Haberler
Altcoin Haberleri
Altcoin ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Altcoin hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
WLD Teknik AnaliziWorldcoin tarafında pozitif gelişmeler yaşanıyor. Bir Nasdaq şirketi WLD tokenlarını hazine varlığı olarak alacağını açıkladı ve bu adım projenin sadece kimlik doğrulama alanında değil, doğrudan yatırımcılar ve kurumlar nezdinde bir değer aracı olarak görüldüğünü işaret ediyor. Bu gelişme WLD’nin kullanım potansiyelini canlı tutarken grafiklerde oluşabilecek yön değişimlerinin de sinyalini veriyor. Düşen Takoz WLD günlük grafikte alçalan kama formasyonu içerisinde fiyatlanıyor. Bu formasyon genellikle düşüş trendlerinin sonuna işaret eden ve trend dönüşü potansiyeli taşıyan bir yapıdır. Fiyat şu anda kamanın orta bandında tutunmaya çalışıyor.Kısa vadede 0.68 – 0.76 dolar bölgesi yatay destek olarak öne çıkıyor. Bu alan üzerinde kalıcılık sağlanması tepki yükselişinin güçlenmesine zemin hazırlayabilir. Yukarı yönlü hareketlerde ilk hedef 0.98 – 1.07 dolar bölgesi olacak; bu alan, kamanın orta bandına denk geliyor. Burada hacimli bir kırılım gerçekleşirse formasyonun yukarı yönlü onaylanması mümkün.Aşağı yönlü senaryoda 0.68 dolar altı kapanışlar, mevcut kamanın dışına sarkma anlamına geleceği için riskli. Bu durumda düşüşlerin 0.59 – 0.54 dolar seviyelerine kadar derinleşme ihtimali gündeme gelir. Bu seviyeler son trendin dip bölgesine denk geliyor.Destek – Direnç SeviyeleriDestekler: 0.68 – 0.59 – 0.54Dirençler: 0.98 – 1.07 – 1.41 – 2.21Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

Binance, HODLer Airdrops programı kapsamında yeni bir projeyi daha duyurdu. Dünyanın en büyük kripto para borsası, 58. HODLer Airdrops etkinliği olarak Allora (ALLO) isimli yapay zekâ odaklı ağı kullanıcılarına tanıttı. “Kendi kendini geliştiren merkeziyetsiz bir yapay zekâ ağı” olarak tanımlanan Allora, BNB sahiplerine geriye dönük olarak (retroaktif) ödül dağıtımıyla sunulacak.BNB bakiyelerini 23–25 Ekim 2025 tarihleri arasında Simple Earn (esnek veya kilitli) ya da On-Chain Yields ürünlerine yatıran kullanıcılar, 15 milyon ALLO token’lık airdrop dağıtımından pay alacak. Binance, airdrop bilgilerini 24 saat içinde açıklayacağını ve token’ların işlem başlamadan en az 1 saat önce kullanıcıların spot cüzdanlarına aktarılacağını bildirdi.Allora, Binance’te USDT, USDC, BNB ve TRY işlem çiftleriyle listelenecek. Başlangıçta 13:00 UTC (TSİ 16:00) olarak planlanan işlem açılışı teknik nedenlerle 14:00 UTC’ye (TSİ 17:00) ertelendi. Borsa ayrıca ALLO’nun “seed tag” etiketiyle işaretleneceğini ve kullanıcıların 11 Kasım sabahından itibaren token yatırmaya başlayabileceğini duyurdu. Airdrop ve token ekonomisiAllora’nın toplam arzı 1 milyar adet olarak belirlenirken, başlangıçta dolaşıma girecek miktar 200,5 milyon ALLO olacak. Bu, toplam arzın yüzde 20’sine denk geliyor. HODLer Airdrops kapsamında dağıtılacak 15 milyon ALLO, toplam arzın yüzde 1,5’ini oluşturuyor. Ayrıca Binance, altı ay sonra gerçekleştirilecek pazarlama kampanyaları için 20 milyon ek ALLO tahsis edeceğini açıkladı.Token’ın akıllı sözleşmeleri hem BNB Smart Chain hem Ethereum hem de Base ağlarında yer alıyor. Binance, listeleme ücreti alınmadığını ve detaylı araştırma raporunun 48 saat içinde paylaşılacağını da duyurdu.HODLer Airdrops nedir?Binance HODLer Airdrops programı, BNB sahiplerini ödüllendirmeyi amaçlayan bir sistem. Kullanıcıların herhangi bir ek işlem yapmasına gerek kalmadan, geçmiş BNB bakiyelerinin anlık görüntülerine (snapshot) göre belirlenen oranlarda token kazanmasına olanak tanıyor. Simple Earn veya On-Chain Yields ürünlerine BNB yatıran kullanıcılar, hem HODLer Airdrops hem de Launchpool gibi diğer kampanyalardan faydalanabiliyor.Programın farkı, kazançların geriye dönük şekilde dağıtılması. Yani kullanıcılar yalnızca BNB tutarak belirli dönemlerde yeni projelerden token elde edebiliyor. Binance, bu yöntemin topluluğa daha adil bir dağıtım modeli sunduğunu ve uzun vadeli yatırımcıları teşvik ettiğini vurguluyor.Allora (ALLO) hakkındaAllora, merkeziyetsiz yapay zekâ çözümleri üretmek üzere tasarlanmış bir ağ. Platform, makine öğrenimi modellerini zincir üzerinde bir araya getirerek daha akıllı, kendi kendini geliştiren bir ekosistem yaratmayı hedefliyor. Bu yönüyle, yapay zekâ ile blokzincir teknolojisini birleştiren yeni nesil projelerden biri olarak öne çıkıyor. ALLO’nun listelenmesiyle birlikte kullanıcılar, yeni token’ı doğrudan alım satım yapabilecekleri gibi gelecekteki ek kampanyalardan da faydalanabilecek.

Kurumsal yatırımcılar yeniden kripto piyasalarına yöneliyor. Sygnum Bank’ın yeni raporuna göre yılın son çeyreğinde kripto varlıklara olan kurumsal ilgi hızla artarken, bu kez motivasyon kısa vadeli kazanç değil, portföy çeşitlendirmesi. Ancak uzmanlar, 2026’ya yaklaşırken bu ivmenin yavaşlayabileceği uyarısında bulunuyor.Sygnum raporu: Kurumsallar Kriptolara odaklanıyorKurumsal yatırımcıların yılın son çeyreğinde kripto varlıklarına yöneldiği, ancak “patlama” beklentilerinin 2026’ya doğru yavaşlama işareti verdiği ortaya çıktı. İsviçre-Singapur merkezli dijital varlık bankası Sygnum Bank’ın “Future Finance 2025” raporu, bu eğilimi ortaya koydu.Raporun öne çıkan bulgularına göre, kurumsal yatırımcıların %61’i dijital varlık yatırımlarını artırmayı planlıyor; yılın dördüncü çeyreği içinse bu oranın %38 olduğu görülüyor. Kripto varlıklara yatırım yapma gerekçesinde de önemli bir değişim yaşanıyor: artık “spekülasyon” birincil motivasyon olmaktan çıkmış; yerine portföy çeşitlendirmesi geçiyor.Sygnum araştırma ekibi, bu değişimi “kurumsal oyuncuların kriptoyu sadece savunma pozisyonu olarak düşünmekten çıkıp, küresel finansın yapısal dönüşümüne katılım olarak görmeye başladıkları” şeklinde yorumluyor. Özetle, kripto varlıklar artık bir alternatif yatırım sınıfı olarak kabul edilmeye başlıyor, yalnızca kısa vadeli kazanç kapısı değil.Stratejilerde değişimKurumsal yatırımcıların yaklaşımında da kayda değer bir dönüşüm gözlemleniyor. Artık aktif yönetilen stratejiler (%42) endeks bazlı stratejilerin (%39) önüne geçiyor. Bu da, yatırımcıların sadece “bir token alıp bekleme” modelinden ziyade, politika değişimlerine ve piyasa dalgalanmalarına hızlı yanıt verebilecek esnek yapıdaki stratejilere yöneldiğini gösteriyor.Buna ek olarak, Bitcoin ve Ethereum dışındaki yatırım araçlarına olan ilgi dikkat çekici şekilde artmış durumda. Yatırımcıların %80’den fazlası daha geniş kripto ETF’lerine ilgi duyduğunu belirtmiş; %70’e yakını ise staking avantajı sunulursa tahsis oranını artırabileceğini söylemiş. Ayrıca, reel dünya varlıklarının tokenizasyonu da önemli yükselişte: Bir yıl öncesine kıyasla bu yöndeki ilgi %6’dan %26’ya çıkmış. 2026’ya yönelik temkinli bakışAncak tüm veriler tam olarak pozitif değil. Rapor, 2025’i “ölçülü risk ve güçlü talep katalizörleri yılı” olarak tanımlarken, düzenleme belirsizlikleri ve azalan likidite gibi faktörlerin momentum üzerinde baskı yaratabileceğini belirtiyor. Hatta yatırımcıların büyük çoğunluğu uzun vadeye güven duysa da, 2026 ortalarından itibaren kripto piyasasında ivmenin azalma eğilimine girebileceğini öngörüyor.Raporda yer alan veriler arasında şunlar da var: Yüksek net değerli bireylerin %91’i kriptonun uzun vadeli servet koruma açısından kilit rol oynayacağı görüşünde. %81’i Bitcoin’i bir hazine rezerv varlığı olarak görüyor; yaklaşık %70’i ise önümüzdeki beş yıl için nakit tutmanın Bitcoin tutmaktan yüksek fırsat maliyeti taşıdığını düşünüyor.

