Politika
Bu sayfa Politika haberleri ve piyasa analizlerini listeler. JrKripto'da bu kategorideki makaleleri, uzman görüşlerini ve güncellemeleri inceleyin. Kripto para piyasası trendleri ve gelişmeleri hakkında detaylı içeriklerle güncel kalın.
Bu sayfa Politika haberleri ve piyasa analizlerini listeler. JrKripto'da bu kategorideki makaleleri, uzman görüşlerini ve güncellemeleri inceleyin. Kripto para piyasası trendleri ve gelişmeleri hakkında detaylı içeriklerle güncel kalın.
Haberler
Politika Haberleri
Politika ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Politika hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
Bitcoin, 89 bin dolar seviyesinin hemen altında yatay bir görünüm sergilerken, kripto para piyasasında genel hava temkinli iyimserlik olarak öne çıktı. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) Türkiye saati ile 21.00 civarında açıklayacağı faiz kararı öncesinde yatırımcıların risk almakta isteksiz davrandığı görülürken, fiyat hareketleri dar bir bantta kaldı. Bitcoin, sabah saatlerinde yaklaşık 88.800 dolar civarında işlem görürken, haftanın başındaki dalgalı seyrin ardından sınırlı da olsa toparlanma çabası dikkat çekti. Ethereum cephesinde ise daha güçlü bir görünüm söz konusu. Piyasa değeri bakımından ikinci sırada yer alan Ethereum, yüzde 2’ye yakın yükselişle 3.000 dolar seviyesine yaklaşırken, büyük ölçekli altcoinlerin çoğunda da hafif artışlar izlendi. Ancak bu yükselişlerin güçlü bir trend başlangıcına işaret etmediği, daha çok bekleme modundaki piyasada kısa vadeli dengelenme hareketleri olduğu yorumları öne çıkıyor.Kripto piyasasındaki bu sakin seyir, küresel piyasalardaki tabloyla paralel ilerliyor. Asya borsaları yeni zirvelerini test ederken, ABD vadeli endeksleri de pozitif bir açılışa işaret ediyor. Özellikle teknoloji hisseleri ve yapay zekâ yatırımlarına yönelik iyimserlik, hisse senedi piyasalarında risk iştahını canlı tutuyor. S&P 500 endeksi son kapanışını rekor seviyede tamamlarken, büyük teknoloji şirketlerinin bu hafta açıklayacağı finansal sonuçlar piyasaların ana gündem maddeleri arasında yer alıyor.ABD dolarındaki zayıf seyir de riskli varlıkları destekleyen başlıca unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Dolar endeksi, hafta içinde 2022 başından bu yana görülen en düşük seviyelere gerilerken, yatırımcılar Trump yönetiminden gelen “zayıf dolar” konusundaki daha esnek mesajları fiyatlamaya başladı. Bu durum özellikle altın ve gümüş gibi değerli metallerde sert yükselişleri beraberinde getirirken, kripto paraların bu ralliye kıyasla daha geride kaldığı görülüyor.Kaldıraçlı pozisyonlar dikkat çekiyorPiyasa analistlerine göre Bitcoin’in 86.000-87.000 dolar bandından toparlanması, güçlü bir alım dalgasından ziyade kaldıraçlı pozisyonların temizlenmesiyle ilişkili. Bu bölgede yoğunlaşan long likidasyonların gerçekleşmesi, piyasadaki aşırı kaldıraç kullanımını azalttı ve kısa vadeli fiyat yapısının daha dengeli hâle gelmesini sağladı. Bu nedenle son yükseliş, momentumdan çok teknik bir rahatlama olarak değerlendiriliyor.Fed’in bugün açıklayacağı faiz kararı ve vereceği mesajlar, kripto piyasası için kısa vadede belirleyici olacak. Piyasa genel olarak bir faiz sabit bırakma kararını fiyatlıyor. Ancak enflasyon ve ileriye dönük faiz patikasına ilişkin verilecek sinyaller, riskli varlıklarda yeni bir yön tayinine neden olabilir. Daha güvercin bir ton, kripto varlıklara olan ilgiyi yeniden canlandırabilirken, temkinli veya sıkı duruş vurgusu yeni bir fiyat düzeltmesini gündeme getirebilir.Öte yandan, küresel hisse piyasalarındaki güçlü performansın son aylarda kriptodan sermaye çektiği de sıkça dile getirilen bir unsur. Büyük teknoloji hisselerine yönelen fon akışları, Bitcoin ve altcoinlerdeki yükselişleri sınırlayan faktörler arasında yer alıyor. Bu durum, kripto piyasasının makro cephede netleşme beklediğini ve güçlü bir katalizör olmadan agresif bir yükseliş trendine girmekte zorlandığını gösteriyor.Mevcut tabloya bakıldığında Bitcoin’in dar bir bantta tutunmaya çalıştığı, piyasada ise yön arayışının sürdüğü görülüyor. Fed kararı, büyük teknoloji şirketlerinin bilançoları ve doların seyri netleşmeden, kripto piyasasında güçlü ve kalıcı bir hareketin başlaması zor görünüyor. Şimdilik fiyatlar korunuyor, ancak ivme henüz oluşmuş değil.

Küresel piyasalar, bu hafta yapılacak Federal Reserve Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısına kilitlenmiş durumda. Son üç toplantıda üst üste gelen faiz indirimlerinin ardından, ABD Merkez Bankası’nın ocak ayı toplantısında nasıl bir yol izleyeceği hem geleneksel piyasalarda hem de kripto varlıklarda yön arayışını belirleyecek en önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.ABD Merkez Bankası’nın (FED) Ocak 2026 FOMC toplantısı 27–28 Ocak tarihlerinde gerçekleştirilecek. Faiz kararı, 28 Ocak 2026 Çarşamba günü Türkiye saatiyle 21.00’de açıklanacak. Kararın ardından Fed Başkanı Jerome Powell’ın yapacağı açıklamalar piyasalar tarafından yakından izlenecek.Fed’in toplantısından neler bekleniyor?Piyasa fiyatlamaları, Fed’in bu toplantıda faizleri sabit tutma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu gösteriyor. CME FedWatch Tool verilerine göre, faizlerin mevcut seviyede korunma olasılığı yüzde 97’nin üzerine çıkmış durumda. Bu oran, geçtiğimiz hafta yüzde 95 seviyelerindeydi. Artan bu beklenti, yatırımcıların Fed’den kısa vadede yeni bir gevşeme adımı beklemediğini gösteriyor.Hatırlanacağı üzere Fed, aralık ayı toplantısında politika faizini 25 baz puan indirerek yüzde 3,75–4,00 aralığına çekmişti. Böylece banka, son üç toplantıda üst üste faiz indirimi yapmış oldu. Bu adımların temel amacı, iş gücü piyasasında yaşanabilecek sert bir yavaşlamanın işsizlik oranlarında kalıcı bir artışa dönüşmesini engellemekti. Ancak yayımlanan son FOMC tutanakları, Fed yetkililerinin önemli bir bölümünün bu noktada temkinli davranılması gerektiğini düşündüğünü gösterdi.Tutanaklarda, bazı üyelerin üç ardışık faiz indiriminin ardından politika faizinin bir süre sabit tutulmasının daha sağlıklı olacağı görüşünü dile getirdiği görülüyor. Enflasyonun hâlâ hedef seviyenin üzerinde seyretmesi ve iş gücü piyasasında karmaşık sinyallerin devam etmesi, karar alma sürecini zorlaştıran unsurlar arasında yer alıyor. ABD’de açıklanan son tarım dışı istihdam verileri beklentilerin altında kalırken, işsizlik oranındaki sınırlı gerileme Fed’in aceleci davranmaması gerektiği yönündeki görüşleri güçlendirdi.Fed Başkanı Jerome Powell da son açıklamalarında bu ikileme dikkat çekti. Powell, enflasyon ve işsizlik risklerinin aynı anda yukarı yönlü olduğuna işaret ederek, tek bir politika aracıyla iki farklı riski dengelemenin son derece zor olduğunu vurguladı. Bu açıklamalar, Fed’in kısa vadede “bekle-gör” stratejisini benimseyebileceği yönündeki beklentileri destekliyor.Faiz kararına yönelik bu belirsizlik, kripto para piyasalarında da dalgalı bir seyre neden oluyor. Toplam kripto para piyasası değeri yaklaşık 2,99 trilyon dolar seviyesinde bulunurken, piyasa genelinde sınırlı bir toparlanma görülmesine rağmen önde gelen kripto varlıklar baskı altında kalmaya devam ediyor. Bitcoin, Ethereum ve XRP gibi büyük ölçekli coin’lerde son günlerde kayıplar dikkat çekiyor.Piyasa analistlerine göre bu zayıf görünümde, altın ve gümüş fiyatlarındaki sert yükseliş de etkili oluyor. Güvenli liman talebinin değerli metallere kayması, riskli varlıklardan çıkışı hızlandırıyor. Bazı tahmin platformları ise Fed’in mevcut faiz seviyesini koruma ihtimalini yüzde 99’a kadar yükseltmiş durumda. Bu beklenti, kripto piyasasında kısa vadede volatilitenin devam edebileceğine işaret ediyor.Özetle, Fed’in ocak ayı toplantısında faizleri sabit tutması piyasalarda büyük bir sürpriz olarak görülmese de, karar metni ve Fed Başkanı Powell’ın açıklamaları fiyatlamalar açısından belirleyici olacak. Kripto piyasasında ise asıl yönün, Fed’in bundan sonraki toplantılara dair vereceği sinyallerle netleşmesi bekleniyor.

