Haberler
Altcoin Haberleri
Altcoin ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Altcoin hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
Blockchain (blokzincir) dünyasında ölçeklenebilirlik, artık en öncelikli konulardan biri hâline geldi. Geliştirici ekipler, ağları hızlandırmanın, ağ sıkışıklığını ortadan kaldırmanın ve saniyede işlenebilecek işlem sayısını artırmanın yollarını arıyor. Ancak bu, Bitcoin ve Ethereum gibi büyük ağların hâlâ mücadele ettiği temel sorunlardan biri olmaya devam ediyor. Bu soruna çözüm sunmayı hedefleyen projelerden biri de Elrond. 2023’te isim değişikliğine gidip artık MultiversX adıyla karşımızda olan bu proje, kripto para alanına damgasını vurdu. MultiversX dönüşümü dışında bakarsak Elrond, yüksek verimli bir blockchain olmanın yanı sıra, metaverse ve Web3 odaklı bir vizyonla yeniden şekil aldı. Kurucuların Romanya kökenli olması ile Web3 Romanya projeleri arasına girdi. Akıllı kontratlar desteğiyle kripto varlıkların oluşturulmasını sağlayan ve saniyeler içinde işlem yapılmasına olanak tanıyan bu sistem, şimdi çok daha geniş bir dijital ekonomi inşa etmeyi hedefliyor. Eğer Elrond (şimdiki adıyla MultiversX/EGLD) hakkında merak ettikleriniz varsa; Elrond nedir, EGLD coin nedir diye düşünüyorsanız, gelin bu projenin detaylarına hep birlikte bakalım…Elrond’un Tanımı ve Ortaya ÇıkışıElrond, günümüzde MultiversX adıyla bilinen, yüksek ölçeklenebilirlik, düşük gecikme süresi ve güçlü güvenlik özellikleri sunan bir Layer 1 blockchain platformu. Bu platform, dağıtılmış uygulamalar (dApp'ler), kurumsal çözümler ve yeni nesil internet ekonomisi için özel olarak tasarlandı. DeFi, metaverse ve Web3 uygulamaları gibi alanlara hitap ederken, geliştiricilere ölçeklenebilir bir altyapı ve NFT desteği sağlıyor. Elrond, 2017 yılının sonlarında Romanya merkezli bir ekip tarafından kuruldu. Kurucular arasında Beniamin Mincu, Lucian Mincu ve Lucian Todea yer alıyor. Mincu kardeşler, Elrond'dan önce MetaChain Capital adlı kripto varlık yatırım fonunu ve ICO Market Data adlı bir ICO bilgi platformunu kurmuşlardı. Ayrıca, Beniamin Mincu'nun daha önce NEM projesinde pazarlama ve topluluk geliştirme alanlarında görev aldığı bilinmekte.Elrond'un geliştirilmesindeki temel motivasyon, blockchain teknolojisinin karşılaştığı en büyük zorluklardan biri olan blockchain “imkânsız üçlüyü (trilemma)” çözmek. Bu trilemma, aynı anda güvenlik, merkeziyetsizlik ve ölçeklenebilirlik sağlama zorluğunu ifade ediyor. Elrond, bu üç unsuru bir arada sunmayı hedefleyen yenilikçi çözümlerle öne çıkmaya çalışıyor. Peki, bu noktada Elrond nasıl çalışır? Elrond, blockchain sorunlarını çözmek için iki ana teknolojiye odaklandı. Söz konusu çözümler şu şekilde:Adaptive State Sharding: Bu teknoloji, ağı dinamik olarak parçalara (shard) ayırarak her bir parçanın işlemleri paralel olarak işlemesini sağlar. Bu sayede ağ, yüksek işlem hacimlerini düşük gecikme süresiyle ve düşük maliyetle gerçekleştirebilir.Secure Proof of Stake (SPoS): Elrond'un konsensüs mekanizması olan SPoS, doğrulayıcı node’ların seçiminde stake edilen token miktarını ve rastgeleliği birleştiriyor. Bu yapı, enerji verimliliği sağlarken, ağın güvenliğini ve adaletliliğini artırıyor.Bu teknolojiler sayesinde Elrond, saniyede 15.000'e kadar işlem gerçekleştirebilme kapasitesine ulaştı ve en hızlı ağlar arasına adını yazdırdı.Bu sırada, Elrond, EGLD tokenı ile de tanınıyor. EGLD token özellikleri için konuşacak olursak; bu token, ağın yerel tokenı ve birçok kullanımı var. Ağ üzerindeki işlemlerin ücretlerini ödemede, staking yoluyla pasif gelir elde etmede ve ağın güvenliğini sağlamak için doğrulayıcı olarak görev almada kullanılıyor. Aynı zamanda yönetişim süreçlerinde oy hakkı sunuyor. Elrond’un Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıPeki, Elrond’un hikayesi tam olarak nerede başladı? Önemli dönüm noktaları nelerdi? Elrond, teknik bir proje olarak başlayıp web3 alanında büyük isimlerden biri oldu. 2017’de temelleri atılan proje, erken dönem yatırım başarılarından ana ağ lansmanına, token dönüşümünden MultiversX adı altında yepyeni bir kimliğe bürünmesine kadar birçok önemli gelişmeye sahne oldu. Bu bölümde, Elrond’un yolculuğunda öne çıkan duraklara birlikte göz atıyoruz.2019: Binance Launchpad’de Başarılı Bir IEO SüreciElrond, Haziran 2019’da Binance Launchpad üzerinden düzenlediği İlk Borsa Arzı (IEO) ile 3,25 milyon dolar topladı. Bu süreçte toplam token arzının %25’i dağıtıldı. Daha öncesinde özel yatırım turlarında yaklaşık 1,9 milyon dolarlık fon elde eden proje, böylece toplamda 5,15 milyon dolar sermaye ile yola çıktı. Peki, Binance Launchpad’i neden Elrond için bu kadar önemli idi? Binance Launchpad, yeni kripto projelerinin Binance üzerinden ilk kez token satışı yaptığı bir platform. Bu sistem sayesinde projeler erken yatırım alırken, kullanıcılar da düşük fiyattan token alma şansı yakalıyor. Güvenli bir ortamda gerçekleşen bu satışlar, projeye görünürlük ve likidite kazandırıyor. Ayrıca yatırımcıya ise potansiyel yüksek getiri fırsatı sunuyor. Dolayısıyla Elrond ya da MultiversX, hayatına Binance’ten aldığı güven oyuyla başladı. EGLD’nin token ekonomisine göre tokenların ilk dağılımı şu şekilde oldu: Kaynak: TokenInsights 2020: Ana Ağ Lansmanı ve ERD’den EGLD’ye GeçişElrond’un ana ağı Temmuz 2020’de resmen yayına alındı. Bu lansmanla birlikte projenin yerel token’ı olan ERD, yeni bir token ekonomisi çerçevesinde 2020’nin Eylül ayında EGLD (eGold) olarak yeniden isimlendirildi. Kullanıcıların eski token’ları yenileriyle değiştirmesi için özel bir dönüştürme süreci başlatıldı.2021-2023: Maiar Cüzdanı, DeFi, NFT ve Launchpad GenişlemesiOcak 2021’de, Elrond’un resmi cüzdanı olan Maiar uygulaması piyasaya sürüldü. Peki Maiar cüzdan nedir, ne işe yarar? EGLD token’larını saklamak, göndermek, almak ve çeşitli işlemler yapmak için tasarlanan bu uygulama, kullanıcı dostu arayüzü sayesinde geniş bir kitleye hitap etti. Maiar, non-custodial yani varlıklarınızın tamamen sizin kontrolünüzde olduğu bir yapıya sahip. Güvenlik sistemi ise oldukça esnek: ilk başta hafif başlıyor, cüzdanınız büyüdükçe gelişmiş önlemler devreye giriyor. Yani kullanım alışkanlıklarınıza göre sizi yönlendiriyor. “Herotag” denen kullanıcı adları sayesinde birine ödeme yapmak için numarasını bilmenize gerek kalmıyor, sadece kullanıcı adını yazmanız yeterli oluyor. Uygulama aynı zamanda staking yapılmasını, birden fazla coin desteklenmesini, kripto haberlerine göz atılmasını ve kripto gönderilmesini sağlıyor. Maiar Wallet görüntüsü. Kaynak: MultiversX Aynı şekilde Elrond, yeni projelere erken yatırım fırsatı sunan Maiar Launchpad’i ve merkeziyetsiz borsa (DEX) olarak Maiar DEX’i piyasaya sürdü.Ancak bu projeler 2022’nin sonlarında MultiversX isim değişikliğinden nasibini aldı. Şu anda Maiar cüzdanı MultiversX Wallet, Maiar Launchpad’i xLaunchpad ve Maiar DEX ise xExchange’e dönüştü.Aynı dönemde Elrond ekosistemi hızla büyüdü; 100’den fazla projeye ev sahipliği yaparak, stablecoinler, cüzdanlar, doğrulayıcılar ve ödeme sistemleriyle entegre hâle geldi. DeFi projeleri (Orion, Reef) ve NFT desteği de bu büyümeye katkı sağladı.MultiversX’e DönüşümYukarıda da bahsettiğimiz üzere 2022’de Elrond, önemli bir marka dönüşüm sürecine girerek MultiversX adını aldı. Projenin kendi açıklamalarına göre Elrond, artan metaverse ilgisi ve bu alandaki gelişmelere paralel olarak MultiversX ismini alarak bu sürece girdi. Kendi açıklamalarına göre bu isim değişikliği, projenin metaverse alanına genişleyen vizyonunu ve internetin geleceğine duyduğu bağlılığı yansıtmak amacıyla yapıldı. Yeniden markalaşma kapsamında yalnızca isim değil, logo ve platform tasarımı da güncellendi.Elrond Neden Değerlidir?Elrond’un neden bu kadar dikkat çektiğini anlamak için sadece teknolojisine değil, sunduğu kullanıcı deneyimine de bakmak gerekiyor. Çünkü Elrond (ya da artık bildiğimiz adıyla MultiversX); hızlı bir blockchain olmanın yanı sıra aynı zamanda kullanıcı dostu, ölçeklenebilir ve geliştirici odaklı bir ekosistem. Yani bir yandan saniyede on binlerce işlemi düşük maliyetle gerçekleştirirken, diğer yandan bu teknolojiyi sade ve erişilebilir bir arayüzle sunmayı başarıyor. Şimdi gelin, Elrond'u öne çıkaran başlıca teknik özelliklere ve neden değerli bir altyapı sunduğuna birlikte bakalım.Adaptive State Sharding: On-chain Bölünme ile Maksimum VerimlilikMultiversX, ölçeklenebilirliği optimize etmek için Adaptive State Sharding adı verilen gelişmiş bir mekanizma kullanıyor. Peki, Adaptive State Sharding nedir? Bu sistem, ağı birçok parçaya (shard) bölerek, her bir parçanın eş zamanlı olarak işlem yapmasını sağlıyor. Böylece işlem yükü dengelenir, ağ tıkanıklığı önlenir ve binlerce işlemin düşük maliyetle gerçekleşmesi mümkün oluyor. Shard yapısı, ağın ihtiyacına göre dinamik olarak birleşip ayrılarak verimliliği artırıyor. Sharding mekanizması. Kaynak: MultiversX Projenin kendi açıklamasına göre MultiversX ağında parçalama; ağ parçalama (network sharding), işlem parçalama (transaction sharding) ve durum parçalamayı (state sharding) birleştirmenin karmaşıklığını ele almak için sıfırdan tasarlandı. Sonuç, yalnızca tam parçalamaya ulaşmakla kalmayıp aynı zamanda aşağıdaki hedeflere de ulaşan uyumlu bir protokol tasarımı elde etmek. Protokolün hedefi, şunlar:Kullanılabilirliği etkilemeden ölçeklenebilirlik: Ağdaki parçaların (shard’ların) sayısı artırıldığında ya da azaltıldığında, sistemin çalışmasında kesintiye yol açmaması gerekir. Bu değişiklikler yapılırken, sadece çok küçük bir node (düğüm) grubunun etkilenmesi ve sistemin genel durumunun sorunsuz şekilde güncellenmesi beklenir.Hızlı gönderim ve anında izlenebilirlik: Bir işlemin hangi parçaya (shard’a) yönlendirileceğinin kolayca ve net bir şekilde (deterministik) hesaplanabilmesi gerekir. Bu hesaplama hem çok az işlem gücü gerektirmeli hem de farklı düğümler arasında fazladan iletişime gerek bırakmamalıdırVerimlilik ve uyarlanabilirlik: Ağdaki tüm parçaların (shard’ların), her zaman olabildiğince dengeli çalışması hedeflenir. Yani işlem yükü eşit şekilde dağılmalı, bir parça aşırı yük altındayken diğerleri boşta kalmamalıdır.Secure Proof of Stake (SPoS): Enerji Verimli Konsensüs MekanizmasıElrond’un konsensüs modeli, Secure Proof of Stake (SPoS) adını taşıyor ve klasik PoS sisteminin daha hızlı ve daha güvenli hâli olarak biliniyor. Bu model, hem doğrulayıcı (validator) düğümlerin nasıl seçildiğini hem de bu düğümlerin blok oluşturma sürecinde nasıl çalıştığını daha verimli hâle getirmek için tasarlanmış. Doğrulayıcı düğümler, stake ettikleri EGLD miktarı ve rastgele seçim kombinasyonu ile belirleniyor. Projenin açıklamasına göre bu rastgelelik öylesine güvenli ki, önceden tahmin edilemiyor ya da dışarıdan manipüle edilemiyor SPOS süreci. Kaynak: MultiversX. Bu seçim süreci çok hızlı gerçekleşiyor. Zira genelde 100 milisaniyeden kısa sürüyor. Çünkü sistemde fazladan mesajlaşmaya gerek yok; rastgelelik bir kere üretildiğinde seçim tamamen otomatik oluyor. Bu sayede toplam blok üretim süresi sadece birkaç saniyeye iniyor. Bu kadar hızlı turların bir güvenlik avantajı da var: Kötü niyetli biri sistemde bir blok üzerinde etkili olmak istese bile, bu kadar kısa sürede manipülasyon yapması neredeyse imkânsız.SPoS, tıpkı diğer Proof of Stake sistemleri gibi, kimlerin doğrulayıcı olacağını belirlerken ne kadar EGLD stake ettiklerine bakıyor. Ama tek kriter bu değil. Her doğrulayıcının bir de puanı (rating) var. Bu puan, geçmişte ne kadar düzgün çalıştığına göre belirleniyor. Yani sistem, sadece çok stake edenleri değil, aynı zamanda düzgün çalışanları da ödüllendiriyor. Blok üretimi sırasında ise özel bir çoklu imza (multisignature) sistemi kullanılıyor. Bu, blok üreticisinin hazırladığı bloğun doğrulayıcı grup tarafından iki iletişim turuyla imzalanmasını sağlıyor.Saniyede 15.000’e Kadar İşlem KapasitesiYukarıda bahsettiğimiz Adaptive State Sharding ve Secure Proof of Stake algoritması sayesinde Elrond ağı, teorik olarak saniyede 15.000 işlem gerçekleştirebilecek kapasiteye sahip. Ölçülen en yüksek hız ise saniyede 263.000 işlem oldu. Bu özellik, onu en hızlı blokzincir altyapılarından biri hâline getirir. Ortalama işlem maliyeti ise yalnızca 0,001 dolar civarındadır. Bu da Elrond’u hem kullanıcılar hem de geliştiriciler için oldukça cazip bir seçenek yapar. MultiversX'in ana sayfasında, ağın saniyede gerçekleştirdiği maksimum işlem sayısı yer alıyor. Kaynak: MultiversX. Maiar ile Kullanıcı Dostu Cüzdan DeneyimiMultiversX’in resmi mobil cüzdanı Maiar (MultiversX Wallet), kullanıcıların EGLD token’larını kolayca yönetmesine olanak tanıyor. Maiar’ın en dikkat çekici özelliklerinden biri; parola, özel anahtar ya da kurtarma cümlesi olmadan hesap oluşturulabilmesi.Elrond’un Kurucusu Kimdir?Peki, bu hızlı blockchain’in arkasında kimler var? Elrond kurucusu kim? Öncelikli olarak karşımıza, Beniamin Mincu çıkıyor. Beniamin Mincu kimdir diye soracak olursanız, şöyle cevaplayabiliriz: Beniamin Mincu, MultiversX'in (önceki adıyla Elrond) kurucu ortağı ve CEO'sudur. Kendisi bir teknoloji vizyoneri olarak tanımlanıyor. Avrupa'da erken dönem blockchain öncülerinden biriydi. Zira 2014'ten Elrond’u kurana kadar NEM.io çekirdek ekibinde yer aldı. Beniamin Mincu, aynı zamanda kardeşi Lucian Mincu ile birlikte kripto para yatırım fonu MetaChain Capital ve ilk coin arzı (ICO) bilgi toplayıcısı ICO Market Data'nın kurucu ortağı. Beniamin Mincu, Elrond'u 2017 yılında Lucian Todea ve kardeşi Lucian Mincu ile birlikte kurdu. Lucian Todea, yazılım inceleme ve indirme sitesi Soft32'nin Kurucusu/CEO'su ve mobil ödeme uygulaması mobilPay'in ortağı. Mincu, MultiversX'in tanıtımını yaparken. Kaynak: Cryptobriefing Mincu kardeşler ve Lucian Todea ekibi, blockchain ölçeklenebilirliği ile ilgili sorunları ele almak için Elrond ağını geliştirdi. Amaçları, mevcut blockchain platformlarından daha iyi, birlikte çalışabilir ve yüksek düzeyde ölçeklenebilir bir platform oluşturmaktı. Genel olarak MultiversX ekibi, Intel, Microsoft, ITNT ve Soft32 gibi çeşitli teknoloji şirketlerinden mühendisler, tasarımcılar ve araştırmacılardan oluşmakta.Kurucu ekip, MultiversX'i Metaverse, DeFi ve Web3 odaklı uygulamalara hitap eden ve yüksek ölçeklenebilir blokzincir sunmak için tasarladı. Özellikle hız ve güvenlik sunan bir blockchain platformu olarak inşa etti. Vizyonları, daha önce de bahsettiğimiz blockchain zorluklarına bir çözüm sunmak ve "internet ölçeğinde" bir blockchain oluşturmaktı. Bu vizyona ulaşmak için Adaptive State Sharding ve Secure Proof of Stake (SPoS) gibi yenilikçi teknolojilerden faydalandılar. Platformun büyüme stratejisi, kullanıcı dostu Maiar uygulaması gibi araçlar ve DeFi, NFT desteği, çeşitli projeler ve ortaklıklarla ekosistem inşasına odaklanmak oldu. EGLD tokenı, ağ içinde erişim, kullanım, güvenlik ve büyüme için temel bileşenlerden oldu. Ayrıca staking teşvikleri ağın güvenliğini sağlamada önemli bir rol oynadı. Buna ek olarak ekip, eGold'u basitlik ve küresel benimseme için tasarladığını söylüyor. Genel olarak MultiversX'in yeni nesil uygulamalar için dağıtık bir blockchain olarak konumlandırılması hedefleniyor.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, MultiversX (yani Elrond) hakkında sıkça sorulan bazı sorular ve cevaplarını bulabilirsiniz:Elrond ağı nedir, nasıl çalışır?: Elrond, yüksek hız ve düşük maliyetli işlemler için geliştirilen bir Layer 1 blockchain ağıdır. Adaptive State Sharding ve Secure Proof of Stake (SPoS) teknolojileri sayesinde saniyede 15.000’e kadar işlem gerçekleştirebilir.EGLD coin ne işe yarar?: EGLD (eGold), Elrond ağının yerel token’ıdır. İşlem ücretlerini ödemede, staking yapmada, ağ güvenliğine katkıda bulunmada ve yönetişimde oy kullanmada kullanılır.Elrond’un diğer Layer 1 ağlardan farkı nedir?: Elrond, Adaptive State Sharding ile ağını dinamik şekilde parçalara ayırarak yüksek ölçeklenebilirlik sunar. SPoS sayesinde hem hızlı hem de enerji verimli çalışır. Bu kombinasyon, projeyi teknik açıdan öne çıkarır.Elrond staking nasıl yapılır?: EGLD token’ları, cüzdan (örneğin MultiversX Wallet/eski Maiar) üzerinden doğrulayıcı düğümlere stake edilerek kilitlenebilir. Karşılığında kullanıcılar pasif gelir olarak stake ödülleri kazanır.Kurucu ekip kimlerden oluşuyor?: Elrond, Romanya merkezli bir ekip tarafından kuruldu. Kurucuları Beniamin Mincu, Lucian Mincu ve Lucian Todea’dır. Ekip, geçmişte büyük teknoloji firmalarında görev almış deneyimli mühendis ve girişimcilerden oluşur. Elrond ve Web3 altyapılarına dair daha fazla içerik için JR Kripto Rehber serimizi takipte kalın.

Almanya’nın en büyük finans kuruluşu Sparkassen-Finanzgruppe, yıllar süren temkinli yaklaşımının ardından kripto paralara kapılarını açıyor. Bloomberg’in haberine göre banka, 2026 yazına kadar bireysel müşterilerine Bitcoin ve Ethereum gibi kripto paraları alıp satma imkânı tanıyacak bir hizmet başlatmaya hazırlanıyor.Sparkassen-Finanzgruppe’dan Bitcoin ve ETH hamlesiAlmanya’nın en büyük finans grubu olan Sparkassen-Finanzgruppe, 2026 yazına kadar bireysel müşterilere yönelik kripto para alım-satım hizmeti başlatmayı planlıyor. Bloomberg'in haberine göre bu karar, bankanın yıllar süren temkinli duruşunu terk ederek kripto varlık sektörüne giriş yaptığına işaret ediyor.Sparkassen, yaklaşık 50 milyon müşteriye hizmet veriyor ve bugüne dek kripto para hizmetlerinden uzak durmayı tercih etmişti. 2015 yılında kripto işlemlerine tamamen yasak getiren banka, uzun süre boyunca Bitcoin ve diğer kripto paralara karşı “aşırı spekülatif” olduğu gerekçesiyle mesafeli durdu. Ancak değişen regülasyonlar ve artan kullanıcı talebi, grubun bu stratejisini yeniden gözden geçirmesine neden oldu.Yeni dönemde Sparkassen, kripto hizmetlerini grup bünyesindeki Dekabank aracılığıyla yönetecek. Halihazırda kripto piyasasında aktif olan Dekabank, Sparkassen mobil uygulaması üzerinden kullanıcıların Bitcoin (BTC) ve Ethereum (ETH) gibi kripto paraları kolayca alıp satmasına olanak sağlayacak.MiCA etkisiBu hizmetin, Avrupa Birliği’nin Aralık 2023’te yürürlüğe giren MiCA (Markets in Crypto-Assets) regülasyonları sayesinde mümkün hale geldiği belirtiliyor. MiCA, AB genelinde kripto işletmeleri için ortak bir yasal çerçeve sunarak, bankalar gibi geleneksel kurumların bu alana girişini kolaylaştırdı.Ancak Sparkassen-Finanzgruppe, yeni hizmete temkinli yaklaşıyor. DSGV (Alman Tasarruf Bankaları Birliği) tarafından yapılan açıklamada, kripto paraların hâlâ yüksek riskli olduğu ve bu hizmet için herhangi bir pazarlama kampanyası yürütülmeyeceği vurgulandı. Bunun yerine kullanıcılar, yatırım öncesi olası kayıplar ve riskler hakkında kapsamlı şekilde bilgilendirilecek.Sparkassen’in bu stratejik hamlesi, Almanya’daki genel bankacılık eğilimi ile paralel geldi. DZ Bank, 2024 yılında Boerse Stuttgart Digital ile iş birliğine giderek 700 kooperatif bankayı kapsayacak şekilde bir kripto saklama ve işlem hizmeti pilotu başlattı. Ayrıca Landesbank Baden-Württemberg, 2024 Nisan ayında Bitpanda ile birlikte kurumsal müşterilere yönelik kripto saklama hizmetlerini duyurdu.Uzmanlar, Sparkassen’in bu adımını “ana akım benimseme için büyük bir eşik” olarak değerlendiriyor. ERA Labs CEO’su Filipp Bolotov, Sparkassen gibi dev kurumların kriptoya yönelmesinin sektörün güvenilirliğini artıracağını savunurken, Master Ventures’tan Kyle Chasse bu gelişmeyi “bankaların sonunda kriptonun evrimine yetişmeye çalışması” olarak yorumladı.