Standard Chartered ile DCS Card Centre arasında duyurulan yeni iş birliği, kripto para ekosisteminde dikkat çeken bir adımı beraberinde getiriyor. İki kurum, kullanıcıların stablecoinlerle (sabit değerli kripto varlıklarla) günlük harcama yapabilmesini sağlayan kredi kartı ürünü DeCard için ortaklık yapacaklarını açıkladı. Bu ortaklık, öncelikle Singapur pazarında başlatılacak; ardından diğer ana pazarlara doğru genişleme planları da şimdiden gündemde.Standard Chartered, DCS’ye bankacılık altyapısı sağlayacakDCS Card Centre’nin yeni nesil ödeme çözümü DeCard, kullanıcıların geleneksel kredi kartı gibi kullanabileceği, ancak arka planda stablecoinlerle işlemlerini gerçekleştirebildiği bir yapı sunuyor. Kart sahibi, bakiye yönetimi ve geri ödeme işlemlerini, DCS’nin geliştirdiği “D-Vault” hesap sistemi üzerinden takip edebilecek.Standart Chartered ise bu iş birliğinde bankacılık altyapısı, işlem bankacılığı ve finansal piyasa hizmetleriyle önemli bir rol üstleniyor. Kurum, kart kullanıcılarının yüklemelerinden (top-up), hesap yönetiminden, fiat ve stablecoin ödeme mutabakatlarına kadar tüm süreçleri destekleyecek. Ayrıca sanal hesap (virtual account) ve API entegrasyonlarıyla DCS’ye ödemeleri kanal bazında anlık tanımlama ve mutabakat imkânı sunacak.DCS tarafından yapılan açıklamada kurumun ticari direktörü Joan Han, “Standart Chartered’ın bankacılık uzmanlığı ve güçlü altyapısı sayesinde stablecoin ödemelerini güvenli, şeffaf ve verimli bir şekilde ana akıma taşıma imkânı buluyoruz” ifadelerini kullandı. Öte yandan Standard Chartered’ın global TB FI Satış Grubu Başkanı Dhiraj Bajaj, bu ortaklığın kurumun geleneksel finans ile Web3 arasında köprü olma stratejisinin bir parçası olduğunu belirtti.Singapur’un kripto varlıkları düzenleme açısından oldukça açık bir ortam sunduğu biliniyor. Örneğin Monetary Authority of Singapore (MAS), stablecoinleri “dijital ödeme tokenı” olarak sınıflandırmış, Ağustos 2023’te tek para birimine endeksli stablecoinler için ayrı bir çerçeve yürürlüğe koymuştu. Bu düzenleyici ortam, DeCard gibi yenilikçi ödeme ürünlerinin ilk olarak Singapur’da devreye alınmasına uygun bir zemin oluşturuyor.Ancak bu tür yeniliklerin beraberinde getirdiği riskler de göz önünde bulundurulmalı. Stablecoinlerin gerçekten sabit değerini koruyup korumadığı, ödeme ağlarının güvenliği, kullanıcı açısından işlem maliyetleri ve geri ödeme mekanizmaları gibi konular hâlâ dikkatle izlenmeli. Ayrıca, her ne kadar başlangıç Singapur’da yapılsa da diğer pazarlara genişleme planlarının regulasyon, yerel pazar yapısı ve rekabet koşulları açısından kolay olmayabileceği de öngörülüyor.Sonuç olarak, Standard Chartered, DCS ortaklığı DeCard’i aracılığıyla stablecoinlerin günlük harcamalara dönüşümü açısından dikkat çekici bir proje sunuyor. Kripto varlıkların finansal sistemi dönüştürme potansiyeli her geçen gün artarken, bu tür iş birlikleri geleneksel finansal kurumlarla kripto işletmelerinin entegrasyonunu daha da hızlandırıyor.

ABD merkezli büyük kripto para borsası Coinbase, kripto dünyasında dikkat çeken bir dizi karar açıkladı. Bu açıklamalar, hem mevcut varlıklarını delist etme planlarını hem de yeni varlıkları listeleme yol haritasını içeriyor.Coinbase, 5 altcoini delist ediyorCoinbase, 11 Kasım’da yaptığı açıklamaya göre, 26 Kasım 2025 tarihinde beş altcoin’i platformundan kaldırma kararı aldı. Delist edilecek varlıklar arasında şunlar yer alıyor: Clover Finance (CLV), EOS (EOS), League of Kingdoms Arena (LOKA), Muse DAO (MUSE) ve Wrapped Centrifuge (WCFG) şeklinde. Karar, “Borsamızda listelenen varlıkların standartlarımızı karşıladığından emin olmak için düzenli incelemeler yapıyoruz; son değerlendirmelerimizin ardından bu varlıkların işlemlerinin 26 Kasım 2025 günü askıya alınmasına karar verdik” şeklinde duyuruldu. Yatırımcılar açısından bu tür delist kararları kritik. Çünkü bir varlık delist edildiğinde platformda alım-satım işlemleri durabilir, likidite düşebilir ve fiyat üzerinde baskı oluşabilir. MUSE için örneğin dakika bazında %25’e yakın bir değer kaybı verildiği belirtiliyor. Böyle bir düşüş yatırımcı güvenini sarsabilir; portföyünde bu varlıklardan bulunduranların dikkatli olması gerekiyor. Diğer altcoinler ise şu şekilde etkilendi:CLV, yüzde 5 düşüş yaşadıEOS, yüzde 3.5 düşüş yaşadıLOKA, yüzde 11 oranında değer kaybettiMUSE, yüzde 25 gerilediCFG, yüzde 7 düştüDelistin arkasında farklı dinamikler bulunabilir: Varlıkların marka değiştirmiş olması, eski hâllerinin kaldırılması ya da borsa standartlarını karşılamayan teknik ve regülasyonel unsurlar. Coinbase’in açıklamasına göre bu tarz varlıklar yeniden markalaşmış olabilir ve platformdan kaldırılmaları söz konusu.Listeleme yol haritasına 2 altcoin eklendiDelist sürecinin ardından bir başka önemli adım ise listeleme cephesinde. Coinbase, listeleme yol haritasına Fluid (FLUID) ve Nomina (NOM) varlıklarını eklediğini açıkladı. Bu duyuru sayesinde söz konusu varlıkların potansiyel olarak platformda alım-satıma açılabileceği beklentisi doğdu. FLUID için %8 civarında, NOM için ise %15’e yakın yükselişler rapor edildi. Bu tür listeleme sinyalleri genellikle piyasada olumlu algı yaratıyor; çünkü kullanıcı tabanı geniş olan bir borsada listelenmek, likidite ve görünürlüğü artırabiliyor.Ancak yine de burada dikkat edilmesi gereken husus var: Yol haritasına eklenmek, listeleneceğinin kesin olduğu anlamına gelmiyor. Coinbase açıklamasında bu varlıkların “listeleme için teknik altyapı ve piyasa yapıcısı desteği gibi kriterleri karşıladığı takdirde” listeleneceği belirtildi. Yani kesin tarih verilmemiş; süreç ilerledikçe yeni duyurular yapılabilir.

Aethir (ATH), yapay zekâ ve oyun gibi yüksek işlem gücü gerektiren alanlara odaklanan merkeziyetsiz bir GPU bulut platformu. Geleneksel bulut devlerinin aksine, dünya çapında boşa duran grafik işlem birimlerini (GPU) tek bir küresel ağda bir araya getiriyor. Böylece hem daha uygun maliyetli hem de düşük gecikmeli bir altyapı sağlıyor. Yapay zekâ model eğitimi, makine öğrenimi çıkarımı ve bulut oyun gibi uygulamalar için esnek, erişilebilir ve ölçeklenebilir bir çözüm sunuyor. Aethir, DePIN (Decentralized Physical Infrastructure Network) yaklaşımını benimsiyor; yani altyapısını yalnızca birkaç merkez üzerinden değil, geniş bir topluluğun katkısıyla çalıştırıyor. Tüm bu ekosistemin merkezinde de ATH token yer alıyor. İşte Aethir nedir, yakından bakalım.Aethir’in Tanımı ve Ortaya ÇıkışıAethir, kurumsal seviyedeki GPU’ların sahiplenme, paylaşım ve kullanım şeklini temelden değiştiren merkeziyetsiz bir bulut bilişim altyapısı sunuyor. Temel hedefi, klasik veri merkezlerine olan bağımlılığı azaltmak ve dağıtılmış bir hesaplama ağı kurmak. Özellikle yapay zekâ ve bulut oyun alanlarında artan talep, son yıllarda GPU krizini beraberinde getiriyor. Büyük teknoloji firmaları gelişmiş ekran kartlarını toplarken, bulut sağlayıcıların maliyetleri de iyice yükseliyor. Bu durum, özellikle girişimciler ve araştırmacılar için ciddi bir erişim problemi yaratıyor.Aethir bu sorunu tersine çeviren bir çözümle sahneye çıkıyor. Atıl durumda bekleyen GPU’ları dünya genelinde bir araya getirip erişilebilir ve paylaşılabilir hale getiriyor. Böylece hem rekabetçi bir altyapı oluşturuyor hem de hesaplama gücünü daha adil bir şekilde dağıtıyor. Bu yaklaşım iki temel katmana dayanıyor: İlki, Kaynak Havuzu. GPU sahipleri kullanılmayan işlem gücünü ağa bağlayarak hem kazanç elde ediyor hem de başkalarının erişimini kolaylaştırıyor. İkincisi ise Dağıtılmış Sahiplik. Aethir, birkaç büyük kurumun kontrolünde bir yapı yerine, katılımcıların birlikte yönettiği açık ve kapsayıcı bir ekosistem oluşturmayı amaçlıyor. Aethir'in çalışma prensibi. Kaynak: Aethir/Whitepaper Projenin çıkış motivasyonu aslında oldukça net: Yapay genel zekâya (AGI) yaklaşırken, artan GPU ihtiyacına merkezi sistemler artık yetişemiyor. Talep her geçen gün büyüyor; ancak erişim yalnızca büyük oyuncuların elinde kalıyor. Aethir’in vizyonu bu dengeyi bozmak. AGI çağında inovasyonu hızlandırmak için herkesin hesaplama gücüne ulaşabilmesini hedefliyor. Bu nedenle altyapısını, uç noktalara konumlandırılmış GPU sunucuları üzerine kuruyor. Böylece kaynak, kullanıcıya mümkün olan en yakın noktadan sağlanıyor ve yapay zekâ işlemleri ya da oyun akışları gibi uygulamalarda gecikme neredeyse ortadan kalkıyor.Bugün itibarıyla Aethir ağı, 430 binden fazla GPU’yu dünyanın dört bir yanından birleştirerek gerçek zamanlı yüksek performanslı işlem gücü sunabiliyor.Aethir’in Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıAethir, 2022’de bir fikir olarak ortaya çıktı. Kurucu ekip, teknik altyapıyı hızla inşa ederken bir yandan da Web3 dünyasında kendine sağlam bir yer edinmeye başladı. Proje kısa sürede gelişti; lansmanlar, ortaklıklar ve yatırımlarla birlikte küresel bir altyapı girişimine dönüştü. Gelin, Aethir’in bu yolculuğundaki önemli kilometre taşlarını birlikte inceleyelim.Kuruluş ve ilk geliştirmeAethir’in temelleri 2022 yılında atıldı. Daniel Wang, Mark Rydon ve Mack Lorden isimli üç kurucu, blockchain, yapay zekâ ve oyun alanlarındaki deneyimlerini bir araya getirerek Aethir fikrini hayata geçirdi. İlk etapta farklı bölgelerdeki GPU’ları aynı ağda birleştiren bir prototip geliştirildi ve bu yapının çalışabilirliği test edildi. Bu erken aşama, Aethir’in vizyonunu netleştirdi: dünya çapında kullanılmayan işlem gücünü merkeziyetsiz biçimde erişilebilir kılmak.Testnet ve iş birlikleri (2023)2023 yılı, Aethir’in teknik büyümesi ve topluluk desteği açısından