Haberler
Altcoin Haberleri
Altcoin ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Altcoin hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
EDU Teknik GörünümüEDU grafiğinde günlük periyotta simetrik üçgen formasyonu net biçimde görülüyor. Fiyat hareketi, yukarıdan gelen düşen trend ve alttan yükselen destek çizgileri arasında sıkışmış durumda. Bu tarz yapılar kırılım yönüne göre güçlü fiyat hareketlerini tetikleyebilir.Güncel fiyat 0,13$ seviyesinde. Fiyat kısa süre önce üçgenin alt bandı olan 0,1200$ seviyesinden tepki aldı. Üçgenin orta bandı 0,1286$ seviyesinden geçiyor ve bu alan ilk direnç konumunda. Yukarı yönlü ataklarda ise 0,1338$ seviyesi formasyon üst bandı olarak öne çıkıyor.Bu üçgen yapısının yukarı yönlü kırılması halinde teknik hedef olarak önce 0,1900$, ardından da 0,2400$ seviyeleri takip edilebilir. Çünkü bu alanlar hem geçmiş fiyatlamalarda sert tepkilerin geldiği bölgeler hem de formasyonun projeksiyon hedefleriyle örtüşüyor.Aşağı yönlü bir kırılım halinde ise 0,1200$ ve 0,1136$ destek seviyeleri önem kazanır. Bu bölgelerin altında kalıcılık sağlanırsa düşüşler derinleşebilir. Daralan Üçgen Formasyonu Özet:Formasyon: Günlükte simetrik üçgenİlk dirençler: 0,1286$ → 0,1338$Üçgen kırılım hedefleri: 0,1900$ → 0,2400$Destek seviyeleri: 0,1200$ → 0,1136$Kırılım yönü, orta vadeli yön tayini açısından belirleyici olacaktır.Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

ID Teknik GörünümüID grafiğinde uzun süredir devam eden düşen kanal yapısı korunuyor. Geçtiğimiz günlerde fiyat, bu kanalın üst bandına dördüncü kez temas etti ve yine ret yedi. Güncel fiyat 0,1624$ seviyelerinde ve aşağı yönlü bir hareket içerisinde.Önceki yükselişlerde 0,1900$ – 0,1984$ aralığı güçlü direnç olarak çalıştı ve bu bölge geçilemedi. Kanal üst bandından gelen ret sonrası fiyat, sırasıyla 0,1664$ desteğine ve ardından da 0,1487$ seviyesine kadar geri çekildi. Şu anda bu destek alanını test ettiğini söyleyebiliriz.Eğer fiyat 0,1487$ desteğini kaybederse düşen kanalın alt bandı olan 0,1343$ seviyesi gündeme gelecektir. Bu seviye aynı zamanda kanal içi hareketin dip bölgesi olarak çalışabilir.Yukarı yönlü bir toparlanma için öncelikle fiyatın yeniden 0,1664$ üzerine çıkması ve bu bölgede kalıcılık sağlaması gerekiyor. Ancak ana senaryoda trend hala aşağı yönlü ve fiyat kanal içinde baskılanıyor.Kanal yapısının yukarı kırılması halinde formasyon hedefi teknik olarak 0,30$ – 0,33$ bölgesine kadar taşınabilir. Ancak bunun için öncelikle 0,1984$ üzeri kapanışlar görmemiz şart. Düşen Kanal Yapısı Özet:Fiyat: 0,1564$, düşüş trendi kanal içi devam ediyorSon red: 0,1900$ – 0,1984$ aralığından geldiGüncel destek: 0,1487$Bu seviye kaybedilirse sıradaki destek: 0,1343$Yukarı yönlü toparlanma için 0,1664$ üzerinde kalıcılık gerekliKanal kırılımı gerçekleşirse hedef: 0,30$ – 0,33$Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

Kripto dünyasında bir süredir “tamamen on-chain çalışan bir perpetual DEX” lafını sık duyar olduk. Hyperliquid de tam olarak bu tanımı ete kemiğe büründüren projelerden biri. 2023’te sahneye çıkan Hyperliquid, vadeli işlemleri (daha çok perpetual trading) merkezi borsalardan (CEX) alışık olduğumuz hız ve pratiklikle, ama bu kez tamamen zincir üstünde sunmayı amaçlayan bir platform. Yani hem işlemler şeffaf ve izlenebilir oluyor, hem de fonlarınız sizin cüzdanınızda kalıyor. Ne bir borsaya varlıklarınızı emanet etmek zorundasınız ne de “şu emri iptal etmeden önce gas ücretini yeniden onaylamam mı gerekiyor” gibi dertleriniz oluyor.Projenin arkasındaki ekip, oldukça yetkin. Projenin başında Jeff Yan var. Jeff Yan, merkeziyetsiz bir borsa olan Hyperliquid'in CEO'su ve kurucu ortağı olarak biliniyor.Hyperliquid’i benzerlerinden ayıran en önemli şeylerden biri de kendi layer-1 blockchain’ini geliştirmiş olması. Yani Ethereum’un ya da başka bir zincirin kısıtlamalarına takılmadan, sıfırdan kendi altyapılarını kurmuşlar. Bu sayede hem emir defteri (orderbook) hem de eşleştirme motoru tamamen zincir üzerinde çalışıyor. Bu da Hyperliquid’i gerçek anlamda on-chain perpetual DEX nedir sorusuna verilebilecek en güncel ve net örneklerden biri yapıyor.Tabii bu giriş sadece bir başlangıç. Rehberin devamında “Hyperliquid nasıl çalışır?”, “HYPE token ne işe yarar?”, “Hyperliquid hype nedir?” gibi aklınızdaki soruların hepsini adım adım yanıtlayacağız. Aynı zamanda Hyperliquid coin ne işe yarar, HYPE token ne zaman çıktı, Hyperliquid yönetişim yapısı gibi detaylara da değineceğiz. Yani bir yandan teknik merakınızı giderirken, bir yandan da platformun nasıl bu kadar popüler hâle geldiğini daha yakından anlayacağız.Hyperliquid’in Tanımı ve Ortaya ÇıkışıHyperliquid, kendi özel layer-1 blockchain altyapısı üzerinde çalışan bir on-chain türev borsası örneği. Platformun çekirdeği, zincir üzerinde çalışan bir emir defteri (order book) ve eşleştirme motoru. Bu sayede tüm alım-satım emirleri, eşleştirme işlemleri ve tasfiyeler blockchaine kaydedilir. On-chain perpetual DEX nedir? Kısaca açıklamak gerekirse, on-chain perpetual DEX; tüm emirlerin ve işlemlerin blockchain üzerinde gerçekleştiği, süresiz vadeli işlem (perpetual futures) hizmeti sunan merkeziyetsiz borsa demektir. Bu model, işlemlerin şeffaf ve izlenebilir olmasını sağlarken, kullanıcı fonları üzerinde tam kontrol sunar.Hyperliquid platformu ilk olarak 2023 yılında ortaya çıktı. Lansmanı sırasında sektördeki pek çok kişi Hyperliquid’in bu kadar hızlı olmasını şaşkınlıkla karşıladı. Meğer Hyperliquid ekibi, en baştan beri ürünü kendi geliştirdikleri özel bir layer-1 blockchaini üzerinde inşa etmiş. Yani Ethereum, Solana gibi mevcut bir zincire bağlı kalmak yerine, doğrudan performans odaklı bağımsız bir blockchain yaratmışlar. Bunu yaparken HyperBFT adlı özelleştirilmiş bir konsensüs algoritması kullanmışlar; bu algoritma sayesinde blok onay süreleri saniyenin altına iniyor ve saniyede onbinlerce işlem gerçekleştirilebiliyor. Özetle Hyperliquid, baştan aşağı yüksek hızlı işlem ve düşük gecikme için tasarlanmış bir altyapı üzerinde çalışıyor.2020’den itibaren kripto piyasalarında kendi market-making (piyasa yapıcılığı) stratejilerini yürüten ekip, 2022 yazında DeFi alanına yönelerek merkeziyetsiz borsalardaki eksikleri gözlemlemiş. Gördükleri teknik sorunlar, verimsiz tasarımlar ve zayıf kullanıcı deneyimi onları Hyperliquid’i geliştirmeye itmiş. Sonuçta, performanslı bir merkeziyetsiz L1 üzerinde, tamamen on-chain bir orderbook DEX fikri hayata geçirilmiş oldu.Bu yaklaşım, Hyperliquid’e önemli bir avantaj sağladı: CEX benzeri bir hız ve kullanım kolaylığını merkeziyetsiz ortamda sunmak. Kullanıcılar, işlemlerini MetaMask gibi bir cüzdanla onaylama zorunluluğu olmadan, adeta Binance arayüzündeymiş gibi tek tıkla gerçekleştirebiliyorlar. İşlemler blockchaine yazıldığı için şeffaflık sağlanırken, arka planda Hyperliquid’in özel zinciri sayesinde emirler anında eşleşiyor ve perpetual trading (süresiz vadeli işlem ticareti) kusursuz bir deneyime dönüşüyor. Hyperliquid arayüzü ve kendi "order book"u Hyperliquid’in Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıHyperliquid, kripto dünyasında oldukça kısa bir süredir var olmasına rağmen, kayda değer adımlar atarak dikkat çekici bir ivme kazandı. Özellikle merkeziyetsiz türev piyasalarının yeniden şekillendiği bir dönemde sahneye çıkan proje, teknik altyapısı ve vizyoner yaklaşımıyla birçok rakibini geride bıraktı. Platformun gelişim sürecinde, onu bugünkü konumuna taşıyan bazı belirleyici olaylar ve stratejik hamleler öne çıkıyor. Bu dönüm noktaları, hem Hyperliquid’in neden bu kadar hızlı büyüdüğünü anlamak hem de arkasındaki ekip vizyonunu daha iyi kavrayabilmek açısından oldukça önemli. Gelin, bu gelişmeleri kronolojik olarak birlikte inceleyelim:2023: Hyperliquid platformunun mainnet lansmanı gerçekleşti. Kendi özel blockchain’i üzerinde ilk on-chain perpetual işlemler başlatıldı.2023 sonu: Platformdaki toplam kilitli varlık değeri (TVL) belirgin bir artış gösterdi ve topluluk ilgisi hızla yükseldi. Hyperliquid, yıl sonuna doğru DeFi çevrelerinde adından söz ettirmeye başladı.Ocak 2024: Hyperliquid ekibi, platformun yerel token’ı olan HYPE token’ın geleceğini resmi olarak duyurdu. Topluluk, yapılacak airdrop ve token ekonomisi ile ilgili ilk bilgileri bu dönemde öğrendi.2024 2. çeyrek: HYPE token için airdrop programı ve yönetişim modelinin detayları tanıtıldı. Kullanıcılara platformu kullandıkça puan (point) biriktirme ve bunu gelecekteki token dağıtımında kullanma imkânı sunuldu. Bu sayede daha token piyasaya çıkmadan önce geniş bir kullanıcı kitlesi oluştu ve platformun yönetimine katılım temelleri atıldı.2024 ortası: Listelenen işlem çiftlerinin sayısı 150’yi aştı. Bu metrikle Hyperliquid, sektördeki en geniş perpetual DEX haline geldi. Pek çok büyük ve küçük kripto para birimi için vadeli işlem piyasaları açıldı. Bu çeşitlilik, hem bireysel hem kurumsal yatırımcıları cezbederek platformun hacmini daha da artırdı.Kasım 2024: Merak edenler için HYPE token ne zaman çıktı sorusunun cevabı bu tarih. HYPE token’ın resmî çıkış tarihi 28 Kasım 2024. Bu tarihte Hyperliquid, toplam 1 milyar arzlı HYPE token’ını piyasaya sürdü ve dev bir HYPE airdrop’u gerçekleştirdi. Erken dönem kullanıcılarına toplam arzın %31’i (yaklaşık 310 milyon HYPE) bedelsiz şekilde dağıtıldı. Bu airdrop, 94 bin kullanıcıya ulaşarak kripto tarihinin en geniş katılımlı dağılımlarından biri oldu ve değeri o anki fiyatlarla 1,2 milyar doları buldu. Aynı dönemde Hyperliquid, token’la birlikte on-chain yönetişim modelini de resmen başlattı.2025: DeFiLlama'ya göre, Hyperliquid'in Layer 1 blockchaini HyperEVM'in kilitli toplam değeri (TVL) sadece beş ayda neredeyse 2 milyar dolara ulaştı. Dune Analytics'e göre, Mayıs ayı sonundan bu yana HyperEVM günde 200.000 ila 400.000 işlem gerçekleştirdi. Bu dönemde günlük aktif kullanıcı sayısı (DAU) genellikle 15.000 ila 20.000 aralığında seyretti. 