Kripto para piyasaları, Donald Trump’ın Davos’ta verdiği mesajların ardından sert bir dalgalanma yaşadı. Bitcoin, kısa süreliğine 88 bin doların altına sarktıktan sonra yönünü yeniden 90 bin dolar seviyesine çevirdi. Hareketin arkasında, Trump’ın Grönland üzerinden Avrupa’ya yönelik tarife tehditlerini yumuşatması yer aldı. Bu geri adım, son günlerde makro başlıklara karşı son derece hassas hale gelen kripto piyasalarında ani bir rahatlama yarattı.Dalgalı seyir, Trump’ın World Economic Forum kapsamındaki Davos temaslarının kripto fiyatları üzerindeki etkisini bir kez daha gösterdi. Hafta başında, Avrupa’ya yönelik sert tarife söylemleri ve küresel tahvil getirilerindeki yükseliş risk iştahını zayıflatmış, kripto varlıklarda hızlı satışlara yol açmıştı. Özellikle uzun vadeli Japon devlet tahvillerinde görülen sert satışlar, küresel finansal koşulları sıkılaştırmış ve yatırımcıları riskli pozisyonlardan çıkmaya zorlamıştı.Ancak Asya işlemleri sırasında tablo değişti. Trump’ın, Grönland meselesi nedeniyle ABD kontrolüne karşı çıkan Avrupa ülkelerine yönelik tarifeleri uygulamaktan kaçınacağını söylemesi, piyasaların tonunu yumuşattı. Trump, bu açıklamasını “gelecekteki bir anlaşmanın çerçevesi” olarak tanımladı. Bu ifade, kısa vadede yeni bir ticaret savaşının kapıda olmadığı algısını güçlendirdi ve kripto piyasalarında toparlanmayı tetikledi.Donald Trump’ın tarife söylemini yumuşatması kriptoda tansiyonu düşürdüBitcoin, gece saatlerinde yaklaşık 87.300 dolara kadar geriledikten sonra hızla toparlanarak 90 bin dolara yaklaştı. Alternatif bir değer saklama aracı olarak konumlandırılmasına rağmen Bitcoin, belirsizlik dönemlerinde yatırımcıların riskten kaçma refleksleriyle birlikte hareket etmeye devam ediyor. Benzer bir tablo altcoin cephesinde de görüldü. Ethereum satış dalgasında 3.000 doların altını test etti, ardından 3.020 doların üzerine çıkarak günlük kayıplarını sınırladı. Solana 130 dolar civarına toparlanırken, XRP yeniden 1,95 dolar seviyesine yaklaştı. Cardano haftalık diplerden dönerek 0,37 dolara yöneldi. Dogecoin ise 0,127 dolar civarında kayıplarının bir kısmını telafi etti. Genel tablo, güçlü bir risk-on rallisinden ziyade geçici bir denge arayışına işaret etti.Piyasanın dikkat çekici yönü, bu hareketlerin hızı oldu. Trump’ın sert söylemleri satışları tetiklerken, aynı hızda gelen yumuşama mesajları fiyatların yönünü tersine çevirdi. Bu tür “whipsaw” hareketler, makro başlıklara anlık tepki veren algoritmik ve kaldıraçlı işlemlerin ağırlık kazandığı bu piyasada giderek daha sık görülüyor.Bu sürecin arka planında diplomatik temaslar da etkiliydi. Trump, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile “son derece verimli” bir görüşme yaptığını ve Grönland ile Arktik bölgesinin geleceğine dair bir çerçeve üzerinde anlaşıldığını duyurdu. Bu açıklamanın ardından, Avrupa Birliği ülkelerine yönelik planlanan tarifelerin 1 Şubat’ta yürürlüğe girmeyeceğini ifade etti.Söz konusu mesajlar elbette geleneksel piyasaları da etkiledi. ABD vadeli endeksleri yükselişe geçerken, Nasdaq ve S&P 500 gün içinde yaklaşık yüzde 1,3 değer kazandı. Güvenli liman talebiyle rekor seviyelere yaklaşan altın ise kazançlarının bir bölümünü geri verdi.Önümüzdeki günlerde yatırımcılar, Davos kaynaklı rahatlamanın kalıcı olup olmayacağını yakından izleyecek. Zira Bitcoin fiyatı yazım sırasında 89.750 dolara gerilemiş durumda.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu (WEF) konuşmasına başladı. Kripto para piyasası ise artan belirsizlik ve volatilite beklentisiyle sert bir satış dalgasına sahne oldu. 21 Ocak’ta Bitcoin ve XRP öncülüğünde yaşanan düşüş, Ethereum ve Solana gibi büyük altcoinlere de yayıldı. Yatırımcıların küresel makroekonomik mesajlara odaklandığı bu süreçte, piyasanın risk iştahı belirgin şekilde zayıfladı.Piyasa verilerine göre Bitcoin, gece saatlerinde yüzde 2,9’un üzerinde değer kaybederek 88.484 dolar seviyesine geriledi. XRP ise yüzde 2,2 düşüşle 1,89 dolardan işlem gördü. Ethereum’da kayıp daha sert oldu; en büyük ikinci kripto para yüzde 6,1 gerileyerek 2.917 dolara düştü. Solana ise yüzde 1,6 düşüşle 127 dolar civarında fiyatlandı. Bu tablo, yatırımcıların Trump’ın Davos’ta vereceği mesajlar öncesinde pozisyonlarını azaltmayı tercih ettiğini gösterdi. Trump’ın konuşması başlamadan önce piyasalarda oluşan tedirginlik, özellikle ABD’nin ticaret politikaları ve küresel ekonomiyle ilgili söylemlerine yönelik beklentilerle bağlantılıydı. Daha önce Avrupa’ya yönelik yeni gümrük tarifeleri ve ticaret politikalarına dair sert mesajlar veren Trump’ın, Davos’ta da benzer bir çizgi izleyeceği düşünülüyordu. Bu beklenti, riskli varlıklar arasında yer alan kripto paralarda satış baskısını artırdı.Trump’ın Davos konuşması başladıTrump’ın Davos’taki konuşmasının başlamasıyla birlikte ekonomik mesajlar daha net bir çerçeve kazandı. ABD Başkanı, ülke ekonomisinin güçlü bir toparlanma sürecinde olduğunu vurgulayarak enflasyonun kontrol altına alındığını söyledi. Çekirdek enflasyonun yüzde 1,5 seviyesinde olduğunu belirten Trump, ABD ekonomisinin tarihindeki en hızlı toparlanmalardan birini yaşadığını ifade etti. Ayrıca dördüncü çeyrek büyüme beklentisinin yüzde 5,4 olduğunu ve ABD ekonomisinin IMF’nin öngördüğü büyüme hızının iki katına ulaştığını dile getirdi.Konuşmasında ABD’nin küresel konumuna da değinen Trump, ülkesinin dünyadaki en cazip ekonomik merkezlerden biri olduğunu savundu. Avrupa’ya yönelik eleştirilerde bulunan ABD Başkanı, yeşil enerji politikaları ve kitlesel göçün bazı Avrupa ülkelerinde ekonomik ve sosyal sorunları derinleştirdiğini söyledi. Buna karşın Avrupa ülkeleri, Japonya ve Güney Kore’nin ABD’nin önemli ortakları olduğunu vurguladı.Trump ayrıca ABD’nin ticaret ve enerji alanındaki performansını öne çıkardı. Amerikan ihracatındaki artışı ve yerli çelik üretimindeki yükselişi öven Trump, aylık ticaret açığının yüzde 77 oranında azaltıldığını belirtti. ABD’nin doğal gaz üretiminin tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını ifade eden Trump, Venezuela’dan yapılan petrol alımlarına da dikkat çekti.Bu açıklamalar, küresel piyasalarda olduğu gibi kripto para piyasasında da fiyatlamaların makroekonomik beklentiler üzerinden şekillenmeye devam edeceğine işaret ediyor. Özellikle ABD ekonomisine yönelik güçlü büyüme ve düşük enflasyon mesajları, faiz politikaları ve doların seyri açısından kritik sinyaller olarak görülüyor. Bu durum, kısa vadede kripto varlıklar üzerindeki volatilitenin yüksek kalabileceğini düşündürüyor.Trump’ın Davos’taki konuşmasına dair son dakika açıklamalarını JrKripto Telegram kanalından takip etmeye devam edebilirsiniz.

