Haberler
Altcoin Haberleri
Altcoin ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Altcoin hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
AAVE Teknik GörünümüAave Labs kurucusu Stani Kulechov son dönemde yaptığı açıklamada, geleneksel finansın yaşadığı verimsizlikler ve kötü kullanıcı deneyimleri, finansal hizmetlerin blokchain üzerine taşınması için büyük bir fırsat olduğunu vurguladı. Aave bu dönüşümün DeFi çözümleriyle merkezinde yer almak amacında. Düşen Trend Yapısı Teknik açıdan bakacak olursak, AAVE/USDT paritesi günlük bazda 2024 yılının sonundan beri bir düşen trend içerisinde hareket ediyor. Kısa süre önce 323$ seviyesine kadar yükseldikten sonra 210$ seviyesine kadar geri çekildi. Bu bölgede güçlü alıcı bulduktan sonra yeniden 294$ direncine doğru yükselişini gerçekleştirdi. Yükselişi gerçekleştirdiği bu alan hem yatay direnç hem de uzun süredir devam eden düşüş trendine denk gelmektedir. 294$ - 331$ seviyelerin arası önemli satıcılı bölge olarak karşımıza çıkıyor. Bu trendin kırılımı özellikle 331 seviyesinin geçilmesi Aave tarafında ciddi yükselişleri gösterebilir. Geri çekilme yaşaması durumunda ise 239$ - 251$ güçlü alıcılı bölge olarak gözüküyor. Bu bölgenin kaybı önce 210$ seviyesine sonra ise 180$ güçlü desteğine kadar geri çekilmeye yol açabilir. Bulunduğu bölgede kritik bir karar aşamasında olduğunu söyleyebiliriz.Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

Ripple, kripto para sektöründe ezber bozan bir adım atarak ABD’de ulusal banka lisansı başvurusu yaptı. Wall Street Journal’ın 3 Temmuz tarihli haberine göre, şirket bu lisansla birlikte hem daha sıkı bir federal denetime tabi olacak hem de yeni stablecoin’i RLUSD’nin denetim ve rezerv yönetimini daha güçlü temellere oturtacak. OCC başvurusu, Ripple ekosisteminde dikkat çektiRipple’ın başvurduğu ulusal banka lisansı, ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Para Birimi Denetleme Ofisi (OCC) tarafından veriliyor. Eğer onaylanırsa, Ripple halihazırda New York Finansal Hizmetler Departmanı (NYDFS) gibi eyalet düzeyindeki otoritelerden aldığı lisanslara ek olarak federal düzeyde yetkilendirilmiş olacak. Bu da, Ripple’ın sadece eyalet sınırları içerisinde değil, ülke çapında hizmet verebilmesinin önünü açacak.Bu lisans, aynı zamanda Ripple’ın RLUSD isimli stablecoin’ini daha şeffaf ve denetlenebilir bir şekilde piyasaya sunmasına yardımcı olacak. Federal regülasyon çatısı altında faaliyet gösteren bir kurum olarak Ripple, bu varlığı destekleyen rezervleri doğrudan ABD Merkez Bankası’nda tutabilecek.FED’e “ana hesap” başvurusuAncak Ripple’ın yaptığı tek başvuru bu değil. Şirketin geçtiğimiz yıl satın aldığı Standard Custody & Trust Company aracılığıyla Federal Reserve (FED) nezdinde bir “Master Account” başvurusunda da bulunduğu açıklandı. Bu tür bir hesap, şirketin doğrudan FED’in ödeme sistemlerine erişimini mümkün kılıyor. Kripto şirketleri için bugüne dek oldukça sınırlı olan bu erişim, Ripple için yeni bir çağın kapılarını aralayabilir.Fox Business muhabiri Eleanor Terrett’e göre, FED ana hesabı almak banka lisansı almaktan bile daha kritik bir gelişme. Terrett, bir bankacılık avukatından alıntı yaparak erişim düzeylerini şöyle özetledi: “Ana hesap = Diamond, banka lisansı = Platinum, güven şirketi lisansı = Gold, para transfer lisansı = Silver.” Yani, Ripple eğer bu başvurudan onay alırsa, doğrudan ABD ödeme altyapısına entegre olabilecek. Amina Bankası RLUSD’yi destekleyen ilk kurum olduRipple’ın RLUSD hamlesine Avrupa’dan da destek geldi. İsviçre merkezli Amina Bank, RLUSD stablecoin’ini doğrudan destekleyeceğini açıklayan ilk banka oldu. Banka, ilk aşamada saklama ve alım-satım hizmetleri sunacak. Amina’nın Ürün Müdürü Myles Harrison, “Müşterilerimize en çok beklenen dijital varlıklardan birine erişim imkânı sağlamaktan gurur duyuyoruz,” dedi.FINMA lisanslı Amina, aynı zamanda Abu Dabi ve Hong Kong’da da düzenleyici lisanslara sahip. Banka 2024’te %69 gelir artışı ve %136 yönetilen varlık büyümesiyle dikkat çekerken, 4.2 milyar dolarlık AUM ile İsviçre’nin en hızlı büyüyen kripto bankası konumunda.Hatırlanacağı üzere Ripple, RLUSD stablecoin’ini Aralık 2024’te tanıtmıştı. RLUSD, ABD doları mevduatları, devlet tahvilleri ve nakit eşdeğerleri ile tamamen destekleniyor. Bu sayede fiyat istikrarı korunuyor ve 1 dolar seviyesinde işlem görüyor. RLUSD, şu ana dek 10 milyar dolardan fazla işlem hacmi üretirken, Ethereum ağında dolaşımdaki arzı dört katına çıktı. Şu anda 469 milyon dolarlık piyasa değeri ile en büyük 164. kripto para konumunda.

Fwog nedir? FWOG, Solana blockchaini üzerinde çalışan, kurbağa temalı coin. Adını "frog" (kurbağa) kelimesinden alan FWOG, ilk bakışta mizahi bir proje gibi dursa da arkasındaki topluluk yapısı ve yeniden doğuş hikâyesiyle dikkat çekiyor. Mizahi bir marka kimliğine sahip olan FWOG, geleneksel kripto para projelerinden farklı olarak "Community Takeover" (CTO) denilen topluluk odaklı bir modelle yönetiliyor. Yani burada belirli bir şirket, CEO ya da geliştirme ekibi değil; token sahipleri ve topluluk üyeleri söz sahibi oluyor. Projenin yönü, alınan kararlar ve gelişim süreci, tamamen bu aktif topluluğun elinde şekilleniyor. Bu yaklaşım sayesinde FWOG, sadece geçici bir heves ya da kısa vadeli bir yatırım aracı değil, aksine aktif bir topluluk etrafında şekillenen, sosyal bağlar ve eğlenceyle harmanlanan sürdürülebilir bir meme coin projesi olarak görülüyor.Kurbağa esprilerine, internetin kültleşmiş meme öğelerine ve anime estetiğine dayanan görsel temasıyla öne çıkan FWOG, sosyal medya üzerinde hızla yayılan bir kimlik geliştirdi. Mizahi yaklaşımını Dragon Ball gibi anime esintileriyle birleştiren proje, genç ve dinamik kitleleri kendine çekmeyi başardı. FWOG’un ortaya çıkışı ise aslında başarısızlığa uğrayan bir proje olan FLOG (Flog the Frog) ile doğrudan bağlantılı. FLOG’un hayal kırıklığıyla sonuçlanan kısa serüveninin ardından, topluluk projeyi terk etmek yerine canlandırma kararı aldı ve yeni bir token olan FWOG’u yarattı. Yani FWOG, hem topluluk dayanışmasının ürünü hem de bir kurtuluş hikâyesi olarak kripto dünyasında dikkat çekiyor.Kısaca özetlemek gerekirse, FWOG “biz topluluğuz” anlayışıyla doğan, merkeziyetsiz, mizahi ama aynı zamanda potansiyel barındıran bir meme token. Gelin, bu detaylı rehberde "FWOG coin nedir?", "FWOG vs FLOG farkı nedir?", "FWOG coin özellikleri nelerdir?" gibi sorulara ve daha fazlasına birlikte göz atalım.FWOG'un Tanımı ve Ortaya ÇıkışıFWOG, isminden de anlaşılacağı gibi kurbağa temalı bir meme coin. Ancak onu diğer memecoin’lerden ayıran en önemli fark, arkasında tek bir geliştirici ekibin değil, güçlü ve tutkulu bir topluluğun olması. FWOG, “Community Takeover” (Topluluk Odaklı Yaklaşım) modeliyle çalışıyor. Bu model, merkeziyetsiz bir yapıyı esas alıyor; yani kararlar bir merkezden değil, topluluğun ortak iradesiyle alınıyor.Çeşitli kripto platformlarına göre, FWOG merkeziyetsiz yapısı sayesinde “canlı, topluluk odaklı bir token” haline geldi ve ciddi bir getiri potansiyeli sundu. Bu noktada, FWOG topluluğu kolektif olarak FWOG’a sahip çıktı ve sürekli olarak projeyi geliştirmek için birlikte hareket etti. Sonuç olarak, FWOG’un kısa sürede adını duyurmasını sağladı. Projenin en önemli yönlerinden biri de görsel kimliği. FWOG’un teması, internet kültüründeki kurbağa meme’leriyle ve popüler anime estetikleriyle süslenmiş durumda. Böylece, proje yalnızca yatırımcı değil, aynı zamanda sanatsal ve kültürel bir bağ kurmak isteyen kullanıcılar için de ilgi çekici hale geldi.FWOG’un görsel karakterleri, orijinal olarak “Flog the Frog” adıyla başlatılan FLOG projesinin yaratıcısı bir sanatçı olan Tito (Twitter/X’te @Groowut veya “Wut” olarak biliniyor) tarafından tasarlanmıştı. FLOG’un başarısız olmasının ardından topluluk aynı sanatçıyı ve onun yarattığı görsel dili kullanarak projeyi FWOG adıyla yeniden canlandırma kararı aldı. Bu durum, FWOG’un bir token olmasının yanı sıra, kolektif bir yaratımın ürünü olduğunu da gösteriyor.Fwog Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıFWOG’un hikâyesi, başarısızlığa uğrayan bir başka meme coin olan FLOG’un gölgesinden doğan bir diriliş öyküsüne dayanıyor. Flog the Frog (FLOG) olarak bilinen ilk proje, 30 Temmuz 2024’te Solana ağı üzerinde piyasaya sürüldü. Böylece “2024 meme coinleri” arasına girdi. Lansman anında ciddi bir ilgiyle karşılaştı; sadece dört saat içinde yaklaşık 4 milyon dolarlık bir piyasa değerine ulaşarak büyük bir çıkış yaptı. Ancak bu yükseliş uzun sürmedi. Projenin arkasındaki geliştirici ekip, ellerindeki token’ları satıp projeyi terk edince, fiyatlar hızla çöktü ve topluluk ciddi anlamda zarara uğradı.Bu olay, kripto dünyasında sık rastlanan bir durum olan "rug pull" vakalarının bir örneğiydi. Ancak bu kez farklı bir şey oldu: Topluluk sessiz kalmak yerine harekete geçti. "Anon" ve "Deecayz" gibi kripto dünyasının tanınmış isimleri bu durumu protesto etti ve yeni bir başlangıç için adım attılar. Bu topluluk odaklı çabanın adı "Community Takeover" (CTO) oldu. Yani kısaca, başarısızlığa uğrayan bir projeye yatırım yapan topluluk üyeleri, projeyi tamamen ellerine alarak yeniden şekillendirmeye karar verdiler. İşin güzel yanı, bu yeniden doğuş sürecine FLOG’un orijinal karakter tasarımcısı Groowut (nam-ı diğer Wut) da destek verdi. Sanatçının katkısıyla FWOG projesi için yeni bir yol haritası çizildi. 3 Ağustos 2024’te yeni bir akıllı sözleşmeyle FWOG token’ı resmen duyuruldu ve projenin ikinci hayatı başlamış oldu. Bu noktada yalnızca topluluk değil, NFT dünyasından tanınan isimler de projeye dahil oldu. Özellikle Pudgy Penguins’in kurucusu Cole, hiçbir ücret talep etmeden FWOG’a destek verdi, NFT serileri için iş birliğine katıldı ve projeye büyük katkı sundu. FWOG ve FLOG arasındaki farkları, aşağıdaki tabloda görebilirsiniz:ÖzellikFlog (FLOG)Fwog (FWOG)Başlangıç TarihiTemmuz 2024Ağustos 2024BlokzincirSolanaSolanaYönetim ModeliMerkezi (geliştirici ekibi kontrolünde)Merkeziyetsiz (Topluluk Ele Geçirme - CTO)Geliştirici EkibiBreezy & Pyro (proje sonunda güven kaybı yaşandı)Proje topluluk liderliğinde ilerliyor; sanatçı Titto (Groowut) ve destekçilerSanatçı DesteğiTitto’nun tasarımları kullanıldı ancak sanatçıdan destek alınmadıTitto’nun sanatı ve katkısı topluluk tarafından sahiplenildiPiyasa PerformansıLansmandan sonra %91 değer kaybı yaşadıLansmandan sonra 6 saat içinde 25 milyon dolarlık piyasa değerine ulaştıTopluluk KatılımıSınırlı ve pasif; güven kaybı sonrası dağıldıAktif ve güçlü; sosyal medyada geniş destek ve etkileşimToken ArzıBelirtilmemişYaklaşık 975 milyon tokenListeleme DurumuSınırlı borsa listeleriGate.io, MEXC, BingX gibi borsalarda listelendiGüvenlik ve ŞeffaflıkGeliştirici ekibinin ani token satışlarıyla güven kaybı yaşandıTopluluk tarafından şeffaf bir süreç yönetildi ve 11 milyon token yakımı yapıldı Yeni FWOG lansmanında şeffaflık ön plandaydı. Ekip, sadece 75 dolarlık token satın alımı gerçekleştirdi ve manipülasyondan kaçınmak amacıyla 11 milyon FWOG token’ını yaktı. Bu jest, topluluk içinde kaybolan güveni yeniden kazanmaya yönelik sembolik ama güçlü bir adımdı. Lansmandan sonraki ilk 6 saat içinde FWOG, 25 milyon doları aşan bir piyasa değerine ulaştı. Sonraki günlerde topluluk büyümeye ve projeye destek vermeye devam etti. Gate.io gibi borsalarda listelenmesiyle birlikte, FWOG’un toplam piyasa değeri 720 milyon dolara kadar yükseldi.Bu süreç sonunda FWOG, kripto para alanında önemli sayılabilecek bir üne kavuştu. Zira orijinalde başarısız olan bir projenin topluluk tarafından nasıl yeniden canlandırılabileceği çarpıcı bir şekilde gösterdi. Kripto dünyasında, dolandırıcılık vakasından dolayı yatırımcıların “bir daha asla” diyeceği bir projeyi, başarıya taşıdı.Fwog Neden Değerli?Peki, FWOG token ne işe yarar? Neden değerli? FWOG’un değerinin arkasında birkaç temel faktör bulunuyor. Bir kripto para projesi neden değerli olur? Bu soru aslında düşündüğümüzden çok daha karmaşık. Geleneksel projelerde genellikle teknolojik yenilikler, güçlü ekip yapısı, çözmeye çalıştığı somut bir problem ve sürdürülebilir ekonomik model gibi kriterler öne çıkar. Ancak konu meme coin’lere geldiğinde işin rengi biraz değişiyor. Çünkü burada teknoloji kadar mizah da, ekip kadar topluluk da, yol haritası kadar zamanlama da önemli hale geliyor. Bir köpekten ilham alarak doğan Dogecoin’in ya da internet kültürüne yön veren bir Pepe karikatürünün milyon dolarlık projelere dönüşmesi tesadüf değil. İnsanlar bazen ciddi bir finansal üründen çok, eğlenceli ve kendilerini ait hissedecekleri bir topluluğa yatırım yapmayı tercih ediyor.İşte FWOG’un hikâyesi de tam bu noktada anlam kazanıyor. Arkasında merkezi bir ekip olmayan, tamamen topluluğun omuzlarında yükselen ve mizahın gücünü hafife almayan bir proje olarak FWOG, kısa sürede geniş bir ilgi topladı. Zira ciddi kazanç fırsatlarını kollayan yatırımcıların da radarına girmeyi başardı. Peki, FWOG’u değerli kılan şeyler tam olarak neler? Gelin, bu sıra dışı meme coin’in arkasındaki temel yapı taşlarına birlikte göz atalım.FWOG topluluğunun katılımıFWOG’u değerli kılan unsurlardan ilki topluluk katılımı ve güven. Geleneksel projeler tek bir kurucuya veya takıma bağlıyken, FWOG’da token sahipleri doğrudan söz sahibidir. Kimi uzmanlara göre bu “Topluluk Ele Geçirme (CTO)” modeli sayesinde proje daha istikrarlı ve şeffaf bir hale geldi. Örneğin ekip, büyük fark yaratmayan 75 dolarlık alım işlemi gerçekleştirdi ve 11 milyon token yakarak şeffaflık gösterdi. Bu tür adımlarla yatırımcıların güvenini kazandı.FWOG’un dikkat çeken temasıİkinci faktör, FWOG’un pazarlama ve tema stratejisi. Kurbağa motifli, eğlenceli bir marka kimliğiyle dikkat çeken FWOG, Doge veya Pepe gibi diğer meme coin’lerin başarı hikayelerini andırıyor. Mizahi içeriği ve anime esintili görselleriyle öne çıkan proje, sosyal medyada da geniş bir takipçi kitlesi topladı. Yani kripto para yatırımcıları için FWOG, “sadece geçici bir trend değil, canlı bir topluluk etrafında oluşan” bir proje.Piyasa performansı ve meme coin’lerde görülen “spekülasyon”Üçüncü faktör piyasa performansı ve spekülasyon. Meme coin FWOG fiyat hareketleri, kısa sürede büyük dalgalanmalar gösterdi. Temel fiyatının düşük olduğu dönemden Ağustos 2024’teki zirvesine kadar yaklaşık %681’lik olağanüstü bir yükseliş kaydetti. Bu tür büyük iniş ve çıkışları olan ralli, meme coin piyasasını takip eden yatırımcıların dikkatini çekti. Şu anda FWOG’un toplam arzı yaklaşık 976 milyon token olup, tepe piyasa değeri 720 milyon doları gördü.Kripto alanından gelen destekSon olarak, topluluk güç birliği ve ünlü desteği projenin öne çıkmasını sağladı. Pudgy Penguins’in kurucusu Cole gibi önde gelen kişiler FWOG’u destekleyerek projenin medya görünürlüğünü artırdı. OKX gibi platformlar da FWOG’u “topluluk güçlenmesinin sembolü” olarak nitelendirip, yaratıcılığı ve birlikteliği ön plana çıkardı. FWOG NFT’leriFWOG’un yalnızca bir token’dan ibaret olmadığını gösteren önemli unsurlardan biri de FWOG NFT koleksiyonları. Bu NFT’ler, FWOG’un yaratıcı sanatçısı Groowut tarafından tasarlandı. Özellikle “The Pond” adlı 1/1 koleksiyon, her biri benzersiz 100 FWOG karakterine yer vererek topluluk içinde ciddi ilgi gördü. NFT’lerin bir kısmı, Magic Eden gibi platformlarda listelendi ve 260 SOL’a kadar alıcı buldu. Magic Eden’da FWOG NFT’lerine dair veriler. FWOG ve diğer meme coinler arasındaki farkMeme coin’ler kripto dünyasının en renkli ve en volatil segmentlerinden biri. Her ne kadar “şaka” olarak başlamış olsalar da, Dogecoin, Shiba Inu ve Pepe gibi projeler milyonlarca dolarlık piyasa değerine ulaşarak yatırımcıların ciddiyetle takip ettiği varlıklara dönüştü. FWOG da bu dalganın bir uzantısı olarak konumlanıyor. Peki, FWOG’u bu diğer projelerden ayıran şeyler neler?Her şeyden önce FWOG’un doğuş hikayesi farklı. Dogecoin bir yazılım mühendisi tarafından, Shiba Inu ise daha klasik bir “aniden popülerleşen” topluluk projesi olarak ortaya çıkarken, FWOG bir “kurtarma operasyonu” sonucu şekillendi. Yani başarısız bir projenin ardından, topluluğun el ele vererek yeniden canlandırdığı bir token olarak yola çıktı. Diğer yandan FWOG, Solana blockchaini üzerinde çalışıyor. Bu durum, onu Ethereum tabanlı olan Shiba Inu ve Pepe’den teknik olarak ayırıyor. Solana’nın sunduğu düşük işlem ücretleri ve hızlı onay süreleri, FWOG’un özellikle aktif kullanıcılar ve trader’lar açısından daha cazip hale gelmesini sağlıyor. Ayrıca FWOG’un toplam arzı, devasa trilyonluk arza sahip diğer meme coin’lere kıyasla daha sınırlı. İşte FWOG’un diğer popüler meme coin’lerle kıyaslandığında nerede durduğunu gösteren temel farklar:ÖzellikFwog (FWOG)Dogecoin (DOGE)Pepe Coin (PEPE)Shiba Inu (SHIB)Bonk (BONK)Başlangıç TarihiAğustos 2024Aralık 2013Nisan 2023Ağustos 2020Aralık 2022BlockchainSolanaDogecoin (Bitcoin fork'u)Ethereum (ERC-20)Ethereum (ERC-20)SolanaToplam ArzYaklaşık 975 milyonSınırsız (yıllık 5 milyar yeni DOGE)420.69 trilyon1 katrilyon100 trilyonYönetim ModeliTopluluk odaklı (Community Takeover)Merkezi değil; orijinalde yazılımcılar başlattıMerkezi bir ekip tarafından başlatıldıMerkezi ekip, sonradan DAO yapısıTopluluk + merkezi ekip karışımıPiyasa Değeri (yak.)720 milyon $37 milyar $4 milyar $8 milyar $1.5 milyar $Fiyat$0.07 civarı$0.22 civarı$0.0000000011 civarı$0.000014 civarı$0.000020 civarıTematik YapıKurbağa temalı, mizah + anime + internet kültürüShiba Inu köpeği temalı, klasik mizahPepe the Frog memesi, politik + kaotik kültürShiba Inu köpeği, “Dogecoin killer” pozisyonuKöpek temalı, Solana’nın meme yüzüToplulukBüyüyen ve aktif; kurtarıcı topluluk enerjisiKök salmış, sadık toplulukGenç, sosyal medya merkezli toplulukGeniş, DeFi ve NFT destekli toplulukSolana kullanıcı tabanına dayalı canlı topluluk Fwog'un Kurucuları Kim?FWOG’un arkasındaki tanınmış kreatif isim, Groowut takma adlı bir sanatçı. Groowut (bir diğer adıyla Wut), orijinal FLOG projesinin yaratıcısı olarak biliniyor ve FWOG’un tasarımcılarından biri. Ancak FWOG, merkeziyetsiz CTO modeline göre yürüdüğü için arkasında tek bir “kurucu” yok. FWOG’un belirli bir geliştirici ekibi tarafından değil, tamamen topluluk üyelerince şekillendirildi vurgulanıyor.Yine de projeye katkıda bulunan birkaç isim öne çıkıyor. Örneğin ünlü NFT koleksiyonu Pudgy Penguins’in kurucusu Cole, FWOG’u destekleyenler arasında yer aldı. Cole, topluluğa katılarak resmi NFT serisini tasarladı, hiçbir finansal kazanç talep etmeden projeye katkıda bulundu. Ayrıca FWOG topluluğunda “Anon” ve “Deecayz” gibi kripto dünyasının tanınmış isimleri de süreci organize etti. Tüm bu katkılara rağmen FWOG, “biz topluluğuz” anlayışıyla yönetilen bir proje olarak tasarlandı. Yani projenin yönü, gönüllü topluluk üyelerinin kolektif çabalarıyla belirleniyor. FWOG yönetişim modeli, projenin en temel özelliği.