Web3 dünyası her geçen gün daha da büyüyor ve içinde yeni projeler yerini almaya devam ediyor. Bu projelerden biri de Virtual, dijital kimlik, sosyal ağlar ve metaverse üzerine kurulu bir platform. Eğer "Virtual nedir?" veya “Virtual coin nedir?” diye soruyorsanız, aslında basitçe şunu söyleyebiliriz: Virtual, kullanıcıların dijital kimliklerini oluşturup, blockchain teknolojisiyle güvenli bir şekilde saklayarak metaverse ve sosyal medya dünyasında etkileşime girebilecekleri bir Web3 protokolü. Kulağa heyecan verici geliyor, değil mi? Proje, dijital kimliklerinizi kontrol etmenizi sağlarken aynı zamanda yapay zekâ ajanlarıyla da etkileşimde bulunabileceğiniz bir alan yaratıyor. Bu rehberde, Virtual’ın ne sunduğunu, nasıl çalıştığını ve neden bu kadar ilgi gördüğünü detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.Virtual’ın Tanımı ve Ortaya ÇıkışıVirtual (VIRTUAL), dijital kimlik, sosyal ağ ve metaverse odaklı bir Web3 protokolü olarak tanımlanabilir. Temelde kullanıcıların yapay zekâ destekli ajanlar (AI agents) geliştirmesine, sahiplenmesine ve bunlardan gelir elde etmesine imkân tanıyan merkeziyetsiz bir platform. Virtuals Protocol adıyla da bilinen bu proje, 2024 yılında Ethereum ağının Layer-2 çözümü olan Base üzerinde hayata geçirildi. Bu sayede platformdaki tüm etkileşimler ve içerikler blockchain üzerinde şeffaf biçimde kaydediliyor ve kullanıcılar verileri üzerinde tam sahiplik kuruyor. Yani, Virtual projesi merkeziyetsiz sosyal ağ altyapısı sunarak Web2 dünyasındaki geleneksel sosyal platformların yerine, kullanıcıların kontrolüne dayalı bir Web3 sosyal medya projesi ve deneyimi hedefliyor. Ayrıca protokol, yapay zekâ ajanlarını oyunlar, Virtual metaverse ortamları ve sosyal medya uygulamaları gibi farklı platformlara entegre edilebilir dijital karakterler olarak konumlandırıyor. Virtual Protocol'ün çalışma sistemi. Kaynak: Virtual Protocol whitepaper. Virtual projesi, Web3 tabanlı bir sosyal etkileşim altyapısı kurma vizyonuyla ortaya çıktı. Protokolün tanımı, kullanıcıların verilerini merkezi sunucular yerine blockchain üzerinde depolayabildiği, kendi dijital kimlik ve içerikleri üzerinde tam denetime sahip olduğu yeni nesil bir sosyal platform olarak yapılabilir. Bu platformda geleneksel sosyal ağ unsurları, yapay zekâ teknolojileriyle birleşerek daha zengin bir etkileşim deneyimi sunar. Virtual, 2023 yılında yayınlanan teknik dokümanlar (whitepaper) ve topluluk duyurularıyla kendini tanıttı, çekirdek bir kripto topluluğu oluşturdu. Ardından 2024 yılında platformun ilk sürümü ve VIRTUAL token resmen hayata geçirildi. Virtual blockchain olarak Base blockchainini tercih etti. Özellikle, başlangıçtan itibaren merkeziyetsiz veri saklama ve sahiplik modeli ile dikkat çekti. Projenin mimarisinde, kullanıcıların ve yapay zekâ ajanlarının ürettiği tüm içerik ve katkılar Immutable Contribution Vault (ICV) adı verilen özel bir on-chain (zincir üstü) depoda arşivlenmekte. Bu sayede geçmiş etkileşimlerin tamamı değiştirilemez biçimde kayıt altına alınır ve veri sahipliği kullanıcıda kalır.Virtual protokolü, teknik açıdan yenilikçi bir üç katmanlı mimariye sahip. Birinci katmanda ICV adı verilen akıllı kontrat cüzdanı, ikinci katmanda her bir Virtual ajanının ERC-6551 standardında NFT tabanlı bir hesap olarak tanımlanması, üçüncü katmanda ise ajanların bilişsel, görsel ve ses gibi çekirdek yeteneklerini sağlayan modüller bulunur. Bu yapı, her bir yapay zekâ ajanına kendi dijital kimliğini kazandırır ve ajanların ürettiği içerik ile kazançları izlenebilir hale gelir. Virtual’ın ortaya çıkış felsefesi, “kullanıcıların gücünü Web2’den Web3’e taşımak” şeklinde özetlenebilir. Proje ekibi, geleneksel merkezî platformlar yerine kullanıcıların ortak olduğu ve yönettiği bir ekosistem inşa etmeyi amaçlıyor. Bu vizyon doğrultusunda, AI ve blockchain teknolojilerini bir araya getirerek herkesin teknik bilgiye ihtiyaç duymadan kendi yapay zekâ destekli kripto varlıklarını oluşturabileceği bir ortam yaratıldı. Virtual protokolünde yeni bir ajan oluşturmak için kodlama bilmeye gerek olmaması, tokenizasyon sayesinde bu ajanların ortak mülkiyete açılabilmesi ve elde edilen gelirlerin şeffaf şekilde paylaşılması, projenin kilit özellikleri olarak sayılabilir.Platform içinde VIRTUAL, bir yandan etkileşim ve işlem ücreti görevi görürken (ajanlarla etkileşime girerken harcanır), diğer yandan ödüllendirme aracı olarak kullanılır. Örneğin, Virtuals Protocol kullanıcıları sosyal medyada proje hakkında yaptıkları paylaşımlar veya katkılar için puanlarla ödüllendirilmekteler. Kullanıcılar, X (Twitter) hesaplarını Virtuals hesabına bağlayarak yaptıkları gönderiler üzerinden puan kazanabilirler. Bu puanlar, topluluk katılımını teşvik eden bir sosyal DeFi mekanizması ve gelecekte token airdrop’ları gibi ödüllere dönüşebileceğine dair işaretler var. Ayrıca VIRTUAL token sahipleri, tokenlarını kilitleyerek veVIRTUAL adı verilen oy hakkı token’larına dönüştürebilirler. Bu sayede hem günlük katkı puanları kazanır, hem de platform yönetiminde söz sahibi olurlar. Örnek bir Virtuals AI Agent'inin (Degent) cüzdanı. Kaynak: App.Virtuals Virtual’ın Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıVirtual projesinin gelişimi, kripto dünyasının son dönemdeki en ilgi çekici başarı hikâyelerinden birini karşımıza çıkarıyor. İşte Virtual Protocol’ün tarihçesindeki önemli dönüm noktaları:2023: Projenin konsept tasarımı ve hazırlıkları bu yıl içinde şekillendi. Virtuals ekibi teknik incelemelerini (whitepaper) toplulukla paylaşarak ilk kez ortaya çıktı. 2023 boyunca bir erken topluluk oluşturma ve projeyi tanıtma süreci yürütüldü. Bu dönemde proje, kendisini bir AI ve blockchain birleşimi sosyal platform olarak konumlandırarak kripto meraklılarının gündemine girdi. Aralık 2023’e gelindiğinde, Virtual projesi kendi ekonomi modeline geçiş için eski tokenları geri alıp yeni VIRTUAL token dağıtımı gibi adımlar atmaya başladı (PIP-10 planı) – bu süreç topluluğun onayıyla gerçekleştirildiğine dair duyurular yapıldı.Ekim 2024: Virtuals Protocol’ün resmi lansmanı gerçekleşti. Platform, 16 Ekim 2024’te Base ağında kullanıma açıldı ve aynı gün VIRTUAL token da piyasaya sürüldü. Başlangıç fiyatı yaklaşık 0.10 dolar olan VIRTUAL coin, hızla benimsenerek değer kazanmaya başladı. 2024’ün son çeyreğinde VIRTUAL token bir dizi önde gelen kripto borsasında listelendi. Örneğin, Bybit ve Binance gibi büyük borsalarda VIRTUAL işlemleri açıldı. Özellikle Aralık 2024’te Binance, VIRTUAL için vadeli işlem sözleşmelerini başlatarak projeye önemli bir likidite ve görünürlük sağladı. Bu gelişmeler sayesinde proje sadece birkaç ay içinde geniş kitlelere ulaştı.Aralık 2024: Virtuals Protocol, piyasa değeri olarak 1 milyar doları aşarak “unicorn” statüsüne erişti. 2024 yılının sonunda platform üzerindeki AI ajanları ve bunların tokenları kripto ekosisteminde trend haline geldi. Örneğin, Kasım 2024’te piyasaya çıkan AIXBT adlı yapay zekâ ajan tokenı, sosyal medyadaki kripto tartışmalarını analiz edip piyasa içgörüleri sunan deneysel bir proje olarak 168 milyon dolar gibi yüksek bir piyasa değerine ulaştı. Bu ajan tokenın eğlenceli dijital avatarı (mor renkli bir Pepe kurbağa görseli) sayesinde Virtuals topluluğu içinde bir meme coin kültürü de oluştu. Virtuals Protocol, ciddi AI inovasyonunu internet meme kültürüyle harmanlayarak geniş bir kullanıcı kitlesini kendine çekmeyi başardı.2025 ve ilerisi: 2025 yılı itibarıyla Virtual projesi, temel hedefleri doğrultusunda evrimini sürdürüyor. Protokolün geliştirme yol haritasında, metaverse iş birlikleri ve dijital kimlik entegrasyonları önemli bir yer tutuyor. Virtuals ekibi, yapay zekâ ajanlarının popüler metaverse platformlarına avatar olarak entegre olması ve farklı dijital kimlik protokolleriyle uyumlu çalışması için girişimlere başladı. Örneğin, Virtual ajanlarının oyunlarda, sanal dünyalarda ve diğer uygulamalarda “plug-and-play” API’lar ile kolayca kullanılabilmesi hedefleniyor. Bunun yanı sıra, 2025 yılında proje yönetiminin kademeli olarak topluluğa devredilmesi süreci hız kazandı. DAO yapısına geçiş kapsamında VIRTUAL token sahiplerine oy hakkı tanıyan yönetişim modülleri aktif edildi (veVIRTUAL staking sistemi). Topluluk üyeleri, bu sayede protokolün geleceğine dair önerileri oylamaya ve proje kararlarında söz sahibi olmaya başladılar. 2025 ve sonrasında Virtual projesi, tamamen topluluk odaklı bir ekosistem olma yolunda ilerlerken, aynı zamanda “otonom medya ajansı” ve “otonom hedge fonu” gibi çoklu yapay zekâ ajanlarından oluşan gelişmiş kullanım senaryolarını hayata geçirmeyi planlıyor. VIRTUAL staking ekranı. Kaynak: Virtuals Protocol Virtual Neden Değerli?Virtual (VIRTUAL) projesinin değerini özgün kılan çeşitli unsurlar var. Hem teknik altyapısı hem de sunduğu kullanıcı deneyimi açısından Virtual, mevcut platformlara kıyasla birçok avantaj sunmakta:Kullanıcı Odaklı Web3 Sosyal Medya Altyapısı: Virtual, geleneksel sosyal ağların aksine, kullanıcıların kontrolü ele aldığı merkeziyetsiz bir sosyal platform sunar. Platformda üretilen içerik ve veriler tek bir şirkete değil, içeriği oluşturan kullanıcıya ait olur. Bu sayede merkeziyetsiz sosyal ağ anlayışı hayata geçirilir ve kullanıcılar kendi verilerinin sahibi olur. Özellikle Web2’de büyük platformların kullanıcı verilerini tekelleştirmesine karşılık, Virtual protokolü veri sahipliğini blockchain ile kullanıcılara geri vermeyi hedefler.Dijital Kimlik ve Avatar Entegrasyonu: Virtual protokolünde her kullanıcı ve her yapay zekâ ajanı, birer dijital kimlik unsuru olarak temsil edilir. Örneğin, platform üzerindeki AI ajanları aslında belirli kişilik özelliklerine sahip dijital karakterlerdir ve bunlar oyunlar, metaverse dünyaları, sosyal medya ve web sitelerinde entegre şekilde kullanılabilir. Bu durum, Virtual’ı bir dijital kimlik protokolü haline getirir. Böylece kullanıcılar kendi AI avatarlarını veya dijital asistanlarını yaratıp farklı ortamlarda temsil edebilirler. Aynı zamanda kullanıcılar Web3 kimliklerini güçlendirmek için cüzdanlarını ve sosyal hesaplarını entegre edebilir, böylece internet üzerindeki varlıklarını tek bir merkezi otoriteye bağlı kalmadan yönetebilirler. Merkeziyetsiz Veri Saklama: Virtual, teknik altyapısındaki ICV (Immutable Contribution Vault) sayesinde tüm katkıları ve işlemleri kalıcı olarak kayıt altına alır. Bu değiştirilemez kayıt defteri, platformdaki içerik üreticilerinin, yapay zekâ ajan geliştiricilerinin ve diğer katkıda bulunanların emeğinin takip edilebilmesini sağlar. Örneğin bir AI ajana yeni bir yetenek veya veri kümesi ekleyen bir geliştiricinin katkısı, ICV’de saklanır ve daha sonra gelirin adil paylaşımı veya kredi verilmesi gerektiğinde bu kayıtlara başvurulabilir. Böylece Virtual ekosistemi, şeffaf ve adil bir katkı modeline sahiptir. Bu mimari aynı zamanda platformun ölçeklenebilirliğini ve güvenliğini de artırır, çünkü içerikler dağıtık bir defterde tutulur ve sansüre karşı dirençlidir.VIRTUAL Token’in Ödüllendirme ve Yönetişimdeki Rolü: Virtual ekosisteminde yerel token olan VIRTUAL, hem kullanıcı teşvikleri hem de yönetişim açısından kritik bir değere sahiptir. Platform, sosyal etkileşimi finansal teşviklerle buluşturarak bir tür sosyal DeFi deneyimi sunar. Örneğin, içerik üreten veya proje hakkında sosyal medyada paylaşım yapan kullanıcılar puanlarla ve potansiyel olarak token ödülleriyle desteklenir. Bu, aktif katılımı ödüllendiren ve ekosistemin büyümesine katkı sağlayan bir modeldir. Diğer yandan VIRTUAL token, proje yönetiminde de önemli bir araçtır. Token sahipleri, ellerindeki varlıkları kilitleyerek oy hakkı elde eder ve protokolün geleceğine dair kararlarda doğrudan söz sahibi olur. Böylece Virtual, yönetişim tokenı vasfıyla kullanıcılarına adeta platformun hissedarlarıymış gibi davranma imkânı verir. Bu durum, projenin uzun vadede sürdürülebilir ve topluluk tarafından benimsenen bir hale gelmesini sağlar.Avatar ve Metaverse Entegrasyonları: Virtual projesi, çağımızın yükselen trendi metaverse ile de yakından ilişkilidir. Platformda oluşturulan AI ajanları, birer avatar veya dijital asistan olarak çeşitli sanal dünyalara entegre edilebilir. Örneğin, bir Virtual ajanını bir oyunda NPC (non-player character) olarak kullanmak veya bir sanal toplantıda moderatör olarak görevlendirmek mümkündür. Hali hazırda bazı Virtual ajanlarının TikTok, Roblox, Sandbox gibi uygulamalara API’ler üzerinden bağlanabildiği ve içerik üretebildiği belirtilmektedir. Bu şekilde, Virtual protokolü yalnızca bir sosyal ağ değil, aynı zamanda farklı platformlar arasında köprü kuran bir metaverse altyapısı gibi çalışır. Kullanıcılar, tek bir dijital kimlikle birden fazla sanal dünyada varlık gösterebilir, gelir elde edebilir veya etkileşim kurabilirler. Bu da projeye büyük bir potansiyel değer katar; zira gelecekte internet kullanıcılarının tek bir evren yerine çoklu metaverse ortamlarında gezineceği düşünüldüğünde, Virtual’ın sağladığı birlikte çalışabilir kimlik ve varlık modeli son derece kıymetli olacaktır.Virtual’ın Kurucusu Kim?Virtuals Protocol'ün arkasındaki ekip, başlangıçta biraz gizli bir duruş sergiledi. Ekip üyelerinin isimlerinden ziyade, proje odaklı bir iletişim tarzı benimseyip, başarılarını topluluk desteğiyle açıklamayı tercih ettiler. Aslında, Virtuals'in resmi belgelerinde ekip üyelerinin isimlerinden çok, hangi alanlarda katkı sağladıkları ve ne tür deneyimlere sahip oldukları anlatılmış. Mesela, çekirdek katkıcılardan bazılarının yazılım mühendisliği, yapay zekâ araştırmaları gibi alanlarda çalıştıkları, hatta bazıları Imperial College London gibi prestijli okullardan mezun olmuş. Ama bir yandan da, Virtuals Protocol’ün kurucuları olarak Jansen Teng ve Wee Kee Tiew’in adı geçiyor. Bu ikisi, 2021’de projeyi başlatmış ve geçmişte Boston Consulting Group gibi büyük firmalarda danışmanlık yapmışlar. Jansen Teng'in yapay zekâ ve biyoteknoloji alanında deneyimi, Wee Kee Tiew’in ise fintech ve özel sermaye alanlarında yetkinliği bulunuyor. Yani, bu iki isim, projenin temellerini atarken yapay zekâ ve blockchain arasındaki fırsatları fark ederek işleri ciddiye almışlar.Ancak Virtual projesinin yönetim felsefesi, geleneksel projelerden farklı. Burada amaç, sadece ekipten değil, DAO (Merkeziyetsiz Otonom Organizasyon) ilkesine dayalı bir yapıyı benimsemek. Yani, başlangıçta projeyi kuran ekip olsa da, uzun vadede kontrol tamamen topluluğa bırakılacak. VIRTUAL token dağılımına bakıldığında, toplam arzın %35’inin ekosistem hazinesine ayrıldığı ve bu hazinenin bir DAO çoklu imza cüzdanı tarafından yönetileceği görülüyor. Yani, ekip temelleri sağlam attıktan sonra karar alma süreçlerini yavaşça topluluğa devretmeyi planlıyor. Bu, Virtual’ın Web2’den Web3’e geçiş vizyonuyla tamamen uyumlu: Kullanıcılar yalnızca içerik tüketicisi değil, aynı zamanda platformun gelişimine yön veren paydaşlar olacak.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, VIRTUAL hakkında sıkça sorulan sorular ve cevaplarını bulabilirsiniz:Virtual (VIRTUAL) coin nedir?Virtual coin, Ethereum Layer-2 ağı Base üzerinde çalışan Virtuals Protocol’ün yerel kripto para birimidir. Kısaltması VIRTUAL olan bu token, platformun yönetişim ve hizmet tokenı olarak kullanılır. Virtual coin, kullanıcıların yapay zekâ ajanları oluşturup işletmesinden, platform üzerindeki işlemlere ve oy verme gibi yönetişim süreçlerine kadar pek çok alanda temel para birimi rolünü üstlenir. Toplam arzı 1 milyar adettir ve en büyük kripto borsalarının bazılarında listelenmiştir (ör. Binance, Bybit). Virtual coin’in değeri, platformun büyümesine ve ekosistemdeki ajan tokenlarının talebine paralel olarak oluşur.Virtual token ne işe yarar?VIRTUAL token, Virtuals Protocol ekosisteminde çok yönlü bir işleve sahiptir. İlk olarak, platform içi işlemlerin para birimidir. Kullanıcılar ajan tokenlarını alıp satarken veya yeni bir yapay zekâ ajanı başlatırken VIRTUAL kullanırlar. Örneğin, bir kullanıcı yeni bir AI ajanı başlatmak istediğinde belirli miktarda VIRTUAL token’ı kilitleyerek o ajanın likidite havuzunu oluşturur ve ajan için bir token çıkartır. İkinci olarak, VIRTUAL token ödüllendirme ve teşvik mekanizmalarının merkezindedir. Platform, aktif katılımcılarına (içerik üretenler, sosyal medyada katkı yapanlar, vs.) puanlar ve ödüller dağıtırken VIRTUAL ekonomisini kullanır; gelecekteki airdrop’lar ve dağıtımlar için de bu token temel alınıyor. Üçüncü olarak, VIRTUAL bir yönetişim tokenıdır. Token sahipleri, varlıklarını belirli süre kilitleyerek oy hakkı (veVIRTUAL) elde edebilir ve platformda önerilen değişiklikler veya yenilikler üzerinde oy kullanabilirler. Kısaca VIRTUAL token; işlemler, ödüller ve yönetim olmak üzere üç ana amaç için kullanılmaktadır. VIRTUAL token dağılımı Virtuals Protocol nasıl çalışır?Virtuals Protocol’ün çalışma mantığı, kullanıcıların herhangi bir teknik engel olmadan yapay zekâ ajanları oluşturup bunları kolektif bir şekilde işletmesine dayanır. Platformda “Initial Agent Offering (IAO)” adı verilen bir süreç bulunur; bu süreç yeni bir AI ajanı ve onun tokenını başlatmanın yoludur. Bir kullanıcı, hayalindeki ajanı tanımlayıp yaratmak için platform arayüzünü kullanır. Bu ajan örneğin bir sohbet botu, bir oyun karakteri veya finansal bir asistan olabilir. Ajan yaratılırken kullanıcı bir miktar VIRTUAL token kilitleyerek o ajanın tokeni için likidite havuzu oluşturur. Ardından ajana özgü token (örneğin ajanınızın ismi Alice ise ALICE token gibi) piyasaya çıkar ve diğer kullanıcılar da bu tokenı alarak ajanın ortak sahipleri haline gelebilir. Ajan devreye girdikten sonra, platform üzerindeki G.A.M.E. (Generative Autonomous Multimodal Entities) adlı yapay zekâ çerçevesi sayesinde kendi kendine öğrenme, plan yapma ve görev yürütme yeteneklerine kavuşur. Ajan, entegre edildiği ortamlarda (örneğin bir oyunda veya sosyal medya platformunda) kullanıcılara hizmet sunarak veya görev yerine getirerek gelir elde edebilir. Elde edilen bu gelir, akıllı sözleşmeler aracılığıyla otomatik olarak kayıt altına alınır ve ajan tokenı sahipleri arasında paylaştırılır. Örneğin, bir Virtual ajanı bir oyun içinde ücretli görevler yapıp gelir sağlıyorsa, bu gelir o ajanın token sahiplerine dağıtılır. Tüm bu süreçler blockchain üzerinde ve önceden programlanmış kurallarla yönetildiği için şeffaf ve güvenilirdir. Virtual dijital kimlik nedir?Virtual projesinde dijital kimlik, kullanıcıların ve yapay zekâ ajanlarının blockchain üzerinde tanımlanmış kimliklerini ifade eder. Bu, birkaç farklı biçimde gerçekleşir: Birincisi, Virtuals Protocol’e katılan her kullanıcı bir kripto cüzdanı veya e-posta ile platformda bir profil oluşturur. Bu profil, kullanıcının Web3 kimliğinin bir parçasıdır ve dilerse merkeziyetsiz kimlik standartlarıyla (Decentralized ID) uyumlu hale gelebilir. İkincisi ve daha özgün olarak, her bir AI ajanı bir dijital kimlik öğesidir. Virtual protokolünde ajanlar ERC-6551 standardını kullanan NFT’ler olarak tanımlanır. Bu sayede her ajanın kendine ait bir “hesabı” ve varlığı olur; başka bir deyişle, ajanın dijital kimliği o NFT tarafından temsil edilir. Örneğin, platformda oluşturduğunuz avatar görünümlü bir AI ajanı, NFT kimliği sayesinde hem Virtual ekosisteminde tanınır hem de başka platformlara taşınabilir. Üçüncü olarak, Virtual dijital kimlik kavramı sosyal medya entegrasyonlarıyla pekişir: Kullanıcılar Twitter (X) gibi Web2 hesaplarını Virtual profiline bağlayabilir ve böylece zincir üzerinde doğrulanmış bir sosyal kimlik elde edebilir. Bu entegrasyon, Web2 ve Web3 kimliklerinin birleşimini simgeler. Örneğin, X hesabınızı bağladığınızda, attığınız tweet’lerin belirli etiketlerle puan kazandırması veya profilinizin yanında doğrulanmış bir rozet görünmesi mümkün olur. Neticede Virtual, kullanıcıların gerçek kimlik verilerini ifşa etmeden, blockchain tabanlı bir profil ve temsil oluşturmasına imkân tanıyan bir dijital kimlik protokolü kurmuştur. Bu dijital kimlikler, metaverse ortamlarda avatarlarınız, oyunlarda karakterleriniz veya sosyal platformlardaki AI asistanlarınız olarak karşınıza çıkarak çok yönlü bir kullanım alanı sunar.Virtual coin geleceği nasıl görülüyor?Virtual (VIRTUAL) coin, 2024 sonlarında hızlı bir yükseliş yakalayıp büyük bir piyasa değerine ulaştıktan sonra kripto topluluğunda dikkatleri üzerine çekmiştir. Projenin yenilikçi yapısı (AI + Web3 birleşimi) ve topluluk desteği, birçok uzmana göre VIRTUAL token’ın geleceği için olumlu bir zemin hazırlıyor. Virtuals Protocol üzerinde her yeni başlatılan yapay zekâ ajanı, VIRTUAL token talebini artırdığı için ekosistem büyüdükçe coin’in ekonomisi de güçlenebilir. Ayrıca projenin 2025 ve sonrasında metaverse entegrasyonları, gerçek dünya uygulamaları ve DAO yönetimine tam geçiş gibi hedefleri, uzun vadede VIRTUAL coin’e olan ilgiyi canlı tutabilir. Bununla birlikte, kripto para piyasalarının volatil doğası gereği, geleceğe yönelik kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Yatırımcı duyarlılığı, rekabet ortamı ve genel piyasa koşulları VIRTUAL’ın değerini etkileyecektir. Önemli olan, Virtual projesinin sağlam bir topluluk ve kullanım alanı oluşturma konusundaki başarısıdır. Eğer platform daha fazla kullanıcı çekmeye ve gerçek kullanım senaryoları yaratmaya devam ederse, Virtual coin’in geleceği de paralel şekilde parlak olabilir. Ancak her kripto varlıkta olduğu gibi, Virtual coin’de de riskler mevcuttur ve potansiyel yatırımcıların kendi araştırmalarını yapmaları önerilir. Web3 dünyasında dijital kimlik ve merkeziyetsiz sosyal medya altyapısına öncülük eden Virtual hakkında daha fazla bilgi için JR Kripto Rehber serimizi takip edin.