Bitcoin, küresel piyasalarda risk iştahının sert şekilde zayıflamasıyla ve Donald Trump’ın konuşmalarının etkisiyle 90 bin doların altına geriledi. Dolayısıyla, kripto piyasalarında kaldıraçlı pozisyonlara yönelik büyük bir tasfiye dalgası yaşandı. Piyasa verilerine göre son 24 saat içinde toplam 1,09 milyar dolarlık pozisyon zorunlu olarak kapatıldı. Bu tutarın yaklaşık yüzde 92’si, piyasanın yukarı yönlü devam edeceği beklentisiyle açılan long pozisyonlardan oluştu.Yatırımcılar, son haftalarda giderek artan iyimserlik ile yüksek kaldıraç kullanıyordu ve piyasanın tersine dönmesi nedeniyle bu pozisyonlar hızla tasfiye oldu. Toplamda 183 binden fazla yatırımcının tasfiye edildiği süreçte, en büyük tekil likidasyonun 13,52 milyon dolarlık BTCUSDT işlemi olduğu kaydedildi.Bitcoin fiyatı gün içinde yaklaşık yüzde 3 değer kaybederek akşam saatlerinde 87.800 dolar seviyesine kadar geriledi. Daha sonra Asya işlemlerinin açılmasıyla 89 bin doların üzerine toparlansa da, bu hareket geçen hafta görülen yatay seyrin bozulduğuna işaret etti. Öte yandan, Ethereum tarafında düşüş daha sert oldu: ETH yüzde 6,5 civarında değer kaybederek 3.000 doların altını gördü. Solana günlük bazda yüzde 4’ü aşan bir gerileme yaşarken, haftalık kayıp yüzde 12’nin üzerine çıktı. Cardano’da ise son 24 saatte yaklaşık yüzde 2, son yedi günde ise yüzde 15’e yaklaşan bir düşüş izlendi.Trump’ın konuşmaları piyasayı etkilediYatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşmasına neden olan başlıca unsurlar arasında, ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa ülkelerine yönelik yeni gümrük tarifesi tehditleri ve Japon devlet tahvillerinde yaşanan sert satışlar öne çıktı. Trump’ın, Grönland konusundaki önerilerine karşı çıkan Avrupa ülkelerine ekonomik yaptırım ve tarife sinyali vermesi, piyasalarda ticaret gerilimi ve politika belirsizliği endişelerini yeniden gündeme taşıdı.Aynı dönemde Japonya’da uzun vadeli devlet tahvili getirilerinin rekor seviyelere yükselmesi, küresel tahvil piyasalarına da sıçrayan bir baskı yarattı. Tahvil getirilerindeki artış, finansal koşulların sıkılaşmasına yol açarken, bu durum özellikle spekülatif ve yüksek beta özellik gösteren varlıklar üzerinde baskı oluşturdu. Kripto paralar da bu ortamda riskli varlık sepetinin bir parçası olarak satıştan kaçamadı.Tasfiye zincirleri genellikle piyasanın bir yönde aşırı konumlandığını gösteriyor. Bu tür dönemlerde küçük bir fiyat hareketi bile, kaldıraçlı işlemlerin art arda kapanmasına neden olarak düşüşü hızlandırabiliyor. Nitekim son veriler, yatırımcıların önemli bir kısmının yükseliş beklentisiyle agresif pozisyon aldığını, bu nedenle fiyatın geri çekilmesiyle birlikte satış baskısının katlandığını gösterdi.Altın fiyatı yeni zirvelerdeAltın fiyatlarının aynı süreçte yeni zirvelere yönelmesi, sermayenin riskli varlıklardan güvenli limanlara kaydığını gösteren bir başka önemli sinyal oldu. Uzun süredir yapay zekâ teması ve bol likiditeyle desteklenen küresel piyasalarda, politik ve makroekonomik şoklara karşı toleransın azaldığı görülüyor.Önümüzdeki günlerde yatırımcıların gözü, küresel faiz piyasalarındaki seyir ve siyasi başlıklardan gelecek yeni mesajlarda olacak.

