Haberler
Altcoin Haberleri
Altcoin ile ilgili tüm makale ve haberlere göz atın. Altcoin hakkında en son haberler, analizler ve görüşler.
Ethereum Foundation, ağın temel katmanına sıfır bilgi ispatlarını (zero-knowledge proofs – ZK) entegre etme planını duyurarak ETH fiyatını yukarı taşıdı. Yapılan açıklamaya göre, Ethereum’un yeni hedefi, bir yıl içinde Layer-1 seviyesinde çalışan zkEVM’yi (zero-knowledge Ethereum Virtual Machine) hayata geçirmek.Gerçek zamanlı ZK ispatlarıyla yeni bir dönemEthereum Foundation’ın resmi blog gönderisinde paylaşılan plan, doğrulayıcıların blokları yeniden çalıştırmak yerine üç bağımsız zkVM tarafından üretilen kriptografik ispatları kontrol etmesini öngörüyor. Böylece sistemde büyük bir verimlilik ve ölçeklenebilirlik artışı sağlanması hedefleniyor. Araştırmacı Sophia Gold’un verdiği bilgilere göre, “gerçek zamanlı ispat” konsepti etrafında şekillenen bu sistem, 10 saniyenin altında gecikme, 300 KiB altında ispat boyutu ve en az 128-bit güvenlik hedefleriyle piyasaya sunulacak. Bu standartlara ulaşan zkVM ekipleri Ethereum ekosisteminde önemli bir yer edinebilecek.Planın ilk aşamasında yalnızca sınırlı sayıda doğrulayıcının yeni istemcileri çalıştırması bekleniyor. Ancak sistem denetimlerden, hata ödüllerinden ve resmi doğrulamalardan geçtikçe, bu ispatların ağ genelinde standart haline gelmesi amaçlanıyor.Vitalik Buterin’in uzun süredir dile getirdiği “zk-dostu Ethereum” vizyonunun bir yansıması olan bu plan, ağın gizlilik, ölçeklenebilirlik ve sansür direnci alanlarında yeni bir çığır açmasını hedefliyor. Ayrıca SP1 gibi teknolojilerin yardımıyla, ev tipi donanımlar üzerinde çalışan doğrulayıcılar da mümkün olacak. Bu da ağın merkezsiz yapısının korunması adına kritik bir adım. ETH fiyatı ise bu gelişmelerin ardından %5’in üzerinde artışla 3.000 dolar seviyesinin üzerine çıktı. Layer-2 rollup’lar ve ZK girişimleri için yeni dönemEthereum’un Layer-1’e ZK teknolojisini entegre etme kararı, halihazırda Layer-2 çözümleri sunan rollup projeleri ve ZK odaklı girişimler için karmaşık bir tablo oluşturuyor. Bir yandan Ethereum’un standartları belirleyici pozisyona gelmesi, küçük ZK girişimlerinin pazardaki rolünü sorgulamasına neden olabilir. Diğer yandan, Ethereum bu süreci bir rekabet değil, iş birliği çağrısı olarak nitelendiriyor.Foundation, tüm zkVM ekiplerini “gerçek zamanlı ispat” hedeflerine birlikte yürümeye davet ederken, bu iş birliklerinin sektör genelinde daha güçlü bir ZK altyapısı yaratacağını savunuyor. ZK girişimleri için Ethereum ile uyumlu çalışan araçlar ve sistemler geliştirmek, rekabetten ziyade birlikte büyüme fırsatı sunabilir.ETF’lere ilgi büyükBunlara ek olarak, Bitcoin ve ETH’deki en son yükselişin ardında ETF girişleri yer alıyor. Spot Ethereum ETF’leri de güçlü bir ilgi gördü ve 383,1 milyon dolarlık net girişle tarihindeki en yüksek ikinci günlük girişini kaydetti. BlackRock’un iShares Ethereum Trust ETF’i (ETHA) öne çıkan ürün oldu ve yalnızca bir günde 300,9 milyon dolarlık rekor net giriş elde etti.

ALT/USDT Yukarı Yönlü Kırılım AnaliziALT grafiğinde takip ettiğimiz daralan üçgen formasyonu yukarı yönlü kırılmış durumda. Formasyonun üst bandı olan 0,034$ seviyesinin hacimli şekilde geçildiğini görüyoruz. Bu bölge artık olası geri çekilmelerde reteset destek bölgesi olarak takip edilebilir. Reteste döndüğü senaryoda 0,0347$ seviyesi üzerinde kalması pozitif durumu korur. Yukarı yönlü hareketin anlık olarak devam etmesi senaryosunda ise ilk direnç bölgesi 0,043$ - 0,047$ alanı olacaktır. Bu bölgenin hacimli şekilde geçilmesi durumununda orta kısa vade hedefi olarak 0,083$ - 0,092$ bölgesi gösterilebilir. ALT Mevcut Görünüm Kısaca;Daralan üçgen formasyonu yukarı yönlü kırıldı.Kırılım seviyesi olan 0,034$ ilk destek bölgesi.İlk direnç bölgesi 0,043$ - 0,047$ alanı.Orta kısa vade hedefi 9$ bölgesi.Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

Merkeziyetsiz türev işlem platformu GMX, bu hafta yaşadığı büyük ölçekli saldırı sonrasında önemli bir gelişmeyle gündeme geldi. Arbitrum ağı üzerinde yer alan GMX V1 protokolünde gerçekleşen ve yaklaşık 40 milyon dolarlık kripto paranın çalındığı güvenlik ihlalinden sonra, saldırganın platformun sunduğu 5 milyon dolarlık "white-hat" ödül teklifini kabul ettiği ve çalınan fonları geri iade etmeye başladığı bildirildi.GMX, saldırıya uğramıştıSaldırı, çarşamba günü GMX’in V1 sürümündeki GLP likidite havuzuna yönelikti. Saldırgan, USDC, FRAX, WBTC ve WETH gibi farklı kripto para birimlerinde toplamda 40 milyon doların üzerinde varlık çaldı. GMX ekibi hızlı bir şekilde Arbitrum ve Avalanche ağlarındaki V1 işlemlerini ve GLP üretimini durdurdu. Ancak, GMX V2 ve platformun yerel token’ı bu saldırıdan etkilenmedi.GMX, saldırının ardından zincir üzerinde yayınladığı bir mesajda, saldırgana yasal takip yapılmayacağını taahhüt ederek, fonların iadesi karşılığında %10’luk yani 5 milyon dolarlık bir ödül teklif etti. Bu teklif, saldırıdan sonraki 48 saat içinde geçerli olacak şekilde sunuldu.Blockchain güvenlik firması PeckShield’in aktardığına göre, saldırgan teklife zincir üzerindeki mesaj yoluyla “ok, funds will be returned later” (tamam, fonlar sonra iade edilecek) şeklinde cevap verdi. Ardından, saldırgana ait bir adres üzerinden GMX protokolüne önce 5.5 milyon FRAX, sonra da 5 milyon FRAX daha olmak üzere iki ayrı işlemle toplam 10.5 milyon dolarlık iade gerçekleştirildi.İade haberleriyle GMX tokenı yükseldiSaldırının ardından GMX fiyatı yüzde 28 değer kaybederek 10.45 dolara kadar geriledi. Ancak, fonların iadesine dair olumlu haberlerin ardından token yeniden toparlanarak yüzde 15 değer kazandı ve haberin yazıldığı sırada 13.3 dolardan işlem görüyordu. 5 günlük GMX grafiği GMX ekibi henüz resmi bir açıklama yapmasa da, perşembe günü yayımlanan bir teknik değerlendirme (post-mortem) raporunda, saldırının detaylarına yer verildi. Buna göre, saldırgan, OrderBook sözleşmesinde yer alan bir “re-entrancy” (yeniden giriş) açığından faylanarak BTC’nin ortalama short pozisyon fiyatını manipüle etti ve GLP token fiyatını yapay olarak şişirerek kâr elde etti.Ekip, saldırının hemen ardından işlemleri durdurduğunu, partnerlerle koordineli şekilde fonların takibini başlattığını ve V2'nin güvende olduğunu doğruladığını belirtti. Arbitrum’daki GLP üretim ve geri alma işlemlerinin süresiz olarak durdurulacağı açıklanırken, kalan fonların tazminat için ayrılacağı ifade edildi. Etkilenen kullanıcıların pozisyonlarını kapatmasına olanak tanınacağı ve V1 çatalları (fork’lar) için de güvenlik önlemleri alınacağı duyuruldu.GMX, ayrıca DAO topluluğuyla birlikte ek tazminat ve önlem adımlarının da tartışılacağını açıkladı. Bu gelişmelerin ardından GMX V2 üzerinde yapılan işlemler güvenli şekilde devam ediyor.2021 yılında Arbitrum One üzerinde başlatılan GMX, kullanıcılarına BTC, ETH, AVAX gibi kripto paraları 100 kata kadar kaldıraçla işlem yapma imkânı sunuyor. Platform bugüne kadar 306 milyar dolarlık toplam işlem hacmine ulaşmış durumda. GMX’in internet sitesine göre, şu anda platform üzerinde 265 milyon dolardan fazla açık pozisyon bulunuyor ve 715 binin üzerinde kullanıcıya hizmet veriliyor.

Bitcoin (BTC), Cuma sabahı erken saatlerde %5 yükselerek 118.000 dolar seviyesini aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Kurumsal yatırımcıların artan ilgisi ve spot Bitcoin ETF’lerine yönelik güçlü girişler, bu Bitcoin rekoru için başlıca tetikleyici unsurlar arasında yer alıyor. Son 24 saatte Bitcoin fiyatı 118,254.dolara kadar yükselirken, Ethereum (ETH) da %7 artışla 3.000 dolara ulaştı. Özellikle Perşembe günü spot Bitcoin ETF'lerine gelen 1,18 milyar dolarlık giriş, bu ürünlerin piyasaya sürülmesinden bu yana kaydedilen en yüksek ikinci günlük giriş olarak kayda geçti.BTSE’nin COO’su Jeff Mei, Bitcoin'in yeni zirveye ulaşmasının, büyük bir boğa koşusunun başlangıcı olabileceğini ifade etti. Kronos Research’ün yatırım direktörü Vincent Liu ise daha sakin makroekonomik ortam ve artan kurumsal benimsemenin, yatırımcıların yeniden BTC’ye yönelmesine yol açtığını belirtti. Liu ayrıca, Bitcoin’in "altın benzeri, uzun vadeli regüle edilmiş bir varlık" olarak algılanmasının kurumsal güveni pekiştirdiğini söyledi.Presto Research analisti Min Jung da ETF’lere olan talebin artmasında, ABD’de faiz indirimine yönelik beklentilerin ve kurumsal yatırımcıların risk iştahının etkili olduğunu vurguladı. Jung, “Strategy gibi şirketler liderliğinde daha fazla kurumsal yatırımcının Bitcoin’i stratejik varlık dağılımı içine dahil ettiğini gözlemliyoruz. ETF onaylarıyla gelen daha kolay erişim, bu genişleyen talep tabanını destekliyor” dedi.Birçok yatırımcı, fiyat yükselişi ile tasfiye olduAncak Bitcoin’in bu yükselişi yalnızca kurumsal girişlerle sınırlı değil. Aynı zamanda vadeli işlemler tarafında da büyük bir tasfiye dalgası yaşandı. JrKripto'nun likidasyon verilerine göre, son 24 saatte 1,26 milyar dolar değerinde pozisyon tasfiye edilirken, bunların 1,11 milyar doları short (kısa) pozisyonlardan geldi. Bu, 2025 yılı içinde şu ana kadar gerçekleşen en büyük short tasfiyesi olarak kayda geçti. En büyük tasfiye, HTX borsasında BTC-USDT paritesinde açılmış 88,5 milyon dolarlık bir short pozisyonda yaşandı. Verilere göre, toplamda 237.000 yatırımcı bu dalgada tasfiye oldu. Bybit, 461 milyon dolarlık tasfiye ile başı çekerken, onu Binance ve HTX takip etti. Bybit'teki pozisyonların %92'sinden fazlası short yönlüydü. Kaldıraçlı işlemlerde short pozisyonlar, fiyatlar yükseldiğinde otomatik olarak kapanır ve bu durum, yükselişi daha da hızlandıran bir domino etkisi yaratabilir. Nitekim, son fiyat sıçraması da bu mekanizmanın etkisini gözler önüne serdi.Öte yandan, ABD’de Temmuz ortasında açıklanacak TÜFE (CPI) verileri ve faiz indirimi sürecine dair beklentiler, piyasa için belirleyici olacak. Analistlere göre, makroekonomik belirsizliklerin azalması, kripto varlıklara olan ilgiyi artırırıyor. Özellikle GENIUS Act gibi yasa teklifleri ve kripto broker vergilerine yönelik kısıtlamaların kaldırılması, piyasa için oldukça olumlu görülüyor.