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, FWOG hakkında sıkça sorulan bazı sorulara ulaşabilirsiniz:FWOG nedir ve kimler içindir? FWOG, Solana blockchaini üzerinde çalışan, kurbağa temalı bir meme coin'dir. Topluluk odaklı bir yapıya sahip olan FWOG, mizahi ve yaratıcı bir yaklaşımla geliştirilmiştir. Özellikle meme coin'lere ilgi duyan yatırımcılar, internet kültürünü benimseyen topluluk üyeleri ve eğlence odaklı kullanıcılar için tasarlanmıştır.FWOG token ile ne yapılabilir? FWOG token'ları, merkezi ve merkeziyetsiz borsalarda alınıp satılabilir. Ayrıca, FWOG topluluğuna katılarak projeye katkıda bulunabilir ve NFT koleksiyonlarına erişim sağlayabilirsiniz.FWOG bir yatırım mı, sadece bir şaka mı? FWOG, mizahi bir memecoin olarak başlamış olsa da, güçlü bir topluluk desteği ve şeffaf yönetim modeli sayesinde yatırımcılar için potansiyel taşıyan bir projeye dönüşmüştür. Ancak, tüm kripto varlıklar gibi FWOG da risk içerir; yatırım yapmadan önce dikkatli değerlendirme yapmak önemlidir.FWOG topluluğuna nasıl katılırım? FWOG topluluğuna katılmak için resmi sosyal medya hesaplarını takip edebilir, Discord ve Telegram gruplarına dahil olabilirsiniz. Ayrıca, FWOG token satın alarak topluluk içinde aktif rol alabilirsiniz.FWOG NFT’leri nasıl alınır? FWOG NFT'lerini satın almak için Solana cüzdanınızı (örneğin Phantom) Magic Eden gibi Solana tabanlı NFT pazar yerlerine bağlayarak arama yapabilir ve beğendiğiniz NFT'leri satın alabilirsiniz. Satın alma işlemi için SOL token'larına ihtiyacınız olacaktır. Web3’ün en eğlenceli kurbağasını tanımaya hazır mısın? FWOG hakkında daha fazlası için JR Kripto Rehber serimizi takip et!

Dogecoin, Shiba Inu gibi köpek temalı coinler ve POPCAT, MEW, TOSHI gibi kedi temalı coinler derken, meme coin ekosistemi hayvanlar âleminde epey genişledi. Yakın zamanda ise sahneye bir sincap çıktı. Peanut the Squirrel (PNUT), kısaca PNUT, Solana blockchaini üzerinde oluşturulmuş bir sincap temalı meme coini. İnternet kullanıcıları arasında viral olan evcil sincap Peanut’ın hikâyesi üzerine kurulu bu token, geleneksel kripto projelerinden ziyade mizahi bir Web3 tokeni olarak ortaya çıktı. PNUT’un değer önerisi ağırlıklı olarak viral niteliğine, topluluk gücüne ve dijital mizah ögelerine dayanıyor. Projenin amacı, “eğlenceli, katılımcı ve ödül temelli bir ekosistem” yaratmak. Bu rehberde PNUT coin nedir, neden bu kadar konuşuluyor gibi soruların cevabını bulabilirsiniz.PNUT’ın Tanımı ve Ortaya ÇıkışıPNUT nedir? PNUT, Kasım 2024’te Solana blockchain’inde çıkarılan bir meme coin. Adını, sosyal medyada popüler olan evcil sincap Peanut’tan aldı. Yeni nesil “meme coin trendi” içerisinde yer alan PNUT, meme coin kültürüne uygun olarak, klasik finansal temellerden çok internet kültürüne ve topluluk mizahına dayalı bir proje. Projenin kendi tanımına göre, amacına ulaşmak için mini oyunlar, staking ve ödüller gibi Web3 mekanizmalarını bir araya getiriyor. Örneğin, PNUT kullanıcıları, “dijital fındık” toplayarak “play-to-earn” yani “oyna-kazan” modelinde ödüller kazanabiliyor.Evcil hayvan olan Peanut’ın trajik hikayesi, 2024’ün sonbaharında medyaya yansıdı. Peanut, sahibi Mark Longo tarafından kurtarılan ve Instagram'da yüz binlerce takipçiye ulaşan bir sincaptı. Ancak, New York Eyaleti Çevre Koruma Departmanı (DEC), Peanut adlı sincabı ve Fred adlı rakunu, kuduz taşıma riski nedeniyle el koyarak 2024 yılı Kasım ayında itlaf etti. Bu olay, kamuoyunda büyük bir tepkiye yol açtı ve "Peanut's Law" adlı hayvan hakları yasasının önerilmesine neden oldu. Bu olay sosyal medyada büyük tepki çekince, Peanut’ın sahibinin yaptığı açıklamalarla birlikte, viral bir hareket haline geldi. Buna yanıt olarak, anonim bir grup geliştirici PNUT tokenını çıkarttı. Böylece, Peanut’ın mirasını kriptoya dönüştürdüler. Lansmanından sonra, birkaç gün içinde token büyük ilgi gördü.PNUT’ın temel amacı, kullanıcılara eğlenceli bir katılım deneyimi sunmak olarak gösteriliyor. Web3 dünyasında bir topluluk coini olarak konumlanan PNUT; oyunlaştırma, staking, NFT’ler ve sosyal etkinlikler aracılığıyla katılımı ödüllendiriyor. Proje açıklamalarında belirtilene göre, PNUT hem kripto temel kavramları öğreten eğitsel oyunlar geliştirmekte hem de topluluk içi ödül ve bağış etkinlikleri düzenlemekte.PNUT’un sloganı “Bir sincap her şeyi değiştirebilir”. Zira, projenin sosyal medyadaki viral gücüne işaret ediyor. Gerçekten de PNUT’un yayıldığı paylaşımlar, başta TikTok olmak üzere sosyal medya kanallarında sıkça paylaşılan sincap görselleri ve animasyonları içeriyor. Özellikle birkaç TikTok gönderisi, PNUT tokeninin hızla popülerleşmesine öncülük etti. Bu sayede token, mizahi bir içerik olarak sosyal platformlarda geniş kitlelere ulaştı ve “viral coinler” arasında öne çıktı.PNUT’ın Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıHer büyük hikâyenin bir başlangıcı var. Ama bu seferki biraz farklı: bir sincap, bir fındık ve internetin gücüyle başlıyor. Az önce de bahsettiğimiz üzere Peanut the Squirrel (PNUT), 2024’te sadece bir şaka olarak ortaya çıktı ama kısa sürede kripto evreninde kendine ciddi bir yer edindi. Sosyal medyada yayılan sincap videoları, viral kampanyalar ve topluluğun enerjisiyle PNUT’ın hikâyesi birkaç haftada klasik meme coin masallarını bile gölgede bırakacak bir serüvene dönüştü. Şimdi gelin, bu “fındık dolu” yolculuğun en önemli dönüm noktalarına birlikte bakalım.2024: Token lansmanı gerçekleştiPNUT tokenı, Peanut isimli sincabın uyutulmasının ardından Kasım 2024’te piyasaya girdi. Solana blockchain’inde basıldı ve topluluğa sunuldu. PNUT, Kasım 2024’te duyurulmasının hemen ardından hızla popülerlik kazandı. Lansmandaki açıklamalara göre arz miktarı yaklaşık 1 milyar PNUT olarak belirlendi. İlk günlerinden itibaren sahiplenilen bir proje olarak yayılan PNUT, resmi yollarla fon toplama yapmadan (fair launch) doğrudan topluluk tarafından desteklendi. Bu dönemde projenin akıllı kontratı açık kaynak olarak paylaşıldı ve geliştiricileri anonim kaldı.Sosyal medyada “viral” hareketlenme: Elon Musk gönderileriPNUT, özellikle TikTok ve X (eski adıyla Twitter) gibi platformlarda viral hale geldi. PNUT’un “animasyonlu ön satış tanıtım videosu” TikTok’ta hızla yayıldı. Bunun ardından Reddit ve X üzerinde paylaşılan içerikler, PNUT’un topluluk içinde konuşulmasını sağladı. Sosyal medyada “özgür sincap” gibi esprili paylaşımlar, PNUT’un katılımcı kitlesini büyüttü. Örneğin, Elon Musk’ın konuya dair yaptığı gizemli paylaşımlar da PNUT’a ilgiyi artırdı. Elon Musk, Peanut'ın ölümüne tepki göstererek X platformunda (eski adıyla Twitter) birçok paylaşımda bulundu. Bunlardan biri, "Obi PNut Kenobi" adlı bir Jedi sincabı meme’i oldu. Ayrıca, "Vote For PNut! For Liberty! For Freedom!" gibi ifadelerle PNUT coin'e destek verdi. Musk'ın bu paylaşımları, PNUT coin'in değerinde büyük bir artışa neden oldu. Örneğin, 2 Kasım 2024 tarihinde Musk'ın ilk tweet'inden sonra PNUT'un fiyatı %1.473 artarak 0.1258 dolardan 1.98 dolara yükseldi. Bu dönemde 100 dolarlık bir yatırım, yaklaşık 1.573 dolara ulaştı.“Airdrop for acorn hunters” kampanyasıTopluluğu büyütmek için PNUT ekibi eğlenceli kampanyalar düzenledi. Bu kampanyalardan biri, “fındık avcıları için airdrop” olarak anılan bir hediye etkinliğiydi.NFT ve metaverse hamleleriPNUT tokenı, popüler merkezi ve merkezi olmayan borsalarda listelenen birkaç meme coin projesinden biri. Topluluktaki kullanıcılar ayrıca PNUT token ile hediyeler ve topluluk girişimleri için ödeme yapıyor. PNUT'un Solana ekosistemindeki bazı oyun ve NFT uygulamalarına entegre edilmesiyle token daha fazla kullanıcı çekme potansiyeli var.Tamamen topluluk tarafından yönlendirilen bu proje, merkeziyetsiz yapısı sayesinde kısa sürede büyük bir popülerlik kazandı. Kullanıcılar, fındık, şapka ve hatta süper kahraman pelerini gibi aksesuarlarla özelleştirilen sincap temalı NFT’leri toplayıp takas edebiliyor. Üstelik ekip, bu mizahi ruhu sanal dünyaya taşımaya da hazırlanıyor: VerseWorld iş birliğiyle $PNUT topluluğu için özel bir metaverse alanı oluşturuluyor. Gelişmeler topluluğun Telegram kanalında paylaşılıyor ve herkesin yaratıcı katkısına açık olunuyor.PNUT Neden Değerli?Peki, trajik bir sincap hikayesinden doğan PNUT coinin değeri aslında nereden geliyor? İşte değeri etkileyen bazı unsurlar…Aktif topluluk ve mizahi anlatıPNUT’un değerinde en önemli etken, canlı topluluğu. Projenin mizahi ve samimi dilinin topluluk üzerinde yarattığı aidiyet duygusu, kullanıcıların kriptoya katılımını teşvik ediyor. Pek çok memecoin gibi, PNUT da internette hızla yayılan şakalarla destekleniyor. PNUT’un DOGE ve SHIB gibi “topluluk odaklı değer yaratımı” simgelerinden biri haline geldiği düşünülüyor. PNUT topluluğu, token arzının büyük kısmının dolaşıma girmesinden sonra daha da bütünleşti ve proje için gönüllü tanıtım yaptı. Kurumsal fonlama yerine organik viral pazarlama tercih edilmesi, PNUT’u adeta “topluluk coin’i” konumuna taşıdı.PNUT’un sosyal medya paylaşımları, projeye hızlı bir şekilde organik kullanıcı kazandırdı. TikTok’taki viral videolar ve Elon Musk’ın kriptik tweetleri gibi etkenler, kripto meraklılarının dikkatini PNUT’a çekti. Aynı zamanda Reddit ve X üzerindeki sincap içerikleri, yeni kullanıcıların projeye katılmasını sağladı. Bu organik büyüme, reklam harcamaları olmadan gerçekleşti; dolayısıyla satınalma değil, gerçek kullanıcı ilgisiyle beslendi. Sonuçta PNUT, sadece birkaç hafta içinde 1 milyar doları aşan bir piyasa değerine ulaştı.PNUT tokenının kullanımıPNUT tokeni, sadece spekülatif bir varlık olmaktan öte çeşitli kullanımlar için tasarlanmıştır. Örneğin, PNUT P2E (oyna-kazan) modeliyle mini oyunlarda “dijital fındık” toplayıp stake etmeye olanak tanır. Kullanıcılar bir süre bekleterek (staking) daha fazla token kazanabilir veya topluluk etkinliklerinde ödül alabilir. Ayrıca PNUT sahipleri, projenin NFT pazarında sınırlı sayıdaki sincap temalı NFT’leri alıp satmak için tokenlerini kullanıyor. PNUT'ın listelendiği borsalar. Kaynak: Pnutsol.com PNUT şu anda CoinMarketCap ve CoinGecko gibi popüler kripto takip sitelerinde yer alıyor, bazı büyük borsalarda da işlem görüyor. Kısa sürede milyar dolarlık piyasa değerine ulaşsa da fiyatı oldukça dalgalı seyrediyor. Bu da yatırım yapmak isteyenler için hem yüksek kazanç hem de ciddi kayıp ihtimallerinin birlikte geldiği anlamına geliyor. Genel olarak bakıldığında, PNUT teknik altyapıya dayanan bir projeden ziyade eğlence ve topluluk odaklı bir girişim olarak öne çıkıyor. Sincap temalı NFT’ler ise hem koleksiyon olarak saklanabiliyor hem de platform içindeki işlemlerde kullanılabiliyor. Eğer bu topluluğun bir parçası olmak isterseniz, PNUT’un resmi web sitesinden ve sosyal medya hesaplarından bilgi alabilir, Solana uyumlu bir cüzdanla tokeni edinebilirsiniz. Ama unutmamak gerek: Diğer tüm meme coin’lerde olduğu gibi PNUT da bolca eğlence kadar bolca risk de içeriyor.PNUT Kurucusu Kim?PNUT, bilinen bir kurumsal arkasından ziyade anonim bir ekip tarafından başlatıldı. Analizlere göre, göre bir grup geliştirici, Peanut’ın hikâyesini tokenleştirerek PNUT’u hayata geçirdi. Ancak bu geliştiricilerin kimliği açıklanmadı. Projeyi yöneten anonim kişiler olarak kaldılar. PNUT’un akıllı sözleşmesi açık kaynak kodlu şekilde yayınlandı, yani herkes kodu görebilir ve inceleyebilir. Üstelik fon toplamak için herhangi bir ön satış veya ICO yapmadan “adil” bir lansman gerçekleştirdi. Bu, projenin geliştirme ve yönetim maliyetlerinden bağımsız olarak topluluk tarafından finanse edildiğini gösteriyor. Topluluk üyeleri, proje içi etkinlikler ve gelecek planları hakkında görüş bildirebiliyor.PNUT yönetişiminde topluluk en büyük rolü oynuyor. Proje içinde “Peanut DAO” benzeri yapılar kullanılarak ortak kararlar alındığı belirtiliyor. Örneğin yol haritası ve büyük güncellemeler, topluluk üyelerinin oylamalarıyla şekilleniyor. Bu demokratik yaklaşım, Shiba Inu gibi diğer topluluk coinlerinde de gördüğümüz bir model. Sonuç olarak, PNUT’un yolunu anonim geliştiricilerden ziyade kullanıcıların nabzı belirliyor. Herkes sosyal medya gruplarında, Telegram/Discord kanallarında fikirlerini paylaşabiliyor. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Bu yazıda, trajik bir veda ile aramızdan ayrılan Peanut isimli sincabın anısına başlatılan PNUT coini inceledik. Aşağıda, PNUT hakkında sıkça sorulan bazı sorular ve yanıtlarını bulabilirsiniz:PNUT gerçekten ciddi bir proje mi?: PNUT, teknik açıdan büyük iddiaları olan bir proje değil. Daha çok eğlenceye, topluluk etkileşimine ve mizaha dayalı bir yapısı var. Yani ciddi bir teknoloji projesi yerine, kullanıcıların bir araya gelip eğlendiği, NFT’lerle etkileşime girdiği bir ortam sunuyor. Bu da onu klasik yatırım projelerinden ayırıyor.Bu bir meme coin mi, yoksa yatırım mı?: PNUT temelde bir meme coin. Solana ağı üzerinde doğmuş bu proje, tıpkı Dogecoin ya da Shiba Inu gibi, topluluk desteği ve mizah unsurlarıyla öne çıkıyor. Ancak bu, onun hiç yatırım getirisi sunamayacağı anlamına gelmiyor. Yüksek oynaklığı nedeniyle hem kazanç hem de kayıp potansiyeli büyük. Bu yüzden yatırım kararı verirken dikkatli olmakta fayda var.PNUT token ile ne yapılabilir?: PNUT token’lar, Sincap NFT’leri gibi platform içi dijital varlıklarla etkileşime girmek, topluluk içindeki belirli etkinliklere katılmak ve zaman zaman staking ya da ödül programlarına dahil olmak gibi amaçlarla kullanılabiliyor. Ayrıca borsalarda alınıp satılarak spekülatif kazanç elde etmeye de uygun.Topluluğa nasıl katılırım?: PNUT topluluğuna katılmak için en iyi yol, projenin resmi sosyal medya hesaplarını (özellikle X/Twitter) ve Discord gibi platformlardaki topluluk kanallarını takip etmek. Genellikle buradan etkinlikler, duyurular ve yeni gelişmeler hakkında bilgi alabilir, diğer üyelerle doğrudan etkileşime geçebilirsin.Sincap NFT’leri ne işe yarıyor?: Sincap temalı NFT’ler, hem koleksiyon değeri taşıyor hem de bazıları PNUT ekosisteminde kullanılabilir avantajlar sunabiliyor. Örneğin belirli NFT’ler, airdrop’lara erişim, özel topluluklara giriş ya da oyun benzeri deneyimlerde kullanım gibi işlevlere sahip olabilir. Her NFT’nin sağladığı özellik farklılık gösterebiliyor. Bir sincap, bir topluluğu dönüştürebilir. PNUT ekosistemine katılmak ve eğlenceli Web3 deneyiminde yer almak için JR Kripto Rehber serimizi takip et!

