Belarus, sahip olduğu enerji fazlasını ekonomik avantaja dönüştürmek amacıyla kripto para madenciliğine yönelmeye hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, yeni atanan Enerji Bakanı Alexei Kushnarenko ile gerçekleştirdiği görüşmede, ülkede üretilen fazla elektriğin kripto para üretiminde değerlendirilebileceğini açıkça ifade etti. Lukaşenko, “Eğer bizim için kârlıysa, neden yapmayalım?” sözleriyle bu alandaki pragmatik yaklaşımını ortaya koydu. Özellikle nükleer enerji yatırımları sayesinde Belarus’un elinde önemli miktarda elektrik fazlası bulunuyor ve bu durum, enerji yoğun bir faaliyet olan kripto madenciliği için önemli bir fırsat yaratıyor.
Bu stratejik yönelimin arkasında yalnızca iç ekonomik dinamikler değil, küresel gelişmeler de yer alıyor. Özellikle ABD’nin ulusal bir kripto rezervi oluşturma planları, Minsk yönetiminin dikkatini çekmiş durumda. Washington yönetimi, Bitcoin ve Ethereum gibi büyük dijital varlıkları kapsayabilecek bir rezerv sistemi üzerinde çalışıyor. Böyle bir adımın, kripto paralara kurumsal düzeyde meşruiyet kazandırarak küresel talebi artırması bekleniyor. Lukaşenko’ya göre, dünya genelinde artması muhtemel bu talep dalgası Belarus için önemli bir gelir kapısı olabilir.
Belarus aslında kripto varlıklar konusunda tamamen yeni bir oyuncu değil. Ülke daha önce blockchain teknolojilerine ve dijital varlıklara yönelik görece esnek düzenlemelerle dikkat çekmişti. IT sektörünü geliştirmeye yönelik politikalar ve teknoloji parkları aracılığıyla dijital girişimciliği destekleyen Belarus, şimdi bu altyapıyı madencilik faaliyetleriyle daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Eğer planlar hayata geçirilirse, ülke yalnızca enerji ihracatı yapan bir aktör olmaktan çıkıp dijital varlık üretiminde de söz sahibi olabilir.
Ancak bu hamle bazı riskleri de beraberinde getiriyor. Kripto para piyasalarının yüksek volatilitesi, madencilik gelirlerinin istikrarsız olmasına neden olabilir. Ayrıca küresel ölçekte artan çevresel hassasiyetler, enerji yoğun madencilik faaliyetlerine yönelik eleştirileri beraberinde getirebilir. Belarus’un bu süreçte hem ekonomik sürdürülebilirliği hem de uluslararası imajını gözeterek dengeli bir politika izlemesi gerekecek.
Öte yandan Belarus’un bu adımı, Rusya ve Kazakistan gibi enerji fazlasını kripto madenciliğine yönlendiren ülkelerle rekabeti de artırabilir. Eğer Belarus uygun teşvikler, düşük enerji maliyetleri ve net bir düzenleyici çerçeve sunarsa, Doğu Avrupa’da önemli bir madencilik merkezi haline gelebilir. Bu da ülkenin enerji fazlasını katma değeri yüksek bir dijital ürüne dönüştürmesini sağlayarak, ekonomik çeşitliliğini artırmasına katkı sunabilir.