2025 itibariyle HYPE fiyatı 35-40 dolar aralığında seyrediyor. Hyperliquid Neden Değerli?Hyperliquid’i benzerlerinden ayıran ve ona değer katan başlıca özellikler şunlardır:Tamamen on-chain bir yapıya sahipHyperliquid’in emir defteri ve matching engine’i dahil tüm işlem altyapısı blockchain üzerinde çalışır. Bu sayede işlemler şeffaftır ve kullanıcı varlıkları platform tarafından tutulmaz, kendi cüzdanınızda güvendedir. Geleneksel merkeziyetsiz borsalardaki (örneğin Uniswap gibi AMM’lerde) likidite havuzu mantığı yerine, Hyperliquid tamamen on-chain orderbook DEX modelini kullanarak gerçek zamanlı fiyat keşfi sunar.Kendi özel layer-1 altyapısını kullanıyorHyperliquid, performans için özel olarak tasarlanmış bağımsız bir layer-1 blockchain üzerinde çalışır, yani başka bir zincire veya ikinci katman (Layer-2) çözümüne bağlı değildir. Blockchain seviyesinde özelleştirilmiş HyperBFT konsensüsü ve yüksek ölçeklenebilirlik sayesinde saniyede on binlerce (teorik olarak yüz binlerce) işlem yapabilir. Başka bir zincirin kısıtlarına tabi olmadığı için, platformun geliştirme yönü tamamen ekip ve topluluk kontrolünde.Yüksek işlem hızı ve düşük gecikmeHyperliquid’in altyapısı, merkezi borsa deneyimini aratmayacak bir hız sunuyor. Blok süresi ortalama ~0.2 saniye civarında ve işlemler anında finality kazanıyor. Yani alım-satım emirleri neredeyse gecikmesiz olarak eşleşiyor. Perpetual trading yaparken fiyat kayması (slippage) minimum düzeyde oluyor ve likidite derinliği sayesinde büyük işlemlerde bile piyasa etkisi düşük kalıyor. Bu performans, özellikle yüksek frekanslı işlem stratejileri güden profesyonel trader’lar için Hyperliquid’i cazip kılıyor.HYPE token ile yönetişim ve teşvik mekanizmasıHYPE, Hyperliquid platformunun yerel token’ıdır (Hyperliquid coin olarak da anılır). Bu token, platformda bir yönetişim aracı ve teşvik aracı olarak kullanılır. HYPE sahipleri, protokolde önerilen değişiklikler için oy kullanabilir ve böylece Hyperliquid’in geleceğine dair söz sahibi olabilirler. Ayrıca HYPE token, ağ üzerinde işlem ücretlerini ödemekte kullanılır ve staking imkânı sunarak uzun vadeli tutanlara ödüller kazandırır. Örneğin, 2024 sonunda başlatılan staking programıyla HYPE sahipleri yıllık ~%2-3 oranında getiri elde etmeye başladılar. Kısacası HYPE, Hyperliquid ekosisteminin hem yönetimsel hem de ekonomik yakıtıdır.Topluluk odaklı ve adil dağıtım modeliHyperliquid’in geliştirme süreci ve token ekonomisi, topluluk çıkarlarını merkeze alacak şekilde tasarlandı. Proje, herhangi bir risk sermayesi (VC) yatırımı almamış durumda; tamamen ekip tarafından self-fund edilerek başlatıldı. Bu sayede dış yatırımcı baskısı olmadan, kararlar topluluğun ve projenin uzun vadeli çıkarlarına göre alınıyor. HYPE token dağılımı da son derece topluluk dostu: Toplam 1 milyarlık arzın yaklaşık %76’sı doğrudan topluluğa ayrıldı. İlk genesis airdrop ile %31’lik kısım aktif kullanıcılara dağıtıldı, kalan %45 civarı ise ilerleyen dönemlerdeki ödüller ve madencilik/likidite teşvik programları için rezerve edildi. Ekibe ve vakfa ayrılan pay %24’ü geçmiyor ve bu kısım da uzun vadeli kilitlenmiş durumda (ekip token’ları 2025 sonuna kadar kilitli, 2027-2028’e kadar yavaşça açılacak şekilde programlanmış). Bu adil dağıtım modeli, platformun kontrolünün ve gelirlerinin büyük ölçüde kullanıcılar ve topluluk tarafından paylaşılmasını sağlıyor. Yukarıdaki noktalar düşünüldüğünde, birçok kişinin aklındaki “Hyperliquid coin ne işe yarar?” sorusunun cevabı da ortaya çıkıyor. HYPE token, Hyperliquid ekosisteminde kullanıcıları söz sahibi yapan ve onları katkıda bulunmaya teşvik eden kritik bir araçtır. Platform, bu token sayesinde merkeziyetsiz yönetim ile yüksek performanslı ticaret deneyimini bir araya getirmektedir.Hyperliquid’in Kurucusu Kim?Hyperliquid’in kurucusu kimdir? Hyperliquid Labs, Harvard’dan sınıf arkadaşı olan Jeff Yan ve Iliensinc tarafından kuruldu. Bu çekirdek ikiliye, Caltech, MIT, Citadel ve Hudson River Trading gibi prestijli eğitim kurumları ve finans devlerinden gelen deneyimli isimler katıldı. Ekip, teknik bilgi birikimi açısından oldukça güçlü bir profile sahip; bu da platformun mimarisinde ve performansında kendini açıkça gösteriyor.Kuruculardan Jeff Yan, daha önce merkezi borsa formatında hizmet veren Chameleon Trading adlı bir platformun da kurucu ortaklarından biriydi. Ancak 2022 yılında FTX'in çöküşüyle birlikte sektörde büyük bir güven sarsıntısı yaşandı. Merkezi borsalara olan güven ciddi şekilde zedelendi ve vadeli işlem (derivatives) piyasasında belirgin bir boşluk oluştu. İşte tam da bu dönemde, Jeff Yan ve ekibi, merkeziyetsizlik ilkesini temel alan yeni bir yapı kurgulamak üzere yola çıktı. Bu vizyon, Hyperliquid'in doğuşuna zemin hazırladı.Hyperliquid Labs, projenin başlangıcından itibaren dış yatırımcılardan, özellikle de risk sermayesi şirketlerinden (VC) fon almamayı tercih etti. Bu tercih, ekibin bağımsız kalmasını ve yalnızca ürün geliştirmeye, kullanıcı deneyimini iyileştirmeye ve verimli bir altyapı sunmaya odaklanmasını sağladı. Başka bir deyişle, ticari baskılarla değil, teknik mükemmeliyet ve kullanıcıya fayda sağlayacak çözümler üretme hedefiyle ilerlediler.Kendi kaynaklarıyla finanse edilen ve doğrudan topluluk odaklı büyümeyi tercih eden ekip, bu sayede platformun geleceğini tamamen kendi ellerinde tutabiliyor.Kurucu ekip başlangıçta merkezi bir yapıyla platformu geliştirmiş olsa da uzun vadede tamamen merkeziyetsiz bir yönetime geçmeyi hedefliyor. Hatta Hyperliquid, en başından beri bir DAO modeli planladığını dile getiriyordu. Bu amaçla HYPE token üzerinden oy verme ve karar alma mekanizmaları oluşturuldu. Hyperliquid yönetişim yapısı gereği, önemli protokol değişiklikleri veya güncellemeler topluluk oylamasına sunuluyor. Yani proje büyüdükçe “Hyperliquid kimin?” sorusunun cevabı giderek “topluluğun” olmasına çalışılıyor. Ekip üyeleri ise arka planda protokolün teknik gelişimini sürdürüyor ve düzenli olarak topluluğu bilgilendiriyorlar. Yayınladıkları teknik belgeler, yol haritaları ve Hyperliquid Improvement Proposal (HIP) adı verilen geliştirme önerileriyle, şeffaf bir iletişim yürütüyorlar. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, Hyperliquid hakkında sıkça sorulan sorular ve cevaplarını bulabilirsiniz:Hyperliquid nedir ve nasıl çalışır?: Hyperliquid, kendi geliştirdiği bir layer-1 blockchaini üzerinde çalışan merkeziyetsiz bir perpetual (süresiz vadeli) işlem borsasıdır. Tüm işlemler ve emirler zincir üzerinde gerçekleşir; platform bir on-chain order book kullanarak alıcı ve satıcı emirlerini eşleştirir. Bu sayede kullanıcılar, merkezi borsalara benzer bir hızda işlem yaparken, fonlarının kontrolü tamamen kendilerinde kalır ve tüm süreç şeffaf biçimde blockchaine kaydedilir.HYPE token ne işe yarar?: HYPE token (Hyperliquid coin olarak da adlandırılır), Hyperliquid ekosisteminin yerel kripto parasıdır ve birden çok işleve sahiptir. İlk olarak platform yönetiminde söz hakkı sağlar: HYPE sahipleri, önemli kararlar için oy kullanabilir ve protokolün geleceğini şekillendirebilir. Ayrıca HYPE token, düşük ücretli işlem yapılmasını mümkün kılan bir ödeme aracıdır ve staking yoluyla kullanıcılara pasif gelir (ödül) elde etme imkânı sunar.Hyperliquid’in kurucusu kimdir?: Hyperliquid’in belirli bir kurucusundan ziyade, deneyimli geliştiricilerden oluşan anonim bir ekip tarafından kurulduğunu söyleyebiliriz. Ekip üyeleri, geçmişte Citadel Securities, Jane Street, Offchain Labs gibi finans ve blockchain alanında önde gelen kurumlarda çalışmış isimler. Şu an platformun yönetimi kademeli olarak topluluğa devredilmektedir; yani Hyperliquid’in nihai sahibi, HYPE token sahipleri ve kullanıcı topluluğu olacaktır.Hyperliquid merkezi mi, merkeziyetsiz mi?: Hyperliquid tamamen merkeziyetsiz bir yapıyı hedefler. İşlemlerin tümü blockchain üzerinde gerçekleştiği için kullanıcılar fonlarını kendileri kontrol eder, bu da platformu gözetimsiz (non-custodial) kılar. Erken aşamada ağın doğrulayıcılarını ekip işletmiş olsa da, zamanla daha fazla bağımsız doğrulayıcının eklenmesi ve yönetimin DAO modeliyle topluluğa bırakılması planlanıyor. Dolayısıyla altyapısı özel bir zincir olsa da, çalışma prensibi ve yönetimi itibariyle Hyperliquid bir merkeziyetsiz borsadır.Hyperliquid ile GMX veya dYdX arasındaki fark nedir?: Hyperliquid’i GMX ve dYdX gibi popüler merkeziyetsiz türev borsalarından ayıran temel fark, altyapı ve likidite modelidir. GMX, Arbitrum gibi ağlar üzerinde çalışan ve AMM (otomatik piyasa yapıcı) modelini kullanan bir platformdur; likidite belirli havuzlarda toplanır ve fiyatlar oracle’lar ile belirlenir. dYdX ise başlangıçta off-chain emir defteriyle çalışan bir katman-2 çözümüydü, şimdi ise kendi bağımsız zincirine (Cosmos tabanlı) geçerek merkeziyetsizliği artırmaya çalışıyor. Hyperliquid ise tamamen on-chain bir emir defteri kullanır ve kendi özel yüksek performanslı L1 zincirinde faaliyet gösterir. Bu durum, Hyperliquid’e hem GMX’in hem de dYdX’in kısmen ödün verdiği noktaları optimize etme imkânı veriyor: GMX’e kıyasla çok daha düşük gecikmeli ve derin emir defteri likiditesi sunarken, dYdX’e kıyasla ise işlemlerin zincir üstünde kalması sayesinde daha fazla şeffaflık ve composability (başka DeFi protokolleriyle etkileşim) sağlıyor. Kısacası Hyperliquid, CEX seviyesinde hız ile tam merkeziyetsizlik arasında bir denge kurarak rakiplerinden ayrışıyor. Genel olarak diğer DEX’ler ve Hyperliquid arasındaki farklı şu tablo ile açıklayabiliriz:ÖzellikHyperliquidGMXdYdX (v4)Altyapı ZinciriÖzel Layer-1Arbitrum / AvalancheCosmos AppchainLikidite ModeliOn-chain OrderbookGLP (AMM)Orderbook (Off-chain v3, On-chain v4)İşlem HızıYüksek (0.2 sn)OrtaYüksekOn-chain DoğrulamaTümü zincir üstüKısmen zincir dışıTümü zincir üstüToken DağılımıTopluluk ağırlıklıVC destekliVC destekliYönetişimDAO (HYPE token)DAO (eski)dYdX DAO Hyperliquid’in geleceği nasıl öngörülüyor?: Hyperliquid, kısa sürede merkeziyetsiz türev piyasasında lider konuma yakın bir yere geldiği için geleceği parlak görülen projelerden biri. 2025 yılı itibariyle platformun toplam işlem hacmi trilyon doları aşmış durumda ve HYPE token piyasa değeri en büyük ilk 20 kripto varlık arasına girecek seviyelere ulaştı. Uzmanlar, Hyperliquid’in önümüzdeki dönemde HyperEVM gibi yeniliklerle ekosistemini genişleteceğini ve geliştiricilerin bu ağ üzerinde daha fazla DeFi uygulaması inşa edeceğini öngörüyor. Ayrıca yönetişim mekanizmalarının olgunlaşması ve ağ doğrulayıcılarının dağıtık hale gelmesiyle, Hyperliquid tamamen topluluk tarafından yönetilen bir protokol haline gelebilir. Elbette rekabet ortamı ve teknik zorluklar söz konusu, ancak Hyperliquid hem teknoloji altyapısıyla hem de topluluk desteğiyle bu zorluklara yanıt verebilecek konumda. Sonuç olarak, Hyperliquid’in DeFi alanında öncü bir merkeziyetsiz vadeli işlemler platformu olarak büyümeye devam etmesi bekleniyor. Hyperliquid ve benzeri merkeziyetsiz türev protokolleri hakkında daha fazla bilgi için JR Kripto Rehber serimizi takip edin

