyor. Londra’da gerçekleşen üst düzey bir toplantıda, İngiltere Maliye Bakanı Rachel Reeves ve ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ortak bir düzenleme çerçevesi oluşturma fikrini masaya yatırdı. Görüşmenin gündeme düşmesi, küresel dijital finansın geleceği açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.Financial Times’ın aktardığına göre, bu çerçeve hem kripto varlıkların benimsenme sürecini hızlandırabilir hem de kurumsal yatırımcıların güvenini pekiştirebilir. Ayrıca, ABD ve İngiltere’nin uluslararası politika için bir yol haritası sunarak küresel standartların belirlenmesinde lider rol üstlenmesine kapı aralayabilir. Resmî detaylar henüz açıklanmasa da beklentiler büyük.Toplantıya birçok finans devi katıldıToplantıya yalnızca düzenleyiciler değil, aynı zamanda hem geleneksel hem de dijital finansın önde gelen oyuncuları da katıldı. Bank of America, Barclays, Citi gibi bankaların yanı sıra Coinbase, Circle ve Ripple da masadaydı. Bu tablo, kripto dünyasının artık finansın merkezinde yer aldığını bir kez daha ortaya koydu. Ripple’ın İngiltere ve Avrupa Direktörü Cassie Craddock, iş birliğinin “uluslararası iş birliği için bir şablon” olabileceğini belirterek, bu adımın iki ekonomi için blockchain’in tüm potansiyelini açığa çıkarabileceğini vurguladı.İngiltere, uzun süredir kendisini dijital varlıkların küresel merkezi haline getirmeyi hedefliyor. Geleneksel finansın güçlü merkezlerinden biri olan Londra’nın ABD ile daha yakın çalışması, Avrupa Birliği ve Asya’nın hızla ilerleyen düzenleme girişimleri karşısında ülkeye avantaj sağlayabilir. Kripto sektörünün temsilcileri de geçtiğimiz hafta İngiltere hükümetine, ABD-İngiltere Teknoloji Köprüsü girişimine stablecoinler ve tokenizasyonun dahil edilmesi çağrısında bulunmuştu. Bu köprü halihazırda yapay zeka, siber güvenlik ve kuantum bilişim alanlarını kapsıyor. Dijital finansın dışında bırakılması, İngiltere’yi rekabette geriye düşürebilir.Özellikle stablecoinlerin dahil edilmesi, küresel benimsenme sürecinde kritik bir adım olarak görülüyor. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) üyesi Hester Peirce, iki ülke arasında “sınır ötesi bir sandbox” oluşturulabileceğini öne sürmüştü. Böylece firmalar belirli bir süre boyunca ortak gözetim altında faaliyet gösterebilir, bu da hem şirketlere netlik sağlar hem de düzenleyici engelleri azaltır.Kamuoyu da kripto paralara kayıtsız değil. Aviva tarafından yapılan bir ankete göre, yetişkinlerin yüzde 27’si emeklilik fonlarına kripto dahil etmeyi düşünebileceğini söylüyor. Ayrıca her beş kişiden biri, yani yaklaşık 11,6 milyon kişi, hayatında en az bir kez kripto varlıklara yatırım yaptı. Yüksek getiri umudu, risklere rağmen ilgiyi canlı tutuyor.Görüşmenin zamanlaması da dikkat çekici. ABD Başkanı Donald Trump’ın İngiltere ziyareti sırasında yapılan bu temaslar, siyasi desteğin de arkasında olduğunu gösteriyor. Eğer bu iş birliği somutlaşırsa, kripto piyasalarında benimsenme süreci hızlanabilir, kurumsal güven güçlenebilir ve ABD ile İngiltere, blockchain tabanlı finansın geleceğini şekillendiren ülkeler haline gelebilir.

ABD’de uzun süredir tartışılan kripto piyasası düzenlemelerine yönelik önemli bir adım atıldı. 12 Demokrat senatör, 9 Eylül’de yedi başlıktan oluşan kapsamlı bir çerçeve açıkladı. Çalışma, yatırımcı koruması, piyasa şeffaflığı ve düzenleyici kurumlar arasındaki görev paylaşımına odaklanıyor. Demokratların bu hamlesi, Cumhuriyetçilerin Clarity Act tasarısına alternatif niteliğinde görülüyor. Demokratların sunduğu çerçevenin ilk paragrafları. Senatörler, yaklaşık 4 trilyon dolarlık küresel kripto piyasasının belirsizlik içinde kalamayacağını vurguluyor. Çerçeve, CFTC’ye menkul kıymet kapsamına girmeyen tokenlerin spot piyasasında daha fazla yetki verirken, SEC’in de menkul kıymet statüsündeki dijital varlıkları denetlemesini öngörüyor. Ayrıca token şirketleri için açıklama yükümlülükleri, borsalar ve saklama kuruluşları için özel kurallar öne çıkıyor.DeFi ve stablecoin önerileri geldiSenatörler Ruben Gallego, Mark Warner, Kirsten Gillibrand ve Cory Booker’ın da aralarında bulunduğu grup, 4 trilyon dolara yaklaşan küresel kripto piyasasının “düzenleyici boşlukta” kalamayacağını vurguladı.Çerçevenin odağında yatırımcı korumaları, şeffaflık ve manipülasyon karşıtı önlemler var.CFTC’ye, menkul kıymet kapsamına girmeyen tokenlerin spot piyasasında daha fazla yetki verilmesi öngörülüyor.SEC ise menkul kıymet sınıfına giren tokenlerde devrede olacak.Ayrıca token çıkaran şirketler (ihraççılar) için açıklama yükümlülükleri, borsalar ve saklama kuruluşları için özel kurallar, AML ve yaptırımlara uyum gibi konular detaylandırılıyor.Tasarıda öne çıkan başlıklardan biri merkeziyetsiz finans (DeFi). Demokratlar, DeFi alanını kara para aklama ve yaptırım kaçırma açısından riskli gördüklerini belirterek yeni denetim mekanizmaları öneriyor. Ancak bu gözetimin protokol geliştiricilerini kapsayıp kapsamayacağı henüz netleşmiş değil.Stablecoin’lere yönelik düzenlemelerde ise getirilen dikkat çekici madde, ihraççıların doğrudan faiz veya getiri sunmalarının yasaklanması. Bu yaklaşım, Cumhuriyetçilerin daha esnek tutumundan farklılaşıyor. Böylece stablecoin piyasasında daha sıkı bir kontrol hedefleniyor.Etik kurallar ve siyasi boyut gündemdeÇerçevenin en tartışmalı kısmı ise etik düzenlemeler. Demokrat senatörler, görevdeki politikacıların ve ailelerinin kripto projelerinden kazanç sağlamasını yasaklamayı öneriyor. Ayrıca politikacıların dijital varlık varlıklarını şeffaf şekilde beyan etmeleri öngörülüyor.Bu bölümde özellikle ABD Başkanı Donald Trump ve ailesinin kripto girişimleri gündeme getirildi. Demokratlar, bu faaliyetlerin güven erozyonuna yol açtığını savunuyor. Cumhuriyetçiler ise etik kısmına mesafeli yaklaşırken, sürecin hızla tamamlanması gerektiğini vurguluyor.Önümüzdeki süreçte ne olacak?Demokratların önerisi, Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen Clarity Act sonrasında Senato gündemine taşındı. İki tasarı da token sınıflandırması ve düzenleyici kurumların yetki alanları konusunda ortak noktalar barındırıyor. Ancak DeFi yaklaşımı, etik kurallar ve yasama sürecinin temposu iki tarafı ayrıştırıyor.Önümüzdeki haftalarda Senato Bankacılık Komitesi’nde taraflar arasında yoğun görüşmeler bekleniyor. Eğer uzlaşma sağlanabilirse, ABD kripto piyasası yıllardır süren düzenleme boşluğunu kapatarak daha net kurallara kavuşabilir.