kritik bir dönem oldu. “New Horizons” adını verdikleri genişleme programıyla altyapılarını hızla büyüttüler. Daha fazla GPU sağlayıcısı ağa katıldı ve bu da hem yapay zekâ hem de bulut oyun alanında kapasite artışını beraberinde getirdi.Aynı yıl Aethir, TOKEN2049 etkinliğine katılarak adını daha geniş kitlelere duyurdu. Bu tanıtım, hem yatırımcıların hem de geliştiricilerin projeye ilgisini artırdı. Yine 2023’te, merkeziyetsiz depolama alanında lider olan Filecoin Foundation ile stratejik bir ortaklık kuruldu. Bu sayede Aethir ağı, sadece hesaplama değil, güvenli ve verimli veri depolama hizmetleri de sunabilir hâle geldi.Reality+ ile yapılan iş birliği ise Aethir’in bulut oyun potansiyelini gerçek dünyada gösterdi. Doctor Who: Worlds Apart gibi projelere anında oynanabilirlik özelliği kazandırılarak, sistemin performansı kullanıcı deneyimiyle test edildi.Token lansmanı ve ana ağ (2024)Uzun bir hazırlık sürecinin ardından Aethir, 12 Haziran 2024’te ATH token’ını piyasaya sürdü. Token, Ethereum ana ağı üzerinde ERC-20 standardında çıkarıldı ve aynı zamanda Arbitrum gibi ikinci katman ağlarına da dağıtıldı. Bu çoklu ağ stratejisiyle ATH, hem merkezi borsalarda işlem görmeye başladı hem de Aethir’in kendi altyapısındaki ödüllendirme sistemine entegre edildi. ATH fiyatı, lansmanından bu yana şöyle bir grafik çizdi: Aynı dönemde Auros gibi finans kuruluşlarıyla iş birlikleri açıklandı. Bu iş birlikleri sayesinde ATH token, kurumsal kullanım için daha erişilebilir hâle geldi. Ayrıca Aethir Forge ve AI Unbundled Alliance gibi yeni programlar duyurularak, geliştiriciler ve içerik üreticileri ekosisteme dahil edildi.Büyüme ve ortaklıklar (2025)2025 yılı, Aethir’in olgunlaşma ve büyük ölçekli ortaklıklarla güçlenme yılı oldu. Mart ayında Avalanche Foundation ile önemli bir iş birliği duyuruldu. Aethir, Avalanche ağında geliştirilen yapay zekâ projelerini desteklemek amacıyla 100 milyon dolarlık bir fon ayırdı. Bu kaynak, geliştiricilere Aethir ağı üzerinden GPU gücü sağlanmasını mümkün kıldı.Bu dönemde Aethir’in altyapısı 400 binden fazla GPU kapsayıcısına ulaştı ve yıllık yineleyen geliri 91 milyon doları geçti. Ağda 3000’den fazla NVIDIA H100/H200 ekran kartı ve 61.000’in üzerinde Aethir Edge cihazı yer aldı. Bu ölçek, Aethir’in sektördeki liderliğini perçinledi.Yılın dikkat çeken gelişmelerinden biri de ABD merkezli yapay zekâ şirketi Predictive Oncology’nin Aethir’e 344 milyon dolarlık stratejik yatırım yapması oldu. Bu yatırım, “Stratejik Hesaplama Rezervi” adını verdikleri yeni bir modele dönüştü. Predictive Oncology, bu modelle kendi AI altyapısını Aethir’in merkeziyetsiz GPU ağıyla desteklemeye başladı. Ekim 2025’te açıklanan “Dijital Varlık Hazinesi (DAT)”, yatırımcıların ve kurumların Aethir altyapısındaki GPU kaynaklarından doğrudan pay almasını sağladı. Aethir Neden Önemli?Aethir’in önemi, günümüz teknolojisinin belkemiği haline gelen hesaplama gücünü demokratikleştirme vizyonundan gelir. Merkeziyetsiz yapısıyla Aethir, birkaç büyük şirketin tekelinde olabilecek devasa GPU altyapısını geniş kitlelere açarak hem ekonomik hem de stratejik bir avantaj sunar. Bu bölümde Aethir’in önemini belirleyen unsurları, kullanım alanları ve token ekonomisi başlıkları altında inceleyeceğiz.Yapay zekâ ve makine öğrenimiAethir’in en güçlü olduğu alanların başında yapay zekâ geliyor. Büyük dil modellerinden görüntü işleme sistemlerine, otonom araçlardan tıbbi araştırmalara kadar pek çok uygulama, yoğun GPU gücüne ihtiyaç duyuyor. Aethir’in dağıtık GPU bulutu, bu ihtiyaca ölçeklenebilir ve erişilebilir bir altyapıyla yanıt veriyor. Yapay zekâ modellerinin eğitimi ve çıkarım süreçleri için gereken hesaplama kapasitesi, geleneksel çözümlere göre çok daha hızlı ve uygun maliyetli şekilde sunuluyor. Örneğin bir AI girişimi, Aethir üzerinden haftalarca beklemeden ya da dev bütçeler ayırmadan 24-48 saat içinde ihtiyacı olan GPU kaynağına ulaşabiliyor.Sistem, gerçek zamanlı yapay zekâ uygulamaları için de ideal. Özellikle sohbet robotları, sesli asistanlar ya da görüntü analiz sistemleri gibi anlık tepki isteyen uygulamalarda Aethir’in düşük gecikmeli kenar bilişim modeli büyük avantaj sağlıyor. İşlem gücü, kullanıcıya yakın noktalardan aktığı için tepkiler daha hızlı geliyor; deneyim kesintisiz hale geliyor. Aethir teknolojisi. Kaynak: Aethir/Whitepaper Bulut oyunAethir’in güçlü olduğu bir diğer alan da bulut oyun. Atmosphere adını verdikleri altyapı sayesinde, yüksek kaliteli grafiklere sahip oyunlar artık güçlü bir bilgisayara ihtiyaç duymadan oynanabiliyor. Yalnızca bir internet bağlantısıyla, ister telefon ister eski bir dizüstü bilgisayar olsun, kullanıcı Aethir ağı üzerinden oyunlara anında erişiyor.Özellikle Doctor Who: Worlds Apart gibi popüler projelerde, Aethir’in bu kapasitesi doğrudan test edildi ve başarılı bulundu. Platform, merkeziyetsiz yapısı sayesinde bir bölgedeki sunucuya erişilemese bile başka bir noktadan otomatik olarak yedek kaynakla devreye giriyor. Bu da kesintisiz oyun deneyimini garanti altına alıyor.Diğer uygulamalarYapay zekâ ve oyun dışında da Aethir’in kullanım alanı oldukça geniş. Bilimsel araştırmalar, finansal modellemeler, 3D animasyon render işlemleri, NFT ve metaverse projeleri gibi pek çok sektöre GPU gücü sağlıyor.Bir üniversite ekibi, Aethir üzerinden büyük simülasyonları çalıştırarak klasik süper bilgisayarlara kıyasla çok daha az maliyetle deney yapabiliyor. Bir animasyon stüdyosu, kendi ekran kartlarını ağa bağlayarak hem kendi ihtiyaçlarını karşılıyor hem de boşta kalan gücü başkalarına kiralayarak gelir elde ediyor.Geleceğe dönük en heyecan verici senaryolardan biri de “bulut telefon” kavramı. Aethir altyapısı, bu tarz projeler için de hazır. Akıllı telefon üreticileri, pahalı donanımları cihazlara yerleştirmek yerine, Aethir’in GPU bulutunu kullanarak ağır işlemleri uzaktan yapıp sadece sonucu cihaza aktarabiliyor.Demokratik erişim ve DePIN önemiAethir’i diğer bulut çözümlerinden ayıran en önemli farklardan biri de erişimdeki açıklık. Geleneksel sistemlerde sadece ödeme yapan kullanıcı hizmet alırken, Aethir’de hem hizmet alanlar hem de altyapı sağlayanlar sistemin doğal parçası hâline geliyor.Yani elinde boşta duran güçlü bir ekran kartı olan biri, bunu ağa bağlayıp gelir elde edebiliyor. Aynı anda bir AI şirketi, ihtiyaç duyduğu GPU gücünü uygun fiyatla temin edebiliyor. Bu çift taraflı model, Web3 teşvik mekanizmasıyla birleşince ortaya çok daha sürdürülebilir bir yapı çıkıyor.Token ekonomisiAethir’in kalbinde ATH token yer alıyor. Bu token hem platform içi işlemlerde ödeme aracı hem de yönetişimde oy hakkı sağlayan bir değer birimi olarak çalışıyor.Toplam arz 42 milyar ATH ile sınırlı. Bu arz, çeşitli kategorilere bölünerek dikkatlice planlanmış: topluluk, ekip, yatırımcılar, ağ ödülleri ve ekosistem fonu gibi başlıklar altında dağıtılmış durumda. En büyük paylardan biri, hesaplama gücü sağlayanlara ödül olarak ayrılıyor. Yani ağda GPU sunan ya da node çalıştıran herkes katkısı oranında ATH kazanıyor.Erken destekçilere ve ekibe ayrılan token’lar da hemen serbest kalmıyor; kilitleme (vesting) takvimine göre zaman içinde dolaşıma giriyor. Bu da piyasada ani satış baskısını önlüyor.ATH’nin kullanım alanlarıATH token, birçok işlevi bir arada üstleniyor. İlk olarak, platform içindeki tüm hizmetler için ödeme aracı olarak kullanılıyor. Yapay zekâ eğitimi, oyun yayını ya da bilimsel hesaplamalar gibi hizmetlerden faydalanan kullanıcılar, kullandıkları GPU süresini ATH ile ödüyor.İkinci olarak, sistemin ödül ve teşvik mekanizmasında görev alıyor. GPU sağlayıcıları, node operatörleri ve hizmet kalitesini denetleyen checker node’lar katkılarına karşılık ATH kazanıyor. Checker node’lar ayrıca ağın güvenliğini ve hizmet standardını korumak için belirli miktarda ATH’yi stake etmek zorunda kalıyor. Şu anda 91.000’den fazla denetleyici node aktif olarak çalışıyor ve hepsi bu teşvik modelinden yararlanıyor.Staking ve güvence mekanizmasıATH token, aynı zamanda güvenlik için de kullanılıyor. GPU sağlayıcıları ağa katılırken belirli miktarda ATH’yi teminat olarak stake ediyor. Eğer hizmet kalitesi düşerse ya da sözleşme ihlali yaşanırsa, bu teminatlardan kesinti yapılabiliyor (slashing). Bu mekanizma, kullanıcıyı korurken sağlayıcıları da dürüst ve kaliteli hizmet sunmaya teşvik ediyor. Aether staking portalı Stake edenler ayrıca yıllık ortalama %8–15 arasında bir getiri (APY) elde ediyor. Performansa göre bu oran artabiliyor; böylece hem güvenlik hem de sürdürülebilir kazanç birlikte sağlanıyor.Deflasyonist model ve gelir geri dönüşüAethir’in ekonomik modelinde dikkat çeken bir diğer unsur da gelir geri dönüşü. Platformda elde edilen GPU kiralama gelirlerinin %70’i, piyasadan ATH token geri alımı için kullanılıyor. Bu sayede ATH’ye sürekli bir talep oluşuyor ve dolaşımdaki arz zamanla azalıyor.Bu model, klasik bulut sağlayıcıların kârını hissedarlara dağıtmasından farklı çalışıyor. Aethir, gelirini yeniden ekosisteme aktarıyor. Örneğin, bir şirket büyük bir GPU kiralama yaptığında ödediği ücretin büyük kısmı ile piyasadan ATH geri alınıyor ve bu token’lar ya yakılıyor ya da uzun süre kilitleniyor. Sonuç olarak ATH, kullanıma bağlı olarak değer kazanma potansiyeli taşıyor.Yönetim ve karar almaATH token sahipleri, Aethir’in geleceği üzerinde de söz sahibi olmaya hazırlanıyor. Gelişen ekosistemle birlikte topluluk temelli bir yönetişim modeli hedefleniyor. Yakın gelecekte ATH sahipleri, çeşitli karar önerileri sunup oylamalara katılabilecek.Bu kararlar arasında yeni