Blockchain odaklı finansal çözümleriyle öne çıkan Ripple, dijital ödeme altyapısını genişletmek amacıyla önemli bir satın alma gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Şirket, stablecoin destekli ödeme platformu Rail’i 200 milyon dolar karşılığında bünyesine katacağını açıkladı. Anlaşmanın 2025 yılının dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor.Toronto merkezli Rail, Galaxy Ventures ve Accomplice gibi yatırımcılar tarafından desteklenen bir ödeme altyapı sağlayıcısı. Şirket, işletmelerin stablecoin kullanarak uluslararası ödemeleri hızlı ve uygun maliyetli biçimde gerçekleştirmesine olanak tanıyor. Ripple’ın RLUSD stablecoin’ini piyasaya sürmesinin ardından gelen bu satın alma hamlesi, şirketin stablecoin alanındaki büyüme hedeflerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.Ripple Başkanı Monica Long, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Stablecoin’ler modern finansın temel taşlarından biri haline geliyor. Rail ile birlikte, stablecoin’ler ve blockchain teknolojisini küresel ödemelerde daha da yaygınlaştırmayı hedefliyoruz,” ifadelerini kullandı. Long ayrıca, Ripple’ın halihazırda dünya çapında en yaygın kullanılan dijital varlık ödeme ağlarından birine sahip olduğunun da altını çizdi.Rail ne sunuyor?Rail’in Ripple bünyesine katılmasıyla birlikte sunulacak hizmetler oldukça geniş kapsamlı olacak. Yeni sistem sayesinde:Kullanıcılar, ABD doları dahil birçok para birimiyle stablecoin üzerinden ödeme alıp gönderebilecek, üstelik bilançolarında kripto tutmak zorunda kalmadan.Şirketler, üçüncü taraf ödemeleri veya iç finansman akışlarını aynı platform üzerinden kolayca yönetebilecek.RLUSD, XRP ve diğer dijital varlıklar aracılığıyla gerçekleştirilecek ödemeler için yüksek likidite ve rekabetçi fiyatlandırma sağlanacak.Sanal hesaplar sayesinde, kullanıcılar kripto banka hesabı veya merkezi borsa cüzdanı açmadan işlem gerçekleştirebilecek.Tek bir API ile 7/24 çalışan altyapıya bağlanmak mümkün olacak. Bu, finansal sistemlerle entegre olmayı kolaylaştıracak.Ripple’ın 60’tan fazla finansal lisansı, düzenlemelere uygun ve güvenli işlem süreçleri sunacak.12’den fazla bankayla kurulan iş birlikleri sayesinde küresel kapsama alanı artırılacak.Rail CEO’su Bhanu Kohli de satın alımla ilgili olarak, “Son dört yılda Rail, stablecoin'ler ile uluslararası iş ödemelerini en hızlı şekilde gerçekleştirme kabiliyetiyle öne çıktı. Ripple ile aynı vizyonu paylaşıyoruz ve bu yeniliği dünya genelinde milyonlarca işletmeye ulaştırmaktan heyecan duyuyoruz,” dedi. Rail’in, 2025 yılı içinde küresel B2B stablecoin ödemelerinin %10’undan fazlasını gerçekleştirmesi bekleniyor.Ripple’ın büyüme stratejisiBu hamle, Ripple’ın aktif büyüme ve genişleme stratejisinin bir devamı niteliğinde. Şirketin bugüne kadar yaptığı stratejik satın alma ve yatırımların toplamı 3 milyar doları aşmış durumda. Ripple, dijital varlıklarla ilgili ödeme, saklama ve stablecoin çözümleriyle düzenleyici güveni de sağlamayı amaçlıyor.Ripple’ın çözümleri, geleneksel finans altyapısını blockchain teknolojisiyle entegre ederek hem daha düşük maliyetli likidite erişimi sunuyor hem de dijital varlıkların güvenli şekilde saklanmasına olanak tanıyor. Şirket, XRP Ledger ve XRP token’ı gibi ürünleriyle hızlı, düşük maliyetli ve ölçeklenebilir işlemler sunma hedefini sürdürüyor. Yazım sırasında XRP, yüzde 4'lük bir yükseliş ile 3 doların üzerinde işlem görüyor

ETC/USDT Teknik AnaliziEthereum Classic (ETC) grafiğinde, mart ayından bu yana devam eden yükselen trend yapısı korunuyor. Fiyat bu trend çizgisini defalarca test etti ve her seferinde alıcılar devreye girdi. Son yükseliş hareketinde 27,07$ seviyesine kadar çıkan fiyat, buradan satış yedi ve şu anda 20,37$ seviyesinde işlem görüyor. Yükselen Trend Güncel durumda fiyat 19,68$ desteği üzerinde tutunmaya çalışıyor. Bu seviye korunursa, yeniden 22,53$ direnci test edilebilir. Bu bölgenin kırılması halinde, asıl hedef bölge olan 25,79$ – 27,07$ aralığına doğru hareket beklenebilir.Eğer bu yeşil direnç bandı da aşılırsa, önce 31,42$, ardından da 39,00$ seviyeleri hedef konumuna gelecek.Aşağı yönlü olası baskılarda ise sırasıyla 18,75$, 16,65$ ve 15,79$ destekleri takip edilmeli.Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

7 Ağustos sabahı, Test (TST) token’ı piyasada ani ve sert bir düşüşle dikkat çekti. Sabah saatlerinde başlayan düşüş, token fiyatının %70’e yakın değer kaybetmesine neden oldu. Verilere göre, bir saatlik mumda TST fiyatı en yüksek 0,0496 doları görürken, en düşük seviye 0,01547 dolar oldu. Bu ani hareketin ardından fiyat 0,0267 dolar seviyelerinde dengelendi. Piyasa değeri yaklaşık 25,33 milyon dolar olarak hesaplandı. Binance üzerindeki TST/USDT spot işlem çiftinde, son 24 saatte toplam 50,37 milyon dolarlık işlem hacmi oluştu. Bu hacmin 15,95 milyon dolarlık kısmı, düşüşün yaşandığı bir saatlik dilim içinde gerçekleşti. Fiyatın düşük seviyelerde sabitlenmesinin ardından, işlem hacmi tekrar artış gösterdi ve bir saat içinde 12,25 milyon dolara ulaştı. Son 24 saatte TST ağındaki toplam vadeli işlem pozisyonu, %28,86 oranında düşerek 25,76 milyon dolara geriledi.Diğer yandan, TST/USDT sözleşmelerinin tüm platformlardaki toplam 24 saatlik işlem hacmi 266 milyon doları buldu. Bu hacimde %1173’lük bir artış gözlemlenirken, sadece Binance üzerindeki kontrat işlemlerinin hacmi 205 milyon dolara ulaştı. Binance’teki işlem hacmindeki artış ise %1855 olarak kaydedildi.Düşüşün ardındaki tetikleyicinin ne olduğu hakkında şimdilik herhangi bir bilgi yok.TST nedir?TST, “Test Token” adıyla bilinen ve BNB Chain üzerinde BEP-20 standardında oluşturulmuş bir token’dır. Orijinal olarak bir eğitim ve test amacıyla geliştirilen TST, BNB Chain’in geliştirici belgelerinde örnek token olarak kullanılmıştı. Ancak daha sonra topluluk ve bireysel yatırımcılar tarafından alım-satım işlemlerine konu edilmeye başlandı.Token, mayıs ayında Binance Smart Chain topluluğunda viral hale geldi. Özellikle sosyal medyada, TST'nin geliştirici belgelerinde yer alması ve "Binance destekli" algısı yaratmasıyla fiyatı hızla yükseldi. Bazı analiz platformları, bu süreçte TST’nin birkaç gün içinde %4.000’den fazla değer kazandığını ve piyasa değerinin kısa sürede 500 milyon doları aştığını bildirdi.Bu hızlı yükselişin ardından, Mayıs 2025’te TST büyük bir satış dalgasıyla karşılaştı. Özellikle bir balinanın yaklaşık 7 milyon dolarlık TST satışının ardından fiyat %40 civarında değer kaybetti. Bu satışın ardından fiyat bir miktar toparlansa da, yüksek volatilite sürmeye devam etti.Özellikle son 24 saatteki hacim artışı ve pozisyon düşüşleri, hem spot hem de vadeli piyasalarda yoğun bir işlem trafiğinin yaşandığını gösteriyor. Kısa vadede fiyat dalgalanmalarının devam etmesi bekleniyor.

Güney Kore’nin önde gelen dijital bankalarından KakaoBank, ülkenin hızla büyüyen stablecoin sektörüne giriş yapmaya hazırlanıyor. Şirket, hem stablecoin çıkarmayı hem de saklama hizmetleri sunma planlarını değerlendiriyor. Bu adım, Güney Kore Merkez Bankası’nın merkez bankası dijital parası (CBDC) pilot projesini durdurmasının hemen ardından geldi.KakaoBank, stablecoin için dizginleri eline aldıKakaoBank Mali İşler Direktörü (CFO) Kwon Tae-hoon, 2025 yılı ilk yarı finansal sonuçlarının açıklandığı toplantıda, bankanın dijital varlık ekosistemiyle ilgili çeşitli yöntemleri (özellikle stablecoin ihracı ve saklama hizmetlerini) aktif olarak değerlendirdiğini açıkladı. Kwon, “Pazar dinamiklerine uygun şekilde aktif katılım sağlamayı planlıyoruz” diyerek, bu alandaki stratejik adımların Kakao ekosistemi içindeki diğer birimlerle koordineli yürütüldüğünü belirtti.KakaoBank, halihazırda Kakao, KakaoPay ve bankanın dahil olduğu haftalık bir stablecoin odaklı görev gücünün parçası. Bu strateji ekibi, Kakao CEO’su Chung Shin-ah, KakaoPay CEO’su Shin Won-keun ve KakaoBank CEO’su Yoon Ho-young’un liderliğinde faaliyet gösteriyor.CBDC pilotundan stablecoin hamlesine: Süreç devam ediyorKakaoBank’ın stablecoin alanına yönelmesinde, Merkez Bankası’nın CBDC test sürecini iptal etmesinin önemli bir etkisi bulunuyor. Daha önce ticari bankalarla birlikte test aşamasına geçen bu proje, Devlet Başkanı Lee Jae-myung’un stablecoin ihracını mümkün kılan yeni bir yasa tasarısı sunmasının ardından askıya alındı.Kwon Tae-hoon, KakaoBank’ın teknik altyapı açısından sektörde avantajlı bir konumda olduğunu vurgulayarak, “CBDC pilotunun her iki aşamasına da katıldık; cüzdan geliştirdik, transferleri ve işlemleri yönettik,” dedi. Ayrıca banka, son üç yılda kripto borsaları için gerçek isimle hesap açma gibi KYC ve AML düzenlemelerine uyum sağlama konusunda deneyim kazandı.3 Haziran’daki seçimlerin ardından göreve gelen yeni hükümet, finansal sistemde reformlar hedefliyor. Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Kore wonuna sabitlenmiş (KRW-pegged) bir stablecoin çıkarma sözü verdi. Bu stablecoin’in hem yerel ticarette hem de uluslararası ödemelerde kullanılması amaçlanıyor.Ancak Merkez Bankası Başkanı Lee Chang-yong, stablecoin planlarına temkinli yaklaşmaya devam ediyor. Yerel medya kuruluşu Kukmin Ilbo'ya göre, Lee, stablecoin ihracının riskleri ve uzun vadeli etkileri konusunda halen şüpheli.Stablecoin alanındaki bu yönelim, Güney Kore piyasalarında büyük bir bireysel yatırımcı ilgisini tetikledi. ABD merkezli ve USDC'yi çıkaran şirket Circle’ın hisseleri, Haziran ayında Koreli yatırımcılar arasında en çok satın alınan yabancı hisse senedi oldu. Kore medyasına konuşan sektör temsilcileri, Circle’ın Kore piyasasına girmek için yerel düzenleyicilerle temas halinde olduğunu belirtiyor.Diğer yandan Hong Kong’da 1 Ağustos itibarıyla yürürlüğe giren yeni yasa ile stablecoin ihraççılarına yönelik lisanslama rejimi başladı.