ABD’nin iki büyük piyasa düzenleyicisi, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ile Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC), finansal piyasalar için kritik öneme sahip ortak bir bildiri yayımladı. SEC Başkanı Paul S. Atkins ve CFTC’nin geçici başkanı Caroline D. Pham imzasıyla yayımlanan açıklama, özellikle kripto varlıklar ve yeni nesil finansal ürünler için “uyumlu bir düzenleme dönemi” başlatmayı hedefliyor.Düzenleyiciler arası uyum vurgusu yapıldıAçıklamada, menkul kıymet ve emtia türev piyasalarının giderek daha fazla kesiştiği, bu nedenle iki kurumun da birlikte hareket etmesinin zorunlu hale geldiği vurgulandı. Yetkililer, geçmişte koordinasyon eksikliğinin “düzenleyici boşluklar” yarattığını ve yeniliği yavaşlattığını kabul ederek, artık bu dönemin kapandığını duyurdu. Atkins ve Pham, “Bugün yeni bir başlangıç. ABD piyasalarında inovasyonu engelleyen belirsizlikler tarih oldu. SEC ve CFTC bundan sonra adımlarını uyum içinde atacak” ifadelerini kullandı.Kripto varlıklar için net yol haritası çıkacak mı?İki kurumun açıklamasında, spot kripto varlık ürünlerine dair yayımlanan ortak personel bildirisi ilk adım olarak öne çıkarıldı. Bununla birlikte, gelecekte uyumlu düzenleme yapılması planlanan başlıca alanlar şöyle sıralandı:24/7 Piyasalar: Kripto ve döviz gibi halihazırda sürekli işlem gören varlıkların yanı sıra, ABD piyasalarında da işlem saatlerinin genişletilmesi tartışılacak.Tahmin (Event) Kontratları: Özellikle tahmin piyasalarının büyümesi dikkate alınarak, yatırımcıların bu ürünlere erişiminin netleştirilmesi gündemde.Perpetual Kontratlar: Offshore kripto borsalarında popüler olan, vadesiz türev ürünlerin ABD’de de regüle edilmiş şekilde sunulmasının önü açılabilir.Portföy Teminatlandırması: Katılımcıların farklı piyasalarda tuttukları pozisyonların netleştirilmesiyle sermaye verimliliğinin artırılması planlanıyor.DeFi ve İnovasyon İstisnaları: Merkezsiz finans protokolleri için güvenli alanlar (safe harbor) oluşturulması, yeniliğin ABD’de kalması açısından kritik görülüyor.29 Eylül’de ortak yuvarlak masa toplantısı gerçekleşecekSEC ve CFTC, 29 Eylül 2025’te yapılacak bir “uyum ve inovasyon” yuvarlak masa toplantısıyla süreci resmileştirecek. Bu toplantıda hem endüstri temsilcileri hem de kamu otoriteleri, uyumlu düzenlemenin detaylarını masaya yatıracak.Yetkililer, parçalı ve çelişkili düzenlemeler nedeniyle ABD dışına taşınan yenilikçi finansal ürünlerin yeniden ülkeye çekilmesini hedefliyor. Bildiride, “ABD uzun yıllar finansal inovasyonun merkeziydi. Ancak son dönemde ürünler ve girişimler yurtdışına kaydı. Biz bu trendi tersine çevirmekte kararlıyız” denildi.Açıklamanın tonuna bakıldığında, iki kurumun ortak hedefi yalnızca kripto varlık piyasalarını düzenlemek değil; aynı zamanda ABD’nin küresel finansal inovasyondaki liderliğini yeniden pekiştirmek. Düzenleyiciler, yatırımcı koruması ve piyasa bütünlüğünden ödün vermeden daha net, öngörülebilir ve yeniliği teşvik eden bir çerçeve oluşturulacağını işaret ediyor.