bölgelere açılım, ortaklık teklifleri ya da teknik güncellemeler gibi konular yer alabilir. Henüz yönetişim tam anlamıyla hayata geçmiş olmasa da, vizyon Aethir’in zamanla tam merkeziyetsiz bir yapıya kavuşması yönünde.Aethir’in Kurucuları Kim?Aethir’in arkasında, teknoloji dünyasının farklı alanlarında deneyim kazanmış güçlü bir ekip yer alıyor. Kurucu ortaklar Daniel Wang, Mark Rydon ve Mack Lorden, projenin vizyonunu ve teknik temelini şekillendiren üç isim.Daniel Wang: Blockchain teknolojileri konusunda deneyimli bir girişimci ve mühendis. Aethir’den önce çeşitli blockchain projelerinde yer alarak merkeziyetsiz sistemler ve kripto ekonomisi alanlarında derin bir birikim edindi. Aethir’de özellikle Web3 entegrasyonu ve token ekonomisinin tasarımına liderlik ediyor. ATH token’ın çok yönlü yapısının arkasındaki isimlerden biri olarak öne çıkıyor.Mark Rydon: Yapay zekâ ve bulut bilişim alanında uzun yıllara dayanan bir geçmişe sahip. Kariyeri boyunca hem kurumsal ölçekli AI altyapılarında hem de devasa bulut sistemlerinde görev aldı. Aethir’de teknik mimari ve ölçeklenebilirlik konularından sorumlu. Onun liderliğinde, dünya genelinde dağılmış yüz binlerce GPU’yu tek bir ağ üzerinde verimli şekilde yöneten altyapı kuruldu. Rydon’un hedefi, Aethir’in kurumsal düzeyde güvenilir bir hizmet sunmaya devam etmesi ve en yeni GPU teknolojilerini (örneğin NVIDIA H100 serisini) destekleyecek kapasitede kalması.Mack Lorden: Oyun sektörü ve dağıtık sistemler konusundaki uzmanlığıyla Aethir’in oyun odaklı altyapısını geliştiren isim. Ürün geliştirme süreçlerini ve oyun endüstrisiyle yapılan entegrasyonları yönetiyor. Özellikle Atmosphere altyapısının kusursuz bir bulut oyun deneyimi sunması, oyun stüdyolarıyla iş birliklerinin kurulması ve geliştiricilere uygun araçların geliştirilmesi Lorden’ın öncelikli sorumlulukları arasında. Oyun dünyasının ihtiyaçlarını yakından tanıdığı için Aethir’in bu sektörde hızla benimsenmesini sağladı.Aethir, Aethir Foundation adı altında faaliyet gösteriyor. Kurucuların yanı sıra operasyon, finans, strateji ve iş geliştirme alanlarında görev alan yöneticiler de bu yapının parçası. Ancak Aethir’i geleneksel şirketlerden ayıran en önemli fark, merkeziyetsizlik ilkesinin yönetimde de korunması.Projeye dair önemli kararlar alınırken topluluk geri bildirimleri dikkate alınıyor; süreçler şeffaf şekilde duyuruluyor. Aethir Foundation, büyüme odaklı projelere destek vermek için ekosistem fonu, hibe programları ve ortaklık inisiyatifleri yürütüyor. Geliştiriciler ise açık dokümantasyon sayesinde GitHub veya topluluk forumları üzerinden doğrudan katkı sağlayabiliyor. Herkesin kendi sunucusunu ağa bağlayabilmesi, Aethir’in gelişimini kolektif bir çabaya dönüştürüyor.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, ATH token hakkında sıkça sorulan bazı sorular ve cevaplarını bulabilirsiniz:ATH token nedir ve nasıl çalışır?: ATH, Aethir ağının yerel kripto para birimi. Hem kullanım (utility) hem de yönetim (governance) işlevi görüyor. Aethir üzerindeki tüm ödemeler ATH ile yapılıyor; kullanıcılar aldıkları GPU hizmetlerinin ücretini bu token ile ödüyor. Aynı zamanda ağdaki sağlayıcılara ödül dağıtmak ve güvenliği sağlamak için kullanılıyor. GPU operatörleri ve denetleyici node’lar (checker node) ATH stake ederek ağa katılıyor ve katkılarına göre kazanç elde ediyor. İlerleyen dönemde ATH sahipleri, ağ yönetiminde oy hakkına da sahip olacak.Aethir merkeziyetsiz midir?: Evet. Aethir’in bulut altyapısı tek bir merkeze bağlı değil; dünya genelinde binlerce bağımsız düğümden oluşuyor. Bu düğümler bireyler, kurumlar veya veri merkezleri tarafından çalıştırılıyor ve birbirine eşler arası bağlanıyor. Böylece tek bir arıza noktası olmadan, güvenli ve dağıtık bir yapı sağlanıyor. İşlemler blockchain üzerinde kaydedildiği için sistem hem şeffaf hem de güvenilir şekilde işliyor.Hangi ağlarda çalışıyor?: ATH token, Ethereum ana ağında ERC-20 standardıyla çalışıyor ve birçok merkezi borsada işlem görüyor. Aethir, daha düşük işlem ücretleri için Arbitrum ağına da entegre edildi. GPU sağlayıcılara ödemeler bu ağ üzerinden akıllı kontratlarla yapılıyor. Ayrıca Solana ağına da köprülenebilir durumda. Temelde Aethir’in dağıtık GPU ağı zincirden bağımsız işliyor; blockchain, sadece ödemeler ve kayıtlar için kullanılıyor.Bireysel yatırımcı Aethir’e nasıl katılabilir?: Katılımın en kolay yolu, borsalardan ATH token almak. Token’ı tutarak ekosistemin büyümesinden dolaylı olarak faydalanmak mümkün. GPU donanımına sahip olan kullanıcılar, Aethir ağına sağlayıcı olarak katılıp gelir elde edebiliyor. Teknik bilgiye sahip kişiler checker node çalıştırarak hizmet kalitesini doğrulayıp ödül kazanabiliyor. Ayrıca ATH token’larını resmi staking programına dahil ederek hem ağı desteklemek hem de pasif gelir elde etmek de mümkün.Aethir’in rakiplerinden farkı nedir?: Aethir, tamamen GPU odaklı ve gerçek zamanlı uygulamalara optimize edilmiş ilk merkeziyetsiz bulut altyapılarından biri. Diğer projeler genelde basit hesaplama hizmeti sunarken, Aethir yüksek performanslı NVIDIA GPU’larla AI çıkarımı ve düşük gecikmeli oyun akışı gibi zorlu işlemleri destekliyor. Kenar bilişim (edge computing) modeliyle kaynakları kullanıcıya en yakın noktalara dağıtarak gecikmeyi azaltıyor. 2025 itibarıyla 94 ülkede 430 binden fazla GPU kapsayıcısıyla sektörün en büyük ağlarından biri hâline geldi. Ekonomik modeli de farklı: Gelirlerinin önemli kısmı ATH geri alımı için kullanılıyor, bu da token arzını azaltıp değerini destekliyor. Ayrıca Filecoin, Avalanche ve EigenLayer gibi projelerle kurduğu entegrasyonlar sayesinde Aethir, hem esnek hem de güçlü bir altyapı ekosistemi sunuyor.Kripto dünyasında güvenilir rehberiniz olarak Aethir (ATH) projesini tüm detaylarıyla ele aldık. Yeni Jr Kripto Rehberlerinde görüşmek üzere!

İngiltere Merkez Bankası, sterlin bazlı stablecoin’ler için uzun süredir beklenen düzenleme taslağını açıkladı. Yeni çerçeve, bireyler için 20 bin sterlin, işletmeler içinse 10 milyon sterlinlik tutma limitleri getiriyor. Amaç, dijital paraların yaygınlaşması sürecinde bankalardan stablecoin’lere ani fon kaymalarını önlemek. Düzenleme, aynı zamanda stablecoin rezervlerinin devlet tahvilleri ve merkez bankası hesaplarıyla desteklenmesini şart koşuyor.İngiltere’de kritik stablecoin gelişmesiİngiltere Merkez Bankası (BoE), sterlin cinsinden “sistemik” stablecoin’ler için yeni bir düzenleyici çerçeve taslağını kamuoyuna sundu. Bu çerçeve, hem teminat kurallarını hem de geçici varlık tutma limitlerini kapsıyor. BoE’ye göre yeni düzenleme yalnızca HM Treasury tarafından “sistemik” olarak sınıflandırılan ve geniş ölçekte ödeme sistemlerinde kullanılan stablecoin’leri kapsayacak. Bu varlıklar için finansal istikrar risklerini gözeten denetim Merkez Bankası tarafından, tüketici koruması ve piyasa davranışlarıyla ilgili kısım ise Finansal Davranış Otoritesi (FCA) tarafından yürütülecek. USDT ve USDC gibi çoğunlukla kripto ticaretinde kullanılan “sistemik olmayan” stablecoin’ler bu rejime dahil edilmeyecek. Bu tür token’lar FCA’nın mevcut denetimi altında kalmaya devam edecek.Yeni çerçevenin merkezinde, stablecoin rezervlerinin nasıl yönetileceğine dair net kurallar bulunuyor. BoE, sistemik stablecoin ihraççılarının rezervlerinin %60’ını kısa vadeli İngiltere devlet tahvillerinde, kalan %40’ını ise Bank of England’da faizsiz hesaplarda tutmalarını öngörüyor. Bu düzenleme, hem hızlı geri ödemelerin güvence altına alınmasını hem de kamu güveninin sürdürülmesini hedefliyor.Yeni piyasaya çıkan ya da FCA rejiminden geçiş sürecinde olan ihraççılar için başlangıçta daha esnek bir yapı öngörülüyor; bu aktörler rezervlerinin %95’ine kadarını devlet tahvillerinde tutabilecek. BoE ayrıca piyasa stres dönemlerinde kullanılmak üzere merkez bankası likidite desteğini de değerlendirmeye almış durumda.Finansal sistemden dijital paralara hızlı fon çıkışlarını önlemek için bireysel ve kurumsal tutma limitleri de getiriliyor. Önerilen plana göre bireyler sistemik stablecoin’lerde en fazla 20.000 sterlin (yaklaşık 26.000 dolar), işletmeler ise 10 milyon sterlin (yaklaşık 13 milyon dolar) tutabilecek. En büyük kurumlar için istisnalar tanınsa da bu sınırlar, geçiş süreci riskleri ortadan kalkana dek yürürlükte kalacak.Bankanın Finansal İstikrardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Sarah Breeden, “Bugünkü öneriler, İngiltere’nin stablecoin rejimini gelecek yıl uygulamaya koyma yolunda önemli bir dönüm noktası. Amacımız yeniliği desteklerken paraya olan güveni korumak,” dedi. Breeden, piyasa geri bildirimlerinin dikkate alındığını ve stablecoin ihraççılarının merkez bankasıyla etkileşim biçimlerinde buna göre düzenlemeler yapıldığını ekledi.Ancak önerilen limitler, kripto topluluğunda tepkiyle karşılandı. Sektör temsilcileri, bu sınırlamaların “aşırı temkinli” olduğunu savunuyor. Coinbase Uluslararası Politika Başkan Yardımcısı Tom Duff Gordon, Financial Times’a yaptığı açıklamada “Stablecoin’lere üst sınır getirmek, İngiliz tasarruf sahipleri için de City of London için de olumsuz bir adım,” ifadelerini kullandı.Breeden ise eleştirilere yanıt verirken, İngiltere’nin kredi sisteminin ABD’den farklı olduğunu hatırlattı: “İngiltere’de ipotek kredilerinin büyük kısmı ticari bankalar tarafından sağlanıyor. Bu nedenle, hızlı mevduat çıkışlarının önüne geçmek için geçici limitler gerekli.”BoE, danışma sürecinin 10 Şubat 2026’ya kadar süreceğini, ardından FCA ile birlikte ayrıntılı bir uygulama kılavuzu yayımlayacağını açıkladı.