Kripto dünyasında her geçen gün yeni bir isimle karşılaşıyoruz. Bazen bu isimler borsa platformlarından, bazen oyun projelerinden, bazen de meme kültüründen çıkıp geliyor. Ama bazıları var ki sessiz sedasız büyürken, bir yandan da sağlam bir altyapı ve kullanıcı odaklı bir vizyonla kendini adım adım kabul ettiriyor. İşte Bitget Token (BGB) tam da bu sınıfa girenlerden biri.Bitget’i daha önce duymuş olabilirsiniz. 2018 yılında kurulan bu kripto borsası, son yıllarda Asya’dan başlayarak küresel çapta sesini duyurmaya başladı. “Kopya ticaret” (copy trading) gibi kullanıcı dostu özellikleri, güvenli altyapısı ve aktif topluluk yönetimiyle Bitget, birçok yatırımcının radarına girdi. Bu büyümenin doğal bir sonucu olarak, platform da kendi içinde bir değer döngüsü yaratma ihtiyacı hissetti ve işte tam bu noktada Bitget Token (BGB) sahneye çıktı.Peki Bitget coin nedir? BGB nedir? En sade haliyle BGB, Bitget kripto borsasının kendi ekosistemine güç vermek için geliştirdiği yerel kripto para birimi. Bu rehberde, Bitget Token’ın teknik yapısından ötesine geçerek; nasıl ortaya çıktığını, nasıl değer kazandığını, yatırımcıya ne gibi fırsatlar sunduğunu ve gelecek için hangi yolda ilerlediğini tüm detaylarıyla anlatacağız. Eğer siz de “Bitget token nedir?” sorusunu sadece yüzeysel bir yanıtla geçiştirmek istemiyorsanız, gelin birlikte daha derine inelim.Bitget Token’ın Tanımı ve Ortaya ÇıkışıBitget borsası, son yıllarda yükselen kripto platformları arasında kendine sağlam bir yer edindi. Özellikle kullanıcı dostu arayüzü, kopya ticaret gibi yenilikçi özellikleri ve geniş ürün yelpazesiyle birçok yatırımcının ilgisini çekti. Ancak bir borsa yalnızca alım-satım arayüzüyle değil, aynı zamanda kendi içinde yarattığı ekosistemle de dikkat çeker. İşte tam bu noktada, Bitget’in iç dünyasını besleyen, kullanıcılarına daha fazla fayda sunmak isteyen bir yapı ortaya çıktı: Bitget Token (BGB).BGB token, Bitget’in kendi topluluğuna özel avantajlar sunmak amacıyla geliştirdiği bir dijital varlık. Aslında bu hikâyeyi diğer büyük borsa token’larından da tanıyoruz. Binance’in BNB’si, OKX’in OKB’si, KuCoin’in KCS’si nasıl kendi platformları içinde ekosistemler kurduysa, Bitget de benzer bir yol izlemeye karar verdi. Kullanıcılara daha düşük işlem ücreti, özel etkinlik erişimi, pasif gelir fırsatları ve platform içi ekstra özellikler sunarak bağlılığı artırmak isteyen Bitget, bu hedefini gerçekleştirmek için BGB’yi hayata geçirdi.Teknik olarak bakarsak, BGB bir ERC-20 token. Yani Ethereum blokzinciri üzerinde çalışıyor ve bu da ona hem yüksek güvenlik hem de geniş çapta uyumluluk sağlıyor. Bugün pek çok cüzdan, DeFi uygulaması ya da platform ERC-20 standardını desteklediği için, BGB de bu altyapı sayesinde sorunsuz bir biçimde entegre olabiliyor.Bitget, büyüyen kullanıcı kitlesine daha fazla değer sunmanın, onları daha fazla platforma bağlamanın yollarını arıyordu. Çünkü sadece işlem yapmak yeterli değil; kullanıcılar aynı zamanda kazanmak, katılmak, söz sahibi olmak da istiyor. BGB işte bu ihtiyaca yanıt verdi. Lansmandan sonra yalnızca merkezi borsa üzerinde değil, aynı zamanda Bitget’in merkeziyetsiz cüzdan uygulaması Bitget Wallet gibi ürünlerinde de kullanılabilir hale geldi. Böylece sadece borsayla sınırlı kalmayan, Web3 entegrasyonlarıyla da genişleyen bir ekosistem token’ı doğmuş oldu. Bitget'teki hizmetler. Peki bu token tam olarak ne zaman piyasaya sürüldü? BGB kaç yılında çıktı? BGB çıkış tarihi ne idi? BGB’nin doğum günü olarak takvimler 26 Temmuz 2021 tarihini gösteriyor. O gün, Bitget borsasında listelenerek resmi olarak kripto dünyasına katıldı. Lansman fiyatı da oldukça ulaşılabilirdi: 0,0585 dolar gibi mütevazı bir fiyatla yatırımcıların beğenisine sunuldu. O gün belki çok büyük yankılar uyandırmadı ama zamanla BGB’nin ne kadar önemli bir yapı taşı haline geleceğini kimse tahmin edemezdi.Token’ın toplam arzı 2 milyar adet olarak belirlendi. Bu, piyasadaki birçok borsa token’ına kıyasla oldukça klasik bir başlangıç arzı. Ancak bu arzın tamamı tek seferde piyasaya sürülmedi. Yaklaşık 1,4 milyar BGB, lansman süreciyle birlikte doğrudan dolaşıma girdi. Kalan kısmı ise dikkatle planlanmış, uzun vadeli hedeflere hizmet edecek şekilde ayrılmıştı.Örneğin:%20’si takım ve çalışan teşvikleri için kenara ayrıldı. Bu sayede BGB, sadece yatırımcıya değil, projede çalışanlara da ödül sağlayan bir yapı haline geldi.%15’i marka işbirlikleri yani influencer’lar ve içerik üreticileriyle yapılacak kampanyalar için kullanıldı. Bu sayede projenin pazarlama ayağı da sağlamlaştırıldı.Bir diğer %15, referans programları için ayrıldı. Yani Bitget’e yeni kullanıcı kazandıran herkes, bu token’dan ödül alarak teşvik edildi.%15 oranında bir miktar da ekosistem geliştirme fonuna ayrılarak, platformun ileride atacağı teknolojik ve stratejik adımlara kaynak oluşturuldu.Son olarak %10’luk bir kısmı da Yatırımcı Koruma Fonu’na aktarıldı. Bu fon, olası riskli durumlara karşı kullanıcıları korumak ve platformun sürdürülebilirliğini sağlamak için oluşturulmuş önemli bir rezerv niteliğinde.Tüm bu dağılım yapısı, Bitget’in sadece “token çıkaralım” mantığıyla değil, uzun vadeli, dengeli bir büyüme hedefiyle hareket ettiğini açıkça gösteriyor. Ayrıca dikkat çeken bir diğer detay da şu: Bitget, BGB’yi çıkarırken önceki token’ı olan BFT’yi de unutmadı. Lansman sürecinde toplam arzın %25’i, eski BFT sahiplerine swap (takas) yöntemiyle dağıtıldı. Böylece hem eski kullanıcılar mağdur edilmedi hem de yeni sistemin içine entegre edildi. Bitget Token’ın Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıKripto projeleri tıpkı insanlar gibi zamanla büyür, dönüşür ve bazen de çok kritik kararlarla yön değiştirir. Bitget Token (BGB) de bu dönüşüm sürecinden geçen ve her aşamasında adım adım güçlenen bir yapı ortaya koydu. Lansmanından bu yana birçok önemli gelişme yaşadı; ama özellikle 2024 yılı, BGB’nin kaderinde kırılma yaratan bir dönem olarak öne çıktı.Gelin şimdi BGB’nin tarihsel gelişimine birlikte bakalım:2021 - Lansman: Bitget Token sahneye ilk kez 26 Temmuz 2021 tarihinde çıktı. Ethereum ağı üzerinde, ERC-20 standardında piyasaya sürülen BGB, lansman fiyatı olarak yaklaşık 0,0585 USD ile listelendi. Toplam arz 2 milyar token olarak belirlendi ve bunun yaklaşık 1,4 milyarı doğrudan dolaşıma girdi. Böylece Bitget, kendi yerel token’ını çıkaran kripto borsaları kervanına resmen katılmış oldu.2022 - İlk Genişleme: BGB’nin kullanım alanı sadece işlem ücretleriyle sınırlı kalmadı. Bitget Wallet gibi merkeziyetsiz ürünlerin devreye alınmasıyla birlikte token, Web3 tarafında da yer bulmaya başladı. Aynı dönemde staking, launchpad ve pasif gelir modelleriyle yatırımcının ilgisini çeken bir token hâline geldi.2023 - Topluluk ve İşbirlikleri: Bitget, bu yıl BGB’yi daha geniş kitlelere tanıtmak için çok sayıda kampanya düzenledi. Sosyal medya etkinlikleri, influencer iş birlikleri, topluluk ödülleri ve kopya ticaret üzerinden kazanç paylaşımları gibi birçok alan, token’a olan ilgiyi büyüttü. Ünlü futbolcu Messi, Bitget'in marka elçisi oldu.2024 - Büyük Yakım ve Buyback & Burn Dönemi: Aralık 2024, BGB için adeta dönüm noktası oldu. Bitget, yayımladığı güncel BGB whitepaper’ında 800 milyon adet token’ı yakacağını duyurdu. Bu, toplam arzın %40’ının yani yaklaşık 5 milyar dolar değerindeki BGB’nin kalıcı olarak yok edilmesi anlamına geliyordu. Bu büyük hamleyle birlikte toplam arz 2 milyardan 1,2 milyar BGB’ye düştü. Bu yakım kararıyla Bitget, BGB’yi deflasyonist modele geçirme sürecini başlattı. Aynı yılın devamında Bitget, yalnızca bu büyük yakımla yetinmedi. Ayrıca “buyback burn” (geri alım ve yakım) adını verdiği sürdürülebilir bir mekanizma duyurdu. Bu sisteme göre, borsa her çeyrekte elde ettiği kârın %20’siyle piyasadan BGB satın alıyor ve bu token’ları yakıyor. Yani arzı azaltma işi tek seferlik bir karardan çıkarılıp, düzenli olarak yapılan uzun vadeli bir stratejiye dönüştü. Coin yakımı sonrası arz değişimi şu şekilde oldu:DönemToplam Arz (BGB)Yakılan Miktar (BGB)Kalan Arz (BGB)Temmuz 20212.000.000.00002.000.000.000Lansman fiyatı: $0,0585Aralık 20242.000.000.000800.000.0001.200.000.000%40’lık arz yakımı yapıldıAralık 2024 - Tüm Zamanların Zirvesi (ATH): Büyük yakımın ve buyback sisteminin etkisi piyasa tarafından da hızlıca karşılık buldu. Aralık ayı sonunda, BGB token 8,49 dolarlık fiyatla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Bu seviye, 2021 lansman fiyatına göre neredeyse 150 katlık bir değerleme anlamına geliyordu.2025 - Güçlü Durumunu Koruyor: 2025’e geldiğimizde BGB, zirve sonrası doğal olarak biraz geri çekilme yaşadı. Ancak buna rağmen Temmuz itibarıyla fiyatı 4,55 dolar civarında seyrederken, toplam piyasa değeri hâlâ 5 milyar doların üzerindeydi. Bitget Token Neden Değerlidir?Şu ana kadar BGB’nin ne zaman ortaya çıktığını ve nasıl geliştiğini detaylıca inceledik. Peki işin özüne gelelim: BGB token neden değerli? Hangi özellikleri onu yatırım yapılabilir ve uzun vadeli düşünülebilir bir varlık haline getiriyor? Sadece işlem ücreti indirimi mi sağlıyor, yoksa daha fazlası mı var? Gelin, BGB’yi değerli kılan yönlerine birlikte göz atalım.İşlem ücreti avantajıKripto para piyasasında sürekli işlem yapanlar için komisyon oranları zamanla ciddi bir maliyet haline geliyor. İşte burada BGB devreye giriyor. Bitget, kullanıcılarına BGB ile işlem yaptıklarında %20’ye varan işlem ücreti indirimi sunuyor. Özellikle spot işlem yapan trader’lar için bu indirim, uzun vadede hatırı sayılır bir tasarruf anlamına geliyor. Düşünsenize, günde onlarca işlem yapan bir kullanıcı, sırf BGB ile komisyon ödediği için yıl sonunda yüzlerce dolar cebinde kalıyor. Bu da BGB’yi sadece yatırım değil, aynı zamanda tasarruf aracı haline getiriyor.Launchpad ve Launchpool’a "erken bilet"Kripto yatırımcılarının en sevdiği şeylerden biri, yeni çıkan projelere erkenden ulaşmak. Bitget bu konuda da kullanıcılarını yalnız bırakmıyor. BGB sahipleri, platformda düzenlenen Launchpad etkinliklerine katılarak daha piyasaya çıkmadan önce, potansiyeli yüksek projelerin token’larına yatırım yapabiliyor. Yani “erken gelen kazanır” durumu, burada birebir geçerli. Ayrıca Launchpool özelliği sayesinde BGB stake eden kullanıcılar, yeni token’ları ücretsiz kazanma fırsatı yakalıyor. Hem yatırım yapmadan ödül alıyorsunuz hem de yeni projeleri keşfetme şansı buluyorsunuz. Kısaca, BGB cebinizdeyse Launchpad’in kapıları size açık demektir. Bitget'in Launchpad, LaunchX, Launchpool ve PoolX ismindeki hizmetlerinin arasındaki farklar şu şekilde:ÖzellikGüçlü YönleriKimler İçin Uygun?Bitget LaunchpadErken yatırım fırsatları, titiz proje seçimi, kullanıcı dostu katılım süreciBlokzincir trendlerinden faydalanmak isteyen vizyoner yatırımcılar ve kripto meraklılarıBitget LaunchXŞeffaf dağıtım mekanizması, seçkin projelere erişim, snapshot bazlı fiyatlamaAdil sistem arayan Web3 meraklıları ve seçkin projelere erişmek isteyen kararlı yatırımcılarBitget LaunchpoolSaatlik düzenli kazançlar, esnek kilit çözme, anlık APR güncellemeleriEsnek ve düzenli kazanç arayan yeni başlayanlar ve riskten kaçınan kullanıcılarBitget PoolXOrantılı ödüller, saatlik kazançlarla hızlı geri bildirim, detaylı izleme ve şeffaflıkAnında geri bildirim ve sık ödül sunan sistemleri tercih eden aktif kullanıcılarStake et, rahat kazan: Pasif gelir fırsatlarıBGB sadece işlem avantajı sunmuyor, aynı zamanda pasif gelir elde etmenin de anahtarı oluyor. Bitget üzerinde yer alan Earn programları sayesinde kullanıcılar, ellerindeki BGB’leri stake ederek belirli oranlarda getiri sağlayabiliyor. Bu, tıpkı bankaya para yatırıp faiz almak gibi düşünebileceğiniz bir sistem. Özellikle “stake-to-mine” olarak adlandırılan sistemlerde BGB kilitleyen kullanıcılar, hem ek BGB ödülleri kazanıyor hem de bazı projelerin airdrop’larından faydalanabiliyor. Yani sadece tutarak değil, aynı zamanda sisteme katkı sağlayarak da kazanç elde etmek mümkün. Uzun vadeli düşünen yatırımcılar için oldukça cazip bir seçenek.VIP ayrıcalıkları, Groupcoin indirimleri ve kâr paylaşımıBitget, BGB’yi sadece bir “token” değil, adeta bir üyelik kartı gibi konumlandırıyor. Cüzdanınızda belli miktarda BGB tuttuğunuzda, otomatik olarak VIP programına dahil olabiliyorsunuz. Bu da demek