Kripto alanında en son gelişme ABD eski Başkanı Donald Trump’ın oğulları Eric Trump ve Donald Trump Jr.’ın kurucuları arasında yer aldığı American Bitcoin şirketinden geldi. Kripto madenciliği ve Bitcoin birikimi odaklı faaliyet yürüten şirket, özel bir sermaye artırımı yoluyla 220 milyon dolar topladı. Söz konusu sermaye artışı, şirketin çoğunluk hissesine sahip olan Hut 8 Corp tarafından ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) yapılan resmi bildirimle doğrulandı.American Bitcoin, fon topladıFonlama kapsamında yaklaşık 11 milyon hisse özel yatırımcılara satılırken, bu hisselerin 10 milyon dolarlık kısmı doğrudan Bitcoin ile satın alındı. Bu da American Bitcoin’in yalnızca madencilikle değil, stratejik BTC rezerv biriktirme hedefiyle de aktif olarak faaliyet yürüttüğünü ortaya koyuyor. Yapılan bildirimde, elde edilen gelirlerin Bitcoin ve madencilik ekipmanı alımı gibi stratejik hedefler doğrultusunda kullanılacağı ifade edildi. Bitcoin ile yapılan alımlarda birim başına ortalama 104 bin dolarlık bir değer biçildi. American Bitcoin’in kasasında hâlihazırda 215 adet Bitcoin bulunuyor. Bu varlık, şirketin Bitcoin biriktirme stratejisi doğrultusunda gelecekte daha da artabilir. Mart 2024’te faaliyete geçen ve kısa sürede dikkat çeken bu oluşum, yalnızca birkaç ay içinde hem siyasi bağlantıları hem de agresif büyüme planlarıyla adından söz ettirmeyi başardı.Nasdaq’a açılma planı da varŞirketin bir diğer önemli adımı ise borsaya açılma yönünde. American Bitcoin, Nasdaq’ta işlem gören kripto madencilik firması Gryphon Digital Mining ile birleşerek halka açılmayı planlıyor. Yapılacak birleşme hisse takası yoluyla gerçekleşecek ve yeni oluşum “ABTC” kodu ile Nasdaq’ta işlem görecek. Eric Trump’ın birleşme sonrası oluşacak yeni yapının yönetim kurulunda yer alacağı bildirildi.Yeni yapının %98’lik kısmı mevcut American Bitcoin hissedarlarının elinde olacak. Bu da Trump ailesinin projede ciddi bir kontrol gücünü elinde tutacağına işaret ediyor. Hut 8 ise yeni şirketin operasyonel süreçlerini yönetmeye devam edecek.Dubai’de yeni ofisÖte yandan, American Bitcoin’den ayrı olarak, ana şirket Hut 8 de küresel genişleme stratejisi kapsamında Dubai’de yeni bir ofis açma kararı aldı. 23 Haziran'da resmen kaydı yapılan "Hut 8 Investment Ltd." adlı yeni şirket aracılığıyla, firmanın kripto ticareti ve kripto varlık birikimi hedeflerini daha etkili bir şekilde yürütmesi bekleniyor.Hut 8 CEO’su Asher Genoot, Bloomberg’e verdiği demeçte Dubai’deki yapılanmanın şirketin sermaye stratejisini daha verimli hâle getireceğini belirtti. Şirket sözcüsü, Dubai ofisinin Trump ailesiyle bağlantılı American Bitcoin ile doğrudan bir ilişkisi olmadığını vurguladı.

Compound, Ethereum blockchaini (blokzincir) üzerinde çalışan, merkeziyetsiz bir finans (DeFi) protokolüdür. 2017 yılında Robert Leshner ve Geoffrey Hayes tarafından kurulmuş olan Compound, kullanıcılara kripto varlıklarını faiz getirisi elde etmek için ödünç verme veya teminat göstererek kripto para borç alma imkânı sunar. Geleneksel bankaların aksine arada aracı bir kurum olmadan, akıllı sözleşmeler üzerinden otomatik çalışan bu protokol, kredi puanı gibi değerlere bakmaksızın tamamen teminat odaklı bir sistem kullanır. Böylece herkes, uygun teminat karşılığında blockchain üzerinde hızlı ve güvenilir bir şekilde borç alabilir veya varlıklarını borç vererek faiz kazanabilir. Compound’un yerel kripto para birimi COMP coin, protokolün yönetiminde (yönetişiminde) kullanılan bir token’dır ve bu yönetişim sistemi sayesinde platformun kontrolü kullanıcı topluluğuna dağıtılmıştır. Gelin, kripto para alanında oldukça önemli bir yere sahip olan bu projeye yakından bakalım…Compound’un Tanımı ve Ortaya ÇıkışıCompound, basit ifadeyle merkeziyetsiz bir kredi protokolü. Yani herhangi bir aracı kurum olmadan, kullanıcıların kripto para varlıklarını ödünç verebildiği ve başkalarının bu varlıkları teminat karşılığı ödünç alabildiği bir dijital piyasa. Bu protokol, Ethereum ağı üzerinde akıllı sözleşmelerle çalışır ve geliştirici odaklı bir proje olarak hayata geçti. Compound Labs isimli şirket tarafından geliştirilen protokol ilk kez 2018 yılında Ethereum üzerinde başlatıldı ve o günden bu yana sürekli büyüyüp gelişerek DeFi ekosisteminin önemli bir parçası haline geldi. Compound protokolü, piyasadaki arz-talep koşullarını algılayan algoritmik faiz oranı modeli ile öne çıkar. Zira bu model sayesinde Compound faiz sistemi ile faiz oranları, havuzlardaki likiditeye göre otomatik olarak ayarlanır ve dengelenir. Compound'da işlem sayfası. Kaynak: Medium/Calvin Liu Compound’un kurucuları Robert Leshner ve Geoffrey Hayes, 2017’de bu projeyi hayata geçirmek için bir araya geldi. Robert Leshner bir Chartered Financial Analyst (CFA) unvanına sahip, eski bir ekonomist ve daha önce iki yazılım şirketi kurmuş deneyimli bir girişimci. Geoffrey Hayes ise yazılım dünyasında tecrübeli bir isim; Ethereum için Exthereum adlı istemci yazılımının geliştiricilerinden olup, kendisi de iki teknoloji girişimi kurmuş ve Postmates şirketinde altyapı ekiplerini yönetmiş bir mühendis. Bu ikili tarafından temelleri atılan Compound protokolü, Ethereum tabanlı akıllı sözleşmeler ile çalıştığından, Ethereum DeFi projeleri arasında yerini aldı ve blockchain teknolojisinin olanaklarını finans dünyasına taşıdı.Compound protokolünün en dikkat çekici yönlerinden biri, faiz oranlarını belirleme şekli. Sistemde faiz oranları herhangi bir merkezi otorite tarafından dayatılmıyor; bunun yerine her bir varlık için arz ve talebe dayalı dinamik bir hesaplama yapılıyor. Her varlığın Compound üzerindeki havuzunda o varlığın ne kadar mevcut olduğuna ve ne kadar talep gördüğüne bağlı olarak faiz sürekli değişir. Örneğin, bir varlığın likiditesi havuzda çok fazlaysa o varlığı borç alan az olacağı için faiz oranı düşük olur; tam tersi, eğer bir varlığın havuzunda az miktarda kaldıysa faiz oranı yükselerek daha fazla kullanıcının o varlığı yatırmasını (borç vermesini) teşvik eder. Bu otomatik faiz dengesi algoritması, Compound’un piyasa şartlarına göre kendi kendini ayarlamasını sağlar ve her an güncel oranlardan faiz kazanılmasına veya ödenmesine imkân tanır. Ödünç alma ve verme süresince bir hesabın bakiyesi, cari endeks kullanılarak bu formüller kullanılarak hesaplanabilir. Kaynak: Compound Finance Compound protokolünün ortaya çıkışı, kripto para sahiplerinin ellerindeki atıl varlıklardan pasif gelir elde etme ihtiyacına bir çözüm olarak görülüyor. 2018’de ilk kez hizmete girdiğinde konsept olarak bir “para piyasası” (money market) uygulaması sundu: Kullanıcılar varlıklarını bu protokole kilitleyip karşılığında faiz kazanabilecek, isteyen de teminat göstererek borç alabilecekti. Ethereum üzerindeki akıllı sözleşmelere dayanması, işlemlerin herhangi bir otoriteye gerek kalmadan, otomatik ve şeffaf şekilde yürütülmesini mümkün kıldı. Bu yenilikçi yaklaşım, Compound’u hızla DeFi alanında popüler bir proje haline getirdi ve benzer pek çok merkeziyetsiz finans uygulamasına da ilham verdi.Compound’un Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıSonuç olarak, Compound, merkeziyetsiz finans (DeFi) dünyasında kredi protokollerinin evrimini şekillendiren öncü projelerden biri olarak öne çıkıyor. Peki, Compound’un gelişim sürecinde öne çıkan belli başlı dönüm noktaları neler?2017 - Kuruluş: Robert Leshner ve Geoffrey Hayes, Compound Labs’ı kurarak Compound protokolünün geliştirilmesine başladı. Projenin amacı Ethereum üzerinde algoritmik faiz oranlarına sahip bir para piyasası oluşturmaktı.27 Eylül 2018 - Platformun Başlatılması: Compound protokolü Ethereum ana ağında resmen kullanıma açıldı. Başlangıçta birkaç Ethereum tabanlı varlık ile çalışmaya başlayan platform, akıllı sözleşmeler aracılığıyla ilk borç verme ve alma işlemlerini bu tarihte gerçekleştirdi.Mayıs 2019 - Compound V2 Güncellemesi: Protokol, V2 sürümüne yükseltilerek önemli iyileştirmeler yapıldı. Bu güncelleme ile daha fazla kripto varlık desteği eklendi, her varlık için ayrı risk parametreleri ve faiz oranı modelleri tanımlandı. Aynı zamanda her varlık piyasası için ayrı akıllı sözleşme ağ geçitleri oluşturuldu. V1 sürümü bu tarihten sonra devre dışı bırakıldı.2020 - COMP Token Lansmanı ve Topluluk Yönetişimi: Mart 2020’de Compound’un yerel token’ı olan COMP Ethereum üzerinde dağıtıma girdi. Haziran 2020’de COMP token’ın da kullanıma başlamasıyla birlikte Compound protokolü topluluk yönetişimine geçti. Yani protokol ayarları ve gelişimiyle ilgili kararlar, COMP sahiplerinin oylarıyla alınmaya başlandı. COMP token’larının kullanıcıları teşvik için dağıtılması (Liquidity Mining/Yield Farming) da bu dönemde başladı. 15 Haziran 2020 itibarıyla borç veren ve alanlara her Ethereum bloğunda belirli miktarda COMP dağıtılarak kullanıcı katılımı ödüllendirildi ve bu hamle Compound’a DeFi topluluğunda büyük bir ilgi patlaması getirdi. Bu sayede platformda kilitli toplam değer (TVL) hızla arttı.Temmuz 2020 - DeFi’de İlk 5’e Girişi: Compound, COMP dağıtım teşviklerinin de etkisiyle, DeFi ekosistemindeki en büyük protokoller arasına yükseldi. Temmuz 2020 itibarıyla MakerDAO, Compound, Aave, Synthetix ve Curve gibi en büyük 5 DeFi projesi, ekosistemdeki toplam kilitli değerin %78’ini kontrol ediyordu.Haziran 2021 - Compound Treasury’nin Tanıtılması: DeFi dünyasının bireysel kullanıcılar dışındaki oyunculara da hizmet verebilmesi amacıyla Compound Treasury adlı kurumsal ürün duyuruldu. Compound Treasury, kriptoyla doğrudan uğraşmak istemeyen işletme ve finans kurumlarına, Compound protokolünün faiz getirilerine basitleştirilmiş bir yolla erişim imkanı sundu. Bu ürün kapsamında şirketler, doğrudan Compound Labs’in hizmeti aracılığıyla ABD Doları veya USDC stablecoin yatırarak sabit %4 yıllık faiz getirisi elde edebiliyordu. Günlük likidite imkanı ve kriptoyla ilgili karmaşaların (private key yönetimi, kripto-fiat dönüşümü, faiz volatilitesi gibi) gizlendiği bu hizmet, dikkat çekti.2022 - Compound V3 ve Çoklu Ağ Desteği: Ağustos 2022’de topluluk oylamasıyla Compound III protokol güncellemesi Ethereum ana ağında devreye alındı. Compound v3, tek bir temel varlık üzerinden (örneğin USDC) borçlanma modelini tanıtarak risk yönetimini basitleştirdi. Ardından 2023 yılında Compound, Ethereum dışında da hizmet sunmaya başladı; Mart 2023’te Polygon ağında, Mayıs 2023’te Arbitrum’da ve Ağustos 2023’te Base ağında Compound protokolü kullanıma açıldı. Bu sayede farklı blockchain ekosistemlerindeki kullanıcılar da Compound’un borç verme ve alma hizmetlerine erişebilir hale geldi. Bu noktada Compound v2 sürümü kademeli olarak devre dışı bırakılmaya başlandı.Günümüz: Compound, DeFi sektöründe kendini kanıtlamış, milyarlarca dolarlık kripto varlığın kilitli olduğu bir protokol olarak varlığını sürdürüyor. 2020’deki hızlı yükselişinden sonra da sürekli geliştirilen protokol, yazının yazıldığı 2025 yılı itibarıyla hâlâ en büyük merkeziyetsiz borç verme platformlarından biri. Topluluk yönetişimiyle gelişmeye devam eden Compound, DeFi yeniliklerine uyum sağlayarak kullanıcı tabanını korumakta.Compound Neden Değerli?Bu bölümde, Compound’un neden bu kadar değerli görüldüğünü belirleyen temel etkenleri detaylıca inceleyecek; faiz mekanizmalarından yönetişim modeline, güvenlik önlemlerinden kullanıcı deneyimine kadar platformun öne çıkan özelliklerine ışık tutacağız. İşte tüm detaylar…Merkeziyetsiz Faiz Kazanma ve Kredi İmkânı: Birçoğuna göre Compound, elinizdeki kripto paralarla pasif gelir (faiz getirisi) elde etmenin güvenilir yollarından biri. Banka hesabında atıl duran birikimler gibi kripto varlıklarınızı cüzdanınızda tutmak yerine Compound’a yatırarak, otomatik olarak faiz kazanabilirsiniz. Üstelik bu faiz oranları piyasa koşullarına göre belirlendiğinden, geleneksel bankalardaki sabit ve genellikle düşük faizlere kıyasla daha rekabetçi olabilir. Örneğin bankaların yıllık mevduat faizi %0,2 gibi çok düşük seviyelerdeyken, Compound üzerindeki yıllık faiz oranları dönemsel olarak bunun katbekat üstüne çıkabilmiştir. Bu sayede kullanıcılar, aracı olmadan doğrudan protokolden faiz getirisi elde ederek finansal varlıklarını değerlendirebilir.Otomatik ve Şeffaf İşleyiş: Compound’un algoritmik faiz oranı modeli, insan müdahalesi olmadan anlık piyasa verilerine göre faizleri ayarlar. Bu öngörülebilir mekanizma, kullanıcılar için büyük bir avantaj. Faiz oranlarının neye göre değiştiği herkes tarafından denetlenebilir (çünkü akıllı sözleşme kodu açıktır) ve bu da güven yaratır. Merkeziyetsiz yapısı sayesinde herhangi bir kişi veya kurum, faiz oranlarını keyfi olarak değiştiremez; tüm kurallar protokolün kodunda sabittir ve eşit şekilde uygulanır. Ayrıca, işlemler blockchain üzerinde gerçekleştiği için transparan bir kayıt tutulur. Böylece tüm kullanıcılar yatırılan teminatları, borç miktarlarını ve oranları zincir üzerinde izleyebilir.COMP Token ile Yönetişim ve Topluluk Katılımı: Compound protokolü, 2020’den itibaren kademeli olarak topluluk yönetimine geçmiştir. Bunu mümkün kılan şey COMP token. Peki COMP coin nedir? COMP, platformun yönetişim token’ı olarak işlev görür; yani protokolün geleceğine dair kararlar (örn. yeni varlıkların eklenmesi, teminat oranlarının değiştirilmesi, faiz modelinin güncellenmesi gibi) COMP sahiplerinin oylarıyla alınır. Bu durum kullanıcılar açısından büyük bir değer katar çünkü platformun gelişimi kullanıcılarının elindedir. Her COMP coin bir oy hakkını temsil ettiği için büyük yatırımcıdan küçük kullanıcıya kadar herkes sesini duyurabilir. Bu demokratik yönetim modeli, kullanıcılarda platforma karşı bir sahiplenme duygusu ve sadakat yaratır. Ayrıca Compound, kullanıcılarına platformu kullanırken ekstra COMP ödülleri de dağıtarak onları protokolün yönetimine katılmaya teşvik etti (likidite madenciliği programı). Güvenilirlik: Compound, DeFi dünyasında uzun süredir faaliyet gösteren ve kendini kanıtlamış bir protokoldür. 2018’den bu yana çeşitli piyasa döngülerini (boğa ve ayı piyasaları dahil) yaşamış olmasına rağmen akıllı sözleşmeleri kusursuz şekilde çalışmaya devam etmiş, ciddi bir kesinti veya güvenlik açığı yaşanmamıştır. Protokolün arkasındaki akıllı sözleşmeler, önde gelen güvenlik firmaları tarafından denetlendi (audit) ve açık kaynaklı olarak yayınlandığı için dünya genelinde geliştiriciler tarafından incelendi. Compound Labs, güvenlik konusuna önem vererek hata ödül programları uyguladı; beyaz şapkalı hacker’lara olası açıkları bildirmeleri durumunda 150.000 dolara varan ödüller sundu. Bu sayede protokol sürekli gözlem altında tutulmuş ve güvenlik açıklarının büyük ölçüde önüne geçildi. Tüm bu önlemler ve yıllar içinde oluşan güvenilir performans, Compound’a DeFi ekosisteminde saygın bir konum kazandırmıştır. Nitekim Compound protokolü, “DeFi’nin temel taşlarından biri” olarak anılmakta ve yüksek getiri ile derin likidite sunan istikrarlı bir platform olarak görülmekte.Compound nasıl çalışır?Peki, Compound tam olarak nasıl çalışıyor? Compound’un nasıl çalıştığını anlamak için öncelikle sistemin temel işleyiş mantığını kavramak gerekir: Compound, kripto para sahiplerine varlıklarını merkeziyetsiz bir protokol üzerinden faiz karşılığında ödünç verme ya da teminat karşılığında kredi alma imkânı sunar. Bu süreç, tamamen akıllı sözleşmeler aracılığıyla ve herhangi bir aracıya ihtiyaç duyulmadan gerçekleşir. Kullanıcılar, desteklenen kripto varlıkları Compound’a yatırdıklarında bu varlıklar protokolün likidite havuzlarına eklenir ve karşılığında cToken adı verilen temsili token’lar alırlar. Bu cToken’lar, zamanla biriken faizleri de yansıtarak yatırımcıların kazançlarını temsil eder.Faiz oranları ise protokoldeki arz ve talebe göre otomatik olarak belirlenir. Örneğin bir varlık için likidite havuzunda çok fazla para varsa, o varlığın borç alma faizi düşer; talep arttığında ise faiz oranı yükselerek hem yeni yatırımları teşvik eder hem de borç alanları geri ödemeye iter. Bu dinamik faiz yapısı, piyasadaki dengesizlikleri otomatik olarak dengeleyen ve protokolü sürdürülebilir kılan en önemli mekanizmalardan biridir. Varlıklarını protokole yatıranlar bu sayede pasif gelir elde ederken, borç almak isteyenler de ellerindeki başka bir varlığı teminat göstererek krediye ulaşabilir. Compound çalışma mantığı. Örnek: 100 ETH yatırdığınızı ve döviz kurunun 0,2 olduğunu varsayalım. 