Haberler
Altcoin Haberleri
Altcoin ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Altcoin hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
ABD’nin en büyük üçüncü bankası olan Citigroup, kripto varlıklar alanındaki hamlelerine bir yenisini daha eklemeye hazırlanıyor. Reuters raporuna göre, bankanın CEO’su Jane Fraser, son kazanç toplantısında yaptığı açıklamada, kendi stablecoin’lerini ve tokenleştirilmiş mevduat çözümlerini geliştirme olasılığını değerlendirdiklerini belirtti. Fraser’ın açıklamasına göre, bankanın kripto para stratejisinin merkezinde “Citi stablecoin” adlı potansiyel bir varlık yer alıyor. Ancak Fraser, asıl fırsatın tokenleştirilmiş mevduatlarda yattığını vurguladı. Bununla birlikte Citigroup, yalnızca kendi varlıklarını çıkarmayı değil; stablecoin'ler için rezerv yönetimi hizmetleri sunmayı ve kripto paralar için saklama (custody) çözümleri geliştirmeyi de değerlendiriyor. Böylece banka, dijital varlıklar için hem altyapı sağlayıcı hem de saklama hizmeti sunan bir aktör olmayı hedefliyor.JP Morgan’dan da benzer bir atak gelmiştiBu gelişmeler, yalnızca Citigroup’un değil, genel olarak Wall Street’in stablecoin’lere yönelik ilgisinin arttığını gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde de bildirdiğimiz üzere, ünlü Wall Street bankası JPMorgan Chase CEO’su Jamie Dimon da benzer bir açıklamada bulunmuş, uzun süredir kripto para birimlerine mesafeli yaklaşan bankanın artık stablecoin ve mevduat token projelerinde yer alacağını belirtmişti. Hatta JPMorgan’ın Base blockchain’i üzerinde “JPMD” adlı bir dijital varlık çıkarmayı planladığı da kamuoyuna yansımıştı.Stablecoin yarışına dahil olan bir diğer önemli kurum ise ABD'nin önde gelen finansal takas ve mutabakat kurumu DTCC (Depository Trust & Clearing Corporation). Geçtiğimiz ay bu kurumun da kendi stablecoin projesi üzerinde çalıştığı ortaya çıkmıştı.Wall Street’te yaşanan bu hareketlenme, ABD’de stablecoin’lerin düzenlenmesi ve kurumsallaştırılması yönündeki siyasi baskılarla da paralel ilerliyor. Eski başkan Donald Trump, stablecoin’leri desteklediğini açıkça belirtti ve Kongre’deki Cumhuriyetçi üyelerle görüşerek destek toplamaya devam ediyor. Geçtiğimiz ay Senato’dan geçen GENIUS Yasası (Guiding and Establishing National Innovation for U.S. Stablecoins), şu anda Temsilciler Meclisi’nin gündeminde. Her ne kadar ilk oylamada ilerleme sağlanamasa da Trump’ın baskıları sayesinde yasanın önümüzdeki saatlerde yeniden oylamaya sunulması bekleniyor.Standard Chartered Dijital Varlıklar Araştırma Başkanı Geoffrey Kendrick, son dönemde Washington, New York ve Boston’daki görüşmelerinin %90’ının stablecoin'lerle ilgili olduğunu belirtti. Kendrick’e göre, stablecoin piyasası 2026 sonuna kadar 750 milyar dolara ulaştığında, bu varlıklar geleneksel finans sistemini doğrudan etkilemeye başlayacak. Şu anda stablecoin'lerin toplam piyasa değeri 257 milyar dolar seviyesinde. En büyük stablecoin'ler

Kripto para borsası BigONE, 16 Temmuz 2025 tarihinde sıcak cüzdanlarına yönelik gerçekleştirilen bir saldırı sonucunda yaklaşık 27 milyon dolarlık kayıp yaşadığını duyurdu. Ancak platform, kullanıcı fonlarının güvende olduğunu ve tüm zararların karşılanacağını açıkladı.BigONE’un yaptığı açıklamaya göre, saldırı erken saatlerde tespit edilen “olağandışı hareketlilikler” sayesinde fark edildi. Yapılan teknik incelemeler sonucunda, olayın üçüncü taraf bir saldırı olduğu ve sıcak cüzdan altyapısı üzerinden gerçekleştirildiği ortaya çıktı. Şirket, saldırının yolunu belirlediğini ve bu vektörü izole ettiğini bildirdi. Kapsamlı kayıp: BTC, ETH, SHIB ve daha fazlasıSaldırı sonucu kaybedilen varlıklar arasında büyük hacimli kripto paralar da yer aldı. Açıklamaya göre çalınan varlıklar arasında şunlar bulunuyor:120 BTC350 ETH9,5 milyar SHIB7,1 milyon USDT (çoklu zincirde)538.000 DOGE1.800 SOL1 WBTC20.730 XIN15,7 milyon CELR25.487 UNI16.071 LEOSaldırganların fonları Bitcoin, Ethereum, Tron, Solana ve BNB Chain gibi birçok blockchain ağı üzerinden taşımaya çalıştığı tespit edildi. Bu noktada devreye giren blockchain güvenlik firması SlowMist, varlık takibine başladı ve borsayla birlikte süreci yürütüyor.Saldırı her ne kadar sıcak cüzdan altyapısını hedef almış olsa da, BigONE ve SlowMist’in verdiği bilgiye göre cüzdanların özel anahtarları saldırıdan etkilenmedi. SlowMist tarafından yapılan açıklamada, saldırganların borsa altyapısına erişip bazı risk kontrol sistemlerinin mantığını değiştirdiği ve bu sayede yetkisiz transferlerin gerçekleştirildiği ifade edildi. Yani bu bir “tedarik zinciri saldırısı” olarak nitelendiriliyor: sistemin içine dışarıdan kötü amaçlı yazılım yerleştirilerek işlem mantığı manipüle edilmiş durumda.Kullanıcılara tam tazminatBigONE, tüm kayıpların kendi iç rezervleri ve dış borçlanma yoluyla karşılanacağını taahhüt etti. Özellikle BTC, ETH, SOL, USDT ve XIN gibi yüksek likiditeye sahip varlıkların kullanımıyla, kullanıcı bakiyeleri tam olarak korunacak. Borsa, mevduat ve alım-satım işlemlerinin kısa süre içinde tekrar aktif hale geleceğini belirtti. Ancak çekim işlemlerinin, ek güvenlik güncellemeleri tamamlanana kadar erteleneceği ifade edildi. Borsa ayrıca, bu olayın kullanıcılar üzerindeki etkisinden dolayı üzgün olduklarını dile getirerek soruşturmanın tüm detaylarının şeffaflıkla paylaşılacağını vurguladı.Kripto dünyasının tanınmış zincir üzeri araştırmacılarından ZachXBT ise BigONE’a yönelik pek de empati göstermedi. X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı paylaşımda, borsanın geçmişte “pig butchering” dolandırıcılığı, sahte yatırım projeleri ve romantik dolandırıcılık gibi yasa dışı aktivitelerde ciddi hacimler işlediğini iddia etti. Bu nedenle borsanın uğradığı zarara üzülmediğini belirtti.Öte yandan piyasa verilerine göre BigONE, olayın gerçekleştiği 24 saat içinde 684 milyon dolarlık işlem hacmiyle dikkat çekiyordu. 2017 yılında Çin’de kurulan borsa, günümüzde Seyşeller merkezli faaliyetlerini sürdürüyor.

ETHFI/USDT Teknik GörünümETHFI grafiğinde, daha önce analiz ettiğimiz geniş açılı düşen trend yapısı yukarı yönlü kırıldı ve bu yapı artık geride kaldı. Kırılım sonrası fiyat bir süre yatayda konsolide olmuş gözüküyor. Şimdi ise fiyat daha dar açıyla ilerleyen yeni bir düşen trend çizgisine temas etmiş durumda. Bu bölge kısa vadede yön tayini için kritik olacaktır.Anlık olarak $1,16 seviyesindeki düşen trend direncinde işlem gören fiyat bu bölgeyi kırmakta zorlanıyor. Yukarı yönlü kırılım gelmesi durumunda sıradaki dirençler $1,43 ve $1,56 seviyelerinde bulunuyor. Bu bölgeler önceki tepe formasyonlarına ve yatay direnç yapılarına denk geliyor.Olası geri çekilmelerde ise fiyatın ilk tutunması gereken bölge $1,12 seviyesi, sonrasında ise $1,00 psikolojik desteği önemle takip edilecektir. Bu seviye altına sarkmalarda sırasıyla $0,880 ve $0,807 destekleri gündeme gelir. Bu iki seviye hem yatay desteği hem de önceki fiyat hareketlerini barındırdığı için önemli.Güncel düşen trend üzerinde kalıcılık sağlanması ve hacim desteğiyle kırılım gelmesi durumunda ETHFI tarafında daha geniş bir yükseliş alanı açılabilir. Aksi takdirde bu trend hattı direnç görevi görmeye devam eder. Düşen Kanal Formasyonu Özet:Geniş düşen trend kırıldı, fiyat şu anda daha dar bir düşen trend hattına temas ediyor.Güncel direnç: $1,123 → kırılırsa hedefler $1,433 ve $1,562Geri çekilme durumunda destekler: $1,000 → $0,880 → $0,807Güncel trend kırılırsa yukarı yönlü ivme güçlenebilir, aksi halde baskı devam eder.Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

OP Teknik AnaliziOP grafiğinde düşen kama formasyonunun yukarı yönlü kırıldığı net şekilde görülüyor. Kırılımın ardından fiyat, formasyonun üst bandına geri dönerek sağlıklı bir retest gerçekleştirmiş durumda. Bu retest sonrası OP, kısa vadeli bir akümülasyon sürecine girerek hacimsiz yatay hareket ediyor.Bu yapı içinde fiyat, retest gerçekleştirdiği trend bölgesinin üzerinde kaldıkça teknik görünüm pozitif olarak yorumlanır. Kısa vadede fiyatın tekrar ivme kazanması halinde sırasıyla $0,720 → $0,743 → $0,817 → $0,880 seviyeleri direnç olarak hedeflenebilir.Aşağı yönlü olası düzeltmelerde ise ilk olarak $0,660 desteği takip edilmeli. Bu seviye aynı zamanda kırılım sonrası gerçekleşen retest bölgesiyle örtüşüyor. Altında ise $0,605 → $0,587 → $0,544 seviyeleri sırasıyla destek görevi görebilir.Kama formasyonu doğası gereği bir dönüş formasyonudur ve kırılım sonrası hedefler, genellikle formasyon boyu kadar yukarı taşınabilir. Bu nedenle, trend üzerinde kalındığı sürece yükseliş beklentisi korunur. Düşen Kama Kırılımı Özet:Düşen kama yukarı yönlü kırıldı.Kırılım sonrası sağlıklı retest gerçekleşti.Fiyat kısa süreli akümülasyon bölgesinde.Üzerinde kalındığı sürece yön yukarı.Hedef dirençler: $0,720 → $0,743 → $0,817 → $0,880Geri çekilmelerde destekler: $0,660 → $0,605 → $0,587 → $0,544Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