Kripto para dünyasında her geçen gün yeni projeler ortaya çıkıyor. Kaspa (KAS) da bunlardan biri ve son dönemde adını sıkça duyduğumuz, yüksek hızlı bir layer-1 blockchain (blokzinciri) projesi. Peki Kaspa nedir, ne gibi özelliklerle diğer merkeziyetsiz blokzincir projeleri arasından sıyrılıyor? Kısaca söylemek gerekirse Kaspa; ölçeklenebilirlik ve işlem hızı sorunlarını çözmeyi hedefleyen, açık kaynak kodlu (open source) bir Layer-1 blockchain. Bu rehber niteliğindeki yazıda KAS coin nedir, Kaspa nasıl çalışır, teknoloji farkı ve geleceği gibi konuları ele alacağız.Kaspa’nın Tanımı ve Ortaya ÇıkışıKaspa, blockchain teknolojisinde ölçeklenebilirlik (scalability) ve işlem hızı problemlerine yenilikçi bir çözüm getirmek amacıyla geliştirilmiş yüksek performanslı bir Layer-1 kripto para projesi. En temel tanımıyla, Bitcoin gibi geleneksel ağların yaşadığı yavaşlık ve düşük işlem kapasitesi sorunlarını ortadan kaldırmayı amaçlayan bir platform. Bunu başarırken de merkeziyetsizlikten ve güvenlikten ödün vermemek için özel bir protokol ve mimari kullanır. Tamamen açık kaynaklı ve merkeziyetsiz bir yapıda tasarlanan Kaspa, hiçbir şirket veya otoriteye bağlı olmaksızın, topluluk tarafından yönetilen bir proje. Kuruluşunda ön madencilik, özel yatırım (VC) satışı veya ICO gibi uygulamalar olmadı; bu sayede adil bir dağıtım benimsedi. Bu yönüyle Kaspa, başlangıçtan itibaren adil dağıtım ilkesiyle hareket eden bir kripto para olarak dikkat çekiyor. Kaspa’yı teknik açıdan özel kılan şey, blokları zincir yapısında değil, grafik yapısında işlemesi. Kaspa, GHOSTDAG adlı özgün bir konsensüs protokolü üzerine inşa edildi. Bu protokol sayesinde bloklar tek bir zincir halinde sıralanmak yerine birbirine paralel şekilde oluşturulabilir ve yine de ağda mutabakat (consensus) sağlanır. Geleneksel blockchainlerde (örneğin Bitcoin’de), aynı anda iki blok üretildiğinde yalnızca biri kazanır ve diğeri “yetim blok” (orphan) olarak atılır. Ancak Kaspa’nın GhostDAG protokolü, bu tür yetim blokları reddetmek yerine hepsini ana yapıya dahil eder ve sıralar. Sonuç olarak ağ, güvenlikten ödün vermeden çok daha hızlı blok üretimi gerçekleştirebilir. Bu mimariye blockDAG denir. Peki, BlockDAG nedir? Kısaca açıklarsak, blokların tek bir doğrusal zincir yerine Directed Acyclic Graph (DAG) yani yönlendirilmiş çevrimsiz grafik şeklinde dizildiği bir blok yapısıdır. Kaspa’nın DAG yapısı sayesinde aynı anda birden fazla blok üretilebilir ve bunlar GhostDAG algoritmasıyla doğru bir şekilde sıralanarak işlenir. Bu yapı, ağı hem ölçeklenebilir kılar hem de blok onay sürelerini ciddi oranda kısaltır. Aşağıdaki görsel, DAG tabanlı blok yapısına basit bir örnek sunuyor: Kaynak: A.S Albalooshi/LinkedIn Geleneksel blockchainlerden farklı olarak Kaspa, blokları tek bir zincir yerine bir DAG grafiği üzerinde yapılandırır. Bu sayede aynı anda oluşan birden fazla blok “yetim” sayılmaz, hepsi ana yapıya dahil edilip GhostDAG protokolüyle sıralanır. GhostDAG nedir peki? Bu protokolde paralel bloklar sayesinde ağın işlem kapasitesi ve hızında büyük bir artış elde edilir. Bu yenilikçi yaklaşım, Kaspa’yı yüksek hızlı layer-1 zincir kategorisinde ön plana çıkarıyor.Kaspa’nın ortaya çıkışı 2021 yılına dayanıyor. Proje, 2021 yılında Dr. Yonatan Sompolinsky tarafından başlatıldı. Sompolinsky, blockchain alanında özellikle DAG (Directed Acyclic Graph) tabanlı konsensüs algoritmaları konusunda uzmanlaşmış bir akademisyen. Hatta 2013 yılında hocası Prof. Aviv Zohar ile birlikte geliştirdikleri GHOST protokolü, Ethereum teknik dokümanında (whitepaper) dahi atıf yapılan önemli bir yenilik olarak bilinir. Yani Kaspa’nın kurucusu, Ethereum’un ölçeklenebilirlik çözümlerine ilham veren çalışmalara imza atmış bir isim. Bu geçmiş, Kaspa projesinin de benzer bir vizyonla (yüksek ölçeklenebilirlik ve hız vizyonuyla) ortaya çıktığını gösteriyor. Kaspa kelimesinin Eski Aramice dilinde “para” veya “gümüş” anlamına gelmesi de bu projeye ilginç bir kültürel anekdot katıyor.Sonuç olarak Kaspa, 2021’de akademik temelli bir girişim olarak doğdu, yenilikçi GhostDAG protokolüyle blockDAG mimarisini birleştiren, yüksek hızlı ve adil bir Layer-1 blockchain projesi oldu. Şimdiye kadar temel tanımını yaptığımıza göre, Kaspa’nın gelişim sürecine ve önemli dönüm noktalarına kısaca göz atalım.Kaspa’nın Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıKaspa projesi, henüz yeni sayılabilecek bir geçmişe sahip olmasına rağmen kısa sürede önemli adımlar attı. İşte Kaspa’nın tarihçesinden bazı önemli dönüm noktaları ve gelişmeler:2021: Kaspa ana ağının (mainnet) lansmanı gerçekleştirildi. Kaspa, Kasım 2021’de adil bir şekilde başlatıldı; ön madencilik veya özel token satışı olmadan tamamen topluluğa açık şekilde mainnet yayına alındı. Bu dönemde ağın temel GhostDAG protokolüyle çalıştığı ilk kez canlı ortamda test edilmiş oldu.2022: GHOSTDAG protokolünün istikrarlı sürümü yayına alındı ve ağ kararlılığı arttı. 2022 yılı boyunca Kaspa geliştirici ekibi, GhostDAG algoritmasını olgunlaştırarak ağın güvenli ve sorunsuz çalışmasını sağladı. Bu sayede Kaspa ağı, yüksek blok üretim hızını istikrarlı biçimde sürdürebilecek düzeye erişti. 2022 sonuna gelindiğinde Kaspa, teknik altyapısını sağlamlaştırmış ve erken benimseyenlerden oluşan bir topluluk edinmişti.2023: Topluluk büyümesi hız kazandı, Kaspa madencilik faaliyetlerinde belirgin bir artış yaşandı. Özellikle Ethereum’un iş kanıtından PoS’a geçişi sonrası atıl kalan GPU madencileri Kaspa’ya yöneldi. Kaspa, GPU ile madencilik (Kaspa mining) yapılabildiği ve ASIC cihazlara karşı dirençli olduğu için bireysel madencilerin gözdesi haline geldi. Bu dönemde ilk açık kaynaklı GPU madencilik yazılımları geliştirildi ve Kaspa ağının hash gücü hızla yükseldi. Topluluğun büyümesiyle birlikte Kaspa’nın piyasa değeri de ciddi artış gösterdi; 2023 içinde KAS fiyatı birkaç sent seviyelerinden on sent seviyelerine kadar yükselerek projeye dikkatleri çekti.2024: Kaspa, büyük kripto para borsalarında listelenmeye başladı ve piyasa hacmi kayda değer ölçüde arttı. Özellikle 2023 sonu ve 2024 yılı başlarında KuCoin, Gate.io, Bybit, Kraken gibi üst düzey merkezi borsalar KAS token’ını listeledi. Bu sayede Kaspa daha geniş bir yatırımcı kitlesine ulaştı ve günlük işlem hacimleri milyonlarca doları bulmaya başladı. Ağustos 2024’te KAS fiyatı yaklaşık 0.20 dolar seviyesine çıkarak tüm zamanların en yüksek değerine ulaştı. 2024 yılında Kaspa, teknik yol haritasında akıllı kontrat desteği gibi geleceğe dönük hedeflerini duyurdu2025: Kaspa ağında büyük bir teknolojik sıçrama gerçekleşti. Mayıs 2025’te “Crescendo” kod adlı güncelleme ile Kaspa’nın çekirdek yazılımı Go dilinden Rust diline yeniden yazıldı ve blok üretim hızı tam 10 katına çıkarıldı. Önceden saniyede 1 blok üreten Kaspa, bu güncellemeden sonra saniyede 10 blok üretebilir hale geldi. Bu, Kaspa’yı dünyanın en hızlı proof-of-work (PoW) blockchaini konumuna taşıdı. GhostDAG protokolü, 10 blok/saniye hızında ilk kez tam kapasitesiyle parlamış oldu ve pratikte neredeyse “anlık” işlem onayı deneyimi sunmaya başladı. Üstelik bu iyileştirme yapılırken ağın merkeziyetsiz ve güvenli yapısı korunarak, sıradan bir bilgisayar ile bile bir Kaspa düğümü çalıştırmak mümkün olmaya devam etti. 2025 yılı aynı zamanda Kaspa’nın büyük borsalarda listelenme beklentilerinin arttığı bir dönem oldu. Henüz Binance gibi en büyük platformda listelenmemiş olsa da, Kaspa topluluğu ve geliştiricileri, büyümeye devam eden bu projeyi daha ileriye taşımak için çalışmalarını sürdürdü. Sonuç olarak 2025 itibarıyla Kaspa, teknik açıdan olgunlaşmış, ölçeklenebilirlik konusunda kanıtlanmış ve ciddi bir topluluğa sahip bir blockchain projesi haline geldi.Kaspa Neden Değerli?Bir kripto projesinin uzun vadede başarılı olabilmesi için teknik üstünlüklerinin yanı sıra adil ve sürdürülebilir bir ekosisteme sahip olması gerekir. Kaspa’yı değerli kılan başlıca özellikler şöyle özetlenebilir:Yüksek ölçeklenebilirlik ve işlem hızıKaspa’nın blockDAG mimarisi, ona eşsiz bir ölçeklenebilirlik kazandırıyor. Geleneksel blockchainlerin aksine Kaspa, aynı anda birden fazla blok üretebildiği için teorik olarak saniyede binlerce işlem gerçekleştirme kapasitesine sahip. Gerçekten de rakip projeler bile Kaspa ağının yaklaşık 10.000 TPS (saniyedeki işlem sayısı) civarında bir performansa ulaşabildiğini belirtmektiyor. 2025’teki güncelleme ile blok süresinin 1 saniyeden 0.1 saniyeye indirilmesi, Kaspa’yı pratikte en hızlı Layer-1’lardan biri yapmıştır. Bu yüksek throughput sayesinde ağ, yoğun kullanım durumlarında bile tıkanmadan çalışabilir. Örneğin, Kaspa vs Bitcoin karşılaştırması yapacak olursak: Bitcoin saniyede en fazla 7 işlemle sınırlıyken, Kaspa paralel blok üretimiyle bu limiti katbekat aşar. Bitcoin, güvenliği korumak için blok oluşturma hızını düşük tutmak zorunda kalırken, Kaspa GhostDAG ile bu zorunluluğu ortadan kaldırır. Böylece güvenlik ve merkeziyetsizlikten ödün vermeden yüksek hızlı bir Layer-1 zincir sunar. Kaspa blok yapısı. Kaynak: Kaspa Anında onay ve düşük gecikmeKaspa ağı, işlemlerin onaylanmasında neredeyse anında kesinlik sağlayabilmektedir. Blok sürelerinin çok kısa olması ve blokların paralel eklenebilmesi sayesinde, bir işlemin ağa gönderilmesiyle onaylanması arasında göz açıp kapayıncaya kadar bir süre geçer. Kaspa’da ilk onay sub-second (saniyenin altı) düzeydedir diyebiliriz. Yani bir işlem, saniyenin küçücük bir diliminde bloklara dahil edilip onaylanabilir. Bu hız, özellikle günlük hayatta anlık ödeme veya e-ticaret işlemleri için büyük avantaj sağlar. Bitcoin veya Ethereum gibi ağlarda bir işlemin kesinleşmesi için dakikalarca (hatta Bitcoin’de yaklaşık 10 dakika) beklemek gerekirken, Kaspa’da bloklar ardışık ve hızlı geldiği için birkaç saniye içinde yüksek güvenilirlikte onay almak mümkün olur. Dahası, GhostDAG protokolü sayesinde birden fazla onay paralel bloklarla birlikte geldiğinden, işlem kesinliği (finality) de hızlı biçimde sağlanır. Düşük gecikme ve yüksek hızın bir diğer sonucu da düşük işlem ücretleri olması. Ağda birim zamanda çok sayıda işlem yapılabildiği için talep ne kadar artsa da ücretler çok düşük seviyede kalır. Kaspa, kullanıcılarına işlem başına sadece kuruşlar veya daha azı düzeyinde masraf yansıtır; bu da onu mikro ödemeler veya sık işlem gerektiren uygulamalar için cazip kılar.Adil ve merkeziyetsiz ekonomik model Kaspa’nın değerini artıran bir diğer yönü, adil dağıtım ve ekonomik moswli. Kaspa, birçok projenin aksine tamamen topluluk odaklı bir lansman yaptı. Yani herhangi bir ön satış, özel yatırım veya ekip için ayrılan gizli paylar olmadan sıfırdan başladı. Bu sayede belirli bir zümrenin elinde toplanmadı, dağıtık bir coin dağılımı sağlandı. Proje baştan itibaren %100 açık kaynak ve %100 merkeziyetsiz olma kararına sadık kaldı, yönetim veya karar alma mekanizmalarında tek bir otorite bulundurmadı. Kaspa’nın toplam arzı da şeffaf: Maksimum arz yaklaşık 28.7 milyar KAS olarak belirlenmiş halde. Bitcoin’deki gibi dört yılda bir yarılanma yerine, Kaspa’da her yıl yarılanmaya (halving) denk düşecek şekilde aylık küçük azaltımlar yapılarak enflasyon kademeli düşürülür. Bu “smooth emission” modeli, ani arz şoklarını engelleyip madencilerin ödüllerini daha öngörülebilir hale getirir. Sonuçta Kaspa, enflasyonu zamanla azalan ve uzun vadede deflasyonist bir yapıya sahip olacak şekilde tasarlanmıştır. Arzın zamanla sınırlı hale gelmesi ve adil dağıtılmış olması, Kaspa’nın değer saklama potansiyelini de artıran unsurlar.Madencilikte erişilebilirlik ve ASIC direnciKaspa, proof-of-work (PoW) konsensüsünü kullanır ancak bunu yaparken madencilikte adalet ve erişilebilirlik ilkesine büyük önem verir. Özel olarak geliştirilmiş kHeavyHash algoritması sayesinde, Kaspa madenciliği GPU ekran kartlarıyla verimli şekilde yapılabilir. Bu algoritma, yüksek hesaplama gücünü verimli kullanan ve enerji açısından optimize edilmiş bir yapıdır. ASIC cihazlara karşı dirençli olacak şekilde tasarlanmış halde; yani Bitcoin’de olduğu gibi sadece devasa ASIC madencilik çiftliklerinin kazançlı olduğu bir ortam yerine, sıradan kullanıcıların ekran kartlarıyla katılabildiği bir ekosistem hedeflendi. Nitekim Kaspa’nın ilk yıllarında CPU ve GPU ile madencilik ön plandaydı ve blok ödülleri küçük madenciler arasında dağıldı. Blok süresinin çok kısa olması da madencilik gelirinde dalgalanmaları azaltan bir etki yapıyor. Örneğin Bitcoin’de blok bulma aralığı 10 dakika olduğu için tek başına madencilik yapmanın gelir istikrarı düşüktür ve madenciler büyük havuzlara katılmak zorunda kalır. Kaspa’da ise saniyede birden fazla blok bulunduğu için küçük ölçekli madenciler bile daha sık blok bulma şansına sahip olur, bu da havuzlaşma ihtiyacını azaltarak madenciliği merkeziyetsizleştirir. Sonuç olarak Kaspa madencilik faaliyetleri geniş kitlelere açık, enerji verimli ve adil bir yapıda diyebiliriz. GPU mining ekipmanları Yukarıdaki maddeler, Kaspa’nın teknoloji ve topluluk açısından göreceli olarak güçlü bir proje olduğunu özetliyor. Zira, Kaspa Blockchain trilemma olarak bilinen (güvenlik, ölçeklenebilirlik ve merkeziyetsizlik arasındaki üçlü açmaz) sorunu çözüme yaklaştıran bir yenilik sunuyor. Yüksek güvenliğe sahip bir PoW ağı olarak %51 saldırılarına karşı Bitcoin’e denk direnç göstermesi (güvenlik), sıradan kullanıcıların bile tam node çalıştırabilmesi ve madencilik yapabilmesi (merkeziyetsizlik) ve bunları yaparken yüksek işlem kapasitesi yakalaması (ölçeklenebilirlik) Kaspa’yı benzersiz kılıyor. Tüm bu özellikler, Kaspa Coin geleceği için de umut vadediyor. Geliştirici ekip halihazırda Rust tabanlı yeni altyapı, akıllı kontrat ve DeFi entegrasyonu gibi konular üzerinde çalışmakta. Kaspa’nın Kurucusu Kim?Kaspa kurucusu Dr. Yonatan Sompolinsky'dir. Yonatan Sompolinsky, bir bilgisayar bilimci ve kriptografi uzmanı olup blockchain alanındaki öncü akademik çalışmalarıyla tanınır. 