ABD’de kripto para politikalarına ilişkin yeni dönemin kapısı aralanıyor. Beyaz Saray’a yakın kaynaklardan gelen son açıklamalar, özellikle stratejik Bitcoin rezervi konusunda önümüzdeki haftalarda kritik bir duyurunun yapılabileceğine işaret ediyor. Sürecin hem hukuki hem de operasyonel boyutunda önemli ilerlemeler kaydedildiği belirtilirken, bu adımın yalnızca yürütme organıyla sınırlı kalmayıp yasama süreciyle desteklenmesi hedefleniyor.
ABD Başkanı Donald Trump tarafından geçtiğimiz yıl imzalanan başkanlık kararnamesi, ülkenin elindeki dijital varlıkların daha sistematik şekilde yönetilmesini amaçlayan bir çerçeve sunmuştu. Bu kararname kapsamında, büyük ölçüde suç ve sivil müsadereler yoluyla elde edilen Bitcoin’lerden oluşan bir “stratejik Bitcoin rezervi” oluşturulması planlandı. Aynı zamanda, diğer dijital varlıkları kapsayan ayrı bir stok yapısı da gündeme alındı.
Ancak başkanlık kararnamelerinin kalıcılığı sınırlı olduğundan, Washington’da gözler bu planın yasalaştırılmasına çevrilmiş durumda. Bu noktada öne çıkan düzenleme ise, daha önce “BITCOIN Act” olarak bilinen ve şimdi “American Reserves Modernization Act (ARMA)” adıyla yeniden şekillendirilen yasa tasarısı. Tasarı, yalnızca mevcut rezervin korunmasını değil, aynı zamanda beş yıl içinde 1 milyon BTC’ye kadar alım yapılmasını da öngörüyor. Üstelik bu alımların bütçe nötr stratejilerle gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Mayıs ayı gündemde
Tasarıya öncülük eden isimlerden Cynthia Lummis, düzenlemenin Mayıs ayında Senato’da ele alınabileceğini ve kısa süre içinde başkanın onayına sunulabileceğini ifade ediyor. Temsilciler Meclisi tarafında ise Nick Begich, yasa teklifinin yeniden isimlendirilerek daha geniş kapsamlı bir rezerv stratejisine dönüştürüldüğünü açıkladı.
Beyaz Saray Dijital Varlık Danışmanları Konseyi İcra Direktörü Patrick Witt ise sürecin perde arkasına dair önemli ipuçları verdi. Las Vegas’ta düzenlenen Bitcoin 2026 konferansında konuşan Witt, rezervin hukuki altyapısının netleştirilmesi ve devlet bilançosundaki Bitcoin varlıklarının korunmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi. Witt’e göre önümüzdeki birkaç hafta içinde yürütme organı tarafında “büyük bir adım” atılması bekleniyor.
Kurumsal tarafta ise dikkat çeken başka bir dönüşüm yaşanıyor. Piyasa yapısında giderek daha fazla söz sahibi olan geleneksel finans aktörleri, özellikle türev ürünler üzerinden Bitcoin’e olan ilgiyi artırmış durumda. Analist Jeff Park, BlackRock’ın spot Bitcoin ETF ürünü IBIT’e bağlı opsiyonların açık pozisyon büyüklüğünün, kripto odaklı platformları geride bıraktığını belirtiyor. Bu gelişme, piyasanın giderek kurumsallaştığına dair güçlü bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
Özellikle implied volatilite tarafında gözlenen fark dikkat çekiyor. IBIT opsiyonlarında volatilitenin offshore borsalara kıyasla daha yüksek seyretmesi, yatırımcıların uzun vadeli yükseliş beklentisiyle pozisyon aldığını gösteriyor. Bu tablo, yalnızca kısa vadeli fiyat hareketlerinden ziyade daha geniş bir stratejik konumlanmaya işaret ediyor.
Tüm bu gelişmeler bir araya geldiğinde, hem kamu politikası hem de piyasa dinamikleri açısından nadir görülen bir eş zamanlılık ortaya çıkıyor. Bir yanda devletler Bitcoin’i rezerv varlık olarak konumlandırmaya hazırlanırken, diğer yanda kurumsal yatırımcılar piyasadaki ağırlığını artırıyor. Bu çift yönlü ivme, Bitcoin’in gelecekteki rolüne dair beklentileri yeniden şekillendiriyor.
Önümüzdeki haftalarda yapılması beklenen açıklamanın içeriği henüz netleşmiş değil. Ancak hem düzenleyici cephede hem de piyasa tarafında yaşanan bu hareketlilik, Bitcoin’in küresel finans sistemindeki yerinin giderek daha merkezi hale geldiğini gösteriyor.