oluyor ki işlem ücretlerinde ekstra indirim, özel müşteri desteği, hızlı destek hatları ve daha birçok avantaj sizi bekliyor.Ayrıca Groupcoin adı verilen bir özellik sayesinde, belirli zamanlarda BGB tutan kullanıcılara popüler kripto paraları indirimli alma fırsatı sunuluyor. Yani piyasada 100 dolar olan bir coin’i siz 85 dolara alabiliyorsunuz. Ancak Groupcoin etkinliğinin 2023'ten beri inaktif olduğunu belirtmekte fayda var. Dahası da var: Bitget’in oldukça popüler olan kopya ticaret (copy trading) sisteminde, BGB tutan kullanıcılar hem takipçi olabiliyor hem de başarılı trader’lardan elde edilen gelirlerin bir kısmını paylaşabiliyor. Örneğin, bir trader’ı takip eden yatırımcıların ödediği performans ücretinin %10’a kadar olan kısmı, doğrudan lider trader’a BGB olarak aktarılabiliyor. Bu sayede başarılı trader’lar ödüllendirilirken, BGB’nin kullanım alanı da genişliyor.Ve unutmadan: Bitget Lottery gibi günlük ödüllü etkinlikler, ücretsiz para çekme hakları, özel kampanyalar ve daha nice bonus özellikler de yalnızca BGB sahiplerine özel. Kısacası BGB, Bitget’in kapalı devre bir kulübüne giriş bileti gibi işliyor.Gerçek dünyada Kullanım: Bitget Pay ve kartlarKripto paraların en büyük eleştirilerinden biri, “günlük hayatta kullanamıyoruz” iddiasıdır. Ancak Bitget bu noktada BGB’yi sadece platform içi değil, gerçek dünya işlemlerinde de kullanılabilir hale getirmek için adımlar attı. Bitget Pay özelliği sayesinde kullanıcılar, BGB ile ödeme yapabiliyor ya da başka kullanıcıya anlık transfer gerçekleştirebiliyor.Daha da güzeli, Bitget’in sunduğu kripto ödeme kartları ile BGB doğrudan harcamalarda da kullanılabiliyor. Market alışverişi, fatura ödemesi, hatta online alışveriş siteleri… Hepsinde BGB ile ödeme yapma seçeneği mevcut. Üstelik bu işlemler sırasında çeşitli indirimler ve cashback (geri ödeme) avantajları da sunuluyor. Yani harcadıkça kazandıran bir token yapısı oluşturulmuş durumda. BGB, burada da sadece bir yatırım değil, aynı zamanda aktif bir ödeme aracı olarak karşımıza çıkıyor.DeFi ve Web3’te yükselen rolBitget’in hedefleri sadece kendi merkezi borsasıyla sınırlı değil. 2024 sonunda açıklanan güncellemelerle birlikte, BGB artık Bitget Wallet içinde de aktif olarak kullanılmaya başlandı. Bu entegrasyon, merkeziyetsiz finans (DeFi) ve Web3 dünyasında BGB’nin çok daha fazla rol oynamasını sağladı.Özellikle token’ın, çoklu zincirlerde işlem ücreti (gas fee) ödemek için kullanılmaya başlaması, ciddi bir kullanım genişliği anlamına geliyor. İlerleyen süreçte stake etme, likidite sağlama, yield farming, DAO yönetişimi gibi alanlarda da aktif rol oynayacağı ifade ediliyor. Bitget Token’ın Kurucusu Kimdir?Kripto dünyasında sıkça karşılaşılan sorulardan biri şudur: “Bu token’ın arkasında kim var?” Çünkü bir projenin güvenilirliği, sürdürülebilirliği ve potansiyeli, çoğu zaman onu yaratan ve yöneten ekibin vizyonuyla doğrudan bağlantılı. Ancak BGB token söz konusu olduğunda, bu sorunun cevabı klasik bir “kurucu isim” değil. Yani Vitalik Buterin’in Ethereum’u kurması gibi, ya da CZ’nin Binance’i yaratması gibi tek bir kişiden söz etmek burada pek mümkün değil. Çünkü BGB, doğrudan Bitget borsası tarafından oluşturulmuş bir platform token’ı.Başka bir deyişle, BGB token kimin projesi derseniz, cevabı oldukça net: Bitget borsasının projesidir. 2018 yılında kurulan Bitget, yıllar içinde küresel çapta büyüyen, birçok ülkede faaliyet gösteren ve özellikle copy trading alanında kendini kanıtlayan bir kripto para borsası haline geldi. Bu büyüme sürecinde, kullanıcı deneyimini zenginleştirmek ve ekosistemi daha da güçlü hale getirmek için kendi yerel token’ını hayata geçirdi. Böylece BGB ortaya çıktı.Tabii bu token’ın gelişim sürecinde önemli isimler de var. Bitget’in bugünkü başarısında büyük pay sahibi olan, deneyimli ve vizyoner bir yönetim kadrosu bulunuyor. Özellikle Gracy Chen, bu ekip içinde en çok öne çıkan isimlerden biri. Kendisi 2022 yılında Bitget bünyesine katıldı ve sadece bir yıl içinde, 2023’te CEO’luk görevine getirildi. Gracy Chen’in liderliğinde Bitget, Asya pazarındaki gücünü Avrupa ve Amerika gibi bölgelere taşıyarak adeta ikinci bir büyüme dalgasına girdi.Gracy Chen, sektördeki kadın lider figürlerinden biri olarak hem toplulukla kurduğu iletişim hem de stratejik adımlarıyla dikkat çekiyor. BGB token’ın vizyonunun netleşmesinde ve deflasyonist modele geçilmesinde de onun etkisi büyük. Yani BGB’nin sadece teknik bir proje değil, aynı zamanda topluluğa kulak veren bir liderlikle şekillendiğini söylemek mümkün.Elbette Gracy Chen tek başına değil. Bitget’in mevcut üst düzey yöneticileri arasında Vugar Usi Zade (COO), Hon Ng (CLO) ve Min Lin (CBO) gibi önemli isimler yer alıyor. Bu kişiler, şirketin operasyonel süreçlerinden hukuki yapılandırmasına, kurumsal iş birliklerinden topluluk stratejilerine kadar pek çok alanda yön veriyorlar. Özellikle COO görevini yürüten Vugar Usi Zade, kullanıcı deneyimi ve ürün optimizasyonu konusunda kritik projeleri yönetiyor. CLO pozisyonundaki Hon Ng ise Bitget’in farklı ülkelerdeki regülasyon süreçlerini takip ederek, şirketin global anlamda sürdürülebilir büyümesini sağlıyor. Min Lin ise CBO olarak iş geliştirme ve ortaklık stratejilerinden sorumlu.Bu ekip sadece token’ın piyasaya sürülmesinde değil, aynı zamanda onu nasıl daha kullanışlı hale getirebilecekleri konusunda da sürekli yeni adımlar atıyor. Geliştirilen staking mekanizmaları, BGB ile entegre edilen Launchpad süreçleri, buyback & burn sistemi ve Web3 entegrasyonları hep bu stratejik ekibin katkısıyla şekilleniyor.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, BGB hakkında sıkça sorulan bazı sorular ve cevaplarına ulaşabilirsiniz:BGB token nedir ve BGB token ne işe yarar?: BGB token, Bitget kripto para borsasının platform içi kullanılan yerel kripto parasıdır. İşlem ücreti indirimleri, yeni projelere erken erişim (Launchpad/Launchpool), staking ile pasif gelir ve VIP üyelik ayrıcalıkları gibi birçok işe yarar özelliği vardır. Kısacası BGB, Bitget ekosisteminde hem kullanım kolaylığı sağlayan bir araç hem de yatırımcılarına çeşitli avantajlar sunan bir değer birimidir.BGB token ne zaman çıkarıldı?: BGB token 26 Temmuz 2021 tarihinde piyasaya sürüldü. İlk çıkışında yaklaşık 0,06 USD fiyatla listelenen token, 2021 yılının ortasında kullanıcılarla buluşmuştur. Dolayısıyla BGB’nin çıkış yılı 2021’dir ve o tarihten bu yana Bitget ekosisteminin temel yapı taşlarından biri olmuştur.BGB token kimin projesi?: BGB, doğrudan Bitget borsasının projesidir. Yani ayrı bir şirket veya anonim bir ekip tarafından değil, Bitget şirketi tarafından geliştirilip çıkarılmıştır. Bitget’in kurucuları ve yöneticileri, BGB token’ın arkasındaki ekiptir ve token’ın kullanım alanlarını, yakım stratejilerini ve faydalarını şekillendiren kararları bu ekip almaktadır.BGB token neden değerlidir?: BGB token, Bitget ekosisteminde somut bir fayda sağladığı için değerlidir. Kullanıcılara işlem ücreti indirimleri vermesi, platformdaki özel etkinliklere katılım hakkı tanıması ve pasif gelir imkânı sunması onun talep görmesine yol açar. Ayrıca Bitget’in düzenli olarak token yakımı yaparak arzı azaltması ve BGB’yi hem merkezi hem de merkeziyetsiz platformlarında kilit bir varlık haline getirmesi, uzun vadede token’ın değerini destekleyen unsurlardır.BGB token hangi avantajları sağlar?: BGB token sahipleri, Bitget borsasında bir dizi avantaja sahip olur. Bunların başında %20’ye varan işlem ücreti indirimleri gelmektedir. Ayrıca BGB ile Launchpad üzerinden yeni proje token’larına erken erişebilir, Launchpool’da stake ederek bedelsiz token kazanabilirler. VIP programına katılmak, kar paylaşımı elde etmek, indirimli coin alımı (Groupcoin) ve ücretsiz para çekimi gibi ekstra ayrıcalıklar da BGB’nin sağladığı avantajlar arasındadır. Özetle BGB, kullanıcı deneyimini zenginleştiren ve kazanç fırsatları sunan bir token’dır.BGB token arzı nasıl azaltılıyor?: Bitget, BGB token arzını azaltmak için buyback & burn (geri alım ve yakım) stratejisini uyguluyor. 2024 sonunda tek seferde 800 milyon BGB yakılarak toplam arz %40 düşürüldü. 2025’ten itibaren ise her çeyrek dönemde kârının bir kısmıyla piyasadan BGB satın alıp yakma programı başlatıldı. Bu düzenli yakımlar sayesinde dolaşımdaki BGB miktarı zamanla azalıyor, bu da token’ı deflasyonist hale getirerek mevcut holder’ların elindeki BGB’lerin oransal değerini artırıyor.BGB token geçmişte hangi zirve fiyatlara ulaştı?: BGB token’ın en dikkat çekici zirvesi Aralık 2024’te gördüğü yaklaşık 8,5 dolar seviyesidir. Bu tüm zamanların en yüksek değeri olarak kayda geçmiştir. 2024 yılı içinde BGB’nin birçok ara zirve yaptığını da belirtmek gerekirse, örneğin Kasım 2024’te 1,70 dolar civarını görüp yıl sonuna doğru hızlı bir yükselişle 8 doların üzeri seviyelerine tırmandı. 2025 yılında ise BGB fiyatı bu rekorun altında seyretmekle birlikte Temmuz 2025’te halen 4-5 dolar bandında güçlü bir değere sahipti. Bu da BGB’nin lansmandan bu yana inanılmaz bir performans sergilediğini ve erken dönemdeki yatırımcılarına yüksek getiri sağladığını göstermektedir.Platform token’lar ve borsa temelli ekosistemler hakkında daha fazla içerik için JR Kripto Rehber serimizi inceleyin.

DeFi Technologies Inc. (Nasdaq: DEFT), kendi açıklamalarına göre merkeziyetsiz finans (DeFi) ve geleneksel sermaye piyasaları arasında köprü kuran finansal teknoloji şirketi, Temmuz 2025 itibarıyla etkileyici bir büyüme kaydetti. Şirketin iştirakleri Valour Inc. ve Valour Digital Securities Limited (Valour), Temmuz sonunda 947 milyon dolar kadar yönetilen varlık (AUM) açıkladı. Bu rakam, bir önceki aya göre %23’lük bir artışa işaret ediyor. Bitcoin, Solana, SUI, Avalanche ve CORE, şirketin portföyündeki en büyük paya sahip kripto varlıklar arasında yer aldı.Valour, Temmuz ayında 14,4 milyon dolar net giriş kaydederek yılın en iyi ikinci performansını sergiledi. 2025 yılı başından bu yana toplam net girişler 90,4 milyon dolara ulaştı.Öne çıkan ETP’ler: SOL, DOGE ve SUIŞirketin ETP portföyünde en fazla giriş kaydeden ürünler arasında SOL, DOGE ve SUI gibi hem yerleşik hem de yeni listelenen varlıklar yer aldı. Valour’un bu ürünlerdeki net giriş rakamları şu şekilde oldu:VALOUR SOL SEK: 5,5 milyon dolarVALOUR DOGE SEK: 2,66 milyon dolarVALOUR SUI SEK: 2,38 milyon dolarVALOUR SEI SEK: 1,09 milyon dolarVALOUR CRV SEK: 926 bin dolarValour, gelirini büyük ölçüde yönettiği varlıkların stake getirileri ve yönetim ücretleri üzerinden elde ediyor. 2025’in ilk çeyreğinde 10 milyon dolar stake ve lending geliri, 2,6 milyon dolar yönetim ücreti geliri elde edildi. 31 Temmuz itibarıyla en fazla AUM’a sahip ETP’ler:VALOUR BTC: 291,9 milyon dolarVALOUR SOL: 269,4 milyon dolarVALOUR ETH: 86,6 milyon dolarVALOUR XRP: 65,1 milyon dolarVALOUR SUI: 58,4 milyon dolarVALOUR ADA: 51,8 milyon dolarValour’un toplamda 75’in üzerinde ETP’si Avrupa ve İngiltere borsalarında işlem görüyor. Şirket, 2025 sonuna kadar bu sayıyı 100’e çıkarmayı hedefliyor. Son dönemde İsveç’in Spotlight Stock Market platformunda BCH, LEO, OKB, POL, ALGO, FIL, ARB ve STX gibi dijital varlıklara dayalı sekiz yeni ürün listelendi. Ayrıca, HBAR ve ICP staking ürünleriyle birlikte Valour, İsviçre pazarına da giriş yaptı.Şirketin hazinesinde en çok Bitcoin ve bu 4 altcoin varTemmuz sonu itibarıyla DeFi Technologies'in nakit ve USDT bakiyesi yaklaşık 17 milyon dolar seviyesinde bulunuyor. Şirketin borçları ise 6 milyon dolarda sabit kaldı. Dijital varlık hazinesi, 73,5 milyon dolara ulaşırken portföyde şu varlıklar yer aldı:BTC (251.6 adet): 29,7 milyon dolarSOL (61.000 adet): 11,6 milyon dolarAVAX (398.321 adet): 9,5 milyon dolarCORE (7.100.000 adet): 4 milyon dolarSUI (4.913.918 adet): 18,5 milyon dolarŞirketin iştiraklerinden Stillman Digital, Temmuz ayında yaklaşık 1,95 milyar dolarlık işlem hacmi gerçekleştirdi. Ayrıca Clearpool’un RWA protokolü Ozean ile stratejik ortaklık kuruldu. Bu iş birliği, kurumsal sermayenin gerçek dünya varlıklarına (RWA) girişini kolaylaştırmayı amaçlıyor.Son olarak DeFi Alpha adlı ticaret birimi, 2024’ün ikinci çeyreğinde başlatıldığından bu yana 114,1 milyon dolarlık gelir yarattı. Özellikle 5 Mayıs 2025’teki tek seferlik arbitraj işlemi 17,3 milyon dolar getiri sağladı.