2013 yılında, henüz lisansüstü öğrencisiyken, danışmanı Prof. Aviv Zohar ile birlikte GHOST protokolü adını verdikleri alternatif bir blok onay mekanizması tasarladı. Bu protokol, Ethereum’un whitepaper’ında ölçeklenebilirlik hedefi olarak bahsedilen yeniliklerden biriydi ve Sompolinsky’i blockchain dünyasında tanınan bir isim haline getirdi. İşte Kaspa projesi de bu akademik birikimin bir ürünü olarak 2021’de Yonatan Sompolinsky tarafından başlatıldı. Sompolinsky, Ethereum’un kullandığı “uncle blok” yapısından ilham alan DAG tabanlı konsensüs algoritmalarını gerçek dünyada uygulamaya koymak istedi ve bu vizyonunu Kaspa ile hayata geçirdi. Yonatan Sompolinsky Kurucu dışında, Kaspa’nın arkasında güçlü bir geliştirici ve araştırmacı kadrosu var. Projenin ortaya çıkmasında Sompolinsky’nin kurduğu DAGLabs adlı araştırma şirketi önemli rol oynadı. DAGLabs bünyesinde GhostDAG protokolü uygulanarak Kaspa’nın ilk temelleri atıldı. Ardından proje tamamen açık kaynak haline getirildi ve büyüyen bir topluluğun katkılarıyla gelişmeye devam etti. Kaspa’nın çekirdek geliştirici ekibinde dağıtık sistemler ve kriptografi konusunda uzman birçok isim yer alıyor. Örneğin Michael Sutton, Shai Wyborski, Mike Zak, Elichai Turkel, Anton Yemelyanov gibi geliştiriciler Kaspa’nın kod tabanının olgunlaşmasında büyük pay sahibi. Kaspa projesi merkeziyetsiz bir topluluk tarafından sürdürülüyor. Yani Ethereum’daki “Ethereum Vakfı” benzeri tek bir merkezi kurum Kaspa’da yoktur. Onun yerine Kaspa ekosistemini destekleyen dağıtık yapılar mevcuttur. Örneğin, kâr amacı gütmeyen ve topluluk tarafından yönlendirilen Kaspa Ekosistem Vakfı (Kaspa Ecosystem Foundation), geliştiricilere hibe programları (grant) sağlayarak projeye katkı sunanları teşvik etmektedir. Bunun gibi girişimler sayesinde Kaspa’nın gelişimi sürdürülebilir kılınmış durumda. Resmi bir şirket olmasa da, Kaspa topluluğu dünya genelinde organize olarak çalışıyor. Hatta proje kendini bir DAO (merkeziyetsiz otonom organizasyon) olarak tanımlıyor ve hukuki bir varlık olmaksızın topluluk inisiyatifiyle yönetiliyor. Geliştirme önerileri, ağ güncellemeleri ve diğer kararlar çevrimiçi platformlarda tartışılarak topluluk mutabakatıyla alınıyor.Özetle, Kaspa’nın kurucusu Yonatan Sompolinsky’nin vizyonerliğiyle doğan proje, bugün geniş bir geliştirici ve kullanıcı kitlesinin sahip çıktığı açık kaynaklı bir Layer-1 blockchain projesi haline gelmiştir. Sompolinsky’nin akademik çalışmaları projeye yön vermeye devam ederken, Kaspa Foundation gibi yapılar da topluluğun koordinasyonuna yardımcı olmaktadır. Bu sayede Kaspa, tek bir lidere bağlı olmadan, kolektif bir çabayla büyüyen gerçekten merkeziyetsiz bir kripto para projesidir.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Aşağıdaki bölümde, Kaspa hakkında en çok sorulan sorular ve cevaplarını ele alacağız.Kaspa nedir ve diğer blokzincirlerden farkı ne?: Kaspa, ölçeklenebilirlik ve hız odaklı geliştirilmiş, yüksek performanslı bir Layer-1 blokzincir projesidir. En büyük farkı, blokları zincir yerine blockDAG adlı bir grafik yapısı üzerinde işlemesidir; böylece aynı anda birden fazla blok onaylanabilir ve ağ çok daha hızlı çalışır. Bu sayede Kaspa, Bitcoin gibi geleneksel blokzincirlerin aksine yüksek işlem hacmini merkeziyetsizlikten ödün vermeden destekler ve işlemleri neredeyse anında onaylar.GHOSTDAG protokolü nedir?: GHOSTDAG, Kaspa’nın kullandığı özel konsensüs protokolünün adıdır. Açılımı “Greedy Heaviest Observed Subtree Directed Acyclic Graph” olan bu protokol, birden fazla blokun aynı anda oluşturulmasına izin verir ve bu blokları yönlendirilmiş çevrimsiz grafik (DAG) üzerinde sıralar. Kısacası GhostDAG, klasik “zincir” modelini genelleştirerek paralel bloklar arasında bir sıralama ve oylama mekanizması kurar; böylece ağ hem çok hızlı blok üretebilir hem de güvenli bir şekilde mutabakat sağlayabilir.Kaspa madenciliği nasıl yapılır?: Kaspa madenciliği (Kaspa mining) yapmak için öncelikle bir bilgisayar donanımına – tercihen güçlü bir GPU (ekran kartı) – ihtiyaç vardır. Kaspa, kHeavyHash adlı bir PoW algoritması kullandığı için standart GPU’larla verimli şekilde kazılabilir ve şu an için ASIC cihazlara karşı dirençlidir. Madencilik için öncelikle bir cüzdan oluşturulur, ardından bir madencilik yazılımı (miner) kullanılarak GPU’nuzun hesaplama gücü Kaspa ağına bağlanır; isterseniz kendi başınıza (solo) madencilik yapabilir veya bir madencilik havuzuna katılarak daha düzenli ödüller kazanabilirsiniz.Kaspa’nın arzı sınırlı mı?: Evet, Kaspa’nın maksimum arzı sınırlandırılmıştır. Toplam maksimum arz 28.7 milyar KAS olarak belirlenmiştir ve bu miktara ulaşılana kadar yeni Kaspa coin’leri madencilikle üretilmeye devam edecektir. Kaspa’nın ödül mekanizması, her yıl yarıya inen (aylık kademeli azalan) bir ihraç takvimine sahiptir; bu da zamanla dolaşımdaki yeni KAS miktarının azalacağı ve uzun vadede toplam arzın değişmez hale geleceği anlamına gelir.Kaspa kim tarafından geliştirildi?: Kaspa, Dr. Yonatan Sompolinsky tarafından başlatılmış bir projedir. Ancak geliştirme süreci tek bir kişi veya şirketle sınırlı değil; Kaspa tamamen açık kaynak kodlu bir proje olduğu için dünyanın dört bir yanından geliştiriciler katkı sunmaktadır. Projenin yönetişimi de merkezi değildir – bir Kaspa Vakfı ve topluluk tarafından birlikte yürütülen, merkeziyetsiz bir geliştirme modeli mevcuttur; yani Kaspa, topluluk üyelerinin ortak çabasıyla ilerleyen bir ekosistemdir.Kaspa’da işlem ücretleri ne kadar düşük?: Kaspa ağı, yüksek verimliliği sayesinde çok düşük işlem ücretleri sunar. Standart bir Kaspa transferinin ücreti genellikle bir kuruşun altında, yani ihmal edilebilir düzeydedir (ağ yoğunluğu aşırı artmadığı sürece). Bu düşük ücret politikası, Kaspa’yı küçük tutarlı ödemeler veya sık sık işlem yapmayı gerektiren uygulamalar için son derece uygun hale getirmektedir. Kaspa’nın yüksek hızlı ve merkeziyetsiz mimarisini daha yakından tanımak için JR Kripto rehber içerik serisini takipte kalın.

Kripto madencilik şirketi BIT Mining, faaliyetlerinde köklü bir strateji değişikliğine giderek rotasını Solana (SOL) ekosistemine çevirdi. New York Borsası’nda (NYSE) işlem gören şirket, yaptığı açıklamada 200 ila 300 milyon dolar arasında bir kaynak toplayarak kademeli şekilde SOL biriktirmeyi planladığını duyurdu.BIT Mining, kriptolarının tamamı ile Solana alacakŞirketin paylaştığı basın açıklamasına göre, BIT Mining mevcut kripto varlıklarının tamamını Solana’ya çevirecek ve uzun vadeli bir tutma stratejisi benimseyecek. Aynı zamanda Solana ağında doğrulayıcı (validator) node’ları çalıştırarak hem ağın merkezsizliğine katkı sunacak hem de zincir içi (on-chain) staking ödüllerinden gelir elde etmeye çalışacak.BIT Mining CEO’su Xianfeng Yang, bu stratejik adımı "blockchain dünyasının en dinamik ve gelecek vadeden ekosistemlerinden birine cesur bir giriş" olarak tanımladı. Yang, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Değişen sektöre uyum sağlamak ve kalıcı değer üretmek için bu yeni rotaya yöneliyoruz. Güçlü altyapımız ve uzun vadeli vizyonumuzla hissedarlarımız için sürdürülebilir büyümeyi hızlandıracağımıza inanıyoruz.”Şirketin mevcut operasyonları arasında Bitcoin, Litecoin, Dogecoin ve Ethereum Classic madenciliği için özel donanım tasarımı ve barındırma hizmetleri de bulunuyor. Özellikle 7nm Bitcoin madencilik çipleriyle dikkat çeken BIT Mining, şu anda halka açık Bitcoin madencilik şirketleri arasında piyasa değeri açısından 17. sırada yer alıyor. Haberin ardından şirketin hisse fiyatı (BTCM) perşembe günü piyasa öncesi işlemlerde yüzde 250’nin üzerinde değer kazandı. Bu hamle, BIT Mining’i kurumsal kripto hazine yarışına katılan son şirketlerden biri yapıyor. MicroStrategy’nin öncülüğünü yaptığı bu strateji, firmaların bilançolarında BTC, ETH, SOL, XRP ve BNB gibi dijital varlıklara yer vermesini içeriyor. BIT Mining'in Solana tercihi, Ethereum odaklı hamleler yapan Bit Digital ve BitMine gibi şirketlerden ayrışmasını sağlıyor.Öte yandan, “Bit” ön ekine sahip iki başka madencilik şirketi de geçtiğimiz haftalarda kripto hazine stratejilerine yöneldi. Nasdaq’ta işlem gören Bit Digital, Bitcoin madenciliğinden tamamen çıkıp ETH biriktirmeye başladı. Şirket, yakın zamanda gerçekleştirdiği 173 milyon dolarlık bir sermaye artışıyla Ethereum rezervini 100 bin adedin üzerine çıkardı. BitMine ise 250 milyon dolarlık özel satışla ETH varlıklarını 16 kat artırma hedefiyle yola çıktı. Bu süreçte yatırımcılar arasında Fundstrat kurucu ortağı Tom Lee de yer alırken, Lee aynı zamanda BitMine’in yönetim kuruluna başkan olarak atandı.BIT Mining’in geçmişi de dikkat çekici. Şirket, 2021 yılında Çin merkezli spor loto hizmet sağlayıcısı 500.com olarak faaliyet gösteriyordu. O dönemde Japon hükümet yetkililerine yönelik rüşvet iddialarıyla gündeme gelen şirket, 2021 Nisan ayında kripto madenciliğine yönelerek isim değişikliğine gitti. ABD Adalet Bakanlığı ve SEC ile anlaşma sağlayan BIT Mining, bu süreçte toplamda 10 milyon dolar ceza ödemeyi kabul etmişti.

Kaia nedir? Zincir üstü bilgi üretimi, yapay zekâ entegrasyonu ve topluluk odaklı yönetişim modeliyle öne çıkan bir Web3 protokolüdür. Kaia, yapay zekâ destekli içerik platformu olarak tanımlanabilir ve yapay zekâ blockchain projesi alanında dikkat çekmekte. 29 Ağustos 2024 tarihinde Kakao’nun Klaytn ile LINE’ın Finschia ağlarının birleşmesiyle doğan Kaia, ilk günden itibaren 250 milyonu aşkın Asya merkezli kullanıcıya erişim potansiyeliyle dikkat çekti. Bu rehberde Kaia proje detayları ve Kaia'nın tarihçesini, neden değerli olduğunu ve arkasındaki ekibi inceleyeceğiz. Ayrıca Kaia Web3 ekosisteminin sunduğu yenilikler ile KAIA token (Kaia coin) kullanım alanlarını da ele alacağız.Kaia’nın Tanımı ve Ortaya ÇıkışıKaia, yapay zekâ destekli bilgi üretimi, doğrulama ve dağıtımı üzerine kurulu, merkeziyetsiz içerik protokolü olarak geliştirildi. Temel amacı, yapay zekâ ile oluşturulan içerikleri blokzincir (blockchain) üzerinde kaydederek şeffaf ve değişmez hale getirmek, bu içeriklere katkıda bulunanları ödüllendirmek ve bilgiyi sansüre dayanıklı, dağıtık bir şekilde paylaşmak. Kısaca Kaia, yapay zekâ teknolojisinin üretken gücünü blockchain teknolojisinin güvenilirliğiyle birleştirerek katılımcı bilgi üretimi protokolü sunar. Bu sayede, dijital dünyada yeni bir bilgi ekonomisi modeli ortaya koymayı hedefler: İçerik üreticileri ve doğrulayıcıları, katkıları oranında ödüllendirilirken, kullanıcılar da zincir üstü bilgi üretimi sayesinde güvenilir ve doğrulanmış bilgilere erişir. Yapay zeka bilgi üretim süreci Kaia protokolü ilk olarak 2024 yılında duyurulmuş ve topluluk katılımına açıldı. Aslında Kaia’nın ortaya çıkışı, Asya merkezli iki büyük blockchain girişiminin birleşmesine dayanıyor: Güney Kore’de Kakao destekli Klaytn ve Japonya merkezli LINE şirketinin blockchaini Finschia, 2024 başında topluluklarının onayıyla birleşme kararı aldı. Bu birleşim sonucunda Kaia ağı ve KAIA token adında yeni bir ekosistem doğdu. Kaia mainnet’i 2024 yılının Ağustos sonunda resmen hayata geçti ve yeni marka kimliği topluluğa tanıtıldı. Proje, açık kaynaklı ve izinsiz bir ağ olarak tasarlandığı için, ilk günden itibaren herkesin katkı verebileceği ve geliştirmelere katılabileceği bir ortam yaratmaya odaklandı. Özetle Kaia, yapay zekâ veri doğrulama zinciri diyebileceğimiz bir yaklaşımla, bilgi üretiminde şeffaflığı ve katılımı merkeze alan bir Web3 protokolü olarak ortaya çıktı.Peki Kaia token nedir? KAIA, bu protokolün yerel kripto para birimi ve ağın ekonomik temelini oluşturur. Kaia token (KAIA coin) ne işe yarar diye soracak olursanız; KAIA token, ağ üzerinde işlem ücretlerinin ödenmesinde, akıllı sözleşmelerin çalıştırılmasında ve katkı sunan kullanıcıların ödüllendirilmesinde kullanılıyor. Aynı zamanda Kaia ekosisteminde yönetişim oylamalarına katılmak ve ağ güvenliğine stake yoluyla destek vermek için de KAIA token’dan faydalanılır (bu konulara birazdan değineceğiz). Kısaca KAIA, protokol içindeki tüm faaliyetlerin merkezinde yer alan yardımcı (utility) token’ıdır.Kaia’nın Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıKaia projesinin gelişimi, 2024 yılında duyurulmasından bu yana birkaç önemli aşamadan geçti. İşte Kaia tarihçesinden bazı dönüm noktaları:2024 – Projenin duyurulması ve topluluk katılımının başlaması: Klaytn ve Finschia ağlarının birleşeceği Project Kaia ilk kez 2024 başlarında açıklandı. Ocak 2024’te her iki projenin toplulukları, ana ağların birleşmesi önerisini oylayarak onayladılar. Bu sayede Kaia, daha mainnet lansmanından önce geniş bir topluluk desteğiyle yol almaya başladı. Nisan 2024’te “Kaia” markası ve ampersand logolu yeni kimlik duyuruldu; bu kimliğin temsil ettiği değerler arasında topluluk, sürdürülebilirlik ve sadelik vurgulandı.2024 ortası – Erken testler