Haberler
Altcoin Haberleri
Altcoin Haberleri
Altcoin ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Altcoin hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
ARB Yorum ve Fiyat Analizi - 29 Eylül 2025
ARB/USDT Teknik AnaliziARB grafiğinde haftalık periyotta takip ettiğimiz geniş düşen kanal yapısı güncelliğini koruyor. Fiyat son dönemde kanalın üst bandına doğru yükseliş gösterse de burada tutunamayarak yeniden aşağı yönlü baskı altına girdiğini söyleyebiliriz. Genel görünümde kanal hâlâ aktif ve kırılım gelmediği sürece fiyat bu yapı içinde hareket etmeye devam edecektir. Düşen Kama Formasyonu Anlık olarak fiyat 0,4091$ seviyesinde işlem görüyor. Son günlerde 0,4515$ üzerine atak gelse de kalıcılık sağlanamadı ve fiyat yeniden aşağı döndü. Bu seviye kısa vadede en kritik direnç olarak öne çıkıyor. Üzerinde kapanışlar gelmesi halinde önce 0,5046$, ardından da 0,5475$ direnç bölgeleri gündeme gelecektir. Asıl kırılım teyidi ise 0,66$ – 0,71$ aralığı üzerinde sağlanacak. Bu bölgenin aşılması orta-uzun vadede formasyon hedefi olan 2,42$ seviyesini teknik olarak gündeme getirebilir.Aşağı yönlü hareketlerde 0,3558$ ilk güçlü destek olarak takip edilmeli. Bu seviyenin altındaki kapanışlarda 0,33$ ve kanal alt bandı olan 0,28$ bölgeleri yeniden test edilebilir.Özetle:ARB düşen kanal yapısında hareketini sürdürüyor.0,4515$ üzeri kapanışlar kısa vadede trend değişimi için kritik.Yukarıda 0,5046$ → 0,5475$ → 0,66$ – 0,71$ dirençleri önemli.Aşağıda 0,3558$ ve 0,28$ seviyeleri destek konumunda.Orta-uzun vadeli teknik hedef 2,42$ seviyesi olmaya devam ediyor.Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

SOL, ADA, LTC ve DOGE İçin Ekim Ayı Kritik: 16 Kripto ETF Başvurusu Sonuca Yaklaşıyor
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) ekim ayında vereceği kararlar, kripto piyasası için kritik bir dönüm noktası olabilir. Ay boyunca tam 16 farklı kripto borsa yatırım fonu (ETF) başvurusu için nihai tarihler yaklaşırken, yatırımcılar yeni bir altcoin rallisinin kapıda olup olmadığını tartışıyor.Litecoin, Solana, XRP: Birçok altcoin için ETF başvurusu yapılmıştıTakvimde öne çıkan ilk başvuru, merkeziyetsiz borsa Canary’nin Litecoin ETF’i. 2 Ekim’de nihai karar için süre doluyor. Ardından 10 Ekim’de Grayscale’in Solana ve Litecoin tröstlerini ETF’e dönüştürme talebi değerlendirilecek. Ayın sonlarına doğru ise WisdomTree’nin XRP ETF başvurusu masada olacak. Bloomberg ETF analisti James Seyffart, SEC’in kararları son tarihlerden önce de açıklayabileceğini belirtiyor. Bu durum, piyasalara belirsizlik ve aynı zamanda heyecan katıyor.Yatırımcıların gözü özellikle Solana, XRP, Litecoin ve Dogecoin gibi popüler altcoin’lerde. Bitfinex analistleri, onayların güvenli ve düzenlenmiş yatırım imkânı sunarak yeni bir altcoin sezonu başlatabileceğini öngörüyor. ETF uzmanı Nate Geraci ise, ekim ayının “kripto ETF piyasası için dev bir dönem” olduğunu söylüyor. Ancak Fidelity ve BlackRock gibi devlerin başvurularının listede yer almaması, bu dalganın önemli ama henüz kesin sonuç getirmeyen bir gelişme olabileceğini gösteriyor. SEC’in yaklaşımında yumuşama sinyalleri de dikkat çekiyor. 17 Eylül’de duyurulan yeni düzenlemeyle, emtia tabanlı güven fonları için listeleme standartları güncellendi. Bu adım, spot kripto ETF onay süreçlerini kısaltabilir. Bloomberg’den Seyffart, bu hamleyi “bir lansman dalgasının öncüsü” olarak tanımlarken, meslektaşı Eric Balchunas, Coinbase üzerinde vadeli işlemleri bulunan 20’den fazla kripto paranın spot ETF sürecine dahil olabileceğini ifade ediyor.Gerçekten de Hashdex’in kısa süre önce portföyünü XRP, Solana ve Stellar’ı kapsayacak şekilde genişletmesi, piyasanın hızlı uyum sağladığını ortaya koydu. Nasdaq, NYSE Arca ve CBOE BZX gibi büyük borsalar da mevcut Bitcoin ve Ethereum ETF’lerini yeni standartlara uyarlamak için başvurularını güncelledi.Bununla birlikte, eleştiriler de eksik değil. SEC Komiseri Caroline Crenshaw, yeni düzenlemelerin bazı temel yatırımcı korumalarını devre dışı bırakabileceğini savunuyor. Crenshaw, bu ürünlerin “yeni ve denenmemiş” olduğunu, küçük yatırımcılar için riskleri artırabileceğini dile getirdi.Piyasa oyuncuları arasında ise iyimserlik ağır basıyor. Yatırımcılar, Ekim’in kripto ETF’ler için “dönüm ayı” olabileceğine inanıyor. Onaylar, spot piyasaya erişimi kolaylaştırarak altcoinlere yeni bir sermaye akışı sağlayabilir. Ancak reddedilen başvurular ya da ertelenen kararlar, beklentileri boşa çıkarma ihtimalini de barındırıyor.Sonuç olarak, Ekim ayı kripto ETF’leri açısından bir sınav niteliğinde olacak gibi duruyor. Onayların ardı ardına gelmesi durumunda piyasada ciddi bir ivme görülebilir; fakat temkinli yaklaşan uzmanlar, bunun tek başına kalıcı bir altcoin rallisini garanti etmediğini hatırlatıyor. Tüm gözler şimdi SEC’in vereceği kararlarda.

CZ Destekli Aster, 25 Milyon Dolarlık Gelirle DeFi Zirvesine Çıktı
Aster, son günlerde merkeziyetsiz türev borsaları arasında öne çıkan isim oldu. DefiLlama verilerine göre platform, son 24 saatte 25 milyon doların üzerinde işlem ücreti elde ederek günlük gelir sıralamasında zirveye oturdu. Bu performans, rakiplerinden Hyperliquid ve diğer perpetual DEX’leri (kalıcı vadeli işlem odaklı merkeziyetsiz borsalar) geride bırakmasını sağladı. Hyperliquid aynı dönemde 3,17 milyon dolar civarında gelir elde ederek beşinci sırada yer aldı.Aster, Hyperliquid’i solluyorAster’in yükselişi aslında tesadüf değil. Platformun 17 Eylül’de gerçekleşen token lansmanı büyük ilgi çekti. Lansmanın hemen ardından Binance kurucu ortağı Changpeng Zhao’nun (CZ) sosyal medyada yaptığı paylaşımlar, projeye yönelik ilgiyi katladı. Zhao, Aster’in Binance’e rakip olmasına rağmen BNB ekosistemine katkı sağladığını belirterek projeyi desteklediğini açıkladı. Ayrıca YZi Labs’ın (eski adıyla Binance Labs) şirkette azınlık hissedar olduğunun da altını çizdi.Veriler, Aster’in yalnızca ücret gelirlerinde değil, işlem hacminde de hızla büyüdüğünü gösteriyor. Son 24 saatte 199,9 milyon dolarlık spot işlem hacmiyle listelerde 13. sırada yer aldı. Hacim açısından Hyperliquid daha önde olsa da, Aster’in hızla yaklaştığı dikkat çekiyor. Platform, özellikle “gizli emir” özelliği ile kullanıcıların piyasada görünmeden işlem yapmasına imkân tanıyor. Bu yönüyle şeffaf emir defterine sahip rakiplerinden ayrışıyor.Aster’in kökleri de dikkat çekici. Daha önce APX Finance olarak bilinen proje, Mart ayında Astherus ile birleşerek yeniden markalaştı. Bu birleşme, güçlü likidite altyapısını türev ürünlerdeki uzmanlıkla birleştirdi. Ayrıca platform, çoklu zincir desteği sunuyor; başlangıçta BNB Chain öncelikli olsa da Ethereum, Arbitrum ve Solana entegrasyonlarıyla farklı ekosistemlere açılıyor.ASTER tokenı yükselişteToken tarafında ise volatilite dikkat çekiyor. ASTER token, lansman fiyatı olan 0,08 dolar seviyesinden kısa sürede yüzde 2000’in üzerinde değer kazanarak 2,42 dolara kadar yükseldi. Şu an %8’lik bir artış ile 1,95 dolar seviyelerinde işlem gören token, 15,1 milyar dolarlık tam seyreltilmiş piyasa değerine ulaştı. Bununla birlikte, zincir üstü (on-chain) veriler token dağılımı konusunda bazı soru işaretleri doğurdu. Analizlere göre arzın büyük kısmı birkaç cüzdanda yoğunlaşmış durumda. En büyük cüzdanın toplam arzın yüzde 44,7’sini elinde bulundurması, merkeziyetlilik tartışmalarını beraberinde getirdi. Her ne kadar dağıtım planında ekosistem geliştirme ve airdrop’lara önemli pay ayrılmış olsa da, bu ölçekte bir yoğunlaşma yatırımcıların dikkatini çekiyor.Kısa sürede ulaştığı milyarlarca dolarlık hacim ve kullanıcı sayısıyla Aster, türev borsaları arasındaki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. YZi Labs’ın sağladığı destek ve CZ’nin verdiği güven, projeye şimdilik güçlü bir zemin hazırlamış görünüyor. Ancak bu ivmenin kalıcı olup olmayacağı, önümüzdeki aylarda piyasanın göstereceği ilgiyle netleşecek.