WLD/USDT – Günlük Teknik AnalizWLD grafiği, düşen kama formasyonu içinde ilerleyen ve bu formasyonun üst direnç çizgisine yeniden temas eden bir görünüm sergiliyor. Bu tür formasyonlar genellikle yukarı yönlü kırılımlarla sonuçlanma eğilimindedir. Anlık fiyat hareketi, bu direnç trendine denk gelen $1,127 bölgesinde yoğunlaşmış durumda.Eğer bu bölge yukarı yönlü kırılırsa, kısa vadede sırasıyla $1,225 → $1,550 → $1,960 → $2,130 seviyeleri direnç olarak takip edilebilir. Bu dirençlerin hacimli kırılımlarla aşılması halinde, formasyonun teknik hedefi olan orta vadede $4 seviyeleri gündeme gelebilir.Ancak fiyat bu trend hattından ret yer ve geri çekilme yaşanırsa, ilk izlenecek destek $0,916 seviyesidir. Bu bölgenin altında ise $0,792 güçlü destek konumunda. Olası bir dönüş için bu destekler yakından takip edilmeli.Kama formasyonunun yukarı yönlü kırılması ve fiyatın bu yapının dışına çıkarak kalıcılık sağlaması durumunda WLD, güçlü bir orta vadeli yükseliş trendine girebilir. Günlük Zaman Diliminde Düşen Kama Formasyonu Özet:Düşen kama formasyonu oluşmuş durumda.Fiyat anlık olarak üst trend direncine temas etmiş durumda.Yukarı kırılım gerçekleşirse sırasıyla $1,225 → $1,550 → $1,960 → $2,130 dirençleri hedeflenebilir.Orta vadeli formasyon hedefi $4 seviyesine işaret ediyor.Geri çekilmelerde $0,916 ve $0,792 destekleri takip edilmeli.Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

Kripto dünyası son yıllarda eğlenceli ve yaratıcı projelerle de dikkat çekiyor. Bu alanın en çarpıcı örneklerinden biri de meme coin'ler. Genellikle esprili temalarla ortaya çıkan bu projeler, topluluk gücüne dayanarak yayılıyor ve çoğu zaman geleneksel finansın ciddiyetine alternatif bir bakış sunuyor.Bu bağlamda, son dönemde ismiyle ve yaklaşımıyla öne çıkan projelerden biri SPX6900 (SPX). Peki bu projenin isminde neden “SPX” geçiyor? Geleneksel finans dünyasında “SPX” kısaltması, ABD'nin en büyük 500 şirketini temsil eden ve yatırımcılar tarafından yakından takip edilen S&P 500 endeksinin borsa sembolü olarak biliniyor. Apple, Microsoft, Amazon ve Tesla gibi devleri içeren bu endeks, Amerikan ekonomisinin genel performansını yansıtan önemli bir gösterge olarak görülüyor.SPX6900 ise bu sembolle doğrudan bir gönderme yapıyor. İsmine eklenen “6900” ifadesiyle, S&P 500’e karşı ironik ve abartılı bir karşılaştırma sunuyor. Bu yaklaşım, projeye mizahi bir dokunuş kazandırırken aynı zamanda geleneksel finans yapılarıyla dalga geçen bir duruş sergiliyor. Ancak SPX6900 yalnızca isminden ibaret değil. Teknolojiye olan göndermeleri, sosyal medyada kolayca yayılabilen içeriği ve topluluk merkezli yapısıyla dikkat çekiyor. Böylece hem kripto topluluğu içinde ilgi uyandırıyor hem de daha geniş kitlelerin dikkatini çekmeyi başarıyor.Bu yazıda, SPX6900’ün ne olduğuna, teknik yapısına ve bu kadar çok konuşulmasının nedenlerine yakından bakacağız. Projeyi övmek ya da yermekten ziyade, ortaya koyduğu yaklaşımı tarafsız bir şekilde anlamaya çalışacağız.SPX6900’ün Tanımı ve Ortaya ÇıkışıSPX6900 nedir? diye merak ediyorsanız, en temel tanımıyla SPX6900, meme coin odaklı bir kripto para projesidir. SPX6900 (SPX), Ethereum ağı üzerinde çalışan bir kripto para birimidir. Toplam arzı 1 milyar token olan SPX’in yaklaşık 930 milyonu şu anda dolaşımda. Oldukça dalgalı (volatil) bir yapıya sahip olan bu token, Uniswap V2 ve Aerodrome gibi merkeziyetsiz borsalar başta olmak üzere çeşitli platformlarda alınıp satılabiliyor. Yaklaşık 10 milyon dolarlık bir piyasa değerine sahip olan SPX’nin fiyatı, büyük ölçüde piyasa hissiyatına ve genel kripto para trendlerine bağlı olarak değişiyor.SPX6900 (SPX) temelde bir al-sat token'ı olarak kullanılıyor. Yani yatırımcılar, hem merkezi hem de merkeziyetsiz kripto para borsalarında SPX alıp satarak fiyat dalgalanmalarından kâr etmeyi hedefliyor. Bunun yanında, spot işlemlerle faiz geliri elde etme veya token’ları teminat gösterme gibi kullanım alanları da mevcut. Ancak perpetual (vadeli) ya da ETF/kaldıraçlı işlemler gibi yüksek riskli yatırım araçları, deneyimli olmayan kullanıcılar için pek önerilmiyor.SPX ile işlem yapmak isteyen kullanıcıların öncelikle bir kripto cüzdanı (örneğin Trust Wallet) kurmaları gerekiyor. Ardından Binance gibi bir borsadan Ethereum (ETH) transfer edilerek cüzdana aktarılıyor. Bu ETH’ler, 1inch gibi bir DEX’e bağlanarak SPX token’ları ile takas edilebiliyor. Kaynak: spx6900.com Ayrıca SPX token’ı MetaMask cüzdanına da kolayca eklenebiliyor. Bu sayede kullanıcılar hem token bakiyelerini görüntüleyebiliyor hem de DEX’lerde kolayca işlem yapabiliyor. SPX, Uniswap V2 ve Aerodrome gibi platformlarda başka kripto paralarla da işlem görebiliyor.Özetle, SPX6900'ün temel kullanım alanı, yatırım ve al-sat işlemleri diyebiliriz. Kullanıcılar, fiyat hareketlerinden faydalanarak kazanç elde etmeyi amaçlıyor ve bu amaçla SPX token'ını çeşitli borsalarda aktif şekilde değerlendiriyor.SPX6900’ün Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıHer başarılı projenin arkasında mutlaka anlatılmaya değer bir hikaye ve unutulmaz dönüm noktaları vardır. SPX6900 da kısa sürede kendine özgü, oldukça renkli bir geçmişe sahip. İşte SPX6900'ün önemli dönüm noktaları ve Spx6900 ne zaman çıktı sorusunun cevabı:2023 Ağustos - Lansman ve ilk topluluk büyümesi: SPX6900, Ağustos 2023 tarihinde gizemli geliştirici ekibi tarafından piyasaya sürüldü. Bu lansman, projenin ilk tohumlarının atıldığı ve topluluğun oluşmaya başladığı kritik bir dönemdi. Başlangıçta küçük bir kitleyle yola çıkılsa da, projenin esprili konsepti ve arkasındaki mizahi anlatım hızla kulaktan kulağa yayıldı.X (Twitter) ve Telegram gibi sosyal medya platformlarında viral paylaşımlar: SPX6900’ün büyümesinde sosyal medya, kilit bir rol oynadı. Özellikle X (Twitter) ve Telegram gibi platformlar, projenin viral kripto paralar arasına girmesini sağlayan ana mecralar oldu. SPX6900'ün yaratıcıları ve topluluğu, geleneksel finans piyasalarına yönelik esprili gönderiler, meme'ler ve alaycı yorumlarla dikkat çekti. "6900 S&P'leri çevirme" (flipping the S&Ps) gibi kavramlar, topluluk içinde hızla benimsenen ve yayılan bir iç şaka haline geldi. Elon Musk, ABD Merkez Bankası (Fed) ve hatta ABD Başkanı Donald Trump gibi figürlere göndermeler içeren mizahi içerikler, projenin sosyal medyadaki erişimini katlayarak artırdı.DEX’lerde işlem görmeye başlaması: Lansman sonrası süreçte, SPX6900, merkeziyetsiz borsalarda (DEX) işlem görmeye başladı. Uniswap, Jupiter ve Aerodrome gibi önde gelen DEX'lerde listelenmesi, token'ın likiditesini artırdı ve daha geniş bir yatırımcı kitlesine ulaşmasını sağladı. Bu sayede, merak eden herkes SPX6900 coin ne işe yarar sorusunun cevabını bizzat deneyimleme fırsatı buldu.Kısa sürede elde edilen piyasa değeri artışı ve dikkat çekici hacimler: SPX6900’ün en çarpıcı başarılarından biri, lansmanından sonra kısa sürede elde ettiği piyasa değeri artışı ve dikkat çekici işlem hacimleri oldu. Memecoin'lerin doğasında olan yüksek volatiliteye rağmen, SPX6900, güçlü topluluk desteği ve sürekli yenilenen mizahi içeriği sayesinde piyasada kendine sağlam bir yer edindi. Bu hızlı yükseliş, SPX token analizi yapan birçok uzmanın ve yatırımcının dikkatini çekti ve SPX6900'ü gözlem listelerine almalarına neden oldu.SPX6900 Neden Değerlidir?Bir meme coin'in değeri neye dayanır? Pek çok kişi için bu soru, ciddiyetten uzak bir şaka gibi gelebilir. Ancak SPX6900 neden değerlidir? sorusunun cevabı, modern kripto ekosisteminin dinamiklerini ve memecoin'lerin kendine özgü cazibesini anlamamıza yardımcı oluyor. SPX6900'ü diğerlerinden ayıran ve ona değer katan birkaç önemli özellik bulunuyor:Güçlü topluluk ve viral büyümeSPX6900'ün en büyük varlığı, şüphesiz güçlü topluluk desteği. Kripto dünyasında "halkın coini" olarak anılan memecoin'ler, topluluklarının ortak mizah anlayışı ve hedefleri etrafında birleşmeleriyle büyürler. SPX6900 de bu prensibe mükemmel uyum sağlıyor. Topluluğun enerjisi, yaratıcılığı ve projenin mizahi içeriğini paylaşma isteği, viral büyüme potansiyelini besliyor. Bu da yeni katılımcıları çekerek projenin erişimini sürekli genişletiyor. Bir topluluk tabanlı coin olarak, SPX6900'ün değeri, doğrudan topluluğunun gücü ve aktivitesiyle orantılı.S&P500 ile dalga geçen mizah ve teknoloji temalı içerikleriyle sosyal medya dostuSPX6900, geleneksel finans dünyasının ciddiyetini, kendine özgü bir mizah ve teknoloji göndermeleriyle harmanlayarak adeta tiye alıyor. "S&P'leri 6900'e çevirme" (flipping the S&Ps) konsepti, sadece komik olmakla kalmıyor, aynı zamanda sosyal medyada kolayca yayılan, akılda kalıcı bir hikaye anlatıyor. GPU model numaralarına atıfta bulunan "6900" sayısı, teknoloji meraklılarının ilgisini çekerken, projenin genel olarak teknoloji temalı esprileri, onu sosyal medya platformlarında daha paylaşılabilir ve etkileşimli hale getiriyor. Bu durum, Spx6900 proje incelemesi yaparken göz ardı edilmemesi gereken önemli bir pazarlama stratejisi aslında.S&P500, ABD borsasında işlem gören en büyük 500 şirketin performansını temsil eden, geleneksel finans dünyasında sıkça başvurulan bir endekstir. Uzun yıllardır yatırımcılar için piyasanın genel yönünü izlemekte kullanılan bu gösterge, kurumsal ciddiyetin ve yerleşik finansal yapının sembollerinden biridir. SPX6900 ise bu yapıdan açıkça kopan, S&P500'ün taşıdığı anlamı ironik bir dille sorgulayan bir