Coinbase CEO’su Brian Armstrong, ABD’de kripto varlıklar için hazırlanmakta olan piyasa yapısı yasasını World Economic Forum kapsamında bankacılık sektörünün üst düzey yöneticileriyle ele alacağını söyledi. İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen forum sırasında yapılacak bu temasların, özellikle stablecoin’ler üzerinden süregelen tartışmaların çözümüne katkı sağlaması hedefleniyor.Armstrong, X platformunda paylaştığı bir video mesajda, Coinbase’in söz konusu yasa taslağı üzerinde aktif biçimde çalışmayı sürdüreceğini vurguladı. Davos’ta bankaların CEO’larıyla görüşerek halen açıkta kalan başlıkları ele alacaklarını belirten Armstrong, “Bu düzenlemeyi herkes için ‘kazan-kazan’ hâline getirebilmenin yollarını konuşacağız” dedi. Armstrong’a göre stablecoin’ler, hem kripto şirketleri hem de geleneksel bankalar için eşit koşullarda yeni fırsatlar yaratabilecek bir alan sunuyor. Coinbase, ABD’de desteğini geri çekmiştiCoinbase, geçtiğimiz hafta ABD Senatosu’nda güncellenen yasa metnini inceledikten sonra tasarıya verdiği desteği geri çekmişti. Güncellenen metinde, kripto şirketlerinin yalnızca stablecoin bakiyesi tutan kullanıcılara faiz ya da getiri ödemesini yasaklayan bir yaklaşım benimsenmesi, borsanın temel itiraz noktalarından biri oldu. Armstrong, Davos’ta bankacılarla yapılacak görüşmelerden çıkacak sonuçları Senato’ya ve ABD yönetimine aktararak yasama sürecinin ilerlemesine katkı sunmayı amaçladıklarını ifade etti.Stablecoin’ler etrafında dönen bu tartışma, kripto sektörü ile geleneksel bankacılık arasındaki gerilimin de bir yansıması olarak görülüyor. Bankacılık sektörü, kripto platformlarının stablecoin bakiyelerine getiri sunmasının tasarruf hesaplarından mevduat kaçışına yol açabileceğini ve finansal istikrar açısından risk oluşturabileceğini savunuyor. Senato’nun taslak metni de bu görüşle paralel bir çizgide duruyor. Metin, yalnızca stablecoin tutmaya dayalı pasif getirileri yasaklarken; işlem yapma, staking ya da likidite sağlama gibi faaliyetlere bağlı ödüllere izin verilmesini öngörüyor.Coinbase’in geri adımı, yasama sürecinde somut bir etki yarattı. Borsanın desteğini çekmesinin ardından U.S. Senate Banking Committee, beklenen değerlendirme oturumunu erteledi ve yeni bir tarih açıklamadı. Buna rağmen Coinbase, düzenlemenin tamamen rafa kalkmaması için milletvekilleriyle çalışmaya devam edeceğini, metnin revize edilerek net ve uygulanabilir bir çerçeveye kavuşturulmasının mümkün olduğunu savunuyor. Şirket, söz konusu yasanın dijital varlıklar için uzun süredir beklenen düzenleyici netliği sağlayabileceği görüşünde.Armstrong’un Davos gündemi yalnızca ABD’deki düzenleme tartışmalarıyla sınırlı değil. Coinbase CEO’su, forum boyunca dünya liderleriyle kripto varlıkların geleneksel finans sistemlerini nasıl güncelleyebileceğini, tokenizasyonun sermaye piyasalarına erişimi nasıl daha demokratik hâle getirebileceğini de masaya yatıracaklarını belirtti. Tokenizasyon, son dönemde hem özel sektör hem de kamu tarafında ilgi gören başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.Öte yandan Davos’taki temaslar yalnızca kripto dünyasıyla sınırlı kalmıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın da foruma katıldığı ve küresel yatırımcılarla bir dizi görüşme yapmasının beklendiği, Reuters tarafından aktarıldı. Ancak Trump’ın gündeminde dijital varlıkların yer alıp almadığı netlik kazanmış değil. ABD ile AB arasında Grönland üzerinden tırmanan gerilim, şimdilik Davos’un ana başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.

ABD merkezli yatırım bankası JPMorgan, ABD Merkez Bankası’nın (Federal Reserve) bir sonraki faiz hamlesine ilişkin beklentilerde piyasa genelinden belirgin şekilde ayrışan bir öngörü paylaştı. Bankaya göre Fed’in sıradaki adımı faiz indirimi değil, faiz artışı olacak ve bu artışın 2027’nin üçüncü çeyreğinden önce gerçekleşmesi düşük bir ihtimal. Bu yaklaşım, özellikle kripto piyasalarında bu yıl faiz indirimi bekleyen analistlerin görüşleriyle net bir tezat oluşturuyor.JPMorgan’dan “ters” senaryoReuters’a yansıyan değerlendirmeye göre JPMorgan, Fed’in 2026 boyunca politika faizini yüzde 3,5–3,75 aralığında sabit tutacağını, ardından 2027’nin üçüncü çeyreğinde 25 baz puanlık bir artışa gideceğini öngörüyor. Bankanın bu tahmini, faizlerin daha erken düşeceğine yönelik piyasa fiyatlamalarıyla uyuşmuyor. Özellikle CME Fed fon vadeli işlemleri, yatırımcıların bu yıl içinde iki adet 25 baz puanlık faiz indirimi beklentisiyle pozisyon aldığını gösteriyor.Kripto piyasalarında hâkim olan iyimser senaryoda, düşen faizlerin risk iştahını artıracağı ve dijital varlıklara sermaye akışını hızlandıracağı düşünülüyor. Bu çerçevede Bitcoin, geleneksel varlıklara kıyasla faiz beklentilerine daha hassas bir enstrüman olarak öne çıkıyor. Fiat para likiditesiyle doğrudan ilişkilendirilen Bitcoin, borçlanma maliyetlerinin gerilemesi durumunda daha güçlü bir performans sergileyebileceği görüşüyle sıkça gündeme geliyor.FXTM kıdemli piyasa analisti Lukman Otunuga da bu beklentiyi destekleyen isimler arasında yer alıyor. Otunuga, 2025’in zorlu geçmesine rağmen Bitcoin’in 2026’da toparlanma potansiyeli taşıdığını belirterek, daha düşük faiz oranları ve piyasadaki aktif arzın azalmasının fiyatlar üzerinde destekleyici olabileceğini ifade ediyor. Kripto piyasasındaki birçok iyimser yatırımcı, Fed başkanlığında olası bir değişimin de daha güvercin bir para politikasına kapı aralayabileceğini düşünüyor. Mevcut Fed Başkanı Jerome Powell’ın görev süresi mayıs ayı başında sona erecek.JPMorgan’ın daha sıkı para politikası beklentisi, ABD 10 yıllık tahvil getirilerine ilişkin teknik görünümlerle de örtüşüyor. Grafik formasyonları, 10 yıllık tahvil faizinin önümüzdeki dönemde yüzde 6 seviyelerine doğru yükselebileceğine işaret ediyor. Halihazırda bu getiri oranı yaklaşık yüzde 4,18 seviyesinde bulunuyor. Bu tablo, finansal koşulların sanılandan daha uzun süre sıkı kalabileceği ihtimalini gündeme taşıyor.Bununla birlikte JPMorgan, faiz indirimi ihtimalini tamamen göz ardı etmiyor. Banka analistleri, iş gücü piyasasında belirgin bir zayıflama ya da enflasyonda beklenenden daha hızlı bir düşüş görülmesi halinde Fed’in bu yılın ilerleyen dönemlerinde gevşemeye gidebileceğini kabul ediyor. Ancak mevcut veriler, bu senaryonun kısa vadede güçlü olmadığını gösteriyor. JPMorgan’a göre iş gücü piyasasının ikinci çeyrek itibarıyla yeniden sıkılaşması ve dezenflasyon sürecinin oldukça kademeli ilerlemesi bekleniyor.Son açıklanan ABD istihdam verileri de bu duruşu destekler nitelikte. Aralık ayında işsizlik oranının yüzde 4,4’e gerilemesi, birçok büyük bankanın faiz indirimi takvimini yeniden gözden geçirmesine yol açtı. Goldman Sachs ve Barclays, daha önce mart ve haziran aylarını işaret ettikleri faiz indirim beklentilerini öteleyerek, eylül ve aralık aylarını öne çıkardı. Bu tablo, faiz patikasına ilişkin belirsizliğin sürdüğünü ve kripto piyasalarının yakından izlediği makroekonomik dinamiklerin önemini koruduğunu gösteriyor.