Japonya, kripto varlık piyasasına yönelik yeni ve sıkı bir düzenleme hazırlığında. Ülkenin finansal düzenleyicisi olan Finansal Hizmetler Ajansı (FSA), yayımladığı raporda kripto paraların mevcut Ödeme Hizmetleri Yasası kapsamından çıkarılarak Finansal Araçlar ve Borsalar Yasası (FIEA) çerçevesinde denetlenmesini önerdi. Bu adım, kripto varlıkların daha çok menkul kıymetlerle aynı kategoride değerlendirilmesini ve yatırımcı korumasının güçlendirilmesini hedefliyor.FSA’dan net mesaj: “Kripto sorunları menkul kıymetlerle benzer”Rapor, kripto piyasasında yaşanan problemlerin büyük kısmının aslında menkul kıymet piyasasında da yıllardır karşılaşılan sorunlarla benzerlik gösterdiğine dikkat çekti. Belirsiz “white paper”lar, yanlış veya eksik bilgilendirme, kayıt dışı faaliyetler, dolandırıcılık vakaları, düşük risk toleransı ve borsa güvenlik açıkları FSA’nın öne çıkardığı başlıca problemler oldu.Ajans, bu nedenle FIEA’nın halihazırda sunduğu denetim ve yaptırım mekanizmalarının kriptoya da uygulanmasının uygun olabileceğini belirtti. Ancak bu raporun henüz bağlayıcı olmadığını da not düşelim. Söz konusu belge, FSA sekretaryasının Finansal Sistem Konseyi’ne sunduğu bir fikir taslağı niteliğinde. Son kararı hükümet verecek.Japonya’da kripto yükselişteRapor, Japonya’da kripto varlıkların giderek artan ekonomik önemini de gözler önüne seriyor. Ülkede kripto borsalarında açılan toplam hesap sayısı 12 milyonu aşmış durumda. Kullanıcı mevduatlarının toplam değeri ise 5 trilyon yenin (yaklaşık 33,7 milyar dolar) üzerine çıkmış. Bu rakam, neredeyse her 10 kişiden birinin bir kripto hesabı olduğu anlamına geliyor.Öte yandan Japonya’da yatırımcıların büyük çoğunluğu küçük çaplı işlem yapıyor. Bireysel hesapların %80’inden fazlasında 675 doların altında bakiye bulunuyor. Ayrıca kriptoya yatırım yapanların %70’i orta gelirli kesimden oluşuyor ve %86’sı uzun vadede fiyatların yükseleceği beklentisiyle yatırım yapıyor.Hükümetten destekleyici mesajlarJaponya Maliye Bakanı Katsunobu Kato da geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada kripto varlıkların çeşitlendirilmiş portföylerde yer alabileceğini söyleyerek dikkat çekmişti. Kato, volatilitenin yüksek olduğunu kabul etmekle birlikte, doğru düzenlemelerle kripto piyasasının yatırımcılar için güvenli bir alan haline gelebileceğini vurgulamıştı.Yeni kurallar neler getirebilir?Kriptonun FIEA kapsamına alınması durumunda:İhraççılara, tıpkı menkul kıymetlerde olduğu gibi, halka arz ve ikincil piyasa işlemlerinde ayrıntılı bilgi açıklama yükümlülüğü gelecek.Aracı kurumlar ve broker’ler daha sıkı bir lisans ve denetim sistemine tabi tutulacak.Haksız işlem ve manipülasyonlara karşı sert önlemler uygulanacak.Kayıt dışı faaliyetlere karşı mahkemeden hızlı tedbir ve ihtiyati tedbir kararları çıkarılabilecek.

Uluslararası kripto para borsası OKX, Hollanda'da yasal düzenlemelere uymadığı gerekçesiyle Hollanda Merkez Bankası (DNB) tarafından 2.25 milyon avro (2.6 milyon dolar) para cezasına çarptırıldı. DNB'den yapılan açıklamaya göre, OKX'in Temmuz 2023 ile Ağustos 2024 tarihleri arasında Hollanda'da gerekli kaydı olmadan faaliyet gösterdiği tespit edildi.Hollanda'da kayıt zorunluluğuHollanda, kara para aklamayı önleme (AML) düzenlemeleri kapsamında kripto para sektörüne yönelik 2020 yılında bir kayıt zorunluluğu getirmişti. Bu kurala göre, ülkede kripto hizmeti sunmak isteyen firmaların DNB'ye kayıt yaptırması gerekiyor. Açıklamada, OKX'in bu süre zarfında Aux Cayes Fintech Co. adıyla hizmet sunduğu ve bu zorunluluğu yerine getirmediği belirtildi.OKX sözcüsü, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, bu cezanın "uzun süredir çözülmüş olan eski bir kayıt meselesiyle ilgili olduğunu ve müşteriler üzerinde herhangi bir etkisi olmadığını" ifade etti. Şirket, Hollandalı kullanıcılarını artık MiCA (Kripto Varlıkları Piyasaları) lisanslı Avrupa iştirakine aktardığını ve cezanın DNB'nin büyük bir platforma verdiği en düşük ceza olduğunu savundu.OKX, daha önce de ceza yemiştiHollanda'daki bu ceza, OKX'in bu yıl içinde karşılaştığı ilk yaptırım değil. Borsa, çeşitli ülkelerde uyumluluk ve kara para aklama karşıtı düzenlemelerdeki eksiklikleri nedeniyle tekrar eden cezalarla karşı karşıya kalıyor. Örneğin:ABD: Şubat ayında ABD'li yetkililer, OKX'in Seyşeller'deki iştirakine 504 milyon dolarlık bir ceza kesti. Soruşturma, OKX'in 2018-2024 yılları arasında ABD'deki kullanıcılar için 1 trilyon dolardan fazla işlem gerçekleştirdiğini ortaya koydu. Bu işlemlerin 5 milyar doların üzerindeki kısmının ise suç gelirleri ve şüpheli faaliyetlerle ilişkili olduğu belirlendi.Malta: Nisan ayında Malta'daki Finansal İstihbarat Analiz Birimi (FIAU), OKX'e "ciddi ve sistematik" olarak nitelendirilen uyumluluk ihlalleri nedeniyle 1.1 milyon avro ceza verdi.Tayland: Aynı ay içinde Tayland Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), izinsiz dijital varlık borsası işlettiği gerekçesiyle OKX ve dokuz kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.Filipinler: Filipinler Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) da geçtiğimiz ay OKX dahil olmak üzere 10 büyük kripto borsasına, gerekli yetkilendirme olmaksızın Filipinli kullanıcılara hizmet sunmaya devam ettikleri gerekçesiyle bir uyarı yayımladı.Hollanda'da kripto düzenlemeleri gelişiyorHollanda, kripto para piyasasını düzenleme konusunda aktif bir rol oynuyor. Daha önce Crypto.com'a 2.85 milyon avro ve Kraken'e 4 milyon avro ceza kesen DNB, piyasadaki denetimini sürdürüyor. Öte yandan, Hollanda hükümeti kripto hizmet sağlayıcılarından kullanıcı verilerini vergi daireleriyle paylaşmasını zorunlu kılacak yasa tasarıları üzerinde çalışıyor.Bu sıkı düzenleyici ortama rağmen, Hollanda'da kripto sektörü gelişmeye devam ediyor. Geçtiğimiz ay, Hollandalı kripto hizmet sağlayıcısı Amdax, Amsterdam'ın Euronext borsasında bir Bitcoin hazine şirketi kurma hazırlıklarını duyurdu. Yine Haziran ayının sonlarında, yerel kripto borsası Bitvavo'ya MiCA lisansı verildi. Geçtiğimiz yıl Kraken gibi büyük oyuncular da Hollanda'daki varlıklarını genişletmek amacıyla Coin Meester adlı yerel bir kripto firmasını satın aldıklarını açıklamıştı.Bu gelişmelerin yanı sıra, Hollanda ve ABD'li yetkililer, yasadışı kripto kullanımıyla mücadele kapsamında "VerifTools" adlı sahte kimlik satan bir çevrimiçi mağazayı kapattıklarını duyurdu. Dijital varlık ödemelerini kabul eden bu platformda, sahte belgeler 9 dolara kadar düşük fiyatlara satılıyordu. Soruşturma kapsamında, Amsterdam'da bulunan iki fiziksel sunucu ve operasyonu destekleyen 21 sanal sunucu ele geçirildi.