proje olarak öne çıkıyor. Resmi internet sitesinde yer alan “6900 is more than 500” söylemi de bu noktada dikkat çekiyor.Sitedeki diğer içerikler de bu yaklaşımı sürdürüyor. “Go check for SPX6900 behind your walls. Go look for SPX6900 in your heart.” gibi cümlelerle, proje bir finansal araçtan çok bir kültürel fenomene dönüşme iddiası taşıyor. Düşük arz, yüksek volatilite modeliSPX6900, toplamda 1 milyar (1,000,000,000) token'lık sınırlı bir arza sahip. Dolaşımdaki arzı ise yaklaşık 931 milyon civarındadır. Sınırlı arz, potansiyel olarak talebin artması durumunda fiyat üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturabilir. Bu düşük arz yüksek volatilite token modeli, memecoin piyasasının tipik özelliklerinden biridir ve spekülatif yatırımcılar için cazip bir fırsat sunar. Piyasa dinamikleri gereği, fiyat hareketleri oldukça hızlı ve ani olabilir, bu da hem yüksek kazanç potansiyeli hem de risk taşır. Ayrıca, projenin yol haritasında token yakımları (burns) gibi deflasyonist mekanizmaların da bulunması, uzun vadede arzın daha da azalmasına ve değerin artmasına katkıda bulunabilir.SPX6900 token özellikleriSPX6900 token özellikleri de projenin değerine katkı sağlıyor. Zira coin, sadece bir memecoin olmanın ötesine geçerek, bazı önemli işlevsellikler sunar:Yönetişim (Governance): SPX sahipleri, projenin geleceğiyle ilgili kararlarda oy kullanabilir, bu da projeye yön verme yetkisi verir.İşlem Ücretleri: Belirli ekosistem içi işlemlerde SPX token'ları ücret olarak kullanılabilir.DeFi Entegrasyonu: SPX, merkeziyetsiz finans (DeFi) protokolleri ile entegre olma potansiyeline sahiptir, bu da likidite havuzları, borç verme/alma gibi fırsatlar yaratabilir.Çapraz Zincir İşlevselliği: Ethereum tabanlı olmasına rağmen, Wormhole köprüsü aracılığıyla Solana ve Base gibi farklı blok zincirleri arasında transfer edilebilir olması, erişilebilirliğini artırır.Staking: Projenin gelecekteki yol haritasında staking (token kilitleme) mekanizmalarının da bulunması, SPX sahiplerine pasif gelir elde etme fırsatı sunabilir. Bu sayede, token'ları sadece elde tutmakla kalmayıp, ekosisteme katkıda bulunarak ödüller kazanma imkanı da doğar.Bu özellikler, SPX6900 coin geleceği için somut faydalar sunma potansiyeli taşıdığını gösteriyor.Meme coin kültürünü sahiplenerek eğlenceli bir yatırım deneyimi sunmasıSPX6900, "kripto para ciddi olmak zorunda değil" felsefesini benimseyerek, yatırımcılara sadece finansal bir araç değil, aynı zamanda eğlenceli ve etkileşimli bir deneyim sunuyor. Kripto para piyasasının geleneksel finansa göre daha erişilebilir ve esprili yüzünü temsil ediyor. Bu durum, özellikle genç ve dinamik yatırımcı kitlesi arasında popülerliğini artırıyor. SPX6900, kendine özgü mizahı ve topluluk ruhuyla, yatırımcıların bir "hareketin" parçası olmalarını sağlıyor.Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde, SPX6900'ün sadece bir dijital varlık olmanın ötesinde, kültürel bir fenomen ve kendine özgü bir değer önerisi sunduğu ortaya çıkıyor. Spx coin nedir diye sorulduğunda, aslında bir topluluğun, bir mizah anlayışının ve bir piyasa duruşunun vücut bulmuş hali demek yanlış olmaz.SPX6900, sıradan bir memecoin olmanın ötesinde, kripto piyasasına yeni bir bakış açısı getiriyor. SpX6900 proje incelemesi yaparken, projenin temelinde yatan mizahi ve teknolojik unsurların ne kadar iç içe geçtiğini görmek mümkün. Projenin ana temasını, Wall Street'in sembolü olan S&P 500 endeksini tiye alan, eğlenceli ve abartılı bir anlatım oluşturuyor. "6900 S&P'leri çevirme" fikri, aslında geleneksel finansın karmaşıklığına ve bazen de sıkıcılığına karşı bir başkaldırı niteliğinde.Projenin başarısının sırrı, büyük ölçüde bu absürdist mizahı ve kendi kendini referans alan evrenini inşa etmesinde yatıyor. Sosyal medya platformlarında yayılan meme'ler, esprili paylaşımlar ve "meme matematiği" kavramı, SPX6900'ü hızla popüler hale getirdi. Topluluk, bu mizahi anlatımın bir parçası olmaktan keyif alıyor ve bu da projenin viralliğini daha da artırıyor.ERC-20 memecoin olarak Ethereum ağının güvenilirliğinden faydalanan SPX6900, aynı zamanda çapraz zincir desteğiyle farklı ekosistemlere de açılıyor. Bu teknik esneklik, projenin erişilebilirliğini artırırken, "Quantum-Infused Financial Paradigms" gibi abartılı bilim kurgu temalı whitepaper başlıkları, projenin genel mizahi kimliğini pekiştiriyor. Aslında, whitepaper bile projenin şakacı ruhunu yansıtıyor; "gerçek dünyayı taklit eden sanal deneyimler yaratma" gibi ifadelerle, SPX6900'ün sadece bir yatırım aracı değil, aynı zamanda bir tür dijital performans sanatı olduğu mesajını veriliyor.Sonuç olarak, SPX6900, kripto dünyasının ciddiyetini biraz gevşeten, eğlenceyi ve topluluk ruhunu ön planda tutan bir memecoin. SPX6900’ün Kurucusu Kimdir?Kripto dünyasında anonimlik, bazen bir projenin gizemini artırırken, bazen de şeffaflık konusunda soru işaretleri yaratabilir. Peki, SPX6900’ün kurucusu kimdir? Bu sorunun cevabı, birçok meme coin projesinde olduğu gibi, biraz gizemli.Geliştirici ekip anonim: SPX6900'ün arkasındaki geliştirici ekip anonimdir. Bu, memecoin ekosisteminde oldukça yaygın bir durumdur ve projenin "yatırımcıların projesi" algısını pekiştirebilir. Geliştiricilerin kimliklerini gizli tutması, projenin merkeziyetsizliğine ve topluluk odaklı yapısına vurgu yapar. Anonimlik, aynı zamanda, projenin topluluk tarafından sahiplenilmesini ve herhangi bir merkezi figüre bağımlı kalmadan büyümesini teşvik eden bir unsur olarak da görülebilir.Merkeziyetsiz yönetim anlayışı benimsendi: Bu, projenin geliştirme ve yönlendirme kararlarının tek bir kişi veya bir grup tarafından değil, geniş bir topluluk tarafından alınması anlamına gelir. Bu yapı, projenin daha dirençli olmasını ve sansüre karşı daha güçlü durmasını sağlar.Topluluk içi katkılarla gelişim gösteren yapısı var: Anonim bir ekibin varlığı, SPX6900'ün gelişiminin tamamıyla topluluğun omuzlarına yüklendiği anlamına gelmez. Aksine, proje topluluk içi katkılarla gelişim gösteren bir yapıya sahip. Yani, topluluk üyeleri, fikirleriyle, içerik üretimleriyle, pazarlama çabalarıyla ve hatta teknik geliştirmelere sundukları destekle projenin ilerlemesine doğrudan katkıda bulunabilirler. Bu, SPX6900'ü gerçekten canlı ve dinamik bir ekosistem haline getiriyor.DAO benzeri karar alma mekanizmaları planlıyor: SPX6900'ün merkeziyetsiz yönetim anlayışını daha da pekiştirmek adına, DAO (Merkeziyetsiz Otonom Organizasyon) benzeri karar alma mekanizmaları planlanmaktadır. Bu, SPX token sahiplerinin, protokol değişiklikleri, ağ yükseltmeleri ve diğer önemli kararlar üzerinde oy kullanarak yönetişim süreçlerine katılabilecekleri anlamına geliyor. Bu demokratik yaklaşım, SPX6900 ekosisteminin topluluğun ihtiyaçlarına ve tercihlerine göre evrimleşmesini sağlıyor. Yani, projenin geleceği, sahiplerinin elinde şekilleniyor diyebiliriz. Bu, aynı zamanda Spx6900 token özellikleri arasında en dikkat çekici olanlardan biri.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, SPX6900 hakkında sıkça sorulan bazı soruları ve cevaplarını bulabilirsiniz:SPX6900 nedir, hangi ağda çalışıyor?: SPX6900, S&P 500 endeksine mizahi göndermeler yapan, memecoin odaklı bir kripto para projesidir. Temel olarak Ethereum ağı üzerinde ERC-20 memecoin standardıyla geliştirilmiştir, ancak Wormhole köprüsü aracılığıyla Solana ve Base gibi diğer ağlarda da işlem görebilir.SPX6900’un amacı nedir?: SPX6900'ün temel amacı, kripto dünyasına mizah ve eğlence katarken, aynı zamanda güçlü bir topluluk etrafında birleşmektir. Geleneksel finans piyasalarına yönelik esprili bir bakış açısı sunarak, kullanıcılara eğlenceli ve viral kripto paralar içinde yer alan bir yatırım deneyimi yaşatmayı hedefliyor.Ciddi bir yatırım mı, sadece mizah mı?: SPX6900, doğası gereği yüksek volatiliteye sahip bir memecoin olduğu için spekülatif bir yatırım aracıdır. Başlıca amacı mizah ve topluluk odaklı eğlence sunmak olsa da, sınırlı arzı ve aktif topluluğu nedeniyle ciddi yatırım potansiyeli de taşır; ancak her memecoin gibi riskleri de barındırır.SPX6900’un arkasında kim var?: SPX6900'ün arkasındaki geliştirici ekip anonimdir. Proje, merkeziyetsiz bir yönetim anlayışını benimsemiş olup, topluluk tabanlı coin olarak topluluk içi katkılarla ve DAO benzeri karar alma mekanizmaları ile gelişim göstermektedir.Nereden alınabilir, hangi cüzdanlarla uyumlu?: SPX6900, Uniswap, Jupiter ve Aerodrome gibi merkeziyetsiz borsalarda (DEX) alınıp satılabilir. Ethereum tabanlı bir token olduğu için MetaMask, Trust Wallet gibi tüm Ethereum uyumlu cüzdanlarla kullanılabilir. Ayrıca, Wormhole köprüsü sayesinde Solana ve Base ağlarındaki cüzdanlarla da uyumludur.SPX6900’un arzı ve dolaşımı nasıl?: SPX6900'ün toplam arzı 1 milyar (1,000,000,000) token ile sınırlıdır. Dolaşımdaki arzı ise yaklaşık 931 milyon civarındadır. Projenin yol haritasında token yakımları (deflasyonist mekanizmalar) bulunması, gelecekte arzın daha da azalmasına neden olabilir. Bu da onu düşük arz yüksek volatilite token kategorisine sokar. SPX6900 gibi dikkat çeken memecoin projeleri hakkında detaylı rehberler için JR Kripto içerik serisini takip edin.