FED Başkanı Jerome Powell’ın görev süresinin sona ermesine aylar kala, ABD’de dikkat çekici bir hukuki süreç gündeme geldi. Öncelikle New York Times’ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberiyle gündeme gelen gelişmelere göre, ABD’li federal savcılar Jerome Powell hakkında bir soruşturma başlattı. Soruşturmanın, Washington’daki FED binalarının yenilenmesine ilişkin süreç kapsamında Powell’ın daha önce Kongre’de verdiği ifadelerle bağlantılı olduğu belirtilirken, gelişme para politikası ile siyaset arasındaki gerilimin yeniden alevlenmesine yol açtı.Powell, soruşturma hakkında konuştuABD Merkez Bankası (Federal Reserve) Başkanı Jerome Powell, kendisine yönelik başlatılan cezai soruşturma tehdidinin siyasi gerekçelerle gündeme geldiğini savundu. Powell, ABD Adalet Bakanlığı’nın (U.S. Department of Justice) yürüttüğü sürecin, Fed’in faiz politikasını Beyaz Saray’ın beklentileri doğrultusunda şekillendirmeyi reddetmesiyle bağlantılı olduğunu ifade etti. Açıklamalar, Powell’ın görev süresinin Mayıs 2026’da sona erecek olması ve Başkan Donald Trump ile yaşanan gerilimin giderek artmasıyla birlikte geldi. Powell, yayımlanan bir video mesajında cuma günü Fed’e büyük jüri celbi tebliğ edildiğini açıkladı. Söz konusu celbin, 2025 yılında Senato’da verdiği ifade üzerinden, Washington’daki Fed merkez binasının yaklaşık 2,5 milyar dolarlık yenileme projesine ilişkin suçlamalar içerdiğini söyledi. Powell, bu adımı “emsalsiz” olarak nitelendirirken, yaşananların münferit bir hukuki süreçten ziyade uzun süredir devam eden siyasi baskının parçası olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.Fed Başkanı, yenileme projesiyle ilgili olarak Kongre’nin düzenli şekilde bilgilendirildiğini ve tüm sürecin kamuoyuna açık yürütüldüğünü belirtti. Buna rağmen konunun bir soruşturma gerekçesi haline getirilmesini “bahane” olarak tanımlayan Powell, asıl meselenin para politikası tercihleri olduğunu dile getirdi. Powell’a göre cezai suçlama tehdidi, Fed’in faiz oranlarını ekonomik veriler ve kamu yararı doğrultusunda belirlemesinin bir sonucu.“Bu mesele, para politikasının kanıtlara mı yoksa siyasi baskı ve yıldırmaya mı dayanacağıyla ilgili,” diyen Powell, Fed’in bağımsızlığının hedef alındığını söyledi. Bankanın başkanı, kamu yararını önceleyen yaklaşımından geri adım atmayacağını ve görev süresi boyunca fiyat istikrarı ile maksimum istihdam hedeflerine odaklanmaya devam edeceğini ifade etti.Fed, 2025’in ikinci yarısında politika faizini üç kez düşürmüş, aralık ayında yapılan son indirimle faiz aralığını yüzde 3,50–3,75 seviyesine çekmişti. Aynı dönemde niceliksel sıkılaştırma programı da sona erdirilmişti. Buna karşın Trump, Powell’ı faizleri yeterince hızlı ve derin indirmemekle sık sık eleştirmiş, zaman zaman görevden alma ihtimalini dahi gündeme getirmişti. Trump, NBC’ye verdiği bir röportajda ise Adalet Bakanlığı’nın Fed’e yönelik bir soruşturma yürüttüğünden haberdar olmadığını söyledi ve sürecin faiz politikasıyla ilgisi bulunmadığını savundu.Powell’ın açıklamaları, kripto para piyasalarında da hızlı bir fiyatlamayı beraberinde getirdi. Bitcoin pazar gecesi 92 bin dolar seviyesinin üzerine yükselirken, Ethereum ve Solana gibi büyük altcoin’lerde de güçlü alımlar görüldü. Özellikle gizlilik odaklı token’lar dikkat çekti; Monero çift haneli yükseliş kaydederken, Zcash de sert prim yaptı.Fed yeni başkanı kim olacak?Öte yandan Trump’ın Powell sonrası için Fed başkanlığı koltuğuna kimi getireceği de yakından izleniyor. Basına yansıyan bilgilere göre aday listesinde Kevin Hassett, Kevin Warsh, Christopher Waller ve Rick Rieder bulunuyor. Trump, yeni başkanın “çok daha düşük faizlere inanan” biri olacağını açıkça dile getirmiş durumda.

ABD Başkanı Donald Trump, 2025 yılında kripto para dünyasını yakından ilgilendiren çok sayıda af ve ceza indirimi kararına imza atmıştı. Ancak FTX’in eski CEO’su Sam Bankman-Fried bundan nasibini alamayacak gibi duruyor. Trump, The New York Times’a verdiği kapsamlı röportajda, kamuoyunda sıkça gündeme gelen başkanlık affı ihtimallerine değinirken Bankman-Fried için herhangi bir af planı olmadığını açıkça ifade etti.Trump’ın, Sam Bankman-Fried’ı affetme niyeti yokTrump’ın bu açıklaması, ikinci başkanlık döneminin ilk yılında yüzlerce kişiyi kapsayan af ve ceza indirimi dalgasının ardından geldi. Söz konusu kararlar arasında kripto para ekosisteminden dikkat çekici isimler de yer aldı. Ancak Trump’ın yaklaşımı, her kripto davasını aynı çerçevede değerlendirmediğini gösteriyor. Bankman-Fried’in durumu, bu ayrımın en belirgin örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.FTX borsasının çöküşü sonrası açılan davada suçlu bulunan Bankman-Fried, müşteri fonlarının kötüye kullanılması ve çeşitli dolandırıcılık suçlarından 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Bir dönem dünyanın en büyük kripto para borsalarından biri olan FTX, milyarlarca dolarlık açıkla tarihe geçen bir iflas süreci yaşadı. Mahkeme sürecinde savcılar, kullanıcı varlıklarının Alameda Research üzerinden izinsiz şekilde yönlendirildiğini ve bunun sistematik bir yapıya dönüştüğünü ortaya koymuştu.Buna rağmen Bankman-Fried cephesi, affa yönelik umutlarını tamamen kaybetmiş değil. Bloomberg’in ocak ayında aktardığına göre, ailesi Trump yönetimiyle temas kurmak amacıyla çeşitli girişimlerde bulundu. Şubat 2025’te ise Bankman-Fried, cezaevinden verdiği ilk röportajda kendisini Biden yönetiminin kripto politikasından hayal kırıklığına uğramış biri olarak tanımladı ve davasını daha geniş bir siyasi bağlama oturtmaya çalıştı. Ancak Trump’ın son açıklamaları, bu çabaların karşılık bulmadığını gösteriyor.Trump’ın tavrı, kripto alanındaki diğer af kararlarıyla daha da dikkat çekici hale geliyor. Başkan, 2025 yılında Silk Road’un kurucusu Ross Ulbricht’i affetti. Ardından BitMEX borsasının kurucuları Arthur Hayes, Benjamin Delo ve Samuel Reed ile eski yöneticilerden Gregory Dwyer için de af kararı geldi. Ekim ayında ise Binance’in kurucusu Changpeng Zhao (CZ) hakkında verilen mahkûmiyet kararı başkanlık affıyla ortadan kaldırıldı.Özellikle Zhao’ya verilen af, Washington’da tartışma yarattı. Senato’daki bazı Demokrat isimler, bu kararın arka planının araştırılmasını talep etti. Senatörler Elizabeth Warren ve Bernie Sanders, Trump destekli World Liberty Financial projesi ile Binance arasındaki olası ilişkilerin incelenmesi gerektiğini savundu.Bu tabloya bakıldığında Trump’ın çizdiği sınır daha net görünüyor. Başkan, kripto sektörünü stratejik ve ekonomik açıdan desteklenmesi gereken bir alan olarak değerlendiriyor. Ancak bu destek, büyük ölçekli dolandırıcılık ve müşteri fonlarının kötüye kullanılması gibi suçlardan hüküm giymiş yöneticileri kapsamıyor. Trump’ın Bankman-Fried için “kapalı dosya” yaklaşımı, bu ayrımın bilinçli bir tercih olduğunu ortaya koyuyor.Halen Los Angeles yakınlarındaki düşük güvenlikli bir cezaevinde bulunan Bankman-Fried, cezasını çekmeye devam ediyor. Mevcut takvime göre, şartlı tahliye dahil olmak üzere en erken 2044 yılında serbest kalma ihtimali bulunuyor. Açık olan temyiz süreci ise belirsizliğini koruyor.