APT Yorum ve Fiyat Analizi - 26 Eylül 2025
APT Teknik GörünümüAPT grafiğinde düşen kanal yapısı hâlâ aktifliğini koruyor. Son günlerde fiyat 4,06$ desteğini kaybederek kanalın alt bandına doğru hareketini hızlandırdı. Böylece kısa vadede zayıf görünüm ön plana çıkmış durumda.Anlık olarak fiyat 3,94$ seviyesinde işlem görüyor. Günlük kapanışların 4,06$ altında kalması aşağı yönlü riskleri artırıyor. Bu seviyenin altında kaldıkça fiyatın ilk durağı 3,74$ desteği olacaktır. Bu bölge de kırılırsa kanal alt bandı doğrultusunda 3,45$ ve 3,16$ seviyeleri gündeme gelebilir. Düşen Kanal Formasyonu Yukarı yönlü tepki alımlarında ise 4,06$ yeniden kritik eşik olarak çalışacaktır. Bu seviyenin üzerine çıkılması halinde kısa vadede 4,44$ ve 4,93$ bölgelerine doğru yükseliş potansiyeli doğabilir. Daha geniş zaman diliminde asıl kırılım teyidi için 5,10$ – 5,60$ aralığının aşılması gerekiyor. Bu gerçekleşirse trend dönüşü hızlanabilir.Özetle:Güncel fiyat 3,94$.4,06$ altında kaldıkça 3,74$ → 3,45$ → 3,16$ destekleri gündemde.4,06$ üzerine çıkılırsa ilk hedef 4,44$ ardından 4,93$.Asıl trend dönüşü için 5,10$ – 5,60$ bölgesi kritik.Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

SUI Yorum ve Fiyat Analizi - 26 Eylül 2025
SUI Teknik AnaliziSUI grafiğinde daralan üçgen yapısı dikkat çekiyor. Fiyat hem yukarıdan gelen alçalan trend çizgisi hem de aşağıdan gelen yükselen trend desteği arasında sıkışmaya devam ediyor. Bu tür formasyonlar genellikle kırılım yönüne göre sert hareketlerin habercisi olur.Anlık olarak fiyat 3,19$ seviyesinde işlem görüyor. Grafikte üçgenin alt bandı 3,10$ seviyesinden geçiyor ve kısa vadede kritik destek bölgesi olarak öne çıkıyor. Bu seviyenin korunması üçgenin geçerliliğini devam ettiriyor.Yukarı yönlü senaryoda ilk direnç bölgesi 3,38$ – 3,55$ aralığında. Bu alanın üzerinde kalıcılık sağlanırsa fiyatın 4,16$ seviyesine doğru yükselmesi beklenebilir. Daha yukarıda ise 4,75$ ve 5,37$ seviyeleri teknik hedefler olarak öne çıkıyor.Aşağı yönlü senaryoda 3,10$ altında kapanışlar gelirse önce 2,93$ ardından 2,54$ – 2,41$ destekleri devreye girecektir. Daha derin geri çekilmelerde 2,06$ ve 1,60$ bölgeleri olası hedefler olarak izlenmeli. Daralan Üçgen Yapısı Takip Edilecek SeviyelerDestekler: 3,10$ → 2,93$ → 2,54$ – 2,41$Dirençler: 3,38$ – 3,55$ → 4,16$ → 4,75$ → 5,37$Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

Polygon (POL) Nedir?
Polygon (POL), Ethereum ağının ölçeklenebilirlik sorununu çözmeyi hedefleyen, çok zincirli bir Layer-2 blockchain platformu. Başlangıçta Matic Network adıyla bilinen bu proje, Ethereum üzerindeki yüksek işlem ücretleri ve düşük hız problemlerine çözüm olarak 2017’de ortaya çıktı. Polygon’un amacı, işlemleri Ethereum dışında yan zincirlerde (sidechain) gerçekleştirmek ve böylece daha düşük gas (işlem) ücretleri ve daha yüksek işlem hızı sunmak. Bu yaklaşım sayesinde Polygon ağı, Ethereum’un güvenlik ve ekosistem avantajlarını kullanırken kullanıcıların çok daha hızlı ve ucuz işlem yapabildikleri bir ortam sağlar. Ethereum topluluğu içinde hızla popülerlik kazanmasının sebeplerinden biri de bu. Polygon ağı, günümüzde DeFi protokollerinden NFT platformlarına ve büyük kurumsal projelere kadar geniş bir yelpazede kullanılmakta ve kripto dünyasında kendine önemli bir yer edindi.Gelin, Polygon nedir, POL coin nedir, Polygon coin ne işe yarar gibi sorulara yanıt arayalım ve birlikte Polygon ekosistem projelerini keşfedelim.Polygon’un Tanımı ve Ortaya ÇıkışıPolygon, Ethereum için geliştirilmiş bir ölçeklendirme çözümü. Temelinde Plasma altyapısı ve Proof-of-Stake (PoS) tabanlı bir yan zincir bulunuyor. Yani Ethereum’daki işlemleri alıyor, kendi yan zincirinde çok daha hızlı ve ucuz şekilde işliyor ve sonuçları ana Ethereum zincirine geri bağlıyor. Böylece hem Ethereum’un güvenliğinden faydalanıyor hem de kullanıcıya düşük işlem ücreti ve hızlı onay imkânı sunuyor.Zamanla sadece tek bir yan zincir olmaktan çıktı, farklı ölçeklendirme çözümlerini destekleyen çok zincirli bir ekosisteme dönüştü. Bugün Plasma zincirleri, yan zincirler ve son dönemde geliştirilen Zero-Knowledge Rollup teknolojileri aynı ekosistem altında yer alıyor. Bu çeşitlilik sayesinde Polygon, farklı projelerin ihtiyaçlarına uyum sağlayabilen esnek çözümler sunuyor ve “Ethereum’un interneti” olma vizyonunu giderek daha görünür hale getiriyor. Polygon mimarisi. Proje ilk olarak 2017 yılında Matic Network adıyla Hindistan merkezli bir girişim olarak kuruldu. Kurucu ekipte blockchain dünyasında tecrübeli dört isim vardı: Jaynti Kanani, Sandeep Nailwal, Anurag Arjun ve Mihailo Bjelic. Bu ekip, Ethereum’un karşılaştığı ölçeklenebilirlik ve kullanılabilirlik sorunlarına bir çözüm getirme vizyonuyla bir araya geldi. Jaynti Kanani ve Sandeep Nailwal, proje öncesinde Ethereum geliştirici topluluğunda edindikleri deneyimlerle, Ethereum’un teknik sınırlarını yakından biliyorlardı. Polygon’u tasarlarken amaçları, Ethereum’un güvenliğini ve merkezsiz yapısını koruyarak kullanıcı deneyimini iyileştirmek, geliştiriciler için de ölçeklenebilir bir Web3 altyapısı sunmaktı. Matic Network adı altında başlatılan proje, 2019 yılında Binance üzerinde gerçekleşen bir İlk Borsa Arzı (IEO) ile MATIC token’ını piyasaya sürdü ve Mayıs 2020’de ana ağını (mainnet) Ethereum üzerine başarıyla kurdu. İlk başta Matic Foundation tarafından işletilen ağ doğrulayıcıları (validator’lar) 2020 boyunca kademeli olarak üçüncü parti doğrulayıcılara devredilerek ağın merkeziyetsizlik düzeyi arttırıldı.Şubat 2021’de proje, ölçeklendirme çözümlerini genişletme vizyonunun bir parçası olarak adını Polygon olarak değiştirdi (rebranding). Matic Network’ten Polygon’a geçiş, projenin kapsamının büyüdüğünü simgeliyordu. Bu dönemde Polygon ekibi, mevcut PoS yan zincirinin ötesinde, farklı ölçeklendirme teknolojilerini bir arada sunan bir platform inşa etme planlarını duyurdu. Örneğin 2021 yılı içinde Polygon, sıfır bilgi ispatı (ZK proof) teknolojilerine yatırım yaparak Hermez adlı zk-rollup projesini satın aldı ve Polygon Hermez adıyla kendi bünyesine kattı. Yine aynı yıl Mir Protocol isimli bir diğer ZK projesini (daha sonra Polygon Zero olarak anıldı) bünyesine dahil etti. Bu adımlar, Polygon’un uzun vadede zkRollup teknolojilerini benimsediğinin ve çok zincirli (multi-chain) bir ekosistem yaratma hedefine işaret etti.Polygon’un Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıPolygon (eski adıyla Matic Network) projesinin gelişiminde öne çıkan bazı önemli dönüm noktaları şöyle özetlenebilir:2017 - Kuruluş: Matic Network ismiyle proje hayata geçirildi. Jaynti Kanani, Sandeep Nailwal ve Anurag Arjun’un öncülüğünde Hindistan’da başlayan proje, Ethereum’un ölçeklenme ve yüksek ücret sorunlarına çözüm bulmayı hedefliyordu. Dördüncü kurucu ortak Mihailo Bjelic de daha sonraki aşamada ekibe katıldı ve proje uluslararası bir kimlik kazandı.2019 - İlk çıkış ve mainnet: Polygon çıkış tarihi 2019. Matic Network’ün yerel kripto parası MATIC coin piyasaya sürüldü. Proje, Nisan 2019’da Binance Launchpad üzerinde IEO gerçekleştirerek fon topladı ve aynı yıl içinde testnetlerini yayınladı. Mayıs 2020’de Polygon (Matic) ana ağı Ethereum üzerinde resmi olarak başlatıldı. Başlangıçta ağdaki doğrulayıcıların tamamı Matic Foundation tarafından kontrol edilse de 2020 yılı boyunca kademeli olarak dış doğrulayıcılara yer verildi ve ağ daha merkeziyetsiz hale getirildi.