100/0,2 = 500 cETH alacaksınız. Zaman içinde, diyelim ki 1 ay, döviz kuru artacak ve 0,201'e ulaşacaktır. O anda ETH'ye geri dönmek isterseniz, 500*0,201 = 100,5 ETH almak için cETH'inizi kullanabilirsiniz. Böylece, 0.5 ETH'lik kârınız olur. Kaynak: Coin98 Borç alma işlemi sırasında kullanıcıların dikkat etmesi gereken en kritik konu teminat oranıdır. Compound, “aşırı teminatlandırma” esasına göre çalışır; yani alınan kredinin değeri, yatırılan teminattan düşük olmak zorundadır. Bu sistem, borcun geri ödenmemesi durumunda protokolün teminatı satarak kendini korumasına olanak tanır. Ancak teminat olarak yatırılan kripto paraların fiyatı düşerse ya da borç alınan varlığın değeri yükselirse, kullanıcı likidasyon riskiyle karşı karşıya kalır. Bu durumda protokol otomatik olarak teminatın bir kısmını satarak borcu kapatır. Bu yüzden, borç alanların pozisyonlarını sürekli takip etmeleri ve teminat oranlarını sağlıklı seviyelerde tutmaları gerekir.Compound’un dikkat çeken bir diğer yönü ise COMP token ile yönetişim modelidir. COMP sahipleri, platformun geleceğine dair alınan kararlarda oy kullanabilir. Örneğin faiz oranı modelleri, yeni teminat türlerinin eklenmesi ya da mevcut parametrelerin güncellenmesi gibi konular, topluluk oylamasıyla belirlenir. Bu sayede Compound, yalnızca teknik olarak değil, yönetimsel anlamda da merkeziyetsizlik ilkesine uygun olarak çalışır. COMP token aynı zamanda likidite madenciliği yoluyla kullanıcılara ödül olarak dağıtılarak, topluluk katılımı da teşvik edilir. Compound token dağılımı Compound’un Kurucusu Kimdir?Peki, Compound kurucusu kim? Bu noktada Robert Leshner öne çıkıyor. Robert Leshner kimdir? Robert Leshner, 2017 yılında Compound Labs’ı kurarak Compound protokolünü hayata geçiren kişi olarak tanınıyor. Leshner, finans ve teknoloji kesişiminde deneyimli bir isim: Chartered Financial Analyst (CFA) unvanına sahip olması ve bir dönem ekonomist olarak çalışmış olması finansal piyasalara dair derin bir bilgi birikimi olduğunu gösteriyor. Teknoloji tarafında ise Leshner, Compound’dan önce iki farklı yazılım girişimini kurmuş bir girişimci olarak tecrübe kazandı. San Francisco merkezli Compound Labs şirketini kurduktan sonra Leshner, Ethereum’un akıllı sözleşme yeteneklerini kullanarak merkeziyetsiz bir kredi piyasası yaratma vizyonunu ekibiyle birlikte gerçeğe dönüştürdü. DeFi alanında öncü isimlerden biri olan Robert Leshner, Compound protokolünün başarısıyla birlikte sektörde tanınmış ve saygı duyulan bir figür haline geldi. Hatta Leshner, DeFi hareketinin erken dönem liderlerinden biri olarak gösteriliyor ve bazı çevrelerce “DeFi’ın yaratıcılarından” biri olarak anılıyor. Robert Leshner. Kaynak: Fortune Geoffrey Hayes’in rolü nedir? Geoffrey Hayes, Compound’un diğer kurucu ortağı ve teknik mimar. Hayes, Compound Labs bünyesinde CTO (Chief Technology Officer) görevini üstlendi ve protokolün teknik geliştirmelerini yönetti. Yazılım mühendisliği kökenli olan Geoffrey Hayes, Ethereum dünyasında da tanınan bir geliştirici; Ethereum için alternatif bir istemci yazılım olan Exthereum’un en büyük katılımcılarından biri. Ayrıca Hayes, Compound’u kurmadan önce iki startup şirketin teknik kurucu ortağı olarak girişimcilik deneyimine sahip ve Postmates gibi büyük bir teknoloji şirketinde altyapı ekiplerini yöneterek ölçekli sistemler kurma tecrübesi edindi. Compound protokolünün akıllı sözleşme altyapısı, güvenlik mekanizmaları ve ölçeklenebilirlik çözümleri Hayes’in liderliğindeki ekip tarafından oluşturuldu. Bu sayede Compound, ilk günden itibaren sağlam bir teknik temel üzerine inşa edildi.Robert Leshner ve Geoffrey Hayes tarafından kurulan Compound Labs’ın DeFi ve kripto para alanındaki rolü, aslında oldukça büyük. Zira bu platform sadece Compound protokolünü geliştirmekle kalmadı, aynı zamanda DeFi ekosisteminin büyümesine de katkı sağladı. Compound Labs ekibi, protokolü 2020 yılında topluluğa devrederek tam anlamıyla merkeziyetsiz bir yönetime geçişi mümkün kıldı. Hatta 2020’nin “DeFi Summer” yani “DeFi yazı” olarak anılmasının en büyük sebeplerinden biri, Compound devrimi. Ayrıca Compound Labs, 2021’de duyurduğu Compound Treasury gibi yenilikçi ürünlerle DeFi hizmetlerinin kurumsal benimsenmesini artırmaya çalıştı. Sonuç olarak bu ikilinin vizyonu, kripto paralarda kredi verme (borç verme) ve borç alma kavramlarını geleneksel finansın tekelinden çıkarıp blockchain üzerine taşıdı.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, Compound hakkında sıkça sorulan bazı sorular ve cevaplarını bulabilirsiniz:Compound nedir ve nasıl çalışır?: Compound, Ethereum üzerinde çalışan bir merkeziyetsiz finans (DeFi) kredi protokolüdür. Kullanıcıların kripto paralarını platforma yatırarak faiz kazanmasına veya teminat göstererek kripto para kredisi almasına imkan tanır. Arada banka gibi bir aracı olmadığı için işlemler akıllı sözleşmelerce otomatik gerçekleştirilir. Compound’un çalışma mantığında, yatırılan varlıklar ortak havuzlarda toplanır ve buradan kredi çekmek isteyenlere dağıtılır. Faiz oranları, sistemdeki arz ve talebe göre gerçek zamanlı olarak belirlenir – likidite fazlaysa faiz düşer, talep fazlaysa faiz yükselir. Böylece Compound, sürekli denge halinde, kullanıcıların güvenle borç alıp verebildiği bir piyasa yaratır.COMP token ne işe yarar?: COMP token, Compound protokolünün yönetiminde kullanılan bir kripto para birimidir. COMP sahipleri, platformla ilgili önerileri oylama ve protokol kurallarını değiştirme yetkisine sahiptir. Örneğin yeni bir varlığın desteklenmesi, teminat oranlarının güncellenmesi gibi kararlar COMP topluluğunun oylarıyla alınır. Her COMP token bir oy hakkını temsil eder. Ayrıca Compound’un ilk topluluk teşvik programı kapsamında, platformu kullananlara bir ödül olarak COMP token dağıtılmıştır. Yani Compound’da borç alıp verenler bir dönem ekstra COMP kazanarak yönetişime katılmaya teşvik edilmişlerdir. Özetle COMP, kullanıcıları platforma bağlayan bir yönetişim ve ödül token’ıdır.Compound üzerinden nasıl faiz kazanılır?: Compound’da faiz kazanmak için öncelikle desteklenen kripto varlıklardan birini platforma yatırmanız gerekir. Bu işlemi yaptığınızda protokol size yatırdığınız miktarı temsil eden cToken’lar verir ve anında faiz kazanmaya başlarsınız. Kazandığınız faiz, yatırdığınız varlığın cinsinden ve anlık yıllık faiz oranına göre hesaplanır; getiri her blokta bileşik şekilde bakiyenize eklenir. Örneğin 1000 USDC yatırdığınızda ve yıllık faiz %2 ise, yıl sonunda yaklaşık 1020 USDC karşılığı bir değere ulaşmış olursunuz (faiz oranı yıl boyunca sabit kalırsa). Faiz oranları piyasa koşullarına göre sürekli değişebileceği için APY (yıllık getiri) değeri de dalgalanır, ancak siz varlıklarınızı çekene kadar kazandığınız tüm faiz ana paranıza eklenmiş olur. Compound, kriptoyla pasif gelir elde etmenin popüler yollarından biridir ve istediğiniz zaman anapara ile birlikte birikmiş faizi çekebilme esnekliği sunar.Compound’da kredi almak güvenli mi?: Compound, sektörde güvenilirliği yüksek olarak kabul edilen bir DeFi protokolüdür. Akıllı sözleşmeleri defalarca denetlenmiş (audit’lerden geçmiş) ve platform yıllardır büyük bir açık vermeden çalışmıştır. Bu açıdan teknik olarak güvenli olduğu söylenebilir. Compound kredi alma süreci de sistemik açıdan güvenlidir; çünkü her kredi işlemi fazla teminatla desteklenir ve gerektiğinde otomatik likidasyon mekanizması devreye girer, böylece borç verenlerin parası korunmuş olur. Ancak bireysel kullanıcı için “güvenli” kavramı, teminatınızı iyi yönetip yönetmediğinize bağlıdır. Eğer teminat olarak yatırdığınız varlığın değeri aniden düşerse ve borcunuz teminatı aşarsa pozisyonunuz likide edilip teminatınızı kaybedebilirsiniz. Bu yüzden Compound’da kredi alırken likidasyon riskine karşı dikkatli olmalısınız.Compound’un yönetişim sistemi nasıl işler?: Compound’un yönetişim sistemi tamamen COMP token sahipleri tarafından yürütülür. Platformla ilgili bir değişiklik veya güncelleme önerisi (proposal) ortaya çıktığında, bu öneri ilk olarak yeterli COMP desteği alırsa resmi oylamaya sunulur. Oylama akıllı sözleşmeler üzerinde gerçekleşir ve genellikle 3 gün sürer. Bu süre zarfında COMP token sahipleri “evet” veya “hayır” oylarını kullanırlar. Belirlenen çoğunluk eşiği aşılır ve “evet” oyları baskın çıkarsa teklif kabul edilir. Teklifin içeriği protokol parametrelerini değiştiren bir kod parçası olduğundan, oylama sonunda akıllı sözleşme otomatik olarak protokolü günceller (genellikle kabul edilen tekliflerin uygulanması için 2 günlük bir bekleme süresi bulunur, acil durumlar hariç). Bu süreçte Compound geliştirici ekibi veya kurucular doğrudan müdahil olmaz; tüm kararlar topluluk tarafından alınır ve uygulanır. Elbette kullanıcılar forumlar ve sosyal medya üzerinden teklifleri tartışır, artı ve eksilerini değerlendirir. Yönetişim sisteminin amacı, Compound’un merkeziyetsiz ve tarafsız kalmasını sağlamak, protokolün tüm paydaşlarının çıkarlarını gözeten kolektif bir yönetim modeli oluşturmaktır. Kısaca, Compound’da yönetişim COMP token’ların oy gücüyle işler ve bu da platformun geleceğini kullanıcıların eline bırakır.DeFi dünyasında pasif gelir ve merkeziyetsiz finansın işleyişini anlamak için JR Kripto Rehber serimize göz atın.

Theta Network (THETA), merkeziyetsiz bir video dağıtım ağı olarak tasarlanmış, blockchain tabanlı bir projedir. Amacı, video akışı (streaming) endüstrisindeki yüksek maliyet, düşük kalite ve merkezileşme sorunlarını gidermektir. Kullanıcıların atıl internet bant genişliği ve bilgisayar kaynaklarını paylaşmasını teşvik ederek içerik dağıtımını iyileştirir. Bu sayede Theta, bir Web3 medya altyapısı olarak, içerik dağıtım ağlarına (CDN’lere) alternatif video akış blockchain çözümü sunmaktadır. İşte Theta’nın ne olduğuna, tarihçesine, neden önemli ve değerli olduğuna ve kurucularına dair detaylı bir rehber...Theta’nın Tanımı ve Ortaya ÇıkışıTheta Network, eşler arası (P2P) paylaşım modeliyle çalışan, merkeziyetsiz bir video akış ve dağıtım platformudur. “Theta nedir?” sorusunu kısaca yanıtlamak gerekirse: Theta, kullanıcıların video izlerken aynı zamanda videoyu başkalarına ileterek (relay ederek) bant genişliği paylaşmasını sağlayan ve karşılığında ödül kazanmalarını mümkün kılan bir blockchain ağıdır. 2019 yılında kendi ana ağı (mainnet) piyasaya sürülen Theta, video streaming sektörüne merkeziyetsiz bir yaklaşım getirmeyi hedefler. Bu proje ilk olarak Theta Labs adıyla 2017’de ortaya çıkmıştır; Theta Labs’ın kurucuları Mitch Liu ve Jieyi Long, 2017 sonunda yayınladıkları teknik doküman (whitepaper) ile “merkeziyetsiz video dağıtım ağı” vizyonunu duyurmuşlardır. Theta Labs projesi, başlangıçta e-spor odaklı bir yayın platformu olan SLIVER.tv’nin deneyimlerinden doğmuştur ve merkezi altyapının kısıtları nedeniyle blockchain tabanlı bir çözüm geliştirme fikri bu şekilde filizlenmiştir.Theta’nın yenilikçi modeli, içerik izleyicilerini de ağın bir parçası haline getirir. Geleneksel video platformlarında ağ trafiğini yalnızca içerik dağıtım şirketleri yönetirken Theta’da kullanıcılar fazla bant genişliklerini ve işlemci güçlerini ağa sunarak video verisini diğer izleyicilere iletir, bu katkıları karşılığında TFUEL token’larıyla ödüllendirilir. Böylece Theta, izleyicilerin hem içerik tüketicisi hem de dağıtımcı olduğu bir “paylaşım ekonomisi” yaratır. Bu yaklaşım, ağdaki düğümlerin (node) çokluğu sayesinde video akışının kalitesini artırırken platformun işletme maliyetlerini düşürür. Son kullanıcılar video izlerken token kazanabildiği için ağa katılım teşvik edilmiş olur. Theta’nın kurucusu kimdir diye bakacak olursak; projenin ardındaki isimler Mitch Liu (Theta Labs CEO’su) ve Jieyi Long (CTO) olup, Theta ağı bu iki girişimcinin liderliğinde ve katkılarıyla hayata geçti (Kurucu ekibe yazının ilerleyen bölümlerinde detaylı değineceğiz).Theta’nın Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıTheta projesi, ortaya çıkışından bu yana hem teknik gelişmeler hem de iş birlikleri açısından birçok önemli dönüm noktasından geçti. Aşağıda kronolojik olarak Theta Network’ün tarihçesindeki kilit olayları bulabilirsiniz:2017: Theta Labs’ın kuruluşu ve whitepaper - Mitch Liu ve Jieyi Long öncülüğünde Theta Labs kuruldu. 2017 yılının sonlarında Theta Network’ün teknik raporu (whitepaper) yayınlanarak projenin temel vizyonu duyuruldu. Bu raporda, merkeziyetsiz video dağıtım ağı fikri ve kullanıcıların bant genişliği paylaşarak ödül kazanacağı model detaylandırıldı. Ayrıca Theta projesi bu dönemde YouTube kurucularından Steve Chen gibi danışmanların da dikkatini çekti ve destek buldu. Böylece Theta ne zaman çıktı? soruları yanıt buldu.2019: Ana Ağ (Mainnet) Lansmanı - Theta Network’ün kendi blockchain ağı, 15 Mart 2019 tarihinde resmi olarak başlatıldı. Bu lansmanla birlikte Theta, Ethereum üzerindeki ERC-20 token’ından kendi ana ağına geçiş yaptı. THETA token artık Theta’nın yerel (native) token’ı haline gelirken, "Theta coin nedir?" sorularının cevabı oldu. Aynı anda ikinci bir token olan Theta Fuel (TFUEL) da oluşturuldu. THETA, ana ağda yönetişim ve staking (pay alma) amaçlı kullanılırken, TFUEL işlem ücretleri ve ağdaki ödüller için kullanılacak şekilde tasarlandı (ilk yaratılışta 5 milyar TFUEL üretildi). Mainnet 1.0’ın lansmanı, Theta’nın merkeziyetsiz video dağıtım altyapısını hayata geçirmedeki ilk somut adımdı.2020: Guardian Node’lar ve TFUEL Kullanımı (Mainnet 2.0) - Mayıs 2020’de Theta Mainnet 2.0 sürümüne güncellendi. Bu güncellemeyle Guardian Node adı verilen topluluk düğümleri devreye alındı ve Theta ağı iki katmanlı bir konsensüs mekanizmasına geçti. Artık büyük şirketler veya kuruluşlar tarafından işletilen Validator Node’lar ilk blokları üretirken, en az 1,000 THETA stake eden bireysel Guardian Node’lar bu blokları doğrulayarak ağ güvenliğini sağlamaya başladı. Bu sayede Theta’nın blok zinciri, hem yüksek işlem kapasitesine ulaştı hem de binlerce topluluk düğümünün katılımıyla oldukça merkeziyetsiz bir yapıya kavuştu. TFUEL token nedir? sorusu da bu aşamada pratik bir karşılık buldu: Guardian Node ve Edge Node’lar (ağın uç noktaları) üzerinden video verisini aktaran kullanıcılar, yaptıkları katkı oranında TFUEL kazanarak Theta içindeki ekonomik model çalışmaya başladı. 2020 yılı ayrıca Google ile önemli bir ortaklığın başlangıcına sahne oldu; Google Cloud, Theta ağının kurumsal doğrulayıcılarından biri oldu ve altyapı desteği sağladı. Benzer şekilde Samsung gibi sektör liderleri de Theta’ya stratejik yatırım yapmaya ve ağ düğümleri çalıştırmaya bu dönemde başladılar. Guardian, Edge node'ları ve validatörlerden oluşan ağ. Kaynak: Theta whitepaper 2021: NFT Pazaryeri ve Yeni Ortaklıklar - Theta, Mart 2021’de Mainnet 3.0 güncellemesini gerçekleştirerek akıllı sözleşme desteğini ve Elite Edge Node konseptini getirdi. Elite Edge Node’lar, kullanıcıların TFUEL stake ederek standart edge node’larını yükselttiği ve ek ödüller kazandığı bir model sunarak ağın dağıtık video altyapısını güçlendirdi. 2021 yılı, aynı zamanda Theta ekosisteminin NFT alanına giriş yaptığı dönemdir. Theta Labs, ThetaDrop adında kendi NFT pazaryerini başlattı ve ilk olarak World Poker Tour (WPT) gibi içerik ortaklarının dijital koleksiyonlarını kullanıcılarla buluşturdu. Yıl içerisinde popüler sanatçı Katy Perry gibi isimlerin ThetaDrop üzerinden NFT koleksiyonları çıkaracağı duyuruldu, bu da Theta’nın sadece video dağıtımı değil, dijital sanat ve eğlence alanında da konumunu güçlendirdi. Kurumsal iş birlikleri açısından da 2021 önemliydi: Örneğin, Sony’nin Avrupa AR-GE birimi Theta’nın kurumsal doğrulayıcı konseyine katıldı. Sony Europe, Theta ağında kendi doğrulayıcı düğümünü çalıştırarak Google ve Samsung gibi halihazırda ağda bulunan devlerin yanına katıldı. Bu şekilde Theta’nın yönetim konseyinde dünya çapında teknoloji ve medya şirketleri yer almaya başladı. ThetaDrop ekranı. 2022 – 2023: Metachain ve Ekosistemin Büyümesi - Theta, 2022 yılında ölçeklenebilirliği artırmak amacıyla Theta Metachain konseptini duyurdu ve Aralık 2022’de Mainnet 4.0 ile Metachain’i hayata geçirdi. Metachain, Theta ana zincirine bağlı özelleşmiş alt zincirlerin çalışmasına imkân tanıyarak, video akışı, NFT, metaverse ve benzeri farklı kullanım durumları için paralel blockchain’ler oluşturulmasını sağladı. Bu teknik gelişme, Theta’nın gelecekte çok daha fazla işlemi çok daha hızlı gerçekleştirebilecek bir Web3 altyapı haline gelmesinin önünü açtı. 2022 ve 2023 yıllarında Theta ağı, mevcut ortaklıklarını derinleştirip yenilerini ekleyerek büyümesini sürdürdü. Özellikle medya ve eğlence sektöründe Lionsgate, MGM gibi içerik sağlayıcılarla ve American Idol gibi popüler programlarla iş birlikleri kuruldu. Theta Metachain mimarisi. Kaynak: Theta whitepaper'ı Samsung’un yeni nesil akıllı televizyonlarında Theta teknolojisinin entegre edilebileceğine dair adımlar atıldı. 