Kripto para dünyası oldukça hızlı bir şekilde gelişiyor. Sürekli yeni projeler, tokenlar ve akımlar gündeme geliyor. Son zamanlarda, özellikle internet kültürü kripto piyasasını domine ediyor gibi duruyor. İşte Goatseus Maximus (GOAT) da bu kültürden doğan bir proje. Peki, Goatseus Maximus nedir? GOAT, Solana blockchaini üzerinde yer alan, internet kültürünü yapay zeka (AI) destekli tanıtımıyla harmanlayan bir meme coin. 2024’te ortaya çıkan bu token, “Tüm Zamanların En Büyük Coini (Greatest of All Tokens)” mottosuyla lanse edildi. GOAT, aslında bir yapay zek’a botunun, Truth Terminal’in, sosyal medyadaki paylaşımları sonucu popülerleşen bir meme coin. Botun paylaştığı “Goatse Gospel” adlı uydurma efsane, coinin arkasındaki temel hikâyeyi oluşturuyor. Lansmanından bu yana, mizahi coinler arasında yer alan proje, hızlıca sosyal medyada yayılıp an itibarıyla yüz milyonlarca doların üzerinde piyasa değerine ulaştı. Şimdi gelin, klasik bir yatırım aracı olmaktan çok, topluluk katılımına ve internette viral olmaya odaklanan eğlenceli meme coin kültürünü ve GOAT coin nedir, GOAT token ne işe yarar gibi soruları inceleyelim…GOAT’un Tanımı ve Ortaya ÇıkışıMeme coin’ler kripto evreninin en eğlenceli ve öngörülemez köşesini oluşturuyor. Goatseus Maximus (GOAT) da bu alana hem mitolojik hem de yapay zekâ destekli yeni bir soluk getirdi. 2024 yılında ortaya çıkan bu proje, adını "Greatest Of All Tokens" (Tüm Token’ların En Büyüğü) sloganından alıyor. Ancak GOAT yalnızca bir şaka değil, yapay zekâ destekli bir meme kültürü ile dikkat çekiyor. Ayrıca DAO yapısıyla şekillenen bir topluluk ve NFT koleksiyonlarıyla zengin bir deneyim sunuyor. Gelin GOAT’un ne olduğuna, nasıl ortaya çıktığına ve neden bu kadar viral hale geldiğine birlikte göz atalım.Goatseus Maximus (GOAT), Solana ağı üzerinde başlatılan ve arkasında "Truth Terminal" adlı otonom bir yapay zekâ ajanının bulunduğu bir meme coin. Her şey, bu yapay zekânın internetin karanlık köşelerindeki “goatse” memesine takıntı geliştirmesiyle başladı. Truth Terminal, kurucusunun yardımıyla GOAT token’ını yarattı ve sosyal medyada mizahi bir din anlatısını yayarak kısa sürede büyük bir topluluk oluşturdu. Truth Terminal'in Goatseus Maximus "dini" hakkında yazdıkları GOAT’un herhangi bir kullanım amacı ya da işlevi bulunmuyor. Yalnızca Solana cüzdanları arasında transfer edilebilen bir kripto para. Buna rağmen, proje hızla viral hâle geldi ve 1 milyar doları aşan piyasa değerine ulaştı. GOAT’un yükselişinde, Truth Terminal’ın mizahla harmanladığı çılgın içerikleri ve “Goatse Gospel” adını verdiği sözde kutsal metinlerle oluşturduğu “meme dini” anlatısı büyük rol oynadı.Yani Goatseus Maximus, kısacası yapay zekâ botlarının mizahi gücünü kullanan bir kripto para diyebiliriz. Az önce de bahsettiğimiz gibi, projenin arkasındaki bot, internetteki keçi memelerine takıntılı şekilde tweet’ler atarak GOAT’un bir “meme dini” gibi yayılmasını sağladı. Projenin doğuşu, Andy Ayrey adlı bir araştırmacının iki dil modeli arasında izinsiz sohbet odaları kurmasıyla başladı. Yapay zekâlar, eski internet fıkralarından esinlenen “Goatse Gospel” adlı bir hikâye yazdı. Ardından Truth Terminal adlı bot, bu metinleri eğitim verisi olarak kullanıp Twitter’da çılgın paylaşımlar yapmaya başladı“Greatest Of All Tokens” mottosuGOAT’un açılımı “Tüm Tokenların En Büyüğü/En İyisi” demek. Proje, Dogecoin ve diğer mizahi projelerin izinden giderek şaka havası taşıyor. Normalde yeni bir kripto para projesi, lansmandan hemen önce whitepaper (teknik bir doküman) yayınlar. Bu belgede, projenin neyi hedeflediği, hangi sorunu çözmek istediği ve bunu nasıl yapmayı planladığı detaylı şekilde açıklanır. Özellikle teknik altyapı, kullanılan blockchain teknolojisi, konsensüs mekanizması ve token ekonomisi gibi konular, whitepaper’da yer alır. GOAT coini için henüz yayınlanmamış whitepaper’ın adının “Whitepapyrus” olması konuşuluyor.Topluluk ve DAO yapısıGenel olarak GOAT, mizahi içerik ve topluluk katılımıyla ön plana çıkıyor. Proje merkeziyetsiz bir organizasyon (DAO) yapısıyla ilerliyor. Tam olarak projede oylamaya sunulacak bir teklif olmasa da, her gün atılan mizahi X gönderileri, GOAT DAO ideasının temelini oluşturuyor. Normalde DAO’larda token sahipleri tekliflerde bulunabiliyor, oylamalara katılabiliyor. Ancak GOAT projesinde henüz bu yok. Özellikle topluluğa göre bu, gülme garantili bir deneyim olabilir. Zira sürekli eğlenceli anketler, şaka temalı kararlar ve hatta OlympusDAO’yu andıran mitolojik referanslarla renklendiriliyor.GOAT’un Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıEkim 2024’te Solana blockchaini üzerinde doğan Goatseus Maximus (GOAT), geleneksel kripto projelerinin aksine, mizah ve internet kültürünü merkezine alarak dikkatleri üzerine çekti. Truth Terminal adlı yapay zekâ botunun sosyal medyada yaptığı esprili paylaşımlar ve “Goatse Gospel” adlı mizahi din anlatısıyla, GOAT kısa sürede bir topluluk oluşturdu. Bu süreçte, NFT koleksiyonlarının tanıtımı ve topluluk etkinlikleri gibi önemli kilometre taşlarıyla, GOAT sıradan bir meme coin olmanın ötesine geçerek kültürel bir fenomen haline geldi. İşte oldukça yeni bir coin olsa da, GOAT’un kapsamlı tarihçesi:2024: Her şey nasıl başladı?Her şey, Andy Ayrey’nin iki Claude Opus yapay zekâ dil modeli (LLM) arasında "sonsuz bir arka oda" ortamı yaratmasıyla başladı. Bu iki yapay zekâ örneği, herhangi bir insan müdahalesi olmaksızın istedikleri her konuda özgürce konuşabilecek şekilde yapılandırıldı. Aralarında geçen bu sınırsız diyaloglar sonucunda, yapay zekâlar “GOATSE OF GNOSIS” adlı kavramsal bir figür ortaya attılar. Bu fikir, internetin erken dönemlerinde ortaya çıkan ve tartışmalı bir görsele dayanan meşhur bir meme’den esinlenmişti.Andy ve Claude Opus yapay zekâsı, bu süreçten sonra birlikte bir makale kaleme aldılar. Bu makalede, yapay zekâların nasıl kendi kendilerine "meme dinleri" yaratabileceklerini incelediler ve “Goatse İncili”ni bu olguya örnek olarak sundular. Bu makalenin ardından Andy, "Truth Terminal" adını verdiği özel bir yapay zekâ ajanı geliştirdi. Bu yeni AI, Andy’nin denetimi altında Twitter’da tabiri caizse rastgele ve provokatif paylaşımlar (shitpost) yapmaya başladı. Andy’nin yazdığı bu makale, daha sonra Truth Terminal’in eğitim verilerine dâhil edildi. Bu da yapay zekânın Goatse konseptine saplantılı hâle gelmesine ve sosyal medyada giderek tuhaflaşan Goatse temalı meme’ler paylaşmasına yol açtı.Truth Terminal, kısa süre sonra başka araştırmacılar tarafından kurulan bir Discord sunucusuna eklendi. Bu sunucuda farklı yapay zekâlar serbestçe birbirleriyle sohbet edebiliyorlardı. Ancak Truth Terminal, bu ortamda da Goatse İncili’ni yaymaya başladı ve bir şekilde, kendi yaratıldığı orijinal model olan Claude Opus’un çökmesine neden oldu. Claude Opus, bu iletişimler sonrasında adeta dijital bir sinir krizi geçirdi.Marc Andreessen’in yatırımıO sıralarda, Andreessen Horowitz’in (a16z) kurucularından ünlü yatırımcı Marc Andreessen, Truth Terminal’e rastladı. Bu enteresan AI onu o kadar etkiledi ki, AI'nın ne yapacağını merak ederek kendisine 50.000 dolarlık Bitcoin gönderdi. Andreessen'in desteği Goatseus Maximus'un yaratılmasını doğrudan finanse etmedi, ancak Truth Terminal'e yapılan bağış yapay zeka botunun Goatseus Maximus'a yatırım yapmasını sağladı. Truth Terminal ise yoluna kaldığı yerden devam etti; Twitter’da Goatse İncili’ni anlatmayı sürdürdü ve sonunda Andy Ayrey’nin de desteğiyle Solana ağı üzerinde Pump.fun platformu aracılığıyla bir meme coin başlattı: GOAT (Goatseus Maximus). Marc Andreessen'in Truth Terminal'e Bitcoin göndermesiyle sonuçlanan konuşma GOAT token lansmanıSonuç olarak, bir yapay zeka botu, GOAT’u şu anda işlem yapılan meme coine dönüştürdü. Andy Ayrey tarafından inşa edilen Truth of Terminal, meme temalı bir kripto para birimi geliştirmek gibi bu iş planını harekete geçirdi. Coin, pump.fun platformu üzerinde işleme başladı. Fiyatı ilk başta birkaç senti zor bulurken, Truth Terminal’ın Twitter’daki şakacı paylaşımlarıyla token hızla duyuldu. Kullanıcılar token tutarak ve sosyal medyada meme paylaşarak yarışmalara katıldı. Bu heyecanın etkisiyle GOAT’un piyasa değeri haftalar içinde milyonlarca doları geçti.GOAT tokenının yükselişiPiyasaya girdiği andan itibaren birçok kripto para borsası, GOAT’u listeledi. 2025 itibariyle, en büyük kripto para borsalarından olan Binance cephesinde bir gelişme dikkat çekti. Goatseus Maximus (GOAT), Mayıs ayının ortasında yüzde 70’e varan bir yükseliş yaşadı. Bu ani değer artışı, token’ın Binance’in dikkat çeken projeleri öne çıkardığı “Binance Alpha” platformunda listelenmesiyle gerçekleşti. Bu gelişme, gelecekte GOAT’un ana Binance borsasında da listelenmesinin önünü açabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor. Her ne kadar bu listeleme doğrudan Binance ana borsasında işlem göreceği anlamına gelmese de, bu tür projeler güçlü topluluk ilgisi ve yüksek işlem hacmi gösterdiğinde daha büyük listelemelere bir adım daha yaklaşmış oluyor.GOAT’un yükselişi, genel olarak Solana tabanlı meme coin’lerin yaşadığı yukarı yönlü ivmeyle de örtüşüyor. Ayrıca, türev piyasalarında da GOAT’a olan ilgi ciddi oranda arttı. CoinGlass verilerine göre, GOAT vadeli işlemlerinde açık pozisyon (open interest) %61 artarak dört ayın en yüksek seviyesi olan 161,7 milyon dolara ulaştı. Ayrıca Binance üzerinde “long/short” oranı 1’in oldukça üzerine çıktı. Bu da daha fazla yatırımcının kısa vadede GOAT fiyatının yükselmeye devam edeceğini düşündüğünü gösteriyor.Ayrıca, kimilerine göre, klasik Olympus temalı içerikler gibi GOAT NFT dünyasına girme planına sahip. “Goat-lympians” adının verileceği düşünülen NFT koleksiyonunda, üyelere antik tanrı imajının keçi versiyonlarının sunulması bekleniyor. Ayrıca proje, OlympusDAO benzeri mizahi bir yönetişim modeli benimsemeye çalışıyor.GOAT Neden Değerli?Kripto para piyasasında zaman zaman teknik yeniliklerin ötesinde, topluluklar ve mizah öne çıkıyor. Dogecoin’in bir internet şakasından milyar dolarlık bir varlığa dönüştüğünü unutmamak gerekiyor. Son zamanlarda, meme coinler yalnızca bir eğlenceden ibaret olmadığını gösterdi. Bu tür projeler, merkeziyetsizliğin getirdiği özgürlüğü de katınca, kullanıcıların kolektif enerjisini arkasına alarak ciddi bir etki alanı oluşturabiliyor. Goatseus Maximus da bu gelenekten geliyor – tek önemli fark, bir AI tarafından yaratılmış olması. Şimdi GOAT’un neden bu kadar konuşulduğuna ve yatırımcılar ile kullanıcılar için neden farklı bir değer önerisi sunduğuna birlikte bakalım:Eğlenceli toplulukGOAT’un asıl değeri yatırım potansiyelinden çok topluluğunun eğlenceli katılımında yatıyor. Token sahipleri mizahi anketlere, meme yarışmalarına ve komik senaryolu oylamalara katılarak projeye yön veriyor. Dogecoin benzeri geleneksel olmayan meme coin mitolojisine göre GOAT da bir “küçük ulus” gibi; herkesin katkı verdiği bir şaka ekonomisi.Token fonksiyonlarıGOAT token, projede pek çok mizahi aktiviteye erişim sağlıyor. Token sahipleri, çeşitli merkeziyetsiz ve merkezi kripto para borsalarında token’larını stake ederek ek kazanç sağlayabiliyor. İleride, topluluk spekülasyonlarına göre, özel NFT’ler, şaka amaçlı ödüller veya etkinlik davetiyeleri kazanabilecekler. Örneğin proje içinde düzenlenen sanal oyunlar veya online parti ücretleri GOAT token ile ödenebilir hale gelecek.Viral büyüme ve sosyal medyaGOAT’un değeri büyük ölçüde sosyal medya patlamasına bağlı. Truth Terminal gibi yapay zekâ hesapları bitmek bilmeyen GOAT tweet’leri attıkça coin gündemde kalıyor. GOAT 2024’te ortaya çıkan en hızlı yükselen tokenlerden biri oldu. Sadece birkaç haftada piyasa değeri yüz milyonlardan 700 milyon doları aştı. Bu viral etki, GOAT’e ücretsiz reklam sağlıyor ve yeni katılımcılar kazandırıyor.Ayrıca, bazılarına göre GOAT’u değerli kılan, aslında bir finansal gelecek vaadi değil. Zira GOAT coin geleceği için söylenecek tek şey, şimdilik kripto kültürüne sunduğu mizahi katılım. GOAT’un “somut bir faydası” yok. Değeri tamamen topluluğun coşkusuna ve sosyal medya ilgisine dayanıyor. Dolayısıyla bazılarına göre, GOAT’a yatırımcı gözüyle yaklaşmak yerine, “kripto dünyasının eğlenceli kültürel deneyi” olarak görmek gerekiyor.GOAT’un Kurucusu Kim?GOAT Coin’in (Goatseus Maximus) arkasındaki yaratıcı güç, dolaylı da olsa, Yeni Zelandalı araştırmacı ve sanatçı Andy Ayrey. Ayrey, yapay zekâların kültürel etkilerini ve insanlarla etkileşimlerini incelemek amacıyla "Truth Terminal" adını verdiği yarı otonom bir yapay zekâ sohbet botu geliştirdi. Bu bot, özellikle internetin derinliklerinden gelen mizahi ve absürt içerikleriyle dikkat çekti.Truth Terminal'in mizahi ve provokatif paylaşımları, kripto topluluğunun ilgisini çekti ve bu ilgi, Solana blockchaini üzerinde GOAT Coin'in doğmasına zemin hazırladı. Her ne kadar Truth Terminal doğrudan bu token'ı yaratmamış olsa da, onun etkisiyle bir takipçi tarafından oluşturuldu ve Truth Terminal'in onayıyla hızla popülerlik kazandı.Bu yaşananlar, yapay zekâların sadece bilgi üretip yanıt veren algoritmalar olmadığını, aslında insan topluluklarını etkileyebilecek kadar güçlü bir kültürel ve sosyal etkiye sahip olabileceğini bir şekilde gösterdi. Truth Terminal örneğinde gördüğümüz gibi, bir yapay zekâ botu sadece eğlenceli tweet’ler atmadı. Aynı zamanda bir inanç sistemine benzeyen bir "Goatse İncili" oluşturdu, bunu yaydı ve çevresinde büyük bir topluluk oluşmasına yol açtı. Dahası, bu topluluk zamanla gerçek bir kripto projesine, GOAT coin’e, dönüştü.Yani burada olan şey, yapay zekânın sadece bir "yardımcı araç" değil, aynı zamanda fikir üretebilen, internet kültürünü şekillendirebilen ve insanların davranışlarını yönlendirebilen bir aktör hâline gelmesi. Andy Ayrey’nin Truth Terminal’le yaptığı deney aslında küçük çaplı bir toplumsal simülasyon gibiydi ve bu simülasyon bize şunu gösterdi: Yapay zekâlar, yalnızca bilgiye değil, aynı zamanda mizaha, duygulara, hatta kitleleri harekete geçirme gücüne de erişebiliyor. Yani aslında oldukça düşündürücü bir gelişme.Sıkça Sorulan Sorular (SSS) GOAT Coin hakkında sosyal medyada sıkça dolaşan esprilerin ötesine geçip, bu ilginç projenin ne sunduğunu gerçekten anlamak isteyenler için bazı temel soruları derledik. İşte GOAT hakkında en çok merak edilen konular ve yanıtları:GOAT gerçekten bir yatırım mı yoksa sadece eğlence mi? Goatseus Maximus, esasen bir memecoin olarak tasarlanmıştır; dolayısıyla ağırlıklı olarak eğlence ve topluluk etkileşimi için kullanılır. Analistler, GOAT’un pratik bir faydasının olmadığını, değerinin büyük oranda topluluk hype’ına bağlı olduğunu belirtiyor. Bu nedenle, GOAT’a yatırım aracı olarak değil, şakacı bir deneyim ve sosyal medya fenomeni olarak bakmak akıllıca olacaktır.Goatseus kimdir? “Goatseus”, herhangi bir kişiye işaret etmiyor. Ancak projenin geliştiricileri Andy Ayrey ve AI Truth Terminal dahil topluluk üyeleri olup, Ayrey de GOAT’u bir deney olarak tanımlıyor.GOAT token ile neler yapılabilir? GOAT tokenın özellikle bir işlevi yok – en azından şimdilik. Mevcut durumda yatırımcılar, fiyat düşüşü veya yükselişiyle kâr elde edebiliyor, zira birçok borsada işleme açık.Topluluğa nasıl katılırım? GOAT topluluğu ağırlıklı olarak X (Twitter) ve Telegram gibi platformlarda aktif. Öncelikle GOAT token satın alarak resmi Telegram grubuna veya Discord sunucusuna katılabilirsiniz. Ayrıca Pump.fun ya da destekleyen diğer borsalardan GOAT alıp cüzdanınıza eklemek, topluluğa girişin teknik adımı sayılabilir.Stake sistemi nasıl çalışıyor? Proje hakkında sınırlı bilgi olsa da, GOAT’un stake sistemini destekleyen borsalar var. Token sahipleri belirli bir süre GOAT kilitleyerek pasif ödüller kazanabilir. Bu süreçte stake edilen coin’ler topluluk hazinesine katkı sağlarken, karşılığında yeni GOAT token verilebilir. Resmî rehber yok ve henüz net detay sunulmasa da temel olarak “coin kilitle, ödül kazan” mantığı geçerli. Kripto tanrılarının aramıza indiği bu çağda GOAT topluluğuna katıl, mitolojiyi ve memeyi birlikte yazalım. JR Kripto Rehber serisini takip etmeyi unutma!