Şubat 2021 - Polygon’a dönüşüm: Proje ismi Polygon olarak değiştirildi. Bu rebranding ile birlikte Polygon’un, mevcut PoS yan zinciri çözümünün ötesine geçerek birden fazla ölçeklendirme çözümünü (Plasma, Optimistic Rollup, zkRollup vb.) destekleyen bir platform olma vizyonu duyuruldu. Bu dönemde Polygon, geliştiricilerin yalnızca bir yan zincirle sınırlı kalmadan, ihtiyaçlarına göre farklı ölçeklendirme araçlarını kullanabilmeleri için çalışmalara başladı. İsim değişikliğiyle beraber Matic ismi token için kullanılmaya devam etti, ancak ağın marka kimliği Polygon oldu.2021 - Boğa sezonu ve fiyat zirvesi: 2021 yılındaki kripto para boğa piyasasında Polygon ağı üzerindeki kullanım patlama yaptı. DeFi ve NFT alanındaki yoğun ilgiyle birlikte MATIC token fiyatı yıl sonunda tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Aralık 2021’de MATIC yaklaşık $2.92 fiyat ile zirve yaptı. Bu dönemde Polygon, Ethereum üzerindeki yüksek ücretlerden kaçınmak isteyen kullanıcılar için popüler bir alternatif haline gelmişti. Aynı zamanda Aave, Curve, SushiSwap gibi önde gelen DeFi protokollerinin Polygon’a entegre olması ve kullanıcı sayısının milyonlara ulaşması bu başarıyı destekledi. POL coin fiyatı Eylül 2025 itibariyle 0.21 dolardan el değiştiriyor. 2022 - Büyük ortaklıklar ve benimsenme: 2022 yılı, Polygon için kurumsal ortaklıkların yılı oldu. Meta (Facebook), Instagram platformunda kullanıcıların NFT basabilmesi için Polygon’u entegre edeceğini duyurdu. Reddit, Polygon üzerinde 3 milyondan fazla NFT cüzdanı oluşturulmasını sağlayan Avatar NFT projesini hayata geçirdi. Starbucks, sadakat programını NFT odaklı hale getirmek için Polygon’u kullanacağını açıkladı. Nike, dijital koleksiyon platformu .Swoosh’u Polygon altyapısıyla kurdu. Yine 2022’de Disney, hızlandırıcı programına Polygon’u seçerek potansiyel Web3 projelerinde birlikte çalışmaya başladı. Adobe, Coca-Cola, Adidas, Prada, Stripe, DraftKings gibi pek çok global marka ve şirket de bu dönemde Web3 ve NFT stratejileri için Polygon ile iş birliği yaptıklarını duyurdular. Bu büyük ortaklıklar sayesinde Polygon, ana akım benimsenme açısından önemli bir ivme yakaladı ve MATIC token değeri bu haberlerin etkisiyle dönem dönem yükselişler gördü.Mart 2023 - Polygon zkEVM başladı: Polygon ekibi, uzun süredir üzerinde çalıştığı zkEVM (Zero-Knowledge Ethereum Virtual Machine) projesini 2023’ün Mart ayında ana ağ üzerinde beta olarak başlattı. Polygon zkEVM, Ethereum ile aynı akıllı kontrat yeteneklerini sunan ancak işlemleri bir zk-Rollup altında toplayarak Ethereum’a gönderen bir sıfır bilgi ispatlı Layer-2 çözümüdür. Bu gelişme, Polygon’un teknoloji cephesinde ne kadar yenilikçi olduğunu gösteren önemli bir kilometre taşıdır. zkEVM sayesinde Polygon, hem geliştiricilere Ethereum’da yaptıkları gibi uygulamalarını çalıştırma imkanı verdi hem de sıfır bilgi kanıtlarıyla yüksek güvenlik ve ölçeklenebilirlik elde etti. Mart 2023 lansmanı, Ethereum kurucusu Vitalik Buterin’in de ilk işlemi yapmasıyla duyuruldu ve kripto topluluğundan büyük ilgi gördü.Haziran 2023 - Polygon 2.0 ve POL token: 2023 ortalarında Polygon Labs, projenin geleceğine yön verecek kapsamlı bir plan olan Polygon 2.0 vizyonunu duyurdu. Polygon 2.0, tüm Polygon protokollerini ve ağlarını bir araya getirmeyi, farklı zincirler arasında birlikte çalışabilirlik ve birleşik likidite sağlamayı amaçlayan bir dizi yükseltmeyi içeriyordu. Bu vizyonun kalbinde sıfır bilgi teknolojileri (ZK) yer aldı. Polygon 2.0 kapsamında, mevcut Polygon PoS zincirinin de ZK teknolojisiyle (zkValidium) güncellenerek Ethereum’a güvenlik anlamında daha sıkı bağlanması planlandı. Yeni POL token da bu dönemde ilk kez tanıtıldı. Polygon ekibi, mevcut MATIC tokenının, Polygon 2.0 ekosisteminde daha fazla rolü ve esnekliği olacak POL token ile değiştirileceğini açıkladı. Haziran 2023’te yayımlanan geliştirme önerileri (PIP-17, PIP-18, PIP-19) ile MATIC’ten POL’a geçişin teknik detayları ve yönetişim süreçleri toplulukla paylaşıldı. Bu önerilerin topluluk tarafından kabul edilmesiyle, Polygon 2.0 yol haritası resmen başlamış oldu.Ekim 2023 - POL token lansmanı: Yapılan hazırlıkların ardından yeni POL token’ı Ekim 2023’te Ethereum ana ağında kullanıma sunuldu. Bu tarihte Polygon ekibi, POL token kontratını Ethereum üzerinde dağıtarak MATIC’ten POL’a geçişin önünü açtı. Henüz bu aşamada Polygon PoS veya Polygon zkEVM ağlarının aktif işleyişinde bir değişiklik yapılmadı; yani kullanıcılar MATIC ile işlem yapmaya devam ediyordu. POL token lansmanı, Polygon 2.0 kapsamındaki güncellemelerin Phase 0 olarak adlandırılan ilk adımıydı. Devamında, topluluk ve doğrulayıcılar tarafından onaylandıkça, POL token’ın Polygon ekosistemindeki gas ücreti ve staking gibi işlevleri devralması planlandı.Eylül 2024 - MATIC’ten POL’a geçiş süreci: 2024’ün ikinci yarısında Polygon ağında yerel token geçişi resmi olarak başlatıldı. 4 Eylül 2024 civarında Polygon Labs, MATIC token’larının otomatik olarak POL token’larına dönüştürüleceği ağ güncellemesini devreye aldı. Bu geçiş, 1:1 oranında gerçekleşti, yani kullanıcıların cüzdanındaki 1 MATIC yerine 1 POL gelecek şekilde düzenlendi. Geçiş süreci kullanıcılardan ekstra bir işlem yapmalarını gerektirmeyecek biçimde tasarlandı ve Polygon PoS zincirindeki tüm MATIC bakiyeleri protokol seviyesinde POL olarak güncellendi. Yaklaşık bir yıl süren kademeli geçiş sonucunda, 2025 yılının Eylül ayına gelindiğinde MATIC token’larının %99’undan fazlası başarıyla POL’e dönüştürülmüş durumdaydı. POL artık Polygon ağının ana gas ücreti ve staking token’ı olarak hizmet veriyor. Bu geçiş, geriye dönük uyumluluk gözetilerek yapıldığı için, ağ üzerindeki uygulamalar kesintiye uğramadan yoluna devam etti.2024-2025 - Polygon 2.0 gelişmeleri: Polygon ekibi, 2024 boyunca Polygon 2.0 yol haritasındaki teknik yenilikler üzerinde çalışmaya devam etti. Ağustos 2024’te Polygon, mevcut PoS zincirini zkEVM teknolojisiyle birleştirecek yükseltmenin testlerini duyurmaya başladı. Haziran 2024’te ise Polygon, topluluk yönetişimiyle oluşturulan dev bir hazine programını tanıttı. Bu Topluluk Hazinesi, önümüzdeki 10 yıl boyunca geliştiricilere ve projelere toplam 1 milyar adet POL token’a kadar hibe desteği sağlamayı hedefliyor. İlk aşamada 35 milyon MATIC (yaklaşık 25 milyon $) bu hazineye ayrıldı ve ardından her yıl yaklaşık 100 milyon POL dağıtılmak üzere planlama yapıldı. Bu girişim, Polygon ekosisteminin büyümesini desteklemek ve yeni projeleri teşvik etmek açısından önemli bir adımdı. 