Pengu Teknik Analizi: Yükseliş Sonrası Dirençte DuraklamaSon günlerde Pengu sosyal medya tarafında art arda gelen kurumsal etkileşimlerle dikkat çekiyor. İlk olarak TRON kurucusu Justin Sun’ın yaptığı paylaşım sonrası fiyat hızlı bir yükseliş gösterdi. Ardından Coinbase’in X hesabında profil fotoğrafını Pudgy Penguins NFT’siyle değiştirmesi ve bugün de Trust Wallet’ın aynı temayı kullanması, yatırımcı ilgisini artıran gelişmeler arasında yer aldı. Bunlara ek olarak, PENGU için spot ETF başvurusunun kabul edilmesi ve proje cüzdanından 265 milyon token (yaklaşık 6 milyon USD) transfer edilmesi, fiyatlama üzerinde etkili olan diğer faktörler arasında öne çıkıyor. Tüm bu gelişmelerin ardından PENGU, teknik olarak kritik seviyelere yaklaşmış durumda. Gelin birlikte teknik seviyeleri inceleyelim. Yukarı Yönlü Kanal Yapısı Grafikte gördüğümüz üzere, fiyat düşen trendden Break of Structure (BOS) ve ardından Market Structure Break (MSB) ile çıkış yaptı. Bu kırılımlar, piyasa yapısının tamamen yukarı döndüğünü teyit etti. Nisan ayında başlayan bu yapı, Temmuz ayında parabolik bir hareketle, yükselen kanalın üst bandına kadar yükseldiğini ve 0,0330$ direnç seviyesinden reddedildiğini görüyoruz. Bu seviye, geçmişte satış baskısının yoğunlaştığı yer olması nedeniyle oldukça kritik öneme sahiptir. Eğer fiyat bu direnç bölgesini kırıp, üzerinde günlük kapanışlar yaparsa bir sonraki hedef olarak 0,035-0.04$ ve 0,047$ seviyeleri gündeme gelebilir.Öte yandan olası bir geri çekilmede, ilk destek seviyesi olarak 0.0191$ seviyesi takip edilmelidir. Burası aynı zamanda Destek-Direnç dönüşümü (SR Flip) gerçekleşen bir bölge olduğu için teknik olarak güçlü bir destek konumundadır. Daha derin düzeltmelerde ise 0,0171$ ve 0,0131$ seviyeleri kritik destek seviyeleri olarak takip edilebilir.Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

Merkeziyetsiz finans (DeFi) protokolü Arcadia Finance, Base blockchain üzerindeki "Rebalancer" akıllı sözleşmesinde tespit edilen bir güvenlik açığı nedeniyle yaklaşık 3,5 milyon dolarlık bir saldırıya uğradı. Bu olay, platformun geçtiğimiz yıl yaşadığı 455 bin dolarlık hack vakasının ardından ikinci büyük güvenlik ihlali olarak kayıtlara geçti.Saldırı ilk olarak 15 Temmuz sabah saatlerinde blockchain güvenlik firması Certik tarafından tespit edildi. Certik, Base ağı üzerinde şüpheli işlemler tespit ettiklerini ve ilk aşamada saldırganın yaklaşık 1,6 milyon dolar değerinde varlık ele geçirdiğini duyurdu. Saatler ilerledikçe zararın boyutu büyüdü ve toplam kayıp 3,5 milyon dolara ulaştı. Kaynak: CertiK / X Arcadia Finance saldırısının arkasında ne var?Saldırının temelinde, Arcadia'nın "Rebalancer" isimli sözleşmesinde yer alan swapData parametresinin uygun şekilde doğrulanmaması yatıyor. Güvenlik firması Hacken’in açıklamasına göre, saldırganlar bu açığı kullanarak yetkisiz işlemler gerçekleştirdi ve kullanıcı kasalarındaki varlıkları boşalttı. Ele geçirilen varlıklar arasında 2,3 milyon USDC, 227 bin USDS, çeşitli miktarlarda WETH, EURC, AERO ve WELL tokenları yer alıyor.Saldırgan, operasyonuna Ethereum ağında Tornado Cash üzerinden anonim şekilde fon aktararak başladı. Ardından bu fonlar Base ağına köprülenerek saldırı kontratı dağıtıldı ve saniyeler içinde sömürü işlemleri başlatıldı. Elde edilen kripto paralar, Wrapped Ethereum (WETH) formuna çevrilerek Ethereum ana ağına taşındı. Bu süreçte saldırgan 199 WETH ve yaklaşık 965 milyon AERO tokenı transfer etti. Söz konusu işlemler 12 farklı cüzdan adresine yayılarak iz sürülmesi zorlaştırıldı.Arcadia Finance ekibi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada saldırıyı doğrulayarak kullanıcıları tüm “asset manager” izinlerini kaldırmaları konusunda uyardı. Ayrıca, Rebalancer ve Compounder bağlantılarının da derhal kesilmesini önerdi.Bu son olay, DeFi sektöründeki güvenlik açıklarına dair endişeleri bir kez daha gündeme taşıdı. 2025 yılının ilk yarısında yalnızca 344 olayda toplamda 2,47 milyar dolar değerinde kayıp yaşandığı bildirildi. Bu kayıpların 1,7 milyar doları doğrudan cüzdan saldırılarından, 410 milyon doları ise oltalama (phishing) saldırılarından kaynaklandı.Arcadia’nın Base ağı üzerindeki faaliyetleri, Coinbase Ventures gibi büyük yatırımcıların desteğiyle şekillenmişti. Özellikle Base gibi kurumsal odaklı blockchain’lerin, JPMorgan ve Shopify gibi büyük isimlerle entegrasyon kurduğu bu dönemde yaşanan her saldırı, DeFi’nin kurumsal adaptasyonu açısından kritik önem taşıyor.