Japonya merkezli finans devi SBI Holdings, ülkede bir ilke imza atarak Bitcoin ve XRP'yi içeren çift varlıklı bir kripto ETF (Borsa Yatırım Fonu) için Japonya Finansal Hizmetler Ajansı’na (FSA) resmi başvuruda bulundu. Bu hamle, Japon finans piyasasında XRP’nin kurumsal düzeyde ilk kez bir yatırım ürünü içinde değerlendirilmesini sağlayabilir.Şirketin 2025 ikinci çeyrek finansal raporunda duyurulan bu yeni ürün, “Crypto-Assets ETF” adıyla anılıyor. Fonun amacı, yatırımcılara hem Bitcoin hem de XRP’ye doğrudan erişim sunan tek bir yatırım kapısı açmak. Fonun yapısı, her iki varlığın performansını aynı anda izleyerek yatırımcılara çeşitlendirilmiş bir kripto portföyü sunmayı hedefliyor.Bir başka ETF başvurusu daha varBununla birlikte SBI, “Digital Gold Crypto ETF” adını taşıyan ikinci bir ürün için de başvuru yaptı. Bu fon, portföyünün %50’den fazlasını altın ETF’lerine ayırırken, geri kalanını altın destekli kripto para birimlerine yatırmayı planlıyor. Bu hibrit yapı, özellikle volatiliteden çekinen, ancak kripto varlıklardan tamamen uzak durmak istemeyen yatırımcılara hitap ediyor. SBI'ın finansal sonuç belgesinde ETF'lere ayrılmış olan sayfa. Eğer başvurular FSA tarafından onaylanırsa, XRP ilk kez Japonya’da düzenlenmiş bir yatırım ürünü kapsamında yatırımcılara sunulacak. Bu da Ripple’ın ödeme teknolojilerine dayanan XRP’nin küresel meşruiyet kazanma sürecinde önemli bir adım olarak görülüyor. Hatırlanacağı üzere XRP, ABD’deki regülasyon belirsizlikleri nedeniyle hala birçok büyük kurumsal yatırım ürününün dışında kalıyor.SBI Holdings CEO’su Yoshitaka Kitao, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Bu girişim, blockchain tabanlı varlıkları Japonya ve Asya’daki regüle finans sistemine entegre etme konusundaki kararlılığımızı yansıtıyor,” ifadelerini kullandı.SBI’nin bu adımı, Japonya’nın yanı sıra genel olarak Asya bölgesindeki yatırımcılar için de önemli. Zira bu bölgedeki kurumsal yatırımcıların kripto paralara olan yaklaşımında yumuşama görmemize sebep olabileceği bir gerçek. Ayrıca, özellikle XRP’nin Japonya’da daha fazla kabul görmesi, bölgedeki diğer finans kuruluşlarını da benzer ürünler geliştirmeye teşvik edebilir.Kripto topluluğunda, özellikle de XRP destekçileri arasında, bu gelişme büyük heyecanla karşılandı. “XRP Army” olarak bilinen bu topluluk, SBI’nin ETF başvurusunu XRP’nin kurumsal düzeyde tanınması yolunda önemli bir dönüm noktası olarak yorumluyor.XRP’nin fiyatı haberin yayına girdiği 6 Ağustos 2025 tarihi itibarıyla 2,95 dolar seviyelerinde işlem görüyor. JrKripto verilerine göre XRP, 174,5 milyar dolarlık piyasa değeriyle en büyük üçüncü kripto para olarak listelerde. Son 30 gün içinde yaklaşık %30 oranında değer kazanan XRP, kurumsal benimsenmenin artmasıyla birlikte yeniden dikkatleri üzerine çekmiş durumda. Yine de SBI’ın hamlesinin fiyatlara yansımadığını belirtmekte fayda var.Henüz resmi onay alınmamış olsa da, SBI’nin bu başvurusu Japonya’nın kripto finans sektöründe yeni bir sayfa açması beklenebilir.

Çin Halk Cumhuriyeti, yabancı bir şirketin kripto para karşılığında kullanıcıların iris verilerini topladığını ve bunun ulusal güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu açıkladı. Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı (MSS) tarafından yayımlanan açıklamada şirket ismi verilmedi; ancak tarif edilen faaliyetlerin, daha önce Worldcoin adıyla bilinen “World” projesine işaret ettiği yorumları yapılıyor.Kripto karşılığı iris taraması: Küresel tehdit mi?MSS’nin WeChat üzerinden paylaştığı bilgilere göre, yabancı bir şirket, kripto para dağıtımı vaadiyle dünya çapında bireylerin iris verilerini topladı. Bu biyometrik verilerin yurtdışına aktarılması ise yalnızca kişisel gizliliği değil, aynı zamanda Çin’in ulusal güvenliğini de tehdit ediyor. Çin'in Güvenlik Bakanlığı'nın açıklamasına yönelik ekran görüntüsü. Yetkililer, özellikle iris tanımanın hassas alanlarda kullanılan yüksek doğrulukta bir biyometrik yöntem olduğuna dikkat çekti. Bu nedenle bu verilerin kötü niyetli kullanımlar için cazip hale geldiği belirtiliyor. MSS, “Bu tür biyometrik verilerin sızması geri döndürülemez sonuçlar doğurabilir” diyerek, halkı dikkatli olmaya çağırdı.Worldcoin gündemde: Çin, ismi vermeden hedef gösterdiAçıklamada şirket adı geçmese de, bahsedilen faaliyetler doğrudan Worldcoin’in iş modeline benziyor. OpenAI CEO’su Sam Altman tarafından kurulan Worldcoin, kullanıcıların iris verilerini tarayarak benzersiz kimlikler oluşturmayı ve buna karşılık WLD token’ları dağıtmayı amaçlıyor. Şirket, bugüne kadar 160 ülkede faaliyet yürüttüğünü açıklasa da Çin’de resmi bir operasyonu bulunmuyor.Worldcoin, daha önce de Endonezya, Kenya ve Fransa gibi ülkelerde veri gizliliği gerekçesiyle soruşturmalara konu olmuştu. Endonezya, mayıs ayında projenin faaliyet iznini askıya almıştı. Şirket ise bu ülkede kimlik doğrulama hizmetlerini durdurduğunu ve ilgili düzenlemeleri netleştirmeye çalıştığını açıklamıştı.Çin’de kriptoya yönelik sert tavır devam ediyorÇin hükümeti, kripto paralara ve bunlarla ilişkili teknolojilere karşı uzun süredir sert bir duruş sergiliyor. Ülkede hem kripto para ticareti hem de madencilik yasaklı konumda. Ancak bu son açıklama, teknolojik gözetim alanındaki endişeleri yeni bir boyuta taşıyor.MSS, açıklamasında yalnızca iris değil; yüz tanıma ve parmak izi gibi diğer biyometrik teknolojilerin de yanlış kullanımına dikkat çekti. Özellikle yabancı istihbarat servislerinin, yüz verilerini sahte kimlikler üretmekte kullandığı ve bu sayede stratejik kurumlara sızabildiği örneklerle aktarıldı.Bu tartışmaların gölgesinde, Ethereum’un kurucu ortağı Vitalik Buterin, daha kapsayıcı ve gizliliğe saygılı dijital kimlik sistemleri üzerine önerilerde bulundu. Haziran ayında sunduğu “çoğulcu kimlik” modeli, devletler, sosyal ağlar ve topluluk temelli sistemlerin bir arada çalıştığı, merkeziyetsiz bir kimlik yapısını savunuyor.Buterin’e göre tekil ve izlenebilir bir dijital kimlik modeli, bireylerin mahremiyetini tehdit ederken, "servet kanıtı" gibi yöntemler de adil olmayan sonuçlar doğuruyor. Bu bağlamda, Worldcoin gibi projelere alternatif olarak, çoklu doğrulama sistemleri öne çıkıyor.

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), kripto para dünyasında uzun süredir merakla beklenen bir konuda yeni bir yol haritası sundu. Kurum, bazı likit staking faaliyetlerinin menkul kıymet yasaları kapsamına girmediğini belirterek sektöre önemli bir rahatlama sağladı. Bu gelişme, spot Ethereum ETF’lerinde staking özelliğinin onaylanmasına giden yolda kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.SEC’den tarihi açıklamaSEC’in Kurumsal Finans Bölümü tarafından yayımlanan yeni rehberde, belirli koşullar altında verilen “likit staking makbuzu tokenları”nın (Staking Receipt Tokens), menkul kıymet sayılmayabileceği belirtildi. Özellikle Lido, Marinade Finance, JitoSOL ve Stakewise gibi merkeziyetsiz protokollerin sunduğu staking hizmetleri bu kapsamda değerlendiriliyor. SEC Başkanı Paul Atkins, “Bugünkü açıklama, kripto varlık faaliyetlerinin SEC’in yetki alanı dışında kalan yönlerini netleştirme adına büyük bir adım,” diyerek kurumun yeni başlattığı “Project Crypto” girişiminin şimdiden somut sonuçlar verdiğini vurguladı.Ethereum ETF'lerinde staking kapısı mı açılıyor?NovaDius Wealth Başkanı Nate Geraci’ye göre, bu açıklama SEC’in spot Ethereum ETF’lerinde staking’e izin verme yolundaki son engellerden birini kaldırmış olabilir. Geraci, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, “Likit staking tokenları, ETF’lerdeki likidite yönetimini kolaylaştırabilir. Bu da SEC’in daha önce çekinceler yaşadığı bir alandı,” dedi.BlackRock gibi büyük yatırım firmalarının da Ethereum ETF başvurularını staking içerecek şekilde revize etmek istedikleri biliniyor. Bu yeni SEC açıklaması, söz konusu stratejilerin önünü açabilir.Tartışmalar sürüyor: 2008 krizi ile benzerlikler mi var?Ancak herkes bu açıklamadan memnun değil. SEC’in eski genel sekreteri Amanda Fischer, likit staking’i 2008’de Lehman Brothers’ın çöküşüne neden olan yeniden teminatlandırma (rehypothecation) uygulamalarına benzeterek ağır eleştirilerde bulundu. Fischer, “Bu uygulama, müşterilerin varlıklarını kullanarak riskli işlemler yapma olanağı tanıyor. SEC’in bunu denetim dışında bırakması, 2008 krizinden ders alınmadığını gösteriyor,” ifadelerini kullandı.Ancak bu yorumlar, kripto topluluğundan büyük tepki aldı. VanEck’in dijital varlık araştırma başkanı Matthew Sigel, “SEC hem kriptoya onay veriyor diyorsunuz hem de denetim dışı diyorsunuz. Bu iki ifade birbiriyle çelişiyor,” diyerek Fischer’a karşı çıktı. Helius Labs CEO’su Mert Mumtaz ise Fischer’ın ya sistemi bilmediğini ya da kasıtlı olarak çarpıttığını savundu.DeFi sektöründe TVL artıştaSEC’in açıklaması, likit staking’e yönelik olumlu hissiyata sebep oldu ve sektördeki toplam kilitli varlık (TVL) oranları da yükselişe geçti. DefiLlama verilerine göre, likit staking protokollerinde kilitlenen toplam varlık miktarı yılbaşından bu yana %15 kadar arttı.Lido Finance, 31,88 milyar dolarlık TVL ile sektörün çoğuna hâkim durumda. Binance’in ETH staking hizmeti ise yıl başındaki 6,05 milyar dolardan 11,4 milyar dolara çıkarak %90’a yakın büyüme gösterdi.