Dijital varlık yatırım ürünlerinde çıkış dalgası ikinci haftasında da devam etti. CoinShares’in 10 Kasım 2025 tarihli raporuna göre, geçtiğimiz hafta toplam 1,17 milyar dolarlık net çıkış yaşandı. Bu rakam, Ekim ortasındaki likidite çöküşü sonrası piyasada hâlâ süren belirsizlik ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimi konusundaki kararsızlığıyla ilişkilendiriliyor.Hafta boyunca işlem hacimleri 43 milyar dolar civarında seyretti; ABD’de hükümetin yeniden açılabileceğine dair kısa süreli umutlar perşembe günü fon girişlerini artırsa da, cuma günü bu iyimserlik hızla dağıldı.ABD merkezli fonlar negatif tablonun başını çekti. Sadece ABD piyasalarından 1,22 milyar dolarlık çıkış kaydedilirken, Almanya 41,3 milyon dolar, İsviçre ise 49,7 milyon dolar girişle Avrupa’da pozitif ayrıştı.Bitcoin ve Ethereum’da sert çıkışFon çıkışlarının en büyük kısmını Bitcoin ve Ethereum oluşturdu. Bitcoin ürünlerinde 932 milyon dolar, Ethereum’da ise 438 milyon dolar net çıkış kaydedildi. Özellikle iShares (BlackRock) Bitcoin ETF’sinden 876 milyon dolar, Fidelity Wise Origin Bitcoin Fund’dan 438 milyon dolar çıkış yaşandı. Grayscale tarafında da 142 milyon dolarlık bir düşüş görüldü.Bitcoin’deki satışlar, kısa pozisyon ürünlerine yönelimi de artırdı. Short Bitcoin ETP’lerine 11,8 milyon dolarlık giriş yaşandı; bu rakam, Mayıs 2025’ten bu yana görülen en yüksek haftalık artış olarak kayda geçti.Altcoin’ler direniyor: Solana öne çıktıBüyük kripto paralardaki satış baskısına rağmen altcoin’ler dayanıklılığını korudu. Solana, 118,4 milyon dolarlık haftalık girişle yine öne çıktı. Son dokuz haftada Solana fonlarına toplam 2,1 milyar doların üzerinde sermaye girişi gerçekleşti. XRP tarafında da 28,2 milyon dolarlık güçlü bir haftalık giriş gözlendi. Diğer varlıklarda küçük ama dikkat çekici hareketler yaşandı: Litecoin 1,9 milyon dolar, Multi-asset ürünler 12,3 milyon dolar giriş kaydetti. Buna karşılık Sui 3,8 milyon dolar, Cardano ise 0,1 milyon dolar çıkış gördü.Fon sağlayıcıları bazında tabloCoinShares verilerine göre, haftayı en çok kayıpla kapatan fon sağlayıcısı 876 milyon dolarlık çıkışla iShares oldu. Fidelity’de 438 milyon dolar, Grayscale’de 142 milyon dolar düşüş görüldü. Buna karşın ProShares ETF’leri 158 milyon dolar, 21Shares 22 milyon dolar ve Bitwise 3 milyon dolar giriş elde etti.Genel toplamda yıl başından bu yana kripto yatırım ürünlerine net 47,8 milyar dolar girişi korunsa da, son iki haftadaki çıkışlar yatırımcı duyarlılığında belirgin bir soğuma olduğunu gösteriyor.Bölgesel fark derinleşiyorABD çıkış baskısının merkezinde yer alırken, Avrupa piyasaları görece dengede kaldı. Almanya ve İsviçre pozitif seyrini sürdürürken, Kanada ve Hong Kong sırasıyla 7,6 ve 24,5 milyon dolar çıkış yaşadı.Rapor, piyasada yeniden şekillenen sermaye akımlarının Fed politikaları ve küresel risk iştahıyla yakından bağlantılı olduğunu vurguluyor.

ABD, kripto piyasalarında yeni bir dönemin eşiğinde. Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’nun (CFTC) geçici başkanı Caroline Pham, kaldıraçlı spot kripto ticaretine onay verecek düzenlemenin yolda olduğunu duyurdu. Eğer plan hayata geçerse, yatırımcılar ilk kez ABD sınırları içinde, düzenlenmiş platformlar üzerinden kaldıraçla spot kripto işlemleri yapabilecek. Bu adım, uzun süredir offshore borsalara yönelen likiditenin yeniden ABD’ye dönmesini sağlayabilir ve ülkenin kripto piyasalarında daha etkin bir konum kazanmasına zemin hazırlayabilir.ABD’de kritik kripto hamlesiABD Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’nun (CFTC) geçici başkanı Caroline Pham, ülke genelinde kaldıraçlı spot kripto ticaretine onay vermeye hazırlandıklarını doğruladı. Pham, düzenlemeye tabi ABD merkezli borsalarla görüştüklerini ve ilk kaldıraçlı spot ürünlerin önümüzdeki ay devreye girebileceğini açıkladı.Pham, X üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD’de kaldıraçlı spot kripto ticaretine izin verme yönünde çalışıyoruz” diyerek süreci resmen doğruladı. Ayrıca hükümetin kısmen kapalı olmasına rağmen sektör temsilcileriyle görüşmelerin devam ettiğini belirtti. CFTC’nin, bu ürünler için rehber niteliğinde düzenlemeler yayımlamayı da değerlendirdiği bildirildi. Bu gelişme, CFTC’nin ağustos ayında başlattığı “spot kripto varlık sözleşmeleri” girişiminin devamı niteliğinde. Söz konusu girişim, teminat veya finansmanla yapılan perakende emtia işlemlerine ilişkin kurallara dair kamuoyunun görüşünü toplamayı amaçlıyordu. Federal Register verilerine göre, “kaldıraçlı veya teminatlı olarak yapılan perakende emtia işlemleri” 28 gün içinde teslim gerçekleşmediği sürece CFTC’nin yetki alanına giriyor. Bu da, ABD’de kaldıraçlı spot işlemlerin yalnızca belirli süre ve koşullarla yasal olabileceği anlamına geliyor.CoinDesk’in aktardığı bilgilere göre, Pham şu anda CFTC’ye kayıtlı büyük finansal kurumlarla ve kripto odaklı platformlarla doğrudan görüşüyor. Bu kurumlar arasında CME, Cboe Futures Exchange, ICE Futures gibi devlerin yanı sıra Coinbase Derivatives, Kalshi ve Polymarket US gibi isimler de bulunuyor. Görüşmelerin odağında, kaldıraç, marjin ve finansman içeren yeni spot kripto ticaret altyapılarının oluşturulması var. Böylece yatırımcılar, bugüne kadar yalnızca denizaşırı borsalarda erişebildikleri araçlara artık düzenlenmiş ABD piyasaları üzerinden ulaşabilecek.Pham, sürecin Başkanlık Dijital Varlıklar Çalışma Grubu’nun tavsiyeleriyle uyumlu olduğunu vurguladı. Bu tavsiyelere göre, kongre yeni yasaları hazırlarken kurumlar mevcut yasal yetkilerini kullanarak dijital varlık piyasalarını düzenlemeli. Pham, “Kongre ile mevzuat netliği için çalışmaya devam ederken, mevcut yetkilerimizi hızlı biçimde kullanıyoruz” dedi.Eğer plan hayata geçerse, ABD kendi sınırları içinde kaldıraçlı spot kripto ticaretine izin veren ilk büyük ekonomi olacak. Bu adım, hem şeffaflığı hem de yatırımcı korumasını artırabilir; aynı zamanda büyük miktarda likiditenin denizaşırı piyasalardan ABD’ye geri çekilmesine yol açabilir. Düzenlenmiş bir ortamda kaldıraçlı spot işlemler, kurumsal yatırımcıların katılımını artırarak dijital varlıkların ABD finansal sistemine entegrasyonunu hızlandırabilir.