2025 itibariyle, Polygon ağı hem teknik altyapı dönüşümü (zkEVM entegrasyonu, AggLayer gibi çapraz zincir çözümleri) hem de topluluk odaklı büyüme hamleleri ile blockchain dünyasında dikkat çekici bir konumda bulunuyor.Polygon Neden Önemli?Polygon projesinin bu kadar ses getirmesinin ve başarılı olmasının arkasında, onu benzersiz ve önemli kılan bazı özellikler ve avantajlar yatıyor:Ethereum’un güvenliği ile düşük ücretlerPolygon, işlemleri kendi yan zincirinde veya ikinci katmanında işleyip sonuçları Ethereum ana zincirine ileterek çalışır. Bu sayede Ethereum’un güçlü güvenlik modelinden faydalanırken kullanıcılar için işlem maliyetlerini ciddi oranda düşürür. Örneğin Ethereum üzerinde bir işlem ücreti bazen onlarca dolar seviyesine çıkabilirken, aynı işlem Polygon üzerinde birkaç sent gibi çok düşük ücretlerle yapılabilmektedir. Üstelik işlem sonuçları belirli aralıklarla Ethereum’a kaydedildiği (checkpoint edildiği) için güvenlikten ödün verilmez. Kısacası, Polygon ağı “Ethereum kadar güvenli, ancak Ethereum’dan çok daha ucuz” bir deneyim sunar.Yüksek ölçeklenebilirlik ve kullanıcı dostu altyapıPolygon’un altyapısı, saniyede çok daha fazla işlemi (yüksek TPS) gerçekleştirebilecek şekilde tasarlanmıştır. Blok onay süreleri ve işlem finalitesi Ethereum’a kıyasla oldukça hızlıdır. Bu da oyunlar veya gerçek zamanlı uygulamalar gibi yüksek hız gerektiren kullanım alanlarında Polygon’u öne çıkarır. Ayrıca Polygon, EVM-uyumlu bir platform olduğu için Ethereum geliştiricilerinin alışık olduğu akıllı kontratları ve araçları (Solidity, Remix, Metamask vb.) neredeyse hiç değişiklik yapmadan kullanmalarına imkan tanır. Bu geliştirici dostu yapı, birçok projenin Polygon üzerine kolaylıkla entegre olmasını sağlamıştır. Sonuç olarak, kullanıcılar da karmaşık köprü işlemleri veya yeni cüzdanlar öğrenmek zorunda kalmadan, mevcut Ethereum araçlarıyla Polygon ağını sorunsuz şekilde kullanabilmektedir.zkEVM ve yenilikçi ZK teknolojileriPolygon, ölçeklenebilirlik çözümlerini bir adım ileri taşıyarak Zero-Knowledge (Sıfır Bilgi) teknolojilerini blockchain alanında yaygınlaştıran öncü projelerden biri oldu. 2023’te başlatılan Polygon zkEVM, Ethereum’un tüm akıllı sözleşme yeteneklerini destekleyen ilk ZK-Rollup çözümlerinden biri olarak büyük önem taşıyor. ZK-Rollup’lar, çok sayıda işlemi tek bir kanıt altında birleştirip bu kanıtı Ethereum’a göndererek hem güvenliği üst düzeyde tutuyor hem de verimliliği artırıyor. Polygon zkEVM sayesinde geliştiriciler, Ethereum’daki dApp’lerini hiçbir uyumluluk sorunu yaşamadan Polygon’un ZK ortamına taşıyabildiler. Bu teknoloji, blockchain dünyasında gizlilik ve ölçeklenebilirlik dengesini kurmada kilit bir rol oynuyor. Polygon’un sıfır bilgi ispatlarına yaptığı yatırım, bu alandaki rekabeti hızlandırdı ve diğer projelerin de ZK çözümlerine yönelmesine önayak oldu.Ancak belirtmek gerekir ki, Polygon Labs, Polygon zkEVM Mainnet Beta’yı 2025 içinde sonlandırma kararı aldığını duyurdu. Şirket, teknik zorluklar, geliştirme gecikmeleri ve ekosistemin ihtiyaçlarına tam uyum sağlanamaması gibi nedenlerle bu adımı attı. Önümüzdeki 12 ay boyunca sequencer çalışmaya devam edecek ve kullanıcılar istedikleri zaman fonlarını çekebilecek. Polygon, bu süreçte projelerin Polygon PoS gibi diğer çözümlere geçişini desteklemek için hibe ve teknik yardım sağlayacağını açıkladı.Yani kısaca, Polygon zkEVM Mainnet Beta önümüzdeki yıl tamamen kapanacak.DeFi, NFT ve kurumsal blockchain çözümleri için tercih edilmesiPolygon’un esnek ve ucuz altyapısı, merkeziyetsiz finans (DeFi) uygulamaları, NFT platformları ve hatta kurumsal blockchain projeleri tarafından tercih edilmesini sağlıyor. DeFi tarafında Aave, Curve, Balancer, Uniswap gibi pek çok büyük protokol, Ethereum ana ağı yanı sıra Polygon ağı üzerinde de hizmet vermeye başladı. Bu sayede kullanıcılar, bu protokolleri çok daha düşük ücretlerle kullanabilir hale geldi. Polygon üzerindeki toplam kilitli değer (TVL) 2021’de milyarlarca doları aşarak Ethereum dışındaki en yüksek TVL’lerden biri olmuştu. NFT alanında ise OpenSea gibi pazar yerleri Polygon’u entegre etti ve kullanıcılar ucuz NFT basımının keyfini çıkarmaya başladılar. Özellikle Reddit’in Avatar NFT’leri gibi projeler için Polygon’un tercih edilmesi, milyonlarca yeni kullanıcının ilk kez blockchain ile tanışmasını sağladı. Oyun sektöründe de Polygon önemli bir oyuncu; birçok blockchain tabanlı oyun ve metaverse projesi (örneğin The Sandbox, Decentraland’ın bazı entegrasyonları, Galaxy Fight Club gibi oyunlar) hızlı ve ucuz işlemler için Polygon altyapısını kullanıyor. Polygon ekosistemi Global markaların web3 stratejilerinde Polygon’u seçmesiSon yıllarda adını kripto dünyası dışındaki ana akım medyada da duyuran Polygon, birçok büyük marka ve şirketin Web3 hamlelerinde tercih ettiği altyapı oldu. Örneğin Starbucks, müşterilerine yönelik NFT tabanlı sadakat programı Odyssey için Polygon’u seçtiğini duyurdu. Meta (Facebook), Instagram platformuna NFT entegrasyonu getirirken yine Polygon’u kullandı. Reddit, milyonlarca kullanıcısına dijital koleksiyon dağıtırken Polygon’dan faydalandı. Nike, dijital spor ayakkabı ve giyim NFT’lerini Polygon üzerinde piyasaya sürdü. Disney, 2022’de başlattığı hızlandırıcı programında Polygon’u seçerek potansiyel iş birliklerine kapı araladı. Adobe gibi kreatif teknoloji devleri, Stripe gibi ödeme şirketleri, Telefonica gibi telekom firmaları da dahil olmak üzere pek çok sektör lideri kurum, hız, maliyet ve ölçeklenebilirlik avantajları nedeniyle Web3 ürün ve hizmetleri için Polygon ağını kullanıyor. Polygon’un Kurucuları Kim?Peki, Polygon kurucuları kim? Polygon projesinin arkasında, vizyoner bir kurucu ekip ve güçlü bir topluluk bulunuyor. Kurucu ekip, daha önce bahsettiğimiz gibi Jaynti Kanani, Sandeep Nailwal, Anurag Arjun ve Mihailo Bjelic’ten oluşuyor. Jaynti ve Sandeep, Hindistan’da blockchain geliştirme sahnesinin tanınan isimleriyken, Mihailo Bjelic Sırbistan’dan projeye katılan bir bilgisayar bilimci. Bu dört kurucu, Polygon’u “ilk günden küresel” bir proje haline getirmeyi başardılar. Özellikle Jaynti Kanani’nin Mumbai’deki humble başlangıcı ve Sandeep Nailwal’ın vizyonerliği, Polygon’un “Hindistan çıkışlı ilk büyük blockchain unicorn”u olarak anılmasını sağladı. 2017’de bir startup olarak yola çıkan ekip, 2021’de Polygon’un dünya çapında bilinirlik kazanmasıyla birlikte adeta blockchain ekosisteminin en genç milyarderlerini çıkardı. Sandeep Nailwal’ın “Hindistan’ın ilk kripto milyarderi” olarak medyada yer alması, projenin Hindistan teknoloji sektörü için de gurur kaynağı haline geldiğini gösteriyor.Kurucular, Ethereum topluluğundan öğrendikleri en iyi prensipleri (açık kaynak, şeffaflık, merkeziyetsizlik) Polygon’a taşıyarak, kısa sürede sağlam temelleri olan bir ürün ve etrafında kenetlenen bir topluluk oluşturabildiler. Bugün Polygon Labs adı altında faaliyet gösteren ekip, dünyanın dört bir yanından geliştiricileri bünyesine katmış durumda ve proje artık bir avuç kurucunun ötesinde, dev bir küresel organizasyona dönüşmüş halde.Polygon topluluğu, projenin başarısında en az kurucu ekip kadar pay sahibi. Topluluk odaklı gelişim modeli, Polygon’un en başından beri benimsediği bir yaklaşım oldu. Örneğin, ağın erken dönemlerinde doğrulayıcı seçimleri ve ağ parametreleriyle ilgili kararlar, topluluk forumlarında tartışılarak alındı. Polygon ekibi, merkeziyetsiz yönetişim konusunda sektörde öncü adımlar atmaya çalışıyor. 2021’in sonlarında Polygon ekibi bünyesinde resmi bir Yönetişim Ekibi kuruldu ve “Polygon DAO” vizyonu duyuruldu. Amaç, zaman içinde Polygon ürünlerinin idaresini tamamen topluluğa bırakacak bir yönetişim altyapısı kurmaktı. İlk adım olarak Polygon Ecosystem DAO adıyla bir oluşum başlatıldı ve Eylül 2021’de topluluktan gönüllülerden oluşan bir Genesis Team seçildi.Bu ekip, Polygon ekosistemindeki projelere finansman sağlamak ve ekosistemi büyütmek için 1 milyon dolarlık bir fonu yönetmeye başladı. Ardından, 10’dan fazla proje de bu DAO’ya katkı sunmak istediklerini belirterek maddi destek taahhüdünde bulundu. Bu gelişme, Polygon’un ekosisteminde çok paydaşlı bir yönetişim modeline geçiş için önemli bir adımdı. Günümüzde Polygon’un yönetişim süreçleri, PIP (Polygon Improvement Proposal/Polygon Gelişim Önerileri) adı verilen öneriler etrafında şekilleniyor. Herkesin erişebileceği bir forumda, ağın geleceğine dair teklifler tartışılıyor ve token sahiplerinin oylarına sunuluyor. Örneğin MATIC’ten POL’a geçiş süreci de PIP’ler aracılığıyla topluluğun onayına sunuldu ve ortak akılla kararlaştırıldı. Sık Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, Polygon’a dair sıkça sorulan bazı sorular ve cevaplarını bulabilirsiniz:Polygon nedir, Polygon coin ne zaman çıktı?: Polygon, Ethereum blockchaini için geliştirilmiş bir Layer-2 ölçeklendirme platformudur. 