ve hazırlıklar: Kaia mainnet’i yayınlanmadan önce testnet ortamında bazı yenilikçi sistemler denendi. Örneğin, yapay zekâ modellerinin ürettiği içerikleri zincir üzerinde kaydeden ve bu içeriğe katkı sunanları izleyerek doğrulayan bir bilgi zincirleme sistemi pilot olarak test edildi. Topluluk üyeleri, test ağında içerik girerek ve başkalarının içeriklerini doğrulayarak protokolün çalışma blockchain deneyimlediler. Bu süreçte katkı doğrulama mekanizmaları ve bilgi akışının blockchain üzerinde nasıl izleneceğine dair önemli geri bildirimler toplandı. Kaia ekibi, bu erken testlerden aldığı verilerle protokolün altyapısını olgunlaştırdı ve olası suistimallerin önüne geçecek önlemleri entegre etti.Ağustos 2024 – KAIA mainnet lansmanı ve token geçişi: Klaytn ve Finschia ağları resmi olarak birleşti ve 29 Ağustos 2024 itibarıyla Kaia ana ağı faaliyete geçti. Bu birleşimle birlikte her iki eski ağın kripto paraları (KLAY ve LINK/FNSA) yeni KAIA token’ına dönüştürüldü. Toplam yaklaşık 5,7 milyar arz ile başlayan KAIA coin, başlangıçta KLAY için 1:1, Finschia (LINK) için 148:1 oranında swap edilerek dağıtıldı. Mainnet lansmanı ile birlikte ilk stake modeli de uygulamaya kondu: Ağın konsensüs mekanizmasında doğrulayıcı olmak veya delegatör olarak katkı sunmak isteyenler, belirli miktarda KAIA token’ını stake ederek (ağda kilitleyerek) katılım göstermeye başladılar. Her blok oluşturulduğunda, yeni basılan KAIA ödülleri doğrulayıcılara ve stake edenlere dağıtılacak şekilde protokol ayarlandı. Bu sayede hem ağ güvenliği sağlandı hem de erken dönem katkıcılarına ekonomik teşvik sunuldu.2024 sonu – İlk ortaklıklar ve ekosistem büyümesi: Mainnet’in devreye girmesiyle Kaia, gerçek dünya kullanım örnekleri ve uygulamalar çekmeye başladı. Web3 içerik üreticileri ve AI geliştiricileriyle ilk iş birlikleri bu dönemde gerçekleşti. Örneğin, Kasım 2024’te FlareAI adlı yapay zekâ destekli ilk merkeziyetsiz uygulama, Kaia blockchaini üzerinde başlatıldı. Bu uygulama, verilerin kalitesini ve gizliliğini iyileştirmek üzere Kaia’nın yüksek hızlı ve düşük gecikmeli altyapısından yararlanarak AI ile blockchain’i birleştirdi. FlareAI’nın Kaia’da hayata geçmesi, yapay zekâ ile blockchain entegrasyonunun somut bir göstergesi oldu ve ekosisteme yeni geliştiriciler çekti. Bunun yanı sıra Kaia Foundation, içerik platformları, NFT projeleri ve veri doğrulama araçları geliştiren çeşitli takımlarla da görüşmeler başlattı. CARV gibi kimlik ve veri altyapısı sağlayıcılarla entegrasyonlar duyurularak, kullanıcıların katkılarının on-chain kimliklerle ilişkilendirilmesi ve ödüllendirilmesi konusunda adımlar atıldı. Bu erken dönemde gelen ortaklıklar sayesinde Kaia ağı, hem içerik oluşturma alanında hem de AI uygulamaları alanında büyüme ivmesi kazandı2025 – Ekosistem büyümesi, teknik güncellemeler ve yapay zekâ entegrasyonu: 2025 yılı, Kaia için hem teknik altyapının güçlendiği hem de kullanıcı deneyiminin önemli ölçüde iyileştirildiği bir dönem oldu. Yılın ilk yarısında yayınlanan v2.0.1, v2.0.2 ve v2.0.3 sürüm güncellemeleriyle ağın kararlılığı artırıldı, backward compatibility sorunları giderildi ve platform düzeyinde multisig desteği gibi ileri seviye özellikler entegre edildi. Özellikle Kaia Toolkit’in multisig süreçler için geliştiricilere sunduğu araçlar, DAO’lar ve kurumsal aktörler için önemli güvenlik avantajları sundu. Ayrıca Kaia Agent Kit tanıtılarak geliştiricilerin zincir üstü etkileşimlerini kolaylaştıracak yeni bir yazılım bileşeni devreye alındı. Haziran ayında duyurulan Trustless Gas Abstraction özelliği sayesinde kullanıcıların gas ücretlerini doğrudan stablecoin’lerle ödeyebilmesi mümkün hâle geldi; bu da Kaia ağının Web3 erişilebilirliğini önemli ölçüde artırdı. Aynı dönemde, Kaia’nın Mini Dapp ekosisteminde DeFi ile AI entegrasyonu hız kazandı; yapay zekâ destekli dApp’lerin DeFi alanında nasıl kullanılabileceğine dair yeni senaryolar test edilmeye başlandı. Son olarak, Mayıs 2025’te yayımlanan kapsamlı bir araştırma raporu, Mini Dapp altyapısının teknik yapısını, kullanıcı deneyimini ve entegrasyon potansiyelini analiz ederek topluluğa detaylı bir yol haritası sundu.Kaia Neden Değerli?Yani Kaia, yapay zekâ destekli içerik üretimini zincir üstü kayıt, doğrulama ve teşvik mekanizmalarıyla bütünleştiren bir altyapı sunuyor. Peki Kaia neden değerli olabilir, gerçekten dikkate almaya değer bir proje mi? Gelin, birlikte daha yakından bakalım. Zincir üzerinde kayıtlı, doğrulanabilir bilgi üretimiKaia, yapay zekâ modelleri tarafından üretilen içerikleri zincir üstünde kayıt altına alarak şeffaflık sağlar. Bu sayede herhangi bir bilginin ne zaman ve kim tarafından üretildiği, orijinal kaynakları ve yapılan değişiklikler blockchainde izlenebilir hale gelir. İçerikler değişmez kayıtlar olarak saklandığı için, bilginin doğruluğu topluluk tarafından denetlenebilir ve manipülasyona karşı korunaklı olur. Kısacası Kaia, internet üzerindeki bilgi akışını merkezi otoritelere veya tekil sunuculara bağlı olmaktan çıkarıp, blockchaini güven mekanizmasıyla destekleyerek güvenilir bir Kaia bilgi zinciri oluşturur. Bilgi üretim döngüsü Ağa katkıda bulunanlar için stake ve ödül teşvikleri Kaia, stake ve katkı ödülü sistemi sayesinde katılımcıları teşvik eder. Ağa bilgi ekleyen, içerik doğrulayan veya ağın teknik altyapısına (ör. düğüm çalıştırarak) destek olan herkes, KAIA token ödülleriyle motive edilir. Örneğin kullanıcılar, ellerindeki KAIA token’larını stake ederek ağın konsensüs sürecine dahil olabilir ve karşılığında düzenli ödüller kazanırlar. Aynı zamanda içerik üreticileri de kaliteli katkılar yaptıklarında token ile ödüllendirilir. Bu ekonomik model, katılımcıların uzun vadeli bir bakışla hareket etmesini sağlayarak ağı canlı ve sağlıklı tutar. Sonuç olarak Kaia, kullanıcılarına “katkı yap-kazan” modelinde yeni bir dijital bilgi ekonomisi sunar. Örnek bir ödül şeması. Epoch#1 için dağıtılan ödüller. Kaynak: Kaia Portal DAO yapısı ile topluluk odaklı yönetişimKaia, merkeziyetsiz otonom organizasyon (DAO) modelini benimseyen bir proje. Yani ağ ile ilgili kararlar, parametre değişiklikleri veya içerik doğruluğunun onaylanması gibi hususlar merkezi bir otorite yerine topluluk oylarıyla belirlenir. KAIA token sahipleri, Kaia DAO çatısı altında oy kullanarak protokol gelişimine yön verebilirler. Örneğin, ağın enflasyon oranı, ücret yapısı ya da içerik kuralları gibi konular, token sahiplerinin katılımıyla oylanabilir. Bu demokratik yaklaşım, katılımcı bilgi üretimi protokolü vizyonunu destekler; bilgi ve içerik üzerindeki doğruluk denetimini doğrudan kullanıcıların kendisine bırakır. Kaia’nın yönetişim modeli üç ayak üzerine kuruludur: tüm KAIA token sahiplerini içeren topluluk, önerileri uygulayan bir konsey ve teknik rehberlik sağlayan bir vakıf. Böylece geniş katılımlı tartışma ve oylama süreçleriyle hatalar minimize edilirken, hızlı karar almayı mümkün kılan esnek bir yapı oluşturulur. Toparlarsak, Kaia ağı merkeziyetsiz içerik protokolü olma iddiasını, sağlam bir DAO yönetişimiyle gerçeğe dönüştürüyor. DAO'daki en son öneriler. Kaynak: Govforum.Kaio Yapay zekâ + Web3 birleşimiyle yeni dijital bilgi ekonomisi modeliKaia’nın belki de en yenilikçi yönü, yapay zekâ ile Web3 konseptlerini harmanlaması. Günümüzde yapay zekâ modelleri sayesinde içerik üretimi otomatikleşiyor; ancak bu içeriklerin doğruluğu veya kökeni çoğu zaman belirsiz olabiliyor. Kaia ise AI tarafından üretilen içeriği anında blockchaine işleterek her bir bilgi kırıntısını takip edilebilir kılıyor. Üstelik bu içerikler üzerinde ekonomik değer yaratmayı (token’larla ödüllendirme, alım-satım veya lisanslama gibi) mümkün kılıyor. Bu durum, geleneksel içerik platformlarından farklı olarak, bilgiyi üreten, doğrulayan ve tüketen herkesin değer akışından pay alabileceği yeni bir dijital bilgi ekonomisi doğuruyor. Kaia ağı, modüler ve AI-uyumlu yapısıyla, geleceğin AI entegre Web3 uygulamalarına zemin hazırlıyor. Örneğin, merkeziyetsiz AI pazar yerleri, doğrulanabilir AI üretimi (sahte içerik tespiti gibi) veya AI destekli oyun deneyimleri gibi yenilikçi kullanım alanları Kaia üzerinde filizlenmeye başladı bile. Kaia’nın Kurucusu Kim?Kaia projesinin belirli ve tek bir kurucusu yok. Proje, yapay zekâ, blockchain ve dijital bilgi sistemleri alanlarında deneyimli, multidisipliner bir ekip tarafından kolektif olarak geliştirildi. Bu ekibin temelini, birleşen iki ana projenin (Klaytn ve Finschia) teknik kadroları ve toplulukları oluşturuyor. 2024 birleşmesi sonrasında kurulan Kaia DLT Foundation, projenin sürdürülmesi ve koordinasyonu için görev yapıyor. Ancak vakıf yapısı, projenin merkezi kontrolünü elinde tutmak yerine topluluğun kararlarını uygulayan ve teknik destek sağlayan bir kolaylaştırıcı rolünde.Proje, başından beri açık kaynaklı olarak geliştirilmiş halde ve merkeziyetsiz yönetişim ilkeleriyle ilerliyor. Yani Kaia’nın kodları GitHub gibi platformlarda tüm topluluğa açık ve herkes katkıda bulunabilir. Ekip, protokolün başarısının bireylerden ziyade topluluk katkısına bağlı olduğuna inandığını her fırsatta dile getiriyor. Bu nedenle proje ekibi kendi kimliklerinden çok, protokolün işlevine ve amacına odaklanmayı tercih ediyor. Kaia markasının logosu olarak seçilen “&” (ve işareti) sembolü de bu yaklaşımı simgeliyor. Kaia, kurumsal düzeyde güçlü destekçileri olsa da (Kakao, LINE gibi teknoloji devlerinin girişimleri bu projenin temelini oluşturuyor), yönetim modeli olarak topluluk tarafından yönetilen bir DAO yapısını benimsiyor. Önemli kararlar Kaia Council adı verilen ve çeşitli paydaşları içeren bir konsey ile tüm token sahiplerini kapsayan oylamalar üzerinden alınır. Zamanla topluluk büyüdükçe ve ekosistem geliştikçe, Kaia’nın yönetişim yapısı da evrilerek daha da demokratik ve dağıtık hale geliyor.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Şimdiye kadar Kaia’nın ne olduğu, nasıl ortaya çıktığı, teknolojik altyapısı ve neden değerli bir proje olarak öne çıktığı gibi birçok konuya değindik. Kaia’nın yapay zekâ destekli bilgi üretim modeli, zincir üstü kayıt sistemi ve topluluk temelli yönetişim anlayışı, onu yalnızca teknik bir yenilik olarak değil, aynı zamanda dijital bilginin geleceğini şekillendirmeye aday bir girişim olarak karşımıza çıkarıyor. Elbette bu noktada, hem yatırımcıların hem de Web3 dünyasına yeni adım atan kullanıcıların aklında birçok soru beliriyor: Kaia gerçekten nasıl çalışıyor? KAIA token ne işe yarar? Yapay zekâ ile içerik üretimi zincire nasıl entegre ediliyor? Topluluk nasıl yönetime katılıyor? İşte bu bölümde, bu tür sıkça sorulan soruları ele alacağız.Kaia (KAIA) nedir ve ne işe yarar?: Kaia, yapay zekâ destekli blockchain tabanlı bir bilgi üretim protokolüdür. Yapay zekâ modelleriyle üretilen içerikleri zincir üzerinde depolar, doğrular ve toplulukla paylaşır. Bu sayede güvenilir, şeffaf ve merkeziyetsiz bir bilgi platformu sunar; kısacası hem bir yapay zekâ blockchain projesi hem de topluluk odaklı bir içerik ekosistemidir.Yapay zekâ ile bilgi üretimi nasıl işler?: Kaia üzerinde yapay zekâ ile içerik üretimi, AI modellerinin oluşturduğu verilerin blockchaine kaydedilmesiyle gerçekleşir. Örneğin bir kullanıcı AI destekli bir içerik (makale, görsel, yanıt vb.) ürettiğinde, bu içeriğin hash değeri ve meta verileri Kaia zincirine işlenir. Ardından topluluk üyeleri bu içeriği oylayarak veya doğrulayarak kalitesini onaylar, böylece yapay zekâ kaynaklı bilgi zincir üstü bir referans haline gelir.Katkı sağlayanlar nasıl ödüllendirilir?: Kaia ekosisteminde katkı sağlayan herkes token ödülleriyle teşvik edilir. Örneğin, ağda doğrulayıcı (validator) olarak blok üretimine katkıda bulunan veya içerik doğrulayan kullanıcılar KAIA token ile ödül alır. Ayrıca içerik üretenler de içeriklerinin beğeni ve onay alması durumunda token kazanabilir; bu ödül sistemi, kaliteli bilgi üretimini ve ağ güvenliğini sürdürmeyi amaçlar.KAIA token ne için kullanılır?: KAIA token (Kaia coin), Kaia ağının yerel kripto para birimidir ve çeşitli kullanım alanlarına sahiptir. Öncelikle ağ üzerinde yapılan işlemlerin ücretleri KAIA ile ödenir. Bunun yanı sıra KAIA token’lar stake edilerek ağ konsensüsüne katılmak ve yönetişim oylamalarında oy hakkı elde etmek için kullanılır; yani Kaia coin ne işe yarar sorusunun cevabı, işlemlerden yönetime kadar ağın her noktasında rol oynamasıdır.Kaia DAO yapısı nasıl çalışır?: Kaia’nın DAO yapısı, merkeziyetsiz ve topluluk odaklı bir yönetişim mekanizmasıdır. KAIA token sahipleri, belirli aralıklarla yapılan oylamalara katılarak ağın geleceğine dair kararlarda söz sahibi olurlar. Öneriler önce toplulukta tartışılır, ardından oylamaya sunulur ve çoğunluğun onayıyla protokole entegre edilir; bu süreçte Kaia Council ve vakıf da teknik rehberlik sağlar ancak son söz topluluğun olur.Proje açık kaynak mı?: Evet, Kaia projesi tamamen açık kaynak kodludur. Projenin kaynak kodları ve dokümantasyonu herkesin incelemesine ve katkısına açıktır. Bu sayede geliştiriciler Kaia ekosistemine kolayca dahil olabilir ve topluluk, şeffaf bir şekilde projenin ilerleyişini takip edebilir. Open-source olması ayrıca Kaia’nın güvenlik açıklarının hızla tespit edilip giderilmesine ve inovasyonun kolektif olarak sürdürülmesine imkân tanır. Yapay zekâ çağında bilgi üretiminin merkeziyetsiz geleceğini keşfetmek için JR Kripto’nun Kaia (KAIA) rehberine göz atın.