ZRO/USDT Teknik AnalizLayerZero, blokzincir protokol altyapısındaki gücünü artırıyor. Protokol, bilinen köprü değişimi Stargate (STG)’yi yaklaşık 110 milyon dolarlık ZRO token takasıyla bünyesine katma teklifinde bulundu. Aynı zamanda büyük miktarda tokenin açılması gündemdeki arz baskısına dikkat çekerken bu birleşme hamlesi ZRO için yeni bir değer önerisi yaratma potansiyeli taşıyor. Piyasa bu büyüme ve baskı unsurlarını birlikte yansıtıyor diyebiliriz. Şimdi teknik grafiklerde bu yansımaları birlikte inceleyelim. ZRO Range Alanı ZRO günlük grafikte geniş bir yatay bant yapısı içinde hareket ediyor. Fiyat uzun süredir 1,65$ – 3,35$ aralığında konsolide oluyor ve bu bant içerisinde likidite toplandığı görülüyor. Şu an için fiyat range’in alt bandına oldukça yakın konumda.1,65$ seviyesi güçlü bir destek alanı ve geçmişte birçok kez alıcı tepkisi aldığı görülüyor. Fiyat bu bölge üzerinde kaldığı sürece range içi tepki yükselişi beklenebilir. Yukarı yönlü hareketlerde 1,89$ – 2,08$ aralığı ilk direnç bölgesi olarak takip edilmeli. Bu bölgenin üzerinde ise 2,58$ ve 2,76$ seviyeleri ara dirençler olarak öne çıkıyor.Range yapısının üst bandı olan 3,35$ seviyesi, majör direnç ve aynı zamanda orta-uzun vade için trend dönüş onayı niteliği taşıyor. Bu bölgenin kırılması halinde 4,06$ ve 4,34$ seviyeleri gündeme gelebilir.Aşağı yönlü risk senaryosunda 1,65$ desteğinin kaybedilmesi durumunda 1,45$ – 1,28$ bölgesine doğru bir geri çekilme görülebilir; ancak bu bölge henüz teyit edilmemiş ek destek alanıdır.Destek – Direnç SeviyeleriDestekler: 1,65$ – 1,45$ – 1,28$Dirençler: 1,89$ – 2,08$ – 2,58$ – 2,76$ – 3,35$Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

Kripto türev piyasalarında herkesin aradığı şey aslında belli: düşük maliyet, yüksek hız ve işlem yaparken fiyat kayması yaşanmaması. MYX Finance (MYX), tam da bu ihtiyaçlara odaklanarak ortaya çıkmış bir proje. Eşleştirme Havuzu Mekanizması (Matching Pool Mechanism - MPM) adını verdikleri özel bir sistem sayesinde, kullanıcılar işlemlerini neredeyse hiç kayma olmadan gerçekleştirebiliyor. Üstelik platform, çok sayıda blockchaini destekleyen yapısıyla farklı ağlardan gelen yatırımcılara da kolaylık sağlıyor. DeFi dünyasında bu kadar konuşulmasının sebeplerine birlikte bakalım.MYX’in Tanımı ve Ortaya ÇıkışıMYX Finance, kullanıcıların kalıcı vadeli işlem (perpetual futures) sözleşmeleriyle 50 kata kadar kaldıraçla alım satım yapabildiği bir merkeziyetsiz borsa. Ancak onu farklı kılan şey, sıradan emir defteri ya da otomatik piyasa yapıcı (AMM) sistemlerini kullanmak yerine yepyeni bir yöntemle çalışması. Bu sistemin adı: Eşleştirme Havuzu Mekanizması (Matching Pool Mechanism – MPM). Alıcılarla satıcıları ortak bir havuzda eşleştirerek büyük işlemlerde bile fiyatın kaymasına neredeyse hiç izin vermiyor. Yani işlem yaparken “fiyat kaydı mı, slippage mi olur” derdi epey azalıyor. MYX Finance gözetimsiz (non-custodial) bir yapıya sahip. Yani kullanıcılar fonlarının kontrolünü kendileri elinde tutuyor. Tüm işlemler akıllı sözleşmelerle gerçekleşiyor; kimse kullanıcı fonlarına doğrudan dokunamıyor.Projenin temelleri 2023’te atıldı. Haziran ayında ilk olarak sosyal medya hesapları açıldı. Ardından 28 Kasım 2023’te ekip, Sequoia China’nın (şimdiki adıyla HongShan) liderlik ettiği yatırım turundan 5 milyon dolarlık tohum yatırım aldı. Bu turda ConsenSys ve Hack VC gibi önemli blockchain fonları da yer aldı. Ertesi gün Linea Goerli test ağında ilk testnet aşaması başladı. 26 Aralık’ta ikinci testnet de tamamlandı.Proje çok fazla beklemeden yol aldı ve 18 Şubat 2024’te Arbitrum ağında ana ağ yayına girdi. Lansman sonrası toplulukla daha sıkı bağ kurmak için çeşitli kampanyalar düzenlendi. Örneğin, Nisan 2024’te OKX Web3 cüzdanla birlikte yapılan ortak etkinlik sayesinde birçok kullanıcı platformla tanıştı.MYX’in asıl amacı, merkezi borsalardaki işlem deneyimini alıp bunu DeFi'nin şeffaflık ve kullanıcı kontrolü gibi avantajlarıyla birleştirmek. Sürekli açık bir küresel türev piyasası sunarak “burada işlem sadece New York sabahına bağlı kalmaz” diyor. Kullanıcılar MYX’e bağlanıp günün her saati, dünyanın her yerinden işlem açabiliyor.Platformun en dikkat çekici özelliklerinden biri de çoklu ağ desteği. Kullanıcılar tek bir hesaptan 20’den fazla farklı blockchain üzerindeki varlıklarını teminat olarak yatırabiliyor. Hem de bunun için manuel olarak köprü kullanmak zorunda kalmadan. Bu sayede farklı zincirlerde duran sermaye, tek bir noktada daha verimli kullanılmış oluyor.Bir başka pratik tarafı da işlemlerde gas ücreti alınmaması. MYX, “relay” adı verilen bir sistem sayesinde kullanıcı yerine işlem ücretlerini ödüyor. Kullanıcı isterse bu ücreti sonra istediği varlıkla geri ödeyebiliyor. Böylece sadece işlem yapabilmek için cüzdanında ETH, BNB gibi ağ token’ı bulundurması gerekmiyor. Bu durum özellikle yeni kullanıcılar için büyük kolaylık sağlıyor.MYX Finance ilk olarak Arbitrum üzerinde çalışmaya başladı ama token’ı BNB Smart Chain (BSC) üzerinde BEP-20 standardıyla ihraç etti. Bugün Linea ve BNB Chain dahil olmak üzere farklı ağlarda da çalışıyor.Zincir soyutlama (chain abstraction) teknolojisi sayesinde kullanıcılar, hatta Solana gibi EVM-uyumlu olmayan ağlardan bile, varlıklarını getirip teminat olarak kullanabiliyor. MYX bu konuda oldukça esnek.Fiyat verileri, güvenilir bir oracle olan Pyth Network üzerinden geliyor. Zincirler arası varlık transferi de Across Bridge altyapısıyla sağlanıyor.Akıllı sözleşmeler Solidity ile yazılmış ve güvenlik konusunda da işini şansa bırakmamışlar. SlowMist ve PeckShield gibi sektörde tanınan firmalardan denetim raporları alınmış. Ayrıca platform içinde kritik işlemleri korumak için çoklu imza sistemi ve Time Traveller, Live Surveillance, Auto-Deleveraging, Risk Reserve gibi çeşitli güvenlik ve risk yönetim modülleri devrede. MYX'in çalışma şeması. Kaynak: MYX/Docs Bu altyapı sayesinde MYX, hem yüksek işlem kapasitesine sahip hem de güvenlik anlamında oldukça sağlam duran bir merkeziyetsiz türev borsa haline gelmiş.MYX’in Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıHer kripto projesinin arkasında bir yolculuk yatar. MYX Finance için bu yolculuk hızlı, heyecanlı ve bol inişli çıkışlı geçmiş diyebiliriz. İlk fikirden ana ağ lansmanına, airdrop’lardan rekor fiyatlara kadar pek çok adım MYX’i bugünkü konumuna taşımış. Aşağıda, bu yolculuğun önemli anlarına birlikte göz atalım.2023 sonu: İlk temeller ve lansman süreciHaziran 2023’te MYX’in sosyal medya hesapları açıldı ve proje yavaş yavaş adını duyurmaya başladı. Kasım ayında gelen 5 milyon dolarlık tohum yatırımı, işleri hızlandırdı. Bu yatırımda Sequoia China (yeni adıyla HongShan), ConsenSys ve Hack VC gibi büyük isimler yer aldı. Yatırımı açıkladıktan hemen sonra ekip, Linea test ağında ilk testnet’i başlattı. Aralık sonunda ikinci testnet de tamamlandı.Şubat 2024: Mainnet yayında18 Şubat 2024’te MYX, Arbitrum ağında resmen yayına alındı. Kullanıcılar ilk işlemlerini yapmaya başlarken, topluluğun ilgisini artırmak için etkinlikler düzenlendi. Bu sayede kullanıcı sayısı da kısa sürede arttı.Mayıs 2025: Token dağıtımı ve airdrop rüzgarı6 Mayıs 2025’te MYX’in token’ı resmen piyasaya sürüldü. TGE (Token Generation Event) kapsamında, erken dönem kullanıcılar ve likidite sağlayıcılar ödüllendirildi. Toplam arzın %14,7’si, yani ciddi bir kısmı, bu kullanıcılarla paylaşıldı. Dağıtım 5 ay boyunca aşamalı olarak yapıldı.Aynı ay, MEXC borsasıyla yapılan Airdrop+ kampanyası ve zkPass ile ortak düzenlenen “triple airdrop” etkinliği sayesinde MYX daha geniş bir kitleye ulaştı. Airdrop’lar hem likiditeyi hem de kullanıcı ilgisini artırdı.Ağustos 2025: Hacim patladı, listelemeler geldiYaz aylarında MYX tam anlamıyla vites yükseltti. Haftalık işlem hacmi 2,2 milyar doları gördü. Protokole kilitli toplam varlık miktarı (TVL) ise 30 milyon doların üzerine çıktı. O sırada 170.000’den fazla kullanıcı aktif olarak MYX’te işlem yapıyordu.Eylül’e doğru projeye ilgi artınca bazı merkezi borsalar da devreye girdi. 