Yapay zekâ (AI) ve blockchain dünyasında son dönemde dikkat çeken heyecan verici bir girişim ortaya çıktı: Artificial Superintelligence Alliance (ASA). Peki, Artificial Superintelligence Alliance nedir ve bu yapının temelini oluşturan FET nedir? Kısaca söylemek gerekirse, ASA; Fetch.ai (FET), SingularityNET (AGIX) ve Ocean Protocol (OCEAN) gibi AI ve blockchain alanında öne çıkan projelerin güçlerini birleştirmesiyle oluşan bir ittifak. 2024 yılında bu üç projenin bir araya gelmesiyle ASA resmen duyuruldu. Ortaya çıkan bu birleşik yapı, merkeziyetsiz yapay zekâ geliştirme süreçlerini hızlandırmayı ve birlikte çalışabilen, açık bir “süper zeka” (Artificial Superintelligence/ASI) altyapısı kurmayı hedefliyor. İttifakın ortak kripto para birimi olarak FET token kullanılmaya devam ediyor. Bu birleşmenin ardından FET, aynı zamanda ASI coin adıyla da anılmaya başlandı.ASA bünyesindeki her proje, decentralized AI yani merkeziyetsiz yapay zekâ vizyonuna kendine özgü bir katkı sağlıyor. Örneğin Fetch.ai nedir diye sorarsak, otonom yazılım ajanlarıyla blockchaini bir araya getiren bir platform olduğunu söyleyebiliriz. Gelişmiş ajan altyapısı ve blockchain entegrasyonuyla öne çıkıyor. SingularityNET nedir derseniz, yapay zekâ algoritmaları ve servisleri için merkeziyetsiz bir pazar yeri sunan, AI araştırmaları alanında köklü bir geçmişe sahip bir proje karşımıza çıkıyor. Ocean Protocol nedir sorusunun yanıtı ise; verilerin paylaşımı ve gelirleştirilmesi üzerine çalışan, yapay zekâ uygulamaları için gerekli büyük verileri güvenli şekilde erişilebilir kılan bir blockchain altyapısı. İşte bu üç farklı uzmanlık alanı, ASI FET birleşmesi sayesinde aynı çatı altında bir araya geldi. Fetch.ai’in SingularityNET ile birleşmesi ve Ocean Protocol’le yaptığı ortaklık, AI ajanlarını, makine öğrenimi modellerini ve büyük veri kaynaklarını tek bir ekosistemde buluşturuyor. Böylece ASA, merkeziyetsiz süper zekâ hedefine ulaşmak için gereken tüm yapı taşlarını bir araya getiriyor. Şimdi bu yapının nasıl ortaya çıktığına, tarihçesine ve FET token’ın neden bu kadar önemli olduğuna daha yakından bakalım.FET’in Tanımı ve Ortaya ÇıkışıArtificial Superintelligence Alliance (ASA), yapay zekâ ve blockchain projelerini bir araya getiren bir ittifak olarak öne çıkıyor. Bu yapının merkezinde, Fetch.ai projesinin kripto para birimi olan FET token yer alıyor. 2024 yılında Fetch.ai (FET), SingularityNET (AGIX) ve Ocean Protocol (OCEAN) ekipleri güçlerini birleştirip ASA’yı hayata geçirdi. Bu ittifak ilan edildiğinde, her üç projenin token’larının tek bir evrensel AI token’ında birleşeceği açıklandı. Ortak token olarak FET kullanılmaya devam etse de, yeni dönemde bu token’a “Artificial Superintelligence (ASI) token” adı da veriliyor. Yani “ASI coin nedir?” diye sorarsanız, ASA’nın ortak token’ı olup, Fetch.ai’nin FET token’ının yeni kimliği diyebiliriz.Bu yeni yapı sayesinde hedeflenen şey, merkeziyetsiz yapay zekâ geliştirmeyi hızlandırmak ve farklı AI projelerinin birlikte çalışabildiği açık bir süper zeka altyapısı kurmak. Günümüzde yapay zekâ alanındaki gelişmeler inanılmaz bir hızla ilerliyor. Özellikle büyük dil modellerinin (LLM) ortaya çıkışıyla birlikte bu inovasyon dalgası daha da hızlandı. Artık Yapay Genel Zekâ (AGI) fikri pek çok kişi için hayal olmaktan çıktı; bir sonraki aşama olan yapay üstün zekâ (ASI) fikri ise ciddi ciddi konuşulmaya başlandı. ASI; yapay zekâ sistemlerinin insan seviyesinin çok ötesine geçip, toplu insan bilgeliğine erişecek düzeyde gelişmesini ifade ediyor. ASA ittifakı da tam olarak bu noktada devreye giriyor çünkü ASI’nin sadece belli başlı şirketlerin elinde toplanmaması, herkesin erişimine açık ve adil bir yapıda gelişmesi gerektiğine inanılıyor. Fetch.ai, SingularityNET ve Ocean Protocol ekipleri de bu fikir etrafında birleşmiş durumda. Üç projenin ortaklığıyla ortaya çıkan ASA, teknoloji devlerinin tekeline karşı, bağımsız ve topluluk temelli bir AI ekosistemi kurmayı amaçlıyor. ASA’yı oluşturan bu üç proje, zaten kendi alanlarında öncü ve köklü yapılardı. Birleşmenin ardındaki düşünce, her birinin güçlü yanlarını bir araya getirip çok daha kapsamlı ve işlevsel bir platform yaratmaktı. Örneğin, Fetch.ai’nin blockchain tabanlı otonom ajan teknolojisi; SingularityNET’in gelişmiş yapay zekâ algoritmaları ve Ar-Ge deneyimiyle buluşuyor. Ocean Protocol tarafında ise güvenli veri paylaşımı ve tokenizasyon altyapısı, bu karışımın olmazsa olmaz parçalarından biri haline geliyor. Böylece ASA, AI geliştirmenin her adımını kapsayan, güçlü bir temel sunmuş oluyor. Önemli bir başka nokta da, her bir projenin toplulukları ve geliştirici ağları artık tek bir çatı altında birleşmiş durumda. FET, AGIX ve OCEAN token sahipleri ASA ekosisteminde bir araya gelirken, yüz binlerce kullanıcı ve geliştirici de bu oluşuma katkı sağlamaya başlamış durumda. Bu kadar geniş ve aktif bir katılımcı kitlesi, merkeziyetsiz süper zekâ yolculuğunda ASA’ya ciddi bir hız ve direnç kazandırıyor.FET’in Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıFetch.ai (FET) projesi çok uzun bir geçmişe sahip olmasa da, hem kripto dünyasında hem de yapay zekâ alanında dikkat çeken işler yapmayı başardı. Şimdi gelin, FET’in bugüne kadarki yolculuğunda öne çıkan bazı önemli adımlara birlikte bakalım:2017: Fetch.ai projesi, Humayun Sheikh’in liderliğinde İngiltere’nin Cambridge kentinde kuruldu. Kurucu ekipte Toby Simpson ve Thomas Hain gibi yapay zekâ alanında uzman isimler de vardı. Bu dönemde, blockchain tabanlı otonom ajan fikrinin ilk temelleri atıldı.2019: FET token, Binance Launchpad üzerinden yapılan halka açık satışla piyasaya sürüldü. Sadece 22 saniye içinde tamamlanan bu satışta 6 milyon dolar fon toplandı. Aynı yıl proje, ağ testlerini bitirip blockchain altyapısını oluşturdu.2020–2023: Bu dönemde ekip, platformun ana ağını (mainnet) 2020’nin Ocak ayında yayına aldı. Ardından gerçek dünya uygulamalarına odaklanıldı. AI ajanları, veri alışverişi ve otomasyon alanlarında pilot projeler geliştirildi. Otonom ajanlar; akıllı şehir sistemleri, merkeziyetsiz ekonomi uygulamaları ve IoT entegrasyonlarında test edildi. Bosch ve Festo gibi büyük firmalarla iş birlikleri yapıldı. Ayrıca merkeziyetsiz finans (DeFi) ile yapay zekâyı birleştiren yeni kullanım senaryoları üzerinde çalışıldı. Bu süreçte ekip, platformu sürekli geliştirirken bir yandan da konferanslara katılarak ve geliştirici topluluğunu büyüterek ekosistemi canlı tuttu.2024 (ilk yarı): Fetch.ai, SingularityNET ve Ocean Protocol ile birlikte büyük bir adım atarak birleşme kararı aldı. Mart ayında yapılan duyuruyla birlikte bu üç proje, Artificial Superintelligence Alliance (ASA) adı altında birleşeceklerini açıkladı. FET, AGIX ve OCEAN toplulukları, daha büyük bir vizyon ve daha geniş bir etki alanı için bir araya geldi. Temel hedef, AI geliştirmelerini ölçeklendirip süreci hızlandırmaktı. 28 Mart 2024 tarihinde, 3.45 dolar ile tüm zamanların en yüksek seviyesini kaydetti.Haziran 2024: Üçlü birleşme resmen tamamlandı ve ASA ittifakı resmen kuruldu. 13 Haziran’da yapılan açıklamayla, artık üç ağın tek bir ekosistem gibi çalışacağı duyuruldu. Token birleşimi de bu süreçte hayata geçirildi. FET token, 1 FET = 1 ASI oranıyla dönüştürüldü ve AGIX ile OCEAN sahiplerine sabit oranlarda ASI token dağıtımı başlatıldı. AGIX sahiplerine her 1 AGIX karşılığında 0.433350 $ASI, OCEAN sahiplerine ise 1 OCEAN karşılığında 0.433226 $ASI verilecek şekilde dönüşüm oranları açıklandı. Böylece FET, ASA’nın ortak ve evrensel token’ı haline geldi. Bu birleşme, hem kripto dünyasında hem de yapay zekâ alanında merkeziyetsiz yapının bu ölçekte ilk örneklerinden biri oldu. Ortaya çıkan yapı, toplamda 2.63 milyar token arzı ve yaklaşık 7.5 milyar dolarlık birleşik piyasa değeriyle dikkat çekti. 2025: FET fiyatı, 2024’teki rekorunun yüzde 80 kadar altında, 0.60 dolar seviyelerinde işlem görüyor. FET Neden Değerli?Bir kripto projesinin gerçekten öne çıkabilmesi için sadece teknolojiyle değil, sunduğu somut faydalarla da kendini göstermesi gerekir. FET coin (ya da yeni adıyla ASI token) de hem teknik yapısıyla hem de parçası olduğu güçlü ekosistemle dikkat çeken projelerden biri. Peki, FET’i bu kadar özel kılan şeyler neler? Gelin, öne çıkan özelliklerine ve sunduğu avantajlara birlikte bakalım:AI’ya özel altyapıFetch.ai ağı, yapay zekâ uygulamaları için özel olarak tasarlanmış bir blockchain altyapısı sunuyor. Klasik blockchainlere kıyasla çok daha hızlı ve karmaşık işlemleri destekleyen bir mimariye sahip. Bu yapı sayesinde, makine öğrenimi modellerinin çalıştırılması ya da onlarca otonom ajanın eş zamanlı olarak veri alışverişi yapması gibi senaryolar rahatlıkla yönetilebiliyor. Yani AI odaklı projeler için ihtiyaç duyulan esneklik ve ölçeklenebilirlik bu ağın temelinde yer alıyor.Otonom ajanlar ve veri paylaşımıFetch.ai’nin en dikkat çeken özelliklerinden biri, otonom ekonomik ajanlar (AEA) adı verilen yazılım bileşenlerini desteklemesi. Bu ajanlar, kullanıcılar adına belirli görevleri yerine getirebiliyor; örneğin en uygun enerji tarifesini bulmak, otobüs saatlerini analiz etmek ya da bir otel rezervasyonu planlamak gibi. Bu işlemler, blockchain üzerinde akıllı sözleşmeler ve AI algoritmalarıyla yürütülüyor, böylece süreç şeffaf ve güvenli kalıyor. Ayrıca ASA ortaklığıyla birlikte Ocean Protocol’ün veri paylaşımı konusundaki altyapısı da projeye entegre edildi. Bu sayede büyük veri setleri, sahiplik hakları korunarak ve güvenli şekilde paylaşılabiliyor. Tüm bu yapı, veri alışverişini aracısız ve güvenilir hâle getiriyor. FET'in otonom ajan mimarisi. Güçlü topluluk ve ekosistem etkisiFET’in arkasındaki teknolojinin yanı sıra, onu güçlü kılan en önemli şeylerden biri de topluluğu ve ekosistemi. SingularityNET ve Ocean Protocol gibi büyük projelerle birleşmesi sayesinde, oldukça geniş bir kullanıcı ve geliştirici ağı oluşmuş durumda. Yüz binlerce kişinin yer aldığı bu topluluk, yeni fikirlerin ortaya çıkmasını ve projelerin hızla büyümesini sağlıyor. Bu birleşim, sadece teknik bir sinerji değil, aynı zamanda kültürel ve fikirsel bir birlik de yaratıyor. Topluluğun aktif katılımı sayesinde yönetişim süreçleri de demokratik şekilde işliyor; yani proje hakkında kararlar alınırken topluluk da söz sahibi olabiliyor.FET token’ın kullanım alanlarıFET token ne işe yarar sorusuna verilebilecek pek çok yanıt var. Öncelikle FET, ASA ekosisteminin temel ödeme aracı olarak kullanılıyor. Ağda yapılan işlemlerin ücretleri bu token’la ödeniyor. Bunun dışında AI hizmetlerine erişmek, örneğin bir otonom ajanı çalıştırmak veya bir modelin çıktısını almak için de FET harcanıyor. Ayrıca FET token, stake edilebiliyor. Yani kullanıcılar token’larını ağa kilitleyerek hem ağın güvenliğine katkı sağlıyor hem de bunun karşılığında ödül kazanıyor. Fetch.ai ağı, Proof-of-Stake modeline dayandığı için stake işlemi projenin işleyişi açısından da kritik öneme sahip. Son olarak, FET token ASA ekosistemindeki yönetişim kararlarında da kullanılıyor. Token sahipleri oy kullanarak proje gelişiminde söz sahibi olabiliyor. Ayrıca uygulama içi satın alımlar, veri pazaryerindeki işlemler gibi günlük kullanım senaryolarında da aktif şekilde kullanılıyor.ASI vizyonu: Merkeziyetsiz süper zekâFetch.ai’nin belki de en iddialı tarafı, sadece günümüzün sorunlarına çözüm sunmakla kalmayıp geleceği şekillendirmeyi de hedeflemesi. Projenin uzun vadeli vizyonu, merkeziyetsiz bir süper zekâ (ASI) altyapısı oluşturmak. Bu hedef doğrultusunda Fetch.ai, SingularityNET ve Ocean Protocol, yalnızca teknolojik değil, felsefi olarak da ortak bir çizgide buluştu. Büyük teknoloji şirketlerinin kontrolünde gelişen yapay zekâya karşı, açık kaynaklı, topluluğun yönlendirdiği ve herkesin erişebileceği bir süper zekâ inşa etmek istiyorlar. Bu hedef gerçekten büyük ve zaman isteyen bir yolculuk olsa da, ASA bu yolculuğa oldukça sağlam bir temel atarak başlamış durumda. Eğer ittifak bu hedefe ulaşırsa, sadece yapay zekâ alanında değil, kripto dünyasında da çığır açabilecek bir yapı ortaya çıkmış olacak. Böyle bir senaryoda FET (ya da yeni adıyla ASI) token, küresel ölçekte hem bir değer deposu hem de güçlü bir araç hâline gelebilir. Kaynak: DataWallet FET’in Kurucusu Kim?FET kimin? Bu soru özellikle Fetch.ai projesinin arkasında kimlerin olduğunu merak edenler tarafından sıkça soruluyor. Fetch.ai’nin kurucusu ve CEO’su Humayun Sheikh. Projeye başlamadan önce de yapay zekâ alanında ciddi deneyimi olan bir girişimci olarak biliniyor. Google’ın AI odaklı şirketi DeepMind’ın ilk yatırımcılarından biri olması, onun bu alandaki vizyonunu ve cesaretini ortaya koyuyor. 