Kripto piyasaları için tarihi bir adım atıldı: ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ve Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC), Salı günü yaptıkları ortak açıklamayla, kayıtlı borsaların belirli spot kripto varlık ürünlerinin ticaretine aracılık etmesinin önünde yasal bir engel bulunmadığını netleştirdi. Düzenleyici kargaşaya sonYıllardır süregelen regülasyon belirsizliği, ABD'deki geleneksel finans devlerinin kripto para piyasasına tam anlamıyla girmesini engelliyordu. Kripto paraların menkul kıymet mi yoksa emtia mı olduğu konusundaki yetki savaşları, inovasyonu sınırlar ve sektörün gelişimini yavaşlatıyordu. Ancak SEC'in "Project Crypto" ve CFTC'nin "Crypto Sprint" adlı girişimleri kapsamında yayınlanan bu ortak bildiri, bu kafa karışıklığını gidermeye yönelik atılan en somut adım oldu.Bu açıklamaya göre, SEC'e kayıtlı Ulusal Menkul Kıymetler Borsaları (NSE'ler), CFTC'ye kayıtlı Belirlenmiş Sözleşme Piyasaları (DCM'ler) ve Yabancı Ticaret Kurulları (FBOT'lar) dahil olmak üzere, hali hazırda resmi olarak kayıtlı olan borsalar, artık belirli spot kripto ürünlerini listeleyebilecek ve ticaretine olanak sağlayabilecek. Bu, Nasdaq ve New York Borsası gibi devlerin de Bitcoin ve Ethereum gibi önde gelen dijital varlıkların doğrudan ticaretini sunmasının önünü açıyor.Amerika'yı kripto başkenti yapma hedefiOrtak açıklama, Başkan Donald Trump'ın yönetimi altında ABD'yi "dünyanın kripto başkenti" yapma hedefini pekiştiren bir adım olarak yorumlanıyor. SEC Başkanı Paul Atkins, bu gelişmeyi "kripto varlık piyasalarındaki inovasyonu Amerika'ya geri getirmede önemli bir adım" olarak nitelendirirken, piyasa katılımcılarının spot kripto varlıklarını nerede alıp satacaklarını özgürce seçebilmeleri gerektiğini vurguladı.CFTC Vekil Başkanı Caroline D. Pham ise önceki yönetimin "karışık sinyaller" verdiğini ve inovasyonun hoş karşılanmadığına dair net bir mesaj gönderdiğini belirterek, bu dönemin kapandığını söyledi. Pham, bu ortak girişimin, ABD'nin küresel liderliğini pekiştirecek ve blockchain teknolojisinin gelişimini destekleyecek bir stratejinin parçası olduğunu ifade etti.Sektörden olumlu tepkilerPiyasa uzmanları, bu kararı "tarihi" olarak değerlendiriyor. Two Prime Digital Assets CEO'su Alexander Blume, bu kararın, geleneksel piyasalarda halihazırda trilyonlarca doların bulunduğu platformlarda dijital varlıklara doğrudan erişim sağlayarak daha fazla ana akım benimsenmenin kapılarını aralayacağını belirtti. VanEck dijital varlıklar araştırmacısı Matthew Sigel ise X platformunda yaptığı paylaşımda, NYSE, Nasdaq, CBOE ve CME gibi borsaların yakında Bitcoin ve Ethereum için spot ticarete başlayacağını öngördü.Bu gelişme, halihazırda spot kripto ticareti sunan ancak NSE veya DCM olmayan Coinbase, Kraken ve Gemini gibi kripto borsaları için de yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Daha önce SEC'in bu borsalara karşı açtığı davaları düşürmesi, düzenleyici kurumların daha uzlaşmacı bir yaklaşım benimsediğinin bir işareti olarak görülüyordu ve bu son açıklama, bu tezi güçlendiriyor.Sei protokolü baş hukuk müşaviri Gerald Gallagher, X'te yaptığı yorumda, "Alan savaşları sona eriyor. SEC ve CFTC aynı yöne kürek çekiyor," diyerek bu işbirliğinin önemine dikkat çekti. Gallagher, bu kararın ABD'nin yüksek performanslı kripto ticaret altyapısı inşa etme kararını kanıtladığını ekledi. Bu hamleyle birlikte, yatırımcılar ve piyasa katılımcıları, dijital varlıkların geleceği hakkında daha net bir görüşe sahip olabilir.