9 Eylül 2025’te Gate.io, kısa bir süre sonra da Bitget MYX token’ı listelemeye başladı. Bu gelişme, hacmi iyice yukarı taşıdı.Eylül 2025: WLFI duyurusu ve tavan yapan fiyat5 Eylül’de yapılan bomba duyuru, MYX’in yıldızını adeta parlattı. Proje, Donald J. Trump’la ilişkilendirilen World Liberty Financial (WLFI) adlı token’ı perpetual kontrat olarak listeleyeceğini açıkladı. Bu haber piyasada büyük ses getirdi. MYX fiyatı, aşağıdaki gibi bir seyir izledi: Duyuru ise şu şekilde idi: 6–10 Eylül arasında ciddi bir short squeeze yaşandı. Kısa pozisyondaki kullanıcılar 89,5 milyon dolarlık likidasyona uğrarken, uzun pozisyonlar sadece 23,5 milyon dolardı. Aradaki fark, piyasayı alt üst etti ve MYX token bir haftada %1400’ün üzerinde artarak 10 Eylül’de $18,42 ile ATH (tüm zamanların en yüksek seviyesi) gördü. O sırada açık pozisyon büyüklüğü (open interest) 400 milyon doların üzerine çıktı.Eylül 2025: Volatilite, eleştiriler ve gerilemeBu yükseliş sonrası işler biraz değişti. Günlük perpetual işlem hacmi $6 ila $9 milyar arasına çıktı. Bu kadar büyük rakamlar doğal olarak dikkat çekti. Aynı dönemde, toplam arzın %3,9’u kadar (39 milyon token) kilidi açıldı.Bazı gözlemciler bu zamanlamayı tesadüf bulmadı. Erken yatırımcıların fiyat bu kadar yükselmişken satış yapmış olabileceği konuşulmaya başlandı. Sosyal medyada bu yükselişi “scam pump” olarak tanımlayan yorumlar da eksik olmadı.Teknik analizlere göre RSI göstergesi 89–97 aralığına çıkarak aşırı alım sinyali verdi. Birçok analist, bu seviyelerin sürdürülemeyeceğini ve fiyatın %70–85 arasında bir düzeltme yaşayabileceğini söyledi. Gerçekten de Eylül sonuna doğru MYX fiyatı ciddi şekilde gerileyerek daha dengeli bir seviyeye oturdu.2025’in dördüncü çeyreği: Version 2 güncellemesiTüm bu gelişmelerin ardından MYX ekibi boş durmadı. Yılın son çeyreğinde Version 2 güncellemesi geleceği açıklandı. Bu yeni sürümde, Solana desteği eklenecek ve MPM sistemi daha da geliştirilecek. Amaç, sıfıra yakın kayma ile daha dengeli, daha kullanıcı dostu bir işlem ortamı sunmak.Yol haritasında başka planlar da var: yeni ağlarla entegrasyonlar, likiditeyi teşvik edecek kampanyalar ve kullanıcı arayüzünü iyileştirecek özellikler. MYX’in hedefi, merkezi borsalar kadar hızlı ama tamamen zincir üstü bir perpetual ticaret deneyimi sunmak.MYX Neden Önemli?MYX Finance’i benzersiz kılan ve DeFi ekosisteminde öne çıkaran unsurlar, kullanım alanları ve token ekonomisi boyutlarında kendini gösteriyor. Aşağıda bu yönlerin neden kritik olduğuna değindik:Sıfır kayma ile perpetual işlemlerMYX’in en dikkat çeken özelliklerinden biri, geliştirdiği Matching Pool Mechanism (MPM) sayesinde büyük hacimli işlemlerde bile fiyat kaymasını (slippage) neredeyse sıfıra indirmesi. Yani biri 100.000 dolarlık pozisyon açtığında bile, fiyat zıplamıyor. Bu da özellikle büyük işlemler yapan veya yüksek kaldıraç kullananlar için ciddi bir avantaj. Adeta merkezi borsalarda işlem yapıyormuş hissi yaratıyor.Zincirler arası ticareti tek yerden yapabilmekMYX, farklı blockchainlerdeki varlıkları tek bir platformda toplama konusunda oldukça başarılı. Örneğin Ethereum ağındaki ETH ya da Solana’daki SOL varlıklarını getirip MYX’e teminat olarak koyabiliyorsun. Üstelik köprüleme, aktarma derdiyle uğraşmadan. Böylece hangi ağda neyin olduğuyla vakit kaybetmeden işlem yapmak mümkün oluyor. Bu özellik hem zaman kazandırıyor hem de işlem verimliliğini artırıyor.Gas’siz ve rahat işlem deneyimiMYX, kullanıcıların işlem yapmak için ağ token’ı (ETH, BNB gibi) bulundurmasını zorunlu kılmıyor. İşlem ücretleri arkada çalışan bir sistem (relay) tarafından karşılanıyor. Kullanıcı da dilerse bu ücreti sonradan başka bir varlıkla ödüyor. Özellikle yeni başlayanlar için bu sistem ciddi kolaylık sağlıyor. Ayrıca platformun 7/24 açık olması sayesinde, gece gündüz fark etmeksizin her an işlem yapılabiliyor.Likidite sağlayarak gelir elde etmekMYX’te sadece al-sat yapmak zorunda değilsin. Varlıklarını belirli işlem çiftlerinin likidite havuzlarına yatırarak pasif gelir de elde edebilirsin. Bu işlemi yapanlara MLP token veriliyor. Yani adeta havuzun bir hissedarı gibi oluyorsun. Karşılığında, yapılan işlemlerden alınan ücretlerin %40’ı ve fonlama ücretlerinin bir kısmı sana gelir olarak yansıyor. Ayrıca havuzdaki kazanç-zarar dağılımından da pay alabiliyorsun. Dengeli bir piyasa ortamında LP (likidite sağlayıcı) olmanın riski oldukça düşük.Kaldıraçlı hedge ve arbitraj fırsatlarıPerpetual işlemler sayesinde yatırımcılar sadece yükselişe değil, düşüşe de oynayabiliyor. Örneğin, cüzdanında BTC tutuyorsan ama düşüş bekliyorsan MYX’te short açarak kendini koruyabilirsin. Ya da farklı borsalardaki fiyat farklarını değerlendirip arbitraj yapabilirsin. MYX’in düşük işlem maliyeti ve hızlı yapısı, bu stratejileri uygulamayı oldukça kolaylaştırıyor.MYX token ekonomisi: Dağılımı, kullanımı ve potansiyeliArz ve dağılımMYX token’ın toplam arzı 1 milyar adet ile sınırlı. Yani sonradan yeni token basılmıyor. Bu da uzun vadede arzın sabit kalacağı anlamına geliyor. Dağılım planı şöyle: Whitepaper'daki coin dağılımı Bu modelle hem projenin büyümesi hem de erken destekçilerin katkısı dengelenmeye çalışılmış. Ancak bazı dönemlerde gerçekleşen kilit açılımlar (örneğin Eylül 2025’teki 39 milyon token) fiyatta dalgalanmalara neden olabiliyor. Bu yüzden token arz takvimi dikkatle takip edilmeli.DAO sistemiMYX token sadece işlem ücretinde indirim sağlamıyor. Aynı zamanda bir yönetişim (governance) aracı. Yani elinde MYX token tutuyorsan, platformla ilgili önemli kararlarda oy kullanabiliyorsun. Örneğin bir işlem çiftinin kaldırılması, ücret oranlarının değiştirilmesi ya da yeni özelliklerin eklenmesi gibi kararlar topluluğa sorulabiliyor. MYX, zamanla bir DAO (merkeziyetsiz otonom organizasyon) yapısına dönüşerek kararları topluluğun eline bırakmayı hedefliyor.Staking ile gelir ortaklığıMYX token’ın bir diğer güçlü yönü de staking özelliği. Token’larını stake eden kullanıcılar, platformda yapılan işlemlerden elde edilen gelirlerin belirli bir kısmını ödül olarak alıyor. Yani işlem hacmi arttıkça, stake edenlerin kazancı da artıyor. Ayrıca VIP kullanıcı sistemi sayesinde, cüzdanında belirli miktarda MYX tutanlar işlem ücretlerinde ciddi indirimler alabiliyor. Sadece 10 MYX ile bile %70’e varan indirimler mümkün.Değer koruma ve rezerv fonuMYX, olası piyasa dengesizliklerine karşı kendini güvenceye almayı da unutmamış. Likidite havuzlarında yaşanabilecek potansiyel zararları telafi edebilmek için bir Risk Rezerv Fonu ayrılmış. Platform başarılı oldukça, elde edilen ücretlerin bir kısmı bu fona aktarılıyor. Böylece beklenmedik durumlarda kullanıcı fonlarını korumak mümkün oluyor. Şu anda aktif bir token yakım mekanizması yok ama topluluk ileride bu konuda karar alabilir. Örneğin, işlem gelirlerinin bir kısmı ile MYX geri alımı ve yakımı yapılabilir.MYX’in Kurucuları Kim?MYX Finance’in kurucusu ve CEO’su Mark Zhang (diğer adıyla Yihao Zhang), kripto dünyasında hiç de yabancı biri değil. Daha önce dünyadaki en büyük üç kripto borsasından birinde üst düzey teknik görevlerde yer almış. Özellikle trade sistemlerinin mimarisi konusunda ciddi bir uzmanlığa sahip. Bu deneyimini şimdi DeFi alanına taşımış ve MYX’in “sıfır kayma” sağlayan MPM altyapısını kurgulamış.Ekip sadece onunla sınırlı değil tabii. MYX’in teknik kadrosunda farklı blockchain projelerinde çalışmış yazılımcılar, mühendisler ve “quant trader” geçmişine sahip piyasa yapıcılar bulunuyor. Yani hem teknik hem de finansal altyapısı sağlam bir kadro söz konusu.Bir projeye kimler yatırım yapıyor, kimlerle iş birliği içinde yürütülüyor diye bakmak da önemli. MYX bu konuda da güçlü. Erken aşamada yatırım alan fonlar arasında Sequoia China (şimdiki adıyla HongShan), ConsenSys Mesh, Hack VC, Redpoint ve Cypher Capital gibi sektörün önde gelen isimleri var. Bu sayede MYX sadece finansal olarak değil, aynı zamanda stratejik ortaklıklar açısından da sağlam adımlarla ilerlemiş.Teknoloji tarafında da ciddi iş birlikleri mevcut. Pyth Network oracle altyapısını sağlarken, zincirler arası köprüleme konusunda Across ile entegre çalışıyorlar. Ayrıca donanım cüzdanlar, Web3 cüzdanları ve portföy takip araçları gibi birçok farklı uygulamayla da uyumlu hâle gelmiş durumda.Mark Zhang liderliğindeki MYX ekibi, “DeFi’yi gerçekten kullanılabilir ve kullanıcı dostu hâle getirelim” fikriyle yola çıkmış. Merkezi borsalardaki hız ve pratikliği alıp, onu zincir üstü güvenlik ve şeffaflıkla birleştirmek istiyorlar. Bu da her kararlarında kendini gösteriyor.Ekip, özellikle hız, ölçeklenebilirlik ve güvenlik konularına çok önem veriyor. Bu yüzden platformda kullanıcıları koruyacak sistemler geliştirilmiş. Örneğin, piyasada dengesizlik oluştuğunda otomatik olarak devreye giren Auto-Deleveraging (ADL) gibi mekanizmalar hazır.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, MYX Finance hakkında sıkça sorulan bazı sorular ve cevaplarına ulaşabilirsiniz:MYX Finance nedir?: MYX Finance, 50x kaldıraçlı perpetual işlemler sunan merkeziyetsiz bir borsa. MPM sistemi sayesinde slippage’i sıfıra yakın tutar ve kullanıcıların zincir üstü, düşük maliyetli trade yapmasına olanak tanır.MYX ne işe yarar?: MYX, kripto türev işlemlerini zincir üzerine taşır. Gas’siz, çoklu ağ destekli ve çapraz teminatlı yapısıyla hem profesyonel trader’lara hem de pasif gelir arayan kullanıcılara hizmet verir.MYX ile GMX veya dYdX arasındaki fark ne?: MYX, MPM sistemiyle sıfıra yakın slippage sunar. GMX AMM, dYdX ise order book kullanır. Ayrıca MYX çoklu ağ desteği ve gas’siz işlem avantajına sahip.MYX token’ın toplam arzı ve dağılımı nasıl?: Toplam arz 1 milyar. %40 ekosistem, %20 ekip, %17,5 yatırımcılar, %14,7 airdrop, kalanı likidite, topluluk ve rezervlere ayrıldı. Arz sabit, ek basım yok.MYX hangi ağlarda çalışıyor?: Arbitrum, Linea ve BNB Chain’de aktif. Teminat olarak Ethereum, Solana ve 20+ ağdan varlık kabul ediyor. MYX token BEP-20 standardında, köprülenebilir.Platform güvenli mi?: Evet. Akıllı kontratlar denetlenmiş, risk rezervi ve ADL gibi güvenlik sistemleri var. Yine de kaldıraçlı işlemler yüksek risk içerir; dikkatli kullanılmalı.Yeni başlayanlar için uygun mu?: Platform kullanıcı dostu ama kaldıraçlı işlemler deneyim ister. Başlamak isteyenler önce düşük riskli denemeler yapmalı. Rehberleri incelemek faydalı olur.MYX ve merkeziyetsiz türev borsalar ekosistemi hakkında en güncel analizleri, araçları ve rehberleri JR Kripto Rehber serisinde bulabilirsiniz.