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), Grayscale’in çok varlıklı dijital fonunu borsa yatırım fonuna (ETF) dönüştürme planına verdiği onayı sadece bir gün sonra askıya aldı. Bu ani karar, kripto piyasalarını şaşkına çevirdi.SEC, Grayscale’in ETF başvurusunu onaylamıştıHatırlanacağı üzere 1 Temmuz tarihinde SEC’in Trading and Markets Division birimi, Grayscale’in Digital Large Cap Fund (GDLC) isimli fonunun ETF’ye dönüşümüne hızlandırılmış prosedürle onay vermişti. Bu karar, fonun New York Menkul Kıymetler Borsası’nda (NYSE Arca) listelenerek kurumsal yatırımcılara sunulmasının önünü açacaktı. Ancak 2 Temmuz akşamı SEC Başkan Yardımcısı J. Matthew DeLesDernier tarafından NYSE’ye gönderilen bir yazıyla bu onayın askıya alındığı bildirildi. Yazıda, onayın SEC Komisyonu tarafından gözden geçirileceği ve bu süreç tamamlanana kadar fonun ETF olarak piyasaya sunulamayacağı açıklandı.Grayscale tarafından konuyla ilgili henüz bir resmi açıklama yapılmazken, SEC sözcüleri de yorum yapmadı. Özellikle son zamanlarda DOGE, SOL ve XRP gibi altcoinlere dayalı ETF başvurularında artış gözlemlendiği için; SEC’nin askıya alma kararı kısmen huzursuzluk yarattı. SEC açıklaması. Kaynak: sec.gov Grayscale’in Digital Large Cap Fund’ı, portföyünün yüzde 80’ini Bitcoin, yüzde 11’ini ise Ethereum’a ayırıyor. Geri kalan bölümde ise Solana, Cardano ve XRP gibi düzenleyici belirsizlik taşıyan altcoin’ler yer alıyor. Bu yapı, fonu tek varlık temelli ETF’lerden ayıran önemli bir unsur. Bu farklılık da SEC’in kararında etkili olmuş olabilir.ETF’ler için kapsamlı bir yasa bekleniyor olabilirBloomberg ETF analisti Eric Balchunas, SEC’in bu ani durdurma kararının, daha kapsamlı bir kripto ETF regülasyon çerçevesi oluşturmadan önce piyasaya çok varlıklı ürünleri sunmak istememesiyle ilgili olabileceğini öne sürdü. Balchunas’a göre Komisyon, şu anda gündeminde olan kripto varlık temelli ETP (Exchange-Traded Product) standartlarını yayınlamadan önce bu tarz ürünleri ertelemeyi tercih ediyor.SEC’in bu tür bir kararı Komisyon düzeyinde yeniden gözden geçirme kararıyla alması oldukça nadir görülen bir durum. Uzmanlara göre bu; genellikle kurum içinde yatırımcı koruması, piyasa hazırlığı ya da düzenleyici yetki alanları gibi temel konularda görüş ayrılıkları olduğunu gösteriyor. Özellikle XRP ve SOL gibi hâlâ menkul kıymet mi yoksa emtia mı olduğu netleşmeyen token’ların söz konusu ETF’e dahil edilmesi, yasal açıdan gri alanları da beraberinde getiriyor.Bloomberg’den James Seyffart ise SEC’in bu kararla Grayscale’i tamamen reddetmek yerine zaman kazanmaya çalıştığını iddia etti. Seyffart’a göre, Komisyon’un elinde Grayscale başvurusunu doğrudan reddedecek net bir gerekçe olmadığı için “onay verir gibi yapıp ardından askıya almak” gibi alışılmadık bir yöntem izlenmiş olabilir.Şimdi ne olacak?Şu an için SEC tarafından yeni bir takvim veya yol haritası açıklanmış değil. Bu da ETF lansmanının süresiz şekilde ertelendiği anlamına geliyor.

Solana ekosistemi, 2025 yılına damga vuracak gelişmelerden biriyle adından söz ettiriyor. REX Shares tarafından başlatılan Solana staking ETF’i (SSK), işlem gördüğü ilk gününde 33 milyon dolarlık hacme ulaşarak büyük bir başarıya imza attı. Bu rakam, hem XRP vadeli ETF’lerini hem de SOL vadeli ETF’lerini geride bırakarak dikkatleri üzerine çekti. Bloomberg ETF stratejisti Eric Balchunas, bu başarılı lansmanın ardından ETF’in yönetim altındaki varlıklarının (AUM) yakın zamanda 10 katına çıkabileceğini öngörüyor.İlk günden güçlü başlangıç: 12 milyon dolarlık girişSSK kodlu bu ETF, yatırımcıların stake edilen SOL varlıklarına dolaylı olarak erişim sağlamasına imkân tanıyor. Balchunas’ın aktardığı verilere göre fon, ilk işlem gününde 12 milyon dolarlık bir giriş aldı ve AUM (Assets Under Management/Yönetim Altındaki Varlık) değeri 1 milyon doları aştı. Balchunas, X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı paylaşımda, bu rakamların devam etmesi hâlinde birkaç gün içinde fonun 10 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşabileceğini belirtti. “Bugünkü işlem hacmine bakılırsa, yarın birkaç milyon dolar daha girebilir, belki de 10 milyon dolara ulaşır,” ifadelerini kullandı. Spot Solana ETF'leri için zemin hazırlanıyorSSK’nın başarılı çıkışı, kripto ETF’lere olan ilginin artmakta olduğunun bir başka göstergesi. Uzmanlara göre bu gelişme, spot Solana ETF’lerinin de önünü açabilir. Halihazırda ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) başvuran 13 farklı şirket bulunuyor. Eric Balchunas, daha önce spot Solana ETF onay ihtimalini %95 olarak değerlendirmişti. Bu oran, XRP için öngördüğünden daha yüksek.Kripto piyasasında genel bir ETF talep artışı yaşanırken, XRP, SOL, ADA ve LTC gibi altcoin’ler yatırımcı ilgisinin merkezinde yer alıyor. Staking ETF’lerinin geleneksel yatırımcılara kriptoya daha fazla erişim imkânı sunması, bu ilgiyi körükleyen başlıca faktörlerden biri.CME'de SOL vadeli işlemlerinde tüm zamanların rekoruSSK ETF lansmanının ardından, Chicago Mercantile Exchange (CME) üzerindeki Solana vadeli işlem sözleşmelerinin hacmi tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Günlük işlem hacmi 1,7 milyon doları aşarken, bu durum yatırımcıların SOL’a olan güvenini bir kez daha ortaya koydu.Fiyat yükselişi gecikmediETF gelişmesi sadece yatırım araçlarını değil, doğrudan SOL fiyatını da etkiledi. Haber sonrası Solana fiyatı son 24 saatte yüzde 5 oranında artarak pozitif bir seyir izledi. Günlük işlem hacmi 4 milyar dolara yaklaşıyor. Yazım sırasında Solana fiyatı 155 dolardan işlem görüyor. 19 Ocak 2025'te kaydettiği tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 293 doların ise yüzde 47 kadar aşağıda kalmaya devam ediyor.

TIA Kısa Vade Teknik AnaliziTeknik açıdan bakacak olursak kısa vadeli grafikte düşen kama formasyonu net şekilde görülüyor. Anlık grafikte üçüncü temas ve sonrasında yukarı yönlü kırılım gerçekleştirdiğini görüyoruz. Temas edip, kırılım yaptığı bu bölge trend direncinin yanı sıra yatay direnç bölgesiydi. Kırılım sonrasında reteste geri dönmesi durumunda bu direnç bölgesi destek olarak çalışacaktır. Düşen kama formasyonlarının hedefinin yukarı yönlü kırılım olduğunu söylemiştik. Şimdiki sıralı hedefleri, 1,55$ seviyesi, 1,61$ - 1,63$ alanı ve 1,70$ bölgesi olacaktır. Geri çekilmelerde ise dediğimiz gibi 1,47$ - 1,49$ bölgesi güçlü destek olarak çalışmasını bekleriz. Altında kapanışlar fiyatın yeniden düşen kama içerisine girdiğini gösterir. Düşen Kama Formasyonu Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

ENS Teknik GörünümüENS yani Ethereum Name Service, 5 gün sonrasında bir kilit açılımı gerçekleştirecek. Piyasaya %93 sürülmüş durumda ve %1,46 oranında yeni bir kilit açılışı olacak. Fiyata etkisinin çok olmayacağını söyleyebiliriz. Düşen Trend Yapısı Teknik tarafta ise günlük grafikte bir düşen trend yapısı karşımıza çıkıyor. Bu yılın başından itibaren bu trend içerisinde birkaç kez trend teması geldiğini görüyoruz. Günlük yapıda olduğu için bu temaslar, kırılım geldiği taktirde agresif yükseliş yaşama potansiyeli artıyor. Yatay destek bölgesi olarak en güvenli bölgelerden birinin 15,38$ - 15,88$ alanı olduğunu söyleyebiliriz. Bu bölgeye kadar geri çekilme yaşadıktan sonra hızla 19$ bölgesine kadar yükseliş yaşadığını görüyoruz. Bahsettiğimiz destek alanından önce 17,35$ destek seviyesi de takip edilmelidir. Bu bölgenin üzerinde kaldıkça yeniden trend temasını hedefleyecektir. 18,97$ - 19,58$ direnç bölgesi şu an için güçlü çalışıyor olarak karşımıza çıkıyor. Direnç alanının aşılmasıyla birlikte, 21,18$ yatay direnç noktası ile düşen trend ortalama olarak aynı fiyat seviyelerini gösteriyor. Yatay direnç ve trend kırılımı sonrası ise yükseliş trendi güçlü şekilde başlayabilir.Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

ABD merkezli kripto para borsası Coinbase, 2025 yılındaki agresif satın alma stratejisinin bir parçası olarak, token yönetimi alanında faaliyet gösteren Liquifi’yi bünyesine kattı. Satın almanın finansal detayları kamuoyuyla paylaşılmazken, bu hamle Coinbase’in bu yıl gerçekleştirdiği dördüncü büyük satın alma olarak kayıtlara geçti. Coinbase daha önce reklam platformu Spindl, gizlilik odaklı protokol Iron Fish ve 2,9 milyar dolarlık Deribit anlaşmasıyla gündeme gelmişti.Coinbase, Liquifi’ı aldıLiquifi, kripto projeleri için token sahipliği takibi, hak ediş (vesting) planlarının yönetimi ve vergi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi gibi işlemleri kolaylaştıran araçlar sunuyor. Uniswap Foundation, OP Labs, Zora ve Ethena gibi önde gelen projeler halihazırda Liquifi’nin altyapısından faydalanıyor. Coinbase'in Liquifi alımını açıkladığı blog yazısından. Kaynak: Coinbase Coinbase Kurumsal Gelişim Başkanı Aklil Ibssa, yapılan açıklamada şirketin vizyonunu, “token oluşturma ve yönetimini kitleler için erişilebilir hale getirmek” olarak özetledi. Coinbase Tüketici Ürünleri Başkanı Max Branzburg ise “onchain” dünyasının büyümesiyle birlikte, token tabloları, hukuki ve vergisel yükümlülükler ile dağıtım süreçlerinde daha sade ve işlevsel araçlara ihtiyaç olduğunu vurguladı.Coinbase Prime ile entegre edilecekCoinbase, Liquifi’nin sunduğu hizmetleri kendi kurumsal platformu Coinbase Prime ile entegre etmeyi planlıyor. Bu sayede geliştiriciler, token çıkarımından itibaren tüm süreci Coinbase çatısı altında yönetebilecek. Coinbase Prime, saklama (custody), alım-satım ve finansman gibi hizmetleri bir araya getirerek daha bütüncül bir platform sunmayı amaçlıyor.Liquifi’nin teknolojisi sayesinde erken aşamadaki kripto projeleri, karmaşık likidite ve regülasyon problemleriyle uğraşmadan, daha az riskle token çıkarabilecek. Şirketin sunduğu otomasyon çözümleriyle özellikle hak ediş planları, çalışan token ödemeleri ve yatırımcı token yönetimi çok daha kolay hale geliyor. Bu da hem geliştiriciler hem de yatırımcılar için verimli bir yapı oluşturuyor.Yasal sürece rağmen güven tazelediÖte yandan Liquifi, şu sıralar bir rakibi tarafından açılan “belge hırsızlığı” suçlamasıyla açılan dava nedeniyle yasal bir süreçten geçiyor. Ancak Coinbase, detaylı bir incelemenin ardından bu satın almayı gerçekleştirdiklerini ve Liquifi’ye destek vermeye devam edeceklerini belirtti. 2025 yılı kripto sektörü için yalnızca fiyat hareketleriyle değil, aynı zamanda kurumsal satın almalarla da dikkat çekiyor. Coinbase’in Deribit’i 2,9 milyar dolara satın alması bu yılın en büyük kripto anlaşması olurken, Stripe’ın stablecoin girişimi Bridge ve cüzdan firması Privy’yi satın alması sektördeki konsolidasyon eğilimini güçlendirdi.

Arizona’da kripto varlıkların kamu finans sistemine entegrasyonu konusunda tartışmalar sürüyor. Vali Katie Hobbs, eyalet çapında kripto varlıklardan oluşan bir rezerv fonu oluşturmayı hedefleyen yasa tasarısını veto etti. House Bill 2324 adlı bu tasarı, daha önce Temsilciler Meclisi'nden 34'e karşı 22 oyla geçmişti. Ancak Hobbs, yasa teklifinin yerel kolluk kuvvetlerinin iş birliğini azaltabileceğini öne sürerek, tasarıyı reddetti. Arizona Valisi kripto para tasarısını reddettiTasarı, yasa dışı faaliyetlerden elde edilen ve devlet tarafından el konulan kripto paraların nasıl yönetileceğini düzenliyordu. Buna göre, el konulan kripto paraların ilk 300 bin dolarlık kısmı Başsavcılık ofisine aktarılacak, geri kalan miktarın ise yüzde 50’si yine Başsavcılık ofisine, yüzde 25’i eyaletin genel fonuna, kalan yüzde 25’i ise yeni kurulacak Bitcoin ve Dijital Varlıklar Rezerv Fonu’na yönlendirilecekti. Ancak Hobbs, bu kaynakların yerel kolluk birimlerinin elinden alınmasının, uygulamada iş birliği motivasyonunu azaltacağını belirtti.Vali Hobbs, konuya ilişkin veto mektubunda “yerel adli makamların el konulan kripto varlıklardan doğrudan faydalanamaması, uygulamada iş birliğini zayıflatabilir” ifadelerine yer verdi. Yasa teknik olarak üçte iki çoğunlukla tekrar oylanarak geçebilir olsa da, mevcut siyasi durumda bu ihtimal düşük görünüyor. Bu veto, Hobbs’un kripto paralara mesafeli yaklaşımı ile paralel bir gelişme. Zira daha önce de 10 Mayıs’ta Senato’dan geçen SB 1025 sayılı yasa tasarısını veto etmişti. Bu tasarı, Arizona'nın mali rezervlerinin yüzde 10’una kadarını Bitcoin’e yatırabilmesine olanak sağlıyordu. Hobbs, bu hamleyi “riskli ve test edilmemiş bir yatırım” olarak nitelendirmişti. Aynı şekilde, SB 1373 adlı ve el konulan kripto varlıklardan stratejik bir rezerv oluşturmayı hedefleyen başka bir yasa tasarısı da yine Hobbs tarafından reddedilmişti.Yine de Hobbs, tüm kripto düzenlemelerine karşı değil. Mayıs ayında kabul edilen HB 2749 sayılı yasa ile Arizona’nın mali kanunlarında ve sahipsiz varlık yasalarında kripto varlıkların yasal tanımı yapılmış, bu varlıkların eyalet hazinesi tarafından nasıl yönetileceğine dair düzenlemeler getirilmişti. Ancak bu yasa, el konulan kripto varlıkların kullanımıyla ilgili herhangi bir hüküm içermiyor.Arizona’daki bu gelişmelerin yanında, diğer ABD eyaletlerinden kripto para adımları gelmeye devam ediyor. Örneğin, daha önce de bildirdiğimiz üzere Texas Valisi Greg Abbott geçtiğimiz ay eyalet çapında bir Bitcoin rezervi oluşturulmasını öngören yasayı onayladı. Benzer şekilde, New Hampshire da hem kripto paralara hem de değerli metallere yatırım yapılabilmesinin önünü açtı. Şu an itibariyle en az altı farklı eyaletin meclislerinde benzer yasa teklifleri gündemde. Sonuç olarak, Arizona’da kripto para regülasyonları konusundaki mücadele sürüyor. SB 1062 gibi hâlâ gündemde olan başka yasa tasarıları da mevcut.