ABD Merkez Bankası’ndan (Federal Reserve) gelen son açıklamalar, 2026 yılına girilirken para politikasında belirsizliklerin tamamen ortadan kalkmadığını, ancak risklerin daha net bir çerçevede tartışılmaya başlandığını gösteriyor. Fed üyeleri Thomas Barkin ve Stephen Miran’ın değerlendirmeleri, faiz indirimi beklentileri ile ekonomik büyüme endişeleri arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme taşıdı.Fed yetkililerinden önemli açıklamalarRichmond Fed Başkanı Thomas Barkin, geçtiğimiz yıl ABD ekonomisinin beklenenden daha dirençli bir performans sergilediğini vurguladı. Ancak Barkin’e göre bu dayanıklılık, ekonominin geneline yayılmış bir güçlenmeden ziyade belirli sektörlerle sınırlı kaldı. Talep ve istihdam artışının dar bir alana sıkışması, tüketici ve şirket güveninde gözlenen düşüşle birlikte değerlendirildiğinde, para politikasının önündeki risklerin hala canlı olduğu mesajını veriyor.Barkin, Fed’in ikili mandatı olan fiyat istikrarı ve tam istihdam hedefleri arasında “ince ayar” yapılması gereken bir döneme girildiğini ifade etti. Enflasyonun gerilemiş olmasına rağmen hâlâ hedefin üzerinde seyrettiğini, işsizliğin ise düşük seviyelerde kalmaya devam ettiğini hatırlatan Barkin, buna karşın istihdam piyasasının daha fazla bozulmasının da istenmediğini söyledi. Bu çerçevede mevcut politika faizinin, ne ekonomiyi aşırı baskılayan ne de aşırı gevşek sayılabilecek “nötr aralık” içinde bulunduğunu dile getirdi.2026’ya ilişkin beklentilerde ise Barkin daha iyimser bir ton benimsedi. Geçtiğimiz yıl küresel ölçekte hissedilen belirsizliklerin bu yıl azalmasının beklendiğini söyleyen Fed üyesi, bunun tüketiciler ve şirketler tarafında güveni destekleyebileceğini belirtti. Vergi değişiklikleri, düzenlemelerin gevşetilmesi ve olası faiz indirimlerinin birlikte ele alındığında ekonomik aktiviteye ivme kazandırabileceği görüşünü paylaştı.Öte yandan Fed başkanlığı için adı geçen isimlerden biri olan Stephen Miran, para politikasına dair daha net ve güvercin mesajlar verdi. Miran, verilerin faiz indirimlerinin uygun olduğunu göstermeye devam edeceğini düşündüğünü söyledi. Özellikle konut enflasyonundaki “alışılmadık” dinamiklerin manşet enflasyonun hedefin üzerinde kalmasına yol açtığını, buna karşın temel enflasyonun Fed’in hedeflerine oldukça yakın seyrettiğini vurguladı.Miran’a göre mevcut para politikası hâlâ kısıtlayıcı bir yapıya sahip ve bu durum ekonomik büyüme üzerinde baskı yaratıyor. Fed’in bu yıl 100 baz puanın üzerinde faiz indirimi yapması gerektiğini savunan Miran, politikanın uzun süre sıkı kalması halinde büyümenin daha başlangıç aşamasında sekteye uğrayabileceği uyarısında bulundu. Maliye politikasının 2026 boyunca büyümeyi destekleyeceğini düşündüğünü söyleyen Miran, genel ekonomik görünüm konusunda ise iyimser olduğunu dile getirdi. Ayrıca Trump ile Fed başkanlığı konusunda herhangi bir görüşme yapmadığını, kısa listede yer alan tüm adayların güvenilir isimler olduğunu da ekledi.Piyasalar cephesinde ise beklentiler şimdilik daha temkinli. Güncel fiyatlamalar, Fed’in bu yıl iki faiz indirimi yapacağına işaret ediyor. Ancak bu görünümün önümüzdeki günlerde açıklanacak verilerle değişebileceği belirtiliyor. Özellikle JOLTS verisi ile birlikte haftanın ilerleyen günlerinde yayımlanacak istihdam raporları ve gelecek hafta açıklanacak enflasyon verileri, Fed’in faiz patikasına dair belirsizliği bir miktar azaltabilir. Bu nedenle yatırımcılar, Fed üyelerinden gelen mesajların yanı sıra makroekonomik verileri de yakından izlemeye devam ediyor.

Japonya, kripto varlıkları geleneksel finans sistemine entegre etme konusunda şimdiye kadarki en net ve güçlü mesajlarından birini verdi. Ülkenin Maliye Bakanı Satsuki Katayama, yeni yıl kapsamında Tokyo Stock Exchange’de yaptığı konuşmada, dijital varlıkların menkul kıymet ve emtia borsaları aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaştırılmasının kritik önemde olduğunu söyledi. Katayama, 2026 yılını resmen “dijital yıl” ilan ederek, Japon finans sisteminin bu dönüşümde aktif rol üstleneceğini vurguladı. Katayama'nın konuşması. Kaynak: X/Angarou7 Yerel medya ajanslarının aktardığına göre Katayama, blockchain tabanlı dijital varlıkların kamuya yaygın biçimde sunulmasında borsaların merkezi bir rol oynadığını belirtti. Özellikle ABD’de kripto borsa yatırım fonlarının (ETF) bireysel yatırımcılar tarafından enflasyona karşı bir korunma aracı olarak kullanıldığını hatırlatan Katayama, benzer ürünlerin Japonya’da da gündeme gelebileceğine işaret etti. Hâlihazırda ülkede yerel yatırımcılara açık bir kripto ETF bulunmuyor, ancak yapılan açıklamalar bu durumun değişebileceğini gösteriyor.Katayama, devletin yalnızca düzenleyici bir pozisyonda kalmayacağını, aynı zamanda finansal piyasa altyapısının modernizasyonu için borsalara tam destek vereceğini söyledi. Fintech çözümlerinin, dijital varlık ticaretiyle entegre biçimde kullanılmasının önünü açacak bir ortam hedeflediklerini ifade eden Katayama, bu yaklaşımın Japonya’yı küresel finans rekabetinde yeniden öne çıkarabileceğini dile getirdi.Japonya’dan kripto adımları gelmeye devam ediyorKripto varlıklara yönelik bu açılım, Japonya’nın son dönemde hız kazanan düzenleyici reformlarıyla da uyumlu. Ülkenin finansal denetim otoritesi olan Financial Services Agency, geçtiğimiz yıl bankaların kripto varlıkları doğrudan tutmasına ve işlem yapmasına izin verilmesini tartışmaya açmıştı. Aynı dönemde, Japon yeni sabitli ilk stablecoin olan JPYC’ye de onay verildi. Bu adımlar, kriptonun yalnızca bireysel yatırımcılar için değil, kurumsal finans için de meşru bir araç haline gelmesine zemin hazırlıyor.Kasım ayında atılan bir diğer önemli adım ise 105 büyük kripto varlığın, mevcut finansal mevzuat kapsamında “finansal ürün” olarak yeniden sınıflandırılması oldu. Bu listeye Bitcoin ve Ethereum gibi piyasanın en büyük varlıkları da dahil edildi. Söz konusu değişiklik, bu token’ların geleneksel finans ürünleriyle birlikte daha yaygın biçimde kullanılmasının önünü açabilir.Vergi tarafında da dikkat çekici bir dönüşüm söz konusu. Japonya, kripto kazançlarına uygulanan ve yüzde 55’e kadar çıkan vergi oranını yüzde 20’ye düşürmeyi planlıyor. Böylece dijital varlıklar, hisse senetleri ve diğer klasik yatırım araçlarıyla aynı vergi rejimine tabi olacak. Ayrıca yatırımcıların kripto işlemlerinden doğan zararlarını üç yıl boyunca ileriye taşıyabilmesine de olanak tanınacak.Bu düzenlemeler, Japon finans devlerinin de iştahını kabartmış durumda. SBI Holdings’in uzun süredir kripto ETF’ler için uygun bir yasal zemin beklediği biliniyor. Öte yandan Ripple’ın, SBI desteğiyle RLUSD adlı stablecoin’i 2026’nın ilk çeyreğinde piyasaya sürmeye hazırlandığı ifade ediliyor.Katayama, 2026’yı yalnızca dijital varlıklar açısından değil, Japon ekonomisinin kronik sorunları açısından da bir dönüm noktası olarak tanımlıyor. Deflasyonla mücadele, büyüme odaklı yatırımlar ve maliye politikalarıyla desteklenecek bu süreçte, dijital finansın önemli bir kaldıraç görevi üstlenmesi bekleniyor.