Los Angeles merkezli sosyal medya pazarlama firması Thumzup Media Corporation (TZUP), kripto para alanındaki varlıklarını genişletme kararı aldı. Şirket yönetim kurulu, Bitcoin’in ötesine geçerek Dogecoin (DOGE), Litecoin (LTC), Solana (SOL), Ripple (XRP), Ethereum (ETH) ve USD Coin (USDC) gibi önde gelen altcoin’lerin de şirket rezervlerine dahil edilmesine onay verdi.Trump Jr., 350 bin hisse almıştıBu hamle, Donald Trump Jr.’ın Thumzup’a yaklaşık 4 milyon dolarlık yatırım yaptığının açıklanmasından sadece günler sonra geldi. Bloomberg’in haberine göre, Trump Jr., 350.000 adet Thumzup hissesi satın aldı ve bu yatırım, bir yatırım danışmanının önerisi üzerine gerçekleştirildi. Trump Jr.’ın şirketin yönetiminde doğrudan bir rolü bulunmasa da, yatırım zamanlaması dikkat çekiyor. Özellikle Trump ailesinin son dönemlerde kripto paralara yönelik artan ilgisiyle birlikte değerlendirildiğinde, Thumzup’ın bu adımı kripto alanında gerçekten dikkat çekti.Şirket, Bitcoin'e yatırım yapmıştıThumzup, Ocak ayından bu yana Bitcoin biriktirme stratejisini sürdürüyordu. Şirketin mevcut BTC varlığı 19.11 adet seviyesinde ve bu miktar yaklaşık 2.1 milyon dolar değerinde. Mevcut strateji, şirketin likit varlıklarının %90’ına kadarının kripto para birimlerinde tutulmasına izin veriyor. Yeni karar ile birlikte bu rezervin önemli bir kısmı artık farklı kripto paralara da yayılabilecek.CEO Robert Steele konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Dijital varlıklarda çeşitlendirilmiş bir yaklaşımın, AdTech platformumuzu ölçeklendirme sürecinde finansal esnekliğimizi artırabileceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Şirketin ana hizmeti, kullanıcıların Instagram gibi sosyal medya platformlarında belirli reklamları paylaşarak nakit kazanmalarını sağlayan bir uygulama etrafında şekilleniyor. Reklamverenler, kampanyalarını kendi panellerinden özelleştirebiliyor ve kullanıcılar ödemelerini PayPal gibi dijital sistemlerle alıyor.Ancak Thumzup’ın mali tabloları kripto yatırımlarından bağımsız olarak hala oldukça zayıf. 2025’in ilk çeyreğinde yalnızca 151 dolarlık gelir elde eden şirket, aynı dönemde 2.2 milyon dolarlık net zarar açıkladı. Öte yandan, yatırımcılar bu agresif kripto hamlesine temkinli yaklaştı. Şirketin hisseleri, söz konusu açıklamaların ardından çarşamba günü %14’ten fazla değer kaybetti. Thumzup'ın zararını açıkladığı tablo. Kaynak: Thumzup Thumzup’ın bu stratejisi, Trump ailesinin genel olarak kripto girişimlerine verdiği desteği de yansıtıyor. Mart ayında, Eric Trump Japonya merkezli Metaplanet adlı şirketin danışma kuruluna katılmıştı. Metaplanet, rezervlerinin büyük kısmını Bitcoin’e çevirmişti. Ayrıca, Trump Media & Technology Group da Truth Social üzerinden 2.3 milyar dolar fon toplayarak Bitcoin yatırımları planladığını açıklamıştı.

Tron kurucusu ve kripto dünyasının en tanınan isimlerinden biri olan Justin Sun, ABD Başkanı Donald Trump’a ait TRUMP adlı meme coin’e büyük bir yatırım yapma taahhüdünde bulundu. Sun, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “TRUMP’a 100 milyon dolarlık yatırım yapmayı taahhüt ediyoruz” diyerek bu adımın, kripto ekosistemlerinin birlikte çalışarak büyümesini hedeflediğini belirtti.Sun, yalnızca bu açıklamayla kalmadı; aynı zamanda bu hamlenin TRON ve TRUMP topluluklarının güç birliğiyle kripto alanını genişleteceğine inandığını vurguladı. Resmî @GetTrumpMemes hesabına da atıfta bulunarak, bu yatırımın Trump destekli meme coin’in geleceğinde önemli bir rol oynayacağını belirtti.TRUMP token’i artık TRON ağına taşınıyorBu açıklamadan sadece iki gün önce, Tron DAO tarafından yapılan bir duyuruda TRUMP meme coin’in Tron ağı üzerinde başlatılacağı belirtilmişti. Bu gelişme, hem Tron hem de Trump destekçileri arasında heyecan yaratırken, TRUMP token’in değeri aynı gün içerisinde yüzde 2,7’lik artışla 8,89 dolara yükseldi.Hatırlanacağı üzere Justin Sun, TRUMP token’in önde gelen yatırımcılarından biri. CNBC’nin raporlarına göre Sun, daha önce yaklaşık 19 milyon dolar değerinde TRUMP token’iyle bu alanda en büyük cüzdanlardan birine sahipti. Ayrıca Sun, yılın başlarında Trump’ın ev sahipliğinde düzenlenen özel bir gala yemeğine de katılmıştı. 24 saatlik TRUMP grafiği. Coin, 9 dolar seviyelerinde seyrediyor Trump ile Sun’ın ilişkisi derinleşiyorJustin Sun ve Donald Trump arasındaki bağlar yeni değil; son dönemlerde bu ilişki daha da güçlenmiş durumda. Trump’ın Kasım 2024 seçimlerini kazanmasının hemen ardından Sun, Trump’tan ilham alan ve oğullarının da elçi olarak görev aldığı World Liberty Financial projesine 30 milyon dolarlık yatırım yaptı. Bu miktar kısa sürede 75 milyon dolara çıkarılırken, Sun da projede danışman olarak görev almaya başladı. Ocak ayında ise bu kez World Liberty, Sun’un kurucusu olduğu TRON ağına ait TRX token’inden milyonlarca dolarlık alım gerçekleştirdi. Hukuki süreçte yumuşama mı var?Justin Sun’un ABD’de karşı karşıya kaldığı hukuki problemler de bu süreçte dikkat çekiyor. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), geçtiğimiz yıl Sun ve üç şirketi hakkında TRX ve BTT token’lerinin kayıt dışı yollarla dağıtıldığı gerekçesiyle dava açmıştı. Ancak Trump yönetiminin kriptoya olan olumlu yaklaşımı sonrası SEC’in duruşunun yumuşadığına dair sinyaller geliyor.Geçtiğimiz gün New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’ne sunulan bir belgede, SEC, Sun ve şirketlerinin avukatları birlikte “davanın durdurulması” yönünde talepte bulundu. Bu gelişme, Trump’ın kriptoya daha dostane yaklaşımının, Justin Sun’un ABD’deki yasal sorunlarını çözme konusunda ona avantaj sağlayabileceği şeklinde yorumlanıyor.

SOL Teknik GörünümüSOL grafiğinde net bir düşen kanal yapısı mevcut. Günlük zaman diliminde de gözüken bu formasyon, 4 saatlik zaman diliminde daha net şekilde karşımıza çıkıyor. Şu an yukarı yönlü kırılımın geldiği 139,90$ - 146,78$ destek aralığı yatayda kritik bir bölge olarak karşımıza çıkıyor. Düşen Kanal Kırılımı Formasyonun üst trendine baktığımızda üç kez temas olduğunu görüyoruz. Dördüncü temas gerçekleşti ve düşen kanalın da hedefi olan yukarı yönlü kırılım gerçekleşmiş durumda. Anlık olarak fiyat bu kırılımın üzerinde hareket ediyor. Önemli bölge olarak 139$ ve trend desteğine de denk gelen 132$ destekleri kritik noktalar olacaktır. Yukarı yönlü hedefler sırasıyla, 167,79$ - 197,80$ ve 233,09$ dirençleri olarak belirlenebilir.Yatırım tavsiyesi sunmayan bu analizler, piyasa koşullarına göre kısa ve orta vadede işlem fırsatları oluşturabileceği düşünülen destek ve direnç seviyelerine odaklanmaktadır. Ancak, işlem yapma ve risk yönetimi sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Ayrıca, paylaşılan işlemlerle ilgili olarak stop loss kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

Kripto dünyasında merkeziyetsiz finans (DeFi), kullanıcıların geleneksel aracı kurumlara ihtiyaç duymadan finansal işlemler yapabilmesini sağlayarak devrim yaratmaya devam ediyor. Ancak bu özgürlük beraberinde bazı zorlukları da getiriyor: parçalanmış likidite, değişken fiyatlar ve kullanıcı dostu olmayan arayüzler. İşte tam bu noktada, Solana blockchaini üzerinde çalışan Jupiter (JUP) devreye giriyor. Jupiter, birden fazla merkeziyetsiz borsayı (DEX) tarayarak en iyi fiyatları kullanıcıya sunan gelişmiş bir yönlendirici (aggregator/toplayıcı) protokol. Kullanıcıların karmaşık DeFi işlemlerine maruz kalmadan, en avantajlı oranlarla kolayca alım-satım yapabilmesini sağlıyor. Swap işlemlerinden limit emirlerine, DCA (dolar maliyet ortalaması) stratejilerinden köprüleme ve kalıcı vadeli işlem (perpetuals) işlemlerine kadar çok sayıda özelliği tek bir çatı altında toplayarak DeFi’yi daha erişilebilir hale getiriyor.Ancak Jupiter’i yalnızca bir “DEX aggregator” olarak tanımlamak eksik olur. Proje, Solana'nın düşük maliyetli ve yüksek hızlı altyapısını arkasına alarak, kullanıcı deneyimini yeniden tanımlayan bir finansal ekosistem inşa ediyor. Hem yeni başlayanlar hem de deneyimli traderlar için tasarlanmış kullanıcı dostu arayüzü, gelişmiş işlem araçları ve merkeziyetsiz yönetişime verdiği önemle öne çıkıyor. 2021’deki lansmanından bu yana istikrarlı bir şekilde büyüyen Jupiter, bugün Solana’daki toplam DEX işlem hacminin %50’sinden fazlasını yönetiyor ve DeFi alanında lider konumda. Bu rehberde, Jupiter’in ne işe yaradığını, nasıl çalıştığını, JUP token’ın rolünü ve bugüne kadar attığı büyük adımları detaylı şekilde ele alacağız. Gelin, Solana Jupiter nedir, Jupiter nasıl çalışır gibi soruları cevaplayalım.Jupiter’in Tanımı ve Ortaya ÇıkışıJupiter, Solana blockchaini üzerinde çalışan bir merkeziyetsiz finans (DeFi) protokolüdür. Farklı merkeziyetsiz borsalardaki (DEX) ve likidite havuzlarındaki fiyatları tek bir yerde toplayarak, kullanıcıların en iyi takas oranlarını kolayca bulmasını sağlar. Böylece, her platformu ayrı ayrı kontrol etmekle uğraşmadan en avantajlı fiyatlara ulaşmak mümkün olur.Jupiter’in amacı sadece en iyi ticaret oranlarını sunmakla sınırlı değil; aynı zamanda Solana’nın hızla büyüyen DeFi dünyasında güçlü bir ticaret altyapısı kurmayı hedefliyor. Likiditeyi daha verimli kullanarak ve işlem rotalarını sadeleştirerek, DeFi işlemlerini herkes için daha kolay ve erişilebilir hale getiriyor. Kullanıcılar artık farklı borsaları tek tek kontrol etmek zorunda kalmadan, en iyi oranlara zahmetsizce ulaşabiliyor. Jupiter ana sayfası. Platform, birçok hizmet sunuyor. Kaynak: Jup.ag Jupiter, Ekim 2021'de kullanıma sunuldu. Bu dönem, Solana ekosisteminin hızla genişlediği ve kullanıcıların düşük maliyetli, hızlı çözümlere büyük ilgi gösterdiği bir zamana denk geliyordu. Jupiter de tam bu ihtiyaca yanıt olarak, Solana’nın hızlı ve düşük ücretli altyapısını kullanan bir DEX yönlendirici olarak geliştirildi. Solana’nın saniyede çok sayıda işlemi kaldırabilen yapısı sayesinde, Jupiter büyük hacimli ve sık takasları sorunsuz şekilde gerçekleştirebiliyor. Projenin ilk hedefi, Solana’nın varsayılan ticaret platformu haline gelmek ve ekosistemin en güçlü alım satım altyapısını sunmaktı. Jupiter’in 2021’de piyasaya sürülmesi ve Solana’nın hızlı, düşük maliyetli altyapısından faydalanma hedefi, onu sadece Solana üzerinde çalışan bir protokol olmanın ötesine taşıdı. Jupiter, Solana’daki dağınık likiditeyi tek bir yerde toplayarak hem kullanıcıların platforma olan güvenini artırdı hem de işlem hacmini büyüttü. Bu da Solana’nın daha fazla benimsenmesini sağladı ve DeFi alanındaki rekabet gücünü artırdı. Jupiter’in Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıJupiter'in kısa ama dolu dolu tarihi, Solana ekosistemindeki yükselişini ve DeFi alanındaki yenilikçi yaklaşımını gözler önüne seriyor. Gelin sırayla neler olduğuna tek tek bakalım:2021: Lansman ve ilk protokol entegrasyonları. Jupiter, Ekim 2021'de Solana blockchaininde resmen faaliyete geçti. Projenin ilk hedefi, Solana’nın varsayılan takas platformu olmak ve en güçlü takas altyapısını kurmaktı. Lansmanla birlikte Raydium, Orca ve Serum gibi Solana’daki önde gelen DEX’lerle entegrasyon sağlandı. Bu entegrasyonlar sayesinde Jupiter, farklı likidite havuzlarındaki en iyi fiyatları toplayabilir hale geldi ve platformun temel işleyişi bu yapının üzerine kuruldu.2022: JUP token planları duyuruldu. Jupiter, 2022 yılı içinde JUP token’ını piyasaya sürmeyi planladığını duyurdu. Bu açıklama, projenin topluluk katılımına ve merkeziyetsiz yönetişime doğru ilerleyeceğinin ilk işaretiydi. JUP token, topluluğun platformun geleceği üzerinde söz sahibi olmasını sağlayacak bir araç olarak tasarlandı.2023: Hacim açısından en büyük Solana tabanlı DEX aggregator’ı haline gelmesi. 2023 yılı boyunca Jupiter, Solana ekosistemindeki en büyük ve en aktif DEX toplayıcısı (aggregator) konumuna yükseldi. Bu dönemde Jupiter, Solana’daki toplam DEX işlem hacminin %50’sinden fazlasını tek başına yöneterek pazarın lideri haline geldi. 