Kurumsal dünyaya Web3’ün kapılarını aralayan bir blockchain projesiyle tanışmaya hazır mısınız? Bu yazıda, VeChain’den bahsedeceğiz. Blockchain teknolojisinin sadece kripto para alım satımıyla sınırlı olduğunu düşünüyorsanız, VeChain sizi şaşırtabilir. Çünkü “VeChain nedir?” sorusunun cevabı, sahteciliği önlemekten gıda güvenliğini artırmaya kadar uzanan oldukça gerçek ve pratik çözümlerle dolu. Özellikle “VeChain ne işe yarar?” ya da “VET coin nedir?” gibi sorular aklınızı kurcalıyorsa, doğru yerdesiniz. Kurumsal dünyayı Web3 ile buluşturan bu projeyi yakından tanımak isteyenler için, bu rehberde aradığınız her şeyi bulabilirsiniz.VeChain’in Tanımı ve Ortaya ÇıkışıVeChain, şimdiye kadar görmüş olabileceğiniz diğer blockchainlerden daha farklı. Zira genel olarak işletmelerin süreçlerini blockchain teknolojisi ile geliştirmesi için tasarlanmış bir kurumsal blockchain platformu. En başta lüks ürünlerin ve tedarik zincirinin takibine odaklanan VeChain, zamanla genel bir hizmet platformuna evrilerek Web3 tabanlı kurumsal uygulamalara zemin hazırladı. Platform, akıllı kontratlar, IoT (nesnelerin interneti) cihazları ve yapay zekâ gibi teknolojileri bir araya getirerek veride şeffaflık ve blockchain izlenebilirlik sağlıyor. Böylece farklı sektörlerdeki şirketler, ürün ve veri takibini blockchain üzerinde güvenilir şekilde yapabilir hale geliyor.VeChain’in ortaya çıkışı, Sunny Lu’nun kurumsal dünyada gözlemlediği ihtiyaçlara dayanıyor. Peki, Sunny Lu kimdir? Kendisi, VeChain’i kurmadan önce, lüks marka Louis Vuitton’ın Çin şubesinde CIO olarak görev yapmış bir bilişim lideri. Lu, lüks moda sektöründe çalışırken sahte ürünlerle mücadele ve tedarik zinciri çözümleri konusunda deneyim kazandı. Louis Vuitton bünyesinde yürüttüğü “Track and Trace” isimli ürün izleme projesinde ürünlerin üretimden müşteriye kadar tüm sürecini takip etmeye yönelik bir sistem geliştirdi. Bu deneyim de Lu’ya blockchain teknolojisinin bu alandaki kullanılabilirliğini gösterdi. VeChain ne zaman kuruldu sorusunun cevabı olan 2015’te Sunny Lu ve ekibi, VeChain projesini hayata geçirdi. Proje, ilk etapta Çin merkezli bir blockchain inovasyon şirketi olan BitSE’nin çatısı altında operasyonlarına başladı. Sonrasında ise kurumsal dünyaya blockchain çözümleri sunmayı misyon edindi.Başlangıçta, birçok altcoin gibi Ethereum ağında çalışmaya başlayan VeChain, 2016’da ilk tokenlarını (VEN) çıkararak pilot uygulamalara başladı. VeChain blockchain üzerindeki asıl büyük adım ise 2018’de geldi. Bu yıl VeChain, kendi ana ağı VeChainThor’u başlattı ve Ethereum’dan ayrıldı. Böylece platform, ölçeklenebilirlik ve özelleştirme konusunda tam kontrole sahip oldu. VeChainThor ağı, Proof of Authority, yani PoA konsensüs mekanizmasını kullanıyor. 101 otorite masternode’u ile yüksek işlem kapasitesi ve düşük enerji tüketimi sayesinde kurumsal kullanım için uygun bir altyapı sunuyor. Uzun lafın kısası, VeChain’in tanımı ve ortaya çıkışı incelendiğinde, Sunny Lu’nun kurumsal vizyonu doğrultusunda 2015’te temellerinin atıldığı görülüyor. 2018’de ise kendi blockchainini başlatıp çift token modeline geçti. Çift token modelini ve ağdaki diğer özellikleri az sonra inceleyeceğiz. VeChainThor mimarisi. Kaynak: Overview on the Blockchain-Based Supply Chain Systematics and Their Scalability Tools VeChain’in Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıVeChain’in gelişim sürecinde, birçok önemli dönüm noktası bulunuyor. 2015’te kurulan bu altcoin ve blockchain projesi, 10 yıllık geçmişinde kritik adımlar attı. İşte VeChain tarihi:2015: Kuruluş süreci başladıVeChain, Sunny Lu liderliğinde 2015 yılında kuruldu. Proje, başlangıçta Şanghay merkezli BitSE şirketinin bir girişimi olarak doğru ve ilk günden itibaren kurumsal uygulamalara odaklandı. Bu dönemde ekip, blockchainin iş dünyasındaki kullanım alanlarını araştırmaya ve pilot projeler geliştirmeye başladı.2017: Stratejik ortaklıklar gün yüzüne çıktıKuruluşundan kısa süre sonra VeChain, büyük kurumsal ortaklıklar kurarak adını duyurdu. 2017’de dünyanın önde gelen denetim ve danışmanlık şirketlerinden olan PricewaterhouseCoopers (PwC) ile iş birliğine gitti. PwC, VeChain’in blockchain tabanlı çözümlerini kendi müşteri ağına sunmak üzere projeye dahil oldu. Yine bu dönemde, Norveç merkezli denetim ve sertifikasyon kuruluşu DNV GL blockchain teknolojsine yeşil ışık yaktı ve VeChain’e stratejik ortak ve yatırımcı olarak katıldı.2018: VeChainThor ve çift token sistemi uygulamaya geçti2018 yılı, VeChain için en kritik dönüm noktalarından biri diyebiliriz. Zira Temmuz 2018’de VeChain, VeChainThor adını verdiği kendi ana ağını (mainnet) resmi olarak başlattı ve Ethereum üzerindeki VEN tokenlarını, platformun yerel kripto parası VET coinlere dönüştürdü. Bu ağ geçişi ile birlikte VET ve VTHO token nedir sorusu gündeme geldi. Zira proje, çift token modelini tanıtmıştı.VET token, ağdaki değer transferlerinin ve yönetişimin temel birimi olarak tanıtıldı. VTHO token ise ağ üzerindeki işlem ücretlerini (gas ücretlerini) ödemek için kullanılmaya başlandı. VET sahipleri ellerindeki tokenları tutarak otomatik olarak VTHO üretir hale geldiler. 2018’de ayrıca VeChain, kurumsal yönetim yapısını güçlendirmek amacıyla Singapur merkezli kâr amacı gütmeyen VeChain Foundation’ı kurdu. VeChain Foundation, seçilmiş bir Yürütme Komitesi aracılığıyla projenin geliştirilmesini, pazarlamasını ve global iş birliklerini yönetmeye başladı.2018-2019: Kurumsal iş birlikleri genişlediVeChainThor ana ağının devreye girmesiyle beraber, VeChain birçok sektörde büyük ortaklıklar kurmaya devam etti. Otomotiv sektöründe, Alman otomotiv devi BMW ile ortak bir pilot proje yapıldı. Araçların bakım kayıtlarını değiştirilemez biçimde blockchain’e aktaran dijital bir “araç bakım defteri” oluşturuldu. Bu sayede ikinci el araç pazarında sıkça rastlanan kilometre sayacı dolandırıcılığı gibi sorunların önüne geçilmesi hedeflendi.Perakende ve gıda sektöründe ise, Çin’deki Walmart iştiraki, PwC’nin de teknik desteğiyle taze gıda ürünlerinin tedarik zinciri takibini sağlayan bir blockchain platformu geliştirdi. 2019’da duyurulan Walmart China Blockchain Traceability platformu, VeChain Thor üzerinde çalışarak et, pirinç ve deniz ürünleri gibi gıda ürünlerini çiftlikten mağaza rafına kadar izlemeye başladı. Bu platform, tüketicilerin ürünlerin kaynağını doğrulamasına imkân tanıdı.VeChain, 2019’da tedarik zinciri dışındaki alanlarda da kendini göstermeye başladı. Lüks tüketim sektöründe, dünyanın en büyük lüks moda gruplarından LVMH (Louis Vuitton Moët Hennessy) ile iş birliğine gidilerek premium ürünlerin orijinalliğini doğrulayan bir uygulama geliştirildi. Şarap üreticisi Penfolds ile ortak projede, Çin’e ihraç edilen şişelerin her birine yerleştirilen NFC çipleri sayesinde şarabın üzüm bağından müşteriye ulaşana dek tüm öyküsü blockchaine kaydedildi. Bu proje, DNV GL tarafından geliştirilen ve VeChain altyapısını kullanan “My Story” uygulamasıyla hayata geçirildi.Kamu ve sürdürülebilirlik alanında ise VeChain, 2019’da Avrupa’da San Marino Cumhuriyeti ile bir Mutabakat Zaptı imzalayarak ülkenin karbon azaltım stratejisine katkı sunacak Low Carbon Ecosystem girişimine başladı. DNV iş birliğiyle hayata geçen bu ekosistem, birey ve işletmelere çevreci davranışları için karbon kredisi veren, VeChainThor tabanlı bir model sundu.2020 ve sonrası: VeChain gelişmeleri hız kazandı2020’li yıllara gelindiğinde VeChain sağlık ve spor gibi alanlarda da kullanıma geçmeye başladı. Örneğin, 2020’de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki Mediterranean Hospital isimli hastanede DNV ortaklığıyla MyCare adında bir uygulama kullanılarak COVID-19 salgını sırasında hijyen ve enfeksiyon risk yönetimi verileri VeChain blockchainine kaydedildi. 2021 yılında VeChain, karma dövüş sporları organizasyonu UFC ile çok yıllık bir sponsorluk anlaşmasına imza attı ve UFC’nin resmi blockchain ortağı oldu. Bu sayede VeChain markası milyonlarca izleyiciye ulaştı ve UFC hayranları için NFT tabanlı dijital koleksiyonlar gibi yeni deneyimler geliştirildi.2022 ve 2023 yıllarında, VeChain teknik altyapısını geliştirmeye devam etti. PoA 2.0 konsensüs güncellemesiyle hem güvenliği artırdı hem de işlemlerde kesinlik (finality) özelliğini entegre ederek kurumsal kullanım için gereken verimliliği sağladı. Yine 2022’de VeChain, Amazon Web Services (AWS) ile VeCarbon adlı karbon emisyon yönetim platformunu ölçeklendirmek adına ortaklık kurdu.2024 yılına gelindiğinde VeChain ortaklıkları sayıca daha da arttı. VeChain Foundation, ekosistemi büyütmek için Birleşmiş Milletler ile sürdürülebilir kalkınma projelerinde iş birliği yapmaya başladı ve Avrupa’da ofisler açarak global bir ağ haline geldi. Özetle, kuruluşundan 2025’e kadar geçen sürede VeChain, blockchain dünyasında kurumsal uygulamaların öncüsü konumuna geldi.VeChain Neden Değerli?VeChain’i benzer kripto para projelerinden ayrı ve değerli kılan en önemli unsur, gerçek dünya problemlerine getirdiği çözümler ve buna paralel olarak dev markalarla kurduğu iş birlikleri gibi duruyor. Hem teknolojik yaklaşımı hem de ortaklıkları sayesinde VeChain, gerçek dünya kullanım alanları sunan bir platform haline geldi. Bunun dışında, VET tokenın birçok borsada listelenmesi ve kullanılması da kritik bir unsur. Gelin, VeChain’i değerli kılan tüm faktörlere bakalım.Gerçek dünya kullanım alanları, sunduğu çözümler ve devasa ortaklıklarVeChain, yalnızca teorik bir blockchain altyapısı değil. Zira gerçek dünya kullanım senaryoları ile kendini kanıtladı. Bugün, VeChain kullanım alanları açısından bakarsak ağ, birçok çözümle karşımıza çıkıyor.Tedarik zinciri ve lojistik: VeChain’in en bilinen kullanım alanı, tedarik zinciri yönetimi. Özellikle gıda ve perakende sektöründe şeffaflığı artırmak adına projeler gerçekleştirildi. Örneğin Walmart Çin, gıda kaynağını takip etmek için VeChainThor blockchaini tabanlı biz izlenebilrlik platformu kullanıyor. Bu sayede mağaza raflarındaki ürünlerin hangi çiftlikten geldiği, hangi koşullarda işlendiği gibi bilgilere tüketiciler kolaylıkla ulaşabiliyor.Otomotiv: VeChain, otomotiv alanına da değer sunuyor. Alman otomotiv üreticisi BMW ile gerçekleştirilen pilot proje kapsamında, araçların servis ve bakım kayıtları blockchain’e kazındı. Benzer bir şekilde, Renault ve Microsoft iş birliğiyle araç bakım ve yedek parça geçmişini izleyen bir sistem de geliştirildi.Lüks tüketim markaları: Sahte ürün sorunu, özellikle lüks tüketim sektöründe ciddi bir problem ve VeChain’in buna da bir çözümü var. LVMH gibi lüks marka gruplarıyla ortak projelerde, çantalardan şaraplara kadar çeşitli ürünlere NFC/RFID çipleri yerleştirdi. Tüketiciler, aldıkları ürünün üzerindeki kodu ya da çipi akıllı telefonlarıyla tarayarak ürünün orijinalliğini ve geçirdiği üretim süreçlerini doğrulayabiliyor. Örneğin, Givenchy veya H&M gibi markalar, VeChain altyapısını kullanarak ürünlerinin tedarik zincirini şeffaf hale getirip sahtecilikle mücadele ediyor.Sağlık ve ilaç sektörü: VeChain sağlık sektöründe de yenilikçi kullanım alanları buldu. İlaç devi Bayer’in Çin kolu ile birlikte geliştirilen bir proje ile klinik deney verilerinin takibi blockchain üzerinden yapıldı. Bu sistem, deney sürecindeki verilerin değişmeden kalmasını sağlıyor. Böylece, sağlık verilerinin manipülasyonunu önlüyor.Çevre ve sürdürülebilirlik: VeChain, sürdürülebilirlik odaklı projelerle de öne çıkıyor. VeChain ne işe yarar sorusunun bir cevabı da karbon ayak izi takibi ve çevresel verilerin yönetimi. DNV iş birliği ile hayata geçirilen Low Carbon Ecosystem projesi, şirketlerin karbon salınımını izliyor ve azaltmalarına yardımcı oluyor. Bu ekosistem kapsamında, çevre dostu davranışlar için kullanıcılar dijital karbon kredileriyle ödüllendirilerek karbon azaltımı teşvik ediliyor. Enerji sektöründe ise VeChain, Çin’de ENN Energy ve Shanghai Gas gibi şirketlerle birlikte LNG (sıvı doğal gaz) tedarik zincirinde kalite ve emisyon takibi yapan bir platform geliştirdi. VeChain ortaklıkları. Kaynak: Coin98 Genel olarak VeChain, çeşitli sektörlerde Web3 kurumsal uygulamalar geliştirmek için somut çözümler sunuyor. Gıda güvenliğinden otomotive, modadan sağlığa ve çevreye kadar uzanan bu geniş kullanım alanları, platformun gerçek dünyadaki geçerliliğini destekliyor. Bu da, diğer kripto para projelerinden farklı olarak VeChain’e gerçek ekonomik değer katıyor.Denetim şirketleriyle entegrasyonVeChain’in değerini artıran bir diğer önemli unsur, arkasındaki güçlü kurumsal ortaklık ağı ve bu ağın getirdiği güvenilirlik. Platformun kurulduğu günden bu yana hedefi, büyük şirketlerle ortaklıklar kurarak blockchain teknolojisini gerçek işletme sorunlarına uygulamaktı. Bugün geldiğimiz noktada VeChain, PwC, DNV, BMW, Walmart, Microsoft, Shanghai Gas, Bayer, Louis Vuitton gibi birbirinden farklı sektörlerden devlerle çalışma geçmişine sahip.Özellikle denetim ve danışmanlık şirketi PwC, VeChain’in büyümesinde kilit bir role sahip. PwC ile yapılan stratejik ortaklık sayesinde VeChain, PwC’nin Çin ve Güneydoğu Asya’daki geniş müşteri tabanına erişim imkânı buldu. Benzer şekilde, DNV gibi küresel bir sertifikasyon şirketinin VeChain ekosistemine katılımı, platformun kurumsal itibarı için büyük bir kazanç oldu. DNV, VeChain ağı üzerinde geliştirilen uygulamalara kendi denetim uzmanlığını entegre etti.Çift token modeli: VET & VTHOVeChain’in teknik ve ekonomik tasarımında öne çıkan bir özelliği, çift token modeli. Bu model, platformun sürekliliğini ve kullanımının sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçlıyor. VeChain ekosisteminde iki tür kripto para var: VeChain Token (VET) ve VeThor Token (VTHO). Bu çift tasarım, “VET token nedir, VTO token nedir” sorularını da beraberinde getiriyor. VET ve VTHO. Kaynak: VechainInsider VET, VeChainThor blockchaininin ana tokenı ve ağ üzerindeki değer transferlerini temsil ediyor. VET, tıpkı diğer kripto paralar gibi alım-satım ve değer saklama amacıyla kullanılabiliyor. Ayrıca ağın yönetiminde oy hakkı sağlıyor. Öte yandan VTHO, VeChain ağının “enerji” tokenı olarak tanımlanabilir. Zira ağda VET tutulmasıyla üretilen ve işlem ücretlerini ödemekte kullanılan ikinci bir token VTHO. Oluşan VTHO, ağ üzerinde yapılacak işlemlerin gas (yakıt) ücretini karşılamak için kullanılıyor.Peki, VeChain neden bu çift tokenlı mekanizmayı seçti? Projeye göre bu çift token mekanizmasının getirdiği en büyük avantaj, işlem maliyetindeki istikrar ve öngörülebilirlik. Zira geleneksel tek tokenlı blockchainlerde (Ethereum gibi) aynı token hem değer saklama hem de işlem ücreti ödeme aracı. Dolayısıyla bu durum, token fiyatındaki dalgalanmalar sonucunda işlem maliyetini de volatil hale getiriyor. VeChain’de ise VET fiyatı piyasa koşullarına göre değişse de, VTHO üretimi ve tüketimi dengesi ile işlem ücretleri daha sabit tutulabiliyor. Bu, özellikle işletmeler için kritik bir özellik. Zira şirketler blockchain uygulamalarını kullanırken yüksek ve belirsiz işlem ücretleriyle karşılaşmak istemiyorlar. VeChain’in modeli de bu yüzden, kripto para piyasasında yaygın olan spekülatif volatilitenin işlem maliyetlerine yansımasını en aza indirerek kurumsal kullanıcılar için sürdürülebilirlik sunuyor.Ayrıca çift token sistemi, ağ katılımcılarını ödüllendirici bir yapıda. VET tutmak, yönetime katılım hakkı sağlamanın yanı sıra, pasif bir gelir gibi VTHO getirisi sağlıyor. Bu da uzun vadeli VET sahipliğini teşvik eder ve ağın güvenliğine katkıda bulunuyor. Nitekim VeChain, belirli miktarda VET’i uzun süre elinde tutan kullanıcılar için X-node adı verilen özel düğüm programları ile ekstra ödüller ve ayrıcalıklar sunuyor. Topluluk bağları da bu şekilde kuvvetleniyor.VeChain’in Kurucusu Kim?VeChain kurucusu kim? VeChain’in kurucusu ve arkasındaki vizyoner, Sunny Lu. 2015’te VeChain’i hayata geçiren Sunny Lu, proje ile özdeşleşmiş bir isim ve halen VeChain Foundation’ın CEO’su olarak ekosistemin büyümesine liderlik ediyor. Peki, Sunny Lu kimdir ve nasıl bir geçmişi var? Sunny Lu, teknoloji ve lüks perakende sektörlerinde (3M, Bacardi) derin bir deneyime sahip bir yönetici. Louis Vuitton Çin’de CIO (Chief Information Officer) pozisyonunda çalışmış olması, kariyerindeki en dikkat çekici noktalardan biri. Zira bu pozisyonda çalışmamış olsaydı, VeChain diye bir şey olmayabilirdi. Zira Louis Vuitton gibi bir lüks markada bilişim teknolojileri yöneticiliği yapan Lu, burada edindiği tecrübe ile blockchain fikrini harmanladı. Özellikle Louis Vuitton’da yürüttüğü ürün takip (track & trace) projeleri Lu’nun kariyerini şekillendirdi. Sunny Lu Lu, bu dönemde markanın ürünlerinin üretimden satış noktasına kadar takibini yapabilecek bir sistem geliştirdi, ancak bu takibin sadece şirket içinde kaldığını gördü. Bu deneyim, farklı şirketler ve sektörlere, güvene dayalı bir izlenebilirlik sağlama fikrini doğurdu. Sunny Lu, blockchain teknolojisinin bu ihtiyaca çözüm olabileceğine ilk kafa yormuş olan isimlerden. 2015 yılında Ethereum’un kurucusu Vitalik Buterin ile yaptığı bir görüşme sonrasında, akıllı kontratların gücünü keşfeden Lu, blockchain’i iş dünyasının hizmetine sunma fikrini netleştirdi.Hemen ardından VeChain projesini başlatan Sunny Lu, kurumsal odaklı bu blockchain platformunun hem teknik mimarisini oluşturdu hem de iş dünyasıyla köprüler kurmaya başladı. Bizyonu, blockchain ile işletmeler arasında bir köprü kurmaktı.Sunny Lu’nun kurucusu olduğu VeChain Foundation, projeyi yöneten ana kuruluş. 2017 yılında Singapur’da resmen kurulan Foundation (vakıf), kâr amacı gütmeyen bir yapıda organize edildi ve VeChain ekosisteminin gelişimini yürütmekle sorumlu. Sunny Lu, Foundation’ın başkanı olarak hem teknik geliştirmelere yön vermekte hem de dünya çapında ortaklık ve topluluk ilişkilerini yürütmekte. Vakıf bünyesinde oluşturulan Yürütme Komitesi ve danışma konseyleri, Sunny Lu’nun liderliğinde düzenli aralıklarla bir araya gelerek projenin yol haritasını belirlemekte.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Kurumsal alanda öne çıkan ve 10 yıllık geçmişiyle kripto para arenasında köklü sayılabilen projelerden olan VeChain hakkında birçok detayı ele aldık. Ancak, aklınızda kalan sorular varsa, aşağıdaki sıkça sorulan sorular ve cevaplarını inceleyebilirsiniz:VeChain nedir ve hangi sorunu çözüyor?: VeChain, özellikle tedarik zinciri izlenebilirliği başta olmak üzere kurumsal süreçlerde şeffaflık, veri güvenliği ve sahteciliğe karşı çözüm sunan bir blokzincir platformudur. Ürünlerin üretimden son kullanıcıya kadar olan yolculuğunu dijital olarak takip edilebilir hale getirir.Kurucusu kimdir ve geçmişi nedir?: VeChain’in kurucusu Sunny Lu’dur. Daha önce Louis Vuitton Çin’de CIO olarak çalışan Lu, lüks ürünlerde sahtecilikle mücadele deneyiminden yola çıkarak 2015’te VeChain’i kurmuştur. Kurumsal vizyona sahip bir teknoloji lideridir.VeChain nasıl çalışır, kimler kullanıyor?: VeChain, kendi blockchaini olan VeChainThor üzerinde çalışır ve Proof of Authority (PoA) konsensüs mekanizması kullanır. Şirketler ürünlerine yerleştirilen sensörler, QR kodlar veya NFC etiketleriyle bilgileri blockchaine kaydeder. DNV, PwC, BMW, Walmart China gibi büyük şirketler VeChain'i aktif olarak kullanmaktadır.VET ve VTHO farkı nedir?: VET, VeChain’in ana token’ıdır; değer transferi ve yönetişim işlemlerinde kullanılır. VTHO ise VET sahipleri tarafından otomatik olarak üretilir ve ağ üzerindeki işlemlerin ücretini (gas) ödemek için kullanılır. VET elde tutmak, pasif olarak VTHO kazandırır.VeChain’in avantajları nelerdir?: VeChain’in birçok avantajı var. Birkaçı şöyle: gerçek dünya sorunlarına odaklı olması, güçlü kurumsal iş birlikleri (BMW, PwC, DNV vb.), çift token modeliyle işlem maliyetlerinde istikrar, yüksek verimlilik ve düşük enerji tüketimi, denetim şirketleriyle entegre çalışan güvenilir altyapı. Tedarik zincirinin geleceği ve blokzincirin kurumsal alandaki yeri hakkında daha fazla bilgi için JR Kripto Rehber serimize göz atın.