ABD Kongresi tatil arasından dönüş yaptı ve gündemin merkezine kripto para piyasası için uzun süredir beklenen “piyasa yapısı” düzenlemeleri oturdu. Kripto düzenlemelerini yakından takip eden gazeteci Eleanor Terrett’e göre Eylül ayının sonuna kadar Senato Bankacılık Komitesi’nin mevcut taslak üzerinde resmi görüşmelere başlaması beklenirken, Senato Tarım Komitesi de yakın zamanda CFTC’nin yetki alanını kapsayan kendi taslağını yayımlamaya hazırlanıyor.Yıl sonuna kadar yasalaşabilirKripto yanlısı tutumuyla bilinen Wyoming Senatörü Cynthia Lummis, geçtiğimiz ay Wyoming Blockchain Sempozyumu’nda yaptığı açıklamada, piyasa yapısı tasarısının Başkan Donald Trump tarafından Noel’den önce imzalanarak yasalaşmasını beklediğini söyledi. Lummis’in bu öngörüsü, sektörde düzenlemelerin hız kazanacağına dair beklentileri güçlendirdi.Senato’da yaz boyunca yürütülen hazırlık sürecinde, 100’den fazla paydaştan alınan geri bildirimler doğrultusunda taslak metin revize edildi. Özellikle yazılım geliştiricilerin korunması (Section 1960) ve “yan ürün varlıklar” ile “dijital emtialar” arasındaki ayrımın netleştirilmesi, tartışmaların odak noktaları arasında yer alıyor.Trump yönetiminden “debanking” hamlesiÖte yandan Trump yönetimi, finans sektöründe uzun süredir tartışma konusu olan “debanking” uygulamalarına da sert bir yanıt verdi. Küçük İşletmeler İdaresi (SBA), bankalara yasa dışı şekilde hizmeti kesilen müşterileri yeniden sisteme dahil etmeleri ve ilgili politikaları en geç 5 Aralık’a kadar düzeltmeleri yönünde talimat verdi.SBA Başkanı Kelly Loeffler, dini kurumlar ve yaşam hakkı yanlısı grupların da aralarında bulunduğu birçok kurumun keyfi şekilde bankacılık hizmetlerinden mahrum bırakıldığını belirterek, “Bu tür ayrımcılıklara artık izin verilmeyecek” ifadelerini kullandı.Sektör kaynaklarına göre, SBA bazı bankaların statülerini iptal etme seçeneğini masada tutuyor. Bu adımın gerçekleşmesi, ilgili kurumlar açısından yıkıcı sonuçlar doğurabilir.CFPB’den geri adımTrump yönetiminin hamleleri yalnızca SBA ile sınırlı kalmadı. Tüketici Finansal Koruma Bürosu (CFPB), Biden döneminde “buy now, pay later” platformu Credova’ya yönelik yürütülen baskıcı uygulamalar için resmen özür diledi. CFPB Baş Hukuk Müşaviri Mark Paoletta, söz konusu uygulamaları “devlet gücünün kötüye kullanılmasının en bariz örneklerinden biri” olarak nitelendirdi.Paoletta, Biden döneminde yürütülen bu süreçte, kurumun “Operation Choke Point” benzeri yöntemlerle Credova’yı hedef aldığını itiraf etti.Kongre’nin kripto piyasası için somut adımlar atmaya hazırlandığı bu dönemde, hem düzenleyici çerçevenin netleşmesi hem de finans sektöründeki keyfi uygulamalara karşı alınan önlemler, sektör için kritik. Yatırımcılar, yaz sonunda ortaya çıkacak düzenlemelerin piyasadaki belirsizlikleri azaltmasını ve özellikle ABD merkezli şirketlere uzun vadeli bir yol haritası sunmasını bekliyor.

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), Truth Social tarafından önerilen Bitcoin ve Ethereum borsa yatırım fonu (ETF) için kararını bir kez daha erteledi. Trump Media & Technology Group’a ait sosyal medya platformu Truth Social’ın başvurusu, ilk olarak Haziran ayında yapılmıştı. SEC’in resmi açıklamasına göre, yeni son tarih 8 Ekim 2025 olarak belirlendi. Ayrıca SEC, son hamlesiyle DOGE, LTC ve XRP ETF kararlarını da bekletecek.Truth Social’ın ETF başvurusu tartışma yaratıyorTruth Social’ın Bitcoin ve Ethereum ETF’si, kripto dünyasında sıradan bir başvuru gibi görünse de siyasi bağlantıları nedeniyle büyük yankı uyandırıyor. Başvurunun arkasında eski ABD Başkanı Donald Trump’ın olması, onay sürecini daha tartışmalı hale getiriyor. Trump, son dönemde kripto para alanındaki projeleriyle gündeme gelmişti. Özellikle World Liberty Financial adlı DeFi ve stablecoin girişimi ile TRUMP ve MELANIA temalı memecoin’ler, Trump ailesinin kripto dünyasındaki etkisini artırmış durumda. Bu nedenle bazı çevreler, olası bir onayın piyasalarda güven sorununa yol açabileceğini savunuyor. Hükümeti şeffaflığa zorlayan sivil toplum kuruluşu Accountable.US’un başkanı Caroline Ciccone, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Eğer SEC bu ETF’i onaylarsa, Amerikalıların aklında soru işaretleri oluşacak. Bu karar ülkenin yararına mı alındı, yoksa Başkan’ın işlerine mi hizmet ediyor?” ifadelerini kullandı.Diğer kripto ETF başvurularında da erteleme: XRP, DOGE, LTC etkilendiTruth Social başvurusuyla birlikte başka kripto ETF’leri için de benzer kararlar geldi. SEC, CoinShares Litecoin ETF, CoinShares XRP ETF ve 21Shares Core XRP ETF için de ekim ayının ilerleyen günlerinde karar açıklanacağını duyurdu. Ayrıca Canary XRP Trust, Grayscale XRP Trust ve 21Shares Core Ethereum ETF’de staking izni konularında da incelemelerin devam ettiği bildirildi.SEC’in erteleme listesi oldukça geniş bir yelpazeye yayılıyor. Kurum, yalnızca Trump ailesiyle bağlantılı Bitcoin + Ether ETF’ini değil, aynı zamanda birçok XRP odaklı başvuruyu da ileri tarihe bıraktı. Grayscale, CoinShares, Canary Capital, Bitwise ve 21Shares’in XRP ETF dosyalarının hepsi 19 Ekim’e ertelenirken, Franklin Templeton’ın spot XRP ETF’i için takvim 5 Kasım’a kaydırıldı. Ayrıca Grayscale’in Dogecoin ETF’i ile CoinShares’in Litecoin ETF’i için de bekleme süresi uzatıldı; Litecoin ETF karar tarihi 23 Ekim olarak belirlenirken, Dogecoin ETF için 2025 sonu ile 2026 başı arasında esnek bir takvim öngörülüyor. Bunların yanında, 21Shares Core Ethereum ETF’ine staking özelliği eklenmesi yönündeki teklif için de inceleme sürüyor ancak bu dosyada net bir son tarih bulunmuyor. SEC, geçtiğimiz hafta da VanEck, 21Shares ve Bitwise’ın Solana ETF başvurularını, ayrıca 21Shares’in Dogecoin ETF talebini aynı şekilde ertelemişti.SEC’in kripto ETF’lerine yaklaşımı, son yıllarda büyük bir dönüşüm geçirdi. Biden döneminde mahkeme kararlarının da etkisiyle önce spot Bitcoin ETF’leri, ardından da spot Ethereum ETF’leri onaylanmıştı. Trump yönetimiyle birlikte ise daha esnek adımlar atılmaya başlandı. Örneğin, Temmuz ayında SEC, kripto ETF’lerinde “yetkili katılımcılar” tarafından doğrudan kriptoyla yapılan yaratım ve itfaları (in-kind creations/redemptions) kabul etti.Bu değişim, kripto piyasasında daha fazla ürünün önünün açılabileceği yorumlarına neden oluyor. Ancak Trump bağlantılı Truth Social ETF’si söz konusu olduğunda durum daha hassas. Çünkü bu onay, sadece piyasa dinamikleriyle değil, aynı zamanda siyasetle de doğrudan bağlantılı.