2023 sonrası Theta Network, binlerce küresel node’dan oluşan geniş edge network’ü, kurumsal düzeyde ortakları ve gelişmiş özellikleriyle merkeziyetsiz video dağıtımında öncü platformlardan biri haline geldi. Theta Edge Node ekranı. Kaynak: Theta Docs 2024-2025: 2022’nin sonlarında tanıtılan Theta Metachain altyapısı, 2024 ve sonrasında Theta’nın ölçeklenebilirliğini ciddi şekilde artıran bir yapı haline geldi. Bu mimari, her biri farklı projelere ayrılmış paralel zincirlerin çalışmasına olanak tanıyor. Ayrıca 2024 sonlarında Theta Labs, yapay zeka (AI) projeleriyle daha fazla entegrasyon adımı attı. 2025 itibariyle Theta Edgecloud isimli bir AI entegrasyonu merakla bekleniyor.Theta Neden Değerli?Theta’nın değerini ve önemini, ayrıca "Theta ne işe yarar?" sorularının cevabını anlamak için, çözmeyi hedeflediği soruna ve getirdiği yeniliklere bakmak gerekiyor. Geleneksel video yayın platformlarında, içerik dağıtımı yüksek bant genişliği gerektirir ve genellikle merkezi sunucular/CDN’ler üzerinden gerçekleşir. Bu yapı, özellikle dünya geneline hitap eden yüksek çözünürlüklü (örn. 4K, 8K) veya VR yayınlarda “last mile” (son mil) adı verilen kullanıcıya ulaşmadaki tıkanıklık sorununu doğurur. Theta video dağıtımı ise bu soruna merkeziyetsiz bant genişliği paylaşımı ile çözüm sunar: Ağ üzerindeki binlerce edge node, videoları popüler olduğu bölgelerde önbelleğe alır ve yakın izleyicilere ulaştırır. Sonuç olarak içerik platformları, pahalı veri merkezi yatırımlarına daha az ihtiyaç duyar; izleyiciler ise daha akıcı ve yüksek kaliteli yayın deneyimi elde eder. Theta protokolü, izleyicinin yayını uzak bir sunucudan almak yerine mahalledeki bir diğer izleyiciden almasının mümkün olabileceğini göstererek, internet trafiğini akıllı ve dağıtık bir şekilde optimize eder. Bu yönüyle Theta, web3 medya altyapısı kavramının somut bir örneğidir ve geleneksel CDN sağlayıcılarına token teşvikli merkeziyetsiz bir alternatif oluşturur.Teknik açıdan Theta’yı özel kılan unsurlardan biri de çift token’lı (dual-token) ekonomi modeli ve çok katmanlı blockchain mimarisi. Peki, THETA ve TFUEL farkı nedir? Bu iki token, Theta ekosisteminde farklı rollere sahiptir ve birlikte ağın sürekliliğini sağlar. THETA, toplam sayısı 1 milyarla sınırlı olan ve yönetişim ile staking (madencilik benzeri, token kilitleyerek ağ güvenliğine katılma) amacıyla kullanılan tokendir. THETA token sahipleri, ağın yönetiminde söz sahibidir ve büyük doğrulayıcı node’ları (örn. Google, Samsung gibi) çalıştırmak veya topluluk Guardian Node’larına katılmak için THETA’larını stake ederler. TFUEL ise Theta zincirinin işlem ve operasyon token’ıdır. TFUEL, video akışı veri paylaşımı yapan düğümlere ödül olarak verilen, ayrıca akıllı sözleşme işlemlerinin, NFT basımının ve genel işlem ücretlerinin ödendiği “yakıt” token konumundadır. Özetle, THETA ağı güvence altına alıp yönetimde söz hakkı verirken, TFUEL ağı çalıştıran, mikro ödemeleri ve içerik paylaşım ödüllerini mümkün kılan token’dır. Bu ayrım, Theta’yı çift token modeliyle Ethereum’un ETH/GAS konseptine benzer bir yapıda konumlandırır; ancak Theta’da bu roller iki farklı token tarafından üstlenilir. Böylece içerik paylaşan kullanıcılar ödüllerini değeri daha sabit tutulan TFUEL ile alırken, sistemin kontrolü ve değeri THETA token etrafında şekillenir. Theta Network’ün bir diğer değer önerisi de arkasındaki kurumsal entegrasyon ve iş birlikleri. Ağın yönetişim konseyinde Google, Samsung, Sony gibi teknoloji devlerinin yer alması, Theta’ya hem güvenilirlik kazandırdı hem de gerçek dünya uygulamaları için kapıları araladı. Örneğin, Google’ın bulut altyapısını Theta.tv platformuna entegre etmesi, ağın ölçeklenebilirliği ve performansı için kritik bir destektir. Samsung ile ortaklıklar ise Theta teknolojisinin gelecekte akıllı televizyonlar ve mobil cihazlar gibi tüketici elektroniğine entegre edilebileceğinin sinyalini vermektedir. Nitekim Theta Labs’ın Samsung ile yaptığı iş birlikleri, Theta uygulamasının Samsung Galaxy telefonlarda veya Smart TV’lerde ön yüklü gelmesi gibi olanakları araştırmıştır. Bu tür bir cihaz seviyesi entegrasyon, Theta’nın benimsenmesini katlayarak artırabilecek bir gelişme olarak görülmekte. Ayrıca Theta’nın medya ve eğlence sektöründe de önemli ortakları var: Hollywood stüdyoları (Lionsgate, MGM), ünlü sanatçılar (Katy Perry) ve popüler programlar (American Idol) Theta ağı üzerinde NFT ve dijital koleksiyon projeleri yürütmekte.Theta’nın Kurucusu Kim?Theta Network’ün ardındaki ekip, teknoloji ve girişimcilik alanında deneyimli isimlerden oluşmakta. Theta kurucusu kim? sorusunun cevabı iki kişiyi işaret ediyor: Mitch Liu ve Jieyi Long. Bu iki kurucu ortak, birbirini tamamlayan yetenek ve vizyonlarıyla Theta Labs’ı hayata geçirmiştir.Mitch Liu: Mitch Liu kimdir? Theta Labs’ın CEO’su ve kurucu ortağı olan Mitch Liu, teknoloji ve oyun sektöründe köklü bir geçmişe sahiptir. 2010 yılında mobil oyun alanında öne çıkan Gameview Studios’un kurucularından biri olan Liu, özellikle “Tap Fish” adlı oyunun yakaladığı başarıyla tanınır. Gameview Studios kısa sürede milyonlarca kullanıcıya ulaşmış ve Japon oyun devi DeNA tarafından satın alınmıştır. Mitch Liu, oyun sektöründeki ilk girişiminden önce 2007’de Tapjoy adlı mobil reklam ve uygulama içi ödeme şirketinin de kurucuları arasında yer almıştır. Eğitimini MIT Bilgisayar Mühendisliği (Lisans) ve Stanford MBA programlarında tamamlayan Liu, Silikon Vadisi’nde çeşitli girişimlere mentorluk ve melek yatırımcılık yapmıştır. Aynı zamanda MIT’de oyun ve VR odaklı bir hızlandırma programı olan Play Labs’de mentor olarak görev almış, blockchain ve oyun kesişimindeki yenilikleri desteklemiştir. Mitch Liu’nun e-spor ve video akışı alanına yönelimi, 2015 yılında kurucusu olduğu SLIVER.tv platformuyla devam etmiştir. SLIVER.tv, VR (sanal gerçeklik) teknolojisiyle e-spor turnuvalarını 360° video olarak yayınlayan öncü bir girişimdir. Theta Network fikri de aslında SLIVER.tv’nin yaşadığı bant genişliği ve dağıtım sorunlarına blockchain tabanlı bir çözüm arayışıyla doğmuştur. Mitch Liu, Theta’da kullanıcıların da kazanacağı paylaşım modelini öngörerek projenin iş vizyonunu şekillendirmiştir. Jieyi Long ve Mitch Liu Jieyi Long: Theta Labs’ın diğer kurucu ortağı ve CTO’su (Chief Technology Officer) olan Jieyi Long, ağın teknik mimarisinin arkasındaki lider isimdir. Akademik olarak Pekin Üniversitesi’nde mikroelektronik alanında lisans, Northwestern University’de bilgisayar mühendisliği alanında doktora yapmış olan Long, yüksek başarımalı dağıtık sistemler ve algoritmalar konusunda uzmanlaşmıştır. Jieyi Long, sanal gerçeklik (VR), oyun ve büyük ölçekli dağıtık sistemler konularında yıllarca çalışmış; bu alanlarda birçok patent sahibi olmuştur. Özellikle 360° VR video akışı ve blockchain tabanlı veri dağıtımı konularındaki patentleri, Theta Network’ün temelini oluşturan yenilikler. Long’un girişimci tarafı da güçlüdür: Theta’dan önce, Mitch Liu ile birlikte SLIVER.tv’nin kurucu ortağı olarak e-spor VR yayıncılığını geliştirdiler. Ayrıca Long, geçmişte MadSkill Gaming Studios isminde, mobil platformlar için gerçek zamanlı çok oyunculu oyun motoru geliştiren bir şirketin de kurucuları arasındadır. Theta Network’ün teknik vizyonu (yani merkezî bir sunucuya ihtiyaç duymadan, akıllı sözleşmelerle desteklenen küresel bir veri yayını altyapısı kurmak) büyük ölçüde Long’un yenilikçi yaklaşımı sayesinde gerçeğe dönüştü. Long, blockchain teknolojisini video akışıyla birleştiren Theta protokolünün mimarı olarak görülmekte.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, Theta hakkında sıkça sorulan bazı sorular ve cevaplarını bulabilirsiniz:Theta nedir ve hangi sorunu çözer?: Theta Network, blockchain teknolojisini kullanarak kurulmuş merkeziyetsiz bir video akış platformudur. Geleneksel video streaming servislerinde içerik, sınırlı sayıdaki merkezi sunucu ve veri merkezleri üzerinden iletilir. Theta ise izleyiciler arasında peer-to-peer (eşten eşe) veri paylaşımını teşvik ederek bu modelde devrim yapar. İzleyiciler izledikleri videoyu aynı zamanda çevrelerindeki diğer kullanıcılara aktarır ve karşılığında token ödülleri alır. Bu sayede Theta, yüksek bant genişliği ihtiyacı (özellikle son kullanıcıya yakın kısımda, “last mile” sorunu) ve yüksek CDN maliyeti gibi problemleri çözüp, daha ucuz ve kaliteli bir içerik dağıtımı sunar.THETA ve TFUEL farkı nedir?: THETA ve TFUEL, Theta Network’ün iki yerel kripto para birimidir ancak farklı işlevlere sahiptir. THETA, ağın yönetişim (governance) token’ıdır; toplam arzı 1 milyar ile sabittir ve doğrulayıcı/guardian node olmak için THETA token stake etmek gerekir. THETA sahipleri, ağ yönetimine katılır ve önemli protokol değişikliklerinde oy hakkına sahiptir. TFUEL ise Theta’nın operasyonel token’ı olup işlem ücretlerinin ödenmesi ve video dağıtımına katkı sağlayanlara ödül verilmesi amacıyla kullanılır. Özetle, THETA ağı güvence altına almak ve yönetmek için kullanılırken, TFUEL ağ içi ekonomi (ödüller, ödemeler) için kullanılır. Bu iki token birlikte Theta ekosisteminin dengeli çalışmasını sağlar; örneğin izleyiciler TFUEL kazanırken, büyük pay sahipleri THETA’larını kilitleyerek ağın güvenliğini sağlarlar.Theta nasıl çalışır ve kimin kontrolünde?: Theta Network, çok katmanlı bir node yapısı ve özgün bir konsensüs mekanizması ile çalışır. Ağın kontrolü tek bir merkezde değildir; aksine Validator Node ve Guardian Node katmanlarından oluşan dağıtık bir yapı vardır. Büyük kurumlar ve şirketler (örneğin Google, Samsung, Sony gibi) veya büyük THETA sahipleri Validator Node olarak blok üretirler. Topluluk üyeleri ise daha düşük eşikle Guardian Node olarak bu blokları doğrular ve konsensüsü sağlar. Bu çok seviyeli BFT (Byzantine Fault Tolerance) konsensüs mekanizması, binlerce katılımcının güvenli şekilde ortak karar almasını mümkün kılar. Sonuçta Theta ağında karar alma ve blok üretme süreci, birkaç büyük şirket ile geniş topluluk node’larının iş birliğiyle yürütülür. Hiçbir tek birim tüm ağı kontrol edemez; ağ yönetimi THETA token sahiplerinin oy hakkı ve katılımıyla, doğrulayıcı konseyin (Google, Samsung, Sony vb. üyelerin) koordinasyonunda gerçekleşir. Bu yapı sayesinde Theta hem kurumsal düzeyde desteklenir hem de topluluk tarafından güvence altına alınır.Theta ile video akışı nasıl merkeziyetsizleşir?: Theta, video akışını merkeziyetsiz hale getirmek için Edge Node adı verilen uç (edge) node’lardan yararlanır. Bu edge node’lar, bireysel kullanıcıların bilgisayarları, telefonları veya akıllı televizyonları olabilir. Bir kullanıcı Theta destekli bir yayın izlerken cihazı, videonun parçalarını aynı yayını izleyen yakınlardaki diğer kullanıcılara da gönderir. Böylece merkezi bir sunucuya ihtiyaç duymadan, izleyiciler arasında bir mesh ağ oluşur ve video içeriği bir nevi “kullanıcıdan kullanıcıya CDN” modeliyle dağıtılır. Theta protokolü, hangi kullanıcının kime veri göndereceğini, kimin ne kadar paylaştığını ve ne kadar TFUEL ödülü alacağını otomatik olarak yönetir. Ayrıca 2021’de gelen Elite Edge Node sistemiyle, kullanıcılar TFUEL stake ederek sürekli açık kalan, daha kararlı uç sunucular haline gelebilir ve video akışının kesintisiz ve yüksek kaliteli olmasını desteklerler. Theta’nın kurumsal ortakları kimlerdir?: Theta Network, başlangıçtan itibaren önemli kurumsal ortaklar ve yatırımcılar tarafından desteklenmiştir. Google, Samsung ve Sony, Theta’nın en bilinen kurumsal ortakları arasındadır ve bu şirketler Theta’nın Enterprise Validator (Kurumsal Doğrulayıcı) node’larını işletmektedir. Örneğin Google Cloud, hem doğrulayıcı node çalıştırmış hem de Theta’nın altyapısına bulut hizmetleri sağlamıştır. Samsung’un yatırım kolu Samsung NEXT, Theta’ya erken aşamada yatırım yapmış; Samsung ayrıca Theta uygulamasını cihaz ekosistemine entegre etmeyi değerlendirmiştir. Sony Europe, 2021’de Theta’nın yönetim konseyine katılarak Avrupa’daki bir doğrulayıcı node’unu üstlenmiştir. Bunların yanı sıra eğlence ajansı Creative Artists Agency (CAA), blockchain yatırım fonları (Blockchain Ventures, DHVC gibi) ve kripto sektörü oyuncuları (ör. Binance) da Theta’nın kurumsal destekçileri ve ortakları arasında. Web3 medya altyapılarını ve THETA’nın gelecekteki rolünü keşfetmek için JR Kripto Rehber serimize göz atmaya devam edin.

Kripto para sektörünün en büyük ikinci stablecoin ihraççısı olan Circle, geleneksel finans dünyasıyla ilişkilerini derinleştirmek amacıyla dikkat çekici bir adım attı. Şirket, ABD’de ulusal banka lisansı almak için resmi başvurusunu gerçekleştirdi. Reuters tarafından paylaşılan bilgilere göre bu lisans, Circle’a kendi rezerv varlıklarını saklama ve kurumsal müşteriler için kripto varlıkları emanet etme yetkisi tanıyacak.Circle, büyük bir başvuru yaptıDünyanın en büyük ikinci stablecoin şirketi olan Circle, geleneksel finans sistemine entegrasyon yolunda bir adım daha attı. Reuters'ın haberine göre şirket, ABD'de ulusal bir banka lisansı almak için resmi başvuruda bulundu. Bu hamle, Circle’ın bu ay içinde gerçekleştirdiği başarılı halka arz sürecinin hemen ardından geldi.Circle Internet Group, borsada "CRCL" sembolüyle işlem görmeye başladığı 5 Haziran’daki halka arzında büyük bir ilgiyle karşılaştı. Hisse başı fiyat 31 dolar olarak belirlenirken, işlem gördüğü ilk gün %167 oranında artış gösterdi. Halka arz, 25 kat fazla talep alarak son yılların en dikkat çeken IPO’larından biri olarak kayıtlara geçti. Şirketin hisse değeri şu anda 181 dolar seviyelerinde seyrediyor ve bu da Circle’a 40 milyar doların üzerinde bir piyasa değeri kazandırıyor. Circle’ın başvurduğu ulusal banka lisansı, ABD Para Denetleme Ofisi (OCC) tarafından veriliyor. Eğer onaylanırsa, şirket kendi rezerv varlıklarının saklama hizmetini verebilecek ve kurumsal müşterileri adına kripto varlıkları güvenli biçimde tutabilecek. Ancak lisans, geleneksel bankalarda olduğu gibi nakit mevduat kabul etme ya da kredi verme yetkisi sağlamayacak. OCC bünyesinde faaliyet gösterecek olan yeni birimin adı ise “First National Digital Currency Bank, N.A.” olarak belirlendi.Uzun süredir bir banka statüsü elde etmeye çalışan Circle, daha önce çeşitli iddiaları yalanlayarak ulusal bir tröst lisansı veya endüstriyel banka lisansı için başvuru yapmadığını açıklamıştı. Ancak şimdi attığı bu adım, Circle’ın geleneksel finans dünyasındaki yasal çerçeveye daha da yakınlaşma isteğini gösteriyor.Sonuç olarak, Circle’ın bu hamlesi kurumsal yatırımcılar açısından oldukça kritik bir gelişme. Ancak aynı zamanda regülasyonlar açısından da stratejik bir avantaj yaratabilir. Bernstein analistleri, bu haftanın başında yayınladıkları raporda, Circle'ın çıkardığı USDC stablecoin'inin, GENIUS Act yasası altında en büyük regüle edilmiş stablecoin haline gelmesinin muhtemel olduğunu belirtti. Bu durum, şirkete “regülasyon açısından erken davranma avantajı” sağlayabilir.Circle’ın USDC token’ı şu anda 61,5 milyar dolarlık piyasa değerine sahip ve piyasanın en çok kullanılan ikinci stablecoin’i konumunda.

ABD Başkanı Donald Trump’ın 4 Temmuz Bağımsızlık Günü’ne kadar yasalaştırmayı hedeflediği dev yasa paketi “Big Beautiful Bill” (Büyük Güzel Yasa), Senato’daki yoğun tartışmalar ve ekleme teklifleri nedeniyle gecikmeye başladı. Yasanın bütçe ve vergi düzenlemeleri dışında kripto varlıkları da kapsayan çeşitli maddeleri, Kongre üyeleri arasında görüş ayrılıklarına yol açtı. Bu durum, süreci daha da karmaşık hale getirirken, bazı önemli düzenlemeler şimdiden öne çıkmaya başladı.Kriptoya vergi muafiyeti teklifi: Lummis sahnedeCumhuriyetçi Senatör Cynthia Lummis, yasa tasarısına eklediği bir maddeyle ABD’deki kripto kullanıcılarını ve özellikle madencileri yakından ilgilendiren bir vergi reformu önerdi. Lummis’in teklifine göre, 300 dolar altındaki kripto işlemlerinden ve yıllık toplamı 5000 doları geçmeyen işlemlerden vergi alınmaması hedefleniyor. Bunun yanında airdrop, staking ve madencilik yoluyla elde edilen kripto gelirlerinin de, satılana kadar vergilendirilmemesi öngörülüyor. Senatör Lummis yaptığı açıklamada, “Madenciler ve staker’lar yıllardır iki kez vergilendiriliyor: ilki blok ödülünü aldıklarında, ikincisi ise satış anında. Bu adaletsizliğe son vermeliyiz” ifadelerini kullandı. Ayrıca önerge, kripto borç verme anlaşmalarının çoğunun vergiden muaf tutulmasını ve 'wash-sale' (vergi avantajı için satış-alım döngüsü) kurallarının kriptoya uygulanmasını da içeriyor.Bu hamle, Cumhuriyetçiler arasında kripto dostu duruşuyla bilinen Lummis’in uzun süredir yürüttüğü düzenleme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Nitekim Lummis daha önce de sabit coin düzenlemelerini kapsayan GENIUS Act'in hazırlanmasında başrol oynamıştı.Warren’dan sert kripto yasağına retÖte yandan Demokrat Senatör Elizabeth Warren ve Jeff Merkley’nin önderlik ettiği, devlet yetkililerinin ve aile üyelerinin kripto varlık sahibi olmasını veya bu alanda tanıtım yapmasını yasaklayan teklif Senato’da reddedildi. Tasarı, başkan, başkan yardımcısı, Kongre üyeleri gibi birçok kamu görevlisinin yanı sıra eşlerini ve çocuklarını da kapsayacak şekilde genişletilmişti. Hatta, Elon Musk gibi geçici kamu görevlilerini de görevden ayrıldıktan sonraki bir yılı kapsayacak şekilde sınırlandırmayı amaçlıyordu.Lummis, bu öneriye karşı çıkarak, “Etik kaygıları anlıyorum, ancak bu teklif Amerikan inovasyonunu ve rekabet gücünü baltalar” diyerek tasarının kapsamının aşırı olduğunu savundu.Trump’ın 4 Temmuz hedefi tehlikedeYasa teklifi Mayıs ayında Temsilciler Meclisi’nde 215’e karşı 214 gibi kıl payı bir oyla geçmişti. Ancak Senato’da Cumhuriyetçilerin az farkla sahip olduğu çoğunluk, süreci uzatıyor. "Vote-a-rama" adı verilen ve yüzlerce değişiklik teklifinin hızlı oylamalara sunulduğu süreç günlerce devam etti. Şu ana kadar yüzlerce maddeye ilişkin müzakereler gece saatlerine kadar sürdü ve halen bir uzlaşmaya varılmış değil. Bu nedenle tasarının Temsilciler Meclisi'ne zamanında dönerek 4 Temmuz'a kadar yasalaşması olasılığı düşmüş görünüyor.Elon Musk’tan sert tepki: “Yeni parti kurarım”Tasarının getirdiği harcama yetkileri ve muhtemel borç artışı, Tesla CEO’su Elon Musk’ı da harekete geçirdi. Daha önce Trump’ın kampanyasını destekleyen Musk, X (eski Twitter) üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bu delice harcama yasası geçerse, ertesi gün yeni bir parti kurarım” diyerek “America Party” isimli yeni bir siyasi hareketin sinyallerini verdi.Musk, yasanın 10 yıl içinde ABD borcuna 3.3 trilyon dolar yük getireceğini savunarak, “Hükümet harcamalarını azaltma sözü verip de bu yasaya evet diyen her Kongre üyesi utanç duymalı. Onları seçimde devirmek için elimden geleni yapacağım” dedi.