BONK Teknik GörünümüBONK/USDT günlük grafiğinde, fiyat, 2024 yılından bu yana hem destek hem direnç olarak çalışan yükselen trend çizgisine dördüncü kez temas ediyor. Bu trend bölgesi şu anda yaklaşık $0,00002958 seviyesindeki yatay dirençle birleşmiş durumda. Yani fiyat, hem trend hem de yatay direnç baskısı altında. Bu bölge yukarı yönlü kırılırsa, önce $0,00003210, ardından $0,00004137 seviyeleri hedeflenebilir.Eğer fiyat bu kritik bölgeden ret yer ve geri çekilme başlarsa, ilk olarak $0,00002350 desteği takip edilir. Bu seviye tutunamazsa sırayla $0,00001867, $0,00001720 ve daha derinde $0,00001335 destek seviyeleri izlenmeli.Fiyatın trendin üzerine atması ve burada kalıcılık sağlaması, yukarı yönlü hareketin güçlenmesine neden olabilir. Aksi durumda, bu bölge güçlü bir direnç olarak çalışmaya devam eder. Trend Teması Özet:Yükselen trend desteği artık direnç olarak çalışıyor.Günlük grafikte bu bölgeye dördüncü temas gerçekleşti.Yatay dirençle birleşen bu trend alanı yukarı yönlü kırılırsa yükseliş ivme kazanabilir.$0,00002958 seviyesi üzerinde kalıcılık sağlanırsa $0,00003210 ve $0,00004137 seviyeleri hedeflenebilir.Olası geri çekilmelerde $0,00002350 → $0,00001867 → $0,00001720 → $0,00001335 destekleri izlenmeli.Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

İngiltere merkezli çok uluslu banka Standard Chartered, kripto para sektörüne yönelik hamlelerine bir yenisini ekledi. Banka, kurumsal müşterilerine yönelik olarak Bitcoin (BTC) ve Ethereum (ETH) için spot işlem hizmetini başlattığını duyurdu. Standard Chartered, yaptığı açıklamada, “küresel sistemik öneme sahip” bankalar arasında Bitcoin ve Ethereum için düzenlenmiş, güvenli ve ölçeklenebilir spot işlem hizmeti sunan ilk banka olduğunu belirtti. Bu yeni hizmet, kurumların tanıdık döviz (FX) arayüzleri üzerinden dijital varlık alım satımı yapmasına olanak tanıyor. Ayrıca yakın gelecekte, kripto varlıklar için teslimatsız vadeli işlemler (non-deliverable forwards - NDF) seçeneği de sunulacak. Bankanın CEO’su Bill Winters konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:“Müşteri talebi hızla artarken, onların kripto varlık işlemlerini düzenleyici çerçeveler içinde, güvenli ve verimli bir şekilde gerçekleştirebilmesini sağlamak istiyoruz.”FX altyapısı üzerinden kripto işlemler sağlanacakYeni hizmetin en dikkat çekici yönlerinden biri, Standard Chartered’ın mevcut FX (döviz) işlem altyapısına entegre edilmiş olması. Bu sayede kurumsal yatırımcılar, halihazırda alışık oldukları sistemler üzerinden dijital varlık alım satımını gerçekleştirebiliyor. Böylece, kullanıcı deneyimi açısından herhangi bir zorluk yaşanmadan kriptoya geçiş sağlanabiliyor.Banka, yatırımcılara kripto varlıklarını nerede ve nasıl saklayacaklarına dair esneklik de sunuyor. Müşteriler, ister kendi seçtikleri bir saklama hizmetini kullanabiliyor, isterlerse bankanın kendi geliştirdiği saklama çözümlerinden faydalanabiliyor. Bu çoklu saklama altyapısı, hem güvenlik hem de regülasyonlar açısından yatırımcılara geniş bir yelpaze sunuyor.Daha önce BAE'de saklama hizmeti başlatılmıştıStandard Chartered, kripto para alanındaki çalışmalarını 2023 yılında da hızlandırmıştı. Banka, geçtiğimiz Eylül ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nde Bitcoin ve Ethereum için düzenlenmiş bir saklama hizmeti sunmaya başlamıştı. Bu hamle, kurumun kripto alanındaki uzun vadeli vizyonunu ortaya koyarken, şimdi İngiltere’de başlatılan spot işlem hizmetiyle bu vizyon daha da ileri taşınmış oldu.Kripto varlıklar, bir zamanlar spekülatif araçlar olarak görülürken, bugün artık kurumsal düzeyde işlem yapılabilen, entegre finansal ürünler haline geliyor. Bankanın bu hamlesi, diğer büyük finans kurumlarına da örnek teşkil edebilir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde üç büyük bankacılık düzenleyicisi, bankaların kripto varlıklarla olan ilişkisine dair önemli bir açıklamada bulundu. ABD Merkez Bankası (Fed), Para Birimi Denetleme Ofisi (OCC) ve Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC), bankaların müşterileri adına kripto varlık saklama faaliyetlerinde bulunurken halihazırda yürürlükte olan yasalara ve risk yönetimi ilkelerine uymaları gerektiğini bir kez daha vurguladı.Söz konusu açıklamada, bankaların kripto varlık saklama hizmeti sunarken karşılaşabilecekleri risklerin tıpkı diğer yeni ürün ve hizmetlerde olduğu gibi dikkatlice değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Kurumlar, açıklamalarında bu bildirinin herhangi bir yeni denetim beklentisi oluşturmadığını açıkça ifade etti. Bunun yerine, mevcut yasa ve düzenlemelerin kripto varlık saklama faaliyetlerine nasıl uygulanması gerektiğini hatırlatmayı amaçladıkları kaydedildi.Bankaların dikkat etmesi gereken başlıca risk unsurları arasında siber güvenlik açıkları, kriptografik anahtarların korunması ve hassas verilerin yönetimi gibi kritik başlıklar öne çıkıyor. Ajansların ortak açıklamasında, “Kripto varlık saklama hizmeti vermeyi planlayan bir bankacılık kuruluşu, kripto varlık piyasasının ve bu varlıkların dayandığı teknolojinin sürekli olarak evrildiğini göz önünde bulundurmalı ve buna uygun esnek bir risk yönetimi çerçevesi oluşturmalıdır” ifadelerine yer verildi.Düzenleyici kurumlar ayrıca, bu faaliyetlerin yasal çerçevede sürdürülmesi için kara para aklamayla mücadele düzenlemeleri, denetim süreçleri, yazılım altyapısı ve yönetişim kontrollerinin de etkin biçimde uygulanması gerektiğini vurguladı.“Kripto Haftası” başladıBu açıklama, ABD’de Temsilciler Meclisi'nin “Kripto Haftası” kapsamında geldi. Bu hafta boyunca, kripto paralarla ilgili çeşitli yasa tasarılarının oylanması ve kapsamlı düzenlemelerin şekillenmesi bekleniyor. Yeni yasal çerçevelerle birlikte, kripto para piyasasına yönelik daha net kuralların oluşması amaçlanıyor.Öte yandan, ABD’nin kripto politikaları, başkanlık değişimiyle birlikte yeniden şekilleniyor. Trump yönetimiyle birlikte gelen regülasyon değişiklikleri, önceki Biden döneminde uygulamaya konulan kısıtlayıcı düzenlemelerin büyük ölçüde gevşetildiğini gösteriyor. Özellikle OCC’nin Mayıs ayında ABD bankalarının kendi hesaplarına kripto varlık alım satımı yapabileceğini açıklaması ve FDIC’nin artık bankaların kripto faaliyetleri için önceden bildirimde bulunma zorunluluğunu kaldırması bu değişimlerin dikkat çeken örnekleri arasında yer alıyor.Kripto dostu olarak bilinen isimlerin düzenleyici kurumların başına getirilmesi de bu politik değişimin bir başka göstergesi. Geçtiğimiz hafta Senato tarafından OCC’nin başına getirilen Jonathan Gould, daha önce Bitfury şirketinde baş hukuk müşaviri olarak görev yapmıştı.Bankacılık kurumlarının kripto alanında daha aktif bir rol üstlenmeye başlaması, ABD’nin kripto endüstrisine yönelik yaklaşımının giderek daha net çizgilerle belirlendiğini ortaya koyuyor. Ancak düzenleyici kurumlar, bankaların bu süreçte dikkatli olmaları ve teknoloji temelli riskleri etkin bir şekilde yönetmeleri gerektiğini hatırlatmaktan geri durmuyor.

LDO/USDT Teknik AnalizLDO grafiğinde uzun süredir devam eden daralan üçgen formasyonu nihayet yukarı yönlü kırıldı. Bu kırılımın ardından fiyat yapıya tekrar dönmeden net bir şekilde 0,849$ seviyesinin üzerine çıktı ve burada retest gerçekleştirdi. Güncel Kırılım Teknik anlamda bu bölgenin hem trend kırılımı hem de yatay direnç açısından önemi büyük.Şu anda LDO için ilk direnç 0,917$ seviyesi. Buranın da aşılması durumunda 0,943$ ve ardından psikolojik eşik olan 1,000$ seviyesi gündeme gelecektir. Bu bölgeler sırasıyla yukarı yönlü hedefler konumunda.Olası geri çekilmelerde ise ilk destek noktası yine 0,849$ seviyesi. Bu seviyenin altına inilirse, sıradaki destekler 0,785$, 0,744$ ve 0,701$ bölgelerinde bulunuyor. Ancak fiyatın daralan yapı içine yeniden girmemesi, yükseliş senaryosunun güçlü olduğunu gösteriyor.

Kripto para piyasalarının en köklü kripto varlık yöneticilerinden biri olan Grayscale Investments, halka arz sürecini başlatmak üzere önemli bir adım attı. Şirket, 15 Temmuz Pazartesi günü yaptığı açıklamada, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) gizli bir kayıt beyanı sunduğunu duyurdu. Bu hamleyle Grayscale, ABD borsalarında işlem görmek isteyen kripto odaklı şirketler arasına katılmış oldu.Grayscale, SEC’ye başvuru yaptıŞirketin yaptığı açıklamaya göre, halka arz kapsamında kaydedilecek hisse sayısı ya da hisse başına fiyat aralığı henüz netleşmedi. Bu detaylar, SEC'in inceleme sürecinin tamamlanmasının ardından ve piyasa koşullarına bağlı olarak belirlenecek. Grayscale’in halka arz planı, düzenleyici onay alındıktan sonra ve uygun piyasa ortamı oluştuğunda hayata geçirilecek.Gizli başvuru, ABD sermaye piyasası mevzuatında yer alan özel bir madde sayesinde mümkün oluyor. Bu madde, şirketlerin halka arz öncesi süreçlerini kamuoyuna duyurmadan sürdürebilmelerine olanak tanıyor. Aynı yöntem daha önce Coinbase, Robinhood ve birçok teknoloji şirketi tarafından da tercih edilmişti.Circle’ın başarısı ilham verdiGrayscale’in bu adımı, kripto sektöründeki halka arz rüzgarlarının yeniden esmeye başladığını gösteriyor. Nitekim bu gelişme, Circle’ın New York Borsası’nda (NYSE) geçtiğimiz ay gerçekleştirdiği halka arzın hemen ardından geldi. USDC stablecoin’inin arkasındaki şirket olan Circle, 5 Haziran’da hisselerini CRCL koduyla borsada işlem görmeye açmış ve kısa sürede hisse fiyatında %500’ü aşan bir artış yaşamıştı.Yahoo Finance verilerine göre Circle’ın halka arzı, şirkete yaklaşık 6.9 milyar dolarlık bir değerleme kazandırdı. Bu da, kripto odaklı girişimler için geleneksel finans piyasalarında önemli bir potansiyel bulunduğunu gözler önüne serdi.Yeni finansman yollarının kapısı açılıyorGrayscale’in halka arz süreci sadece prestij değil, aynı zamanda yeni sermaye kaynaklarının da kapısını aralayabilir. Halka açık bir şirket olmanın avantajları arasında, borsada hisse satışı, dönüştürülebilir tahvil ihracı ve kurumsal yatırımcılara daha fazla erişim gibi finansal stratejiler yer alıyor.Örneğin, MicroStrategy’nin kurucusu Michael Saylor bu tür bir stratejiyle şirketini Bitcoin alımları için finanse etmişti. Benzer şekilde GameStop, Haziran ayında gerçekleştirdiği 2.25 milyar dolarlık dönüştürülebilir tahvil satışıyla dikkat çekmişti.Grayscale’in bu adımı, Kraken ve Gemini gibi diğer büyük kripto şirketlerinin halka arz planlarıyla birlikte sektörde yeni bir halka arz sezonunun başladığını işaret ediyor. 2021'deki IPO heyecanının ardından bir süre durgunluk yaşayan piyasalar, 2025’e girerken yeniden canlanıyor. Özellikle düzenleyici belirsizliklerin azaldığı ve yatırımcı ilgisinin arttığı bir dönemde, kripto şirketlerinin Wall Street’e yönelmesi şaşırtıcı değil.