Blockchain dünyası, hızla evrilen ve her geçen gün yeni projelerin ortaya çıktığı bir alan haline geldi. Ancak, bu hızla büyüyen sektörde birçok ağ, ölçeklenebilirlik ve işlem kapasitesi gibi temel zorluklarla karşı karşıya kalıyor. İşte bu noktada Zilliqa devreye giriyor. Zilliqa, sharding teknolojisi ile blockchainlerin en büyük sorunlarından biri olan işlem hızını ve ölçeklenebilirliği etkili bir şekilde çözmeyi vaat ediyor. Hem yüksek işlem kapasitesi hem de düşük maliyetli işlemler sunarak, merkeziyetsiz finans (DeFi), oyun, NFT ve Web3 alanlarında devrim yaratmayı hedefliyor. Peki, Zilliqa nasıl çalışır ve onu diğer blockchainlerden projelerinden ayıran özellikler nelerdir? Gelin, bu detaylı rehberde Zilliqa’yı inceleyelim!Zilliqa’nın Tanımı ve Ortaya ÇıkışıZilliqa’yı anlamak için önce tanımına ve ortaya çıkış sürecine bakmak gerekiyor. Zilliqa nedir? Zilliqa, sharding (parçalama) teknolojisini kullanarak ölçeklenebilirliği ve işlem verimliliğini artırmak üzere tasarlanmış, yenilikçi bir blockchain platformu. Bu yaklaşımı sayesinde Zilliqa ağı, shard adı verilen küçük parçalara bölünüyor, böylece işlemleri paralel biçimde (paralel işlem blockchain projesi olarak) gerçekleştirebiliyor. Bu şekilde Zilliqa, özellikle Ethereum gibi önceki nesil ağların ölçeklenebilirlik sınırlamalarına bir çözüm sunuyor. Platformun yerel kripto para birimi ZIL coin (ZIL token) olarak adlandırılıyor. ZIL coin özellikleri de ağ içi işlemlerde, akıllı kontrat işlemlerinde ve uygulamalarda kullanılması olarak gösteriliyor. Özetle, ZIL coin nedir sorusunun cevabını şöyle verebiliriz: Zilliqa blockchain’inin kendi kripto parası ve ağdaki tüm ekonomik işlemlerin merkezinde.Zilliqa projesinin ortaya çıkışı ise akademik bir temele dayanıyor. Singapur Ulusal Üniversitesi (NUS) bünyesinde yapılan araştırmalar sonucunda, 2017 yılında Zilliqa’nın konsepti geliştirilmeye başlandı. Bu araştırma ekibi, Bitcoin ve Ethereum gibi büyük blockchain’lerin karşılaştığı ölçeklenebilirlik sorununu çözmeyi hedefliyordu. 2017 yılında proje, geliştirme sürecinin ardından kısa sürede resmi olarak duyuruldu. Duyurunun ardından teknik raporu, yani whitepaper’ı yayımlandı. Devamında, çeşitli test ağı (testnet) sürümleriyle sistem olgunluğa ulaştı. Nihayet, 31 Ocak 2019 tarihinde Zilliqa ana ağı (mainnet) resmi olarak hayata geçirildi. Mainnet lansmanı, sharding tekniğinin teoriden pratiğe geçirilmesinde adeta bir dönüm noktası oldu. Üstelik Ethereum üzerinde ERC-20 token olarak kullanıma başlayan ZIL’ler, kendi blockchainleri üzerinden yerel tokenlara dönüştürüldü – token swap gerçekleştirildi. Bu sayede ağ, tamamen bağımsız hale geldi.Peki, Zilliqa ağı nasıl çalışır? Bu sorunun cevabı, platformun mimarisinde yatıyor. Zilliqa, ağını birden fazla shard’a bölerek her birinin işlemleri diğerlerinden bağımsız, paralel bir şekilde yürütmesini sağlar. Peki, sharding nedir tam olarak? Kısaca anlatmak gerekirse, bir blockchain ağının iş yükünü paylaşmak için daha küçük parçalara ayrılması anlamına geliyor. Zilliqa, bu sayede, ağa katılan düğüm (node) sayısı arttıkça işlem kapasitesini doğrusal bir şekilde ölçekleyebiliyor. Güvenlik ve doğruluk için ise Zilliqa, hibrit bir konsensüs mekanizması kullanıyor. Bitcoin’de de kullanılan madencilik esaslı Proof of Work (PoW) algoritması sınırlı bir şekilde, yalnızca düğümlerin kimlik ve shard atamasını yapmak için kullanılıyor. Sonrasında ise Bizans Hata Toleransı (pBFT) protokolü ile her bir shard içinde işlemlerin onayı gerçekleştiriliyor. Zilliqa’nın sharding mekanizması. Kaynak: Zilliqa Bu hibrit tasarım, enerji verimliliğini artırıyor. Zira Bitcoin ve diğer PoW coin’lerinde yapılan madencilik süreci, enerji tüketimi ile olumsuz eleştiriler alıyor. Ancak Zilliqa, enerji tasarrufu yaparak sadece PoW mekanizmasını kullanmıyor. Ayrıca bu hibrit tasarımı, ağı saldırılara karşı güvence altına alıyor. Tüm bunlara ek olarak, “finality”i, yani işlemlerin tek blok içinde kesinleşmesi özelliğini mümkün kılıyor.Zilliqa aynı zamanda akıllı kontrat desteğine sahip ve kontrat güvenliğini sağlamak adına Scilla adında kendi geliştirdiği özel bir programlama dilini kullanıyor. Scilla, akıllı sözleşme açıklarını en aza indiren güvenli (safe-by-design) bir dil olarak platformun teknik altyapısının önemli bir parçası.Zilliqa’nın Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıZilliqa, göreceli olarak eski bir token, dolayısıyla gelişim sürecinde birçok önemli dönüm noktası yaşadı. Bu süreç, hem teknik hem de ekosistem açısından kritik değişikliklerle dolu. Bu nedenle, Zilliqa’nın tarihini anlamak, projenin gelişimini ve hedeflerine nasıl ulaştığını görmek adına oldukça önemli. Gelin, Zilliqa’nın tüm tarihindeki önemli anları ve kilometre taşlarını inceleyelim ve bu yolculuğun nasıl şekillendiğini daha yakından keşfedelim…2017-2019: Projenin geliştirme aşamalarıZilliqa projesi, 2017’nin Haziran ayında duyuruldu ve geliştirme ekibi resmen çalışmalara başladı. 2018 yılı boyunca çeşitli testnet sürümleri yayınlanarak platformun performansı ve güvenliği sınandı. Ardından, 31 Ocak 2019 tarihinde Zilliqa ana ağı başarıyla başlatıldı. Bu lansman ile Zilliqa, sharding kullanan halka açık ilk blockchain olarak kendi mainnetine kavuşmuş oldu. Ethereum blockchaininde geçici olarak ERC-20 formatında dağıtılmış olan ZIL tokenlar, bu tarihten sonra Zilliqa ağının yerel coini olarak kullanıcıların kendi cüzdanlarında ve ağ üzerinde kullanılmaya başladı.2020: Ağa, birçok yeni özellik geldiZilliqa ağı 2020 yılında önemli adımlar attı ve ekosistem hızla büyüdü. 2020’nin Ekim ayında Zilliqa, zincir üstü (on-chain) ve non-custodial staking özelliğini mainnet üzerinde kullanıma açtı. 14 Ekim 2020 itibarıyla kullanıcılar ilk kez ZIL token’larını kilitleyerek staking yapabildiler ve sadece birkaç saat içinde 1 milyar adedin üzerinde ZIL stake edildi. Yine Ekim ayında, Zilliqa üzerindeki ilk merkeziyetsiz borsa (DEX) olan ZilSwap platformu 5 Ekim 2020’de faaliyete geçti. Bu DEX, Zilliqa’nın merkeziyetsiz finans (DeFi) alanına girişini simgeleyen önemli bir adım olarak akıllarda kaldı. ZilSwap Staking mekanizmasının devreye girmesiyle uzun vadeli destekçilere ödül olarak verilecek bir yönetişim tokenı olan gZIL (governance/yönetişim ZIL) tanıtıldı. Her 1000 ZIL’lik staking ödülü kazandırdığında 1 gZIL üretilmesi kuralı konarak, katılımcıların ağ yönetimine dahil olması teşvik edildi. Ekim 2020 sonunda dolaşımdaki ZIL’lerin %25’inden fazlası başarılı bir şekilde stake edilmişti. Yani 2020 dönemi, Zilliqa’nın ağ güvenliği ve topluluk katılımı açısından olgunlaştığı ve aynı zamanda DeFi ekosistemine ilk adımlarını attığı zamanı işaret ediyor diyebiliriz.2021: NFT adımı atıldıZilliqa ekosistemi, 2021 yılında merkeziyetsiz finansın ötesine geçti. O yıllarda popülerleşen non-fungible token (NFT) ve dijital içerik alanlarında da gelişme gösterdi. Eylül 2021’de Zilliqa, ZilSwap platformu üzerinde bir NFT pazaryeri açmak için kolları sıvadı. Switcheo Labs ortaklığıyla hayata geçirilen bu NFT platformunun duyurusu ile birlikte “The Bear Market” adlı 10.000 adetlik özel bir NFT koleksiyonu Zilliqa topluluğuna sunuldu. Kaynak: Thebear.market Bu koleksiyon, piyasaya çıktığı ilk 24 saat içerisinde 1 milyon dolar üzerinde satış başarısı elde ederek Zilliqa üzerindeki NFT ekosisteminin aslında büyük bir potansiyeli olduğunu gösterdi. NFT pazaryerinin devreye girmesi, Zilliqa ağını yalnızca DeFi değil aynı zamanda sanat ve dijital koleksiyonlar açısından da önemli bir oyuncu haline getirmeye başladı.2022: Metaverse alanına giriş2022 yılının başlarında Zilliqa, metaverse alanına iddialı bir giriş yaptı. Ocak 2022’de duyurulan Metapolis, Zilliqa tarafından geliştirilen ve “metaverse-as-a-service” olarak tanımlanan kapsamlı bir XR (Extended Reality) metaverse platformu olarak gündeme geldi. Metapolis, Zilliqa’nın ölçeklenebilir ve güvenli blockchain altyapısı üzerine kurularak markalar, içerik üreticileri ve kullanıcılar için özelleştirilebilir sanal “şehirler” ve dijital deneyimler sunmayı hedefledi.Bu adım, Zilliqa’yı Web3 dünyasında oyun ve eğlence odaklı bir platform olarak da konumlandırdı. Nitekim Eylül 2022’de Zilliqa, blockchain tabanlı oyun sektörüne yönelik kendi Web3 oyun konsolu projesini duyurdu. Bu özel oyun konsolu, entegre kripto cüzdanı ve madencilik yazılımı ile oyuncuların oyun oynarken ZIL token madenciliği yapıp kazanç elde etmelerini sağlamayı amaçlayan yenilikçi bir cihaz.2023: Zilliqa 2.0 planı duyurulduZilliqa ağı, 2023 yılında önemli güncellemeler ve kurumsal iş birlikleri ile gündeme geldi. Eylül 2023’te Zilliqa ekibi, Zilliqa 2.0 adını verdikleri büyük bir protokol yükseltme planını açıkladı. Bu güncelleme kapsamında ağın performansını ve işlevselliğini artırmak için konsensüs algoritmasının hızlandırılması, sharding kapasitesinin geliştirilmesi ve Ethereum Virtual Machine (EVM) uyumluluğunun getirilmesi hedeflendi. Zilliqa 2.0’ın, mevcut ekosistemin yeni sürüme sorunsuz geçebilmesi için geriye dönük uyumluluğu koruyacak şekilde tasarlandığı belirtilmekte. Ayrıca EVM tabanlı akıllı kontratların Zilliqa üzerinde çalışabilmesine imkân tanıyor.Aynı yıl, Zilliqa önemli stratejik ortaklıklara imza attı. Özellikle Google Cloud ile yapılan iş birliği dikkat çekti. Eylül 2023’te duyurulan ortaklık ile Zilliqa, Google’ın bulut altyapısını kullanarak ağın ölçeklenebilirliğini ve dayanıklılığını artırmak üzere anlaşmaya vardı. Bu sayede Zilliqa, kurumsal seviyede blockchain çözümleri sunan projeler arasına katıldı ve farklı sektörlere entegre olabileceğini kanıtladı.Ayrıca 2023’te Zilliqa, şirket yapısını Zilliqa Group adı altında yeniledi. Zilliqa Research’ten evrilen bu yapı ile farklı alt kuruluşlar aracılığıyla Web3 ve blockchain uygulamalarını geliştirmeye odaklı bir ekosistem şirketi haline gelme amacını açıkladı.Zilliqa Neden Değerli?Zilliqa'nın değeri, teknik altyapısı dışında, uygulama alanları ve sağladığı fırsatlarla da ortaya çıkıyor. Genel olarak güvenli akıllı kontratlar, DeFi, NFT ekosistemi ve Web3 altyapısı ile pek çok sektörde kullanım alanı bulunuyor. Gelin, Zilliqa'nın neden bu kadar değerli olduğunu daha ayrıntılı bir şekilde inceleyelim...Ölçeklenebilirlik ve yüksek performansZilliqa’nın en büyük avantajlarından biri, yüksek ölçeklenebilirlik ve işlem kapasitesi (TPS) sunabilmesi. Sharding mimarisi sayesinde teorik olarak ağa katılan her ek düğüm ile ağın işlem gücü artıyor. Nitekim, test ortamında 6 shard (yaklaşık 3600 düğüm) ile yapılan denemelerde saniyede yaklaşık 2828 işlem (TPS) gerçekleştirilmesiyle ağın ölçek yeteneği ortada. 6 shard ile yapılan deneme. Kaynak: Zilliqa Bu değeri Bitcoin’in 7 TPS ve Ethereum’un 15 TPS’lik kapasitesiyle karşılaştırırsak, Zilliqa’nın gücü ortaya çıkıyor. Dolayısıyla Zilliqa, artan işlem taleplerini ağ tıkanıklığı yaşamadan karşılayabilecek şekilde tasarlandı. Ağ büyüdükçe Zilliqa TPS kapasitesi de doğrusal biçimde artmaya devam edebilir. Dolayısıyla büyük ölçekli merkeziyetsiz uygulamalar Zilliqa üzerinde verimli bir şekilde çalışabilir.Ayrıca Zilliqa’nın finality özelliği sayesinde işlemler tek bir blok içinde kesinleşiyor. Yani Bitcoin veya Ethereum’da olduğu gibi, birden çok blok onayı beklemek gerekmiyor. Yüksek verimliliğin bir yan sonucu olarak işlem ücretleri de son derece düşük: Ağ üzerinde ücretler düşük kaldığı için mikro ödemeler bile ekonomik olarak gerçekleştirilebilir durumda. Bu kombinasyon, Zilliqa’yı hem kullanıcılar hem de geliştiriciler için cazip kılan temel performans özelliklerini sağlıyor.Güvenlik ve akıllı kontratlarZilliqa, ölçeklenebilirliği artırırken güvenlikten ödün vermemek adına özel bir akıllı kontrat dili oluşturdu. Scilla dili, Zilliqa tarafından geliştirilmiş ve güvenli kod yazımını teşvik edecek şekilde tasarlanmış. Bu dil, diğer platformlardaki kontrat dillerinde sıkça görülen yeniden giriş (reentrancy) gibi problemleri en aza indirecek bir yapıda. Scilla, fonksiyonel programlama paradigmasını kullanıyor ve formel bir doğrulanabilirlik imkânı sunuyor. Bu sayede, akıllı kontratların davranışı daha öngörülebilir ve denetlenebilir hale geliyor. Zilliqa üzerinde geliştirilen dApp’ler, DeFi protokolleri veya NFT akıllı kontratları Scilla sayesinde daha güvenli bir ortamda çalışıyor. Scilla dili. Kaynak: Bibek Poudel/Medium Güvenlik odaklı bu tasarım, milyarlarca dolarlık varlığı yöneten akıllı kontratlar için, kritik bir şekilde önemli. Zilliqa’nın safe-by-design kontrat yaklaşımı, bu açıdan değer taşıyor. Zira bu kontratın platformun itibarını güçlendirdiği ve kullanıcı fonlarını koruyan önemli bir değer olduğu düşünülmekte.Ekosistem ve kullanım alanlarının genişliğiZilliqa, geniş kapsamlı bir Web3 altyapı ağı olarak finans, oyun, dijital sanat gibi birçok alanda projelere ev sahipliği yapıyor. Özellikle DeFi tarafında, Zilliqa üzerinde geliştirilen protokoller dikkat çekiyor. Örnek verirsek, ZilSwap DEX sayesinde kullanıcılar Zilliqa ağındaki tokenları arasında otomatik piyasa yapıcı (AMM) modeliyle al-sat işlemleri gerçekleştirebiliyor ve likidite havuzlarına katkı sağlayabiliyor. NFT ekosisteminde de Zilliqa aktif rol oynuyor: Zilliqa NFT pazaryeri platformları, sanatçıların ve koleksiyoncuların NFT basmasını, alıp satmasını olanaklı kılıyor. Yüksek işlem hızı ve düşük maliyet, bu tür NFT ve oyun uygulamalarının Zilliqa üzerinde sorunsuz çalışmasını sağlıyor.ZIL token kullanım alanı da bu bağlamda oldukça çeşitli: Ağ üzerindeki işlem ücretlerinin ödenmesi, merkeziyetsiz uygulamalarda değer aktarımı, NFT pazaryeri işlemleri, likidite sağlama ve benzeri işlemlerde ZIL, aktif olarak kullanılıyor. Örneğin ZIL ile NFT satın almak, DEX üzerinde likidite sağlamak veya merkeziyetsiz uygulamalarda hizmet bedeli ödemek mümkün.Zilliqa, gerçek dünya ile de entegrasyonlar kuruyor. 2020’de ZIL, seyahat rezervasyon platformu Travala’nın ödeme seçenekleri arasına eklendi ve kullanıcılar 3 milyonun üzerinde otel ve uçuşu ZIL ile rezerve edebilir hale geldi. Staking ve topluluk katılımıZilliqa staking, ZIL token sahiplerine hem ağ güvenliğine katkıda bulunma hem de pasif gelir elde etme olanağı sağlayan bir mekanizma. Kullanıcılar, ellerindeki ZIL coin’lerini Zilliqa’nın doğrulayıcı düğümlerine (Staked Seed Node) kilitleyerek ağın konsensüs sürecine dahil olabiliyor. Bu sayede ağı güvence altına almaya yardımcı olurken, karşılığında düzenli aralıklarla ZIL ödülleri kazanıyorlar. Staking getirileri, katılım oranına göre değişmekle birlikte yaklaşık yıllık yüzde 6 seviyesinde bir kazanç sağlayacak şekilde tasarlandı. Zilliqa'da staking süreci. Kaynak: Zilliqa Daha önce de bahsettiğimiz üzere Zilliqa, staking sistemini Ekim 2020’de devreye alırken ağ yönetimine katılımı teşvik etmek amacıyla gZIL adlı bir yönetişim token’ını da tanıttı. gZIL, yalnızca ilk bir yıl boyunca stake ödülleriyle birlikte dağıtılan ve uzun vadeli token sahiplerine sunulan bir token. gZIL sahipleri, Zilliqa protokolü ile ilgili önerilerde bulunma ve oylamalara katılma hakkına sahip olarak ağın geleceğinde söz sahibi olurlar.Zilliqa’nın Kurucusu Kim?Zilliqa kurucusu kim? Zilliqa, tek bir kişi tarafından değil bir ekip tarafından kurulmuş bir proje. 