Kripto borsası devi Binance, COIN-M vadeli işlem ürünleri arasında yer alan MANAUSD ve EGLDUSD perpetual (süresiz) kontratlarını 13 Kasım 2025 tarihinde kaldıracağını duyurdu. Açıklamaya göre, tüm açık pozisyonlar bu tarihte otomatik olarak kapatılacak ve söz konusu sözleşmeler delist edilecek.Binance’in resmi duyurusuna göre, kullanıcıların 13 Kasım TSİ 12:00 itibarıyla bu kontratlardaki işlemleri sonlandırılacak. Delist işlemi tamamlandığında COIN-M MANAUSD ve EGLDUSD sözleşmeleri platformdan tamamen kaldırılacak.Borsa, yatırımcılara bu tarih öncesinde açık pozisyonlarını manuel olarak kapatmaları yönünde uyarıda bulundu. 13 Kasım TSİ 11:30 itibarıyla bu sözleşmelerde yeni pozisyon açmak da mümkün olmayacak.Otomatik tasfiye süreci ve risk uyarısıBinance, delist süreci öncesindeki son bir saat içinde Futures Sigorta Fonu’nun tasfiyeleri desteklemeyeceğini belirtti. Bu zaman diliminde gerçekleşen tasfiyeler, “Immediate or Cancel Order” (IOCO) olarak adlandırılan tek bir işlemde piyasaya aktarılacak. IOCO emrinin ardından hesabındaki bakiye, gerekli bakım marjını karşılamaya yeten kullanıcıların tasfiyesi durdurulacak. Ancak bakiye yetersiz kalırsa, kalan pozisyonlar Auto-Deleveraging (ADL) mekanizmasıyla otomatik olarak kapatılacak.Binance, bu sürecin yoğun volatilite ve düşük likidite dönemine denk gelebileceğini, kullanıcıların pozisyonlarını aktif şekilde takip etmeleri gerektiğini vurguladı. Özellikle COIN-M kontratlarının vadeli işlem piyasasında kaldıraçla işlem gören ürünler olması, ani fiyat dalgalanmalarında riskleri artırıyor.Ek koruma önlemleri uygulanabilirBorsa, aşırı volatil piyasa koşullarında yatırımcıları korumak amacıyla ek tedbirler alabileceğini de belirtti. Bunlar arasında maksimum kaldıraç oranının, pozisyon büyüklüklerinin ve bakım marjlarının güncellenmesi, fonlama oranlarının (faiz, prim ve üst limit) ayarlanması, fiyat endeksinde kullanılan varlıkların değiştirilmesi ve “Last Price Protected” mekanizmasının devreye alınması gibi önlemler yer alıyor.MANA ve EGLD fiyatları nasıl etkilenebilir?Genellikle Binance’in vadeli işlem ürünlerinden kaldırılan varlıklarda kısa vadeli fiyat volatilite gözlemlenebiliyor. MANA (Decentraland) ve EGLD (MultiversX) toplulukları, bu duyurunun ardından kısa süreli hacim düşüşüyle karşılaşabilir. Ancak bu karar, spot piyasalardaki işlemleri doğrudan etkilemeyecek; yalnızca COIN-M (coin teminatlı) vadeli işlemler kısmını kapsıyor. Binance, son aylarda platformunda düşük işlem hacmine sahip veya teknik olarak yeniden yapılandırılması gereken bazı vadeli işlem çiftlerini periyodik olarak kaldırıyor. Bu hamle, likidite yönetimini iyileştirmek ve piyasa istikrarını korumak amacıyla sıkça başvurulan bir yöntem olarak öne çıkıyor.Kısacası, 13 Kasım 2025 itibarıyla Binance Futures’ta MANAUSD ve EGLDUSD COIN-M kontratları sona erecek. Kullanıcıların bu tarihten önce pozisyonlarını kapatmaları, otomatik tasfiyelerden kaynaklanabilecek kayıpları önlemeleri açısından önem taşıyor.Yazım sırasında MANA yüzde 2'lik bir yükseliş ile 0.21582161 dolardan, EGLD yüzde 8 yükseliş ile 9.07 dolardan el değiştiriyor.

Japonya finans dünyasında dikkat çekici bir adım daha geldi. Ülkenin mali düzenleyicisi Financial Services Agency (FSA), Mizuho, MUFG ve SMBC gibi üç büyük bankanın yürüttüğü ortak stablecoin projesine resmi destek verdi. Japonya düzenleyicisi FSA’dan stablecoin girişimi hakkında açıklamaJaponya’da ödeme sistemlerinde köklü bir dönüşümün habercisi olabilecek önemli bir adım atıldı. Ülkenin finansal düzenleyicisi olan Financial Services Agency (FSA), üç büyük banka grubunun ortaklaşa yürüteceği stablecoin pilot projesine resmi destek verdiğini duyurdu. Bu proje, Japonya’nın uzun süredir hedeflediği blockchain tabanlı ödeme altyapısına geçişte bir dönüm noktası olarak görülüyor.FSA tarafından yapılan açıklamada, pilot çalışmanın Mizuho Bank, MUFG Bank ve Sumitomo Mitsui Banking Corporation (SMBC) arasında yürütüleceği belirtildi. Bu bankalar, Japon finans sisteminin en güçlü aktörleri arasında yer alıyor. Proje kapsamında, bu üç bankacılık grubunun birlikte çıkaracağı stablecoinler Japon yasaları gereği “elektronik ödeme aracı” sınıfında değerlendirilecek. Böylece, bu dijital varlıkların hem yasal çerçeveye hem de operasyonel gerekliliklere uygun biçimde kullanımı test edilecek.Pilot proje, FSA’nın yeni başlattığı “Payment Innovation Project” (PIP) adlı girişimin ilk adımı konumunda. PIP, kurumun 2017’den bu yana faaliyet gösteren FinTech Proof-of-Concept Hub programı altında yürütülüyor ve finansal inovasyonların kontrollü ortamda test edilmesini sağlıyor. Bu kapsamda, blockchain teknolojisinin ödeme sistemlerine entegrasyonu, yasal uyumluluk ve kullanıcı güvenliği gibi alanlar değerlendirilecek.Projede bankalar dışında özel sektör temsilcileri de yer alıyor. Mitsubishi Corporation, teknolojik altyapı ortağı olarak katkı sunarken; dijital token altyapısını geliştiren Progmat Inc. ve güvenli saklama işlemlerini yürütecek Mitsubishi UFJ Trust and Banking Corporation da konsorsiyumda bulunuyor. Pilotun Kasım 2025 itibarıyla başlayacağı açıklandı. Deneme süreci boyunca sistemin yasal olarak “uygun ve uygulanabilir” olup olmadığı, kullanıcı güvenliği ve işlem verimliliği gibi başlıklarda detaylı incelemeler yapılacak. FSA, proje tamamlandıktan sonra elde edilen sonuçların kamuya açık bir raporla paylaşılacağını belirtti.Japonya, geleneksel olarak nakit ve kredi kartı kullanımının yüksek olduğu bir ülke. Ancak hükümet ve finans otoriteleri son yıllarda dijital ödemelere geçişi hızlandırmak için ciddi adımlar atıyor. Bu stablecoin pilotu da bu değişimin merkezinde yer alıyor. Zira stablecoinler, hem hızlı hem düşük maliyetli transfer imkânı sunarak finansal sistemin verimliliğini artırabilir.Şu anda, en büyük stablecoinleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz: Yine de bu dönüşümün önünde bazı zorluklar var. Stablecoinlerin yasal çerçeveye oturtulması, rezerv yönetimi, siber güvenlik ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca, bankalar arası fon transferlerinde dijital token’ların kullanımı, mevcut finansal sistemin işleyişini yeniden şekillendirebilir. Bu da hem düzenleyiciler hem bankalar için yeni sorumluluk alanları yaratıyor.

TON/USDT Teknik AnaliziTON 4 saatlik grafikte sert düşüş sonrası 1.89 desteğinden aldığı tepkiyle kısa vadeli bir toparlanma hareketi sergiliyor. Güncel fiyat 1.96 seviyesinde ve fiyat, Fibonacci düzeltme seviyelerine göre geri çekilme potansiyeli taşıyan bölgelere yaklaşmakta.Yukarı yönlü hareketlerde ilk hedef bölgesi 2.06 – 2.12 bandı olarak öne çıkıyor. Bu bölge hem önceki yatay direnç alanı hem de Fibonacci 0,50 – 0,618 düzeltme aralığına denk geliyor. Dolayısıyla bu seviyelerde satış baskısının artması muhtemel.Kırılım gelmesi halinde 2.15 üzeri günlük kapanışlar, toparlanmanın 2.22 seviyesine kadar devam etmesini sağlayabilir.Aşağı yönlü senaryoda 1.90 – 1.89 aralığı kısa vadeli ana destek bölgesi. Bu bölge, son düşüşte güçlü tepki alınan alan olması nedeniyle trend açısından oldukça kritik. Altına sarkması halinde 1.84 seviyesine kadar geri çekilme riski gündeme gelebilir. TON Güncel Fibonacci Seviyeleri ÖzetTON Fibonacci dirençlerine yaklaşan bir tepki yükselişi içinde.2.12 – 2.15 bölgesi, kısa vadede geri çekilme riski yüksek alan.1.89 desteği korunursa yapı pozitif kalabilir.Kırılım senaryosunda hedef 2.22 seviyeleri.Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

OP/USDT Teknik Analizi OP Kısa Vade Hedef Bölgesi OP, 4 saatlik grafikte Fibonacci seviyelerine paralel şekilde fiyatlanıyor. Son sert düşüş sonrası 0.3459 desteğinden aldığı tepkiyle birlikte kısa vadeli yükseliş trendi başlatmış durumda.Fiyat anlık olarak 0.37 bölgesinde, burada Fibonacci 0,382 seviyesine karşılık gelen kısa vadeli direnç hattı bulunuyor. Bu alanın aşılması halinde yükselişin devam ederek 0.40 – 0.42 bölgesine kadar uzanma potansiyeli var. Ancak bu bölge geçmişte hem yoğun satış baskısının geldiği hem de Fibonacci 0,618 düzeltmesine denk gelen güçlü direnç alanı olduğu için dikkat edilmesi gerekiyor.Yukarı yönlü hareketin kalıcı olabilmesi için 0.414 – 0.420 bandı üzerinde günlük kapanışlar gelmesi şart. Aksi durumda bu seviyeden yeniden satış baskısı gelebilir ve fiyatın 0.3645 desteğine kadar geri çekilme ihtimali masada.Destek – Direnç SeviyeleriDestekler: 0.3645 – 0.3459 – 0.3240Dirençler: 0.3889 – 0.4079 – 0.4149 – 0.4373Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.