Merkeziyetsiz finans (DeFi) alanı, klasik finans sistemlerinin sunduğu imkanları blockchain’in sunduğu şeffaflık ve erişim kolaylığıyla harmanlayarak yepyeni bir dünyaya kapı aralıyor. Ama bu dönüşümün kalbinde çok önemli bir konu var: blockchain'in dış dünyadaki verilerle bağlantı kurabilmesi. İşte tam da bu noktada oracle sistemleri devreye giriyor. Pyth Network ise bu alanda getirdiği kendine has ve yenilikçi yaklaşımla öne çıkıyor. Peki, Pyth Network nedir? Ayrıca, bu ağın tokenı PYTH coin nedir? Gelin, bu detaylı rehberde tüm sorularınıza yanıt arayalım.Pyth Network’ün Tanımı ve Ortaya ÇıkışıDeFi ekosistemlerinin sağlıklı şekilde çalışabilmesi için, borsa fiyatları, döviz kurları ya da emtia verileri gibi dış dünyadaki hareketli finansal bilgileri sorunsuz şekilde blockchain’e taşıyabilen merkeziyetsiz oracle sistemlerine ihtiyaç var. Çünkü akıllı sözleşmelerin işlevli ve güvenilir olabilmesi için, bu dış verilere güvenli şekilde ulaşmaları gerekiyor. Blockchain’ler doğası gereği kendi içindeki verilerle sınırlıdır; dış dünyadaki fiyatlar, faiz oranları gibi verilere doğrudan erişemezler. Bu da, özellikle borç verme, türev ürünler ya da sentetik varlıklar gibi karmaşık DeFi çözümlerinin hayata geçebilmesi için bir ara bağlantıya ihtiyaç olduğunu gösteriyor. İşte oracle sistemleri tam burada devreye giriyor ve bu verileri zincire taşıyarak akıllı sözleşmelerin gerçek dünya koşullarına göre otomatik çalışmasını mümkün kılıyor. Bu bağlantı olmazsa, DeFi’ın alanı oldukça daralır ve geleneksel finansın sunduğu karmaşık ürünlerin aynısını sunması neredeyse imkânsız hale gelir. Bu yüzden oracle’lar, DeFi dünyasının büyüyüp gelişmesi için adeta temel yapı taşlarından biri.Pyth Network, verileri doğrudan borsalar, piyasa yapıcılar ve finansal hizmet firmaları gibi güçlü sektör oyuncularından alan birinci taraf oracle ağı olarak öne çıkıyor. Klasik oracle sistemlerinden farkı, verileri tek bir yerden değil, birçok bağımsız kaynaktan toplaması. Bu da hem güvenliği artırıyor hem de verilerin tek bir noktadan gelmesinin getireceği riskleri ortadan kaldırıyor.Pyth’in en dikkat çekici yönlerinden biri, veriyi doğrudan finansal kurumlardan alıyor olması. Geleneksel oracle’lar genellikle CoinMarketCap ya da CoinGecko gibi üçüncü taraflardan bilgi çekerken, bu araya fazladan katmanlar giriyor ve bu da gecikme ya da veri doğruluğuyla ilgili sıkıntılara yol açabiliyor. Ama Pyth, işi kaynağından alıyor; veriler doğrudan piyasaların içinden geliyor. Bu sayede veriler hem daha hızlı hem de çok daha güvenilir oluyor. Üstelik veriyi sağlayan kurumlar hem kendi itibarlarını hem de ağa koydukları tokenları riske atarak sisteme katkı sağlıyorlar. Bu da verinin manipüle edilmesini oldukça zorlaştırıyor. Özellikle saniyelerin bile önemli olduğu yüksek frekanslı işlemler veya borç verme protokolleri gibi uygulamalar için bu yapı büyük avantaj sağlıyor.Pyth, aralarında Jane Street, CBOE, Binance, OKX ve Bybit gibi devlerin de bulunduğu 120’den fazla büyük oyuncunun doğrudan veri sağladığı bir ağ. Bu sayede uygulamalar, bu kurumsal kaynaklardan gelen yüksek doğruluklu, düşük gecikmeli ve detaylı verilere doğrudan ulaşabiliyor.Pyth Network’ün Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıPyth Network, kısa geçmişine rağmen oldukça hızlı bir evrim geçirdi ve DeFi dünyasında önemli kilometre taşlarına imza attı:2021: Solana üzerinde ilk entegrasyon ve veri akışı başlatıldı: Pyth Network, bu yıl içerisinde Solana ekosistemi içerisinde doğdu ve ilk veri akışlarını sağlamaya başladı. Solana'nın yüksek performanslı yapısı, Pyth'in gerçek zamanlı veri sağlama hedefine ulaşmasında kilit rol oynadı. Bu dönemde Pyth, henüz çok yeni olmasına rağmen, ilk parti veri sağlayıcılarından (borsalar ve ticaret firmaları) doğrudan veri almaya başlayarak sektörde büyük bir fark yaratmaya aday olduğunun sinyallerini verdi. İlk aşamada, BTC/USD, ETH/USD gibi temel kripto çiftlerinin fiyat verileri sağlanmaya başlandı. Bu, DeFi protokollerinin daha güvenilir ve güncel fiyat bilgisine erişmesinin önünü açtı.2022: Diğer zincirlerle köprü sistemleri (wormhole) üzerinden bağlantı: Pyth Network Solana ile sınırlı kalmayacağının sinyallerini 2022'de verdi. Bu yıl, Pyth verilerini diğer blockchainlere taşımak için kritik bir adım atıldı: Wormhole köprü sistemi entegrasyonu. Wormhole, farklı blockchainler arasında varlık ve veri transferini sağlayan merkeziyetsiz bir platform. Pyth, bu teknolojiyi kullanarak verilerini Ethereum, BNB Chain, Arbitrum, Avalanche ve daha birçok EVM uyumlu zincire taşımaya başladı. Bu gelişme, Pyth'in kullanım alanını katlanarak artırdı ve onu gerçekten çok zincirli bir oracle çözümü haline getirdi. Artık farklı blockchainlerdeki DeFi uygulamaları da Pyth'in güvenilir ve düşük gecikmeli verilerinden faydalanabiliyordu. Bu genişleme, Pyth'in ekosistemdeki genel etkisini ve önemini artırdı.2023: PYTH token duyuruldu ve airdrop süreci tamamlandı: Merkeziyetsizliğin ve topluluk yönetişiminin önemini benimseyen Pyth Network, 2023 yılında kendi yerel kripto para birimi olan PYTH token'ı duyurdu. Bu duyuru, projenin merkeziyetsizleşme yolculuğunda önemli bir adımdı. PYTH token, ağın yönetişiminde kullanılmak üzere tasarlandı ve token sahiplerine protokolün geleceği hakkında oy kullanma hakkı verdi. PYTH token'ın lansmanı, geniş çaplı bir airdrop süreciyle desteklendi. Bu airdrop, Pyth Network'ün gelişimine çeşitli şekillerde katkıda bulunan erken dönem kullanıcılarına, veri sağlayıcılara ve ekosistemdeki diğer paydaşlara dağıtıldı. Pyth airdrop, topluluk katılımını teşvik etmenin yanı sıra, token dağıtımını daha merkeziyetsiz hale getirmeyi amaçlıyordu. PYTH token'ın piyasaya sürülmesi, projenin daha şeffaf ve topluluk odaklı bir yapıya bürünmesine olanak sağladı.2024: 40'tan fazla ağda aktif hale gelerek en büyük oracle ağlarından biri hâline geldi: Pyth Network, 2024 yılına gelindiğinde büyümesini sürdürdü ve inanılmaz bir genişleme kaydetti. Yılın başında 40'tan fazla farklı blockchain üzerinde aktif olarak hizmet veren Pyth, kısa sürede en büyük oracle ağlarından biri hâline geldi. Bugün bu sayı 100'ü aşmış durumda! Bu başarı, Pyth'in çok zincirli stratejisinin ne kadar doğru olduğunu kanıtladı. Farklı ekosistemlerdeki DeFi protokolleri, NFT platformları, oyunlar ve diğer Web3 uygulamaları Pyth'in gerçek zamanlı ve güvenilir fiyat verilerine bağımlı hale geldi. Bu genişleme, Pyth'in sadece bir oracle olmanın ötesine geçerek, tüm Web3 veri altyapısının kritik bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Pyth, sunduğu çeşitli veri beslemeleri (hisse senetleri, emtialar, forex, kripto paralar vb.) ile piyasadaki en kapsamlı finansal veri sağlayıcılarından biri konumuna yükseldi. Bu, PYTH coin geleceği için de oldukça umut vadeden bir durum.Pyth Network Neden Değerlidir?Pyth Network’ün ne olduğunu, nasıl ortaya çıktığını ve oracle dünyasındaki yerini artık biliyoruz. Ancak bu yapının neden bu kadar önemli olduğunu, özellikle Web3 ve geleneksel finans alanlarında neden bu kadar değer gördüğünü detaylandırmakta fayda var. Bugün DeFi uygulamaları yalnızca zincir üzerindeki kodlarla değil, gerçek dünya verileriyle de anlam kazanıyor. Anlık fiyat verilerinin doğruluğu, hızla tetiklenen tasfiyeler, sentetik varlıkların güncel değerleri gibi pek çok işlem, arka planda çalışan oracle’ların ne kadar sağlıklı olduğuna bağlı. Pyth Network de tam bu noktada fark yaratıyor: Veriyi doğrudan kaynağından alıyor, merkeziyetsizlikten taviz vermeden yüksek doğruluk sağlıyor ve bunu onlarca farklı zincirde eş zamanlı sunabiliyor. Şimdi gelin, Pyth’i bu kadar özel yapan detaylara daha yakından bakalım. Gerçek zamanlı fiyat verisi sunar (hisse senetleri, emtialar, forex, kripto paralar vb.)Pyth Network’ü bu kadar özel kılan şey sadece ne yaptığı değil, bunu nasıl yaptığı. DeFi dünyasında en büyük ihtiyaçlardan biri, doğru ve anlık fiyat verileri. İşlem yapan protokoller için bu verilerin güvenilirliği, işin temelini oluşturuyor. Pyth Network, bu verileri sadece kripto paralarla sınırlı kalmadan; hisse senetleri, altın, petrol gibi emtialar ve döviz kurları gibi geleneksel piyasalardan da sağlıyor. Bu da onu merkeziyetsiz borsalar, borç verme protokolleri, sentetik varlık platformları gibi birçok uygulama için vazgeçilmez hale