2017 yılında Matic Network adıyla kurulmuş ve 2019’da ana ağını başlatmıştır. Ethereum’un yüksek işlem ücreti ve yavaşlık problemlerine çözüm getirmeyi amaçlayan Polygon, günümüzde çok zincirli yapısıyla blokzincir ekosisteminde önemli bir konuma ulaşmıştır.Polygon’u kim geliştirdi?: Polygon’un arkasındaki kurucu ekip Jaynti Kanani, Sandeep Nailwal, Anurag Arjun ve Mihailo Bjelic’ten oluşmaktadır. Proje, ilk olarak Hindistan’da bu girişimciler tarafından başlatıldı ve ekip zamanla uluslararası ölçekte büyüdü. Kurucuların her biri blockchain teknolojisinde deneyimli olup, Ethereum topluluğundaki tecrübelerini Polygon projesine aktararak bu başarılı ekosistemi oluşturmuşlardır.Polygon hangi teknolojiyi kullanıyor?: Polygon, bir Layer-2 ölçeklendirme çözümü olarak Plasma framework’ü ve Proof-of-Stake yan zinciri kombinasyonuyla çalışarak başladı. Yani işlemleri Ethereum dışında işleyip toparlayarak Ethereum ana zincirine kök hash’ler gönderdi. Günümüzde Polygon ekosistemi, zkEVM gibi sıfır bilgi ispatı (ZK) tabanlı teknolojileri de içeriyor. Özellikle Polygon zkEVM, Ethereum ile uyumlu akıllı kontratları çalıştırırken ZK-Rollup sayesinde güvenli ve ölçeklenebilir bir ortam sağlıyor. Kısaca Polygon, hem Plasma/PoS yan zinciri hem de ZK-Rollup gibi farklı teknolojileri bir arada kullanıyor.POL token ne işe yarar?: POL token, Polygon ağının yerel kripto parasıdır (öncesinde bu rolü MATIC üstleniyordu). POL token, ağ üzerinde işlem ücretlerini ödemek, ağın güvenliğini sağlamak için staking yapmak ve topluluk yönetimine katılmak (yönetişim oylamalarında oy hakkı) gibi amaçlarla kullanılır. Örneğin, Polygon ağında bir akıllı kontrat çalıştırdığınızda veya transfer yaptığınızda ücret POL ile ödenir; ayrıca validatörler POL stake ederek ağı güvenceye alır ve karşılığında ödül kazanırlar.Polygon yatırım için uygun mu?: Kripto para yatırımı yaparken dikkatli olmak gerekir. Polygon (MATIC/POL), güçlü teknik altyapısı, düşük ücret avantajı ve geniş çapta benimsenen ekosistemi sayesinde birçok yatırımcının ilgisini çeken bir projedir. DeFi ve kurumsal iş birlikleriyle kullanım alanı genişledikçe proje değer kazanmıştır. Ancak kripto piyasaları yüksek volatiliteye sahiptir; Polygon da geçmişte büyük fiyat dalgalanmaları yaşamıştır. Bu nedenle Polygon’a veya herhangi bir kripto varlığa yatırım yapmadan önce kendi araştırmanızı yapmalı, risk toleransınızı gözden geçirmeli ve gerekirse finansal danışmanlardan görüş almalısınız.Polygon hangi kullanım alanlarına sahip?: Polygon ağı, DeFi (Merkeziyetsiz Finans) uygulamalarından NFT platformlarına, blockchain tabanlı oyunlara ve hatta kurumsal uygulamalara kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir. Örneğin, Aave ve Uniswap gibi önde gelen DeFi protokolleri, Ethereum’un yanı sıra Polygon’da da faaliyet göstererek kullanıcılara düşük ücretli finans hizmetleri sunar. OpenSea gibi NFT pazar yerleri Polygon’u entegre ederek ucuz ve hızlı NFT alım-satımı imkanı tanır. Reddit platformu, kullanıcılarına dağıttığı dijital koleksiyon avatarları için Polygon üzerinde milyonlarca NFT oluşturmuştur. Starbucks ve Nike gibi şirketler, müşteri sadakati ve dijital koleksiyon programlarını Polygon altyapısıyla kurmuştur. MATIC token ile POL arasındaki fark nedir?: MATIC token, Polygon ağının orijinal token’ıdır ve toplam 10 milyar adetlik sabit arza sahip olacak şekilde tasarlanmıştı. POL ise Polygon 2.0 kapsamında tanıtılan yeni nesil tokendir ve MATIC’in yerini almıştır. Eylül 2023’den başlayarak tüm MATIC sahipleri 1:1 oranında MATIC’lerini POL ile değiştirme imkanına kavuştu.Polygon ağı, POL token ve blockchain dünyasındaki en son gelişmeler için JR Kripto Rehber serisini takip edin.

Quant, İngiltere’nin Token Projesinde Ödeme Altyapısını Üstlenecek
İngiltere finans sektöründe yeni nesil dijital para ve ödeme sistemlerini şekillendirecek önemli bir adım atıldı. Quant, ülkenin önde gelen bankalarıyla birlikte “Tokenized Sterling Deposit” (GBTD) pilot projesinde ödeme altyapısı ve bankacılık teknolojisini geliştirmek üzere seçildi. Proje, UK Finance liderliğinde yürütülüyor ve Lloyds, Barclays, HSBC, NatWest, Santander ile Nationwide gibi büyük bankaların katılımıyla hayata geçiriliyor.Quant CEO’su Gilbert Verdian, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şirketin bu projede yer almasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Verdian, Quant’ın daha önce İngiltere’nin Regulated Liability Network (RLN) projesinde başarıyla test edilen teknolojisinin, farklı ödeme sistemlerini birbirine bağlama ve “programlanabilir para” modelini hayata geçirme kabiliyeti sayesinde tercih edildiğini belirtti. Verdian’a göre bu proje yalnızca ödemeleri hızlandırmakla kalmayacak, aynı zamanda paranın nasıl hareket ettiğini ve yönetildiğini kökten değiştirecek bir dönüşüm sağlayacak.GBTD, geleneksel sterlin mevduatlarının tokenize edilmiş dijital versiyonlarını ifade ediyor. Yani kullanıcıların bankalardaki mevduatları, regülasyonların ve mevcut güvence mekanizmalarının koruması altında kalırken, blockchain tabanlı bir yapıya kavuşuyor. Bu sayede hem daha hızlı hem de sahteciliğe karşı daha güvenli işlemler mümkün hale geliyor.Pilot fazda üç temel kullanım alanı test edilecek: çevrim içi pazar yerlerinde bireyler arası ödemeler, yeniden ipotekleme süreçleri ve dijital varlıkların müşteri mevduatlarıyla doğrudan takası. Örneğin pazar yerlerinde yapılan işlemlerde tokenize mevduatlar sayesinde alıcı ve satıcı arasındaki güven artacak, dolandırıcılık riski azalacak. Konut kredisi ve yeniden ipotekleme süreçlerinde ise şeffaflık sağlanacak, işlemler hızlanacak ve özellikle “conveyancing (gayrimenkul devir işlemleri)” sahtekârlıkları önlenecek. Ayrıca tokenize mevduatların dijital varlıklarla entegre edilmesi, kripto ve geleneksel finans dünyası arasında daha sorunsuz bir köprü kurulmasına imkân tanıyacak.Proje 2026 ortasına kadar devam edecek. Bu süre zarfında müşteriler, işletmeler ve ekonomi genelinde sağlanacak faydaların somut olarak gösterilmesi hedefleniyor. Kullanıcılara daha fazla kontrol imkânı, daha güçlü dolandırıcılık önlemleri ve verimli mutabakat süreçleri vadediliyor. Ayrıca proje, İngiltere’nin “National Payments Vision” planı ve dijital tahvil (DIGIT) girişimiyle uyumlu şekilde ülkenin küresel finans inovasyonunda öncü rolünü pekiştirmeyi amaçlıyor.UK Finance yöneticisi Jana Mackintosh, bu girişimi “endüstri iş birliğinin güçlü bir örneği” olarak tanımlarken, Bank of England Başkanı Andrew Bailey de tokenize mevduatların, stablecoin’lere kıyasla daha güvenli ve regüle edilmiş bir alternatif sunduğunu vurguladı. Barclays, HSBC, Lloyds, NatWest, Nationwide ve Santander yöneticileri de yaptıkları açıklamalarda tokenize mevduatların geleceğin dijital ödeme altyapısında merkezi bir rol oynayacağına dikkat çekti.QNT fiyatı hareketlendiQuant (QNT) fiyatı 26 Eylül’de gelen İngiltere’nin tokenize sterlin mevduat (GBTD) pilotunda ödeme altyapısını üstleneceği haberiyle kısa süreli bir yükseliş yaşadı ve 92 doların üzerine çıktı; ancak bu ivme kalıcı olmadı ve fiyat yeniden 88,65 dolar seviyelerine gerileyerek günlük bazda %2,3’lük bir düşüş kaydetti.