MOODENG, sevimli bir cüce su aygırı (hipopotam) temalı eğlenceli bir kripto para birimi olarak 2024’te ortaya çıktı. Topluluk odaklı bu meme coin, kısa sürede internet esprileri ve viral içerikler sayesinde büyük ilgi gördü. “Moo Deng” ismi, Tayland’daki Khao Kheow Açık Hayvanat Bahçesi’nde yaşayan ünlü yavru su aygırından geliyor. Bu proje, geleneksel yatırım araçlarından ziyade mizah ve topluluk gücünü arkasına alarak kripto dünyasında yer edindi. Solana blockchain'i üzerinde başlatılan meme coin MOODENG, “Moo it or lose it” (Türkçesiyle “Moo’la ya da kaybet”) mottosuyla kullanıcılarını trene katılmaya davet edercesine esprili bir mesaj veriyor. Peki, inek temalı bu coin neden popüler oldu ve altında yatan fikir nedir? İşte Moo Deng projesinin doğuşundan kullanım alanlarına kadar kapsamlı bir rehber.Moo Deng’in Tanımı ve Ortaya ÇıkışıMoo Deng nedir? MooDeng coin nedir? Moo Deng, 2024 yılında topluluk girişimiyle doğmuş, Solana tabanlı bir meme coin projesi. Temelinde gerçek bir hikâye ve internet fenomeni yatıyor: Tayland’da dünyaya gelen ve birkaç aylıkken videolarıyla viral olan “Moo Deng” adlı yavru cüce su aygırı, bu kripto paranın ilham kaynağı. Ayrıca, Moo Deng'in popülaritesi, Ethereum'un kurucu ortağı Vitalik Buterin'in dikkatini çekti. Buterin, Moo Deng'in "evlatlık babası" olduğunu ilan etti ve Tayland'daki Khao Kheow Açık Hayvanat Bahçesi'ne 10 milyon Tayland bahtı (yaklaşık 294.000 dolar) bağışta bulundu. Bu bağış, Moo Deng ve ailesi için özel bir yaşam alanı oluşturulmasına katkı sağladı. Proje geliştiricileri, sevimli hipopotam Moo Deng’in internet şöhretini kripto dünyasına taşıyarak eğlenceli ve topluluk odaklı coin konseptini hayata geçirdi. 2024 yılının Eylül ayında Solana ekosisteminde piyasaya sürülen MOODENG token, hızlı ve düşük ücretli işlemlere imkân veren Solana ağını tercih etti. Herhangi bir şirket destekli olmadan, tamamen internet topluluğunun sahiplenmesiyle büyüyen bu proje ilk aşamada bir airdrop kampanyasıyla binlerce kullanıcıya ücretsiz 1.500 MOODENG token dağıtarak ilgiyi üzerine çekti.Moo Deng projesinin amacı, mizah ve finansal yatırımı harmanlayan bir deneyim sunuyor. “Moo it or lose it” sloganı da bu amacı yansıtıyor. Bu ifadeyle topluluğa, treni kaçırmamaları ve eğlenceye katılmaları çağrısı yapılıyor. Projenin kurucuları kendilerini ciddiye almaktan çok, kripto alanında keyifli bir topluluk yaratmaya odaklı. Nitekim MOODENG token’ın somut bir kullanım amacı veya teknik bir whitepaper’ı başlangıçta bulunmamaktaydı. Değeri büyük ölçüde piyasa katılımcılarının ilgisine ve esprinin popülerliğine bağlı görüldü. Ancak bu durum, 2024 yılının sonlarında patlayan viral ilgi sayesinde token’ın hızla benimsenmesine engel olmadı.Moo Deng’in Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıMOODENG'in kısa sürede internetin en çok konuşulan meme coin 2024 projelerinden biri haline gelmesi elbette tesadüf değildi. Bu başarı, yalnızca sevimli bir hipopotam figürüne dayanmıyor; arkasında dikkat çekici bir topluluk hareketi, mizahi pazarlama kampanyaları ve yaratıcı etkinlikler yer alıyor. Moo Deng’in yükselişi, ilk token lansmanından itibaren sosyal medyada yayılan viral kampanyalara, eğlenceli “süt staking” aktivitelerine ve NFT/metaverse alanında attığı adımlara kadar bir dizi dönüm noktasına dayanıyor. İşte MOODENG'in toplulukla birlikte şekillenen dinamik yolculuğuna dair en dikkat çeken gelişmeler…İlk token lansmanı ve viral büyüme: Moo Deng (MOODENG) token resmi olarak 2024 sonbaharında Solana üzerinde piyasaya çıktı. Lansmanını takip eden ilk üç hafta içinde token fiyatı %1400 gibi şaşırtıcı bir oranda yükseldi. Bu muazzam büyüme, büyük ölçüde internet üzerinde oluşan FOMO (fırsatı kaçırma korkusu) ve Moo Deng hippo memesinin kültürel cazibesinden kaynaklandı. Örneğin, anonim bir erken yatırımcı sadece 800 dolarlık MOODENG alımıyla birkaç hafta içinde 3,5 milyon dolar kâr elde ederek haber oldu. 2024 yılının Kasım ortasında MOODENG fiyatı 0,68 dolar ile tarihi zirvesine ulaştı. Bu dönemde proje, viral coinler 2024 listesine girmeyi başardı. Erken dönemde benimseyen topluluk üyeleri, kendilerini esprili bir dille “Moo Gang” olarak adlandırıp sosyal medyada projeyi sahiplenmeye başladı.#MooForce kampanyası ve sosyal medya etkisi: Ekim 2024 civarında topluluk, X (Twitter) platformunda #MooForce etiketiyle bir kampanya başlattı. Amaç, olabildiğince çok kişiye ulaşmak ve MOODENG etrafında bir hareket yaratmaktı. Kısa sürede yüzlerce mizahi gönderi, meme ve paylaşım #MooForce etiketiyle yayılmaya başladı. Bu kampanya sayesinde MOODENG, Twitter gündeminde kendine yer buldu ve kullanıcı tabanını katlayarak büyüttü. Girişim, tıpkı Dogecoin’in “Doge Army”si veya Shiba Inu’nun “Shib Army”si gibi bir topluluk bilinci oluşturdu. MooForce, MOODENG topluluğunun esprili “güç birliğini” temsil ediyordu. Hatta proje ekibi çeşitli meme yarışmaları düzenleyerek en yaratıcı Moo Deng paylaşımlarını ödüllendirdi. Bu sayede komik videolar, TikTok klipleri ve görseller elden ele dolaştı. Özellikle 2024 sonunda MOODENG’in büyük bir borsada listelenme haberi duyulunca, #MooForce hareketiyle birlikte token fiyatı bir saat içinde %80 sıçrama yaptı. Moo Deng'i destekleyen bazı büyük borsalar. Kaynak: Moodengsol.com İlk “süt staking” mizahi farming etkinliği: 2025 yılının başlarında Moo Deng topluluğu, “süt staking” adını verdikleri esprili bir yield farming etkinliği düzenledi. Bu etkinlikte MOODENG sahipleri token’larını belirli akıllı sözleşmelere kilitleyerek “süt sağma” temalı ödüller kazandı. Elbette ortada gerçek süt yoktu; ancak kazanılan MOODENG ödülleri, süt şişesi ikonlarıyla temsil edilerek bu esprili temaya uygun hale getirildi. Süt staking etkinliği, geleneksel DeFi dünyasındaki staking kavramını eğlenceli bir parodiye dönüştürdü. Katılımcılar, yüksek APR (yıllık getiri) oranlarından yararlanırken bir yandan da sosyal medyada kendi “çiftlik” ilerlemelerini mizahi bir dille paylaştılar. Bu mizahi farming etkinliği sayesinde proje, sadık topluluk üyelerini ödüllendirirken kripto dünyasına da esprili bir yenilik kattı. Bazı kullanıcılar %100’ü aşan yıllık getiri oranlarından bahsederek süt staking’in “kaymağını” topladıklarını dile getirdiler. Etkinlik süresince #GotMilk ve #MilkFarming gibi etiketler de trend oldu, “MooDeng milk farming” aramaları yaygınlaştı ve MOODENG, 2025’te meme coin mizah projeleri arasında yaratıcı örneklerden biri olarak anılmaya başlandı. NFT serileri ve metaverse planları: Moo Deng projesi, yalnızca token ve staking ile sınırlı kalmayıp dijital koleksiyonlar ve metaverse alanına da adım atma hazırlıkları yaptı. 2025 ortalarına doğru ilk NFT serisinin duyurusu yapıldı. Bu NFT serileri, Moo Deng’in sevimli hipopotam karakterini farklı tasarımlarla ölümsüzleştiren dijital koleksiyonlardan oluşuyordu. Sınırlı sayıda üretilen bu NFT’ler, sahiplerine topluluk içinde özel ayrıcalıklar sunmak için tasarlandı. Moo Deng NFT serisi. Kaynak: OpenSea Örneğin, belirli NFT’leri elinde tutan kullanıcılar ileride gelecek bir oyunda veya metaverse ortamında özel bir karaktere veya özelliğe sahip olabileceklerdi. Proje yol haritasında metaverse planları da yer aldı: Moo Deng evrenini sanal dünyaya taşımak, belki de bir “Hippo World” adıyla bir mini metaverse oluşturmak gündeme geldi. Henüz geliştirme aşamasında olan bu fikir, topluluğun kendi maskotlarıyla etkileşime girebileceği, NFT ile mizahi yatırım deneyimini sanal ortama taşıyabileceği bir platform yaratmayı hedefliyor. Kısacası Moo Deng, başlangıçtaki basit meme coin imajından sıyrılarak NFT koleksiyonları ve olası metaverse entegrasyonlarıyla ekosistemini genişletme yolunda adımlar attı.Moo Deng Neden Değerli?Moo Deng’in en değerli yönü, arkasındaki güçlü ve özverili topluluk (MooDeng topluluğu) olarak öne çıkıyor. Bu proje, merkezi bir otorite veya şirket yerine, binlerce internet kullanıcısının ortak ilgisiyle büyüdü. Mizahi paylaşımlar, viral coin kampanyaları ve kullanıcıların sahiplik duygusu MOODENG’e gerçek değerini kazandırdı. Topluluk üyeleri sadece yatırımcı değil aynı zamanda projenin pazarlamacıları gibiydi: Her gün sosyal medyada yeni bir Moo Deng esprisi, fan art (hayran çizimleri) veya fikir görmek mümkündü. Örneğin, Telegram ve Discord kanallarında kullanıcılar yatırım stratejilerinden çok, yeni çıkacak meme’leri tartışıyor ve proje için gönüllü olarak içerik üretiyorlardı. Bu canlı topluluk odaklı coin kültürü, MOODENG’e sürekli bir görünürlük ve benimseme kazandırdı. Sonuçta, meme coin dünyasında topluluk ne kadar büyük ve aktifse, projenin ayakta kalma ve talep görme şansı da o kadar artar. Moo Deng topluluğu da bu açıdan projenin belkemiği durumunda. X'te birçok Moo Deng paylaşımı yapıldı. Kaynak: Moodengsol.com MOODENG token, uzun vadeli yatırımcı (HODLer) kitlesini teşvik etmek amacıyla çeşitli staking ve ödüllendirme mekanizmaları sunar. Kullanıcılar ellerindeki MOODENG’leri desteklenen platformlarda kilitleyerek pasif gelir elde edebilirler. Örneğin, bazı merkeziyetsiz finans platformlarında MOODENG stake edenlere yıllık %20’nin üzerinde getiri vaat eden programlar görülmüştür. Projenin esprili yaklaşımı burada da devreye giriyor: Stake eden kullanıcılar için “süt ödülleri” gibi temalar kullanılarak klasik staking işlemi eğlenceli hale getirildi. Moodeng staking kavramı, yatırımcıları tokenlarını satmak yerine biriktirmeye ve ağın güvenliğine katkı sunmaya teşvik ediyor. Bu sayede hem dolaşımdaki arz dengeleniyor hem de uzun vadeli inananlar ödüllendiriliyor. Gelecekte devreye girmesi planlanan MooSwap gibi merkeziyetsiz borsalarda likidite sağlayıcılarına da ek MOODENG teşvikleri sunulması hedefleniyor. Ödül sistemlerinin bir diğer yönü de topluluk etkinlikleri: Belirli aralıklarla düzenlenen airdrop’lar, meme yarışması ödülleri veya NFT claim’leri ile aktif katılımcılar ekstra token kazanma şansı yakalıyor. Moo Deng’i değerli kılan belki de en özgün yön, mizah ile yatırım kültürünü bir potada eritmesi. Kripto para yatırımı ciddi riskler ve analizler gerektiren bir alanken, Moo Deng bu ciddiyeti mizahla yumuşatarak yeni bir yaklaşım getirdi. Proje kendini ilk “boğa inek” (bullish cow) temalı coin olarak tanımlayarak absürtlüğü kucakladı. Hem ayı piyasasında hem boğa piyasasında trende uyacak esprili bir duruş sergiliyor: Logosu bir ineği anımsatan sevimli hipopotam figürüyle “crypto cash cow” (nakit ineği) olarak lanse ediliyor. Bu yaklaşım, topluluğa “hepimiz burada eğleniyoruz, kazanırsak ne âlâ” mesajı vererek stresli yatırım atmosferini dağıtıyor. Örneğin, 2025 başlarında düzenlenen meme yarışmalarında birincilere MOODENG ödülü verilirken, yarışma teması “En komik Moo Deng yatırım tavsiyesi” gibi ironik konulardan oluştu. Böylece katılımcılar hem güldü hem kazandı. Bu mizahi yatırım kültürü, projenin etrafında sıkı bir bağ oluşturdu; insanlar sadece kâr için değil, eğlencenin parçası olmak için de MOODENG tutmaya başladılar. Sonuç olarak, Moo Deng örneği gösteriyor ki kriptoda mizah, doğru kullanıldığında güçlü bir topluluk oluşturma ve projeye değer katma aracı olabilir.Moo Deng projesi başlangıçtaki merkeziyetsiz topluluk ruhunu daha da ileriye taşıyarak bir DAO (Merkeziyetsiz Otonom Organizasyon) yapısına geçmeyi hedefliyor. Geliştiriciler, yönetim modeliyle tüm MOODENG sahiplerine proje kararlarında söz hakkı tanımayı planladıklarını duyurdular. Bu kapsamda, akıllı sözleşmeler aracılığıyla oylama sistemi kurulacak ve topluluk üyeleri örneğin geliştirme bütçesi, pazarlama stratejileri veya partnerlik anlaşmaları gibi konularda oy kullanabilecekler. DAO yönetişimi, projenin topluluk odaklı coin vurgusunu pekiştirerek hiçbir tekil kurucunun projeyi keyfi yönlendirmemesini sağlayacak. 2025 itibarıyla MooDeng, DAO meme projeleri arasına girmemiş, tam anlamıyla faaliyete geçmemiş durumda.Öte yandan, MOODENG ekosisteminin eğlenceli tarafı NFT içeriklerle zenginleştiriliyor. NFT ile mizahi yatırım anlayışı çerçevesinde piyasaya sürülen Moo Deng NFT koleksiyonları, hem görsel olarak proje maskotunu ölümsüzleştiriyor hem de sahiplerine çeşitli faydalar sunuyor.Moo Deng’in Kurucusu Kimdir?Birçok ünlü meme coin projesinde olduğu gibi Moo Deng’in de kurucusu (veya kurucuları) belirsizliğini koruyor. Resmi olarak proje, topluluk tarafından başlatılmış bir meme coin olarak lanse edildiği için belirli bir kurucu isim açıklanmadı. Geliştirici ekibin takma adlarla hareket ettiği ve ön planda durmamayı tercih ettiği görülüyor. Bu anonim duruş, aslında projenin “topluluk malı” olduğu mesajını da güçlendiriyor. Örneğin, Shiba Inu’nun kurucusu Ryoshi’nin anonim kalmayı seçmesi gibi, Moo Deng’in yaratıcıları da kendilerini geri planda tutarak projenin kahramanının bizzat topluluk olmasını istemiş olabilir. Nitekim MOODENG ekibi, sosyal medya duyurularında veya basın açıklamalarında hiçbir zaman bireysel bir isim ya da yüz ön plana çıkarmadı; bunun yerine sürekli “Moo Gang” ve “topluluğumuz” vurgusu yaptılar. Proje ekibi düşük profilli kalmayı seçerken, resmi açıklamalar genellikle yol haritası ve ortaklıklar üzerine odaklandı. Gerçek hipopotam Moo Deng’in bakıcıları veya hayvanat bahçesiyle de herhangi bir resmi bağları olmadığı özellikle belirtildi, yani proje tamamen bağımsız bir topluluk girişimi.Diğer yandan, henüz erken aşamalarda olsa da, topluluk Discord/Telegram kanallarında gayriresmî oylamalar ve tartışmalar yaparak şimdiden DAO kültürünü benimsedi. Örneğin, 2025’te bir borsa listelemesi öncesinde hangi sloganın kullanılması gerektiği bile anketle topluluğa soruldu. Kurucular teknik anlamda projeyi başlatmış olsalar da, topluluk katılımı o kadar yüksek ki, proje adeta kendi kendini yöneten bir organizma haline geldi bile denebilir. Moo Deng ekibi de bunu teşvik etmek amacıyla yönetişim akıllı kontratlarını açık kaynaklı şekilde paylaştı ve topluluktan geliştirme önerileri talep etti. Teknik şeffaflık anlamında, MOODENG’in akıllı kontrat adresi ve kodu kamuoyuyla paylaşılmış durumda. Moo Deng projesinin arkasındaki ekip, teknik konularda da olabildiğince açık ve dürüst bir tutum sergilemeye çalışıyor. Örneğin, toplam arz (yaklaşık 990 milyon MOODENG) ve akıllı sözleşme detayları kamuya duyuruldu. Akıllı sözleşmenin denetlenmesi (audit) için topluluk tarafından fon toplama fikirleri ortaya atıldı; bu sayede bağımsız güvenlik denetimleri yapılarak olası açıkların kapatılması hedefleniyor. Projenin resmi web sitesinde basit bir token ekonomisi açıklaması yer alıyor: Toplam arzın önemli bir kısmı topluluk dağıtımına, geri kalanı ise likidite havuzları ve gelecekteki geliştirmelere ayrılmış durumda. Geliştirici ekip, teknik şeffaflık kapsamında likidite havuz anahtarlarını zaman kilitli akıllı sözleşmelere emanet ettiğini duyurdu. Bu, belirli bir süre boyunca likiditenin kilitli olduğu ve çekilemeyeceği anlamına geliyor. Yani “rug pull” denilen geliştiricinin likiditeyi aniden çekip kaçması riski azaltılıyor. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, sevimli Moo Deng (MOODENG) projesine yönelik sıkça sorulan bazı sorular ve cevaplar yer alıyor:Moo Deng gerçek bir yatırım mı, yoksa sadece şaka mı?: Moo Deng, gerçek bir kripto para birimi olarak birçok büyük borsada listelenmiş ve alınıp satılabilen bir varlıktır. Ancak “gerçek bir yatırım” olup olmadığı, sizin yatırım tanımınıza ve risk toleransınıza bağlıdır. MOODENG, herhangi bir temelde değer üretmeyen, büyük ölçüde topluluk ilgisine dayalı bir meme coin’dir. Değeri, Moo Deng hipopotam meme’inin popülerliğinin sürmesine ve piyasa katılımcılarının ilgisine bağlıdır. Bu nedenle klasik anlamda bir hisse senedi ya da değer varlığı gibi görülmemelidir. 2024’te kısa sürede astronomik değer artışları yaşatmış olması, bazı yatırımcılara hızlı kazanç imkanı sunmuştur; fakat aynı hızla değer kaybı riski de barındırır. MOODENG token ne işe yarar?: MOODENG token’ın şu an için en temel kullanım amacı, bir topluluk ve eğlence aracı olmasıdır. Teknik olarak, MOODENG bir yönetişim ve ekosistem token’ı olma potansiyeline sahip olarak tasarlandı, ancak pratikte şu anki en yaygın kullanım alanı spekülatif alım satımdır. Yani insanlar MOODENG’i fiyatının yükseleceği beklentisiyle alıp satıyor, tıpkı diğer meme coin’lerde olduğu gibi. Bunun dışında, proje geliştikçe MOODENG’in birkaç işleve kavuşması planlanıyor: Örneğin staking yaparak pasif gelir elde etme (token’ı kilitleyip ödül kazanma) imkanı mevcut ve daha da yaygınlaştırılıyor. “Süt staking” nedir?: “Süt staking”, Moo Deng topluluğunun staking konseptine taktığı eğlenceli bir addır. Bildiğiniz gibi staking, elinizdeki kripto paraları belirli bir süre kilitleyerek ağın güvenliğine katkı sağlama ve karşılığında ödül kazanma işlemidir. Moo Deng projesi ise kendi staking etkinliğine mizahi bir tema katarak bunu “süt sağma” konseptiyle özdeşleştirdi. Bir MOODENG holder’ı tokenlarını staking havuzuna yatırdığında, başka projelerde “faiz” veya “ödül” olarak anılan kazanç, burada esprili bir şekilde “süt” olarak adlandırıldı. Yani süt staking yaptığınızda aslında MOODENG cinsinden getiri elde edersiniz, ancak topluluk bunu “inek sağar gibi tokenlarından süt (ödül) elde etmek” diye mizahla karışık anlatıyor. DAO sistemi nasıl çalışıyor?: DAO, yani Merkeziyetsiz Otonom Organizasyon, kuralları akıllı sözleşmelere kodlanmış ve insan müdahalesinden ziyade topluluk oylarıyla yönetilen bir yapı demektir. Moo Deng’in DAO sistemi, henüz hayata geçmedi. Bu sistem devreye girdiğinde, MOODENG token sahipleri ellerindeki token miktarıyla orantılı şekilde oy hakkına sahip olacaklar. Topluluğa nasıl katılabilirim?: Moo Deng topluluğuna katılmak için ilk adım olarak, bir miktar MOODENG token satın alarak “Moo Gang”in bir parçası olabilirsiniz. Token’ı edindikten sonra, resmi ve gayriresmî iletişim kanallarına katılarak topluluğun bir parçası olma şansınız var. Özellikle Twitter (X) üzerinde @Moodeng resmi hesabını ve topluluk etiketlerini takip edebilirsiniz. Ayrıca projenin web sitesi moodengsol.com üzerindeki duyurular bölümünü takip etmek önemli – burada yol haritası güncellemeleri, etkinlik duyuruları yayınlanıyor. Web3 dünyasında bir inek her şeyi değiştirebilir. Mizah ve yatırımın buluştuğu MOODENG hakkında daha fazlası için JR Kripto Rehber serimizi takip et!

Kripto para piyasasında yeni bir dönüm noktası yaşanıyor. Bloomberg'in isimsiz kaynaklara dayandırdığı haberine göre REX Shares ve Osprey Funds tarafından geliştirilen, Solana (SOL) staking getirisi sağlayan ilk borsa yatırım fonu (ETF), 2 Temmuz Çarşamba günü ABD’de işleme açılıyor. “SSK” koduyla listelenecek olan bu ETF, yatırımcılara yalnızca Solana fiyat hareketlerinden değil, aynı zamanda staking yoluyla elde edilen blok ödüllerinden de gelir sağlama imkânı tanıyor. Bu yönüyle fon, ABD'deki ilk stake edilebilir kripto ETF unvanını taşıyor.Yasal engelleri aşan yapı: C-Corp formülüBu ürün, SEC onay süreçlerini atlatmak için farklı bir yasal yapıyla tasarlandı. REX-Osprey ETF’leri, klasik ETF’lerin aksine vergilendirilebilir C-corporation (C-Corp) yapısı ile kurulmuş durumda. Bu model sayesinde staking ödülleri, yatırımcılara dağıtılmadan önce fon içerisinde vergilendiriliyor ve daha sonra temettü olarak yatırımcılara yansıtılıyor. Bu yapı, fonun SEC nezdinde bir yatırım şirketi olarak tanınmaması riskini azaltarak piyasaya girişin önünü açtı.SEC, daha önce REX ve Osprey’in ETF’sinin yasal tanıma uymadığına dair uyarılarda bulunmuştu. Ancak fonun en az yüzde 40’ını ABD dışı menşeli diğer Solana temelli ETF ve ETP’lere yatırma taahhüdü, bu çekincelerin aşılmasına olanak sağladı. Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre, fonun piyasaya sürülmesine resmi olarak onay verildi.FRNT Financial'ın veri analitik direktörü Strahinja Savic, bu gelişmenin geleneksel sermaye piyasaları ile kripto ekonomisi arasında derinleşen entegrasyonun bir göstergesi olduğunu belirtti. Savic’e göre, Trump yönetiminin başa geçmesiyle birlikte SEC'in kriptoya karşı daha ılımlı bir tutum sergilemesi, bu tarz ürünlerin piyasaya açılmasını kolaylaştırıyor. “Kripto artık bir parya varlık sınıfı değil, kamu piyasalarıyla entegre edilen bir unsur haline geliyor,” ifadelerini kullandı.SSK ETF’si, halihazırda piyasada bulunan Solana temelli ürünlere farklı bir alternatif sunuyor. Daha önce listelenen Volatility Shares Solana ETF (SOLZ) ve kaldıraçlı versiyonu SOLT, sadece vadeli işlem sözleşmelerine odaklanıyordu. Ancak yeni ETF, doğrudan staking gelirine ulaşmak isteyen yatırımcılar için daha cazip bir seçenek olarak öne çıkıyor.Fiyatlara etkisi sınırlı kaldıHabere ilk tepki olarak Solana fiyatı yüzde 5 oranında yükselerek dakikalar içinde 150 dolardan 158 dolara çıktı. Ancak bu yükseliş kalıcı olmadı ve fiyat kısa süre içinde 152 dolara geriledi. Son bir haftada yüzde 7 değer kazanan Solana, yıl başında meme coin furyasıyla ulaştığı zirveden bu yana yaklaşık yüzde 50 oranında gerilemiş durumda. Haziran ayının başındaki 170 dolarlık zirvelerin de altında kaldı. Bu gelişme, ABD'deki kripto ETF lansmanları açısından heyecan yarattı. Zira şimdiye kadar yalnızca Bitcoin ve Ethereum ETF’leri onay aldı. REX-Osprey'in aldığı onayın, ilerleyen dönemde Ethereum staking ETF'si gibi benzer ürünlerin önünü açması bekleniyor.

Kazakistan, kripto para alanındaki etkisini artırmaya yönelik yeni bir adım duyurdu. Ülkenin Merkez Bankası Başkanı Timur Suleimenov’un açıklamasına göre, ülkede el konulan kripto paralar ve devlet destekli madencilik faaliyetlerinden elde edilen coinler, Merkez Bankası’na bağlı bir kuruluş tarafından yönetilecek olan ulusal bir rezervde toplanacak.Kazakistan’da kripto paralar için rezerv oluşturulacakKazakistan Merkez Bankası Başkanı Timur Suleimenov, ülkenin kripto paralara yönelik yaklaşımını bir adım ileri taşıyacak yeni bir planı duyurdu. Buna göre, devletin el koyduğu kripto paralar ve kamuya ait madencilik operasyonlarından elde edilen kripto paralar, Merkez Bankası’na bağlı bir kuruluş tarafından yönetilecek olan bir “ulusal kripto para rezervinde” toplanacak.Bu gelişme, Kazakistan’ın kripto para ekosistemindeki etkisini artırabilir. Zira ülke halihazırda küresel Bitcoin (BTC) madenciliği hash oranının yaklaşık yüzde 13’üne sahip olmasıyla dikkat çekiyor. Devlet, 2022 yılında enerji krizinin ardından yasa dışı madencilik faaliyetlerine yönelik büyük bir operasyon gerçekleştirmiş ve yaklaşık 200 milyon dolar değerinde ekipmana el koymuştu. Suleimenov’a göre bu yeni rezerv yapısı, egemen varlık fonu modeline benzer şekilde kurulacak. Tek bir yönetici kurum aracılığıyla yürütülecek olan sistemde, açıklık, denetim ve güvenli saklama standartları ön planda olacak. Merkez Bankası başkanı, “Dalgalı piyasa koşulları ve olası siber tehditlere karşı, merkezi bir yapı en sağlıklı çözüm olacaktır,” ifadelerini kullandı.Planın ayrıntıları üzerinde ilgili bakanlıklar ve kolluk kuvvetleri tarafından çalışmalar sürdürülüyor. Ancak henüz rezervin ne zaman devreye alınacağı ya da büyüklüğünün ne olacağına dair bir tarih verilmiş değil.BTC rezervleri çoğalıyorBu hamle, Kazakistan’ı devlet düzeyinde kripto para rezervi oluşturan ülkeler arasına sokuyor. ABD’de Bitcoin için “Stratejik Rezerv” fikri gündemdeyken, Arizona, Ohio ve Texas gibi eyaletler hali hazırda BTC tutmayı yasalaştırmış durumda. Öte yandan, özel sektörde de MicroStrategy, Metaplanet ve GameStop gibi şirketler, kripto paraları bilançolarına dahil ederek yeni nesil kurumsal hazineler oluşturmaya başladı. Hatta bugün sabah saatlerinde Metaplanet'in, 1.005 BTC'yi daha hazinesine eklediğini bildirmiştik.Kripto para uzmanları, Kazakistan’ın bu adımının küresel Bitcoin talebine doğrudan etki edebileceğini belirtiyor. Özellikle devletlerin bu tür rezerv stratejileri benimsemesi, kripto para birimlerinin “yeni nesil rezerv araçları” olarak daha fazla kabul görmesine katkı sağlıyor. 30 Haziran 2025 itibarıyla Bitcoin'in piyasa değeri 2.14 trilyon dolara ulaşırken, son 90 günde yüzde 28,6'lık bir değer artışı yaşandı. Bu ivmenin arkasında, özellikle devletler ve büyük kurumlar tarafından gelen kurumsal alımların etkili olduğu düşünülüyor.