New York Eyalet Meclisi üyesi Phil Steck, tüm dijital varlık işlemlerine (kripto paralar ve NFT’ler dahil) %0,2 oranında tüketim vergisi getirmeyi öngören yeni bir yasa tasarısı sundu. 13 Ağustos’ta sunulan ve Ways and Means Komitesi’ne havale edilen “Assembly Bill A08966” kodlu teklif, onaylanması halinde 1 Eylül 2025’te yürürlüğe girecek. Tasarıya göre, elde edilecek gelir New York’un kuzey bölgelerindeki okullarda madde bağımlılığıyla mücadele ve önleme programlarının genişletilmesinde kullanılacak. Yasa, “dağıtık defter” veya “blockchain” teknolojisi kullanılarak oluşturulan veya transfer edilen tüm dijital varlıkları kapsıyor. Bu tanım, Bitcoin ve Ethereum gibi kripto paraların yanı sıra stablecoin’ler ve NFT’leri de içine alıyor.Vergi yükümlülüğü kime ait?Yasada, vergi ödeme sorumluluğu “satış veya transferi gerçekleştiren kişi ya da kişiler” olarak tanımlanıyor. Bu durum, özellikle borsalar, bireysel yatırımcılar ve DeFi protokolleri açısından uyum (compliance) sorunları yaratabilir. Örneğin, 10.000 dolarlık bir Bitcoin satışı yapılması halinde, 20 dolarlık bir vergi ödenmesi gerekecek. Ancak miktarın astronomik olmadığını da düşünülüyor.New York’un kripto piyasasına yönelik katı duruşu daha önce de gündemdeydi. Zira 2015’te getirilen BitLicense uygulaması, birçok şirketin eyaletten çekilmesine yol açmıştı. Bu yeni vergi teklifi, New York’u ABD’de kripto düzenlemeleri bakımından en katı eyaletlerden biri konumuna daha da yaklaştırabilir.Dünyada kripto vergilendirme yaklaşımlarıDünya genelinde kripto vergilendirme politikaları oldukça farklılık gösteriyor. Çin, kripto para işlemlerini tamamen yasaklarken; İsviçre ve Singapur gibi ülkeler inovasyonu teşvik eden esnek yasal çerçeveler sunuyor. Avrupa Birliği’nde ise 2025 itibarıyla yürürlüğe giren MiCA düzenlemesi, kripto varlık hizmet sağlayıcılarına sıkı lisans ve uyum şartları getiriyor.Bazı ülkeler ise vergilendirmede farklı teşvik yöntemleri izliyor. Örneğin Tayland, 2025’ten 2029’a kadar lisanslı platformlarda elde edilen kripto kazançlarını gelir vergisinden muaf tutuyor. Bu sayede doğrudan vergi almamakla birlikte, dolaylı ekonomik faaliyetlerden 1 milyar bahtın üzerinde ek gelir bekleniyor.Öte yandan Endonezya, 2024’te kripto vergilerinden 38 milyon dolar gelir elde ederken, piyasa dalgalanmaları nedeniyle 2025’in ilk yedi ayında bu rakam 6,97 milyon dolara geriledi. Japonya’da ise kripto kazançlarına %55’e varan gelir vergisi uygulanıyor. Japonya Blockchain Derneği’nin araştırmasına göre, mevcut yatırımcıların %84’ü verginin sabit %20’ye indirilmesi halinde daha fazla yatırım yapacağını belirtiyor.Trump yönetimi, 2025’te DeFi broker kurallarını kaldırarak ve Biden dönemindeki katı denetimleri gevşeterek kripto dostu bir politika izlemişti. Ancak ABD’de vergi politikaları büyük ölçüde eyaletlerin inisiyatifinde olduğu için, New York’un bu adımı diğer eyaletler için de örnek teşkil edebilir.

Animoca Brands, Standard Chartered ve HKT’den Hong Kong’un İlk Lisanslı Stablecoin HamlesiWeb3 yatırım devi Animoca Brands, Standard Chartered Bank (Hong Kong) Limited ve Hong Kong Telecom (HKT) ile birlikte Anchorpoint Financial Limited adlı yeni bir ortak girişim kurdu. Şirket, Hong Kong’un 1 Ağustos’ta yürürlüğe giren Stablecoin Düzenlemesi kapsamında şehirdeki ilk lisanslı stablecoin şirketlerinden biri olmayı hedefliyor.Ortak girişim, resmi başvurusunu Stablecoin Düzenlemesi’nin yürürlüğe girdiği gün olan 1 Ağustos’ta Hong Kong Para Otoritesi’ne (HKMA) iletti. Bu adım, Hong Kong’un yeni regülasyon çerçevesi altında faaliyet gösterecek stablecoin şirketleri arasında “ilk hareket edenler” konumuna yerleşmelerini sağladı.Düzenleme öncesi hazırlık süreciAnchorpoint, üç şirketin de bir yıldan uzun süredir HKMA’nın stablecoin sandbox programına katılımıyla şekillendi. Bu süreçte taraflar, stablecoin’lerin geleneksel finans ve Web3 ekosistemini nasıl birbirine bağlayabileceğini test etti. HKMA CEO’su Eddie Yue’ye göre yaklaşık 40 şirket lisans başvurusunda bulunabilir, ancak onay alacakların sayısının 10’dan az olması bekleniyor.Stablecoin’ler, genellikle ABD doları gibi itibari paralara sabitlenen kripto varlıklar olarak biliniyor. Dünyada hem düzenleyiciler hem de finans kurumları, stablecoin’leri dijital varlık ekosisteminin en kritik bileşenlerinden biri olarak görüyor. ABD’de de GENIUS Act kapsamında stablecoin’lere yönelik düzenlemeler hız kazanmış durumda.Ortaklığın stratejik önemiAnimoca Brands Grup Başkanı Evan Auyang, “Stablecoin’ler, Web3 alanındaki en güçlü kullanım senaryolarından biri ve hem kurumsal hem bireysel tarafta yaygın benimsemenin henüz başındayız” dedi. Hong Kong’un yeni düzenlemeleri, şehirde USD dışındaki stablecoin alternatiflerinin de piyasaya çıkmasının önünü açıyor. Bu durum, bölgesel ödeme ve takas sistemlerinde doların hâkimiyetine meydan okuyabilecek yeni fırsatlar yaratıyor.Hong Kong’un Stablecoin Düzenlemesi, itibari varlıklara endeksli stablecoin’lerin ihraç edilmesi için kapsamlı bir lisans sistemi getiriyor.Bu sistem kapsamında şirketlerin:Rezerv varlık yönetimini şeffaf biçimde yürütmesi,Müşteri varlıklarını ayrı tutması,İstikrar mekanizmaları işletmesi,Parite değerinde itfa taleplerini karşılaması,AML (kara para aklama karşıtı) standartlara uymasızorunlu hale geliyor.HKMA, 29 Temmuz’da gözetim yönergelerini ve AML prosedürlerini yayımladı. Erken aşama geri bildirimleri için başvuru tarihi 31 Ağustos, tam başvurular için son tarih ise 30 Eylül olarak belirlendi. Yanıltıcı lisans beyanlarının ise cezai yaptırımlara tabi olacağı açıklandı.Hong Kong, yeni düzenlemeler sonrası dijital varlık piyasasında sermaye girişinde dikkat çekici bir artış yaşadı. Temmuz ayında en az 10 halka açık şirket, blockchain ve dijital para projeleri için 1,5 milyar ABD dolarını aşan kaynak topladı. Bu dönemde stablecoin bağlantılı hisseler yıl başından bu yana %65 değer kazandı.Tether, 164 milyar dolarlık piyasa değeriyle liderliğini sürdürürken, USD Coin %3,78 büyüyerek 63,6 milyar dolara ulaştı. Ethena USDe ise %43,5’lik rekor artışla 7,6 milyar dolara çıktı.Anchorpoint’in lisans sürecinden başarıyla çıkması halinde, Hong Kong’un stablecoin piyasasında lisanslı ve regüle edilmiş ilk büyük oyuncularından biri olması bekleniyor.