2024: Jupiter token airdrop ve merkezi borsalarda listelenme süreci başladı. JUP token’ın heyecanla beklenen ilk airdrop’u Ocak 2024’te gerçekleşti. Bu geniş çaplı dağıtımda, 1 milyar JUP token, 1 milyondan fazla uygun cüzdana gönderilerek erken dönem kullanıcılar ödüllendirildi. Dağıtımın ardından JUP, Bitmart, BingX, CoinDCX, HTX ve Bitrue gibi büyük merkezi borsalarda listelendi ve böylece daha geniş bir yatırımcı kitlesine ulaşmayı başardı.2025 Ocak: 630 milyon dolarlık JUP airdrop’u. 2025’in Ocak ayında, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Solana tabanlı TRUMP tokenını piyasaya duyurmasıyla Solana piyasası oldukça hareketli idi. Jupiter hacmi de bu sebeple rekor kırdı. DeFiLlama verilerine göre yılın ilk ayında Jupiter, 37 milyar dolarlık bir hacim kaydetti. Bu sırada Jupiter ekibi, 630 milyon dolarlık bir JUP airdrop’u gerçekleştireceklerini duyurdu. Jupiter'in işlem hacmi Ocak 2025'te zirve yaptı. Kaynak: DeFiLlama Ocak 2025 “Catstanbul”: Ayrıca Jupiter, ilk büyük konferans etkinliği olan “Catstanbul 2025”i 25-26 Ocak tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirdi. Etkinlikte platforma dair önemli ürün güncellemeleri, gelecek planları ve yeni iş birlikleri duyuruldu. En dikkat çekici anlardan biri ise JUP token arzının %30’unun canlı yayında yakılmasıydı.Haziran 2025: Haziran 2025'te Jupiter DEX yönlendirici, merkeziyetsiz oylama yeteneklerini 2025 sonuna kadar geçici olarak duraklatma kararı aldı.Temmuz 2025: Temmuz 2025 itibarıyla Jupiter, DeFi alanındaki etkisini artırmaya devam ediyor. Haziran 2025 itibarıyla Jupiter, Solana blockchaininde kümülatif işlem hacminde 1 trilyon doları aşarak muazzam bir kilometre taşına ulaştı. JUP token geleceği: Jupiter DAO, 2025 ve 2026 yılları için iki yeni JUP airdrop’u daha planladığını duyurdu. Jupiter Neden Değerli?Jupiter'in Solana ekosistemindeki değeri, sadece bir ticaret platformu olmanın ötesinde. Zira aslında Jupiter, Solana’nın DeFi alanındaki büymesini destekleyen temel yapı taşlarından biri. Kullanıcılara en iyi oranları sunmasının yanı sıra, likiditeyi tek bir çatı altında topluyor, işlem deneyimini sadeleştiriyor ve yeni nesil ticaret araçlarını herkes için erişilebilir kılıyor. Şimdi gelin, Jupiter’i değerli kılan tüm önemli özelliklerine bakalım:Solana'daki en aktif ve güçlü DEX aggregator’ıJupiter, Solana’daki en aktif ve baskın DEX yönlendirici konumunda. Ağdaki toplam DEX işlem hacminin %50’sinden fazlasını tek başına yöneten platform, Haziran 2025 itibarıyla 1 trilyon doları aşan toplam hacme ulaşarak liderliğini perçinledi. Kullanıcılar için bu ne anlama geliyor? Daha iyi fiyatlar, daha düşük slippage (kayma) ve her zaman verimli işlemler. Jupiter’in akıllı yönlendirme algoritmaları, büyük işlemlerde bile fiyat değişimini en aza indiriyor. Ayrıca bu işlem hacmi ve kullanıcı ilgisi, güçlü bir ağ etkisi yaratıyor: Platformu kullanan arttıkça likidite artıyor, bu da daha iyi oranlara ve daha fazla kullanıcıya yol açıyor. Solana'daki DEX'ler. Kaynak: Solana Nation Popüler Solana cüzdanlarıyla kolay entegrasyonJupiter, Phantom, Backpack ve Solflare gibi Solana ekosisteminin en popüler cüzdanlarıyla sorunsuz entegre çalışıyor. Bu da kullanıcıların cüzdanlarını kolayca bağlayıp hızlıca işlem yapabilmesini sağlıyor. Ayrıca Jupiter’in sunduğu API’ler sayesinde farklı dApp’ler, cüzdanlar ve projeler de platformun altyapısından faydalanabiliyor.En iyi fiyatı bulmak için otomatik karşılaştırmaJupiter’in güçlü yönlerinden biri de gelişmiş yönlendirme motoru. Bu sistem, Solana üzerindeki Raydium, Orca, Serum gibi birçok DEX’i anlık olarak tarıyor ve hangi platformda en iyi fiyat varsa onu buluyor. Üstelik, büyük işlemlerde slippage etkisini azaltmak için takasları birden fazla rotaya bölerek daha verimli sonuçlar sunabiliyor. Kullanıcılar böylece farklı borsaları tek tek kontrol etmeden, her zaman en iyi fiyatla işlem yapmanın keyfini çıkarıyor.Sezgisel arayüz ve düşük işlem ücretleriJupiter, hem yeni başlayanlar hem de tecrübeli yatırımcılar için oldukça kullanıcı dostu bir arayüze sahip. DeFi’nin karmaşık yapısını sadeleştirerek, daha fazla kişinin bu alana adım atmasını kolaylaştırıyor.Solana’nın düşük işlem ücretlerinden yararlanan Jupiter, Ethereum tabanlı DEX’lere kıyasla %40’a varan maliyet avantajı sunuyor. Bu, özellikle sık işlem yapan kullanıcılar için büyük bir artı. Jupiter, diğer DEX'lere yönlendiriyor. Kaynak: Shoal Research Ayrıca platform, sadece basit takas işlemleriyle sınırlı değil. Limit emirleri, DCA (dolar maliyet ortalaması) stratejileri ve sürekli vadeli işlemler gibi gelişmiş araçlar da tek bir arayüzde sunuluyor. Yani kullanıcılar farklı platformlar arasında geçiş yapmadan, ihtiyaç duydukları her şeye Jupiter üzerinden ulaşabiliyor.Jupiter'in temel özellikleri ve çalışma mekanizmasıJupiter, Solana üzerindeki en kapsamlı DeFi platformlarından birine dönüştü. Artık yalnızca token takası yapmakla kalmıyor; kullanıcıların farklı ticaret stratejilerini hayata geçirebileceği, zincirler arası işlemler yapabileceği ve hatta faizsiz kredi gibi gelişmiş finansal araçlara erişebileceği tam donanımlı bir altyapı sunuyor. Platformun kalbinde elbette takas (swap) özelliği yer alıyor. Kullanıcılar, Solana’daki farklı DEX’lerden likidite toplayan bu sistem sayesinde, en iyi fiyat oranlarına ve minimum kaymaya (slippage) ulaşabiliyor. Raydium, Orca ve Serum gibi platformlardan gelen likidite, kullanıcıların daha avantajlı işlemler yapmasına imkân tanıyor. Ayrıca swap işlemleri sırasında, yönlendirme tercihleri gibi ayarlarla işlem kişiselleştirilebiliyor, bu da kullanıcılara daha fazla kontrol sağlıyor.Jupiter aynı zamanda, merkeziyetsiz ortamda limit emirleri sunarak, geleneksel borsalarda alışık olunan bir deneyimi DeFi alanına taşıyor. Belirli bir fiyat seviyesinden alım ya da satım yapmak isteyen kullanıcılar, piyasayı sürekli takip etmek zorunda kalmadan emirlerini oluşturabiliyor. Sistem, zincir üstü fiyatları izleyerek hedef fiyata ulaşıldığında işlemi otomatik olarak gerçekleştiriyor. Hatta yeterli likidite yoksa, işlemi parçalara bölerek daha sorunsuz bir şekilde tamamlıyor.Dolar maliyet ortalaması (DCA) stratejisini benimseyen kullanıcılar için de Jupiter oldukça kullanışlı. Belirli bir tutarı zamana yayarak otomatik alım/satım işlemleri yapmak mümkün. Bu özellik, özellikle kripto piyasalarındaki dalgalanmalara karşı riski azaltmak isteyenler için oldukça değerli. Örneğin, bir kullanıcı her gün belirli bir miktar SOL alarak yatırımını zamana yayabilir ve böylece piyasanın iniş çıkışlarını daha dengeli karşılayabilir.Platformun sunduğu bir diğer önemli özellik ise köprü (bridge) desteği. Kullanıcılar farklı blockchainler arasında token transferlerini hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirebiliyor. Jupiter, Mayan Finance, Debridge ve Wormhole gibi çeşitli köprü çözümlerini entegre ederek, en verimli ve uygun maliyetli transfer rotasını otomatik olarak belirliyor. Bu sayede zincirler arası etkileşim oldukça basitleşiyor.Daha ileri düzey yatırımcılar için sunulan kalıcı vadeli işlemler (perpetuals) de Jupiter’in dikkat çeken özelliklerinden. Solana üzerinde çalışan bu sistem, 100 kata kadar kaldıraç sunarak profesyonel traderlara gelişmiş işlem seçenekleri sağlıyor. Aynı zamanda platform, kendi likidite havuzunu (JLP Pool) da barındırıyor. Kullanıcılar tokenlarını bu havuza kilitleyerek likidite sağlar, karşılığında işlem ücretlerinden gelir elde ederler. Bu da hem platformun işlem hacmini destekliyor hem de kullanıcıya pasif gelir fırsatı sunuyor.Jupiter’in Kurucusu Kim?Jupiter’in arkasındaki ekip ve benimsediği merkeziyetsiz yönetişim yaklaşımı, projenin karakterini şekillendiren en önemli unsurlardan biri. Platform, “Meow” takma adıyla bilinen anonim bir kişi ve anonim bir ekip tarafından başlatıldı. Kripto dünyasında anonim ekipler pek çok projede karşımıza çıkıyor ve bu yaklaşım genellikle merkeziyetsizlik felsefesiyle uyumlu kabul ediliyor. Jupiter örneğinde de, ekip doğrudan tanıtılmasa da ortaya koydukları teknik başarılar ve projeyi Solana’daki en büyük DEX yönlendiricisine dönüştürmeleri, ciddi bir uzmanlık barındırdıklarını gösteriyor. Ayrıca kim olduklarını açıklamamalarına rağmen, şeffaf airdrop politikaları, düzenlenen etkinlikler (örneğin Catstanbul 2025) ve net bir yol haritası sayesinde toplulukla güven temelli bir ilişki kurmayı başardılar.Jupiter’in gelişim süreci tamamen topluluk odaklı ilerliyor.. Jupiter DAO, yani merkeziyetsiz otonom organizasyon, bu süreçte çok önemli bir rol üstleniyor. Platformun sadık topluluğu, kendilerini “Space Catdets” olarak adlandırıyor.Tüm bu yapı, güçlü bir merkeziyetsiz yönetişim ilkesi üzerine kurulu. JUP token, aynı zamanda yönetişimde söz hakkı sağlayan bir araç olarak konumlanıyor. Token sahipleri, Jupiter DAO aracılığıyla protokol yükseltmelerinden yeni proje lansmanlarına, hibe dağıtımlarından token emisyon programlarına kadar birçok konuda oy kullanabiliyor. Ancak daha önce de belirttiğimiz üzere Jupiter DEX, Haziran 2025'te DAO'nun oylama yeteneklerini 2025 sonuna kadar geçici olarak duraklatma kararı aldı.Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Bu bölümde, kullanıcıların Jupiter ve JUP token hakkında en çok merak ettiği soruları yanıtlayacağız.Jupiter nedir ve ne işe yarar?: Jupiter, Solana blockchaini üzerinde çalışan bir merkeziyetsiz borsa (DEX) toplayıcısıdır. Temel amacı, kullanıcılara Solana ekosistemindeki farklı DEX'lerden en uygun token takas oranlarını sağlamaktır. Aynı zamanda limit emirleri, DCA, köprüleme ve sürekli vadeli işlemler gibi gelişmiş DeFi araçları sunarak Solana'da tam yığın bir finansal platform görevi görür.JUP coin nedir, ne zaman dağıtıldı?: JUP, Jupiter protokolünün yerel yönetişim token'ıdır. Token sahipleri, platformun geleceğiyle ilgili kararlarda oy kullanabilirler.1 İlk JUP airdrop'u Ocak 2024'te gerçekleşti ve 1 milyar token dağıtıldı. 9 Ocak 2025'te ise ikinci airdrop (Jupuary) ile 700 milyon JUP daha dağıtıldı ve 2026 için de planlar bulunmaktaJupiter hangi borsaları tarar?: Jupiter, Solana tabanlı birçok merkeziyetsiz borsadan (DEX) ve otomatik piyasa yapıcıdan (AMM) likidite toplar. Bunlar arasında Raydium, Orca ve Serum gibi önde gelen Solana projeleri bulunmakta. Birçok platformu desteklediği için büyük bir merkeziyetsiz borsa karşılaştırma aracı haline geldi.Solana’da neden Jupiter tercih ediliyor?: Jupiter, Solana'nın yüksek hızı ve düşük işlem ücretlerinden tam olarak faydalanır. Kullanıcılara birden fazla DEX arasında en iyi fiyatı otomatik olarak bulma, kaymayı minimize etme ve limit emirleri, DCA gibi gelişmiş araçları tek bir arayüzde sunma yeteneği sayesinde tercih edilir. Solana'daki tüm DEX işlem hacminin %50'sinden fazlasını yönetmesi, lider konumunu pekiştirir.Jupiter’in merkeziyetsizlik seviyesi nedir?: Jupiter, JUP yönetişim token aracılığıyla topluluk odaklı ve merkeziyetsiz bir yönetişim modeli benimsemiştir. Token sahipleri DAO aracılığıyla önemli kararları oylayabilir. Ancak, Haziran 2025'te DAO oylamasının 2025 sonuna kadar geçici olarak duraklatılması kararı alınmıştır.Jupiter ile swap yapmak güvenli mi? Jupiter ile swap yapmak güvenli mi sorusunun cevabı genellikle evettir. Platform non-custodial'dır, yani fonlarınızı asla elinde tutmaz; işlemler doğrudan cüzdanınızdan gerçekleşir. Kodu açık kaynaklıdır ve düzenli güvenlik denetimlerinden geçer. Ancak, her zaman resmi bağlantıları kullandığınızdan ve kimlik avı dolandırıcılıklarına karşı dikkatli olduğunuzdan emin olmanız önemli. Her yatırımcı, kendi araştırmaları doğrultusunda yatırım yapmalıdır. Jupiter ve JUP token hakkındaki gelişmeleri yakından takip etmek için JR Kripto içerik serimizi inceleyin.

Kripto para piyasasında kurumsal aktörlerin etkisi giderek artarken, Ripple'dan gelen yeni bir adım sektördeki dengeleri değiştirebilir. ABD’nin en eski bankası olan Bank of New York Mellon (BNY Mellon), Ripple’ın ABD doları destekli stablecoin’i RLUSD’nin rezerv varlıklarının birincil saklama kuruluşu olarak seçildi. Ripple, BNY Mellon’u seçtiRipple, RLUSD’yi 2024 Aralık ayında piyasaya sürerek ABD merkezli stablecoin yarışına resmen dahil olmuştu. Bu kapsamda Ripple, ABD’de ulusal banka lisansı ve Federal Rezerv’den ana hesap (master account) almak üzere başvuruda bulundu. BNY Mellon’un RLUSD rezervlerinin saklanmasındaki rolü, Ripple’a kurumsal güvenilirlik kazandırmakla kalmayıp aynı zamanda düzenleyici gerekliliklerin karşılanmasında da önemli avantajlar sunuyor. Bankanın küresel varlık hizmetlerinden sorumlu yöneticisi Emily Portney, “BNY olarak kripto varlık ekosisteminde uçtan uca farklılaşan çözümler sunmaya kararlıyız. Ripple ile iş birliğimiz, finansın geleceğine olan inancımızı yansıtıyor,” ifadelerini kullandı.Ripple ve BNY Mellon ortaklığı, CNBC tarafından “stablecoin yazı” olarak adlandırılan bir dönemin parçası. Bu dönemde Amazon, Walmart, Apple ve Uber gibi dev şirketlerin kendi stablecoin projeleri üzerinde çalıştıkları bildiriliyor. Trump yönetiminin kripto dostu politikaları ve Kongre’den geçen yeni düzenleyici çerçeveler, özellikle de ABD doları destekli stablecoin’ler için geliştirilen GENIUS Yasası, bu ilgiyi daha da körüklüyor.Stablecoin’ler, fiat para birimlerine sabitli kripto paralar olarak, blockchainin hız ve verimliliğini fiyat istikrarıyla birleştiriyor. Bu yönleriyle, hem tüketiciler hem de kurumlar için cazip ödeme çözümleri sunuyorlar. Özellikle sınır ötesi ödemelerde sundukları düşük maliyetli ve hızlı transfer imkânı, kurumsal aktörleri stablecoin çözümlerine yöneltiyor.Ripple’ın ABD stratejisi güçleniyor13 yıl önce kurulan Ripple, bugüne kadar çoğunlukla XRP token’ı ve kurumsal ödeme ağıyla tanındı. Ancak RLUSD’nin piyasaya sürülmesiyle birlikte şirket, ABD pazarında daha derin bir yer edinme stratejisini netleştirdi. Ulusal banka lisansı ve Fed hesabı başvuruları, Ripple’ın doğrudan merkez bankası altyapısına entegre olma hedefini ortaya koyuyor.BNY Mellon ise kripto sektöründeki faaliyetlerine 2021’de başlamıştı. Bitcoin ve diğer dijital varlıklar için kurumsal hizmetler sunan banka, Ripple ile yaptığı bu yeni iş birliğiyle dijital varlık ekosisteminde yeniden dikkatleri üzerine çekti.Brad Garlinghouse, ABD’de önemli bir oturuma katılacakBu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Ripple CEO’su Brad Garlinghouse da 9 Temmuz 2025 günü ABD Senatosu Bankacılık Komitesi’ne ifade vermek üzere Capitol Hill’e gidiyor. “Wall Street’ten Web3’e: Yarın Dijital Varlık Piyasalarını İnşa Etmek” başlıklı oturumda teknopolitik düzenlemeler ve kripto sektörünün geleceği masaya yatırılacak.Garlinghouse, net düzenleyici çerçevelerle inovasyonun hızlandırılabileceğini vurguluyor. Özellikle GENIUS Act (stablecoin düzenlemeleri) ve CLARITY Act (SEC–CFTC yetki çizgisi) gibi tasarıların önemini vurgulayan CEO, bu yasaların “yatırımcının korunmasını ve inovasyonun desteklenmesini sağlayacak akıllı piyasa düzeni” getireceğini belirtiyor.