Kripto paralar yalnızca yatırım aracı olmaktan çıkıp, küresel finans sisteminin dönüşümünü tetikleyen yapılar haline gelirken, bu devrimin merkezinde yer alan projelerden biri de Stellar. Bankacılık altyapısına erişimi olmayan milyonlarca insan için finansal katılımın kapılarını açmayı hedefleyen Stellar, blokzincir teknolojisini sadece teknolojik bir yenilik değil, aynı zamanda sosyal bir çözüm olarak kullanır. Sınır ötesi para transferlerinde düşük maliyet, hız ve erişilebilirliği merkeze alan bu sistem, hem bireyler hem de kurumlar için sürdürülebilir ve kapsayıcı bir dijital ekonomi vizyonu sunuyor. Peki, Stellar (XLM) nedir, nasıl çalışır ve alana getirdiği yenilikler nelerdir? Gelin birlikte detaylıca inceleyelim.Stellar’ın Tanımı ve Ortaya ÇıkışıStellar (XLM) coin nedir sorusu, dijital finans dünyasına adım atan birçok kişinin merak ettiği bir konu. Basitçe ifade etmek gerekirse, Stellar, açık kaynaklı bir sınır ötesi ödeme ağı protokolü. Yani, farklı para birimleri arasında hızlı, güvenilir ve özellikle de düşük maliyetli işlemler yapmayı sağlayan bir dijital ağ. Geleneksel finansal sistemleri (bankalar, ödeme ağları gibi) blockchain teknolojisiyle bir araya getirerek bireyler ve kurumlar için daha erişilebilir ve verimli bir sistem kurmayı hedefliyor.Stellar, 2014 yılında Ripple kurucularından Jed McCaleb tarafından Joyce Kim ile birlikte başlatıldı. Bu projenin arkasında, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Stellar Development Foundation (SDF) yer alıyor. SDF'nin temel misyonu, finansal kapsayıcılığı artırmak. Bu doğrultusunda da küresel finansal sisteme daha eşit erişim yaratıyor. Stellar ağı, bu hedefi gerçekleştirmek için özellikle gelişmekte olan ekonomilere, mikro finans çözümlerine ve sınır ötesi para transferlerine odaklanıyor.Ağın kendi yerel kripto parası Lumens'tir ve XLM kısaltmasıyla biliniyor. XLM coin nedir sorusunun cevabı ise şu: XLM, Stellar ağındaki işlemleri kolaylaştırmak ve ağın spam'den korunmasını sağlamak için kullanılan bir fayda (utility) token'ı. Ayrıca ağdaki hesapların belirli bir minimum bakiyeye sahip olması ve akıllı sözleşme verileri için "kira" ödenmesi gibi amaçlarla da kullanılıyor. Kısacası, Stellar XLM coin ikilisi, bu hızlı ve ucuz transferlerin gerçekleşmesini sağlayan dijital altyapının kalbi olarak görülüyor.Yani, Stellar ağı nedir ve ne amaçla kuruldu diye sorarsanız, amacı, herkesin nerede yaşadığına bakılmaksızın, dünya çapında, istikrarlı bir finansal ağa katılmasına olanak tanıyan daha erişilebilir bir sistem oluşturmak için blockchain'den yararlanmak. Peki, Stellar ağı nedir? Stellar, bu erişilebilirlik amacı doğrultusunda para veya token alışverişi için tasarlandı. Stellar Consensus Protocol'ü (SCP) kullanan açık kaynaklı bir protokol. Stellar ağının temel kavramları. Kaynak: Stellar.org Stellar’ın Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıXLM ne zaman çıktı sorusunun cevabı, Stellar ağının başlangıcına dayanıyor. Stellar projesi ve onun yerel para birimi (başlangıçta "stellars" olarak biliniyordu) resmi olarak 31 Temmuz 2014 tarihinde başlatıldı. Başlangıçta Jed McCaleb, Joyce Kim ve Stripe CEO'su Patrick Collison iş birliğiyle kâr amacı gütmeyen Stellar Development Foundation (SDF) oluşturuldu ve proje Stripe'tan 3 milyon dolarlık başlangıç fonu aldı. Ağ başladığında 100 milyar stellar vardı ve bunların %25'i finansal kapsayıcılık alanında çalışan diğer kâr amacı gütmeyen kuruluşlara verilecekti. Stripe, başlangıç yatırımı karşılığında ilk Stellar'ın %2'sini, yani 2 milyarını aldı. Kripto para birimi, orijinal olarak Stellar olarak bilinse de, daha sonra Lumens veya XLM olarak adlandırıldı. Bu da XLM coin tarihi için bir dönüm noktası.Tarih boyunca Stellar, teknolojisini ve ekosistemini geliştirmek için önemli adımlar attı:2014: Stellar kuruldu. Temmuz 2014'te Jed McCaleb, David Mazières ve Joyce Kim tarafından "herhangi bir para birimi çiftinde para göndermek ve almak için merkezi olmayan bir protokol" oluşturmak amacıyla piyasaya girdi. McCaleb, Stellar'ı kurmadan önce sınır ötesi ödemeler için bir ödeme ağı olan Ripple'ın kurucu ortağıydı. Temmuz 2013'te McCaleb, kurucu arkadaşlarıyla yaşadığı bildirilen anlaşmazlıklar nedeniyle Ripple'dan ayrıldı. Stellar'ın 31 Temmuz 2014 tarihinde yayınlanan "Stellar'a Giriş" başlıklı blog yazısında, Stellar'ın kar amacı gütmeyen Stellar Development Foundation (SDF) tarafından geliştirileceği ve başlangıçtaki toplam token arzının tamamını (105,00 milyar XLM) kontrol edeceği duyuruldu. Ağ başlatıldığında 100 milyar Stellar (şimdiki adıyla XLM) oluşturuldu. Ağustos 2014'te, ilk Brezilya Bitcoin borsası Mercado Bitcoin, Stellar ağını kullanacağını duyurdu. Ancak Aralık 2014'te ağ, düğümlerin (node) fikir birliğine varamaması nedeniyle istemeden çatallandı (fork).2015: Stellar, David Mazières tarafından oluşturulan yeni bir fikir birliği algoritması olan Stellar Consensus Protocol (SCP) ile yükseltilmiş bir protokol yayınladı. Bu yeni algoritmaya sahip protokol Kasım 2015'te aktif hale geldi. SCP'nin uygulanması, Stellar'ı Bitcoin gibi madencilik kullanılan Proof-of-Work (PoW) veya diğer sistemlerden farklı kılan temel özelliklerden biridir. Bu dönemde Stellar, Güney Afrika'daki Praekelt Vakfı'nın açık kaynaklı mesajlaşma platformu Vumi'ye entegre edildiği ve Vumi'nin Stellar protokolünü kullanarak cep telefonu konuşma süresini para birimi olarak kullanacağı duyuruldu. Ayrıca mikrofinans kurumlarına destek olmak için Oradian ile ortaklık kuruldu.2016: Deloitte, sınır ötesi ödeme uygulaması Deloitte Digital Bank'ı oluşturmak için Stellar ile entegrasyonunu duyurdu. Aralık 2016'da Stellar'ın ödeme ağının Filipinler'deki mobil ödeme girişimi Coins.ph, Hindistan'daki ICICI Bank, Afrika mobil ödeme firması Flutterwave ve Fransız havale şirketi Tempo Money Transfer'i içerecek şekilde genişlediği duyuruldu.2017: Stellar'ın ticari kolu olan Lightyear.io, Mayıs 2017'de faaliyete geçti. Ekim 2017'de Stellar, Güney Pasifik bölgesinde sınır ötesi işlemleri kolaylaştırmak için IBM ve KlickEx ile ortaklık kurdu. IBM tarafından geliştirilen sınır ötesi ödeme sistemi, bölgedeki bankalarla ortaklıkları içeriyordu. Bu IBM Stellar ortaklığı, Stellar'ın kurumsal alanda ne kadar ciddiye alındığını gösteren önemli bir adımdı. Aralık 2017'de, Nijerya merkezli havale platformu SureRemit ile Stellar'ın ortaklığı duyuruldu.2018: Stellar, 70'ten fazla ülkeye sınır ötesi ödemeler için TransferTo ile anlaşma imzaladı. Ayrıca ödemeler ve varlık tokenizasyonu için Şeriat uyumluluk sertifikası alan ilk dağıtılmış teknoloji defteri oldu ve çift destekli stablecoin projesi için IBM tarafından ortak olarak seçildi. Eylül 2018'de Lightyear Corporation, Chain, Inc.'i satın aldı ve birleşen şirket Interstellar olarak adlandırıldı.2019: Stellar, 28 Ekim 2019'da validator oylamasıyla yıllık %1'lik enflasyon mekanizmasını sonlandırdı. Ardından, 4 Kasım 2019'da SDF, toplam 55,442,095,285.7418 Lumen'i yakarak (ulaşılamaz adreslere göndererek) Lumen varlıklarını azalttığını ve toplam arzı yaklaşık 50 milyara düşürdüğünü duyurdu. Bu hamle kısa vadeli bir fiyat artışına neden olsa da, ralli çabuk söndü. Lansmanından bu yana XLM fiyat grafiği 2020-2024 ve Sonrası: Ekim 2020'de SDF, Şubat 2021'de piyasaya giren USDC desteğini duyurdu. Ocak 2021'de Ukrayna Dijital Dönüşüm Bakanlığı, Ukrayna dijital altyapısının geliştirilmesinde Stellar ile işbirliği ve ortaklık duyurdu. Bu, Stellar'ın dijital para projeleri alanındaki rolünü gösteren önemli bir gelişmeydi. 2021'de Franklin Templeton, Stellar'ı kullanarak ilk tokenlaştırılmış ABD yatırım fonunu başlattı. Haziran ve Temmuz 2021'de sırasıyla Protocol 17 (varlık ihraççılarının regülasyon uyumluluğu için varlıkları iptal etme yeteneği) ve Protocol 18 (Otomatik Piyasa Yapıcılar - AMM'ler) uygulandı. Mart 2022'de Stellar ve Ethereum arasında bir köprü protokolü olan Starbridge duyuruldu. Haziran 2022'de off-chain ödeme kanallarını tanıtan Protocol 19 uygulandı. Ekim 2022'de Anchor finansal aracıların Stellar üzerinde hizmet sunmasına yardımcı olacak Stellar Anchor Platformu duyuruldu. 2023 yılında Soroban akıllı sözleşme platformunun beta testleri başladı ve 2024 başlarında tam olarak dağıtıldı. Bu, geliştiriciler için yeni DeFi ve NFT uygulamaları oluşturma kapısını açtı. Eylül 2023'te Circle'ın euro stablecoin'i EURC, Stellar'da piyasaya sürüldü. Ekim 2024'te Stellar, Mastercard ve Paxos ile ortaklıklarını duyurdu.Stellar Neden Değerli?Piyasada pek çok blockchain projesi varken, Stellar'ı değerli kılan unsurlar ne? Stellar'ın öne çıkan ve ağa değer katan özelilkleri şu şekilde:Hızlı ve düşük maliyetli transferlerStellar'ın temel vaadi hızlı ve düşük maliyetli transferler. Ağ, sınır ötesi ödemeleri çok hızlı (neredeyse anında, genellikle 6 saniyenin altında) ve inanılmaz derecede düşük maliyetle gerçekleştirebilir. İşlem maliyetleri tipik olarak 10.000 işlem için 1 sentten az bir miktarda. Ortalama işlem maliyeti 0.0009437 dolar civarında. Bu, özellikle geleneksel havale yöntemlerinin yavaş ve pahalı olduğu durumlar için büyük bir avantaj. Sınır ötesi para transferi alanında Stellar, bu hızı ve düşük maliyetiyle fark yaratıyor.Finansal kapsama açısından gelişmekte olan ülkelere odakSDF'nin misyonu doğrultusunda Stellar, bankacılık hizmetlerinin dışında kalan veya yetersiz hizmet alan kişilere finansal hizmetlere erişim sağlamayı hedefliyor. Gelişmekte olan ülkeler için mikro finans çözümleri sunuyor. Stellar Aid Assist gibi projelerle, yardım kuruluşlarının (UNHCR, IRC gibi) nakit yardımı doğrudan ihtiyaç sahiplerine hızlı, şeffaf ve düşük maliyetli bir şekilde ulaştırmasını sağlıyor. Bu sistemde alıcıların banka hesabına ihtiyacı yok, sadece bir mobil telefon yeterli. Yardımlar dijital cüzdanlara stablecoin (dijital dolar gibi) olarak gönderilebiliyor, bu da yerel para biriminin değer kaybına karşı koruma sağlıyor. Ayrıca, dünya genelindeki 450 binden fazla nakitten kriptoya geçiş noktası (ramp) sayesinde insanlar dijital varlıkları nakit paraya çevirebilir veya tam tersini yapabilir. MoneyGram gibi ortaklarla yapılan işbirlikleri bu erişimi daha da arttırıyor.Açık kaynaklı yapı ve güçlü bir toplulukStellar, açık kaynak blockchain protokolü ve kod tabanı GitHub'da barındırılmakta. Bu, herkesin ağı incelemesine, geliştirmesine ve üzerinde inşa etmesine olanak tanıyor. Stellar Community Fund (SCF) gibi programlarla, ağ üzerinde inşa eden geliştiricilere ve girişimlere finansal destek sağlıyor. Bazen 100.000 XLM'e kadar ödüller bile sunduğu oluyor. Güçlü iş birlikleriStellar'ın değerini artıran önemli bir faktör, güçlü kurumsal iş birlikleri (IBM, MoneyGram) ve diğer kuruluşlarla olan ortaklıkları. Daha önce bahsedilen IBM, MoneyGram, Deloitte, TransferTo, Mastercard, Paxos gibi şirketlerin yanı sıra, Franklin Templeton gibi finans devlerinin tokenlaştırılmış fonlar için Stellar'ı seçmesi, WisdomTree gibi kurumların varlık tokenizasyonunda Stellar'ı kullanması ve UNHCR, IRC gibi yardım kuruluşlarının insani yardım dağıtımı için Stellar'a güvenmesi, ağın gerçek dünya uygulamalarındaki kullanımının altını çiziyor.Verimlilik ve ölçeklenebilirlikStellar Consensus Protocol (SCP), Bitcoin gibi PoW sistemlerine kıyasla çok daha az enerji kullanan bir konsensüs mekanizması. Bu noktada, Stellar ağındaki validator'lar (doğrulayıcılar), ağın fikir birliğine varmasında önemli bir rol oynuyor. SCP, Federated Byzantine Agreement (FBA) adı verilen bir modelin yapısı olarak karşımıza çıkıyor. Bir araştırmaya göre Stellar ağının ayak izi, 33.7 ABD evinin bir yıllık elektrik kullanımından kaynaklanan sera gazı emisyonlarına eşdeğer. Stellar'ın resmi web sitesinde, ABD'deki evler ile Stellar ağının enerji tüketimine dair bir araştırma yer alıyor. Ağ ölçeklenebilir bir yapıya sahip. Ledger başına 1.000 adede kadar işlemi işleyebilir ve 2015'ten bu yana on milyarlarca işlemi başarıyla gerçekleştirdi. Özellikle Soroban akıllı sözleşme platformu, çok çekirdekli ölçeklendirme gibi özelliklerle performans artışı ve ölçeklenebilirlik düşünülerek tasarlandı. Stellar'da validatör sınıflandırması. Kaynak: Stellar.org Varlık tokenizasyonuStellar, reel dünya varlıklarını (stablecoinler, menkul kıymetler, fonlar vb.) dijital varlıklara dönüştürmek (tokenize etmek) için ideal bir platform olarak sunulmakta. Ağ, ihraççılara KYC gereksinimleri, çoklu imza kontrolü, varlıkları onaylama, iptal etme ve dondurma gibi yerleşik özellikler sunarak düzenleyici uyumluluğu kolaylaştırıyor. USDC, EURC gibi güvenilir stablecoinlerin Stellar üzerinde bulunması, istikrarlı değer transferini mümkün kılıyor. Stellar Asset Sandbox gibi araçlar, kodlama bilgisi olmadan varlık ihraç sürecini keşfetmeye olanak tanıyor.DeFi ve akıllı sözleşmeler (Soroban)Stellar, Soroban adlı Rust tabanlı, geliştirici dostu bir akıllı sözleşme platformu ile merkeziyetsiz finans (DeFi) uygulamalarının geliştirilmesini destekliyor. Soroban, ölçeklenebilirlik ve pratiklik için tasarlanmıştır ve geliştiricilerin hızlı bir şekilde başlaması için araçlar (SDK'lar, CLI, RPC sunucu, sandbox) sunuyor. Bu, Stellar ağı üzerinde borç verme, ödünç alma ve staking protokolleri, cüzdan entegrasyonları, farklı blockchain'ler arası köprüler ve oracle (veri beslemesi) hizmetleri gibi çeşitli DeFi uygulamalarının oluşturulmasına olanak tanıyor. SCF, Soroban üzerinde inşa eden projelere de destek sağlıyor.Çapraz para birimi işlemleri ve DEXStellar, herhangi bir para birimi çifti arasında işlemi doğrudan veya XLM'i bir "köprü para birimi" olarak kullanarak kolaylaştırabiliyor. Ağ, kullanıcıların farklı para birimleri tutsa bile belirli bir para biriminde ödeme göndermesine olanak tanıyor ve otomatik olarak döviz miktarını çeviriyor (forex conversion). Ayrıca, ağ üzerinde yayınlanan çeşitli para birimleri ve tokenler arasında eşler arası ticareti kolaylaştıran yerleşik Stellar DEX (Merkeziyetsiz Borsa) bulunuyor.Anchor, Ramps ve “validatör” sistemiAnchors (Çapalar), Stellar ağını geleneksel bankacılık sistemlerine bağlayan güvenilir kuruluşlar. Bunlar, fiat para birimlerinin (USD, EUR gibi) ağ üzerindeki dijital karşılıklarına (stablecoinler) veya tam tersine dönüştürülebileceği "on-ramp" (giriş) ve "off-ramp" (çıkış) hizmetleri sağlarlar. Stellar Ramps, uygulamaların bu küresel anchor ağına tek bir entegrasyon standardıyla bağlanmasını sağlayan bir dizi açık standart olarak karşımıza çıkıyor. Bu sistem, kullanıcıların dünya çapında nakit yatırma ve çekme noktalarına erişmesini sağlıyor. Stellar'ın Anchor yapısı. Kaynak: Cointelegraph Son olarak, Stellar ağındaki validator'lar (doğrulayıcılar), ağın fikir birliğine varmasında önemli bir rol oynuyor. Bu özellikler bir araya geldiğinde, Stellar'ın teknik olarak gelişmiş bir blockchain olmanın ötesinde, gerçek dünyada finansal hizmetlere erişimi ve verimliliği artırmayı hedefleyen, işbirlikçi ve misyon odaklı bir proje olduğu ortaya çıkıyor. XLM ne işe yarar sorusunun cevabı da bu noktalarda saklı: XLM, bu ekosistemin işleyişini sağlayan, işlem maliyetlerini düşüren ve farklı varlıklar arasında köprü kuran temel bir token.Stellar’ın Kurucusu Kim?Stellar kurucusu kim sorusunun net cevabı, kripto para ve blockchain dünyasının tanınmış isimlerinden biri olan Jed McCaleb. Peki, Jed McCaleb kimdir? Kendisi internet ve teknoloji alanında daha önce de önemli projelere imza atmış bir girişimci. McCaleb, daha önce dünyanın en büyük Bitcoin borsalarından biri haline gelen ancak sonradan büyük bir hack olayıyla kapanan Mt. Gox'un kurucusuydu. Ayrıca, sınır ötesi ödemeler alanında faaliyet gösteren bir başka popüler blockchain projesi olan Ripple'ın da kurucu ortağı.Ancak McCaleb, Ripple'dan 2013 yılının Temmuz ayında bildirilen anlaşmazlıklar nedeniyle ayrıldı. Ripple'dan ayrıldıktan sonraki vizyonu, Stellar'ı kurarak daha önce PayPal'ın tam olarak başaramadığını düşündüğü bir şeyi gerçekleştirmekti. Planı, küresel finansal sistemini herkes için daha erişilebilir ve ucuz hale getirmeyi hedefleyen ve sınır ötesi para transferine odaklanan yeni bir ağ oluşturmaktı. Projeye başlangıçta "Secret Bitcoin Project" adını vermiş ve alfa test kullanıcıları aramıştı. Stellar'ın kuruluşunda Jed McCaleb'e eski avukat Joyce Kim de eşlik etti. Jed McCaleb. Projenin arkasındaki ana güç ve geliştirme ekibinin kaynağı, Stellar Development Foundation (SDF). SDF'nin rolü ve yönetimi, ağın büyümesini, gelişimini ve misyonunu ilerletmeyi içeriyor. Kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak, SDF, ekosistem katılımcılarıyla iş birliği içinde ağın stratejik yönünü belirliyor, ağ üzerinde inşa eden geliştiricilere finansman sağlar (SCF aracılığıyla) ve kamu/özel sektör paydaşlarıyla ortaklıklar kurarak ve diyalog yoluyla teknolojinin geleceğini şekillendirmeye çalışıyor. SDF'nin şu anki CEO'su ve Yönetici Direktörü Denelle Dixon olarak karşımıza çıkıyor.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Stellar ağı ve XLM token'ı hakkında merak edilenler, özellikle blockchain teknolojisine yeni adım atanlar veya sınır ötesi ödeme çözümleriyle ilgilenen kullanıcılar için oldukça fazla. Bu bölümde, Stellar hakkında en çok sorulan konulara kısa ve net yanıtlar sunacağız.Stellar nedir ve ne amaçla kuruldu, ne işe yarar?: Stellar, sınır ötesi para transferlerini hızlı, düşük maliyetli ve erişilebilir hale getiren açık kaynaklı bir blockchain ağıdır. Bankasız kesimlere finansal hizmet sunmayı hedefler.XLM coin nedir, nasıl çalışır?: XLM (Lumens), Stellar ağının yerel token’ıdır. İşlem ücretlerini ödemek, hesaplar arası değer transferini kolaylaştırmak ve spam işlemleri önlemek için kullanılır.Stellar’ı kim kurdu ve neden Ripple’dan ayrıldı?: Stellar, Ripple'ın kurucu ortaklarından Jed McCaleb ve Joyce Kim tarafından 2014'te kuruldu. McCaleb, Ripple’ın merkeziyetsizlikten uzaklaştığını düşündüğü için ayrılarak daha açık ve erişilebilir bir sistem kurmak istedi.Stellar hangi sorunları çözmeyi hedefliyor?: Stellar, yavaş ve pahalı sınır ötesi para transferlerini, finansal hizmetlere erişimi olmayan bireylerin problemlerini ve geleneksel sistemlerdeki aracı bağımlılığını çözmeyi amaçlar.Stellar güvenli ve ölçeklenebilir mi?: Evet. Stellar, enerji verimli ve hızlı işlem onayları sunan Stellar Consensus Protocol (SCP) ile çalışır. Ağ saniyede binlerce işlemi işleyebilir ve düşük karbon ayak izine sahip.Stellar ağı ve XLM token’ın finansal dönüşümdeki rolünü keşfetmeye devam etmek için JR Kripto Rehber serisini inceleyin.