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ile Ripple Labs arasındaki uzun soluklu hukuk mücadelesi resmen sona erdi. Taraflar, temyiz başvurularını karşılıklı olarak geri çekme kararı alarak, kripto dünyasının en çok konuşulan davalarından birini kapattı. İkinci Temyiz Mahkemesi’ne sunulan ortak feragat dilekçesine göre, her iki taraf da yargılama masraflarını ve avukat ücretlerini kendi üstlenecek.Bu gelişme ile birlikte, Temmuz 2023’te New York federal mahkemesinde Yargıç Analisa Torres tarafından verilen karar nihai hüküm olarak geçerli olacak. Söz konusu karara göre, Ripple’ın kurumsal yatırımcılara yaptığı yüz milyonlarca dolarlık XRP satışı “kayıtsız menkul kıymet satışı” olarak nitelendirilirken, borsalar üzerinden gerçekleştirilen ve yatırımcı kimliğinin bilinmediği perakende işlemler menkul kıymet olarak değerlendirilmedi.Ripple için artık “işe dönme” zamanıRipple CEO’su Brad Garlinghouse, haziran ayında yaptığı açıklamada temyizden vazgeçeceklerini duyurmuş ve “Bu bölümü tamamen kapatıyoruz, artık en önemli olana, Değer İnterneti’ni inşa etmeye odaklanıyoruz” demişti. Ripple’ın Baş Hukuk Sorumlusu Stuart Alderoty ise 7 Ağustos’ta sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bugün Komisyon’un oylamasının ardından, SEC ve Ripple temyizlerini resmen geri çekti. Son… ve artık işe dönme zamanı” ifadelerini kullandı.SEC, Aralık 2020’de Ripple Labs ile şirketin üst düzey yöneticileri Brad Garlinghouse ve Chris Larsen’e dava açmış, şirketin XRP satışlarını “kayıtsız menkul kıymet arzı” olarak nitelendirmişti. Dava sürecinde karşılıklı temyizler, milyonlarca dolara ulaşan avukatlık masrafları ve kripto varlıkların menkul kıymet mi yoksa emtia mı olduğu tartışması gündemin merkezinde yer aldı.Davanın büyük bölümü, Biden yönetiminin kriptoya yönelik sert düzenleme adımlarının ve dönemin SEC Başkanı Gary Gensler’ın “uygulama yoluyla düzenleme” politikasının gölgesinde geçti. 2023’te verilen kısmi karar ise dönüm noktası oldu. Mahkeme, XRP’nin borsalarda satılan versiyonunun menkul kıymet olmadığına hükmederken, kurumsal satışların ise kayıtsız menkul kıymet olduğu sonucuna vardı. Bu doğrultuda Ripple, SEC’ye 125 milyon dolar ceza ödemeye mahkûm edildi. Bu rakam, düzenleyicinin talep ettiği 2 milyar doların çok altında kaldı.Kararın ardından XRP fiyatı sert yükseldi. Haber öncesinde yaklaşık 3,04 dolar seviyesinde işlem gören XRP, kısa sürede yüzde 7’den fazla değer kazanarak 3,27 dolara çıktı. Gün içinde yükseliş yüzde 13’e ulaşırken fiyat 3,37 dolara kadar tırmandı. Token böylece 23 Temmuz’dan bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaşarak, 18 Temmuz’da kırılan 3,65 dolarlık tüm zamanların zirvesine yüzde 8 mesafede kaldı. Yaklaşık beş yıl süren ve kripto endüstrisinin geleceği açısından sembolik bir anlam taşıyan dava, bu gelişmeyle resmen kapanmış oldu. Piyasa katılımcıları, Ripple kararının kripto varlıkların yasal statüsüne ilişkin ilerleyen dönemde emsal teşkil edebileceği görüşünde.