Bitcoin, Pazartesi itibarıyla 93 bin dolar seviyesinin üzerine çıkarak yeni yılın ilk günlerinde kripto para piyasasında dikkat çeken bir yükselişe imza attı. Geniş çaplı bir risk iştahı artışıyla birlikte gelen bu hareket, yalnızca Bitcoin’le sınırlı kalmadı; Ethereum başta olmak üzere birçok büyük kripto varlıkta da güçlü alımlar görüldü. Bitcoin yükseliş yaşadıSon fiyatlamalara göre Bitcoin, gece saatlerinde 93.000 dolar eşiğini aşarken 24 saatlik yükseliş oranı yüzde 2’nin üzerine çıktı. Ethereum 3.190 dolar seviyelerine kadar yükselirken, XRP, BNB ve Solana gibi büyük altcoin’lerde de yüzde 2 ile yüzde 5 arasında değişen kazançlar kaydedildi. Görselde yer alan fiyat grafiği, Bitcoin’in son günlerde kademeli bir yükseliş trendi izlediğini ve 92.000 dolar üzerinde tutunma çabasını sürdürdüğünü gösteriyor. Kısa vadede 93.000 dolar bölgesi psikolojik bir eşik olarak öne çıkarken, piyasa bu seviyenin kalıcı olup olmayacağını yakından izliyor. Zira BTC fiyatı yazım sırasında ise 92.500 dolar seviyelerine geri çekildi. Piyasadaki ani hareketlilik, türev işlemler tarafında da sert sonuçlar doğurdu. Coinglass verilerine göre yalnızca son dört saatlik süreçte yaklaşık 141 milyon dolarlık pozisyon tasfiye edildi. Bu tasfiyelerin yaklaşık 133 milyon dolarlık kısmı kısa pozisyonlardan oluştu. Kısa pozisyonların bu denli yoğun şekilde kapanması, fiyatın yukarı yönlü ivmesini hızlandıran temel faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor. Tasfiyeler, yatırımcıların kaldıraçlı işlemlerde teminat yetersizliği yaşaması sonucu pozisyonlarının otomatik olarak kapatılmasıyla gerçekleşiyor.Analistlere göre bu yükseliş, yalnızca kripto piyasasına özgü bir gelişme değil. Asya piyasalarında da benzer bir tablo görülüyor. Güney Kore’nin Kospi endeksi ve Japonya’nın Nikkei endeksi yüzde 2’nin üzerinde yükselirken, küresel ölçekte “her şey rallisi” olarak tanımlanan bir eğilim dikkat çekiyor. Yeni yılın ilk haftasında yatırımcıların portföylerini yeniden konumlandırması, Bitcoin gibi sınırlı arzı olan varlıkları yeniden cazip hale getiriyor.Venezuela’ya ABD operasyonuJeopolitik gelişmeler de fiyatlamalar üzerinde belirleyici rol oynuyor. ABD’nin Venezuela’da gerçekleştirdiği askeri operasyon ve ülkenin lideri Nicolás Maduro’nun yakalanmasına yönelik haberler, hafta sonu boyunca küresel piyasalarda yankı buldu. Geleneksel piyasaların kapalı olduğu bu süreçte, kripto paralar haber akışını fiyatlayan en likit alanlardan biri haline geldi. Analistlere göre yatırımcılar, söz konusu gelişmeleri genel olarak riskli varlıklar açısından olumlu okudu ve bu durum kripto piyasasında alım yönlü hareketleri destekledi.Bu gelişmelerin ardından petrol fiyatlarında sınırlı geri çekilmeler görülürken, altın ve gümüş gibi güvenli liman varlıklarında da dikkat çekici hareketler yaşandı. Kripto piyasasının, hem risk iştahını hem de jeopolitik belirsizlikleri aynı anda fiyatlaması, Bitcoin’in neden bu tür dönemlerde öne çıktığını bir kez daha ortaya koydu.Önümüzdeki süreçte yatırımcıların gözü, ABD hisse senedi piyasalarının açılışına ve makroekonomik verilerin seyrine çevrilmiş durumda. Özellikle 95.000 dolar seviyesi, Bitcoin için önemli bir direnç noktası olarak izleniyor. Bu seviyenin aşılması halinde yükselişin ivme kazanabileceği, aksi durumda ise kısa vadeli bir soluklanma görülebileceği ifade ediliyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa’nın en büyük nükleer santrali olan Zaporijya Nükleer Santrali’nin (ZNPP) geleceğine ilişkin dikkat çekici bir iddiayı gündeme taşıdı. Rus basınında yer alan haberlere göre Putin, ABD’nin devam eden barış müzakereleri kapsamında santralde kripto para madenciliği yapılmasına ilgi gösterdiğini söyledi. Kommersant’ın aktardığına göre Washington, santralde olası bir hisse ya da ortaklık karşılığında bu tesisi enerji yoğun kripto madenciliği faaliyetleri için kullanmayı değerlendiriyor.Söz konusu nükleer santral, Ukrayna’nın güneydoğusunda yer alıyor ve 2022’den bu yana Rusya’nın kontrolü altında bulunuyor. Savaş öncesinde Ukrayna’nın elektrik arzında kritik bir rol oynayan ZNPP, sadece enerji üretimi açısından değil, bölgesel şebeke dengesi ve güvenlik boyutuyla da stratejik önem taşıyor. Bu nedenle santralin gelecekte kim tarafından, hangi modelle işletileceği, Rusya-Ukrayna savaşına yönelik diplomatik temasların en tartışmalı başlıklarından biri olmaya devam ediyor.Kommersant’ın haberine göre Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri arasında santralin ortak yönetimine dair görüşmeler yürütülüyor ve bu modelde Ukrayna’nın tamamen dışarıda bırakılması da masadaki senaryolar arasında yer alıyor. Buna karşılık BBC, ABD’nin Rusya ve Ukrayna’yı da kapsayan üçlü bir işletme modeli önerdiğini ve her tarafın eşit paya sahip olmasının gündeme geldiğini aktardı. Bu yaklaşım, santralin siyasi gerilimden arındırılarak teknik ve ticari bir çerçevede işletilmesini hedefliyor.Ukrayna'dan 50-50 önerisiUkrayna cephesinden gelen açıklamalar ise farklı bir dengeye işaret ediyor. Reuters’a konuşan kaynaklara göre Kiev yönetimi, santralin ABD ve Ukrayna arasında yüzde 50’ye 50 oranında ortak girişimle işletilmesini önerdi. Bu modele göre Ukrayna, santralin ürettiği elektriğin yarısını doğrudan alacak; ABD ise kalan kısmın kullanımına tek başına karar verecek. Euronews’in aktardığına göre Ukrayna tarafı, ABD’nin kendi payının bir bölümünü Rusya’ya tahsis edebileceği varsayımıyla hareket ediyor.ZNPP üzerindeki kontrol, yalnızca enerji üretiminden ibaret değil. Güney Ukrayna’daki şehirlerin elektrik arzı, bölgesel şebeke istikrarı ve nükleer güvenlik gibi konular doğrudan bu tesisle bağlantılı. Buna kripto para madenciliği boyutunun eklenmesi ise meseleyi daha da karmaşık hale getiriyor. Nükleer santrallerin kesintisiz ve görece düşük maliyetli elektrik üretmesi, özellikle Bitcoin gibi yüksek enerji tüketimine sahip kripto varlıkların madenciliği açısından cazip bir altyapı sunuyor. Ancak santralin statüsüne ilişkin belirsizlikler, bu tür projelerin kısa vadede hayata geçirilmesini zorlaştırıyor.Taraflar arasında henüz net bir uzlaşma sağlanmış değil. Bu nedenle ZNPP’de kripto madenciliği yapılması fikri, şimdilik diplomatik pazarlıkların bir parçası olarak değerlendiriliyor. Sahadaki askeri durum ve siyasi dengeler değişmeden, böylesi bir yatırımın somutlaşması zor görünüyor.Öte yandan ateşkes girişimleri de hız kazanmış durumda. Savaş dördüncü yılına girerken ABD Başkanı Donald Trump, barış anlaşması için diplomatik temaslarını yoğunlaştırdı. Görüşmelerde toprak düzenlemeleri, güvenlik garantileri ve ekonomik iş birlikleri öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Reuters’a verdiği demeçte ABD ile yaklaşık 20 maddelik bir barış planında ilerleme kaydedildiğini söyledi. Putin ise bazı tavizlere açık olduklarını belirtirken, Donbas bölgesi konusundaki kararlılığını koruyor.