Dünyanın önde gelen hava yolu şirketlerinden Emirates, kripto para dünyasına güçlü bir adım atmaya hazırlanıyor. Şirket, 2025 yılı itibarıyla müşterilerine uçuş ve hizmet ödemelerini kripto para birimleri ile yapabilme imkanı sunacağını duyurdu. Bu önemli gelişme, Emirates ile küresel kripto platformu Crypto.com arasında 9 Temmuz’da imzalanan Mutabakat Zaptı (MoU) ile resmiyet kazandı.Emirates, kripto para ödemelerini kabul etmeye başlayacakAnlaşma kapsamında, Crypto.com’un ödeme çözümü olan Crypto.com Pay’in Emirates’in küresel ödeme altyapısına entegre edilmesi planlanıyor. Bu sayede milyonlarca Emirates müşterisi, uçak biletlerinden ek hizmetlere kadar birçok işlemi Bitcoin, Ethereum ve diğer kripto paralarla gerçekleştirebilecek.Emirates’in Ticari Operasyonlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Adnan Kazim, bu adımın hem müşteri deneyimini modernize etmek hem de dijital finans alanındaki yenilikleri yakalamak adına stratejik bir karar olduğunu belirtti. Kazim, “Bu stratejik hamle, Dubai’nin finansal inovasyonda öncü olma vizyonuyla uyumlu bir şekilde, müşterilerimize daha fazla esneklik ve ödeme seçeneği sunma hedefimizi yansıtıyor” dedi. Dubai, son yıllarda kripto ve blockchain alanında attığı adımlarla “dünyanın kripto başkenti” olma yolunda ilerliyor. Gerek yasal düzenlemeler gerekse özel sektör iş birlikleriyle desteklenen bu vizyon, Emirates-Crypto.com ortaklığıyla da pekişti. Konuya dair detaylara yer verilmese de, yapılan açıklamalara göre bu iş birliği, yalnızca ödeme seçeneklerini çeşitlendirmekle kalmayacak; aynı zamanda geniş çaplı pazarlama kampanyalarıyla kripto paraların benimsenmesini teşvik edecek.Crypto.com Başkanı ve COO’su Eric Anziani ise yaptığı açıklamada, Emirates ile imzalanan bu MoU’nun günlük kripto kullanımı adına önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. “Emirates gibi küresel çapta etkili bir ortakla çalışmak, kripto para sektörüne büyük bir ivme kazandıracaktır. Bu entegrasyon sayesinde hem Crypto.com hem de Emirates, müşterilerine gerçek anlamda yenilikçi finansal çözümler sunabilecek,” ifadelerini kullandı.Hâlihazırda 80 ülkede 148 havaalanına hizmet veren Emirates, bu hamlesiyle seyahat ve havacılık sektöründe kripto parayla ödeme kabul eden öncü şirketlerden biri olmaya hazırlanıyor. Daha önce emlak ve telekomünikasyon gibi sektörlerde gördüğümüz kripto entegrasyonu, artık hava yolu taşımacılığı gibi geleneksel sektörlere de sıçrıyor.

Blockchain ekosisteminin önde gelen isimlerinden Polygon, yarın, 10 Temmuz'da gerçekleşecek olan Heimdall v2 yükseltmesi/güncellemesiyle önemli bir dönüm noktasına hazırlanıyor. Bu yükseltme, Polygon PoS ağının 2020'deki lansmanından bu yana gerçekleştirilen en karmaşık hard fork olarak tanımlanıyor ve ağın performansında devrim niteliğinde iyileşmeler vaat ediyor. Yükseltme beklentisiyle birlikte, Polygon'un yerel token'ı POL, son 24 saatte yüzde 10’un üzerinde değer kazanarak dikkatleri üzerine çekti.Heimdall v2: İşlem kesinliği hız kazanacakHeimdall v2 yükseltmesinin temel hedefleri arasında, ağın yaklaşık beş saniyeye düşürülmesi hedeflenen işlem kesinlik süresi (finality) ve 2018-2019 döneminden kalan teknik borçların ortadan kaldırılması yer alıyor. Polygon Vakfı CEO'su Sandeep Nailwal, X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı açıklamada, bu yükseltmenin Polygon PoS'un kurulduğu 2020'den bu yana gördüğü "en teknik olarak karmaşık hard-fork" olduğunu belirtti. Finalite süresinin kısalması, kullanıcılar için işlemlerin çok daha hızlı ve güvenli bir şekilde onaylanması anlamına geliyor. Bu durum, özellikle DeFi (Merkeziyetsiz Finans) ve GameFi (Oyun Finansı) gibi alanlarda kullanıcı deneyimini önemli ölçüde iyileştirecek.POL token yükselişteHeimdall v2 yükseltmesi haberlerinin etkisiyle POL token fiyatı, son 24 saatte yüzde 10’luk bir artışla 0,20 dolardan işlem görerek 1,8 milyar dolarlık piyasa değerine ulaştı. Polygon'un daha önceki açıklamalarına göre, ana ağdaki komut dosyası yürütme süresinin (olası sorun giderme veya hazırlık hariç) yaklaşık 30 dakika sürmesi bekleniyor. Bu kısa süreli kesinti, ağın uzun vadeli sağlığı ve performansı için önemli bir adım olarak görülüyor. Nailwal, yükseltme öncesinde doğrulayıcılara önemli bir çağrıda bulunarak, çoğunun zaten yükseltme yaptığını ancak yapmayanların erkenden test etmelerini, haberi yaymalarını ve herhangi bir sorunla karşılaşmaları durumunda kendileriyle iletişime geçmelerini istedi. Doğrulayıcıların sorunsuz bir geçiş için hazırlıklı olmaları, yükseltmenin başarısı için kritik öneme sahip.Heimdall v2'nin getireceği yenilikler arasında, Cosmos SDK (v0.50.13 tabanlı) ve CometBFT (v0.38.17 tabanlı) için bir çatallanmanın kullanılması gibi teknik detaylar da bulunuyor. Bu değişiklikler, Polygon PoS'un temelini oluşturan konsensüs katmanını modernize ederek ağın verimliliğini ve ölçeklenebilirliğini artırmayı hedefliyor. Ayrıca, yükseltme ile birlikte ağdaki blok süresinin 5-6 saniyeden yaklaşık 2 saniyeye düşürülmesi ve finalite süresinin 90 saniyeden 4-6 saniyeye gerilemesi bekleniyor.

Solana, hızlı işlemleri, düşük maliyetleri ve canlı geliştirici topluluğuyla kripto dünyasında parlayan bir yıldız haline geldi. Bu hareketli ekosistemde öne çıkan projelerden biri de Jito (JTO). Sadece bir likit staking protokolü olmanın ötesine geçen Jito, Solana’daki MEV (Maksimum Çıkarılabilir Değer) sorununa odaklanıyor ve daha adil bir yapı sunmayı hedefliyor. Böylece, yalnızca bireysel yatırımcılara değil, tüm Solana ağına katkı sağlayan önemli bir altyapı katmanı haline geliyor.Bu rehberde, Jito'nun ne işe yaradığından nasıl çalıştığına, likit staking ve MEV gibi kavramlardan protokolün gelişimine ve gelecek potansiyeline kadar pek çok konuyu ele alacağız. Eğer siz de Solana üzerinden pasif gelir elde etmek ya da ekosistemin yönetişim süreçlerine katılmak istiyorsanız, bu yazı tam size göre.Jito’nun Tanımı ve Ortaya ÇıkışıJito, Solana ağı üzerinde çalışan ve hem likit staking hem de MEV altyapısı sunan yenilikçi bir protokoldür. Blockchain dünyasında Maksimum Çıkarılabilir Değer (MEV), hem bir fırsat hem de tartışmalı bir konu. Doğrulayıcılar, işlemleri bloklara eklerken sıralamayı kendi lehlerine manipüle edebilir. Bu da arbitraj fırsatları, tasfiyeler ve hatta “sandwich saldırıları” gibi tekniklerle ekstra gelir elde etmelerine neden olur. Ancak bu durum, özellikle Solana gibi yüksek işlem hacmine sahip ağlarda spam artışına ve ağ tıkanıklığına yol açabiliyordu.Jito, bu sorunu çözmek için özel bir MEV altyapısı geliştirdi. Bu sistemin merkezinde, Solana Labs’ın istemcisinin geliştirilmiş versiyonu olan Jito-Solana doğrulayıcı istemcisi yer alıyor. Bu istemci, MEV gelirlerini verimli ve şeffaf bir şekilde işlemek için ek işlevler sunuyor.Bu sistem sayesinde kullanıcılar, SOL token’larını stake ederken aynı zamanda bu varlıkların likiditesini de koruyabiliyor. Geleneksel staking sistemlerinde token’lar belirli bir süre boyunca kilitlenir ve bu süreçte kullanılamaz hale gelir. Jito ise bu sınırlamayı ortadan kaldırarak, stake edilen varlıkların DeFi ekosisteminde teminat olarak kullanılmasına ya da ek kazanç fırsatlarında değerlendirilmesine olanak tanır.Jito’nun sunduğu likit staking token’ı olan jitoSOL, bu yapının merkezinde yer alır. Kullanıcılar SOL’larını Jito aracılığıyla stake ettiklerinde, karşılığında jitoSOL alırlar. Bu token yalnızca geleneksel staking ödüllerini değil, aynı zamanda MEV gelirlerini de otomatik olarak biriktirir. Bu sayede jitoSOL’un değeri zamanla SOL karşısında sürekli artar. Yani cüzdanınızdaki jitoSOL miktarı sabit kalsa da, her bir jitoSOL’un temsil ettiği SOL miktarı zamanla büyür. Bu mekanizma, Jito’yu diğer likit staking çözümlerinden ayıran en önemli farklardan biri olarak öne çıkar ve “jitoSOL nedir?” sorusuna oldukça net bir yanıt verir. Jito: Sistem Nasıl Çalışıyor? Kaynak: Docs.Jito Jito’nun bir diğer önemli hedefi ise Solana ağındaki doğrulayıcıların performansını artırmak ve MEV fırsatlarını şeffaf bir şekilde yönetmek. MEV, blok üreticilerinin, yani doğrulayıcıların, işlemleri sıraya koyma ya da dahil etme biçiminden elde edebileceği maksimum kazancı ifade ediyor. Jito, bu kazancı sadece doğrulayıcılarla sınırlı tutmak yerine, adil bir şekilde staker’lara da dağıtarak hem kullanıcıyı ödüllendirir hem de ağ sağlığına katkı sağlar. Aynı zamanda spam işlemleri azaltarak Solana’daki tıkanıklığı önlemeye yardımcı olur. Bu yönüyle Jito, Solana ekosisteminde verimliliği artıran bir protokol olarak görülmekte.Jito, 2021 yılında Jito Labs tarafından geliştirildi ve o zamandan bu yana sağlam bir teknolojik altyapı ve ürün geliştirme sürecinden geçti. Bilindiği gibi pek çok kripto projesi hızlıca token çıkarıp piyasaya girmeyi tercih ediyor, ancak Jito için durum bu değil. Zira, Jito, 2021’de kurulup JTO token’ını ancak 2023 sonunda tanıtabildi. Yani, projenin olgunlaşması için zaman harcandı. 2023 sonunda tanıtılan JTO token’la birlikte yönetişim modeli de devreye girdi.Jito’nun MEV ödüllerini staker’lara dağıtması ise klasik staking’in ötesinde bir değer önerisi sunuyor. Bu sayede hem kullanıcı katılımı hem de likidite artıyor. Yani bu sistem, yalnızca pasif gelir elde etmek isteyenler için değil, DeFi ekosisteminde daha aktif olmak isteyen kullanıcılar için de oldukça cazip. “Çift katmanlı getiri” modeli sayesinde Jito, rakiplerinden ayrışıyor. Bu da doğrudan Jito’nun Toplam Kilitli Değer’ine (TVL) ve pazar payına olumlu yansıyor.Jito’nun Tarihçesi: Önemli Dönüm NoktalarıJito Labs, 2021 yılında Lucas Bruder ve Zanyar Sherwani tarafından kuruldu. Proje, daha en başından itibaren güçlü bir finansal destekle yola çıktı. Aralık 2021’de 2.1 milyon dolarlık bir tohum yatırım (Seed) alırken, 2022’nin Ağustos ayında Multicoin Capital, Framework Ventures ve Alameda Research gibi kripto dünyasının önde gelen isimlerinden 10 milyon dolarlık bir Seri A yatırımı topladı. Jito’nun likit staking çözümü, Solana popülaritesiyle hızlıca benimsendi. Aynı yılın Eylül ayında, Jito ağı 200 doğrulayıcıya ulaştı ve stake edilen SOL’ların %15’inden fazlasını kapsar hale geldi. 2023 Şubat ayına gelindiğinde, Jito’nun MEV altyapısı Figment gibi büyük doğrulayıcılar tarafından aktif olarak kullanılmaya başlandı. Aynı dönemde hem teknik altyapının (MEV) hem de yönetişim modelinin (JTO token) devreye alınması da dikkat çekti. Bu yaklaşım sayesinde kullanıcılar teknik avantajlar kazanmanın yanı sıra, yönetişim süreçlerine katılarak protokolün geleceğinde de söz sahibi olabiliyor.JTO token, 7 Aralık 2023’te resmen piyasaya sürüldü. Bu lansmandan önce, 25 Kasım’da sona eren kapsamlı bir “Jito Airdrop” kampanyası düzenlendi. Toplam arzın %10’u, yani 100 milyon JTO, topluluğa dağıtıldı. Airdrop’tan faydalananlar arasında jitoSOL tutanlar, DeFi protokollerinde jitoSOL kullananlar ve Jito’nun MEV istemcisini işletenler yer aldı.2025’e gelindiğinde, jitoSOL’un DeFi protokollerinde teminat olarak kullanımı iyice yaygınlaştı. 