HYPE ETF Başvurusu Yapıldı: 4 Altcoin ETF’ine ise Erteleme Kararı Çıktı
Varlık yönetim şirketi Bitwise, kripto vadeli işlem protokolü ve blockchain Hyperliquid’e bağlı tokenı tutan ve izleyen bir borsa yatırım fonu (ETF) başvurusunda bulundu. Şirket, perşembe günü yapılan düzenleyici başvuruya göre Bitwise Hyperliquid ETF’ini hayata geçirmek için girişimde bulunuyor. Fon, doğrudan Hyperliquid (HYPE) tokenını tutacak. HYPE, Hyperliquid’in merkeziyetsiz borsasında (DEX) indirimler sağlıyor ve blockchain üzerindeki işlem ücretlerinin ödenmesinde kullanılıyor. Başvuruda, ürünün hangi borsada işlem göreceği, hangi sembolle listeleneceği veya Bitwise’ın ne kadar ücret talep edeceği ise henüz belirtilmedi.Bitwise’dan HYPE için başvuruKripto varlık yönetim şirketi Bitwise Investment Advisers, Hyperliquid (HYPE) token’ını takip edecek yeni bir borsa yatırım fonu (ETF) için ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) başvurdu. S-1 formu üzerinden yapılan başvuru, HYPE için piyasaya sunulacak ilk ETF olma özelliğini taşıyor.Hyperliquid, merkeziyetsiz finans (DeFi) uygulamalarına özel olarak tasarlanmış bir Layer-1 blockchain. Ağın en önemli odak noktası perpetual vadeli işlemler olurken, hız, ölçeklenebilirlik ve kullanıcı odaklılık ön plana çıkıyor. 2021’den bu yana hızla büyüyen ekosistem, HYPE token üzerinden likidite ve işlem çeşitliliğini artırmayı amaçlıyor.Bitwise’ın adımı, kriptoya yönelik kurumsal ilgiyi artırma potansiyeli taşıyor. Zira ETF’ler, bireysel yatırımcıların doğrudan token satın almak yerine regüle edilmiş finansal ürünler üzerinden kripto varlıklara erişmesini kolaylaştırıyor. Bu tür ürünler aynı zamanda kurumsal yatırımcıların risk yönetimini daha şeffaf bir zeminde yapabilmesine imkân sağlıyor.Başvuru haberi sonrası HYPE fiyatında sert bir dalgalanma yaşandı. HYPE fiyatı son 24 saatte yüzde 5 yükselerek 42 dolardan el değiştiriyor. 270,8 milyon adet dolaşımdaki arzı bulunan HYPE, 11 milyar dolarlık piyasa değeriyle kripto piyasasında 21. sırada yer alıyor. Dört altcoin ETF’si ertelendiETF hamlesi, piyasadaki diğer gelişmelerle birlikte değerlendiriliyor. SEC, Bitwise başvurusunu incelemeye alırken, aynı günlerde bazı altcoin ETF başvurularını erteledi. Canary’nin spot SUI ve PENGU fonları ile stake edilmiş INJ ve SEI fonları, ayrıca Grayscale ve VanEck’in Avalanche odaklı ETF teklifleri karar için bekletilen dosyalar arasında bulunuyor. Hyperliquid ETF başvurusu piyasa uzmanları arasında da yankı uyandırdı. Yatırımcı ve girişimci Howard Lindzon, sosyal medyadaki paylaşımında girişim sermayesi dönemleriyle kıyaslama yaparak “Artık herkes erken aşamada olmak istiyor, ama kamu piyasaları gerçekte en odaklanılması gereken yer” ifadelerini kullandı.Kripto ETF piyasasında rekabet giderek kızışıyor. Geçtiğimiz günlerde Hashdex, SEC’in yeni listeleme standartları çerçevesinde XRP ve Solana’yı portföyüne ekleyerek mevcut ETF’ini genişletmişti. Bugün onlarca başvuru inceleme sürecinde ve yatırımcılar her yeni gelişmeyi yakından izliyor.Bitwise’ın Hyperliquid adımı onay alırsa, hem DeFi odaklı Layer-1 projelerinin görünürlüğü artacak hem de kurumsal sermaye için yeni bir kapı açılacak. Ancak onayın ne zaman geleceği ve SEC’in genel yaklaşımında hangi yönde ilerleyeceği şimdilik belirsizliğini koruyor.

SEC ve Finra, Kripto Alımları Öncesindeki Hisse İşlemlerini Mercek Altına Aldı
ABD’de finansal düzenleyiciler, kripto varlık alımlarını açıklamadan önce borsada işlem gören bazı şirketlerin hisse senedi hareketlerini incelemeye aldı. Wall Street Journal’ın haberine göre, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ile Finansal Endüstri Düzenleme Otoritesi (Finra), dijital varlık hazinesi stratejisi izleyen şirketlerde olağandışı işlem modellerini araştırıyor.Yetkililer, özellikle “Digital Asset Treasury Companies” (DATs) olarak bilinen ve bilançolarına kripto para ekleyen halka açık şirketlerde dikkat çekici işlem hacimleri ve fiyat hareketleri tespit etti. Bu hareketlerin, söz konusu firmaların kamuya resmi duyuru yapmasından kısa süre önce gerçekleşmesi, içeriden bilgiye dayalı olabileceği şüphesini gündeme getirdi.SEC’in bazı şirketlere, Reg FD (Fair Disclosure/Adil Açıklama) kuralının ihlal edilebileceği yönünde uyarılarda bulunduğu bildirildi. Bu düzenleme, şirketlerin önemli ve henüz kamuya açıklanmamış bilgileri yalnızca belirli yatırımcılarla paylaşmasını yasaklıyor. Amaç, piyasa katılımcılarının eşit koşullarda bilgiye erişimini sağlamak.200’den fazla şirketle temasa geçildiFinra ve SEC’in yaklaşık 200’den fazla DAT şirketiyle temasa geçtiği belirtiliyor. İncelemelerin odağında, kripto alım duyurularından hemen önce görülen sıra dışı işlem hacimleri ve hisse fiyatlarındaki ani artışlar bulunuyor. Düzenleyiciler, bu tür işlemlerin piyasada güveni zedeleyebileceği ve manipülasyona yol açabileceği görüşünde.Bu gelişme, şirketlerin kripto hazinesi stratejilerine yöneldiği bir dönemde geldi. 2020’den bu yana MicroStrategy’nin öncülük ettiği bu trend, son aylarda giderek daha fazla şirket tarafından benimseniyor. Firmalar, bilançolarında Bitcoin ve Ethereum gibi varlıkları tutarak hem çeşitlilik sağlıyor hem de uzun vadeli değer artışından faydalanmayı hedefliyor.Yalnızca bu yıl içinde DAT şirketleri 20 milyar dolardan fazla risk sermayesi yatırımı çekti. Bu da kriptoya yönelik kurumsal ilgiyi gözler önüne seriyor. Öte yandan düzenleyici kurumlar, bu büyümenin şeffaflık ve piyasa adaleti ilkeleri çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğini vurguluyor.MicroStrategy, bu alandaki en büyük kurumsal oyuncu olmayı sürdürüyor. Michael Saylor liderliğindeki şirket, kısa süre önce 850 Bitcoin daha satın alarak toplam rezervini 639.835 BTC’ye çıkardı. Bu alımların toplam değeri 99,7 milyon dolara ulaştı. SEC ve Finra’nın başlattığı inceleme, kurumsal yatırımcıların kripto varlıklarla olan ilişkisinin artık yalnızca finansal değil, aynı zamanda regülasyon boyutuyla da daha sıkı denetleneceğinin işareti olarak görülüyor. ABD’li şirketler kriptoyu bilançolarına katmaya devam ettikçe, içeriden bilgi sızdırma veya adil olmayan işlem iddialarının da artabileceği öngörülüyor.Bu nedenle önümüzdeki dönemde, kripto varlık yatırımı yapan halka açık şirketlerin şeffaflık yükümlülüklerine daha fazla dikkat etmesi bekleniyor. Aksi takdirde hem ciddi yaptırımlarla karşılaşmaları hem de yatırımcı güvenini kaybetmeleri mümkün görünüyor.