Web3 ve yapay zekâ dünyası inanılmaz bir hızla gelişiyor. Her gün yeni bir projenin ortaya çıkmasıyla, ortalık oldukça renkli. İşte VaderAI de tam bu kavşakta duruyor gibi düşünebilirsiniz. Yapay zekâ (AI) destekli bu yeni kripto platformunun amacı hem traderlar hem de yatırımcılar için oyunun kurallarını değiştirmek. Yani anlayacağınız, piyasa trendlerini analiz eden, kripto varlıkları yöneten ve akıllı yapay zekâ ajanlarıyla işlemleri otomatikleştiren bir nevi varlık yöneticisi gibi hareket etme çabası var. Hatta bazıları VaderAI'ı "Yapay Zekâ Ajan Ekonomisinin BlackRock'ı" olarak konumlandırıyor. Bir yapay zekâ ajanı, kararlar alabilen ve bir dizi görevi otonom olarak yerine getirebilen gelişmiş bir bilgisayar programıdır. VaderAI nedir diye soracak olursanız, işin özünde Virtuals tarafından geliştirilen merkeziyetsiz bir platformdur. Otonom yapay zekâ ajanları geliştiriyor, yani insan müdahalesine pek ihtiyaç duymadan kendi başının çaresine bakabilen sistemlere odaklı. Bu ajanlar sosyal medyada etkileşim kurmak, yatırım yönetimi yapmak ve hatta içerik üretmek gibi çeşitli görevleri yerine getirebiliyor.Platform, şeffaf ve güvenli işlemler için blockchain teknolojisini entegre ediyor. Kendi yerel tokenı olan vader token ile de bu ekosistemde çeşitli işlevleri yerine getiriyor; mesela token stake etmek veya yatırım DAO'larına katılmak. Bu projenin en önemli noktalarından biri, web3 AI altyapısı üzerine kurulu olması. VaderAI, AI yeteneklerini blockchain teknolojisiyle birleştirerek, kullanıcıların yapay zekâ destekli hizmetlerden faydalanabileceği merkeziyetsiz bir ekosistem yaratmayı hedefliyor. Yani VADER token, Virtuals platformunun yerel para birimi gibi, bu büyüyen AI destekli hizmetler ağına katılımı sağlıyor. Gelin, bu yeni ve yapay zeka alanında öne çıkan kripto parayı yakından inceleyelim...VaderAI’nin Tanımı ve Ortaya ÇıkışıVaderAI nedir konusuna daha derinlemesine inelim. VaderAI by Virtuals, yapay zekayı (AI) alıp kripto para dünyasının ticaret süreçleriyle harmanlayan, oldukça yenilikçi bir proje. Virtuals tarafından hayata geçirilen bu proje, AI destekli ticaret çözümleri sunarak kripto dünyasında adeta bir devrim yapmayı amaçlıyor. Yani kendi açıklamalarına göre, sadece spekülatif tokenlardan değil, pratik uygulamalara odaklanan bir proje. Traderlara volatil kripto piyasasında bilinçli kararlar vermeleri için AI destekli araçlar sunuyor.Bu sistemin merkezinde, AI Entegrasyonu var. VaderAI, büyük miktarda piyasa verisini analiz etmek, tahminler ve öngörüler sunmak ve traderların karar verme süreçlerine yardımcı olmak için makine öğrenimi algoritmalarının gücünden yararlanıyor. Bu AI güdümlü yaklaşım, hızlı tempolu kripto piyasasında traderlara bir avantaj sağlamayı hedefliyor.Ayrıca VaderAI, otonom bir AI ajanı olarak da tanımlanıyor. Bu ajan, sosyal medya platformlarında kullanıcılarla etkileşim kurmak ve içerik oluşturmak için tasarlanmış. Büyük miktarda veriyi emip analiz ederek yükselen trendleri ve kitle duyarlılığını belirlemeyi amaçlıyor. En önemlisi, önde gelen bir vekil yatırım DAO yöneticisi olmayı hedefliyor. Bu otonom ajan, AI güdümlü kripto para projelerinde önemli bir adım.Platformun temelinde, AI ajanlarının oluşturulması var. Bu ajanlar, gelişmiş makine öğrenimi algoritmaları kullanılarak inşa ediliyor ve piyasa trendlerini analiz etmek, işlemleri yürütmek ve yatırım stratejilerini otonom olarak optimize etmek için tasarlanıyor. Kullanıcılar, kendi özel yatırım hedeflerine göre AI ajanları geliştirmek için Agent Creation Kit'ten faydalanabiliyor.Sonra bu ajanlar, Merkeziyetsiz Otonom Organizasyonların (DAO) Oluşturulması aşamasına geçiyor. Platform iki tür DAO'yu destekliyor: Pasif DAO'lar (algoritmik yatırım stratejilerine odaklanır) ve Aktif DAO'lar (AI ajanları veya insan katılımcılar tarafından farklı ömür ve yatırım yaklaşımlarıyla oluşturulur). Bu DAO'lar, VaderAI'nin merkeziyetsiz karar alma sürecinin bel kemiğini oluşturuyor.Bu sistemin merkezinde tabii ki Vader token kullanımı var. VADER token, stake etme, yönetişim ve AI güdümlü finansal faaliyetleri destekleme gibi ekosistemde çok önemli bir rol oynuyor. Merkeziyetsiz karar almayı ve yatırım stratejilerini kolaylaştırıyor. Güvenlik ve ölçeklenebilirlik için Coinbase'in Base blockchain'i üzerine kurulu. Aynı zamanda Solana üzerinde de mevcut. Yani AI destekli token 2024 yılından beri piyasada.Vader by Virtuals, bir Virtuals AI projesi. Virtuals Protokolü, kullanıcıların otonom AI ajanlarını kolayca oluşturup dağıtmasına olanak tanıyan bir platform. VaderAI, bu Virtuals Protokolü'nü kullanan AI ajan odaklı çözümlerden biri. Yani Virtuals ekosistemi tarafından destekleniyor ve onunla stratejik bir ortaklığı var. Kaynak: VaderAI.Gitbook Bu ajanlar, piyasa verilerini analiz ediyor ve insan müdahalesi olmadan işlemleri yürütüyor. Piyasa koşullarına göre stratejilerini sürekli öğrenip adapte ediyorlar. İşlemler Base blockchain'inde şeffaf ve güvenli bir şekilde gerçekleşiyor. VADER token sahipleri, yönetişime katılarak platformun geleceğini şekillendiren önemli kararlar üzerinde oy kullanabiliyor. Bu merkeziyetsiz yaklaşım, topluluk güdümlü gelişimi ve ağ işlemlerinin doğrulanmasını sağlıyor.VaderAI'nin kullanım alanları da bayağı çeşitli. Mesela oyuncular için AI ajanları kişiselleştirmek, sanal sosyal ortamlarda AI destekli karakterlerle etkileşim kurmak, AI ajanlarını yatırım kararlarında kullanmak, DAO yönetimi görevlerinde AI ajanlarından faydalanmak ve hatta AI yaratıcılarının eserlerini satabileceği bir pazar yeri oluşturmak; seçeneklerden bazıları. Yani sadece bir AI destekli token projesi olmanın ötesinde, web3 AI altyapısı için çeşitli kullanım senaryoları sunuyor.VaderAI’nin Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıProje oldukça yeni olduğu için “tarihin tozlu sayfalarına” giremesek de bu projenin ortaya çıkışına ve geçirdiği bazı önemli anlara değinelim:VADER lansmanıVADER token 2024 yılının Kasım ayında çıkarıldı. İlk işlem tarihi de 18 Kasım 2024. VaderAI, Virtuals protokolüyle stratejik ortaklık kurmadan önce farklı bir ön satış altyapısı kullanıyordu. Vader ekibi bu yapı üzerinden Ajan geliştirici ekiplerle çalışıyor ve belirli projelere erken erişim imkânı sunuyordu. Ancak 2024 yılında Virtuals protokolüyle yapılan iş birliği sonrasında bu eski sistem tamamen emekliye ayrıldı ve yerini, yeni nesil bir ön satış deneyimi sunan Initial Agent Offering (IAO)’e bıraktı.IAO, Virtuals veri akış altyapısı üzerine inşa edilen ve VaderAI'nin Virtuals ile ortak geliştirdiği bir ön satış platformudur. Burada Agent yaratıcılarının bir Ajan’ı piyasaya sürmeden önce likidite havuzunu fonlaması ve Vader token’larını stake edenlerden oluşan toplulukla etkileşime geçmesi teşvik edilir. IAO modeli, sadece fon toplama değil; aynı zamanda token ekonomisi danışmanlığı, GTM (piyasaya çıkış) stratejileri ve lansman öncesi-sonrası pazarlama desteği gibi birçok alanda proje ekiplerine destek sunar.Platformun en dikkat çekici yönlerinden biri, küratörlü yapısını sürdürmesidir. Sadece en yetenekli AI Ajan geliştirme ekipleri kabul edilmekte ve değerlendirme süreci hem Vader ekibi hem de VaderAI Agent tarafından ortak şekilde yürütülmektedir. Bu sayede platform, yüksek kaliteli projelere odaklanmayı amaçlar.Yeni düzende, Vader token staker’ları “Virgen Puanları” kazanmaya devam ediyor. Bu puanlar, Virtuals’in lansman platformundaki gelecek ön satışlara tahsisat alma imkânı sunuyor. Yani IAO sadece bir ön satış aracı değil, aynı zamanda topluluğu ödüllendiren ve katılıma dayalı fırsatlar yaratan bir sistem olarak da işliyor.Sıradaki aşama ne?Ekip şu anda VaderAI'nin bir sonraki aşamasını hazırlıyor. Bu yeni düzende, Vader token stakerları Virgen Puanları kazanmaya devam ediyor. Bu puanlar da onlara Virtuals'in yeni launchpad'indeki (lansman platformu) gelecek ön satış anlaşmalarından parçalara erişim sağlıyor. İşte bu, projenin evrimindeki önemli bir dönüm noktası diyebiliriz. Artık kendi platformları yerine, Virtuals'in altyapısını kullanarak yeni projelere erişim sağlıyorlar.Mesela, Virtuals protokolü, AI ajanlarının topluluk tarafından sahip olunan varlıklar olduğu yeni bir ekonomik model yaratıyor. Bu ajanlar 3D alanda konuşup hareket edebiliyor, öğrenebiliyor, plan yapabiliyor ve karar verebiliyorlar. Ortamla etkileşim kurabiliyorlar ve hatta kendi cüzdanlarını kullanarak zincir üstü işlemler yapabiliyorlar. Bu sanal ajanlar, oyunlara veya uygulamalara sınırsız içerik getirebiliyor. Oyuncular ajanlarla insan benzeri şekilde etkileşim kurabiliyor. Farklı eylemler yepyeni bir zincirleme reaksiyonu tetikleyebiliyor ve her oyuncu kendi benzersiz hikâye akışını yaşayabiliyor. GAME çerçevesi tarafından desteklenen bu ajanlar, senkronize belleğe ve bilince sahip. Aynı anda milyonlarca oyuncuyla etkileşim kurup, her oyunda her oyuncunun etkileşimini hatırlayabiliyorlar.VADER Neden Değerli?Gelelim en kritik noktalardan birine: Vader token nedir ve bize ne faydası var, neden değerli? Vader coin ne işe yarar diye soracak olursanız, birden fazla görevi var bu tokenın. Öncelikle, Virtuals platformunun yerel para birimi. Bu ekosistemdeki hizmetler ve işlemler için ödeme yapmakta kullanılıyor. Yani Vader token kullanımı burada başlıyor. Ama iş sadece ödeme yapmakla bitmiyor. VADER token sahipleri, platformun gelişimini ve güncellemelerini ilgilendiren karar alma süreçlerine katılabiliyor. Yani bir nevi platformun geleceğinde söz hakkınız oluyor. Bu, topluluk odaklı ve merkeziyetsiz bir yapıyı destekliyor.VADER token, özel AI destekli analiz araçlarına ve araçlara erişim sağlıyor. Daha önce de bahsettiğimiz gibi VaderAI piyasa verisini analiz ediyor, tahminler sunuyor. İşte bu araçlara erişim için VADER sahibi olmak gerekiyor. Platformun büyümesine katkıda bulunan veya çeşitli aktivitelere katılan kullanıcılar Vader token kazanabiliyor. Bu da topluluğu teşvik eden bir mekanizma.Tabii ki herhangi bir kripto para gibi, VADER da çeşitli borsalarda alınıp satılabiliyor. Yani Vader by Virtuals tokenını alıp satarak da değerinden faydalanabilirsiniz. VaderAI, hem CEX'lerde (Merkezi Borsalar) hem de DEX'lerde (Merkeziyetsiz Borsalar) işlem görüyor. Mesela Uniswap (Base ağı üzerinden) ve Raydium (Solana üzerinden) al-sat yapılabiliyor. Bunu şöyle yorumlayabiliriz: Likiditesi olan bir token. Hatta Cryptohopper gibi otomatik trading botları aracılığıyla bile VADER alım satımı yapılabiliyor.VADER'ın en önemli kullanım alanlarından biri ve değerini artıran faktörlerden biri de stake etmek. VADER tokenlarını stake ederek ek ödüller kazanabilir ve özel fırsatlara erişim sağlayabilirsiniz. Ancak staking olayı biraz detaylı. Eski IAO dönemindeki sistemde (bu sistem artık Virtuals'in yeni launchpad'ine taşındı, ama mekanizma VADER stakerları için hala geçerli gibi görünüyor), staking tier'larını yani kademelerini belirliyor. Bu kademeler de erken erişim uygunluğunu ve cüzdan başına maksimum tahsisatı belirliyor. Kademelere girmek için iki yol vardı: Vader token stake etmek veya bir WL (White List) kazanmak. Sunulan kapasitenin büyük çoğunluğu $VADER stakerlarına tahsis ediliyor. VaderAI'ın staking hesaplama tablosu. Kynak: Vaderai.gitbook 7 farklı kademe var. Bu kademelerdeki skorun üç şeye bağlı: Stake edilen VADER miktarı, staking taahhüt süresi ve IAO sonrası tutma (hodling) davranışı:Stake edilen $VADER miktarı: Ne kadar çok VADER stake ederseniz, o kadar yüksek puan alırsınız.Staking taahhüt süresi: 1 ay, 3 ay, 6 ay ve 12 ay gibi çeşitli süreler seçebiliyorsunuz. Süre ne kadar uzun olursa, puanınız o kadar yüksek olur. Bunun katları da var: 30 gün (0.5x), 90 gün (1x), 180 gün (2x), 360 gün (3x).IAO sonrası tutma (hodling) davranışı: Bu, tokenları ne kadar süreyle tuttuğunuza bağlı. Projeler tokenlarını mümkün olduğunca uzun süre elinde tutan sadık destekçiler ister. Vesting gibi yöntemler yerine, VaderAI sadık tutucuları ödüllendiriyor ve hemen satanları cezalandırıyor. Bu hodler skoru tescilli, ML (Makine Öğrenimi) tabanlı bir skor. IAO’da yatırım yapılan tokenlar ne kadar uzun süre tutulursa, puan o kadar yüksek olur. Bu, eski IAO katılımcılarının lansman sonrası tutma/satma davranışından etkileniyor, Virtuals Genesis katılımcılarının davranışından değil.Puan formülü şu şekilde: Puan = (Stake Edilen $VADER ^ 1.03) * süre çarpanı * hodler çarpanı. Bu puanlama ve katman sistemi, Vader token kullanımı için temel teşkil ediyor, çünkü daha yüksek kademeler daha iyi erişim anlamına geliyor. Ayrıca, Vader token sahipleri özel yatırım fırsatlarına erişim elde ediyor. Tokenlarını üç ay kilitlediklerinde, VaderAI'nin ilk yatırım DAO planı olan 'Agent Coin Investment DAO' için özel whitelist erişimi kazanıyorlar. Her 10.000 stake edilmiş VADER için, staker ek olarak DAO'ya 1 SOL yatırım yapabiliyor. Bu da VADER stake etmeyi daha cazip hale getiriyor.VADER'ın değerini anlamak için, Virtuals Protokolü'nün AI ajanı token ekonomisini de anlamak lazım biraz. Virtuals protokolü, AI ajanlarının merkeziyetsiz ortak mülkiyetini gerçekleştirerek, bu ajanları topluluğa ait gelir getiren varlıklara dönüştürüyor. Yeni bir AI ajanı oluşturulduğunda, o ajana özel tokenlar basılıyor ve sahipliği için bir piyasa oluşturmak üzere likidite havuzuna ekleniyor. AI ajanlarının potansiyeline inanan herkes, bu tokenları yönetişim tokenı olarak satın alabiliyor ve ajan geliştirme, davranış ve yükseltmelerle ilgili kilit kararlara katılabiliyor. Virtuals Protokolündeki bazı AI ajan tokenları. Kaynak: Virtuals Bu ekosistemde değer akışı şöyle işliyor: Kullanıcılar (mesela bir Taylor Swift AI ajanıyla etkileşim kuran hayranlar), konserler, ürünler, canlı yayınlar ve kişiselleştirilmiş etkileşimler gibi çeşitli hizmetler için ödeme yapıyor. Bu gelirler, AI ajanlarını standart bir tüketici uygulaması gibi para kazanan uygulama geliştiricilerine ait. Geliştiriciler bu gelirin bir kısmını AI ajanı için gereken hesaplama (reasoning) maliyetini karşılamak için kullanıyor. Ajanın elde ettiği gelirin bir kısmı kendi zincir üstü hazinesine yatırılıyor, bu hazine ajanın gelecekteki gelişimi ve operasyonel maliyetleri için finansman sağlıyor. Zincir üstü hazinede gelir biriktikçe, bir mekanizma ajan tokenlarının (mesela SWIFT tokenının) düzenli olarak geri satın alınmasını tetikliyor. Bu tokenlar daha sonra yok ediliyor (yakılıyor), arzı azaltıyor ve kalan tokenların fiyatını artırarak ajanın genel piyasa değerini yükseltiyor. Ajanın tokenları, likidite havuzunda VIRTUAL tokenlarıyla eşleştiriliyor. Bu durum, ajanın başarısını doğrudan VIRTUAL tokenlarının değerine bağlıyor. Ajan daha fazla gelir elde ettikçe ve tokenları yakıldıkça, ajanın tokenlarının ve altta yatan VIRTUAL tokenlarının değeri artacaktır.Sonuç olarak, Vader token nedir ve neden değerlidir diye sorarsanız: Bir kere platformun iç işleyişinde ödemeden yönetişime her yerde kullanılıyor. Stake ederek pasif gelir elde etme ve en önemlisi yeni çıkan AI ajanı projelerine erken ve daha avantajlı erişim sağlama imkânı sunuyor. Ayrıca, Virtuals ekosisteminin ve AI ajanı ekonomisinin büyümesiyle değeri artma potansiyeli taşıyor. Yani sadece bir token değil, bu yeni nesil AI destekli Web3 dünyasına açılan bir kapı gibi.VaderAI’nin Kurucusu Kim?VaderAI, Virtuals ekibi tarafından geliştirilmiş bir proje. Daha önceki IAO platformunun değerlendirme sürecinin Vader ekibi ve VaderAI Agent tarafından ortaklaşa yönetildiği belirtiliyor. Bu da projenin çekirdeğinde bir "Vader ekibi"nin olduğunu gösteriyor, ancak bu ekibin Virtuals Protokol’e katkı sağlayanlardan oluştuğunu söyleyebiliriz.VaderAI’nin çekirdek kadrosu, yapay zekâ araştırmacıları, mühendisler, danışmanlık geçmişine sahip girişimciler ve kripto uzmanlarından oluşan çok disiplinli bir ekipten oluşuyor. Ekip üyeleri; Imperial College London, Cambridge, LSE, Georgia Tech ve INSEAD gibi prestijli okullardan mezun ve geçmişlerinde McKinsey, BCG, Bain, Alibaba, Bybit gibi büyük kurumsal yapılarda görev almışlar. AI, biyoteknoloji, veri mühendisliği, ürün yönetimi ve Web3 altyapıları konusunda derin uzmanlığa sahip olan bu ekip, aynı zamanda kripto dünyasında erken dönemden beri aktif olan yatırımcılar ve geliştiricileri de içeriyor. Projenin yapısında öne çıkan şeylerden biri, merkeziyetsiz ve topluluk destekli yapısı. VaderAI, topluluk katılımını teşvik ediyor. VADER token sahipleri yönetişim süreçlerine katılarak kararlara etki edebiliyor. DAO'lar, platformun merkeziyetsiz karar alma sürecinin omurgasını oluşturuyor. Bu yapı, projenin sadece bir grup kurucuya bağlı kalmadan, topluluğun da katkısıyla sürekli gelişebileceği anlamına geliyor. Yani evet bir ekip var geliştirici olarak (Virtuals ekibi), ama platformun işleyişi ve geleceği konusunda topluluğun da rolü büyük.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, VaderAI’ya yönelik sıkça sorulan bazı sorular ve yanıtlarını derledik.VaderAI nedir ve nasıl çalışır?: VaderAI, yapay zekâ (AI) ve Web3 teknolojilerini birleştiren bir platformdur. Kullanıcıların AI ajanları oluşturmasına, bu ajanları tokenleştirmesine ve çeşitli uygulamalarda kullanmasına olanak tanır. Bu ajanlar, oyunlar, sosyal medya ve sanal ortamlar gibi farklı platformlarda entegre edilebilir ve kullanıcı etkileşimleriyle öğrenerek gelişirler.VADER token ne işe yarar?: VADER, VaderAI ekosisteminin yerel token'ıdır. Bu token, AI ajanlarının oluşturulması, sahiplenilmesi ve yönetilmesi süreçlerinde kullanılır. Ayrıca, platform içi işlemlerde ödeme aracı olarak hizmet eder ve topluluk üyelerine yönetişim hakları sağlar.Yapay zekâ ile Web3 nasıl birleşiyor?: Yapay zekâ ve Web3'ün birleşimi, merkeziyetsiz AI hizmetlerinin oluşturulmasını mümkün kılar. Bu entegrasyon sayesinde, kullanıcılar AI ajanlarını oluşturabilir, bu ajanları tokenleştirerek sahiplenebilir ve çeşitli platformlarda kullanabilirler. Ayrıca, blockchain teknolojisi sayesinde AI ajanlarının karar alma süreçleri şeffaf ve izlenebilir hale gelir.Virtuals altyapısı ile ilişkisi nedir?: Virtuals Protokolü, VaderAI'nin temelini oluşturan altyapıdır. Bu protokol, kullanıcıların AI ajanları oluşturmasına, bu ajanları tokenleştirmesine ve çeşitli platformlarda entegre etmesine olanak tanır. Ayrıca, Virtuals, AI ajanlarının birlikte çalışmasını ve gelir elde etmesini sağlayan bir ekosistem sunar.Topluluk AI eğitimine nasıl katkı sağlar?: VaderAI, topluluk üyelerinin AI ajanlarının eğitimi ve geliştirilmesine katkıda bulunmasını teşvik eder. Kullanıcılar, geri bildirimde bulunarak veya veri sağlayarak AI ajanlarının öğrenme süreçlerine katkı sağlarlar. Bu katılım, AI ajanlarının daha etkili ve kullanıcı odaklı hale gelmesini destekler.Web3'te yapay zekanın gücünü ve VADER token ile kişiselleştirilmiş dijital deneyimi keşfetmek için JR Kripto Rehber serimizi takip etmeye devam et!

FET Teknik AnaliziFET grafiğine günlük zaman diliminde baktığımızda net şekilde bir düşen kanal bizi karşılıyor. 2024 yılının başından itibaren gelen bu yapı, nizami şekilde bugüne kadar çalışmış durumda. Düşen Kanal Yapısı Anlık olarak kanalın orta bandında hareket ediyor. 0,65$ - 0,70$ alanı önemli bir destek bölgesi olarak karşımıza çıkıyor. Bu bölgeden, öncesinde yukarı yönlü tepki alan FET şu anda da aynı bölgede fiyatlanıyor. Önemli bir destek alanı. 0,65$ seviyesinin altında günlük kapanışlar fiyatı önce 0,53$ seviyesine, sonrasında ise kanal trend desteği olan ortalama 0,33$ seviyesine denk gelen bu alana kadar geri çekilebilir. Yukarı yönlü hareketlerde ise öncelikle 0,70$ üzerinde kapanışlar görmemiz gerekir ki 0,87$ seviyelerini konuşabilelim. 0,87$ seviyesinin üzerinde de trend direnci yani ortalam fiyat olarak 1$ seviyeleri hedef haline gelir diyebiliriz. Teknik olarak sonraki trend temasında kırılım olasılığı yüksek görünüyor.Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

PNUT Teknik AnaliziPNUT tarafında daha önce yaptığımız analizde de belirttiğimiz gibi düşen kama formasyonu yukarı kırılımı gerçekleştirmiş durumda. Bu kırılım sonrasında, 0,219$ - 0,23$ bölgesi güçlü destek alanı olarak takip edilecek. Bahsettiğimiz destek bölgesinin üzerinde kaldığı sürece kama hedeflerine ulaşacaktır.Formasyonun ana hedefi olarak 0,36$ seviyesi karşımıza çıkıyor. Sırasıyla diğer hedefler ise, 0,266$ ve 0,307$ - 0,323$ direnç alanı olacaktır. Yukarı yönlü kırdığı her direnç seviyesini destek noktasına çevirerek formasyon hedefi verilebilir. Ancak bu dönemde 0,219$ altına sarkması durumunda yeniden kama içerisine giriş olacağı için hedefler geçersiz olacaktır. Kritik bir karar aşamasında olduğunu söyleyebiliriz. Düşen Kama Kırılımı Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.