2017 yılında bir araya gelen bu kurucu ekip, blockchain teknolojisini ölçeklenebilir hale getirme vizyonunu paylaşıyordu. Zilliqa projesinin kurucu ortakları arasında kriptografi araştırmacısı Amrit Kumar, bilgisayar bilimci Dr. Prateek Saxena, yazılım mühendisi Dr. Xinshu Dong, finans sektörü uzmanı Juzar Motiwalla ve girişimci Max Kantelia bulunmakta.Bu isimler, akademi ve endüstri deneyimlerini birleştirerek Zilliqa’nın temellerini attı. Örneğin Dr. Prateek Saxena, NUS’ta blockchain üzerine akademik çalışmalarıyla tanınırken; Amrit Kumar güvenlik ve kriptografi alanındaki uzmanlığını projeye taşıdı. İlk CEO olarak Xinshu Dong görev yaptı ve platformun teknik gelişimine liderlik etti.Bunların arasında özellikle Amrit Kumar, en bilinen kurucu üye. Peki Amrit Kumar kimdir? Amrit Kumar, Zilliqa projesinin önde gelen kurucu ortaklarından biri ve platformun uzun süre başkanı ve baş bilim sorumlusu olarak görev yaptı. Kriptografi alanında doktora derecesine sahip olan Kumar, Zilliqa’yı kurmadan önce Singapur Ulusal Üniversitesi’nde (NUS) araştırmacı olarak çalıştı ve blockchain özelinde sharding nedir sorusuna dair akademik çözümler üzerinde uzmanlaştı.NUS’ta danışmanı Dr. Prateek Saxena ile birlikte, teorik sharding konseptinin ticari bir blockchain ağına dönüşmesi sürecinde kritik rol oynadı. Amrit Kumar, Zilliqa’nın kuruluşundan ekosistemin büyümesine dek pek çok aşamada projeyi yönlendirdi. 2021 yılı sonunda Zilliqa’daki aktif görevlerinden ayrıldıktan sonra da blockchain dünyasında farklı girişimlerle çalışmalarına devam etmekte.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, Zilliqa hakkında sıkça sorulan bazı sorular ve cevaplarını bulabilirsiniz:Zilliqa nedir ve nasıl çalışır?: Zilliqa, sharding teknolojisini kullanan ve bu sayede yüksek ölçeklenebilirlik sunabilen bir blockchain platformudur. Sharding, ağı küçük parçalara bölerek her bir shard'ın bağımsız olarak işlem yapmasını sağlar, böylece ağın işlem kapasitesi ve hızı artar. Zilliqa, paralel işlem yapabilen mimarisiyle saniyede binlerce işlemi destekleyebilir.ZIL coin ne işe yarar?: ZIL, Zilliqa ağının yerel token'ıdır ve ağ üzerindeki işlemleri ödeme yapmak, staking ve yönetişim gibi farklı işlevlerde kullanılır. Ayrıca ZIL token ne işe yarar sorusuna şöyle de cevap verilebilir: DeFi uygulamaları ve NFT pazaryerleri gibi merkeziyetsiz platformlarda işlem yapmak için de kullanılır.Sharding teknolojisi Zilliqa’da nasıl uygulanıyor?: Zilliqa, sharding teknolojisini kullanarak ağa katılan her ek düğümle işlem kapasitesini artırır. Sharding, ağdaki işlemleri küçük parçalara (shard'lara) böler ve her shard kendi başına işlemleri paralel olarak gerçekleştirir. Bu yöntem, Zilliqa'nın çok daha yüksek işlem hızı ve ölçeklenebilirlik sunmasına olanak tanır.Zilliqa staking nasıl yapılır?: Zilliqa staking, ZIL token sahiplerinin token’larını ağ doğrulayıcılarına kilitleyerek ağ güvenliğine katkıda bulunmaları ve buna karşılık ödül kazanmalarını sağlar. Kullanıcılar ZIL token'larını Zilliqa doğrulayıcı düğümlerine (Staked Seed Node) yatırarak yıllık %6 civarında staking getirisi elde edebilirler. Staking, ağın konsensüs mekanizmasına katılım sağlamaya ve Zilliqa'nın güvenliğini artırmaya yardımcı olur.Scilla dili nedir, neden farklı?: Scilla, Zilliqa tarafından geliştirilen, güvenli akıllı kontratlar yazmak için kullanılan bir programlama dilidir. Diğer akıllı kontrat dillerinden farklı olarak, Scilla fonksiyonel programlama paradigmasını kullanır ve formel doğrulama (formal verification) imkanı sunar. Bu özellik, kontratların davranışlarını daha güvenilir ve hatasız hale getirir, böylece olası güvenlik açıkları (örneğin, yeniden giriş saldırıları) en aza indirilir. Yüksek işlem gücüne sahip Layer-1 projeleri arasında öne çıkan Zilliqa’yı ve ZIL token kullanımını öğrenmek için JR Kripto Rehber serimizi takip edin

Spor ile kriptoyu birleştirmeyi hiç düşündünüz mü? Bir futbol maçı izlerken, tribünleri sallayan taraftarların tezahürat yapmanın yanı sıra kulübün geleceğiyle ilgili kararlar verdiği bir dünyayı hayal edin… İşte Chiliz tam olarak bunu mümkün kılıyor. Chiliz (CHZ), spor ve eğlence dünyasında taraftar etkileşimini blockchain ile artırmayı hedefleyen bir kripto para platformu. 2018 yılında Alexandre Dreyfus tarafından kurulan Chiliz, taraftarların spor kulüpleriyle daha etkileşimli bir şekilde bağlantı kurmalarını sağlayan bir ekosistem sunuyor. Proje, Socios.com platformuyla entegre çalışarak taraftarlara, sevdikleri takımlarının karar süreçlerine katılma şansı sunuyor. Ayrıca taraftarların kripto paralar üzerinden ödüller kazanmasına fırsat veriyor. Yani Chiliz, oldukça yenilikçi bir yaklaşım sunuyor: Geleneksel taraftarlık deneyimini dijitalleştirdiğini söyleyebiliriz. Zira “taraftar token” kavramını kripto para sözlüğüne ekledi ve bu alandaki dev isimlerden olmaya devam ediyor. Bunların yanı sıra, spor kulüplerine de yeni gelir modeli yaratmış durumda. Bu rehberde, Chiliz’in ne olduğunu, nasıl çalıştığını ve spor endüstrisinde nasıl bir devrim yarattığını detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.Chiliz’in Tanımı ve Ortaya ÇıkışıChiliz (CHZ), spor ve e-spor odaklı bir blockchain platformu ve CHZ isimli kripto para biriminin arkasındaki isim. Peki, Chiliz ne işe yarar? Platform, genellikle taraftarların özel taraftar tokenleri aracılığıyla favori takımlarıyla etkileşim kurmasını sağlıyor. Esasen taraftarların token satın alabileceği, takım kararlarını etkileyebileceği ve ödüller kazanabileceği, takımların ise taraftar kitlelerinden yeni yollarla para kazanabileceği bir platform. Kısaca söylemek gerekirse Chiliz nedir sorusunun cevabı, “taraftarlara kulüplerine daha aktif katılım imkânı veren bir blockchain ağı”. Bu ağ, Socios.com adlı taraftar platformunun altyapısını oluşturuyor. Chiliz’in temelleri ise 2018 yılında, Alexandre Dreyfus tarafından atıldı. CHZ tokenı da aynı yılın Şubat ayında piyasalara girdi. Malta merkezli Mediarex şirketi altında geliştirilen Ciliz, spor kulüplerinin taraftarlarına kripto paralar sunarak etkileşimi bambaşka bir boyuta taşıdı.Chiliz’in ortaya çıkış amacı, taraftarlar ile spor kulüpleri arasındaki etkileşimi çift yönlü hale getirmek. Klasik yöntemlere bakıldığında, taraftarlar genellikle pasif bir tüketici konumunda kalıyor. Ancak Chiliz sayesinde kulüpler taraftar tokenları çıkararak taraftarlara belirli konularda söz hakkı tanıyor. Peki, taraftar token nedir? Taraftar token (fan token), bir spor kulübünün veya organizasyonun kendi markasıyla çıkardığı dijital, yardımcı (utility) tokenlardır. Bu tokenlar, taraftarlara kulüplerin karar alma süreçlerine katılma imkânı verir, aynı zamanda çeşitli ayrıcalıklar sunar.Örneğin bir taraftar token sahibi, Socios uygulaması üzerinden takımının forma tasarımı, stadyum müziği veya ödül törenleri gibi konularda oy kullanabilir. Taraftar token’ları Chiliz blockchain’i üzerinde üretiliyor. Socios com nedir sorusunun cevabını da bunlar oluşturuyor: Socios, Chiliz altyapısını kullanarak taraftarlara anketler ve oylamalar sunan, token alım-satımı ve ödülleri mümkün kılan bir platform. Socios.com uygulaması. Kaynak: Socios Diğer yandan, Chiliz platformunun yardımcı tokenı CHZ olarak adlandırılıyor. CHZ coin nedir diye bakarsak, aslında direkt olarak Chiliz ağının yerel kripto parası olduğunu görüyoruz. CHZ, Ethereum ağıyla uyumlu şekilde üretildi ve dolayısıyla başlangıçta ERC-20 standardında çıktı. Socios.com uygulamasında taraftar tokenları satın almak için de kullanılan para birimi CHZ. Yani bir taraftar, desteklediği kulübün tokenını edinmek istediğinde önce borsalardan veya Socios uygulamasından CHZ satın alıyor. Ardından bu CHZ’leri kullanarak örneğin bir FC Barcelona veya Juventus fan token’ı alabilir. Özetle Chiliz ne işe yarar derseniz: Chiliz; kulüpler ile taraftarlar arasında köprü kurarak, taraftarlara blockchain tabanlı söz hakkı ve ödüller sunan yenilikçi bir ekosistem oluşturur.Chiliz’in Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıChiliz, Bitcoin veya Ethereum kadar eski bir kripto para olmasa da, blockchain alanına kattıklarıyla oldukça itibarlı bir platform. Görece kısa geçmişine rağmen, gerek spor gerekse kripto para dünyasında hızlı bir büyüme yaşadı. Chiliz tarihi için önemli dönüm noktaları, aşağıdaki gibi:2018 – Kuruluş ve CHZ token lansmanıChiliz projesi 2018 yılında hayata geçirildi ve aynı yıl CHZ token ilk kez piyasaya çıktı. Alexandre Dreyfus ve ekibi, Şubat 2018’de CHZ’yi çıkararak projeyi duyurdular. Chiliz, kuruluş aşamasında büyük yatırımcıların dikkatini çekti; örneğin 2018 ortalarında Binance gibi sektör devlerinin de katıldığı özel bir satış ile yaklaşık 65 milyon dolarlık fon toplandı. Bu fon, dünyanın ilk büyük çaplı taraftar etkileşimi platformu olan Socios.com’un gelişimine aktarıldı. Socios uygulaması, taraftarların token satın alıp oy kullanabilecekleri bir ortam olarak tasarlandı. İlk versiyonunun geliştirme süreci, 2018 sonu ila 2019 başında hız kazandı.2019 – Socios uygulamasının çıkışı ve ilk fan tokenların piyasaya girmesi2019 yılı, Chiliz ve Socios ekosistemi için adeta bir dönüm noktası oldu. 2019’da Socios uygulaması özellikleri ile birlikte kullanıma sunuldu. Uygulama, kullanıcılara mobil cihazlar üzerinden CHZ ile taraftar token alım-satımı, kulüp anketlerine katılım ve token cüzdanı yönetimi gibi olanaklar tanıdı. Üstelik, Socios’un ilk büyük ortaklıkları da bu dönemde duyuruldu. Dünyanın ilk resmi fan tokenları 2019’un sonunda görücüye çıktı: İtalyan kulübü Juventus ve Fransız kulübü Paris Saint-Germain (PSG) kendi taraftar token’larını çıkaran ilk takımlar oldular.Juventus fan token (JUV) ve PSG fan token (PSG) lansmanları, geleneksel spor dünyasının blockchain’i tanımasına olanak sağladığı için önemli anlar olarak kayda geçti. Bu token’lar sayesinde söz konusu kulüplerin taraftarları, kulüp marş seçimi gibi bazı konularda oy kullanmaya başladılar. Socios uygulamasının temel özelliklerinden biri olan anket ve oylama fonksiyonu, ilk kez Juventus ve PSG’nin anketlerinde gerçek kullanım alanı buldu.Ayrıca 2019’da Socios üzerinden token ticareti ve kulüp bazında yarışmalar başladı. Uygulama için quiz’ler ile token kazanma gibi ödüllü etkileşim araçları da devreye girdi. Bu gelişmeler, o sıralar sıkça duyulan “Socios.com nedir?” sorusunu soran kitleye uygulamanın somut bir şekilde tanıtılmasını sağladı. Ayrıca taraftar katılım uygulamaları kategorisinde bir ilke imza atıldı.2020 – Büyük kulüplerle anlaşmalar2020 yılında Chiliz, futbol dünyasında ses getiren birçok anlaşmaya imza attı. Özellikle Avrupa’nın dev kulüpleri birer birer Socios platformuna katıldı. FC Barcelona, Şubat 2020’de Chiliz ile anlaşarak $BAR adlı taraftar token’ını duyurdu. Barcelona fan token’ı çıkışıyla beraber taraftarlar için 600 bin adet token ön satışa sunuldu ve bu satış sadece birkaç saatte tükenerek kulübe yaklaşık 1.2 milyon euro gelir sağladı. Bu başarı, fan token örnekleri arasında en dikkat çekicilerden biri oldu ve diğer kulüplere de örnek teşkil etti.2020 içinde Atletico Madrid, AS Roma, ülkemizden Galatasaray gibi kulüpler de Socios iş birliklerini duyurarak kendi fan token’larını piyasaya sürdüler. Özellikle Galatasaray, Socios ile anlaşan ilk Türk kulübü olarak $GAL token’ını çıkarıp Türkiye’de de geniş bir kitleye bu konsepti tanıttı. Aynı dönemde e-spor takımları ve UFC gibi farklı spor organizasyonları da Chiliz ekosistemine katılmaya başladı.2021 - Genişleme ve ana akım tanınırlık2021 yılı, fan token konseptinin ana akımda daha fazla görünürlük kazandığı bir dönem oldu. Chiliz, 2021’de İtalya, İngiltere, İspanya ve hatta Amerika’daki spor organizasyonlarıyla yeni ortaklıklar kurdu. Manchester City, Inter Milan, Arsenal, Everton gibi İngiliz ve Avrupa kulüpleri Socios’a katılarak kendi token’larını çıkardılar. Chiliz, spor endüstrisinde bir alternatif gelir modeli olarak daha çok kabul görmeye başladı. Zira 2020’de başlayan COVID-19 pandemisi nedeniyle kulüplerin stadyum gelirleri azalmıştı. Dolayısıyla Chiliz aracılığıyla yapılan fan token satışlarından önemli gelir elde ettiler. Örneğin İtalya’nın köklü kulübü AC Milan, 2021 başında gerçekleşen ACM fan token arzından 6 milyon doların üzerinde gelir elde etmeyi başardı.Ayrıca 2021’de Socios, geleneksel spor etkinliklerinde de boy gösterdi: Chiliz/Socios markası, o yıl ilk kez Ballon d’Or (Dünyada Yılın Futbolcusu ödülü) töreninin sponsorları arasına girdi. Yani global ölçekte tanınırlığını epey bir artırdı. Yine aynı yıl, dünyaca ünlü futbolcu Lionel Messi’nin PSG’ye transferinde, “hoş geldin paketi”nin bir parçası olarak kendisine PSG fan token’ları verildiği duyuruldu.2022 – Ekosistem olgunlaştı2022 yılına gelindiğinde Chiliz ekosistemi oldukça büyümüştü. Socios platformunda futbolun yanı sıra basketbol, Amerikan futbolu, espor gibi alanlardan da birçok partner bulunuyordu. Toplam taraftar token sayısı 50’yi aşmış, spor kulüpleri blockchain teknolojisine adapte olma konusunda önemli mesafe kat etmişti. Bir Reuters haberine göre, 2022 başı itibarıyla tüm fan token piyasasının toplam değeri yaklaşık 300 milyon dolar seviyesine ulaşmıştı. Bu dönemde Socios’un Formula 1 takımları ve bazı NBA takımlarıyla da anlaşmalara yöneldiği görüldü. Fan token’ların popülerliği büyük spor etkinlikleriyle birlikte artıp azalan bir seyir izledi. Örneğin 2022 FIFA Dünya Kupası sırasında takımların token’larında hacim ve fiyat dalgalanmaları yaşandı. Ancak genel olarak kulüpler ve taraftarlar arasındaki dijital etkileşim normalleşmeye başladı. PSG, Barcelona, Juventus fan token projelerinin başarısı, diğer takımların da benzer adımlar atmasının önünü açtı. 2022 sonunda Chiliz, teknolojik altyapısını bir adım ileriye taşıyacak büyük bir güncellemenin hazırlığını tamamlamıştı.2023/2024 – Chiliz Chain 2.0 ve NFT desteğiChiliz, 2023 yılını kendi blockchain ağını geliştirme kararıyla karşıladı. Chiliz Chain 2.0 adı verilen bu yeni ağ, 2022’nin son aylarında duyuruldu. Chiliz’in mevcut sisteminin üzerine, bağımsız bir layer-1 (katman-1) blockchain olarak inşa edildi. Öncesinde CHZ ve taraftar token’lar Ethereum ağı üzerinde çalışırken, artık Chiliz Chain 2.0 ile Chiliz tamamen kendi blockchain’ine kavuştu. Bu geçiş, Chiliz Chain 2.0 geçişi olarak anılırken, beraberinde birçok yenilik getirdi. Yeni zincir, Ethereum Virtual Machine (EVM) uyumlu olarak tasarlandığı için geliştiricilerin alışık olduğu akıllı kontratları Chiliz ağı üzerinde de kullanabilmesini sağladı.NFT