AAVE Yorum ve Fiyat Analizi - 25 Eylül 2025
AAVE Teknik GörünümüAAVE grafiğinde günlük periyotta yükselen kanal yapısı geçerliliğini koruyor. Fiyat, kanal orta bandından aldığı tepkiyle yukarı yönlü toparlanma çabasında. Genel yapı halen pozitif ve yükselen trend içerisindeki hareketini sürdürüyor.Anlık olarak fiyat 276$ seviyesinde işlem görüyor. Kısa vadede 288$ seviyesi ilk önemli direnç olarak öne çıkıyor. Bu seviyenin aşılması halinde fiyatın 322$ ve ardından kanal üst bandı olan 354$ bölgesine doğru hareket etme potansiyeli bulunuyor. Orta vadede kanal boyu hesaplandığında 380$ seviyelerine kadar alan açılabilir.Geri çekilmelerde ise takip edilmesi gereken destek bölgeleri:277$ bölgesi: Kısa vadeli en önemli destek konumunda.251$ seviyesi: Kanal orta hattı, korunması yükseliş trendi için kritik.226$ – 218$ bölgesi: Kanalın alt bandına yakın destek alanı. Yükselen Kanal Yapısı Özetle, AAVE tarafında yükselen kanal yapısı korunuyor. 288$ üzerinde kalıcılık sağlanması halinde yukarı yönlü hedefler öne çıkarken, 277$ altında kapanışlar düşüş riskini artırabilir.Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

TAO Yorum ve Fiyat Analizi - 25 Eylül 2025
TAO Teknik AnaliziTAO grafiğinde uzun süredir devam eden düşen kanal yapısı güncelliğini koruyor. Fiyat kanalın orta bandında tutunmaya çalışsa da satış baskısı devam ediyor ve alt banda doğru hareket ihtimali giderek artıyor. Genel trend aşağı yönlü seyrini sürdürüyor. Düşen Kama Görüntüsü Anlık olarak fiyat 309$ seviyesinde işlem görüyor. 303$ – 292$ aralığı kritik destek bölgesi olarak öne çıkıyor. Bu alanın üzerinde kalıcılık sağlanması, düşen kanal içerisinde tepki yükselişine zemin hazırlayabilir. Kısa vadede yukarı yönlü denemelerde ilk direnç 333$ seviyesinde bulunuyor. Bu bölgenin aşılması halinde 366$ – 379$ aralığı test edilebilir. Ancak asıl kırılımın teyidi için 400$ bölgesi üzerine çıkılması gerekiyor. Bu gerçekleşirse 421$, 461$ ve 500$ seviyeleri sırasıyla gündeme gelecektir.Geri çekilmelerde ise 292$ seviyesinin altında kapanışlar görülmesi, fiyatı doğrudan kanalın alt bandına doğru itebilir. Bu durumda 263$ ve 222$ bölgeleri kritik destekler olarak takip edilmeli.Destekler:303$ – 292$ (önemli kısa vadeli destek)263$222$Dirençler:333$366$ – 379$400$421$ → 461$ → 500$Özetle, TAO hala düşen kanal yapısı içinde fiyatlanıyor. 292$ üzerindeki kalıcılık toparlanma için önemli olurken, 400$ üzeri kapanışlar orta vadede trend değişiminin güçlü sinyali olarak kabul edilecektir.Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

SEC’den Onay: BTC, ETH, XRP, SOL ve XLM Resmen Dahil Oldu
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), Hashdex tarafından çıkarılan Nasdaq Kripto Endeksi ABD ETF’sine (NCIQ) resmi onayı verdi. Yeni düzenleme sayesinde fon, yalnızca Bitcoin (BTC) ve Ethereum (ETH) ile sınırlı kalmayacak; XRP, Solana (SOL) ve Stellar (XLM) gibi önde gelen altcoinleri de portföyüne ekleyebilecek. Bu karar, regüle edilmiş kripto yatırım araçlarının çeşitlenmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.Hashdex’in ETF’si Delaware merkezli olarak kurulmuştu ve geçtiğimiz hafta yapılan güncellemeyle birlikte üçüncü kez revize edilen yeni bir güven anlaşması (trust agreement) yürürlüğe girdi. Böylece fon, Nasdaq’ın güncel listeleme standartlarıyla uyumlu hale getirildi. SEC onayıyla birlikte, fonun yapısında mali yıl değişikliğine gidilmedi ancak XRP, SOL ve XLM gibi altcoinler için resmi ekleme yetkisi kazanıldı.Yeni kurallar hızlandırılmış onay getiriyorSEC, geçtiğimiz günlerde kripto ETF’lerinin listeleme süreçlerini hızlandıran yeni kurallar kabul etmişti. Daha önce bir ETF’nin onay alması 270 güne kadar uzayabilirken, yeni standartlarla bu süre 75 güne kadar indirildi. Böylece başvuru sürecinde tek tek inceleme gerekliliği ortadan kalktı. Artık belirli koşulları karşılayan fonlar, doğrudan daha kısa sürede piyasaya çıkabilecek.Canary Capital Group’un kurucusu Steven McClurg, halihazırda SEC’e yapılmış yaklaşık bir düzine başvuru bulunduğunu ve daha fazlasının da sırada olduğunu belirterek, “Bu yılın son çeyreğinde adeta bir lansman dalgası göreceğiz” dedi. DGIM Law’dan Jonathan Groth ise Ekim ayından itibaren kripto ETF piyasasında “patlama dönemi” yaşanabileceğini ifade etti.Fonun yeni dağılımı dikkat çekiyorGüncellenen fon dağılımı, BTC ve ETH’nin ağırlığını korurken XRP’ye %6,93, Solana’ya %4,11 ve Stellar’a %0,33 oranında pay ayırıyor. Ayrıca Cardano (%1,22), Chainlink (%0,50) ve Uniswap (%0,14) gibi projeler de küçük oranlarla portföye dahil edildi. Bu durum, Hashdex ETF’sini Stellar’ı (XLM) ilk kez resmi olarak barındıran fonlardan biri haline getiriyor. Kripto piyasası uzmanı Nate Geraci, sosyal medyada yaptığı paylaşımda SEC’in onayını “kripto yatırımında çeşitliliğin önünü açan önemli bir gelişme” olarak nitelendirdi. Kullanıcıların büyük bölümü kararı olumlu karşılarken, bazı yorumcular altcoinlerin ETF’lere eklenmesinin piyasada daha geniş tabanlı bir kabul sağlayacağını vurguladı.SEC’in yeni standartları, fonların belirli koşulları karşılaması durumunda hızla onaylanmasına imkan tanıyor. Örneğin, listelenecek kripto varlığın CFTC denetiminde en az altı ay işlem gören vadeli kontratlara sahip olması ya da başka bir ETF’in o varlığı %40 oranında doğrudan barındırması yeterli sayılıyor. Bu sayede XRP, SOL ve XLM gibi projeler, hızla regüle edilmiş yatırım araçlarının parçası haline geldi.Grayscale de SEC’in açıklamasından kısa süre sonra harekete geçerek, özel fonunu halka açık bir ürün olan CoinDesk Crypto 5 ETF’e dönüştürdü. Bu ETF, BTC, ETH, XRP, SOL ve ADA’yı içeriyor. Grayscale CEO’su Peter Mintzberg, hızlı adımlarının “daha fazla düzenleyici netlik ve yatırımcıya erişim sağlama hedefinden” kaynaklandığını belirtti.Kripto piyasası analistleri, Ekim ayı itibarıyla XRP ve Solana’ya odaklı ETF’lerin piyasaya çıkmasını bekliyor. Ancak asıl soru, yatırımcıların Bitcoin ve Ethereum dışındaki bu altcoinlere gerçekten ilgi gösterip göstermeyeceği. SEC’in son kararı, altcoinlerin geleneksel piyasalara açılmasında en önemli adımlardan biri olarak kayda geçti.

Binance Alpha Projesi İlk Gününde Saldırıya Uğradı: Fiyat Sert Düştü
Griffin AI’nin yerel token’ı GAIN, piyasaya çıkışının üzerinden sadece bir gün geçmişken büyük bir güvenlik açığı nedeniyle çakıldı. Binance Alpha kapsamında listelenen proje, kullanıcılarına özel airdrop fırsatı sunarken kısa sürede yatırımcı ilgisi çekmişti. Ancak yetkisiz biçimde basılan 5 milyar GAIN token, fiyatın yüzde 90’a varan kayıplar yaşamasına yol açtı. GAIN, 24 Eylül’de Binance Alpha’da işleme açıldığında 0,18 dolar seviyesinden fiyatlanıyordu. Kısa sürede KuCoin, HTX, MEXC ve Gate.io gibi büyük borsalarda da listelenen token, yatırımcıların ilgisiyle güçlü bir başlangıç yaptı. Ancak günün ilerleyen saatlerinde zincir üstü analizlerde tespit edilen olağan dışı hareketler, piyasada panik yarattı.Saldırgan, sözleşmeleri hedef aldıOn-chain araştırmalara göre, saldırgan sahte bir LayerZero eşleştirmesi kullanarak Griffin AI sözleşmesini manipüle etti ve 5 milyar yeni GAIN bastı. Bu arz patlamasıyla birlikte token hızla PancakeSwap üzerinden piyasaya sürüldü. Yalnızca 147,5 milyon GAIN satışı bile fiyatı sarsmaya yetti. Saldırgan bu satıştan 2.955 BNB, yani yaklaşık 3 milyon dolar elde ederek fonları farklı cüzdanlara dağıttı.Olayın ardından Griffin AI ekibi, tüm merkezi borsalardan işlemleri durdurmalarını talep etti. MEXC, ekibin çağrısından önce bile işlemleri askıya alarak zararın büyümesini önlemeye çalıştı. Ancak merkeziyetsiz borsalarda (DEX) swap işlemleri bir süre daha devam etti ve saldırgan elde ettiği varlıkların bir kısmını Ethereum’a köprüleyerek Tornado Cash üzerinden dağıtmaya başladı.Şu anda saldırganın cüzdanında 4,8 milyar yetkisiz basılmış GAIN bulunuyor. Bu token’ların akıbeti henüz netleşmiş değil. Griffin AI ekibi, resmi açıklamasında yatırımcılara sahte likidite havuzlarıyla etkileşime girmemeleri çağrısında bulundu. Ayrıca projeye ait airdrop kampanyası da güvenlik gerekçesiyle tamamen sonlandırıldı.GAIN’in piyasa değeri saldırı sonrası 7,3 milyon dolara kadar gerilerken, token 0,03 dolar seviyesinde işlem görüyor. Günlük işlem hacmi ise 190 milyon doların üzerine çıkarak olağanüstü bir artış kaydetti. Ancak bu hacmin büyük kısmı panik satışlarından kaynaklandı.Griffin AI, aslında kullanıcıların kodlama bilgisine ihtiyaç duymadan otonom yapay zeka ajanları geliştirmesini sağlayan bir platform olarak tanınıyor. Platform üzerinde hâlihazırda 15 binden fazla aktif ajan bulunuyor ve GAIN token bu ekosistemin hizmet kredilerini, işlem teminatlarını ve geliştirme araçlarını destekliyor. Fakat bu güvenlik açığı, projenin itibarına ciddi darbe vurdu.Kripto topluluğu ise olay karşısında sert tepki gösteriyor. Birçok yatırımcı, “kaybetmeyi kabul edebiliriz ama böylesi bir manipülasyon kabul edilemez” diyerek tepkisini dile getirdi. Bazı analistler bunun ekip içinden kaynaklı olmadığını, dışarıdan bir saldırganın açık bulduğunu savunuyor.GAIN vakası, kısa süre önce benzer şekilde yetkisiz token basımıyla değerini kaybeden UXLink olayını da hatırlattı. Bu tür saldırılar, özellikle yeni piyasaya çıkan token’larda yatırımcıların karşı karşıya olduğu riskleri hatırlatıyor.