2024 yılında Solana DeFi ekosistemi toparlanarak 3.8 milyar dolarlık bir TVL’ye ulaştı ve bu yükselişte jitoSOL’un katkısı büyük oldu. 1 Temmuz 2025’te Jito Foundation, Anchorage Digital ile önemli bir stratejik ortaklık kurdu. ABD’de federal düzeyde yetkilendirilmiş ilk kripto bankası olan Anchorage üzerinden jitoSOL’un saklama, basım ve geri alım işlemleri desteklenmeye başladı. Bu sayede jitoSOL, kurumsal benimsenme açısından büyük bir adım atmış durumda. Jito Neden Değerli?Jito'nun değeri, sunduğu yenilikçi özellikler ve Solana ekosistemine sağladığı katkılarla oldukça açık bir şekilde karşımıza çıkıyor. Aşağıdaki başlıklarda, Jito’yu değerli yapan maddeleri özetledik:Çift katmanlı getiri ve likiditeJito, kullanıcılara geleneksel staking ödüllerinin yanı sıra MEV getirileri de sağlayarak çift katmanlı bir kazanç modeli sunuyor. Bu, stake edilen SOL'un pasif gelir potansiyelini önemli ölçüde artırıyor. Ayrıca, jitoSOL aracılığıyla stake edilmiş SOL'un likiditesini korur. Bu, "staking + likidite çözümü" arayan kullanıcılar için kritik bir avantaj, zira varlıklarını kilitli tutmak yerine DeFi protokollerinde teminat olarak kullanabilir veya ek getiriler için değerlendirebilirler. Bu esneklik, Jito'yu Solana DeFi ekosisteminde merkezi bir oyuncu haline getiriyor ve "JTO coin ne işe yarar" sorusunun temel yanıtlarından birini oluşturur.Merkeziyetsiz ve şeffaf MEV yönetimiJito, Solana’daki MEV yönetimini daha merkeziyetsiz, şeffaf ve katılımcı bir modele dönüştürme konusunda öncü bir rol üstleniyor. Geliştirdiği Block Engine ve Bundle sistemleri sayesinde, MEV fırsatları açık artırma yoluyla yakalanıyor ve bu gelirler adil bir şekilde staker’lara dağıtılıyor. Aynı zamanda ağdaki spam ve tıkanıklık da azaltılıyor. Bu mekanizma, Jito’yu “Solana MEV protokolü” açısından öne çıkaran önemli bir yenilik. Jito’nun MEV sisteminin üç ana bileşenini şu şekilde inceleyelim:Bundles (İşlem Paketleri): MEV arayıcıları (searcher’lar), "ya hep ya hiç" prensibiyle yürütülmesi gereken işlemleri paketler halinde Jito’ya gönderiyor. Paketlerin içine bahşiş (tip) ekleyerek, işlemlerinin öncelik kazanmasını sağlayabiliyorlar. Bu yöntem, ağdaki işlem verimliliğini artırırken tıkanıklığı da azaltıyor.Block Engine (Blok Motoru): Bu sistem, MEV arayıcılarıyla doğrulayıcılar arasında zincir dışı bir açık artırma alanı oluşturuyor. Her paket kombinasyonu simüle edilerek, en yüksek değeri sunanlar seçiliyor ve bunlar bir sonraki bloğa dahil ediliyor. Böylece Solana’nın blok alanı daha verimli kullanılıyor, aynı zamanda kötü niyetli MEV yöntemleri engellenmiş oluyor.Relayer (Aktarıcı): Bu bileşen, işlemleri bağımsız bir sunucuda doğrulayıp filtreleyerek doğrulayıcıların yükünü azaltıyor. Ardından doğrulanmış işlemleri Block Engine’e ve doğrulayıcılara iletiyor.Bu sistemin en önemli yönlerinden biri, doğrulayıcı ödül paylaşımı. Jito, MEV’den elde edilen geliri sadece doğrulayıcılarla değil, aynı zamanda bu doğrulayıcılara stake eden kullanıcılarla da adil bir şekilde paylaşıyor. Bu sayede doğrulayıcılar performans açısından teşvik ediliyor ve stakerlar yatırımlarından daha fazla getiri elde ediyor.Buna ek olarak yakın zamanda Jito Labs, sandwich saldırılarını önlemek amacıyla mempool hizmetlerini geçici olarak durdurdu. Bu karar, kısa vadede bazı gelirlerden feragat edilmesine neden olsa da, uzun vadede ağın sağlığına önem verilmesi ile dengelendi. JTO token özellikleri ve yönetişimiJTO token, Jito protokolünde yönetişimi sağlayan temel araçtır. “JTO yönetişim token” sahipleri; protokol parametreleri, ücret yapısı, hazine kullanımı ve doğrulayıcı seçimi gibi önemli konularda karar alma süreçlerine katılabilir. JTO token, Jito Network’ün yerel yönetişim token’ıdır ve platformun geleceğini şekillendirmede önemli bir rol üstlenir. “Jito token nedir?” ve “JTO coin ne işe yarar?” gibi soruların yanıtı, bu token’ın topluluğa sunduğu karar alma yetkilerinde gizli. JTO sahipleri, Jito DAO (Merkeziyetsiz Otonom Organizasyon) aracılığıyla protokol üzerindeki kritik kararlarda söz sahibi olabilir. Bu kararlar arasında şunlar yer alır:Protokol güncellemeleri: Jito’nun altyapısında yapılacak değişiklikler ve iyileştirmeler için oy kullanma.Ücret yapısı ayarlamaları: JitoSOL staking havuzu ve (re)staking ağı üzerindeki ücret oranlarının belirlenmesi.Hazine yönetimi: DAO’nun elindeki JTO hazinesinin ve JitoSOL’dan elde edilen ücretlerin nasıl kullanılacağına dair yönlendirmelerde bulunma.Delegasyon stratejileri: StakeNet programlarının nasıl işleyeceği ve hangi doğrulayıcılara öncelik verileceği gibi konularda karar alma.Protokol parametreleri: Ağın genel performansını etkileyen diğer teknik ayarların optimize edilmesi. Jito'daki en son öneriler. Kaynak: Gov.Jito JTO’nun toplam arzı 1 milyar token olarak belirlenmiş durumda. Bu arz, farklı paydaşlara dengeli şekilde dağıtılmış:Topluluk Gelişimi: %34.3Ekosistem Gelişimi: %25Çekirdek Katkıda Bulunanlar: %24.5Yatırımcılar: %16.2Airdrop: %10 (100 milyon JTO) Kaynak: Jito 2023 sonuna doğru yapılan airdrop, 25 Kasım’da sona eren bir puanlama sistemiyle dağıtıldı. jitoSOL tutanlar, jitoSOL’u DeFi protokollerinde kullananlar ve Jito-Solana MEV istemcisi işletenler gibi ağın büyümesine katkı sağlayan kullanıcılar bu dağıtımdan faydalandı. Yatırımcılara ve çekirdek katkıcılara ayrılan token’lar, uzun vadeli taahhüdü teşvik etmek amacıyla vesting programına tabi tutuldu. Bu token’lar, 1 yıllık kilit süresinden sonra 3 yıla yayılacak şekilde kademeli olarak serbest bırakılıyor. Bu sırada, JTO/SOL dahil çeşitli işlem havuzu Solana tabanlı birçok projede aktif:ProjeHavuzRaydiumJTO/SOLRaydiumJTO/SOLOrcaJTO/USDCOrcaJTO/USDCKaminoJitoSOL/JTOKaminoJitoSOL/JTOKaminoJitoSOL/SOLKaminoJitoSOL/JUPMeteoraJitoSOL/JUPMEV ile Solana ekosisteminde lider konum Jito, Solana üzerindeki en büyük likit staking protokollerinden biri olarak öne çıkıyor. Marinade Finance ile birlikte pazarın önemli bir bölümünü elinde tutuyor. Özellikle jitoSOL, Solana ekosisteminin en likit LST’lerinden biri haline geldi. Şubat 2025 itibarıyla, Solana’daki en büyük LST konumuna ulaştı ve yıllık bazda %129’luk bir artışla yaklaşık 3.2 milyar dolarlık TVL'ye (Toplam Kilitli Değer) ulaştı. Yani Jito, “Solana likit staking” pazarında güçlü bir konuma sahip.Jito stake sistemi ve jitoSOLJito’nun stake sistemi, Solana ekosisteminde SOL sahiplerine hem pasif gelir elde etme hem de varlıklarını likidite kaybetmeden değerlendirme imkânı sunuyor. Böylece Jito’nun değerini sağlayan gelişmelerden biri oluyor. Sistem oldukça kullanıcı dostu: SOL token’larınızı Jito’nun stake havuzuna yatırıyorsunuz, karşılığında da jitoSOL adı verilen likit staking token’ını alıyorsunuz. jitoSOL’un en önemli özelliği, değerinin iki farklı ödül kaynağından beslenmesi:Solana staking ödülleri: Doğrulayıcılara dağıtılan klasik staking gelirleri.MEV getirileri: Blok üretimi sırasında ortaya çıkan arbitraj, tasfiye ya da “sandwich saldırısı” gibi işlemlerden elde edilen kazançlar.Jito, bu MEV fırsatlarını toplar ve gelirleri jitoSOL sahiplerine adil şekilde dağıtır. Bu sayede jitoSOL’un değeri, zamanla sürekli olarak SOL’a göre artış gösterir. Yani, cüzdanınızdaki jitoSOL miktarı sabit kalabilir; ancak her bir jitoSOL token’ı, zamanla daha fazla SOL temsil etmeye başlar. Kullanıcılar istedikleri zaman jitoSOL’larını çözüp, ilk yatırdıklarından daha fazla SOL geri alabilirler. Bu da jitoSOL’un bileşik getirili bir yatırım gibi çalışmasını sağlar ve onu uzun vadeli yatırımcılar için oldukça cazip hale getirir. JitoSOL staking ekranı. Kaynak: Jito Jito’nun Kurucusu Kimdir?Jito, 2021 yılında Lucas Bruder ve Zanyar Sherwani tarafından kurulan Jito Labs tarafından geliştirildi. Bu iki isim, Jito’nun ilk vizyonunu oluşturan ve projenin teknik temelini atan kilit figürler. Jito Labs’ın merkezi ABD’nin Virginia eyaletinde, Arlington’da yer alıyor. Ekip, Solana altyapısına hâkim, staking ve MEV konularında uzmanlaşmış geliştiricilerden oluşuyor. Özellikle Zanyar Sherwani’nin liderlik anlayışı ve ekipleri motive etme konusundaki yaklaşımı, Jito Labs’ın başarı hikâyesinde önemli bir yer tutuyor.Bir blockchain projesinin başarısı çoğu zaman arkasındaki ekipte saklıdır. Jito Labs’ın kurucuları ve teknik kadrosu, Solana, MEV ve staking gibi karmaşık alanlarda derin bilgi birikimine sahip.Jito, başından beri açık kaynaklı bir proje olarak geliştiriliyor. Bu sayede dünya genelinden geliştiricilerin katkı sunmasına da olanak tanınıyor. Jito-Solana doğrulayıcı istemcisi, GitHub üzerinden açık şekilde erişilebilir durumda. Açık kaynak kod ve DAO tabanlı yönetişim, Jito’nun zaman içinde hem daha dayanıklı hem de daha esnek bir yapıya kavuşmasını sağlıyor. Kapalı kaynaklı projeler çoğunlukla tek bir ekibin vizyonuna bağlı kalırken, Jito gibi topluluk odaklı projeler, kolektif zekadan ve global katkılardan faydalanarak çok daha hızlı gelişebiliyor.Sık Sorulan Sorular (SSS)Aşağıda, Jito ile ilgili olarak sıkça sorulan bazı sorular ve cevaplarını bulabilirsiniz:Jito nedir ve nasıl çalışır?: Jito, Solana ağı üzerinde çalışan bir likit staking ve MEV altyapı protokolüdür. Kullanıcılar SOL token’larını Jito’ya stake ettiğinde karşılığında jitoSOL alırlar. jitoSOL, yalnızca klasik staking ödüllerini değil, aynı zamanda Jito’nun MEV sisteminden gelen ek gelirleri de biriktirir. Jito, bu MEV fırsatlarını doğrulayıcılar ve arayıcılar arasında şeffaf bir açık artırma sistemiyle yakalar ve elde edilen kârları staker’lara adil şekilde dağıtır. Böylece kullanıcılar hem likiditelerini kaybetmeden staking yapabilir hem de ekstra gelir elde edebilir.jitoSOL nedir, nasıl elde edilir?: jitoSOL, Jito Network’ün likit staking token’ıdır. Kullanıcılar, Solana’nın yerel token’ı olan SOL’u Jito platformunda stake ederek jitoSOL elde eder. Bu token, stake edilen SOL’u temsil eder ve hem staking ödüllerini hem de MEV gelirlerini otomatik olarak biriktirir. Bu sayede, jitoSOL’un değeri zamanla SOL’a karşı artar. Kullanıcılar, ellerindeki jitoSOL’u sadece bekletmekle kalmaz; aynı zamanda bunu DeFi protokollerinde teminat olarak kullanabilir veya likidite havuzlarına ekleyerek ek getiri fırsatlarından da faydalanabilir.JTO token ne işe yarar?: JTO token, Jito Network’ün yerel yönetişim token’ıdır. JTO sahipleri, Jito DAO aracılığıyla protokolün geleceğine yön verecek kararlarda oy kullanma hakkına sahiptir. Bu kararlar arasında stake havuzu ücretlerinin belirlenmesi, hazine yönetimi, delegasyon stratejileri ve protokolde yapılacak teknik güncellemeler yer alır. JTO, Jito’nun topluluk odaklı bir şekilde gelişmesini sağlamak amacıyla tasarlanmıştır. Kullanıcılar yalnızca yatırımcı değil, aynı zamanda aktif karar alıcı olarak da ekosisteme katkıda bulunabilirler.Jito ile Solana’daki diğer staking protokolleri arasındaki fark nedir?: Jito’yu diğer Solana staking protokollerinden ayıran temel fark, likit staking hizmetine ek olarak MEV (Maksimum Çıkarılabilir Değer) optimizasyonuna odaklanmasıdır. Jito, özel olarak geliştirdiği MEV altyapısı, yani Jito-Solana istemcisi, Blok Motoru ve Paketler (Bundles) sayesinde, MEV fırsatlarını verimli bir şekilde yakalar ve bu ek gelirleri staker’lara adil biçimde dağıtır. Marinade Finance gibi diğer büyük protokoller de likit staking hizmeti sunar; ancak Jito’nun MEV merkezli yapısı ve bu geliri toplulukla paylaşma yaklaşımı, projeye benzersiz bir rekabet avantajı kazandırır. Bu fark, özellikle “Jito vs. Marinade” gibi karşılaştırmalarda Jito’nun konumunu açıkça ortaya koyar.Jito’nun MEV sisteminin özelliği nedir?: Jito’nun MEV sistemi, Solana ağındaki MEV işlemlerini daha şeffaf, adil ve verimli bir şekilde yönetmek amacıyla geliştirilmiştir. Bu sistemin merkezinde yer alan Blok Motoru, MEV arayıcılarının işlem paketlerini (bundles) doğrulayıcılara açık artırma yöntemiyle sunmasına olanak tanır. Doğrulayıcılar, kendileri için en kârlı işlem paketlerini seçer ve elde edilen MEV gelirleri, doğrulayıcılar ile onlara stake eden kullanıcılar arasında adil şekilde paylaşılır. Bu yapı yalnızca kazancı artırmakla kalmaz, aynı zamanda ağ tıkanıklığını azaltır ve kullanıcıları zararlı MEV uygulamalarından korur.JTO nasıl alınır, hangi ağda çalışır?: JTO token, Solana blockchaini üzerinde çalışan bir kripto para birimidir. JTO satın almak isteyen kullanıcılar; Binance, Coinbase, Kraken ya da CEX.IO gibi popüler kripto borsalarını tercih edebilir. Bu platformlar genellikle kredi kartı, banka transferi veya e-cüzdan gibi çeşitli ödeme yöntemlerini destekler. Satın alınan JTO token’lar, doğrudan borsa cüzdanında tutulabileceği gibi, daha fazla kontrol ve güvenlik için Solana uyumlu bir gözetimsiz cüzdana (örneğin Trust Wallet) da aktarılabilirSolana ekosisteminde pasif gelir elde etmek ve yönetişime katılmak isteyenler için Jito hakkında kapsamlı içerikler JR Kripto’da sizleri bekliyor.