ABD’den açıklanan son makroekonomik veriler, 2025’in üçüncü çeyreğinde ekonominin beklenenden daha güçlü bir performans sergilediğini ortaya koydu. ABD Ekonomik Analiz Bürosu’nun (BEA) öncü verilerine göre, reel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) üçüncü çeyrekte yıllık bazda yüzde 4,3 büyüdü. Bu oran, ikinci çeyrekte kaydedilen yüzde 3,8’lik büyümenin üzerine çıkarak ekonomide ivmelenmenin sürdüğünü gösterdi. Böylece ABD ekonomisi, yılın ikinci yarısına resesyon endişelerinin azaldığı bir tabloyla girmiş oldu.Verilerin detaylarına bakıldığında, büyümenin temel olarak tüketici harcamaları, ihracattaki toparlanma ve kamu harcamalarındaki artıştan beslendiği görülüyor. Özellikle hanehalkı tüketiminin güçlü kalması, yüksek faiz ortamına rağmen iç talebin dirençli olduğuna işaret etti. Kamu harcamaları ve ihracattaki artış da büyümeyi destekleyen unsurlar arasında yer aldı. Buna karşın yatırımlar cephesinde zayıflama dikkat çekti. Sabit sermaye yatırımlarındaki gerileme, büyüme kompozisyonunun ileriye dönük sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yarattı.GSYİH fiyat endeksinin beklentilerin üzerinde gelmesi ise enflasyon cephesinde risklerin tamamen ortadan kalkmadığını gösterdi. Bu görünüm, Fed’in faiz indirimlerinde daha temkinli bir yol izleyebileceğine dair beklentileri güçlendirdi. Piyasalarda 2026 yılı için toplamda yaklaşık iki faiz indirimi öngörülmeye devam ederken, 2027 için net bir indirim beklentisi bulunmaması dikkat çekiyor. Dayanıklı tüketim malları verilerinde görülen negatif sürprizler de sıkı finansal koşulların bazı sektörler üzerindeki baskısının sürdüğüne işaret etti.Bitcoin ve altcoinler yatay seyrediyorBu güçlü makro tabloya rağmen kripto para piyasasında belirgin bir fiyatlama değişimi yaşanmadı. Bitcoin fiyatı, verilerin açıklandığı saatlerde 87.000–88.000 dolar bandında yatay bir seyir izledi. Gün içi grafikte görülen sınırlı dalgalanmalar dışında, fiyatın ne yukarı ne de aşağı yönlü güçlü bir kırılım sergilememesi dikkat çekti. Bitcoin, 24 saatlik süreçte yaklaşık yüzde 2 civarında geri çekilse de, bu hareketin makro verilerden ziyade kısa vadeli teknik düzeltmelerle ilişkili olduğu değerlendiriliyor. Grafik, piyasanın ABD büyüme verisini büyük ölçüde fiyatlamış olduğunu düşündürüyor. Güçlü GSYİH rakamı, resesyon risklerini azaltırken; enflasyonun hâlâ yapışkan seyretmesi ve faiz indirimlerinin ötelenebileceği ihtimali, Bitcoin cephesinde alım iştahını sınırladı. Bu nedenle yatırımcıların temkinli bir bekleyiş içinde olduğu ve net bir yön oluşmadığı görülüyor.

ABD’de kripto para piyasalarını yakından ilgilendiren önemli bir düzenleyici değişiklik Senato’dan geçti. ABD Senatosu, kripto dostu yaklaşımıyla bilinen hukukçu Mike Selig’i Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’nun (CFTC) yeni başkanı olarak resmen onayladı. Aynı oylama paketi kapsamında Travis Hill de Federal Mevduat Sigorta Kurumu’nun (FDIC) başkanlığına getirildi. Söz konusu atamalar, Donald Trump yönetiminin farklı devlet kurumları için belirlediği yaklaşık 100 adaydan oluşan geniş bir listeyle birlikte 53’e karşı 43 oyla kabul edildi.Mike Selig’in CFTC’nin başına gelmesi neden önemli?Mike Selig’in CFTC başkanlığına yükselmesi, özellikle kripto para piyasaları açısından kritik bir döneme denk geliyor. Daha önce hem CFTC hem de Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nda (SEC) görev yapan Selig, kripto düzenlemeleri konusunda deneyimli bir isim olarak öne çıkıyor. SEC bünyesinde kurulan Kripto Görev Gücü’nde baş hukuk müşavirliği yapan Selig, Ekim ayında aday gösterildiğinde kriptoyu görev süresinin öncelikli başlıklarından biri haline getireceğini açıkça dile getirmişti.Senato Tarım Komitesi’ndeki onay oturumunda konuşan Selig, kripto paralar için net ve öngörülebilir kuralların eksikliğine dikkat çekmişti. Yeni CFTC Başkanı, düzenleme sürecinde tüketicinin korunması ile yazılım geliştiricilerin ve girişimcilerin inovasyon yapabilme alanının dengelenmesi gerektiğini vurguladı. Bu yaklaşım, uzun süredir “düzenleme belirsizliği” eleştirisiyle karşı karşıya kalan ABD kripto piyasası için önemli bir mesaj olarak yorumlanıyor.CFTC’nin yetki alanının önümüzdeki dönemde genişlemesi de gündemde. Kasım ayında Senato’ya sunulan ve iki partinin desteğini alan bir yasa tasarısı, kripto piyasalarının ana denetim sorumluluğunu SEC’ten CFTC’ye kaydırmayı hedefliyor. Tasarının yasalaşması halinde CFTC, özellikle spot kripto piyasalarında çok daha belirleyici bir rol üstlenecek. Selig’in başkanlığı, bu geçiş sürecinin şekillenmesinde kilit öneme sahip olacak.Öte yandan Travis Hill’in FDIC başkanlığına getirilmesi de kripto sektörü açısından dikkatle takip ediliyor. Hill, görevi fiilen yürüttüğü dönemde kriptoya daha ılımlı bir yaklaşım sergilemiş ve Kongre’deki oturumlarda kripto bağlantılı şirketlerin bankacılık sisteminden dışlandığına yönelik iddiaları gündeme taşımıştı. FDIC’nin, stablecoin ihraççıları ve kripto şirketlerinin bankacılık ilişkilerinin nasıl düzenleneceği konusunda söz sahibi olması bekleniyor.Yeni atamalar sektör cephesinde genel olarak olumlu karşılandı. Coinbase’in politika direktörü Faryar Shirzad, yaptığı açıklamada Selig’in hem kripto alanındaki deneyiminin hem de federal düzenleyici geçmişinin ABD kripto piyasalarına adalet ve netlik kazandıracağını söyledi. Dijital varlıklar için lobi faaliyetleri yürüten Digital Chamber’ın CEO’su Cody Carbone ise Selig’in teknik konulara hâkimiyetinin, düzenleyici çerçevenin daha sağlıklı kurulmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Paradigm yöneticilerinden Alexander Grieve de “Piyasalar emin ellerde” değerlendirmesinde bulundu.Mike Selig’in görev süresi Nisan 2029’da sona erecek. Selig, yemin etmesinin ardından geçici başkan Caroline Pham’den görevi devralacak. CFTC, yıl içinde yaşanan istifalar nedeniyle şu anda normalde beş üyeden oluşması gereken yapısına rağmen tek komisyonerle çalışıyor. Travis Hill ise FDIC’nin başında önümüzdeki beş yıl boyunca görev yapacak.