ABD Başkanı Donald Trump, kripto paraları ülke ekonomisine daha güçlü şekilde entegre etme çabalarını sürdürüyor. Bu amaçla, dikkat çeken bir yürütme emri imzalamaya hazırlanıyor. Bloomberg’in haberine göre, bu yeni kararname, ABD Çalışma Bakanlığı’nın 401(k) emeklilik planlarına kripto para, özel sermaye (private equity) ve gayrimenkul gibi alternatif varlıkların dahil edilmesinin önünü açmasını amaçlıyor. Kararnamenin Perşembe günü imzalanması bekleniyor.401(k) hesaplarında kripto dönemiTrump’ın yürütme emriyle birlikte, Çalışma Bakanı Lori Chavez-DeRemer, 1974 tarihli “Employee Retirement Income Security Act” (ERISA) kapsamındaki mevcut kuralları yeniden değerlendirecek. Aynı zamanda, Hazine Bakanlığı ve Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) gibi kurumlarla koordinasyon halinde çalışarak, kripto varlıkların ve diğer alternatif yatırım araçlarının 401(k) gibi tanımlı katkı planlarına nasıl güvenli şekilde entegre edilebileceğine dair düzenleme değişikliklerini inceleyecek.Bu girişim, yaklaşık 12.5 trilyon dolarlık tanımlı katkı hesaplarının yeni yatırım seçeneklerine açılmasını sağlayabilir. Böylece, yalnızca akredite yatırımcıların erişebildiği kripto ve özel sermaye gibi alternatif ürünler, ana akım tasarruf sahiplerine de sunulabilir hale gelecek.SEC’ye çağrıYürütme emri, SEC’ye de alternatif varlıklara erişimi kolaylaştırma yönünde çağrıda bulunuyor. Bu da bireysel emeklilik yatırımcılarının spot Bitcoin ETF’leri gibi dijital varlık ürünlerine doğrudan erişimini mümkün kılabilir. Ancak, bu adımların atılabilmesi için, saklama, fiyatlama ve volatilite gibi risklerin plan sponsorları tarafından dikkatlice değerlendirilmesi gerekecek.Bu hamle, Trump yönetiminin kriptoyu ABD finans sistemine entegre etme konusunda şimdiye kadar attığı en agresif adım olarak öne çıkıyor. Mayıs ayında, Trump yönetimi, Biden döneminde getirilen ve emeklilik planlarında kriptoyu caydıran bir rehberliği resmi olarak geri çekmişti. O dönemde Çalışma Bakanlığı, önceki yönetimin “terazinin kefesini bilinçli olarak bastığını” ifade etmişti.Trump’ın kripto açılımıTrump yönetimi, bu kararla birlikte daha geniş bir kripto vizyonunun parçasını hayata geçirmiş oluyor. Yılın başlarında yayınlanan 166 sayfalık kripto raporunda, ABD’nin dijital varlık ekonomisindeki rolüne dair stratejik hedefler açıklanmıştı. Bu belgede, regülasyonların sadeleştirilmesi, benimsenmenin kolaylaştırılması ve ABD’nin küresel liderliğini sürdürmesi hedeflenmişti.Ayrıca Beyaz Saray tarafından düzenlenen “Crypto Week” etkinliği sırasında Trump, federal düzeyde ilk stablecoin düzenleme yasasını imzalamıştı. Aynı dönemde, ABD için bir “Stratejik Bitcoin Rezervi” kurulmasına yönelik adımlar da atılmıştı.Sonuç olarak geleneksel olarak hisse senetleri ve tahviller gibi varlıklarla sınırlı kalan 401(k) planları, artık kripto para ve özel sermaye gibi daha yüksek riskli ancak potansiyel getirisi yüksek varlıkları da kapsayabilecek. Bu da Amerikalı yatırımcıların emeklilik portföylerini daha esnek ve çeşitli hale getirme imkânı sunabilir.Elbette bu değişimin hayata geçmesi için zaman ve detaylı düzenlemeler gerekecek. Ancak topluluk şu sebepten dolayı oldukça heyecanlı: Kararname resmileştiğinde, kripto sektörüne önümüzdeki yıllarda milyarlarca dolarlık yeni fon girişi olabilir.

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), kripto para dünyasında uzun süredir merakla beklenen bir konuda yeni bir yol haritası sundu. Kurum, bazı likit staking faaliyetlerinin menkul kıymet yasaları kapsamına girmediğini belirterek sektöre önemli bir rahatlama sağladı. Bu gelişme, spot Ethereum ETF’lerinde staking özelliğinin onaylanmasına giden yolda kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.SEC’den tarihi açıklamaSEC’in Kurumsal Finans Bölümü tarafından yayımlanan yeni rehberde, belirli koşullar altında verilen “likit staking makbuzu tokenları”nın (Staking Receipt Tokens), menkul kıymet sayılmayabileceği belirtildi. Özellikle Lido, Marinade Finance, JitoSOL ve Stakewise gibi merkeziyetsiz protokollerin sunduğu staking hizmetleri bu kapsamda değerlendiriliyor. SEC Başkanı Paul Atkins, “Bugünkü açıklama, kripto varlık faaliyetlerinin SEC’in yetki alanı dışında kalan yönlerini netleştirme adına büyük bir adım,” diyerek kurumun yeni başlattığı “Project Crypto” girişiminin şimdiden somut sonuçlar verdiğini vurguladı.Ethereum ETF'lerinde staking kapısı mı açılıyor?NovaDius Wealth Başkanı Nate Geraci’ye göre, bu açıklama SEC’in spot Ethereum ETF’lerinde staking’e izin verme yolundaki son engellerden birini kaldırmış olabilir. Geraci, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, “Likit staking tokenları, ETF’lerdeki likidite yönetimini kolaylaştırabilir. Bu da SEC’in daha önce çekinceler yaşadığı bir alandı,” dedi.BlackRock gibi büyük yatırım firmalarının da Ethereum ETF başvurularını staking içerecek şekilde revize etmek istedikleri biliniyor. Bu yeni SEC açıklaması, söz konusu stratejilerin önünü açabilir.Tartışmalar sürüyor: 2008 krizi ile benzerlikler mi var?Ancak herkes bu açıklamadan memnun değil. SEC’in eski genel sekreteri Amanda Fischer, likit staking’i 2008’de Lehman Brothers’ın çöküşüne neden olan yeniden teminatlandırma (rehypothecation) uygulamalarına benzeterek ağır eleştirilerde bulundu. Fischer, “Bu uygulama, müşterilerin varlıklarını kullanarak riskli işlemler yapma olanağı tanıyor. SEC’in bunu denetim dışında bırakması, 2008 krizinden ders alınmadığını gösteriyor,” ifadelerini kullandı.Ancak bu yorumlar, kripto topluluğundan büyük tepki aldı. VanEck’in dijital varlık araştırma başkanı Matthew Sigel, “SEC hem kriptoya onay veriyor diyorsunuz hem de denetim dışı diyorsunuz. Bu iki ifade birbiriyle çelişiyor,” diyerek Fischer’a karşı çıktı. Helius Labs CEO’su Mert Mumtaz ise Fischer’ın ya sistemi bilmediğini ya da kasıtlı olarak çarpıttığını savundu.DeFi sektöründe TVL artıştaSEC’in açıklaması, likit staking’e yönelik olumlu hissiyata sebep oldu ve sektördeki toplam kilitli varlık (TVL) oranları da yükselişe geçti. DefiLlama verilerine göre, likit staking protokollerinde kilitlenen toplam varlık miktarı yılbaşından bu yana %15 kadar arttı.Lido Finance, 31,88 milyar dolarlık TVL ile sektörün çoğuna hâkim durumda. Binance’in ETH staking hizmeti ise yıl başındaki 6,05 milyar dolardan 11,4 milyar dolara çıkarak %90’a yakın büyüme gösterdi.