getiriyor. Özellikle arbitraj fırsatlarını değerlendirmek veya tasfiye mekanizmalarının doğru işlemesi gibi zamanlamanın çok önemli olduğu durumlarda, Pyth’in düşük gecikmeli verileri büyük fark yaratıyor.Merkeziyetsiz uygulamalara güvenilir ve düşük gecikmeli veri akışı sağlarPyth’in bir diğer güçlü yanı da, verileri doğrudan kaynağından alması. Yani borsa, piyasa yapıcı ya da büyük finans firmaları gibi aktörlerden. Bu sayede araya ekstra veri toplayıcılar girmiyor, dolayısıyla veri hem daha hızlı hem de daha güvenilir oluyor. Ayrıca Pyth’in "pull oracle" adı verilen yapısı sayesinde, uygulamalar veriye ihtiyaç duyduklarında onu kendileri zincire çekebiliyor. Bu da gecikmeyi en aza indiriyor ve büyük kayıpların önüne geçiyor. Bu, Pyth oracle nasıl çalışır sorusunun temelini oluşturan en önemli unsurlardan biri.Zincir dışı veri sağlayıcılar doğrudan katılarak doğruluk seviyesini artırırPyth Network’te 100’ün üzerinde büyük veri sağlayıcı var. Bunların her biri kendi fiyat bilgisini ve o fiyatın ne kadar güvenilir olduğunu gösteren bir “güven aralığı” ile birlikte ağa gönderiyor. Pyth de bu verileri bir araya getirip tek bir fiyat akışı oluşturuyor. Böylece tek bir kaynaktan yanlış veri gelse bile, sistem genel doğruluğunu koruyor. Üstelik veri sağlayıcılar, yanlış bilgi verdiklerinde stake ettikleri PYTH token'larını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu da onları daha dikkatli ve dürüst olmaya teşvik ediyor. Çok zincirli oracle çözümleri sayesinde geniş kullanım alanı sunarBaşlangıçta Solana üzerinde çalışan Pyth, şimdi 100’den fazla blockchain’e yayılmış durumda. Wormhole köprüsü sayesinde Ethereum, Arbitrum, Optimism, Avalanche, BNB Chain, Polygon ve daha pek çok ağda aktif. Bu da Pyth’i birçok zincirdeki merkeziyetsiz uygulamalar için güçlü bir altyapı haline getiriyor. Pyth'in desteklediği veri beslemesi, uygulama, blockchain ve güncelleme sayısı. Kaynak: Pyth.Network Bugün Pyth’in desteklediği 1300’den fazla fiyat akışı, 100’den fazla blockchain’de aynı kalitede çalışabiliyor. Solana ve Ethereum gibi büyük ağların yanı sıra, Optimism, zkSync Era, Base, Aptos, Sui, NEAR ve Cosmos gibi ekosistemlerde de rahatça kullanılabiliyor. Bu geniş uyumluluk, geliştiriciler için büyük bir kolaylık. Her zincir için ayrı oracle aramak zorunda kalmadan, her yerde aynı performansla çalışan tek bir çözümle ilerleyebiliyorlar. Mesela biri Solana'nın hızını, diğeri Ethereum'un güvenliğini tercih edebilir: Pyth ise her ikisine de aynı kalitede veri sunarak aradaki boşluğu kapatıyor. PYTH token, ekosistemde merkezi bir rol üstleniyorPyth Network’ün yerel kripto para birimi olan PYTH token, ağın çalışmasında oldukça önemli bir rol oynuyor. Hem yönetişimde söz sahibi olmayı sağlıyor hem de veri sağlayıcıları için teşvik mekanizmasının merkezinde yer alıyor. Yani sadece teknik bir detay değil, ağın kalbinde duran bir parça. PYTH token’ın en temel kullanım alanlarından biri yönetişim. Token sahipleri, PYTH tokenlarını stake ederek Pyth DAO’nun bir parçası olabiliyor ve ağın geleceğine yön veren kararlarda oy kullanabiliyor. Bu kararlar arasında hangi varlıkların listeleneceği, protokoldeki ücretlerin nasıl belirleneceği, veri sağlayıcılara ne kadar ödül verileceği ve hatta yazılım güncellemelerinin onaylanması gibi birçok önemli konu yer alıyor. Kısacası, PYTH sahipleri protokolün nasıl işleyeceğine doğrudan katkı sunuyor. Örnek bir PYTH yönetişim paneli. Kaynak: Pyth.Network Pyth Network'te veri sağlayıcıların doğru ve güvenilir veri sunması çok önemli. Bunun için de "Oracle Integrity Staking" adı verilen bir sistem var. Veri sağlayıcılar ağa katkı sunabilmek için belirli miktarda PYTH token’ı stake ediyor. Eğer biri yanlış ya da manipüle edilmiş veri gönderirse, stake ettiği token’ların bir kısmı sistem tarafından kesiliyor (slashing). Bu sistem, doğru bilgi sağlayanları ödüllendirirken, kötü niyetli davranışları da cezalandırıyor. Ayrıca token sahipleri, kendi PYTH’lerini güvendikleri veri sağlayıcılara delege ederek onları destekleyebiliyor. Bu da ağı daha güvenli ve sağlam hale getiriyor.Pyth’in planları arasında, veri tüketicilerinin oracle hizmetlerinden faydalanmak için PYTH ile ödeme yapması da yer alıyor. Bu henüz aktif olmasa da, tokena yeni bir kullanım alanı daha kazandırarak değerini artırabilecek bir gelişme.PYTH token’ın toplam arzı 10 milyar adet. Projenin whitepaper’ına göre bu arz, farklı paydaşlara belli oranlarda dağıtılmış durumda:Veri Sağlayıcılar (Publishers): %23.29Ekosistem Gelişimi (Ecosystem Growth): %22.92Protokol Geliştirme (Protocol Development): %22.75Özel Satış (Private Sale): %16.89Topluluk ve İlk Katkı Sağlayanlar: %14.15Bu son kısım, ilk topluluk üyeleri ve Pyth’e katkı sunanlara yapılan airdrop'ları da kapsıyor. Bu tokenlar piyasaya hepsi birden sürülmedi. Kademeli olarak kilitleri açılan bir dağıtım (vesting) planı var.dı İlk açılım, token lansmanından 6 ay sonra yapıldı. Kalan tokenlar ise 18., 30. ve 42. aylarda peyderpey serbest bırakıldı veya bırakılacak. Böylece piyasada aniden arz patlaması yaşanmasının önüne geçilmiş oluyor.PYTH’in çalışma prensibiPyth Network'ün temel işleyişi, geleneksel oracle çözümlerinden ayrılan yenilikçi bir mimariye dayanır. Bu mimari, hem veri kalitesini hem de maliyet etkinliğini optimize etmeyi hedefler.Pyth’in kullandığı oracle modeli, onu geleneksel sistemlerden ayıran en önemli farklardan biri. Pek çok oracle, "push" yani itme modelini kullanır. Bu sistemde, fiyat verileri belli aralıklarla zincire gönderilir. Uygulama o veriyi kullansa da kullanmasa da her güncelleme için zincir üzerinde gaz ücreti ödenir. Hele ki yüzlerce farklı fiyat akışı ve sık güncellemeler varsa, bu durum hem pahalıya patlar hem de sistem için sürdürülemez hale gelir.Pyth ise bu yaklaşımı tamamen tersine çeviriyor ve "pull" yani çekme modelini benimsiyor. Bu sistemde veriler yalnızca ihtiyaç duyulduğunda zincire çağrılıyor. Yani bir kullanıcı ya da uygulama fiyat verisini kullanmak isterse, o anda zincire çekiliyor. Böylece sadece ihtiyaç anında gaz maliyeti oluşuyor, kullanılmayan veriler için boşa ödeme yapılmıyor. Bu da hem daha ekonomik hem de zincir üzerinde gereksiz yük oluşmasını önleyen bir çözüm sunuyor.Pyth bunu, off-chain çalışan "Hermes" adlı hizmeti sayesinde yapıyor. Hermes, en güncel fiyat verisini tutuyor ve uygulama onu çekmek istediğinde devreye giriyor. Uygulamalar bu sayede tek işlemle önce veriyi güncelleyip, ardından işlem mantığını çalıştırabiliyor. Bu yapı hem daha verimli hem de kullanıcı açısından daha ucuz. Blockchain uygulamalarının zincir içi/zincir dışı mimarisi. Kaynak: ResearchGate - Recent Advances of Blockchain and Its Applications Ayrıca "pull" modeli, "push" sistemlere göre çok daha sık güncelleme yapılmasına olanak tanıyor. Pyth örneğinde bu süre sadece 400 milisaniye! Bu da düşük gecikmeli verilere anlık erişim anlamına geliyor. Üstelik Pyth’in bu mimarisi, sadece Ethereum gibi gas ücreti yüksek zincirlerde değil, Solana gibi hızlı zincirlerde de çok iyi performans gösteriyor. Pyth ağının oracle mimarisi. Desteklenen blockchain'ler ve runtimelar: Evrensel erişimPyth’in en büyük avantajlarından biri, 1300’den fazla fiyat akışını 100’den fazla blockchain’de aynı performansla sunabiliyor olması. Yani ister Solana’da, ister Ethereum ya da Arbitrum gibi EVM tabanlı ağlarda olun, isterseniz de Aptos, Sui, NEAR veya Cosmos ekosistemlerinden birinde çalışıyor olun; Pyth verileri her yerde aynı kaliteyle kullanılabiliyor. Bu sayede geliştiriciler uygulamalarını farklı zincirlere rahatlıkla ölçekleyebiliyor. Yeni bir ağa geçmek için oracle entegrasyonu aramaya gerek kalmıyor çünkü Pyth zaten orada hazır. Bu, sadece işleri kolaylaştırmakla kalmıyor; aynı zamanda DeFi projeleri için zaman ve maliyet açısından da büyük avantaj sağlıyor. Mesela bir geliştirici Solana’daki hızdan, Ethereum’daki güvenlikten faydalanmak isteyebilir. Pyth’in sunduğu tutarlı ve güvenilir veri akışları, bu geçişleri ya da çok zincirli kullanım senaryolarını sorunsuz hale getiriyor.Pyth’in “her zincirde aynı performansla, her akış” yaklaşımı hem kullanıcı deneyimini iyileştiriyor hem de DeFi dünyasının genel büyümesini destekliyor. Bu yönüyle Pyth yalnızca bir veri sağlayıcı değil, aynı zamanda blockchain projeleri için güçlü bir altyapı ortağı ve geliştirme