Dokuz Avrupa Bankası, Euro Stablecoin İçin Ortaklık Kurdu
Dokuz büyük Avrupa bankası, Avrupa Birliği’nin Kripto Varlık Piyasaları (MiCA) düzenlemesi kapsamında euro bazlı bir stablecoin çıkarmak için güçlerini birleştirdi.Projeye dahil olan bankacılık devleri şunlar: ING, Banca Sella, KBC, Danske Bank, DekaBank, UniCredit, SEB, CaixaBank ve Raiffeisen Bank International.Avrupa’da birçok banka stablecoin için bir araya geldiAvrupa bankacılık sektöründe dijital para alanında dikkat çeken yeni bir adım atıldı. Dokuz büyük Avrupa bankası, euro bazlı bir stablecoin çıkarmak üzere ortak bir konsorsiyum kurduklarını açıkladı. Bu hamle, hâlihazırda ABD doları destekli tokenlerin hâkim olduğu piyasada Avrupa merkezli güçlü bir alternatif oluşturmayı hedefliyor.Konsorsiyumda ING, Banca Sella, KBC, Danske Bank, DekaBank, UniCredit, SEB, CaixaBank ve Raiffeisen Bank International yer alıyor. Bankalar, Hollanda’da yeni bir şirket kurarak bu girişimin yönetimini üstlenecek. Projenin 2026 yılının ikinci yarısında hayata geçirilmesi planlanıyor. İlk aşamada, Hollanda Merkez Bankası’ndan elektronik para kurumu lisansı alınması ve MiCA düzenlemeleri kapsamında faaliyet gösterilmesi öngörülüyor.Yeni stablecoin, Avrupa Birliği’nin kripto varlıklara yönelik çerçeve düzenlemesi MiCA’ya tam uyumlu olacak. Bu sayede hem bankalara hem de müşterilere yasal güvence sağlanacak. Konsorsiyumun hedefi, düşük maliyetli ve anlık işlem imkânı sunan, sınır ötesi ödemelerde 7/24 kullanılabilecek bir dijital ödeme aracı geliştirmek. Ayrıca, programlanabilir ödeme özellikleriyle tedarik zinciri yönetiminden menkul kıymet ve kripto varlık işlemlerine kadar geniş bir kullanım alanı yaratılması planlanıyor.Danske Bank işlem bankacılığı birimi başkanı Flaminia Lucia Franca, “Dijital varlıklar, yalnızca yeni bir para biçimi getirmekle kalmıyor, aynı zamanda finans sektörüne ve müşterilere ciddi verimlilik ve tasarruf imkânı sunuyor” diyerek projenin önemini vurguladı. ING Dijital Varlıklar ekibinden Floris Lugt ise sektörün ortak standartlar etrafında birleşmesi gerektiğini, ancak bu şekilde gerçek bir piyasa benimsemesinin sağlanabileceğini belirtti.Proje, Avrupa’nın stratejik bağımsızlığını güçlendirmeyi amaçlıyor. Bugün itibarıyla küresel stablecoin piyasasının yüzde 99’unu ABD doları bazlı tokenler (USDT ve USDC gibi) oluşturuyor. Buna karşılık, Avrupa Merkez Bankası verilerine göre euro destekli stablecoinlerin piyasa büyüklüğü 350 milyon euronun altında kalıyor. Bu dengesizlik, Avrupa’da dolar bağımlılığını azaltma yönünde politik ve ekonomik baskıyı artırıyor. Aşağıda da görüleceği üzere, en büyük stablecoinler genellikle USD'ye dayalı. Yeni girişim, her bir bankanın kendi müşteri tabanına uyarlanmış hizmetler geliştirmesine de kapı aralayacak. Bankalar, ortak altyapıyı kullanırken stablecoin cüzdanları ve saklama hizmetleri gibi ek çözümler sunabilecek. Ayrıca konsorsiyumun başka Avrupalı bankalara da açık olduğu, regülasyon sürecinin ardından bir CEO atanacağı duyuruldu.MiCA’nın 2025 başında tüm AB üyesi ülkelerde geçerli hale gelmesiyle birlikte, Avrupa finans kurumlarının dijital varlık teknolojilerine ilgisi hızla artmış durumda. 2026’ya kadar sürecek geliştirme ve izin süreçleri, hem teknik altyapının olgunlaşmasına hem de yeni katılımcı bankaların dahil olmasına olanak tanıyacak.

BAE Merkezli Şirketten Ethena’ya 20 Milyon Dolarlık ENA Yatırımı
Birleşik Arap Emirlikleri merkezli M2 Holdings’in yatırım kolu M2 Capital, kripto para piyasasında dikkat çeken yeni bir adım attı. Şirket, Ethena’nın yönetişim tokeni ENA’ya 20 milyon dolarlık yatırım yaptığını duyurdu. Bu hamle, hem Ortadoğu’nun dijital varlık altyapısına olan ilgisini hem de bölgenin küresel finans sahnesinde daha güçlü bir rol üstlenme isteğini ortaya koyuyor.Ethena, özellikle 2024 yılında piyasaya sürdüğü USDe ve sUSDe ürünleriyle tanınıyor. Kripto teminatlarla desteklenen bu ürünler, delta-nötr hedge stratejileri sayesinde istikrarlı değer korunumu sağlıyor. USDe, 1 dolara sabitlenmiş sentetik bir stablecoin işlevi görürken; sUSDe versiyonu ise getiri sağlayan bir form sunuyor. Bu yenilikçi yaklaşım sayesinde Ethena protokolü kısa sürede popüler hale geldi ve toplam kilitli varlık miktarı 14 milyar doları aştı. USDe'nin piyasa değeri de 14 milyar dolar seviyelerinde. M2 Global Wealth, Ethena’nın ürünlerini kendi varlık yönetim hizmetlerine entegre etmeyi planlıyor. Böylece müşterilere, regülasyonlara uyumlu bir şekilde kripto tabanlı gelir ürünlerine erişim imkânı tanınacak. M2’nin hazine birimi başkanı Kim Wong, yapılan anlaşmanın bölgedeki güven ve şeffaflık standartlarını yeniden tanımlayabileceğini belirtti.Bu yatırım aynı zamanda M2’nin kripto ekosistemine yönelik ilgisinin sürekliliğini de gösteriyor. Şirket daha önce Sui Blockchain ekosistemine yönelik fonlama girişimlerinde yer almıştı. Son hamle, kriptoya sermaye akışı sağlamanın yanı sıra Orta Doğu’nun dijital finans araçlarını benimseme sürecini de hızlandırmayı hedefliyor.Ethena, USDe ile öne çıktıEthena’nın başarısı ise yalnızca yatırımcı ilgisiyle sınırlı değil. Protokol, kısa sürede stablecoin benzeri fakat getiri sunan ürünler için oluşan talebi yakalamış durumda. Özellikle USDe’nin piyasa değeri 13 milyar doların üzerine çıkarak en büyük kripto varlık destekli dolar alternatifleri arasında üçüncü sıraya yerleşti. Bu performans, USDT ve USDC gibi geleneksel stablecoin’lerden ayrışan yeni bir modelin yükseldiğini gösteriyor.Birleşik Arap Emirlikleri’nin regülasyon tarafında attığı adımlar da bu gelişmeleri destekliyor. Dubai’nin Sanal Varlıklar Düzenleme Kurumu (VARA) ve ülkenin diğer finansal otoriteleri, kriptoya yönelik kapsamlı bir çerçeve oluşturmuş durumda. Bu düzenleyici netlik, hem yerli hem de yabancı yatırımcıları cezbediyor. M2’nin Ethena yatırımı da tam olarak bu ortamda gerçekleşti ve bölgenin küresel kripto finans merkezi olma yolundaki iddiasını güçlendirdi.Sonuç olarak, M2 Capital’in 20 milyon dolarlık ENA yatırımı yalnızca bir sermaye aktarımı değil; aynı zamanda Orta Doğu’nun dijital varlıklara açılan kapısında yeni bir dönemin işareti. Ethena’nın yenilikçi ürünleri, M2’nin stratejik yaklaşımı ve BAE’nin düzenleyici çerçevesi birleştiğinde, bölgede kripto ekosisteminin daha geniş kitlelere ulaşması bekleniyor.