2017 yılında Toby Simpson ve Thomas Hain gibi yapay zekâ ve yazılım uzmanlarıyla birlikte Fetch.ai’yi Cambridge’de hayata geçirdi. Sheikh’in liderliğinde ekip, AI ile blockchain birleştiren yenilikçi fikirler geliştirdi ve kısa sürede dikkat çekmeyi başardı.ASA ittifakının kurulmasında da Humayun Sheikh’in rolü oldukça büyük. SingularityNET’in kurucusu olan Dr. Ben Goertzel ile yakın çalışarak üç projenin birleşme sürecini şekillendirdiler. Ben Goertzel, yapay genel zekâ (AGI) alanında dünya çapında tanınan bir isim ve SingularityNET’in CEO’su olarak ASA’nın oluşumunda öncü isimlerden biri oldu. Ocean Protocol cephesinde ise kurucu Trent McConaghy bu çekirdek ekibin üçüncü ayağını oluşturdu. Birleşme sonrası yapılan görev dağılımında, Humayun Sheikh ASA İttifakı Konsey Başkanı olurken, Ben Goertzel CEO pozisyonunu üstlendi.Üç proje, birleşmeden önce kendi ekipleri ve topluluklarıyla bağımsız şekilde çalışıyordu. Ayrı yol haritaları, ayrı öncelikleri vardı. Birleşme sonrasında ise bu yapıların öz kimlikleri korunarak, ortak bir hedef etrafında buluşturuldu. ASA çatısı altında her proje hâlâ kendi yasal yapısıyla varlığını sürdürüyor; ama artık stratejik kararlar ortaklaşa alınıyor. Sheikh, Goertzel ve McConaghy gibi lider isimlerin uyumlu çalışması sayesinde bu ortaklık güçlü bir sinerjiyle ilerliyor. Bu yapı, karar alma süreçlerinin dengeli işlemesini ve kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlıyor.Kısacası, Humayun Sheikh sadece Fetch.ai’nin kurucusu olmakla kalmadı; aynı zamanda ASA gibi büyük vizyona sahip bir ittifakın doğmasında da kilit rol üstlendi. Gerek teknolojik bilgi birikimiyle gerek stratejik vizyonuyla, projenin yolunu açan isimlerden biri oldu.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, Artificial Superintelligence Alliance hakkında sıkça sorulan bazı sorular ve cevaplarını bulabilirsiniz:Artificial Superintelligence Alliance nedir?: Artificial Superintelligence Alliance (ASA), Fetch.ai, SingularityNET ve Ocean Protocol projelerinin 2024 yılında bir araya gelerek oluşturduğu merkeziyetsiz yapay zekâ ittifakıdır. Bu ittifakın amacı, yapay zekâ ve blockchain teknolojilerini birleştirerek açık ve birlikte çalışabilir bir “süper zeka” altyapısı geliştirmektir. ASA sayesinde, bu üç projenin teknolojik yetenekleri tek ekosistemde buluşmuş ve FET token ortak para birimi olarak kullanılmaya başlanmıştır.FET token ne işe yarar?: FET token, ASA ekosisteminin merkezi kripto para birimidir ve birden çok işleve sahiptir. Öncelikle ağ üzerindeki işlemler için ödeme aracı olarak kullanılır; yani akıllı sözleşme işlemleri veya veri alışverişi gibi faaliyetlerde işlem ücretleri FET ile ödenir. Ayrıca FET token, stake edilebilerek ağ güvenliğine katkı sağlar ve stake edenler ödül kazanır. Bunların yanında FET, ASA ekosistemindeki AI hizmetlerine erişmek (örneğin otonom ajan çalıştırmak) ve yönetişim oylamalarına katılmak için de kullanılan çok yönlü bir tokendir.FET ile AGIX ve OCEAN birleşti mi?: Evet, Fetch.ai (FET), SingularityNET (AGIX) ve Ocean Protocol (OCEAN) 2024 yılında güçlerini birleştirerek Artificial Superintelligence Alliance’ı oluşturdu. Bu birleşme sonucunda üç projenin teknolojileri ve toplulukları tek bir çatı altında buluştu. Token’lar da ASI (Artificial Superintelligence) token adı altında birleştirildi; FET token bu yeni yapının temel token’ı olarak kalmaya devam ederken, AGIX ve OCEAN sahipleri de belirlenen oranlarda ASI (FET) token’a geçiş yapma imkânı elde ettiler.FET merkeziyetsiz mi çalışıyor?: Evet, Fetch.ai ağı ve ASA ittifakı merkeziyetsiz bir yapıda çalışır. Fetch.ai, Proof-of-Stake konsensüs mekanizması kullanan, düğümler (node’lar) tarafından işletilen dağıtık bir blockchain ağıdır. Ağın güvenliği ve işlemlerin doğrulanması merkezi bir otoriteye bağlı değildir; dünyanın dört bir yanındaki katılımcılar node çalıştırarak ve FET stake ederek ağa katılırlar. Ayrıca ASA kapsamında da yönetim ve geliştirme kararları, tek bir şirkettense topluluk ve vakıflar arasında dağıtılmış bir şekilde alınmaktadır, bu da merkeziyetsizlik ilkesine uygun bir yönetişim modeli oluşturur.FET token’ı nasıl stake edebilirim?: FET token’larınızı stake etmek için öncelikle FET’i destekleyen bir cüzdana veya platforma ihtiyacınız var. Fetch.ai’nin kendi cüzdanı veya büyük borsaların staking hizmetleri bu iş için kullanılabilir. Yapmanız gereken, elinizdeki FET’leri ağdaki doğrulayıcılardan birine delegasyon (yetkilendirme) yoluyla kilitlemek olacaktır. Resmi Fetch.ai cüzdanını indirip bir doğrulayıcı seçerek birkaç tıklamayla staking işlemini gerçekleştirebilirsiniz. Staking yaptığınız süre boyunca token’larınız transfer edilemez halde kalır, ancak karşılığında belirli oranlarda yeni FET (ASI) ödülleri kazanırsınız. Unutmayın, staking getirileri ve koşulları kullandığınız platforma göre değişebilir; dolayısıyla işlem yapmadan önce güncel kılavuzları incelemeniz faydalı olacaktır.Yapay zekâ ve blockchain bu projede nasıl birleşiyor?: ASA ittifakında yapay zekâ ve blockchain, birbirlerini tamamlayacak şekilde entegre edilmiştir. Blockchain, dağıtık bir altyapı ve güven katmanı sağlayarak yapay zekâ ajanlarının ve algoritmalarının şeffaf ve güvenilir bir ortamda çalışmasına imkân tanıyor. Örneğin, Fetch.ai’nin otonom ajanları blockchain üzerinde akıllı sözleşmeler aracılığıyla etkileşime girip işlemler yapabiliyor. SingularityNET’in AI algoritmaları, bu dağıtık ağ üzerinden hizmete sunulup çağrılabiliyor ve Ocean Protocol sayesinde ihtiyaç duydukları büyük veriyi yine blockchain tabanlı bir piyasa üzerinden güvenle erişebiliyorlar. Kısacası, AI sistemleri zekâlarını konuştururken, blockchain de arka planda bu işlemlerin kayıt altına alındığı, güvenceye alındığı ve token ekonomisiyle teşvik edildiği zemini sağlıyor. Böylece yapay zekâ ve blockchain teknolojileri ASA çatısı altında iç içe geçerek yeni nesil uygulamalar mümkün hale geliyor.FET coin geleceği parlak mı?: ASA ittifakı ve genel olarak yapay zekâ trendleri göz önüne alındığında, birçok kişi fet coin geleceği konusunda iyimser. Projenin vizyonu, sadece kısa vadeli bir ürün geliştirmek değil, uzun vadede merkeziyetsiz bir süper zekâ inşa etmek olduğu için, başarılı olması durumunda ciddi bir etki alanı yaratacaktır. Elbette kripto piyasaları riskler barındırır ve kesin yargılar vermek doğru olmaz; ancak Fetch.ai’nin güçlü ortaklıkları, genişleyen ekosistemi ve AI alanındaki artan popülaritesi düşünüldüğünde, FET (ASI) token’ın önümüzdeki yıllarda da adından söz ettireceğini söyleyebiliriz. Yatırımcılar ve teknoloji meraklıları, projenin gelişimini yakından takip etmekte ve FET’in yol haritasındaki hedeflere ulaşmasını umut etmektedir.Yapay zekâ temelli blockchain projeleri ve merkeziyetsiz süper zeka vizyonu hakkında daha fazla bilgi için JR Kripto Rehber serimizi takip edin.

ABD Eski Başkanı Donald Trump, kripto şirketleri başta olmak üzere çeşitli sektörlerin finansal sistemden dışlandığı iddialarına karşı harekete geçmeye hazırlanıyor. The Wall Street Journal’ın aktardığına göre, Trump, bankaların politik nedenlerle kişi ve kurumların finansal hizmetlere erişimini engellemesini hedef alan kapsamlı bir başkanlık kararnamesini imzalamak üzere. Söz konusu kararnameyle, kripto şirketlerine yönelik "debanking" uygulamalarının da mercek altına alınması bekleniyor.Trump’ın kararname taslağı, bankaların politik görüşlere göre ayrımcılık yapıp yapmadığını araştırmakla kalmayıp, ihlaller tespit edilmesi durumunda para cezaları ve disiplin süreçlerini de devreye sokmayı öngörüyor. Buna ek olarak, finansal kurumların Eşit Kredi Fırsatı Yasası, rekabet yasaları ve tüketici koruma düzenlemelerini ihlal edip etmediği de araştırılacak. Kararnamenin bu hafta içerisinde imzalanabileceği konuşuluyor."Choke Point 2.0" tartışmalarıKripto sektörünün özellikle Biden yönetimi döneminde yoğun regülasyon baskısı altında kaldığı sıkça dile getirilmişti. Bu süreç, sektörde "Operation Choke Point 2.0" olarak anılmaya başlandı. İlk versiyonu Obama döneminde yürürlüğe konan bu operasyon, yüksek riskli görülen sektörleri finansal sistemden dışlamayı amaçlıyordu. Ancak zamanla bu uygulama, politik olarak uygun görülmeyen kişi ve kurumların sistem dışına itilmesine evrildi. Özellikle 2022 sonrası, kripto firmaları ve muhafazakâr kesimler, bu politikanın doğrudan hedefi olduklarını savunuyor. Trump’ın kararnamesi, bu çerçevede kripto şirketlerine ve muhafazakârlara yönelik ayrımcı politikaların sonlandırılması amacı taşıyor. Ayrıca kararnameyle birlikte, Küçük İşletmeler İdaresi’nin kredi ortaklıkları da gözden geçirilecek ve bazı vakalar Adalet Bakanlığına yönlendirilecek.Kripto sektöründen sesler yükseldiTrump’ın kampanya döneminde giderek daha fazla kripto dostu bir pozisyon aldığı biliniyor. Kripto sektörünün önde gelen isimleri (Coinbase CEO’su Brian Armstrong, Gemini kurucuları Tyler ve Cameron Winklevoss, Custodia CEO’su Caitlin Long gibi figürler) geçmişte yaşadıkları debanking tecrübelerini kamuoyuyla paylaşmıştı.Donald Trump’ın oğlu Eric Trump da bu baskılardan nasibini aldığını ifade etti. Kendisinin yönettiği kripto projelerden biri olan World Liberty Financial ve Bitcoin madencilik firması America Bitcoin, bankalardan hizmet alamadıklarını dile getirdi. "Babam siyasette olduğu için bankalar bizi sistemden dışladı. O an anladım ki kripto bu düzenin dışına çıkmak için bir alternatif," sözleriyle yaşadıklarını özetledi.Bankalar önlem almaya başladıTrump yönetiminin kriptoya daha ılımlı yaklaşacağı beklentisiyle bazı bankalar politikalarını gözden geçirmeye başladı. Hatta son aylarda, bankaların Cumhuriyetçi başsavcılarla görüşerek politik olarak ayrımcılık yapmadıklarını kanıtlamaya çalıştıkları biliniyor. Trump’ın atadığı düzenleyici kurumlar (Fed, OCC ve FDIC) da, "itibar riski" gibi soyut gerekçelerin artık müşteri ilişkilerinde dikkate alınmayacağını duyurdu.

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), stablecoin’lerle ilgili muhasebe kurallarına dair yeni bir personel rehberi yayımladı. Bloomberg’in haberine göre, bu rehber, özellikle Amerikan dolarına sabitlenmiş stablecoin’lerin belirli koşullar altında "nakit eşdeğeri" olarak sınıflandırılabileceğini öne sürüyor. Bu da, hem kurumsal yatırımcılar hem de kripto para sektöründeki düzenleyici belirsizliklerden çekinen şirketler açısından oldukça kritik bir gelişmeye işaret ediyor."Nakit Eşdeğeri" tanımı ne anlama geliyor?Yeni SEC rehberi, 1:1 sabitlenmiş ve güvence altına alınmış bir geri ödeme mekanizmasına sahip olan stablecoin'lerin, geleneksel muhasebe sistemlerinde nakit ya da nakit benzeri varlık olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor. Bu durum, özellikle USD Coin (USDC) gibi rezerv destekli sabit coin’ler için doğrudan yasal netlik sağlamış oluyor. Daha önce menkul kıymet olup olmadıkları tartışılan bu varlıklar için, artık "yatırım beklentisi taşımayan" ve "spekülasyona teşvik etmeyen" bir sınıflandırma söz konusu.SEC'in açıklamasında şu ifadelere yer veriliyor:“Genel hatlarıyla, bir stablecoin’in menkul kıymet sayılmaması için dört ana kriter aranır: (1) satış gelirleri rezerv fonuna yönlendirilir ve yatırım amacı güdülmez, (2) dağıtım yöntemi spekülatif alım-satıma teşvik etmez, (3) makul bir alıcı stablecoin’i bir yatırım aracı olarak görmez, (4) rezerv fonu, talep anında geri ödemeyi karşılayacak şekilde yeterlidir.”Project Crypto ve regülasyonda yeni bir dönemSEC Başkanı Paul Atkins'in liderliğinde yürürlüğe giren bu rehber, kısa süre önce duyurulan “Project Crypto” adlı girişimin bir parçası. Bu proje, Amerika’nın finansal piyasalarını blokzincire taşımayı amaçlayan bir modernizasyon sürecini temsil ediyor. Atkins, SEC’in kripto varlıklarla ilgili daha esnek ve yenilikçi bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini savunuyor. Bu bağlamda, stablecoin’lerin menkul kıymet olarak değerlendirilmemesi yönündeki bu yeni yaklaşım, sektör genelinde memnuniyetle karşılandı.USDC ve piyasa yansımalarıYeni düzenleme en çok USDC gibi, şeffaflığı ve regülasyonlara uyumu ile bilinen stablecoin’leri etkiliyor. Circle tarafından çıkarılan USDC’nin piyasa değeri şu anda yaklaşık 64.3 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. 24 saatlik işlem hacmi ise 11.98 milyar dolar olarak kaydedildi. Son 7 günlük fiyat değişimi %0.03’lük düşüşle istikrar sinyalleri verirken, 24 saatlik periyotta %0.01’lik artış gözlemlendi.Bu istikrarlı görünüm, SEC'in rehberinden sonra stablecoin'lerin daha fazla kurumsal benimsenme potansiyeline sahip olabileceğini düşündürüyor. Yeni sınıflandırma, özellikle bankalar ve halka açık şirketler için stablecoin’leri bilançolara dahil etmeyi kolaylaştırabilir. Aynı zamanda stablecoin piyasasına giriş yapmak isteyen ancak menkul kıymet statüsü nedeniyle çekimser kalan şirketlerin önünü açabilir.Her ne kadar Circle ve benzeri büyük şirketlerden resmi açıklamalar henüz gelmemiş olsa da, piyasa katılımcıları SEC’in bu adımını olumlu bir sinyal olarak değerlendiriyor. SEC’in son hamlesi, kripto para piyasasının geleneksel finans sistemine entegrasyon sürecinde önemli bir dönüm noktası olabilir.Daha önce katı ve belirsiz olarak eleştirilen ABD regülasyon çerçevesi, bu son gelişmeyle birlikte yumuşamaya başlamış gibi görünüyor. Eğer bu yaklaşım sürdürülürse, ABD'nin küresel stablecoin piyasasında liderliği üstlenmesi şaşırtıcı olmayabilir.