sürecini kolaylaştıran bir araç haline geliyor.Pyth Network’ün Kurucusu Kimdir?Pyth Network'ün arkasındaki ekip ve oluşum, projenin güvenilirliği ve sağlamlığı açısından oldukça önemli. Pyth, tek bir kurucuya odaklanmak yerine, daha çok bir konsorsiyum ve açık kaynaklı bir topluluk yaklaşımıyla geliştirilmiştir. Pyth Network, ilk olarak Jump Crypto’nun öncülüğünde geliştirildi. Jump Crypto, hem geleneksel finans piyasalarında hem de Web3 ekosisteminde derin deneyime sahip, nicel ticaret ve altyapı geliştirmeye odaklanmış bir araştırma ve geliştirme firması. Pyth'in başlangıçtaki vizyonunun şekillenmesinde ve ilk altyapısının kurulmasında kilit rol oynadılar.Jump Trading'de Pyth üzerinde çalışan ekip, Temmuz 2023'te Douro Labs olarak yeniden yapılandırıldı. Duoro Labs, Michael Cahill, Jayant Krishnamurthy ve Ciarán Cronin tarafından kuruldu.Buna ek olarak Pyth Network'ün yönetişimi, Pyth DAO adı verilen merkeziyetsiz otonom organizasyon tarafından yürütülür. Pyth DAO, yönetişim süreçlerinde PYTH token sahiplerinin oy hakkı kullanmasını sağlar. PYTH token sahipleri, tokenlerini stake ederek ağın gelecekteki gelişimine yön verebilirler. Bu, yeni veri akışlarının listelenmesi, ücret yapılarının belirlenmesi, veri sağlayıcı ödüllerinin ayarlanması ve protokol yükseltmeleri gibi konularda oy kullanma yetkisi anlamına gelir. Bu yapı, Pyth'i topluluk odaklı ve gerçekten merkeziyetsiz bir protokole dönüştürür.Pyth Network'ün temel altyapısı ve kod tabanı açık kaynaklıdır. Bu, Pyth'in GitHub depolarında herkesin kodları inceleyebileceği, denetleyebileceği ve hatta katkıda bulunabileceği anlamına gelir. Açık kaynaklı yapısı sayesinde, güvenlik açıkları daha hızlı tespit edilebilir ve topluluktan gelen yenilikçi fikirlerle sürekli olarak katkıya açık şekilde geliştirilir. Bu şeffaflık ve topluluk katılımı, projenin uzun vadeli sürdürülebilirliği ve güvenliği için kritik öneme sahiptir. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, Pyth Network (PYTH) ve PYTH coinine yönelik birkaç sıkça sorulan soruyu cevapladık:Pyth Network nedir ve ne işe yarar?: Pyth Network, merkeziyetsiz finans (DeFi) uygulamaları için tasarlanmış, gerçek zamanlı finansal piyasa verileri sağlayan bir oracle ağıdır. Amacı, blockchain tabanlı uygulamalara güvenilir ve doğru fiyat akışları sunarak daha karmaşık ve güvenli DeFi ürünlerinin geliştirilmesine olanak tanımaktır. Ağ, yüksek frekanslı finansal verileri doğrudan birinci taraf kaynaklardan toplar ve bu verileri çeşitli blockchainlere köprüler.PYTH token ne işe yarar?: PYTH token, Pyth Network'ün yerel yönetişim tokenıdır. Token sahipleri, ağın gelecekteki gelişimi, ücret yapıları ve diğer önemli parametreler hakkında oylama yaparak platformun merkeziyetsiz yönetiminde söz sahibi olurlar. Ayrıca, bazı durumlarda PYTH tokenları, veri yayıncıları tarafından belirli kalitedeki verileri sağlamak için stake edilebilir.Pyth ve Chainlink arasındaki fark nedir?: Hem Pyth hem de Chainlink, blockchainlere veri sağlayan oracle ağlarıdır, ancak temel farkları veri kaynaklarında ve mimarilerindedir. Chainlink, genellikle daha geniş bir veri yelpazesi sunmak için toplu veri kaynaklarını kullanırken, Pyth doğrudan birinci taraf finansal kurumlardan (ticaret firmaları, borsalar vb.) yüksek frekanslı verileri toplar. Bu durum, Pyth'i özellikle gerçek zamanlı ve yüksek hassasiyetli finansal veriler için optimize eder.Pyth gerçek zamanlı fiyatları nereden alıyor?: Pyth Network, gerçek zamanlı fiyat verilerini doğrudan birinci taraf finansal kurumlardan alır. Bu veri sağlayıcıları arasında önde gelen ticaret firmaları, piyasa yapıcılar ve borsalar bulunur. Bu yaklaşım, verilerin doğruluğunu ve güvenilirliğini artırmayı hedefler çünkü veriler doğrudan kaynağında üretilir ve yayınlanır.Hangi zincirlerde kullanılabiliyor?: Pyth Network, çeşitli blockchainlerde ve katman-2 çözümlerinde kullanılabilirlik sağlamak için tasarlanmıştır. Desteklediği zincirler arasında Solana, Ethereum, BNB Chain, Avalanche, Polygon, Arbitrum, Optimism ve daha birçok EVM uyumlu zincir bulunmaktadır. Bu geniş entegrasyon, Pyth'in farklı DeFi ekosistemlerinde fiyat verisi sağlamasına olanak tanır.Pyth token nasıl alınır?: PYTH tokenı, çeşitli merkezi ve merkeziyetsiz kripto para borsalarında işlem görerek alınabilir. Binance, Kraken, KuCoin, Bybit gibi büyük merkezi borsaların yanı sıra, Jupiter (Solana ekosisteminde) gibi merkeziyetsiz borsalarda da PYTH tokenı bulabilirsiniz. Tokenı satın almak için öncelikle bu borsalardan birine kaydolmanız ve hesabınıza fon yatırmanız gerekir.Web3 dünyasında gerçek zamanlı ve güvenilir veri altyapılarına yatırım yapmadan önce Pyth Network’ün nasıl çalıştığını JR Kripto rehberiyle keşfedin.

Nasdaq’ta işlem gören biyoteknoloji firması Sonnet BioTherapeutics, kripto odaklı yeni bir stratejiye adım atarak dikkatleri üzerine çekti. Şirket, Rorschach I LLC ile birleşme kararı aldığını duyurdu. Bu birleşme sonrası ortaya çıkacak yeni yapı, “Hyperliquid Strategies, Inc.” adıyla faaliyet gösterecek ve HYPE token hazinesi ile kripto dünyasında stratejik bir oyuncu olmayı hedefleyecek.888 milyon dolarlık değerlemeYapılan basın açıklamasına göre, birleşme sonrası Hyperliquid Strategies, 12.6 milyon adet HYPE token’ı ve 305 milyon dolarlık nakit rezervini elinde bulunduracak. Bu varlıkların toplam değeri ise kapanış itibarıyla yaklaşık 888 milyon dolar olacak.Bu büyük birleşme ve dönüşüm süreci, Atlas Merchant Capital LLC ve onunla ilişkili Paradigm Operations LP gibi önemli yatırım şirketlerinin desteklediği Rorschach I LLC tarafından yürütülüyor. Yeni şirket Nasdaq’ta halka açık bir “kripto hazine yönetimi” firması olarak listelenmeye devam edecek, ancak yeni bir borsa kodu ile işlem görecek.Paradigm, Galaxy, Pantera gibi devlerden destekBu hamlenin arkasında, kripto sektörünün en büyük yatırımcıları bulunuyor. Paradigm, Galaxy Digital, Pantera Capital, D1 Capital, Republic Digital ve 683 Capital gibi yatırımcılar birleşme sürecine dahil oldu. Paradigm’in kurucu ortağı Matt Huang, Hyperliquid için şunları söyledi:“Hyperliquid, güçlü bir çekirdek ekip, kaliteli ürün geliştirme anlayışı ve büyüme hızıyla sağlam temellere oturmuş bir kripto projesi. HYPE token’a ABD’de erişim zor olduğu için bu hazine stratejisini destekliyoruz. Bu hamlenin Hyperliquid ekosistemine uzun vadede büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz.”Hedef: Daha fazla HYPE biriktirmekYeni yapıdaki 305 milyon dolarlık nakit, doğrudan daha fazla HYPE token alımında kullanılacak. Bu sayede, Hyperliquid Strategies’in elindeki token miktarı artacak ve firmanın, Hyperliquid protokolünün yerel token’ı olan HYPE için en büyük stratejik rezervlerden birine sahip olması bekleniyor.Hyperliquid protokolü, son bir yılda 1.5 trilyon doların üzerinde perpetual (sürekli) işlem hacmi üretti. Platform ayrıca, yakın zamanda 11.3 milyar dolarlık açık pozisyon (open interest) ile yeni bir zirveye ulaşarak büyümesini sürdürdü.Kapanışla birlikte, Atlas Merchant Capital kurucusu ve CEO’su Bob Diamond, Hyperliquid Strategies’in yönetim kurulu başkanı olacak. Diğer Atlas kurucusu ve yatırım direktörü David Schamis ise yeni yapının CEO koltuğuna oturacak. Ek olarak, Boston Fed eski başkanı Eric Rosengren ve Sonnet’in iki bağımsız yönetim kurulu üyesi de yeni yönetimde yer alacak. Diamond, stratejiyle ilgili şu açıklamayı yaptı:“Sonnet ile ortaklık kurarak güçlü bir kripto hazine yönetimi stratejisi oluşturmak bizler için büyük bir fırsat. HYPE ve Hyperliquid protokolü, kripto varlık dünyasında fark yaratan unsurlar sunuyor. Tecrübeli yatırımcı ve operatör ekibimizle bu fırsatları en iyi şekilde değerlendireceğimize inanıyoruz.”Sonnet: Biyoteknolojiden kriptoya geçişSonnet BioTherapeutics, kanser odaklı biyolojik ilaç geliştiren bir şirket olarak faaliyet gösteriyor. Bu birleşmeyle birlikte Sonnet, Hyperliquid Strategies’in bir yan kuruluşu haline gelecek. Şirket, mevcut biyoteknoloji projelerine odaklanmaya devam edecek ve hissedarlara, bu projelerden ileride gelir elde edilmesi durumunda ödeme alma hakkı sağlayan bir “şarta bağlı değer hakkı (CVR)” sunacak.Haberin ardından pazartesi günü Sonnet hisselerinde büyük bir artış yaşandı. Ön piyasa işlemlerinde yüzde 300’lük artış yaşanarak şirketin piyasa değeri 16 milyon doları aştı.