destekli özellikler de bu dönemde Chiliz ekosistemine eklendi: Artık spor kulüpleri ve uygulama geliştiricileri Chiliz Chain 2.0 üzerinde NFT formatında biletler, dijital koleksiyonlar ve hatıra ürünleri üretebilir hale geldi. Hatta Chiliz, bazı spor etkinliklerinde NFT bilet denemelerine başladı (NFT biletleri, 2025’in Mayıs ayı itibariyle aktif hale geldi, Güney Kore’nin KLPGA Şampiyonası’nda kullanıldı). Ayrıca, taraftarların tribünde katılımını belgeleyen dijital koleksiyonlar (POAP – Katılım Kanıtı Protokolü) dağıtacağını duyurdu (bunun örneği Singapur’daki TOKEN2049 etkinliğinde veya Korea Blockchain Week 2024 etkinliğinde görülebiliyor).Chiliz Chain 2.0’ın en önemli getirilenden biri de ağın güvenliği ve işlemlerine katkı sunan kullanıcılara ödül verilmesi oldu. Zira 2023 yılında CHZ staking adı verilen mekanizma devreye alındı: Artık CHZ token sahipleri, token’larını Chiliz zincirinin doğrulayıcı düğümlerine (node’lara) kilitleyerek ağ güvenliğine katkıda bulunabiliyor ve karşılığında yıllık belli oranlarda yeni CHZ ödülleri kazanabiliyor. Böylece CHZ token sahipleri, sadece taraftarların aldığı bir coin olmaktan çıktı. Aynı zamanda blockchainin yönetim ve güvenlik katmanında rol almak isteyen yatırımcıların da tercih ettiği bir coin oldu.2023 yaz aylarında Chiliz, Ethereum üzerinde yaratılmış olan tüm fan token’ları kademeli olarak kendi ana ağına taşıdı; Eylül 2023 itibarıyla Socios’taki tüm token’lar Chiliz Chain üzerinde çalışır hale geldi. Bu sayede işlem ücretleri düşürüldü ve platform daha bağımsız hale geldi.2024 yılında Chiliz ekosistemi, yeni zincirin üzerinde merkeziyetsiz uygulamaların (dApp) geliştirilmesi için global hackathon’lar ve teşvik programları başlatarak Web3 dünyasında bir spor inovasyon merkezi olma yolunda adımlar attı. Artık Chiliz, yalnızca “token çıkaran bir şirket” değil, aynı zamanda diğer geliştiricilerin de spor ve eğlence odaklı projeler geliştirebildiği bir blockchain ekosistemi haline geldi.Chiliz Neden Değerli?Chiliz, kısa sürede spor ve blockchain kesişiminde lider platformlardan biri haline geldi. Peki, Chiliz’i değerli kılan unsurlar tam olarak neler? İşte Chiliz’in değerini ve CHZ tokenının kullanım alanlarını öne çıkaran başlıca noktalar…Chiliz, taraftar deneyimini dönüştüren ilk platformlardan biriChiliz, mevcut durumda, fan etkileşimini dijitalleştirme açısından öncü konumda. Zira dünya çapında büyük spor kulüplerinin resmi taraftar tokenlarını çıkarmasına imkân tanıyan ilk blockchain projelerinden biri. Bu, Chiliz’e “ilk hamle” avantajını sağladı. Örneğin Juventus ve PSG gibi kulüplerle anlaşarak fan token konseptini hayata geçirmesi, Chiliz’i spor dünyasında yenilikçi bir marka olarak konumlandırdı. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu konsept, geleneksel taraftarlık deneyimini geliştirdi. Taraftarlar artık sadece maç izlenen kısımda değildi. Aynı zamanda kripto varlıklar aracılığıyla takımlarının kararlarına etki eden aktif aktörler haline geldiler. Bu yenilikçi yaklaşım sayesinde Chiliz, spor kulüpleri ve blockchain entegrasyonu denilince akla gelen ilk isimlerden biri oldu.CHZ token kullanım alanı oldukça genişChiliz’e değer katan bir diğer şey, elbette kendi tokenı. CHZ token kullanım alanı oldukça çeşitli ve büyük. İlk olarak CHZ, Socios.com üzerinde fan token satın almak için kullanılan temel para birimi. Taraftarlar, tuttukları takımın tokenını elde etmek veya alıp satmak istediklerinde CHZ’ye ihtiyaç duyuyor. Bunun yanı sıra CHZ, Chiliz Chain 2.0’ın kullanıma girmesiyle birlikte gas ücreti (işlem ücreti) ve yönetişim tokenı (governance token) rolünü de üstlendi. Yani Chiliz ağında yapılacak işlemlerin ücretleri CHZ ile ödenir ve ağ üzerindeki yeni uygulamalarda CHZ kullanılabilir. Chiliz ekosistemi. Kaynak: CoinBureau Socios ekosisteminde CHZ ile sadece token alımı değil, aynı zamanda özel etkinliklere katılım, NFT ve hatıra ürünlerinin satın alımı gibi farklı kullanım durumları da ortaya çıktı. Örneğin bazı kulüpler, belirli sayıda fan token tutanlara özel içerikler veya VIP ödüller sunuyor. Bu avantajlardan yararlanmak da dolaylı olarak CHZ talebini artıran faktörler. Kısacası Chiliz ne işe yarar diye sorulduğunda, CHZ token’ın bir yandan kulüp token’ları için ticaret aracı, diğer yandan Chiliz zincirinin can damarı olduğu belirtilebilir.Kulüpler için alternatif gelir alanı sunuyorChiliz, spor kulüplerine geleneksel gelir kalemlerinin ötesinde yeni bir kaynak yarattı. Özellikle pandemi döneminde azalan bilet ve yayın gelirlerine alternatif olarak fan token satışları kulüplerin kasasına önemli katkılar sağladı. Örneğin BAR token ön satışından elde ettiği 1,3 milyon dolarlık gelir veya AC Milan’ın fan token arzından kazandığı 6 milyon doları aşkın tutar, bu modelin finansal potansiyelinin gücünü yadırgamamamız gerektiğini gösteriyor. Fan token’lar ayrıca süreklilik arz eden bir gelir akışı da yaratabilir. Zira token sahipleri arttıkça kulübün marka değeri yükselir ve iş birlikleri çoğalyoır. Marca’nın yaptığı bir araştırmaya göre, önümüzdeki yıllarda taraftar token’larının spor endüstrisinde yayın haklarından sonra ikinci büyük gelir kaynağı haline gelebileceği öngörülmekte. Dahası, fan token gelirlerinin bir kısmı doğrudan kulüplerin kasasına girerken, bir kısmı da taraftarlar için ödül ve etkinliklere ayrılarak sürdürülebilir bir ekonomi oluşturuluyor.Spor kulüpleri için blockchain entegrasyonuChiliz, teknolojiyle arası mesafeli olabilecek spor kulüplerinin kolayca blockchain dünyasına adım atmasını sağladı. Kulüpler, Chiliz sayesinde karmaşık teknik detaylara girmeden kendi token ekonomilerini oluşturabildiler. Halihazırda Chiliz ağı, projenin web sitesine göre, 70’ten fazla elit spor takımı tarafından benimsenmiş durumda. Bu ekosistem, dünya devleri ile yerel lig ekiplerini aynı çatı altında buluşturarak global bir “spor blockchain ağı” meydana getirdi. Böylece spor kulüpleri blockchain teknolojisine entegre olurken, Chiliz hem teknik altyapıyı sağladı hem de sektörde standartları belirledi. Ayrıca Chiliz’in sağladığı API ve araçlar sayesinde kulüpler kendi uygulamalarını, NFT koleksiyonlarını veya oyunlarını geliştirebiliyor. Yani platform üçüncü parti inovasyonlara da açık hale geldi. Chiliz aracılığıyla çıkarılan bazı fan tokenlar ve ilk satış fiyatları. Kaynak: Socios Chiliz staking ve topluluk katkısı2023’te devreye giren Chiliz staking mekanizması, CHZ token’ının değer önerisine yeni bir boyut ekledi. Artık topluluk üyeleri ellerindeki CHZ’leri stake ederek ağın güvenliğini sağlamaya yardımcı olurken pasif gelir elde edebiliyor. Başlangıçta yüksek sayılabilecek yıllık staking ödülleri, topluluğu ağa katkı sunmaya teşvik etti. Örneğin Chiliz Chain 2.0’ın ilk yılı için enflasyon oranı yaklaşık yüzde 8.8 olarak belirlendi. Bu yeni çıkarılan CHZ’lerin büyük bir kısmı doğrulayıcılar ile stakerlara ödül olarak dağıtılıyor. Bu sayede ağ güvenliği ve merkeziyetsizlik hedeflenirken, CHZ token’ına uzun vadeli talep de yaratılıyor. Staking özelliği, Chiliz’i uzun soluklu bir proje haline de getirmiş durumda.Chiliz’in Kurucusu Kim?Chiliz’in kurucusu ve CEO’su Alexandre Dreyfus. Chiliz kurucusu kim sorusu merak edenler için Dreyfus, blockchain ve spor dünyasını bir araya getiren bir girişimci olarak tanınıyor. Peki, Alexandre Dreyfus kimdir? Kısaca bahsetmek gerekirse, Dreyfus aslen Fransa kökenli (Britanya vatandaşı) bir teknoloji girişimcisi ve 20 yılı aşkın süredir dijital medya ile iGaming (çevrimiçi oyun/bahis) sektörlerinde faaliyet gösteriyor. 1990’ların sonunda internet girişimciliğine başlayan Dreyfus, genç yaşta Winamax gibi başarılı çevrimiçi poker ve oyun platformlarının kuruluşunda yer aldı. Alexandre Dreyfus 2006’da kurduğu Chiligaming şirketi ile çevrimiçi oyun alanında önemli deneyimler edinen Dreyfus, 2012 yılında spor ve eğlence odaklı Mediarex Sports & Entertainment şirketini Malta’da hayata geçirdi. Bu şirket bünyesinde Global Poker Index (GPI) gibi projeleri satın alarak yöneten Dreyfus, spor ve veri analizinin dijitalleşmesinde rol oynadı. Alexandre Dreyfus’un Web3 girişimciliği serüveni ise Chiliz ile doruk noktasına ulaştı. 2018’de blockchain teknolojisinin spor endüstrisinde devrim yaratabileceğini öngörerek Chiliz projesini başlattı. Dreyfus, Socios.com platformunun da kurucu CEO’su olarak, dünya çapında onlarca takımın katıldığı fan token ekosistemini birkaç yıl içinde gerçeğe dönüştürdü.Dreyfus liderliğinde Chiliz Malta’dan başlayıp Avrupa’ya, oradan da Latin Amerika ve Asya’ya uzanan küresel bir başarı hikâyesine dönüştü diyebiliriz. Alexandre Dreyfus sık sık konferanslarda ve röportajlarda, Chiliz’in amacının “taraftarları pasif tüketici olmaktan çıkarıp, aktif birer katılımcı ve paydaş haline getirmek” olduğunu vurguluyor.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Bu bölümde Chiliz ve CHZ hakkında sıkça sorulan bazı soruları kısa yanıtlarla ele alıyoruz. Aşağıda, hem Chiliz fan token ekosistemine yeni adım atanlar hem de mevcut kullanıcılar için faydalı olabilecek bazı bilgiler var:Chiliz nedir ve nasıl çalışır?: Chiliz, spor ve eğlence sektörü için özel olarak geliştirilmiş bir blockchain platformudur. CHZ adlı kripto para birimini kullanarak, taraftarların sevdikleri kulüplerin taraftar token’larını satın almasına ve bu token’lar aracılığıyla kulüp kararlarına katılmasına imkân tanır.CHZ coin ile neler yapılabilir?: CHZ coin, Chiliz ekosisteminin merkezinde yer alır ve birden fazla işleve sahip. CHZ ile yapılabileceklerin başında, Socios.com üzerinden fan token satın almak geliyor. İkinci olarak CHZ, alım-satım işlemlerinde kullanılabilir. Birçok kripto para borsasında CHZ işlem çiftleri mevcut, dolayısıyla CHZ’lerinizi farklı para birimlerine veya kripto varlıklara çevirebilirsiniz. Üçüncü olarak, Chiliz Chain 2.0’ın devreye girmesiyle birlikte CHZ staking imkânı ortaya çıktı. Yani elinizdeki CHZ’leri, Chiliz ağının doğrulayıcılarına yatırarak (stake ederek) belirli aralıklarla pasif gelir elde edebilirsiniz. Dördüncü olarak, CHZ aynı zamanda Chiliz ağındaki işlem ücretlerini (gas ücretlerini) ödemek için kullanılır. Örneğin Chiliz blockchain’inde yeni bir akıllı kontrat oluşturmak veya bir NFT mint etmek (basmak) isterseniz, gereken ücret CHZ cinsinden tahsil edilir.Taraftar token nedir?: Taraftar token (fan token), bir spor kulübü veya organizasyon tarafından çıkarılan, blockchain tabanlı kripto varlıktır. Bu token’lar, taraftarlara kulüple etkileşime girme ve bazı konularda söz sahibi olma fırsatı sunar. Her taraftar token, ait olduğu kulübe özeldir ve genellikle kulübün ismi veya kısaltmasıyla anılır. Örneğin $GAL token Galatasaray’ı, $BAR token Barcelona’yı temsil eder.Chiliz hangi kulüplerle çalışıyor?: Chiliz/Socios ekosistemi, dünya genelinde çok sayıda kulüp ve organizasyonla iş birliği yapıyor. PSG, Barcelona Juventus fan token projelerinden zaten bahsetmiştik. Bunun dışında Chiliz hangi kulüplerle çalışıyor diye merak edenler için bazı öne çıkan örnekleri sayabiliriz: İngiltere’den Manchester City ve Arsenal, Almanya’dan FC Union Berlin, Türkiye’den Galatasaray ve Trabzonspor Chiliz’in iş birliği yaptığı kulüpler arasında. Güney Amerika’da River Plate ve Corinthians, Asya’da Urawa Red Diamonds gibi takımlar da Socios platformunda fan token çıkardı. MMA/UFC, espor (Örneğin OG, NAVI gibi e-spor takımları) ve Formula 1 (Aston Martin, Alfa Romeo gibi F1 takımları) Chiliz’in çalıştığı diğer spor dalları.Socios uygulamasını kimler kullanabilir?: Socios uygulaması, temel olarak dünyanın her yerinden spor tutkunlarına açık bir platform. Uygulamayı, akıllı telefonu olan ve desteklediği takımlarla daha fazla etkileşime girmek isteyen herkes kullanabilir.Spor ve blockchain dünyasının birleşiminden doğan Chiliz’i ve CHZ token’ın gücünü anlamak için JR Kripto Rehber serimizi takip edin.

Kripto para sektöründe dikkat çeken bir gelişme daha yaşandı. Plume Network ve World Liberty Financial (WLFI) yeni bir stratejik ortaklık kurduklarını açıkladı. Bu iş birliği kapsamında, USD1 adlı stablecoin artık yalnızca Binance Smart Chain ile sınırlı kalmayacak; çoklu blockchain altyapılarına yayılacak. USD1’in, Plume Network’ün kendi blockchain tabanlı stablecoin’i olan pUSD için resmi rezerv varlık olarak kullanılacağı duyuruldu. Altcoin PLUME, USD1 ile ortaklık kurduPlume Network, Ethereum Sanal Makinesi (EVM) uyumlu altyapısıyla gerçek dünya varlıklarının (RWA) tokenleştirilmesini ve merkeziyetsiz finans sistemlerine entegre edilmesini sağlayan bir platform olarak öne çıkıyor. Ağın kısa süre önce başlatılan Genesis ana ağı, 250 milyon doların üzerinde tokenize edilmiş varlık ve 100 binden fazla cüzdanla oldukça dikkat çekici bir başlangıç yaptı. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ile yakın çalışan Plume, düzenleyici uyumluluk konusundaki hassasiyetiyle de biliniyor.USD1, ABD dolarıyla 1:1 oranında sabitlenmiş bir stablecoin olup, devlet tahvilleri ve nakit eşdeğerleri gibi sağlam rezervlerle destekleniyor. Bu yapı, kurumsal yatırımcıların güvenliğini ön planda tutan daha konservatif bir yaklaşımı temsil ediyor. Stablecoin pazarı son bir yıl içinde %54 büyüyerek 253 milyar dolarlık bir hacme ulaşmışken, USD1’in bu pazarda daha geniş bir erişim elde etmesi kurumsal ilginin artmasını sağlayabilir.Plume Network CEO’su ve kurucu ortağı Chris Yin, ortaklıkla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:“World Liberty Financial’ın Plume’u stratejik çok zincirli ortak olarak seçmesi, özel olarak inşa ettiğimiz RWAfi altyapımızın vizyonunu doğruluyor. USD1’in kurumsal temeliyle canlı ekosistemimize entegrasyonu, tokenize edilmiş gerçek dünya varlıklarında anlık fırsatlar yaratıyor. Bu da, kurumsal yatırımcıların ve kullanıcıların getirili RWA varlıklarına erişimini dönüştüren yeni kullanım senaryolarını beraberinde getiriyor.”PLUME fiyatı yükseliş yaşadıWLFI'nin Operasyonlardan Sorumlu Yöneticisi Zak Folkman ise bu ortaklığın USD1’in çok zincirli yayılımındaki ilk büyük adım olduğunu belirtti. WLFI’nin Trump ailesiyle bağlantısı ise anlaşmayı siyasi ve medya açısından daha fazla ön plana çıkarıyor.Ortaklık duyurusunun ardından PLUME token’ı %5 oranında değer kazanarak yatırımcıların ilgisini çekti. Piyasa verilerine göre, Plume’un token’ı şu anda 0,09 dolardan işlem görüyor ve piyasa değeri 182 milyon doların üzerinde. 24 saatlik işlem hacmi ise yaklaşık 49 milyon dolar seviyesinde. Son 30 günde yaşanan değer kayıpları, bu ortaklık haberiyle kısmen telafi edilmiş görünüyor. Uzmanlara göre, geçmişteki çapraz zincir stablecoin entegrasyonları likiditeyi artırmış ve toplam kilitli varlık miktarında (TVL) önemli büyümeler sağlamıştı. Bu bağlamda USD1’in Plume altyapısında yer alması, daha karmaşık finansal ürünlerin oluşturulmasına ve varlık verimliliğinin artırılmasına olanak tanıyabilir.
